Kategoriler
Sizin Köşeniz

Bizim Takımımız

Bizim takımımız çok büyük takımdır, geçmişte adı geçen onlarca şampiyonluk yaşamış, inanılmaz bir prestije ve marka değerine sahiptir…

Bizim takımımız oldukça centilmendir, kazanarak taraftarlarını sevindirmektense gerilerde kalıp rakip takımların taraftarlarını sevindirmeyi tercih eder.

Bizim takımımızın güncellemeleri efsanedir, Adrian Newey gibi mükemmel bir dehaya sahip olan RedBull bile bir güncellemeyle takımına yarım saniye kazandırabilirken biz her güncellememizde her takıma 1 saniye kazandırabiliriz, bu da centilmenliğimizin ve taktiksel zekamızın kesin bir kanıtıdır.

Bizim takımımızda ikinci pilot tartışması hiçbir zaman olmamıştır, çünkü bizim birinci pilotumuz kapalı kapılar ardından daha en başında belirlenmiş ve hemen her yarıştaki arızalarla bize gösterilmektedir.

Bizim takımımız o kadar dürüst ve düşüncelidir ki kaynak, personel kısıtlaması gibi antlaşmalara tek uyan ve bunları uygulayan takımdır, hatta İstanbul Gp’de kapalı alanlarda sigara içmediklerine de eminim çünkü bizim takımımız her türlü kurala uyar.

Bizim takımımız israfı sevmez, kullanılmayan lastiklerin yarış hafta sonunun sonunda atıldığını bilen takım görevlilerimiz lastikleri en kısa sürede bitirecek bir araç tasarlarlar ve israf etmektense gerekirse bu konuda aracımızın sıkıntı çekmesini göze alırlar.

Bizim takımımız eğer o hafta sonu gerçekten iyiyse 2. pilotumuzun kullandığı 7 numaralı aracımızda mutlaka bir problem çıkacaktır, çünkü yetkililerimiz 1. pilotumuzun 8 numaralı aracıyla 7 numaralı 2. pilotumuzu geçmeye yeteneğinin yetmeyeceğini bilir.

Bizim takımımız lansmandan pilot seçimine kadar her şeyi son dakikaya bırakır hatta bazen zamanını bile geçirdiği olur, ama tabii ki bunun nedeni de kötü bir şey değil, bizim takım ne zaman kötü bir şey yapmış? Böyle yapmalarının sebebi biz taraftarlarının heyecanlarını sonuna kadar dinç tutma istekleridir.

Bizim takımımız bize yarışlarıyla keyif değil hayat dersi verir, hayatta başarının çabuk gelmediği ve başarı yolundaki talihsizlikler konusunda her taraftarımız oldukça çok bilgi edinmiştir.

Bir de takımımızın başına bela bir ikinci pilotumuz vardır, bu pilot öylesine mükemmel işler başarmıştır ki herkesin nefretini kazanmıştır tüm bu başarılarda onun yanında olan takım patronumuz bile yeri geldiğinde ona karşı durmaktadır, bu pilot çok yaşlanmıştır, artık refleksleri yavaşlamıştır, artık bu takımda yer kaplamamalıdır, o hiçbir zaman bu takımda kazanmamalıdır ki gitmesini sadece takımımız değil o da istemelidir, o yarıştığı her an mükemmel yarışır ve takımımız bunu engellemek için onun aracına illa ki yapacak bir şeyler bulur, zaten bu pilotun iyi olduğunu kim söyledi, kazandığı şeylerin hepsini zamanında aracı iyi olduğu için kazanmıştır, şu ansa takımımızın 1. pilotunun onlarca puan gerisindedir ve gerek 1. pilotumuzun yaptığı açıklamalar gerek takımımızdan gelen açıklamalar onun son derece kötü işler çıkarttığını tesciller. 2. pilotumuz rezildir, 2. pilotumuz kötüdür, 2. pilotumuz her türlü kötü sıfatı içinde barındırır. Niye böyle olduğunu hiçbir şekilde sorgulamamız takımımız tarafından bir şekilde tembihlenmekte, medya oyunlarıyla çok başarılı biçimde bu mesajlar üstü kapalı biçimde bize yansıtılmaktadır. 2. pilotumuzun iyiliği ya da kötülüğü sorgulanmamalıdır çünkü bu durumda takımımız ve 1. pilotumuzun yöneticilerimiz tarafından garantilenmiş geleceği zarar görebilir ve biz gerçekleri görerek bu duruma karşı çıkabiliriz. 2. pilotumuz son derece kötüdür, aksi düşünceleri kabul etmek bir yana dinlemeyiz bile.

Böyle bir takımla kim gurur duymaz ki!

Ya da böyle bir 2. pilottan nefret etmeyen var mıdır!

 

Sayın Mercedes GP;

Başarısızlık inanın kabul edilebilir bir şey, sizin gibi kuvvetli bir kadroya sahip bir takımın maddi olarak da desteklenmesine rağmen başarısız olması her ne kadar büyük bir fiyasko olsa da inanın bizim canımızın, yüreğimizin içine yer etmiş pilotumuza karşı tavrınızın iğrençliği yarışlardaki başarısızlığınızı bile bize önemsiz kılıyor. Her galibiyetinde havalara uçtuğumuz, bırakmasıyla gözyaşları döktüğümüz, döndüğünden beri olan süreçte dahi her yıl ama her yıl en azından 1-2 yarışta bize yaşattığı heyecanla kalp krizi tehlikesi geçirten, Schumi diye yatıp Schumi diye kalktığımız pilotumuz sizin takımınızda öyle bir hal aldı ki inanın ben artık yıllardır hayranlıkla izlediğim pilotumun bırakmasını ve sizin elinizden kurtulmasını istiyorum, ki muhtemelen pek çok taraftarın da düşüncesi bu yönde. İzlediğiniz politikalar o kadar sinsice kurgulanmış ki sizi izlerken hayret içinde kalıyorum. Pek kıymetli 1. pilotunuz Rosberg yarın öbür gün belki hasbelkader bir şampiyonluk kazansa dahi sonrasında Felipe Massa gibi yerine pilot aranan bir 2. pilot durumuna düştüğünde Michael Schumacher hala rekorlarına yetişilmek için uğraşılan adam olacak ama büyük bir mucize yaşanmadığı taktirde bunu şu anki hiçbir pilot gerçekleştiremeyecektir.

Efsanemiz bu baskılara göğüs gerebilecek kadar metanetli olmasına karşın istenmediğini en ufak şekilde bile hissettiği takdirde takımdan gözünü kırpmadan gidecek kadar gururludur, bunu 2006’da koskoca Ferrari’den ayrılarak yapmıştır ve beş para etmeyen bir Mercedes’te yarışmak onun gururundan asla önemli değildir. Michael Schumacher aptal değildir, bu yazdıklarımı ve hatta çok daha fazlasını kendi de görmektedir ve herşeyin farkındadır, Schumi seneye asla ama asla Mercedes GP’de kalmayacaktır.

Ve son olarak Mercedes GP, ben artık sizin taraftarınız değilim, Schumi takımdan ayrıldıktan sonra da takımınızın tek bir taraftarının dahi kalacağını sanmıyorum.

 

 

Serdar Demir

 

Kategoriler
Sizin Köşeniz

Sizin Köşeniz: Rosberg'in Yeni Röportajı

Rosbergin röportajı:

Evet rosberg bu sene araçtan memnun muydun?

Aracın daha iyi işler yapmasını tabiki isterim, ama nihayetinde takım arkadaşımı iki senedir geçiyorum ama schumi üzülmesin çünkü “schumi alçak olarak nitelendirilebilecek bi pilot değil.”

Bu zamana kadar yarış kazanamaman seni üzüyor mu?

Açıkçası hayır, ben şu mantıkla düşünüyorum, galibiyetim yok evet ama schuminin 91 galibiyeti var ve ben onu geçiyorum burdan hesapla benim 100 civarında galibiyetim olduğunu kabul edebiliriz. Hem anaokulunda ne derler biz bi takımı 1-0 yensek başkası 2-0 yense o diğer takım bizden iki kat güçlüdür ben küçükken hep öyle maç izlerdim.

Fazla ileri gitmiyor musun ros schumi 7 kez dünya şampiyonu?

Evet farkındayım, ama schumiyi iki senedir açık şekilde geçtiğime göre ben de 8 kez dünya şampiyonu sayılırım. Ama üzülmesin çünkü “schumi alçak olarak nitelendirilebilecek bi insan değil.”

Onun yaşadığı şanssızlıkları sen yaşamadığın için önde olma ihtimalin hiç mi yok?

Bu önemli değil, çünkü benim arıza yaşamayışım schumiden iki sezondur açık şekilde daha şanslı oldugumu gösterir.

F1 de daha ne kadar durmayı planlıyosun?

50 yaşına kadar. Çünkü 50 yaşına kadar durmam schumiden daha dayanıklı olduğumu gösterir. Zaten iki senedir de geçiyorum oh değmeyin keyfime.

Takımın performansını nasıl buluyosun?

Takımın performansından bana ne ki?! Ben schumiyi iki senedir büyük(!) farklarla geçiyorum, hatta yarıştan sonra gidip nasıl koydum ama diyorum.

Schumacherin röportajı:
Evet schumi bu sene yaşadığın şanssızlıklara rağmen iyi bi performans sergiledin bu konuda ne düsünüyosun?

Bu konuda mutluyum, dönüşümden beri performansım gitgide artmakta, takım olarak gelişip daha iyi yerlere geleceğimizi umuyorum.

Şimdi siz söyleyin, hangisi 7 dünya şampiyonunun sahip olacağı bir kibire sahip?

 
Serdar Demir 
Kategoriler
Sizin Köşeniz

Rosbergin yeni röportajı

Evet rosberg bu sene araçtan memnun muydun?

Aracın daha iyi işler yapmasını tabiki isterim, ama nihayetinde takım arkadaşımı iki senedir geçiyorum ve “schumi alçak olarak nitelendirilebilecek bir pilot da değil.”

 

Bu zamana kadar yarış kazanamaman seni üzüyor mu?

Açıkçası hayır, ben şu mantıkla düşünüyorum, galibiyetim yok evet ama schuminin 91 galibiyeti var ve ben onu geçiyorum burdan hesapla benim 100 civarında galibiyetim olduğunu kabul edebiliriz. Hem biz bi takımı 1-0 yensek başkası 2-0 yense o diğer takım bizden iki kat güçlüdür ben küçükken hep öyle maç izlerdim.

 

Fazla ileri gitmiyor musun ros schumi 7 kez dünya şampiyonu?

 

Evet farkındayım ama schumiyi iki senedir açık şekilde geçtiğime göre ben de 8 kez dünya şampuyonu sayılırım. Hem “schumi alçak olarak nitelendirilebilecek bi pilot da değil.”

 

Onun yaşadığı şanssızlıkları sen yaşamadığın için önde olma ihtimalin hiç mi yok?

Bu önemli değil, çünkü benim arıza yaşamayışım schumiden iki sezondur açık şekilde daha şanslı olduğumu gösterir

 

F1 de daha ne kadar durmayı planlıyosun?

50 yaşına kadar. Çünkü 50 yaşına kadar durmam schumiden daha dayanıklı olduğumu gösterir. Zaten iki senedir de geçiyorum oh değmeyin keyfime.

 

Takımın performansını nasıl buluyosun?

Takımın performansından bana ne ki?! Ben schumiyi iki senedir büyük(!) farklarla geçiyorum, hatta yarıştan sonra gidip nasıl koydum ama diyorum.

 

 

Schumacherin röportajı:

 

Evet schumi bu sene yaşadığın şanssızlıklara rağmen iyi bir performans sergiledin bu konuda ne düşünüyosun?

 

Bu konuda mutluyum, dönüşümden beri performansım git gide artmakta, takım olarak gelişip daha iyi yerlere geleceğimizi umuyorum.

 

 

Şimdi siz söyleyin, hangisi 7 dünya şampiyonunun sahip olacağı bir kibire sahip?

Kategoriler
Sizin Köşeniz

Rosbergin yeni röportajı

Kategoriler
Sizin Köşeniz

Almanya GP Değerlendirmesi

 Tüm hafta boyunca hafta sonunun yağışlı geçeceği bilgisine ve neredeyse haftanın tamamının yağışlı geçmesine rağmen sıralama turları da yarış da yağışsız bir havaya denk geldi sadece sıralama turlarının bir bölümünde yağmur bir ara uğradı o kadar.

Cuma günü Mclaren için kabus gibiydi, ne hamilton ne de button araçtan istedikleri performansı alamadılar. Kimilerine göre dolu depoyla tur atıyorlardı, kimilerine göreyse mclaren iki aracında da yağmur ayarı yapmıştı. Mclaren ın gerçek gücünün bu kadar olduğunu düşünenler de vardı. Öte yandan ferrari ve redbull kıyasıya bir rekabet içindeydiler ilk 4 ü açık arayla sahiplenmişlerdi. Mercedesten ise bahsetmeye gerek yok. Her zamanki gibi fiyasko. Sadece 2. antrenmanda 5 ve 6. sıraları alarak bizleri biraz heyecanlandırdılar o kadar.

Cumartesi günü 3. antrenmanlarda mclaren biraz ilerleme kaydetmiş gibi gözüküyordu. Buna rağmen hamilton ve button ın açıklamalarından sonra Mclaren taraftarlarının hiçbir umudu kalmamıştı. Ferrari ve redbullar ise hala en tepedeydiler. Tüm bu belirsizlikler içinde sıralama turları geldi çattı.

Sıralama turları başladı Q1 de eski takımlardan elenen bu kez kobayashi oldu. Değinmem gereken diğer bir pilot ise kovalainen. Keşke kovalainene de güzel bir araç verseler de Q2 ye kalabilse çünkü o yeni takımlar arasında en iyisi. Q2 de favori takımlar zorlanmadı, ama efsane yine sınırlardaydı, zor bela Q3 e kalabildi.

Q3 çok önemliydi, redbull mu zaman kaybetmişti ferrari mi zaman kazanmıştı bu mclaren ın durumundan anlaşılacaktı. Herkes pole e fernando alonsoyu yakıştırırken pole redbullun üvey çocuğu webbere gitti… Ama daha önemlisi lewis hamilton 2. olmuştu. Tüm hafta sıkıntılarla boğuşan Mclarenda işler yoluna girmeye başlamıştı. 3. vettel olurken 4. alonso 5. massa oldu rosberg ise yine sıralama turlarında schumiyi geçerek 6. sıraya yerleşti. Button ise takımını hayal kırıklığına uğrattı ve 7. oldu. Adrian sutili ise tebrik etmek gerek 8. olması gerkçekten büyük bir başarı. Petrov 9. efsane ise 10. sırayı aldı.

Yarış başlıyordu, start verilmeden önce ilk viraja kimin önde gireceğini düşünüyordum. Hamilton, vettel ya da alonso. Çünkü kalkış özürlü webberin ilk virajı ilk sırada dönemeyeceği belliydi. Sahi, webber neden o kadar yavaş kalkıyor? Belki de centilmenlik gereği arkadakilere yer veriyordur! Webber schuminin startlarını izleyip biraz örnek almalı. İşin şakası webber kalkışta kers kullanmıyor olabilir. Zaten düzlük hızı az olan redbull belki bu yüzden geride kalıyordur. En olası ihtimal bu diğer ihtimal ise reflekslerinin çok zayıf kalması ki bu pek de mantıklı gözükmüyor. Herneyse, yarış başladı ve bir klasik olarak webber yerini kaptırdı, hem de bir kaç sıra geriye düşerek. 1. sıraya hamilton oturdu 2. lik içinse alonso vettel mücadelesi vardı. Bu hafta sonu heidfeld bueminin kazası dışında iki önemli olay oldu. Biri vettel in diğeriyse schumacher in spin atması. Bu iki spinin de onların yarışına çok olumsuz etkileri oldu. Hele schuminin yarış temposuna bakarsak yarışı rosberg in de sutilin de önünde bitirebileceğini görürüz. Pit stop stratejilerine gelince büyük takımlar tarafından gerçekten garip bir strateji uygulandı. Sert lastiğe son turlarda geçilerek zaman kaybı minimuma indirilmek istendi ve başarıldı da. Vettel ve massanın son tura kadar süren mücadelesi de çok güzeldi ama ta ki ferrarinin pit stop una kadar. Adam orda vetteli arkasında tutmak için o kadar tur bir tarafını yırtıyor ve ferrari pit stop acemiliğiyle massanın bütün emeğini bir anda yok ediyor. Massa ve webber çok benzer kaderleri paylaşıyorlar ikisine de gerçekten üzülüyorum. Redbull da ferrari de keşke 2. pilotlarına insan gibi davransalar. Hele massa bir kobay gibi kullanılıyor. İşe yaraması kesin olmayan bir yenilik denenecekse o massanın aracında deneniyor. Diaz ın pit stoplarında saniyenin yüzde birlerine bile dikkat ederken massanın pit stoplarında sanki kendi araçlarına değil de sokaktan bir araca lastik takarmış gibi davranıyorlar. Massa araçtan inip lastikleri kendi taksın bence, en azından kimseye muhtaç olmamış olur.

Öyleydi böyleydi derken yarış bitti. Vettel bu sene ilk defa podyumun dışında yer aldı. Hamilton büyük bir övgüyü haketti, Alonso da çok iyiydi, Webbere gelince; webberin şampiyon olamayacağı o kadar belli ki, daha doğrusu redbullun buna izin vermeyeceği o kadar belli ki, bence webber in şampiyonluk ihtimali hrt ya da virgin pilotlarıyla aynı, yani o ne kadar sürse de boşa. Sutil çok çok iyi iş çıkardı, tebrik ediyorum. Button a ise yazık oldu. Schumiye gelince: Schumi başarıya gerçekten aç, ve bu yüzden her yarış bir kaza, bir spin, bir olayla bitiriyor. Schumi araçtan, aracın maksimumunun da ötesinde bir verim almaya çalışıyor, ama maalesef mercedesin kapasitesi sınırlı. Bu yüzden o da limitleri zorlarken bir şekilde kazalar oluveriyor. Ama her kaza schuminin hala çok hırslı olduğunun bir göstergesi.

Ve hafta sonunun belki de en hoş sahnesi webberin alonsoyu aracında taşımasıydı. Umarım böyle sahneleri daha çok görürüz.

Macaristanda hava sıcak olacak ve heyecanlı bir yarış neredeyse imkansız, ama olsun, biz Formula 1 tutkunuyuz ve her yarışı heyecanla takip ederiz. Macaristanda heyecanlı, güzel, en iyi olanın kazandığı bir yarış olmasını diliyorum. Ama eğer en iyi olan vettelse en iyi ikinci de kazanabilir problem değil 🙂

 

Serdar Demir

 

Kategoriler
Sizin Köşeniz

Almanya GP değerlendirmesi

Almanya GP değerlendirmesi..

Nürnburgringte bu hafta sonu güzel bir yarış seyrettik… Aslında herkes güzel bir yarış olacağını az çok tahmin ediyordu. Ama izleyiciler çoğunlukla yağmur yağacağını ve bu nedenle yarışın keyifli bir hal alacağını düşünüyordu. Tüm hafta boyunca hafta sonunun yağışlı geçeceği bilgisine ve neredeyse haftanın tamamının yağışlı geçmesine rağmen sıralama turları da yarış da yağışsız bir havaya denk geldi sadece sıralama turlarının bir bölümünde yağmur bir ara uğradı o kadar.

Cuma günü Mclaren için kabus gibiydi, ne hamilton ne de button araçtan istedikleri performansı alamadılar. Kimilerine göre dolu depoyla tur atıyorlardı, kimilerine göreyse mclaren iki aracında da yağmur ayarı yapmıştı. Mclaren ın gerçek gücünün bu kadar olduğunu düşünenler de vardı. Öte yandan ferrari ve redbull kıyasıya bir rekabet içindeydiler ilk 4 ü açık arayla sahiplenmişlerdi. Mercedesten ise bahsetmeye gerek yok. Her zamanki gibi fiyasko. Sadece 2. antrenmanda 5 ve 6. sıraları alarak bizleri biraz heyecanlandırdılar o kadar.

Cumartesi günü 3. antrenmanlarda mclaren biraz ilerleme kaydetmiş gibi gözüküyordu. Buna rağmen hamilton ve button ın açıklamalarından sonra Mclaren taraftarlarının hiçbir umudu kalmamıştı. Ferrari ve redbullar ise hala en tepedeydiler. Tüm bu belirsizlikler içinde sıralama turları geldi çattı.

Sıralama turları başladı Q1 de eski takımlardan elenen bu kez kobayashi oldu. Değinmem gereken diğer bir pilot ise kovalainen. Keşke kovalainene de güzel bir araç verseler de Q2 ye kalabilse çünkü o yeni takımlar arasında en iyisi. Q2 de favori takımlar zorlanmadı, ama efsane yine sınırlardaydı, zor bela Q3 e kalabildi.

Q3 çok önemliydi, redbull mu zaman kaybetmişti ferrari mi zaman kazanmıştı bu mclaren ın durumundan anlaşılacaktı. Herkes pole e fernando alonsoyu yakıştırırken pole redbullun üvey çocuğu webbere gitti… Ama daha önemlisi lewis hamilton 2. olmuştu. Tüm hafta sıkıntılarla boğuşan Mclarenda işler yoluna girmeye başlamıştı. 3. vettel olurken 4. alonso 5. massa oldu rosberg ise yine sıralama turlarında schumiyi geçerek 6. sıraya yerleşti. Button ise takımını hayal kırıklığına uğrattı ve 7. oldu. Adrian sutili ise tebrik etmek gerek 8. olması gerkçekten büyük bir başarı. Petrov 9. efsane ise 10. sırayı aldı.

Yarış başlıyordu, start verilmeden önce ilk viraja kimin önde gireceğini düşünüyordum. Hamilton, vettel ya da alonso. Çünkü kalkış özürlü webberin ilk virajı ilk sırada dönemeyeceği belliydi. Sahi, webber neden o kadar yavaş kalkıyor? Belki de centilmenlik gereği arkadakilere yer veriyordur! Webber schuminin startlarını izleyip biraz örnek almalı. İşin şakası webber kalkışta kers kullanmıyor olabilir. Zaten düzlük hızı az olan redbull belki bu yüzden geride kalıyordur. En olası ihtimal bu diğer ihtimal ise reflekslerinin çok zayıf kalması ki bu pek de mantıklı gözükmüyor. Herneyse, yarış başladı ve bir klasik olarak webber yerini kaptırdı, hem de bir kaç sıra geriye düşerek. 1. sıraya hamilton oturdu 2. lik içinse alonso vettel mücadelesi vardı. Bu hafta sonu heidfeld bueminin kazası dışında iki önemli olay oldu. Biri vettel in diğeriyse schumacher in spin atması. Bu iki spinin de onların yarışına çok olumsuz etkileri oldu. Hele schuminin yarış temposuna bakarsak yarışı rosberg in de sutilin de önünde bitirebileceğini görürüz. Pit stop stratejilerine gelince büyük takımlar tarafından gerçekten garip bir strateji uygulandı. Sert lastiğe son turlarda geçilerek zaman kaybı minimuma indirilmek istendi ve başarıldı da. Vettel ve massanın son tura kadar süren mücadelesi de çok güzeldi ama ta ki ferrarinin pit stop una kadar. Adam orda vetteli arkasında tutmak için o kadar tur bir tarafını yırtıyor ve ferrari pit stop acemiliğiyle massanın bütün emeğini bir anda yok ediyor. Massa ve webber çok benzer kaderleri paylaşıyorlar ikisine de gerçekten üzülüyorum. Redbull da ferrari de keşke 2. pilotlarına insan gibi davransalar. Hele massa bir kobay gibi kullanılıyor. İşe yaraması kesin olmayan bir yenilik denenecekse o massanın aracında deneniyor. Diaz ın pit stoplarında saniyenin yüzde birlerine bile dikkat ederken massanın pit stoplarında sanki kendi araçlarına değil de sokaktan bir araca lastik takarmış gibi davranıyorlar. Massa araçtan inip lastikleri kendi taksın bence, en azından kimseye muhtaç olmamış olur.

Öyleydi böyleydi derken yarış bitti. Vettel bu sene ilk defa podyumun dışında yer aldı. Hamilton büyük bir övgüyü haketti, Alonso da çok iyiydi, Webbere gelince; webberin şampiyon olamayacağı o kadar belli ki, daha doğrusu redbullun buna izin vermeyeceği o kadar belli ki, bence webber in şampiyonluk ihtimali hrt ya da virgin pilotlarıyla aynı, yani o ne kadar sürse de boşa. Sutil çok çok iyi iş çıkardı, tebrik ediyorum. Button a ise yazık oldu. Schumiye gelince: Schumi başarıya gerçekten aç, ve bu yüzden her yarış bir kaza, bir spin, bir olayla bitiriyor. Schumi araçtan, aracın maksimumunun da ötesinde bir verim almaya çalışıyor, ama maalesef mercedesin kapasitesi sınırlı. Bu yüzden o da limitleri zorlarken bir şekilde kazalar oluveriyor. Ama her kaza schuminin hala çok hırslı olduğunun bir göstergesi.

Ve hafta sonunun belki de en hoş sahnesi webberin alonsoyu aracında taşımasıydı. Umarım böyle sahneleri daha çok görürüz.

Macaristanda hava sıcak olacak ve heyecanlı bir yarış neredeyse imkansız, ama olsun, biz Formula 1 tutkunuyuz ve her yarışı heyecanla takip ederiz. Macaristanda heyecanlı, güzel, en iyi olanın kazandığı bir yarış olmasını diliyorum. Ama eğer en iyi olan vettelse en iyi ikinci de kazanabilir problem değil 🙂

Kategoriler
Sizin Köşeniz

Almanya GP değerlendirmesi

Almanya GP değerlendirmesi..

Nürnburgringte bu hafta sonu güzel bir yarış seyrettik… Aslında herkes güzel bir yarış olacağını az çok tahmin ediyordu. Ama izleyiciler çoğunlukla yağmur yağacağını ve bu nedenle yarışın keyifli bir hal alacağını düşünüyordu. Tüm hafta boyunca hafta sonunun yağışlı geçeceği bilgisine ve neredeyse haftanın tamamının yağışlı geçmesine rağmen sıralama turları da yarış da yağışsız bir havaya denk geldi sadece sıralama turlarının bir bölümünde yağmur bir ara uğradı o kadar.

Cuma günü Mclaren için kabus gibiydi, ne hamilton ne de button araçtan istedikleri performansı alamadılar. Kimilerine göre dolu depoyla tur atıyorlardı, kimilerine göreyse mclaren iki aracında da yağmur ayarı yapmıştı. Mclaren ın gerçek gücünün bu kadar olduğunu düşünenler de vardı. Öte yandan ferrari ve redbull kıyasıya bir rekabet içindeydiler ilk 4 ü açık arayla sahiplenmişlerdi. Mercedesten ise bahsetmeye gerek yok. Her zamanki gibi fiyasko. Sadece 2. antrenmanda 5 ve 6. sıraları alarak bizleri biraz heyecanlandırdılar o kadar.

Cumartesi günü 3. antrenmanlarda mclaren biraz ilerleme kaydetmiş gibi gözüküyordu. Buna rağmen hamilton ve button ın açıklamalarından sonra Mclaren taraftarlarının hiçbir umudu kalmamıştı. Ferrari ve redbullar ise hala en tepedeydiler. Tüm bu belirsizlikler içinde sıralama turları geldi çattı.

Sıralama turları başladı Q1 de eski takımlardan elenen bu kez kobayashi oldu. Değinmem gereken diğer bir pilot ise kovalainen. Keşke kovalainene de güzel bir araç verseler de Q2 ye kalabilse çünkü o yeni takımlar arasında en iyisi. Q2 de favori takımlar zorlanmadı, ama efsane yine sınırlardaydı, zor bela Q3 e kalabildi.

Q3 çok önemliydi, redbull mu zaman kaybetmişti ferrari mi zaman kazanmıştı bu mclaren ın durumundan anlaşılacaktı. Herkes pole e fernando alonsoyu yakıştırırken pole redbullun üvey çocuğu webbere gitti… Ama daha önemlisi lewis hamilton 2. olmuştu. Tüm hafta sıkıntılarla boğuşan Mclarenda işler yoluna girmeye başlamıştı. 3. vettel olurken 4. alonso 5. massa oldu rosberg ise yine sıralama turlarında schumiyi geçerek 6. sıraya yerleşti. Button ise takımını hayal kırıklığına uğrattı ve 7. oldu. Adrian sutili ise tebrik etmek gerek 8. olması gerkçekten büyük bir başarı. Petrov 9. efsane ise 10. sırayı aldı.

Yarış başlıyordu, start verilmeden önce ilk viraja kimin önde gireceğini düşünüyordum. Hamilton, vettel ya da alonso. Çünkü kalkış özürlü webberin ilk virajı ilk sırada dönemeyeceği belliydi. Sahi, webber neden o kadar yavaş kalkıyor? Belki de centilmenlik gereği arkadakilere yer veriyordur! Webber schuminin startlarını izleyip biraz örnek almalı. İşin şakası webber kalkışta kers kullanmıyor olabilir. Zaten düzlük hızı az olan redbull belki bu yüzden geride kalıyordur. En olası ihtimal bu diğer ihtimal ise reflekslerinin çok zayıf kalması ki bu pek de mantıklı gözükmüyor. Herneyse, yarış başladı ve bir klasik olarak webber yerini kaptırdı, hem de bir kaç sıra geriye düşerek. 1. sıraya hamilton oturdu 2. lik içinse alonso vettel mücadelesi vardı. Bu hafta sonu heidfeld bueminin kazası dışında iki önemli olay oldu. Biri vettel in diğeriyse schumacher in spin atması. Bu iki spinin de onların yarışına çok olumsuz etkileri oldu. Hele schuminin yarış temposuna bakarsak yarışı rosberg in de sutilin de önünde bitirebileceğini görürüz. Pit stop stratejilerine gelince büyük takımlar tarafından gerçekten garip bir strateji uygulandı. Sert lastiğe son turlarda geçilerek zaman kaybı minimuma indirilmek istendi ve başarıldı da. Vettel ve massanın son tura kadar süren mücadelesi de çok güzeldi ama ta ki ferrarinin pit stop una kadar. Adam orda vetteli arkasında tutmak için o kadar tur bir tarafını yırtıyor ve ferrari pit stop acemiliğiyle massanın bütün emeğini bir anda yok ediyor. Massa ve webber çok benzer kaderleri paylaşıyorlar ikisine de gerçekten üzülüyorum. Redbull da ferrari de keşke 2. pilotlarına insan gibi davransalar. Hele massa bir kobay gibi kullanılıyor. İşe yaraması kesin olmayan bir yenilik denenecekse o massanın aracında deneniyor. Diaz ın pit stoplarında saniyenin yüzde birlerine bile dikkat ederken massanın pit stoplarında sanki kendi araçlarına değil de sokaktan bir araca lastik takarmış gibi davranıyorlar. Massa araçtan inip lastikleri kendi taksın bence, en azından kimseye muhtaç olmamış olur.

Öyleydi böyleydi derken yarış bitti. Vettel bu sene ilk defa podyumun dışında yer aldı. Hamilton büyük bir övgüyü haketti, Alonso da çok iyiydi, Webbere gelince; webberin şampiyon olamayacağı o kadar belli ki, daha doğrusu redbullun buna izin vermeyeceği o kadar belli ki, bence webber in şampiyonluk ihtimali hrt ya da virgin pilotlarıyla aynı, yani o ne kadar sürse de boşa. Sutil çok çok iyi iş çıkardı, tebrik ediyorum. Button a ise yazık oldu. Schumiye gelince: Schumi başarıya gerçekten aç, ve bu yüzden her yarış bir kaza, bir spin, bir olayla bitiriyor. Schumi araçtan, aracın maksimumunun da ötesinde bir verim almaya çalışıyor, ama maalesef mercedesin kapasitesi sınırlı. Bu yüzden o da limitleri zorlarken bir şekilde kazalar oluveriyor. Ama her kaza schuminin hala çok hırslı olduğunun bir göstergesi.

Ve hafta sonunun belki de en hoş sahnesi webberin alonsoyu aracında taşımasıydı. Umarım böyle sahneleri daha çok görürüz.

Macaristanda hava sıcak olacak ve heyecanlı bir yarış neredeyse imkansız, ama olsun, biz Formula 1 tutkunuyuz ve her yarışı heyecanla takip ederiz. Macaristanda heyecanlı, güzel, en iyi olanın kazandığı bir yarış olmasını diliyorum. Ama eğer en iyi olan vettelse en iyi ikinci de kazanabilir problem değil 🙂

Kategoriler
Köşe Yazıları

Valencia ve Sonrası ve Muz Kabuğu

Açıkçası Valencia yarışı için bu kadar beklememin nedenini, Ankara’dan İstanbul’a taşınmama bağlamak çok kolayıma geldi. Çünkü yarış hakkında yazmayı hiç canım istemedi. Erteledikçe yarış sanki daha da sıkıcı hale geldi. Ben de durumu biraz kurtarayım diye yarışla birlikte bu hafta yaşananları da yazayım istedim. Tek başına Avrupa GP’sine ayıracak gücü bulamamaktan korktum. Zaten yazacak ve anlatacak da pek bir şey yoktu, kılıfını da hazırladığım minareyi, yüksek huzurlarınızda çalmaya başlayayım.

Her ne kadar Valencia diyip dursam da aslında Avrupa GP’si olan, sezonun 8. yarışından sonra sanırım artık kimin şampiyon olacağını hepimiz biliyoruz. 77 puanlık farkın bu form düzeyiyle erimesi mümkün değil. Jenson Button’ın şampiyon olduğu 2009 sezonunda Button’ın avantajı Türkiye GP’sinden sonra 26 puandı. Her iki sezondaki farklı puanlama yöntemleri sebebiyle, bu farkları yarış galibiyeti cinsine çevirirsek, Vettel’in 3 yarışlık, Button’ın ise 2,6 yarışlık avantajı olduğunu görüyoruz. Kaldı ki o sezon Button, şampiyonanın ikinci bölümünde neredeyse hiç geliştirilemeyen ve Red Bull’un arkasında ikinci giden bir araçla yarıştı. Bu sezon Red Bull’un avantajını kaybetmesi pek öyle mümkün görünmüyor. Biraz sonra bahsedeceğim ayrıntılara bakarsak, bu yasaklardan daha avantajlı bile çıkabilir. Dolayısıyla Vettel şu anda o gümüşî kupaya çoktan uzanmış durumda. Elindeki avantaj öyle böyle değil. Tutarlılığını da eklersek, izleyenler olarak 2012′ye odaklanmaya başlamamızı öneririm.

Avrupa GP’sinde bu sezon ilk kez en hızlı turu da atan Vettel’in, Grand Slam yapmasına, sadece 1 tur lider giderek limon sıkan Massa engel oldu. Salt bu bilgi bile Vettel’in geçen hafta sonunu ne kadar domine ettiğinin bir kanıtı. Artık lastiklerin de gittikçe oturması ya da takımların stratejilerinin birbirine yakınsaması sebebiyle de olabilir, yarışlardaki heyecan katsayısı da artarak düşmeye meylediyor gibi geliyor. Valencia denen döküntü pistin özelliğini de bu denkleme katmak gerek, ama önümüzdeki yarışlarda, Malezya’nın ya da Kanada’nın etkisini görmek biraz daha zorlaşabilir. Sezonun başlarında, 10 turdan fazla gitmeyen yumuşak lastikler artık çok daha fazla dayanabiliyor. Takımlar ve sürücüler, lastikleri nasıl kullanmaları gerektiğini öğrenmeye başladılar. Sadece bu da değil, artık yarış stratejileri de az çok tahmin edilmeye başlandı. Sıralama turlarında yapabiliyorsan bir set lastik sakla, yarışa başladıktan sonra 10-12 turda ilk pite girmeye çalışıp önündeki geçmeye çabala, lastiklerini koru, sağa dön, lastiklerini koru, sola dön, lastiklerini koru, pite gir.

Dediğim gibi, Valencia pistinin de bunda etkisi var. Pirelli’nin, daha önce açıkladığı lastikler yerine orta sertlikteki lastiği getirmesinin de etkisi olabilir. Göreceğiz. Silverstone’da yine arada bir lastik boş bırakma stratejisine dönüyor Pirelli. Ferrari’nin, “Sert lastiklerle biz yavaşlarız,” diye aba altından sopa göstermesini de sallamayarak gözümde çok büyüdüler. Sert-yumuşak lastikler Ferrari için kâbus olabilir. Silverstone’un değişen çehresiyle ve pit düzlüğüyle yapılacak bu ilk yarışta elde edilecek sonuç, hem şampiyonun hem de diğer takımların geleceği hakkında da bize çok önemli bilgiler verecek. Biliyorsunuz Avrupa GP’sinde öncelikle, sıralama turlarında kullanılan ama yarış için motorlara aşırı yükleme yaptığı için değiştirilen “agresif” yarış modlarının önüne geçmek için, sıralama turlarıyla yarış arasında motor haritası değiştirilmesi yasaklandı. Daha önce takımlar ne yapıyorlardı? Sıralama turlarına çıktıklarında, özellikle Q3′te, motorun ateşleme zamanlarını, yakıt oranlarını en yüksek performansa göre ayarlıyorlar, böylece egzoz beslemeli difüzörlerini, gaz kesme anlarında daha çok hava+yakıt karışımıyla besleyebiliyorlardı. Bu da onlara fazlaca yere tutunma kazandırıyordu. Bunun adına da daha önce “hot blowing” demiştik. Sıcak üfleme. Sıcak besleme. Canlı besleme. Canlı üfleme. Artık hangisini kabul ederseniz.

Bu sistemin yasaklanmasının sebebini, pek sayın Charlie Whiting, “Ne agresif modlar vardı içinde motor yok, ne motorlar vardı içinde mod yok, bir görseniz, bunu engellemek durumunda kaldık,” olarak verdi. Tabii, engellemek istedikleri şey aşırı harcamalardı, ama bana kalırsa Red Bull’un avantajını ortadan kaldırmak için yapılan sezon ortası ayarından başka bir şey değildi. Cuma günü antrenmanlarından sonra Christian Horner’ın, “Hot blowing’i denedik, ama aracı çok ısıttığı için vazgeçtik, uygulamadık,” demeci, sanırım tüm takımlarda soğuk duş etkisi yapmıştır. Herkes, Red Bull’un sıralama turu avantajının bu “hot blowing” ve sıralama turu özel modu olduğunu sanıyordu. Kappak. Horner’ın dedikleri doğruysa, ki adamın yalan söylemediğini çok rahat bir şekilde görebiliyoruz, o zaman İngiltere GP’sinde geçerli olmaya başlayacak olan bu “blowing” yasakları Red Bull’u, diğerlerinden daha az etkileyecek. McLaren ve Ferrari’nin bu sistemi uyguladığı biliniyor. Görünüşe göre Red Bull, sadece “cold blowing” kullanıyormuş (yani ateşleme ânında yaktı yakıp gazın ısısını ve enerjisini artırmıyor, sadece hava basıyor boş hava). Soğuk üfleme. Soğuk besleme. Pasif besleme. Bu “hot” “cold” ayrımını kafada canlandırmak için şöyle bir örnek verebilirim. Hani sirklerde ağzından benzin atıp bombastik alevler çıkaran adamlar var ya, işte onlar “hot blowing” yapıyorlar. Çocukken oynadığımız külah atma oyununda da biz “cold blowing” yapıyorduk. Evet. .

Silverstone’da artık acayip motor seslerini duymayacağız. Seneye de tüm bu egzoz beslemeli difüzör meselesi kalkıyor. Bu sene yasak değil, takımlar hâlâ beslemeli difüzörleri kullanacaklar. Durum Red Bull açısından böyle olunca, McLaren ve Ferrari çok daha geriye gidebilirler. E bu da her şeyin üzerinde tüy dikmek anlamına geliyor. Webber’in de şu an için Vettel’i zorlayacak bir yanı yok ki takım, bu yıl Webber’in Vettel’den puan çalmasına pek izin vermezmiş gibi geliyor. Vettel’in avantajı, her yarışta yarıştığı kişilerin değişiyor olması sebebiyle gittikçe artıyor. İspanya’da Hamilton, Monaco’da Alonso, Kanada’da Button ve Valencia’da da Webber, Vettel’in rakipleriydi. E böyle olunca Vettel’in 2. olanla arası da her yarışta açılıyor zira her hafta ikinci değişiyor. Herkes birbirinden puan çalınca da Vettel elini kolunu sallaya sallaya ilerleyebiliyor. İngiltere’den sonraki resim netleştiğinde, Red Bull eski yerini kaybetmemişse, artık takımların da 2012′yi daha çok düşünebileceklerini öngörebiliriz. 2011′i tamamen bırakmak hiçbirinin işine gelmez zira hem bu yılki yere göre kazanılacak dolarcıklar hem de önümüzdeki yıl kuralların neredeyse hiç değişmemesiyle bu yılki araçlarda yapılan her yenileştirme çalışmasının gelecek yıla aktarılabilecek olması, böyle bir lüksü gündeme getirmiyor. Zaten Ferrari ve McLaren de bunu yapabilecek takımlar değil. Sponsorlar var, prestij var, şu var bu var. Hoş, 2009 sezonunda Ferrari bunu yapmıştı, ama o sezon biraz istisnaydı. İkincilik mücadelesi sonuna kadar devam edecektir.

Hafta içindeki gelişmelerden bana göre en önemlisi, Red Bull’un genç sürücü yetiştirme programının Vettel’den sonraki en önemli meyvesi gibi görünen Daniel Ricciardo’nun, İngiltere GP’si ile birlikte HRT’de yarışmaya başlayacak olması. Bu sezon Liuzzi’nin oldukça gerisinde kalan Karthikeyan, bu yıl ilk kez yapılacak olan Hindistan GP’sinde koltuğuna dönecek olmasına rağmen, sezon sonuna kadar yedek kulübesinde oturacak. Belli ki Red Bull, Toro Rosso sürücülerinin şu andaki yüksek performanslarını görüp onların moralini bozmak istememiş ve fazladan dolarlarını, paraya ihtiyacı olan HRT’ye aktararak Narain’in koltuğunu satın almış. Böylece gridde Red Bull ve Toro Rosso’dan sonra yeni bir “Red Bull moneyed” takımı oldu. Sezon içi testlerinin olmadığı bir dönemde Red Bull’un bu hamlesi elbette çok kritik ve önemli. Yasal da. Ricciardo’nun, Toro Rosso’daki sürücülerin gölgesi olduğunu ve iyi performans göstermesi hâlinde Webber’in bile yerini alabileceğini herkes biliyor. Dolayısıyla yarım sezonluk HRT macerası, hem iyi bir referans noktası olan Liuzzi’ye göre Ricciardo’nun sürüş yeteneğini ortaya çıkarabilir hem de Daniel’in, yarış hafta sonuna hazırlanma, yarışma deneyimlerini artırabilir. Tur başına 6 saniye yavaş olan bir araçta kimse ondan mucize beklemeyecektir elbette. Webber’in, Alonso’nun Minardi’de, Schumacher’in Jordan’da, Senna’nın Toleman’da ya da Vettel’in Toro Rosso’da yaptıklarını yapabilmesi imkânsız, ancak yine de takım arkadaşını geçmesi önemli bir eşik. Ben çok heyecanlandım. Geçen sezonun son yarışı Abu Dhabi’den sonra yapılan genç sürücü testinde müthiş derecelere imza atmıştı Ricciardo. Dolayısıyla hem Liuzzi için hem HRT için hem Red Bull için hem Ricciardo için hem de bizim için iyi bir gelişme. Win win win win win durumu. Avustralyalılar için de tabii.

Bunun dışında kendime bir takım listesi yaptım sıkıntıdan. 2012′de kimi nerede görmek istiyorum diye düşündüm, ortaya şöyle bir şey çıktı. Sizin de varsa böyle bir rüya takımınız, okumak isterim. Benimki şöyle:

  1. Red Bull // Sebastian Vettel – Daniel Ricciardo
  2. Ferrari // Fernando Alonso – Jenson Button
  3. McLaren // Lewis Hamilton – Kamui Kobayashi
  4. Mercedes // Nico Rosberg – Michael Schumacher
  5. Renault // Robert Kubica (Felipe Massa) – Mark Webber

 

Ali Ünal

http://www.ali-unal.net/f1/