Kategoriler
Sizin Köşeniz

Artık 30 Yaşından Büyük Olan Adam: Raikkonen

Tarih bizim için hem de Helsinki için 17 ekimi gösterdiği şu dakikalarda bunca yılın ve ilginin ardından tanık olduğum doğum günlerinden birini daha kutlamayı bir borç biliyorum Kimi Raikkonen.

Şu an benim gibi bir çok Kimi Raikkonen sever ekranlarının karşısında senin her zaman olduğu gibi görmeyeceğin ve muhtemelen umursamayacağın doğum günü mesajları yazıyorlar.

Biraz çılgınlık gibi görünüyor. Ki bizde böyle düşünenlere katılıyoruz. Çıldırmış olmalıyız.

Her neyse bu senin doğum günün bizi bırakalım.

Minik ağlayan bir Kimi Raikkonen’i düşünmek aslında bir hayli garip bir fikir. Ama 17 ekim 79 günü olan buydu. Şimdiyse o zamandan bu zamana 31 yıl birden geçti ve şimdi Kimi Raikkonen orda burda bir sürü etap için parkur parkur dolaşan Formula 1 şampiyonu bir ralli pilotu. Nereye kaçarsa kaçsın seveninin de sevmeyeninin de dilinden kurtulmayı başaramadı ve yakın zamanda da kurtulabileceğini zannetmiyoruz galiba. Hala yaptıkları, sebep oldukları ya da olacakları konuşuluyor. Belki bir gün bu kadar gündemde olmayacak ama Formula 1 kaybolmadıkça o da hatırlanacak.

Biz hep seni yükseklerde görmek istiyoruz ve nice yaşlar diliyoruz. Daha fazla tebessüm, mutluluk, başarı getiren bir gelecek diliyoruz.

Mutlu yıllar Kimi Raikkonen.

Ve ben: Bazen daha fazla bazen daha az adını anıyor olabilirim. Bazen daha fazla bazen daha az senin yüzünden kafa patlatıyor, yoruluyor ya da zaman harcıyor olabilirim. Ama senin sabit yüzün kadar sabit bir yerin var. İnsanların ne düşündüklerini senin kadar önemsemeyen bir yerin var. Daha nice yıllar peşindeyim Kimi, belki bu senin için iyi bir yaş günü dileği olmasada. (: doğum günün kutlu olsun.

 

Vesi

Kategoriler
Sizin Köşeniz

Efsanevi Pist ''Suzuka''

Bugüne kadarki tüm Japonya GP’leri üç yarış hariç Suzuka Pisti’inde gerçekleşti. Suzuka Pisti 1962 yılında Honda tarafından tasarlandı. İlk zamanlarda test amaçlı kullanılan pistteki ilk yarış ise 1987 de yapıldı. İlk Japonya GP ise 1976 senesinde Fuji Speedway pistinde yapıldı ve 1977 de yapıldıktan sonra 87 de bayrağı Suzuka devraldı. Daha sonra 2007 yılında Toyota tarafından yeni düzenlemeler ile takvime tekrar Fuji girdi ve Suzuka 2009 yılına kadar kısa bir ara vermek zorunda kaldı

Geçen seneki Suzuka GP’de ise tam anlamıyla bir Red Bull egemenliği gözüktü. Newey tasarımı RB5 hızlı virajlarda çok üstün olan performansını Suzuka’da da konuşturdu ve Sebastian Vettel pole pozisyonundan kalkarak yarışı rahatça kazanmasını bildi. Trulli ise Toyota’ya ilk defa evinde çok iyi bit yarış yaşatarak 2. sırayı kazanmayı başarırken podyumun son sırası sıralamalarda 2. sıraya alan ve yarışta KERS’te problem yaşayan Hamiltondan geldi.
5.807 Km uzunluğa sahip olan pist takvimde ‘’S’’ şekline sahip olan tek pist mütiş hızlı virajlarıyla çoğu sürücünün favori pistleri arasında yer alıyor. Suzuka Pisti’nde turun %67’si tam gaz gidiliyor. Bu rakam Monza ve SPA’dan sonra takvimdeki en yüksek rakamı işaret ediyor. Yani pist motorlar üzerinde zorlayıcı bir pist konumunda .Ayrıca tur başına vites değiştirme sayısı da ortalama 42.Buda pistte ivmelenmenin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor .Birbirinden hızlı virajların olduğu pistte özellikle 130R virajı lastik üzerine çok büyük bir yük bindirirken pistte orta seviyede bir lastik aşınması karşımıza çıkıyor. Pist frenler üstünde çok zorlayıcı bir pist değil, çok sert frenaj noktaları bulunmuyor. Takımlar Suzuka’da orta downforce seviyesi ile yarışıyorlar.

Suzuka’da start/finish düzlüğünde tümsekli bir yol olmasına rağmen pilotlar saatte 310 Km’ye varan hızları görebiliyorlar. İlk virajımız sağa ve hızlı bir viraj. Pilotlar genellikle bu virajda vites düşürmekle yetiniyorlar. Daha sonrasında gelen kısım ise ikinci viraj için bir hazırlık niteliğinde. İlk virajda birden fazla alternatif çizgi bulunuyor ve bu çizgiler bu kısımda ideal yarış çizgisine oturuyor. Bu sırada pilotlar frenajı çoktan tamamlamış ve ikinci virajı dönmeye başlamış oluyor. Ardından hemen S virajlarının ilki olan üçüncü viraj geliyor. Aerodinamik etkinin maksimum düzeyde olduğu bu S virajlarında iyi bir ritim tutturmak ve apexleri yalamak iyi bir turun ilk parçası. Üçüncü virajdan sonra gazı kökleyen pilotlar eğer iyi bir aero pakedine sahipse neredeyse tüm S virajlarını tam gaz geçebiliyor. Bu virajları tam gaz geçen araçların sola yokuş yukarı dönüşüden sonra kısa bir düzlük ile belkide F1 takvimindeki en eşsiz virajlardan Degner’da apexe bir anda saldırmalarını izlemek hem taraftarlar için, hem de araç içindeki pilotlar için çok büyük bir zevk. Denger gibi acımasız bir virajdan sonra çok iyi bir denge isteyen bir sağ viraja daha giriyoruz. Burayı çoğumuz Schumacher’in 2006 senesinde şampiyoluğa mâl olan motor probleminden hatırlıyoruz.

Pisti kesen köprünün gölgesinde hızlanırken Hairpin virajına yaklaşıyoruz. Bu viraj pistin en yavaş virajı. Kendinden sonraki uzun ve hızlı bölüme hazırlık yaparcasına tüm arabaları arka arkaya diziyor. Hairpin virajından çıkan araçlar pistin son sektörüne doğru ilerlerken çok uzun Spoon virajına giriyorlar. Burada tek amaç düzlüğe hız taşımak. Pilotlar çok farklı çizgiler deneyebiliyorlar. Bu apex denemelerini yaparken araçları izlemek çok güzel.

Önümüzde 300R virajına kadar uzunca bir düzlük var. Düzlük önce Sola hafif kıvrılıyor ve araçlar ağaçların gölgesi altında kısa bir tırmanışa geçiyor. Zaten bir önceki kısımda yeterince artmış olan motor ısısı bu kısımda tavan yapıyor. Sektörün bitiş çizgisinin hemen ardından sola müthiş bir hızla dönülen 130R arz-ı endam ediyor. Pilotlar viraj çıkışına maksimum hız taşımak için yeterince geniş açıyla dönüyorlar bu virajı. En dıştan en içe doğru kıvrılan 18000 devir gücündeki canavarlar en ufak bir pilot hatasında tam karşıdaki duvarda belirebiliyorlar. Bu olayları geçtiğimiz on yıl içerisinde bir-iki kere yaşamıştık. Özellikle Jarno Trulli’nin kazası hepimizi çok üzmüştü. Müthiş hızlı 130R yi geçerken bir yandan şikana yaklaşıyoruz ve çok iyi bir kerb kullanımı ile şikandan çıkarken sağa doğru olan son viraja yüksek hız taşımak istiyoruz. Bu noktada start/finish Düzlüğüne çok hız taşımak konusunda oldukça dikkatli olmalıyız, eğer bir hata yaparsak geçen sene Glock’un yapmış olduğu gibi duvara doğru uçuşa geçebiliriz.

Suzuka’da her şey pisti hissedebilmeye ve bu pistten maksimum hazzı almaya bağlı. Tıpkı ‘98 de Schum’inin son sıradan bir anda 3. sıraya çıkması gibi; tıpkı Mika’nın ‘99 yılında müthiş bir zaferle Eddie’ye karşı yaptığı güç gösterisi gibi; tıpkı 2000 senesinde yarış galibiyetinin gidip geldiği yarışta Schumi’nin 21 sene sonra Ferrari’ye şampiyonluk şevkini yaşatması gibi; tıpkı 2005 senesinde Kimi, Alonso ve Schumi’nin gridin en arka sıralarından gelmesi ve özellikle Kimi’nin son turda yaptığı enfes atak ile yarışı kazanması gibi…

Samet Demirel/Ufuk Bal

Kategoriler
Sizin Köşeniz

SPA Öncesinde Neler Yaşandı?

Geriye kalan 12 yarıştan çıkardığımız şey Red Bullların hızı ve Ferrari ve Mclarenlar’in onlara yetişmeye çalışması. Aslında Red Bull hızını yarışlara da yansıtabilseydi böyle bir şey olmayacaktı çünkü 12 yarıştan 11 yarışa da polden başlayan Red Bull lar sadece 6 yarış kazanabildiler eğer bu yarışları kazansaydılar Ferrari ve Mclaren ümitleri sona erecek belki de gelecek sene için çalışmalara başlayacaklardı ama öyle olmadı ve bu iki takım Vettel-Webber savaşından ve Red Bull un dayanıklılık problemlerinden yararlanarak farkı bu kadar küçük tutmayı başardılar.

Ferrari ve Mclaren sadece Red Bull un takım içi savaş ve dayanıklılık probleminden yararlanıp puan farkını bu kadar az olmasını sağlamadı bu iki takım sürekli yeni güncellemelerle Red Bull’ la aradaki büyük hız farkını kapatmaya çalıştılar ama Red Bull’ un aerodinamik şifrelerini çözmek kolay olmadı ve hala çözülmeye çalışıyor ama göründüğü kadar kolay değil. F1 araçlarında tüm parçalar bir konsept içinde çalıştığı için kopyalanan parçanın diğer otomobillere uyması en zor iş. Bunu herhalde hepimiz Valencia ve Silverstone’da gördük. Kopyalamaktan bahsediyoruz ama neyi kopyalıyor bu takımlar ondan bahsetmedik. Red Bull’un hızının kaynağının egzoz beslemeli difüzör olduğunu düşünen takımların böyle düşünmesini aslında grid de Red Bull mekanikerlerinin RB6’nın arka kısmını kapatarak takımların bu bölüm üzerinde çalışmasına neden oldu. Sezon öncesi testlerde RB6’nın egzoz beslemeli difüzörü açığa çıkarmamak için arka karoserin üzerine egzoz çıkartmaları yapıştırmıştı. Ama takımlar bunu biraz geç fark etti fark edene kadar RB6 nın yasal olmadığı hakkında birçok yorum yapıldı ama gerçek Adrian Newey’nin yıllar önce kullanılan bu difüzörü unutmayışı. İşte bu sistemi kopyalamak için takımlardan bazıları 3-4 ay çalıştıktan sonra Valencia‘ya bu sistemi getirmişlerdi. Ferrari, Mercedes ve Renault getirdiği bu sistemi Mclaren, Williams ve Force India Silverstone ‘a getireceklerdi. Valencia’ da bu sistemi deneyen Mercedes’ in bu sistemin ne kadar zor kopyalandığını göstermiş oldu. Antrenmanlarda her şeyin yolunda gittiği görünse de sıralamalarda her şeyin tam tersine döndüğü görüldü. Bu sezon sıralamalarda zorlanıp yarışlarda daha ağır yakıt yüküyle sıralamalara göre daha hızlı olduğu görüldü ama Valencia da hafta sonu Mercedes için felaketti sıralamalarda son seansa iki aracında kalamaması antrenmanlarda alınan iyi derecelerin bize yine F1 de antrenmanlara göre çok fazla yorum yapmamamız gerektirdiğini gösterdi ama Mercedes için sıralama turları felaket geçse de iyi geçiren de vardı tabi ki. O gün Mercedes in başarılı olamadığı görünen egzoz beslemedi difüzörü aracına daha iyi oturtan iki takım vardı bunlarda Ferrari ve Renault’tu. Sıralamalarda Alonso’nun Hamilton’ın sadece 0.1 saniye arkasında kalması herhalde bize bu uzun çalışma süresi içerisinde Ferrari’nin başarılı olduğunu göstermiş oldu ve tekrar taraftarlarına ümitlerini kesmemeleri gerektiğini çünkü şampiyona bizde varız demiş oldu. Ferrari için sıralamalarda başka bir başarıda Massa’nın tekrar geri döndüğü ve takım arkadaşının arkasında olması bu sezon yaşadığı lastik ısıtma sorunu bir nevi çözmüş olduğu görüldü. Gelelim diğer egzoz sisteminde başarılı olan takıma Renault’ya. Renault sıralamalarda başarılı olarak görüldü bu başarıyı hem Kubica’nın sadece 0.010 sn farkla Massa’nın arkasında kalması hem de Petrov son seansa kalmasıyla açıklayabiliriz. Gelelim bu hafta sonu başarılı olan başka bir takıma Williams’a egzoz beslemeli sistemi bir sonraki yarışa hazır olacak Williams Valencia’ya gelirken son iki yarışta da kalamadıkları son seansta beklenmedik bir şekilde iki aracıyla birlikte son seansa kalmışlar 8 ve 9. olmuşlardı. Bu da bize gösterdi ki sadece ön grupta bir mücadele olmadığını orta grupta da büyük bir gelişim yarışının olduğunu ve bu sezon için ümitleri tükenen Mercedes’in 2011’e yoğunlaşması durumunda İstanbul’a geldiklerinde verdikleri demeçlerde 3. için savaştıklarını söyleseler de bu çok mümkün olmayacak gibi. Renault’nun her yarışa yeni güncellemelerle gelmesi ve egzoz beslemeli difüzörü daha da geliştireceklerini düşünürsek ve ardından Williams’ın Silverstone’da kullanacakları egzoz beslemeli difüzörü de araçla iyi uyum sağlayabileceğini düşünürsek Mercedes için zor olan bir ikinci yarı bekleniyordu. Artık yarış zamanı bana göre sezonun en önemli yarışlarından iki yarıştan biri olan Valencia yarışında start verildiğinde anlaşılan bir şey vardı ki o da Red Bull’un bir kez daha ilk çizgiyi ele geçirmelerine rağmen yine bir duble zaferi olmayacaktı çünkü Webber’in kötü startı 4.’lüğe kadar gerilemesine yol açtı ve Valencia’da geçiş neredeyse imkansız olduğunu düşünürsek ve Ferrari ve Mclaren’ın sıralamalara göre Red Bull’a karşı daha iyi bir hıza sahip olduğunu düşünürsek Webber’in hiç şansı kalmamıştı ama yine de şampiyona için önemli puanlar alacağını düşünürsek 8. turda gelen kaza Red Bull bu sezon kaptırılan puanların daha da artmasına sebep oldu. Bu kaza sonrası giren güvenlik aracı sırasında akıllarda kalan başka bir şeyi daha ekranlara getirdi. F1 de güvenliğe verilen önemi düşünürsek güvenlik aracının Webber’in herkesi korkutan taklasının ardından hemen piste çıkması normalde ama pek normal olmayan bir şey Hamilton’ın güvenlik aracı ile yan yana gelmesi ve güvelik aracını tedirgin bir şekilde de olsa geçmesi ona çok büyük bir avantaj getirdi. Tabi ki de ceza verildi ama bu her şeyin değerlendirilmesi biraz uzun sürünce gelen ceza doğruydu ama cezanın geç gelmesi Hamilton’u hiçbir şekilde etkilemedi ve pite girdikten sonra yine 2. olarak piste döndü hiçbir şekilde etkilemedi çünkü 1. olan Sebastian Vettel’e yetişmesi zordu. Bu olaya Ferrari tarafından bakarsak gerçekten kurallara uymalarına rağmen büyük bir kayba uğramışlardı belki de Alonso’da Hamilton’ın yaptığını yapsaydı 8. değil 3. olacaktı. Button ise yine bu sezon bunun gibi avantajları değerlendirip üst sıralara yükselmeyi burda da bildi ve Hamilton’ın arkasında 3. oldu. Güvenlik aracı girdiği sırada arkada olan pilotlar büyük avantaj sağladı ve herkes bir anda pite yöneldi tabi bu sırada avantaj sağlamak amacıyla bazı pilotlar güvenlik aracı altındaki tur limitini aşınca 9. pilotun 5 saniye ceza almasına yol açmıştı ama zaten güvenlik aracı girdiğinde hemen pite girdikleri için bu 5 saniye kazandıkları çok değerli saniyeleri önemsiz kılıyordu. Böylece Williams ve Renault için iyi başlayan hafta sonu iyi bir şekilde de bitti. Gelelim Kobayashi olayına… Sezonun geçişin en zor olduğu pistlerinden birinde 18. başlayıp güvenlik aracı esnasında pite girmeyip tam 53 tur arkasında yeni lastikli Barrichello ve Kubica’yı tuttu ardından 4 tur kala pite girdi ve lastikleriyle Alonso’yu alt etti. Son turda da son virajda Buemi’ye atak yaparak 7. oldu. Mercedes’e gelindiğinde ise alınan 1 puan beklide güncellemeleri gelecek için daha analiz yapmaları gerektiğini gösterdi ve efsanenin bu yarışta Ferrari gibi güvenlik aracından zararlı çıktı ve kariyerinin en kötü sonucunu aldı.

Olaylı Valencia yarışından sonra geldik tarih kokan Silverstone pistine. Valencia gibi yine büyük güncellemelerin yapıldığı ve yine olaylı olacak bir yarış bizleri bekliyordu. 2 hafta önce Ferrari, Renault ve Mercedes’in ilk defa kullandığı egzoz beslemeli difüzörü bu yarış Mclaren, Williams ve Force India kendi evlerindeki yarışta antrenmanlarda deneyip analiz ettikten sonra kullanıp kullanmama kararı alacaklardı. Diğer takımlar bu 2 haftalık süreçte durdular mı? Tabi ki de hayır. Bu iki haftalık süreçte Red Bull güncellenmiş difüzör ve olaylı ön kanadı, Ferrari ise egzoz sistemini çözdükten sonra araçla daha uyum sağlayabilecek yeni difüzör ve ön kanat getirdiler. Cuma günü antrenmanlarda Mclarenlara bir darbe vuruldu. Test yasağını olduğu sezon takımlar sadece yeni parçaları yarış hafta sonunda cuma günü antrenmanlarda analiz edebiliyor ve analizlere göre yeni parçanın ayarları yapılıyor. Silverstone’da yani takım kendi evinde getirdiği kapsamlı güncelleme araçla iyi uyum sağlayamayınca Silverstone’da yarışa giden İngiliz Mclaren taraftarları evlerine döndüklerinde internette Mclaren’ın sistemi kullanmayacağını görünce ümitsizliğe uğradılar. Mclaren teknisyenleri Cuma günü gecelere kadar çalıştı ve eski sistemi araca oturttu ama yine buraya getirdikleri yeni ön kanadı kullanma kararı aldılar. Gelelim sıralamalara, aerodinamik açıdan iyi olmak gereken ve hızlı yön değişimlerini barındıran pistte zaten Red Bulllar favoriydi ve bunu diğer takımlarda biliyordu ve öylede oldu. Red Bulllar açık ara ilk çizgideydiler ama ilk çizgide olmalarından çok yeni getirilen ön kanat oldu. Cumartesi sabah antrenmanlarında ilginç bir şekilde Vettel’ in ön kanadı kırıldı ve sadece iki tane getirdikleri bu kanattan biri gitmişti. Sıralamaların iki saat sonra başlayacağı gibi Horner bu iki saatlik dilimde ilginç bir şekilde Webber’ in ön kanadı Vettel’ e verildi ve karmaşa başladı. Zaten İstanbul’da patlak veren takım içi savaş burada da savaşın daha fazla kızışmasını istemiş gibi kanatları değiştirdi ve eski ön kanadıyla Webber sadece 0.1 saniye farkla 2. oldu. Onların arkasında bu yarışta Red Bull’dan sonra en iyi olabilecek, egzoz sistemini iyi kullanıldığı görünen Ferrari’ den Alonso vardı. Takım arkadaşı Massa ise takım arkadaşına bir kez daha sıralamalarda ayak uyduramadı ve 7. oldu. Bu hafta kötü bir başlangıç yapan Mclaren’dan bu yarışlık onları tatmin edebilecek bir sonuçla Hamilton’ın 4. lükle ayrılması ve aracın kullanılamaz olduğunu söyleyen Buton ise hayal kırıklığı yarattı ve kendi seyircisi önünde son seansa bile kalamadan 14. oldu. Sadece iki hafta önce 2 aracıyla son seansa bile kalamayan ve yarıştan da sadece bir puan alan Mercedes burada çok daha farklı göründü. Güncelleştirmeleri bu sefer daha iyi çalıştırmış görünen Mercedes’ten Rosberg 4. olurken efsane takım arkadaşının bir kez daha gerisinde kalarak 10. oldu. Schumacher konusuna bu yazıda pek fazla değinmek istemiyorum çünkü gelecek sene burada benim her ne kadar da sevsem de yapacağım olumsuz eleştirilere mutlaka cevap verecektir yani bu sezon Schumacher keşif turunda yani gelecek sezon diğer pilotlar bu kadar rahat olamayacak diye düşünüyorum. Renault’da ise bu sene genel olarak Kubica ile ilk 8’de yer aldığı sıralamalarda 6. oldu. Pazar günü geldi ve yarış başladığında Webber’in iyi kalkışı yine bir İstanbul’daki gibi bir olay olur mu dedirtti ve o kadar büyük olmasa da olay oldu. İlk viraja iç taraftan giren Webber Vettel’i geçmiş olsa da Vettel hırsına yenik düştü ve çok fazla zorladı tabi buda hata viraj sonrası dışarıya kadar çıkmasına neden oldu ve lastiği patladı. İlk turda olan başka bir olay ise Alonso’nun çok kötü kalkışı ve takım arkadaşı Massa’nın yanına kadar gerilemesine yol açtı 3. viraja yan yana giren iki takım arkadaşı arasında temas oluştu ve buda Massa’nın lastiğinin patlamasına yol açtı ve daha 2 hafta önce Valencia’da kaybedilen değerli puanlar burada da kaybedilecekti. Massa’nın lastiğinin patlaması ve son sıraya kadar gerilemesi yetmiyormuş gibi Alonso’nun da pitlerden sonra Kubica’nın arkasında çıkması ve onu 8. virajda geçerken virajı kesmesi ve yerine geri vermemesi gelecek cezanın habercisi oldu. Ferrari hızlı olmasına rağmen berbat geçen 2 yarışın ardından sadece 4 puan alması fabrikada durmadan çalışan mühendislerin karşılığını alamamasına yol açtı. Gelelim Mclaren tarafına. Son iki yarıştır çok hızlı olmasalar da alınabilecek en fazla puanları aldıklarını düşünüyorum. Bu yarışta daha ilk turda Alonso’nun kötü startı ve Vettel’in lastiğinin patlaması 2. liğe kadar yükselmesini sağlamıştı ve yarışı da aynı noktada bitirmişti. Takım arkadaşı Button ise bu sene birçok kez yaptığı şeyi tekrar yaptı ve arka sıralardan başlamasına rağmen yine hiç kimsenin fark etmediği şekilde yükselişi sonucu 4. oldu. Mercedes ise çok kötü geçen Valencia’nın ardından Rosberg’in podyuma çıkması sonucu moral buldu önemli puanlar kazandı. Yarışın ilk turundan sonra sonuncu olan Vettel bize ön sıralardaki hızını arka sıralarda da gösterdi ve ondan bol bol atak izledik ve bu atakların karşılığında ilk turun ardından yapabileceğinin fazlasını yaparak 7. oldu ve bir kez daha Red Bull duble yapamadı

Daha fazla yazmak istedim ama yazımın en azından birkaç kişi tarafından okunmasını istediğim için Macaristan yarışını özetlemeyeceğim.

Şimdi sırada olayların zincirinin son halkasına Almanya yarışına geldik. Burada Red Bull’un Silverstone’daki gibi hızlı olamayacağı bir gerçekti ama sıralamalara gelindiğinde bir kez daha polde bir Red Bull vardı ama neyseki ilk çizgiyi bu sefer doldurmadılar. Vettel böylece 3. kez üst üste pol pozisyonu alırken Webber hızlı turunda hata yaptı ve 4. oldu. Bu hafta ise Red Bullların işinin Silverstone’daki gibi kolay olmayacağını kanıtlayan Ferrari’de Alonso Ferrari taraftarlarını çıldırtacak bir farkla yani 0.002 saniye farkla 2. oldu. Massa ise lastiklerin verim aldığı nadir yarışlarından birinde 3. oldu. Son 3 yarıştır Ferrari’nin büyük ve başarılı güncellemeleri sonucunda, güncellemelerde biraz geç kalmış ve sezon başında göre güncelleştirmede en iyi görünen takım Ferrarilere geçilmeye başlamış ve Mclaren için tehlike çanları çalmaya başlamıştı ama iyi olan Button’ın sıralamalarda tekrar iyi görünmesi Mclaren için iyi olan bir durumdu. Button uzun bir aradan sonra Hamilton’ı geçmiş ve 5. olmuştu Hamilton ise hemen takipteydi. Aslında bakarsak fena olmayan bir sonuç ama Kanada polde olan Hamilton Alonso’ya 0,4 saniye fark atarken şimdi Alonso Hamilton’ın attığı farkın iki katını Almanya’da atmıştı işte Mclaren’ı korkutan asıl şey bu. Pazar günü gelmişti. Vettel Silverstone’da ilk viraja girerken yanında olan Webber’di ama bu sefer Alonso vardı yanında ama yalnız değildi yanında takım arkadaşını da getirmişti ama Massa‘nın sadece Vettel’i geçeceği falan yoktu o Vettel’in kenara sıkıştırdığı takım arkadaşınıda geçecekti ama boşaydı 1 saat sonra hiçbir şey fark etmeyecekti çünkü telsizden Massa’ya Alonso senden hızlı denilecek ve Ferrari bize 2002’yi tekrar yaşatmış olacaktı bir Ferrari taraftarı olmama rağmen benim gibi taraftarlarını hiçe saydı bu emri verdi. Evet bu taraftar tarafından bakılan bir açı ama Ferrari tarafından bakarsanız tamamen doğru bir karardı eğer sene sonunda Alonso 7 puan farkla şampiyon olursa bunu anlayacağız. Nokta.

Dağcan Seven

Kategoriler
Sizin Köşeniz

Ferrari Almanya GP'sinde Ne Yaptı?

25 Temmuz Pazar saat 16 civarı. Sezonun en tartışmalı yarışlarından biri olmaya aday olan Almanya GP’ si henüz sona ermiş, Ferrari çifti duble yapmıştı. Fernando Alonso sevinç içerisinde galibiyetini kutlarken, Felipe Massa buruk bir şekilde podyumdaki kupasını kaldırıyordu. Tabii biz neden böyle bir tabloyla karşılaştığımızın farkındayız.

  Açık konuşmak gerekirse takım emri sadece Ferrari’ de değil, dolaylı yollarla her takımın uyguladığı bir şey. Bu emirleri gizlice uygulamanın türlü türlü yolları var tabii. Takım size yavaşlamanız için benzin tasarrufu yap, sakin ol, evde çocuğun bekliyor yavaş sür gibi direktifler verir ve kimse bişeyi yutmadan işler yoluna koyulur. Tıpkı bu seneki Türkiye GP’ sinde McLaren’ in yaptığı gibi. Daha 3-5 tur önce Red Bull’ ların yaptığı kazayı görüp aynı şeyin kendilerinin de başına gelmesinden korkan McLaren pit ekibi Button’ a benzin tasarrufu yapmasını söyleyerek, son şampiyonu Lewis’ in ensesinden almıştı ve böylece 43 puan cebe girmişti. Kim bilir belki de Button bu uyarı yapılmasaydı Lewis’ i geçebilirdi ama kısmet. Ama bu sene hiçbir takım emri Ferrari’ ninki kadar açık seçik olmadı. Belki de bu yüzden bu kadar tepki çekti. Fakat ortada suçluların olduğu ve cezasız kalmamaları gerektiği bir gerçek.

Şimdi yarışa geri dönelim. Ferrariler pistte oldukça hızlı ve yarışı ilk iki sırada sürdürüyolarlar. Ne tür bir takım patronu kendi pilotları ilk iki sırada giderken arkadaki pilotunu öne geçirmek ister? İki ihtimal var: Ya lider olan pilotu yavaş kalıyordur, ya da arkadaki pilot şampiyonluk için mücadele veriyordur. Evet, Alonso’ nun yarış boyunca Massa’ dan çok daha hızlı olduğu gerçek. Ve daha da kötüsü, 3.olan Vettel, Ferrari’ nin duble partilerini bozacak tek isim. Bu yüzden takım Massa’ nın Alonso’ ya yol vermesini istemiş olabilir. Böylece Alonso, Massa’ yı geçtikten sonra hızlı olduğu için arayı açacak ve en azından takım rahatlayacaktı. Fakat şöyle bir şey var ki,  Massa, Alonso’ ya yol verdikten sonra arkasındaki Vettel’ e geçilmedi. Ne garip değil mi? Yani Massa, Alonso’ ya yol vermeseydi yine duble yapacaklardı. Sadece galibin ismi değişecekti. Peki bu durumda takım Alonso’ yu mu kayırdı, yoksa Massa’ ya haksızlık mı etmiş oldu?

Kişisel görüşüm ikisi de değil. Takım iki pilotun yarış esnasında birbirine girmesinden açık bir şekilde korktu. Dünyanın en iyi pilotlarından ikisine sahip gridin en iyi takımlarından biri pilotlarına güvenemedi(evet bu çok sert oldu). Massa lider olmaya devam ettikçe Alonso ataklarını sürdürecek, Massa sert savunmasına devam edecek ve güm! Belki de Türkiye’ de Red Bull’ un başına gelenler Ferrari’ nin başına gelecek, böylece 43 puan çöpe gidecekti. 43 puan! Kulağa çok büyük geldiğinin farkındayım. Eminim Ferrari’ ye gelmiştir. Eğer ki böyleyse yani bu yüzden böyle yaptılarsa, bu takımın kendi acizliğidir ve yanlışıdır. Çünkü bu iki pilot öyle devam edip de birbirlerine girselerdi bu en fazla o pilotların şahsi beceriksizliği, onların hatası olurdu. Ne gerek vardı diğerini öne çıkarmaya? Sadece işlerini garantiye almak istediler. Futbolda 1-0 öne geçtikten sonra defansa çekilen aciz bir takım gibiydiler. Halleri ortada…

Bahsettiğim ikinci ihtimale gelelim. Yani Alonso’ yu şampiyonluk mücadelesi verdiği için öne geçirdiklerini varsayalım. Peki daha sezonun ortasındayken bunu yapmak ne kadar doğru? Her ikisinin de matematiksel olarak şampiyonluk şansı bulunurken ve Alonso sürücüler klasmanında Lewis’ ten katmer katmer gerideyken Alonso’ yu sırf bunun için öne geçirmek öncelikle Massa’ ya büyük bir saygısızlıktır. Takımın ona güvenmediğinin kapalı bir göstergesidir. Massa’ nın sezon boyunca bekleneni veremediğinin hepimiz farkındayız evet. Ama bunun nedenlerinden birisi de takımın Massa’ ya güvenmemesinden kaynaklanamaz mı? Bunu da soruşturmak lazım. Örneğin, sezonun bitmesine 2-3 yarış kalsa, Massa’ nın şampiyonluk şansı bitse ve Alonso bu şampiyonluğun en favori adaylarından biri olsa, yapılan bu takım emrine ses çıkartmazdım ama bunu şu an yapmak abesle iştigaldir. Anlamsızdır.

Son olarak da Felipe ve Fernando’ dan bahsetmek lazım. Felipe Massa, şu anki durumdan sonra başını eğip mağdur rolüne bürünüyorsa, ondan herhangi bir şampiyonluk ya da parıltı beklememek lazım.  Çünkü bu gidişle bürüneceği şey Barrichello’ nun bir sonraki versiyonu olacak. Büyük pilotların gururu olur bu tür şeyler karşısında boyun eğmezler mücadele ederler. Fernando Alonso ise nedense neredeyse Ferrari’ den daha çok suçlanıyor. Bu elbette ki yanlış bir şey ve ben pist içindeki Fernando’ yu asla suçlamıyorum. Fakat yarış sonrası demeçlerini doğru bulmadım. Gerek hakederek kazandığını söylemesi, gerek burada kazanmanın çok iyi bir duygu olduğunu belirtmesi kusura bakmayın ama pişkinliğe giriyor. Açık olarak yarışın gerçek kazananı o değildi. Pistin en hızlısı oydu ama o kazanmadı. Massa öndeydi ve o zafere doğru gidiyordu. Kim bilir belki Alonso onu daha sonra geçecekti veya geçemeyecekti bunu asla bilemeyeceğiz. Ama ben ondan en azından “bu yarışı böyle şekilde kazanmak istemezdim” demesini falan beklerdim. En azından ben dahil birçok insanın sempatisini kazanırdı. Aslında bu Alonso’ nun kanımca tek kusuru: demeçleri ve hareketleri. Pist içindeki Alonso canlı canlı izleyebileceğiniz nadir en iyi pilotlardandır eleştiremezsiniz. Ama gerek önceki yıllar gerek şimdi ki demeçleri olabildiğince can sıkıcı.

Garry Kasparov