Kategoriler
Sizin Köşeniz

Şampiyonlar Neden Emekli Olmamalı?

Herkese merhaba.Yeni bir yazı ile tekrar birlikteyiz.

Son zamanlarda bazı yorumcular griddeki şampiyonlara kafayı takmış durumda. Artık eskisi kadar iyi olmadıklarını düşündüklerinden dolayı ya da başka nedenlerden dolayı onu bilemiyorum. Ben de bu yazımda bu şampiyonların neden bırakmaması gerektiğini yorumlamaya çalışacağım.

Formula 1 yeni kurallarıyla birlikte zaten sıkıcı bir hale bürünmüş durumda. Mercedes dominasyonu ve üstüne araçların seslerinin gitmesi. Hemen her yarışı kimin kazanacağını tahmin edebiliyorsunuz. Podyumu bile tahmin edebiliyorsunuz.

Peki bunların üstüne bir de Alonso, Button, Raikkonen gibi üst düzey şampiyonlar ve onların yanında Massa gibi yarım şampiyonluğu olan üst düzey bir pilotun da gridde olmadığını var sayalım.

Çekilmez bir hal alıyor değil mi?

Bir de bu pilotlar olmadan yarış içinde geçiş hamlelerini düşünelim. Her zaman birbirlerine karşı sert ama çok adil savaşıyorlar. Aralarında milimetreler bile kalsa sürüşlerinden en ufak bir taviz bile vermiyorlar.

Şimdi de yeni jenerasyon pilotları getirelim gözümüzün önüne. Aynısını onlar yapmaya kalksa muhtemelen sonucu kaza olur. Bunun birçok örneğini de zaten gördük. Onların henüz öğreneceği çok şey var. Bunları öğrenirken de şampiyonların pistte olması gerekiyor.

Bahreyn GP’de Alonso’nun yarışamamasının ardından yerine Vandoorne geçmişti. Apar topar uçağa binip Bahreyn’e ulaşan Vandoorne’un araç hakkında tek bildiği şey uçakta okuduğu telemetri verileriydi. Ancak antrenman günü ve yarış vakti geldiğinde Alonso hep yanındaydı ve ona destek oldu. Doğru ayarları bulması konusunda yardımcı oldu. Vandoorne da yarışa çıkıp takımına 1 puan kazandırdı. Formula 1 kariyerindeki ilk yarışında puan almış oldu.

Aynısını Button ya da Raikkonen’in yaşadığını düşünelim. Muhtemelen Alonso’nun yaptığını onlar da yapacaktı. Onlar emekli olmuş olsaydı tecrübesiz pilotlar kimi örnek alarak tecrübe kazanacaktı?

Ya da şu konudan bakabiliriz; Formula 1’de reklam önemlidir. Bu pilotlar emekli olsaydı takımlar kimi transfer edip de marka değerine değer katacaktı?

Her ne kadar yaşları ilerlese de onların gridde olması bile Formula 1’e, yayınlara, reklamlara katkısı çok fazla. Her ne kadar şampiyonluk mücadelesi veremiyor olsalar da, yarış kazanamıyor olsalar da, günü geldiğinde puan bile alamıyor olsalar da onlar çok değerli.

Bir tanesi çifte dünya şampiyonu, iki tanesi de bir kez dünya şampiyonu. Ama şampiyonluklarından fazlasını hak ettikleri kesin. Hele ki şu anda sonradan görme pilotların şampiyon olduğunda nasıl değiştiğini gördüğümüzde…

Yeni bir yazıda görüşmek dileğiyle. Okuyanlara teşekkür ederim.

Kategoriler
Sizin Köşeniz

Takvimden Düşüp Muhteşem Dönen 6 Pist

Gilles Villeneuve Pisti, Kanada, Kanada GP

a29nmQ
Takvimden çıkış: 2009
Geri dönüş: 2010

Yarış takviminin en popüler pistlerinden olan “Gilles Villeneuve” Pisti, her zaman heyecanlı ve tarihi yarışlarla anılan bir pist olmuştur. Tam da bu sebepten dolayı, 2009 yılında pistin takvimden çıkarılması yarışseverlerde büyük hayal kırıklığı yaratmıştı. Bu aynı zamanda, 1958 yılından beri ilk defa bir sezonda Kuzey Amerika’da F1 yarışı koşulmaması anlamına geliyordu.

Neyse ki pist organizatörleri kısa sürede Formula 1 yönetimi ile anlaşmaya vardılar ve 2010 itibarıyla Montreal, tekrar yarış takvimine girdi.

Autodromo Hermanos Rodriguez, Meksika, Meksika GP

vnka9z

Takvimden çıkış: 1970 – 1993
Geri dönüş: 1986 – 2015

1970 yılındaki yarışın 200 bin kişi gibi bir kalabalığı piste çekmesi bile Autodromo Hermanos Rodriguez’i takvimde tutmaya yetmedi. Aslında problem de buydu; Bu kadar çok insanı organizasyon sırasında idare edemeyen pist yönetimi, Formula 1 yönetimi ile anlaşmazlığa düşmüştü.

1986’da yeni bir pist inşa edilmesiyle birlikte Meksika Grand Prix tekrar takvime eklendi. Fakat bir süre sonra yeni pistin de değişen Formula 1 şartları için yetersiz kaldığına karar verildi ve 1993 yılında tekrar takvimden çıkarıldı.

2015 yılında tekrar takvime dönen pist, Hermann Tilke’nin düzenlemesi ile müthiş bir atmosfere kavuştu ve muhteşem bir dönüş daha yaptı. Özellikle stadyum bölgesi tüm taraftarların ve pilotların beğenisini aldı.

Autrodromo Nazionale Monza, İtalya, İtalya GP

1M1p5j

Takvimden çıkış: 1980
Geri dönüş: 1981

Yüksek hızlı bir pist olan Monza, 1980 yılına kadar İtalya’da koşulan bütün yarışlara ev sahipliği yaptı. Fakat eskiyen pist, bir seneliğine tamirat ve bakım işlemleri için kapatılınca 1980 yılındaki yarış Imola pistinde koşuldu.

Monza tekrar takvime döndüğünde ise, iyi performans alınan Imola’da San Marino Grand Prix düzenlenmeye başladı ve İtalyan seyircisi 2006’ya kadar iki yarışa birden ev sahipliği yapma şansına erişti.

Şu sıralarda ise Monza’nın tekrar takvimden düşmesi gündemde.

Autódromo José Carlos Pace, Brezilya, Brezilya GP

qP6ALR

Takvimden çıkış: 1981
Geri dönüş: 1990

Takvime girdikten kısa süre sonra Interlagos, bazı ciddi güvenlik problemleri nedeniyle listeden çıkartıldı ve o süre boyunca Rio de Janeiro’daki Jacarepaguá Pisti kullanıldı. Fakat 1990 yılında 15 milyon dolar harcanarak yenilenen Interlagos muhteşem bir dönüş yaptı ve o tarihten sonra ateşli Brezilya seyircisi ve Senna’nın pisti olarak anıldı.

F1 tarihindeki birçok unutulmaz yarışa ev sahipliği yapan pistte, Senna 1991 yılında ilk defa kendi evinde kazanmış, Lewis Hamilton 2008’de unutulmaz bir son tur zaferine ulaşmış ve 2012’de ise Sebastian Vettel sezon şampiyonluğunu ilan etmişti.

Spa-Francorchamps, Belçika, Belçika GP

NraLPX

Takvimden çıkış: 2003 ve 2006
Geri dönüş: 2004 ve 2007

F1 tarihinde pilotların Monako ile birlikte en sevdiği pist olan Spa, iki defa pist takviminden çıkarıldı ve ikisinde de sebep finansal problemlerdi. Neyse ki kısa sürede sorunlar çözüldü ve 2007 yılından bu yana takvimin en heyecanlı yarışları bu pistte koşuluyor.

Red Bull Ring, Avusturya, Avusturya GP

m1OXB0

Takvimden çıkış: 1987 ve 2003
Geri dönüş: 1997 ve 2014

Avusturya’nın harika doğasının içinde yer alan pist 1970 yılından 1987’ye kadar Österreichring ismi ile Avusturya Grand Prix’ye ev sahipliği yaptı. Daha sonra FIA’nın güvenlik kurallarına uymadığı gerekçesiyle, 6 kilometrelik yüksek hız pisti yarış takviminden çıkartıldı.

1997 yılında A1-Ring ismiyle hizmete açılan daha kısa bir pist inşa edildi ve 2003 yılına kadar yarışlara ev sahipliği yaptı.
2003’ten sonra ilk defa bu yıl F1 takvimine dönen pist, RedBull Ring adını aldı ve tamamen yenilenen modern yapısıyla, en iyi pist olmaya şimdiden aday.

2014 yılında da Mercedes Fabrika Takımı’nın pole pozisyonu kazanamadığı tek pisttir.

Kategoriler
Sizin Köşeniz

Yeni Sezonda Bizleri Neler Bekliyor?

Herkese merhabalar. Yeni bir yazı ile tekrar birlikteyiz.

Bu yazımda geçen sezonun kısa bir özetini ve önümüzdeki sezon bizleri nelerin beklediğini kendi açımdan yorumlamaya çalışacağım.

Geçtiğimiz sezonu Mercedes hakimiyeti altında ve zaman zaman gelen Ferrari galibiyetleri ile noktalamıştık. Renault’nun beklenenin çok altında kaldığını ve McLaren-Honda işbirliğinin ilk yılındaki kâbusu da akıllarda kalanlar.

Şimdi yeni sezonda bizi neler bekliyor ona bir göz atalım.

1-Mercedes
2015 sezonunu yine baskın bir şekilde tamamlayan Mercedes fabrika takımı, şüphesiz 2016 sezonunun da en büyük favorisi. Artık gelişecek fazla alanları yok ama ellerindeki avantaj çok fazla ve bunun kıymetini biliyorlar. Yeni sezonda yine önde olacaklardır ama Ferrari tehdidini de unutmamak lazım.

2-Ferrari
2015 sezonunda kimse Ferrari’nin büyük bir gelişim yapmasını beklemiyordu. Girdikleri yeniden yapılanma ile birlikte taşlar yerine oturmaya başladı. Sezonu 3 galibiyet ve hemen her yarışta podyuma çıkarak tamamladılar. Bu durumdan yola çıkarsak 2016 sezonunda Mercedes’i zorlayabilecek tek takım Ferrari gibi görünüyor.

3-Williams
2015 sezonu sonunda da Williams takımında değişen bir şey olmadı aslında. 2014’ü de 3.sırada tamamlamışlardı. 2015’i de 3.sırada tamamladılar. Mercedes takımından aldıkları 2.sınıf motor ve ellerindeki şasi ile gayet iyi bir iş yaptıkları söylenebilir. 2016 sezonunda da ortalama bir performans göstereceklerini düşünüyorum.

4-RedBull
2014 sezonunda 3 yarış kazanan, Mercedes’e en yakın takım olan RedBull, Renault’nun motorda gelişim gösterememesi nedeni ile 2015 sezonunu galibiyetsiz kapattı. Mükemmel bir şasileri var ama motor için aynı şey söylenemez. 2016 sezonunda Tag Heuer etiketli Renault motoru ile yarışacaklar. Gelişim gösteremezlerse bu kez işler daha da kötü olabilir.

5-Force İndia
Sezona o kadar kötü başlamışlardı ki, kimse onların sezonu 5.sırada tamamlayacağını düşünmüyordu. Harika bir sezon içi gelişimi gösterdiler. Üst sıralarda olan takımların tökezlemesini de çok iyi değerlendirip, takım tarihinin en iyi sezon sonu sıralamasına ulaştılar. 2016 yılında da orta sıraların baş belası takımının Force İndia olacağının garantisini verebilirim.

6-Lotus
Felaket geçen 2014 sezonundan sonra 2015’e Mercedes motoru ile giren Lotus takımı, makul denilebilecek bir başlangıç yaptı. Ancak bitmek bilmeyen borçlar nedeni ile araçta hiç gelişim yapamadılar. Grosjean’ın pilotluk becerileri sayesinde sezonu 6.sırada tamamladılar. Yeni sezonda ise Renault fabrika takımı olarak yarışacaklar. Onlar için bir geri dönüş şansı olabilir. 2016 sezonunda Renault, ön sıralardaki takımlar için bir tehdit olabilir.

7-Toro Rosso
2015 sezonuna Renault motorunun büyük sorunları nedeniyle pek iyi giremediler. Ama RedBull’dan daha iyi oldukları aşikârdı. İki aracında da çaylakları olan takım, makul bir sezon geçirdi. Özellikle Verstappen çok iyi bir iş çıkardı. Ama takım arkadaşı Sainz Jr’ın da sorunlar yaşadığını unutmamak lazım. 2016 sezonunda da Ferrari motoru kullanacaklar. Ama 1 yıl önceki motor olacağı için ancak orta sıralarda mücadele edebileceklerini düşünüyorum.

8-Sauber
Puansız geçen 2014 sezonundan sonra 2015’e tabiri caizse fırtına gibi başlayan takım, İlk yarışlarda sağlam performanslar gösterdi. Bunun en büyük etkisi Ferrari’nin yeni motoruydu. Ama sezon ilerledikçe geri düştüler. Mali sıkıntılar Lotus gibi Sauber’i de etkiledi. 2016 sezonunda yine gerilerde kalacaklarını düşünüyorum.

9-McLaren-Honda
Sezonun en büyük hayal kırıklığı. Yeniden güçlerini birleştirdiği Honda ile birlikte şampiyonluk savaşı beklerken, bir anda kendilerini son sıralarda buldular. Sezon başı 5 saniyelik bir fark vardı. Ama sezon sonuna gelindiğinde bu fark 1.5 – 2 saniyeye kadar düştü. 2016 sezonunun en dikkat çeken takımı olacağı konusunda hiçbir şüphem yok. 2015’in acısını çıkarıp 2016’ya fırtına gibi gireceklerini düşünüyorum.

10-Manor (Marussia)
2014’ün sonunda batan takım, yeni sezona ‘’mucize’’ denilebilecek bir şekilde katılmayı başardı. Modifiye edilmiş 2014 şasisi ve 2014 Ferrari motoru ile tüm sezonu bitiren Manor takımı, 2016 sezonuna ise büyük bir gelişim hedefleyerek girecek. Williams ile teknik ortaklık yapacak ve Mercedes motoru kullanacaklar. Artık en arkadan kurtuluyorlar.

Okuyanlara teşekkür ederim.

Kategoriler
Sizin Köşeniz

Yine, Yeniden Şampiyon Hamilton

2014 sezonunda kazandığı 2.şampiyonlukla birlikte 2015’e fırtına gibi giren Lewis Hamilton, Mercedes’in daha da iyi bir araç üretmesiyle birlikte adeta level atladı. 16 yarış boyunca öylesine rahattı ki, takım arkadaşı Rosberg’i pist üstünden sildi. Diğer rakiplerini hesaba bile katmaya gerek yok.

Ama burada Sebastian Vettel’e de ayrı bir parantez açacağım. Her ne kadar Hamilton için yazsam da. Mercedes’in baskın olamadığı pistlerde, her zaman geriye kalanların en iyisi konumunda olan ve önüne gelen fırsatları hiç tepmeden 3 yarış kazanan Alman disiplinli Sebastian Vettel. Belki birçoğumuzun; ”acaba altında en iyi araçta olmadığında neler yapacak?” sorusuna bu yıl cevabı verdi. Ve o da aynı şekilde takım arkadaşı Raikkonen’i, geçen yıl Alonso’nun yaptığı gibi pist üstünden sildi. Raikkonen’in yaşadığı sorunlar olmasaydı neler olurdu derseniz, 50 puan daha az fark olurdu tahminimce.

Tekrar Hamilton’a dönelim.

Hamilton mükemmel konsantrasyonu ile şampiyonluğu sonuna kadar hak etti. Daha bitime 3 yarış kala 10 zaferi bulunmasına karşın, pit duvarının yüzünden yanlış strateji ile 2 galibiyeti de hediye etmiş oldu. Ama tüm bunlara rağmen hiçbir şekilde mücadeleden geri kalmayan, rakiplerini ezip geçen bir Hamilton izledik. Geçen yılki dağınık görüntüsü bu sezon tam tersine döndü. Sıralamalarda Rosberg’i paramparça etti. Geçen yıl Rosberg sıralamalarda daha üstündü oysa.

Açıkçası bu sezon Rosberg’de de ”ikinci” pilotluğu kabul etmiş bir görüntü sezdim. Hamilton’a ayak uyduramadı birkaç yarış dışında. Ama bunda Hamilton’ın payı çok büyük. Bütün hafta sonlarında daha ilk antrenmandan belli etti onunla başa çıkılamayacağını.

Belki de bu sezon 2008 dışında ilk kez Hamilton’da görmediğimiz bir konsantrasyon ve istek gördük. Senna’nın 3 şampiyonluğunu yakalamayı öyle çok istiyordu ki, sonunda bunu elde etti. İdolüm, kahramanım dediği kişiyle aynı şampiyonluk sayısını yakaladı. Zaferlerde de onu geçmiş oldu.

Kutlu olsun şampiyon! Şimdi sıra dördüncü şampiyonlukta…
(Tabii gelecek yıl hayatı senin için zorlaştırabilecek birisi çıkmazsa 🙂 )

Mutlu günler 🙂

Kategoriler
Sizin Köşeniz

McLaren Honda Bilmecesi ve Sezonun Gidişatı 2

Yazımın devamında tekrar sizlerleyim.

Gelelim Monza’ya… Hayal kırıklığı ile geçen Spa’dan sonra McLaren pilotları burada daha iyi olacaklarını söyleseler de ümitli değillerdi. Nitekim bekledikleri gibi de oldu. Startta 9 ve 12.sıralara çıksalar da yarışın ilerleyen turlarında kazandıkları sıraları birer birer geri verdiler. Honda’nın güç ünitesi o kadar kötüydü ki düzlüklerde nefesi kesiliyordu. Rakipleri yanlarından tur bindirir gibi geçiyordu. Taraftarlar için tam bir hayal kırıklığı!

Durum o kadar vahim ki Alonso fanlarından bazıları bu görüntüleri görmemek için yarışları izlemiyormuş! Sevenlerinin aksine Fernando Alonso da bu yıl herkesi şaşırtan bir sabır ile bekliyor, takımını eleştirmiyor. Projeye güveni tam ama gelecek yıl da böyle giderse işlerin onun için de değişeceğini tahmin etmek zor olmaz. Jenson Button ise bu durumdan bıktığını her seferinde belli ediyor. Telsizden pit duvarına atmadığı fırça kalmadı tabiri caizse.

İki şampiyonun bu sene psikolojisi, sabrı, dayanıklılığı sonuna kadar sınandı. İkisi de kariyerlerinin sonlarına doğru yaklaşırken bu denli bir düşüşü beklemiyorlardı.

Singapur’a gelirken sezonun en iyi yarışını çıkaracaklarını düşünüyorlardı. Antrenmanlarda Alonso bu beklentiyi karşılamayı başardı. Ön gruba yaklaştı. 11,8 ve 7.sıralarda antrenmanları tamamladı. Sıralamalarda Q3 beklentisi vardı. İki araçla da Q2’ye kalmayı başardı McLaren. Ve onlar için en kritik yere gelindiğinde Q3’e kalma derecesinden 0.5 sn uzak kalan bir Alonso vardı. 12.sıra yine de makul bir sıraydı. Alonso da verdiği demeçte ‘’yedinci de olabiliriz, ön dördüncü de’’ diyerek böyle bir durumla karşılaşacaklarının sinyallerini vermişti. Yani Q3 beklentisiyle geldikleri pistte 1 vites aşağı düşmüşlerdi. Zaten bütün sezonun özeti gibi bir cümle oldu bu. Rakiplerinden 1 ya da 2 vites aşağıda bir McLaren-Honda görüyoruz.

Yarışta iyi bir start alamadı iki şampiyon da. Verstappen’in kalkamamasıyla 1 sıra kazanan Alonso, Perez’e geçilerek startta yerinde saydı. 11.tura kadar Sainz’ın baskısına direnen Alonso, turun sonunda avantaj sağlamak için pite daldı. Ama arkadan bütün grup pite dalınca, kazanacağı avantaj bir anda dezavantaj olarak kendisine döndü ve 8 saniyelik bir zaman kaybıyla pitten çıktı. Normal şartlarda 7.sıraya kadar çıkabileceği bir durumdan 14.sıraya gerilemişti. İlerleyen turlarda Alonso ve Button güvenlik aracının da yardımıyla 9 ve 10.sıraya kadar tekrar yükseldi. Yarışın ortasını geçtikten hemen sonra Alonso vites kutusu problemiyle puanlara veda etti. 10 tur kadar sonra aynı sorunla Button da puanlara veda etti. McLaren sezonun en iyi yarışını çıkarmayı beklediği yarışta yine patladı.

Beklentilerin ve icraatların birbirini tutmadığı başka bir yazıda görüşmemek üzere.

Artık bu beklentilerin ve icraatların birbiriyle iyi geçinmesini umuyorum ve yazımı burada noktalıyorum.

Neden bu kadar erken yazdığımı soracak olan olursa, beklemek istemedim. Gözlemlerimi, yorumlarımı sizinle paylaşmak istedim. Okuyan arkadaşlara teşekkür ederim, umarım tadında olmuştur…

Kategoriler
Sizin Köşeniz

McLaren Honda Bilmecesi ve Sezonun Gidişatı

McLaren Honda Bilmecesi ve Sezonun Gidişatı

Yıllar önceki birlikteliği tekrar hayata geçiren McLaren ve Honda ikilisi sezona çok büyük umutlarla girdi. Sezon öncesinde de iddialı açıklamalar geliyordu iki cepheden de. Beklentiyi yüksek tutup taraftarlarını bir hayli umutlandırdılar. Kış testlerinde araç vaktini pistten çok pitte geçirdi. Güç ünitesinde ciddi sorunlar olduğu apaçık ortadaydı. Araç ne kadar sıfır beden olsa da partneri patates çuvalıydı.

Yükseklerden uçan uçak bir anda yere çakılıverdi tabiri caizse. Sezona galibiyet hatta şampiyonluk parolasıyla başlayan takım, ilk yarışta tur yiyerek 11.sırada finişe gelebildi. Finişe gelmek bile onlar için bir başarı sayılırdı. Kış testlerinde 1 yarış denemesi bile yapamayan takım, yarışı tamamlamıştı. Taraftarlardan gelen tepkiler takımda bir moral bozukluğu yarattı. Ama taraftarlar sonuna kadar haklıydı. Gerek takım patronu Ron Dennis, gerek Honda’nın patronu Arai çok iddialı konuşmuşlardı. Beklentiler ve icraatlar birbirini tutmayınca sancılı süreç başlamış oldu.

Her hafta sonu verilen demeçlerde gelişiyoruz, gelişeceğiz, çok çalışıyoruz gibi kelimeler kullanılıyordu. Ama takım sezonun başından bu yana gözle görülür şekilde bir gelişme kaydetse de, öndekileri yakalamaya yetmiyordu maalesef. Ancak q2’ye kalma mücadelesi, yarış içinde de tur yememe mücadelesi veriyordu takımın iki şampiyonu.

İlk etapta İspanya GP’yi hedeflediler. Düzenli olarak q3’e kalıp, puan mücadelesi vereceklerini iddia ettiler. Ama ne yazık ki bunu da başaramadılar. Sıralamalarda en hızlı 7.takım olabildiler. Diğer bir deyişle en yavaş 3.takım. McLaren gibi köklü bir takımın, Formula 1’in en başarılı 3 takımından birinin düştüğü durum herkesi üzüyordu.

İlk puanlar motor gücünün daha az ön planda olduğu Monaco Gp’de geldi. Her iki araçla da puan almaya doğru giderken, takımın çifte şampiyonu Fernando Alonso yolda kaldı. Puan almaya bu kadar yakınken yarış dışı kalmak kötü oldu. Ama damalı bayrağı 8.sırada gören Jenson Button, bu sezonki ilk puanlarını takımına kazandırdı. 4 puan da olsa sezona kâbus gibi bir şekilde başlayan McLaren için iyi bir sonuçtu.

Silverstone’da şartları da iyi değerlendiren ve kusursuz bir sürüş yapan Fernando Alonso, damalı bayrağı 10.sırada görerek kendi adına sezonun ilk puanlarını kazandı. Takımın 5.puanına imzasını attı.

Hungaroring’e gelindiğinde antrenmanlarda iki araç da çok iyi göründü. Bunun sebebi de motor gücünün bu pistte de daha az önemli olmasıydı. Yani şaside sıkıntı yoktu. Bütün antrenmanlarda Fernando Alonso aracını düzenli şekilde ilk 10’a yerleştirdi. Sıralamalarda q3’e kalmak mümkün görünüyordu ancak Honda motoru yine buna izin vermedi. Dayanıklılık sorunlarıyla boğuşan takım, Hungaroring’te ancak 15 ve 16.sıralara yerleşebildi.  Yarışın başlangıcı tam bir sürpriz oldu. Ferrari pilotları startla birlikte en öne fırladılar. Arka taraflarda işler karıştı. Ve yine hiçbir hata yapmadan sadece yarışına odaklanan Fernando Alonso ve Jenson Button ikilisi, takımlarına bu sezonki ilk çifte puanı kazandırdılar. Mucize gibi bir sonuçla Alonso 5, Button 9.sırada yarışı tamamladı. Yaz tatiline büyük bir moral ile girdiler.

Artık gözler Spa-Francorchamps pistinde yapılacak belki de sezonun en önemli yarışına çevrildi. Yaz arasındaki çalışmaların meyvesini alıp alamadıklarını anlayacaklardı. Ve Honda cephesinden alışılagelmiş şekilde yine iddialı bir açıklama geldi. Arai Spa’da Ferrari ile yarışabileceklerini söyledi. Önce taraftarları biraz heyecanlandırdı ama antrenman derecelerine bakıldığında bu demeçlerin yine boş demeçler olduğu anlaşıldı. Honda çuvallamaya devam ediyordu. Sıralamalarda hemen ilk bölümde iki McLaren pilotu da elendi. Sancılı süreç kaldığı yerden devam ediyordu. Alınan ‘’rekor’’ ceza ile birlikte gridin sonundan başlayacaklardı.  İyi bir startla 13 ve 14.sıraya çıktılar. Yarışın başından sonuna kadar hiçbir varlık gösteremeden kendi hallerinde yarışı tamamladılar. Beklentiler ve icraatlar yine birbirini tutmadı.

Bakalım bu bilmecenin gerçek cevabını ne zaman öğreneceğiz?

Yeni bir yazıda görüşmek dileğiyle…

Not: İlk kez yazdığım için metnin akışında sorunlar olabilir, affola.