Kategoriler
Sizin Köşeniz

Nasıl Başlamıştı, Bak Nasıl Bitti?

Renault Kimi Raikkonen’le anlaşmak için elinden gelen her şeyi yapmıştı ama maalesef başarılı olunamadı. 2010 F1 sezonunun sone ermesiyle Renault, F1 projelerinde değişikliğe gitti ve sporda motor tedarikçisi olarak yer alacaklarını belirtti. Renault, Enstone’de kalan %25 hissesini de takımın %75 hissesine sahip olan Genii sermayeye devretti. Anlaşmalara bağlı kalınarak 2011 sezonunda takımın adı Renault olarak kalacaktı ve öyle de oldu. Takım 2011 sezonu pilotlarını açıkladı. 2010 sezonunda R30 ile harikalar yaratan Robert Kubica birinci pilot; Rus sponsorlar tarafından desteklenen Vitaly Petrov ikinci pilot olarak açıklandı. 2011 araç lansmanları başladı ve arkasına testler.  Renault R31 aracında R30’dan izler görmek mümkün değildi. Takım paket üzerinde oldukça sıkı çalışmış ve ekip Robert Kubica etrafında toplanmış, her şey yolundaydı ta ki Kubica’nın kazası olana kadar. Bu kaza ile takımın bütün planları sekteye uğradı. Kubica’nın yerine kimin geçeceği uzun süre konuşuldu. Takım bir kez daha Buz adamın kapısını çaldı ama sonuç yine olumsuzdu. Bu aşamadan sonra Kubica’nın yerine geçen pilotlar maalesef bekleneni veremedi ve de bana göre paketi açamadılar ve maksimumu elde edemediler, Takım da bunu görmüş olmalı ki sezonun ellerinden kayıp gittiğini görerek fabrikada teknolojik olarak, teknik olarak yatırıma gitti.

Kısacası neydi peki bu yatırımlar? Takım Mclaren ile simülasyon anlaşması imzaladı ve bu simülasyon için yeni bir bina inşa etti. Modern F1’de test yasaklarının olması ile simülasyonun önemi bir hayli derece arttı. Takım rakipleri karşısında bu alanda geride kalmıştı ve bu adamla seviyeyi eşitledi.

Rüzgâr tüneli: Takım rüzgâr tüneli %35-40’lardan %60’a çıkarttı ve bu şu demekti: artık ekip rüzgâr tünelini daha etkili kullanıp daha fazla veri elde edip etkili bir gelişim sağlayabilecekti ve öyle de oldu.

Kâbus gibi geçen 2011 sezonunun nihayet sonuna yaklaşılmıştı. Takım pist üzerinde etkili işler yapamasa da arka planda büyük işler çıkarmayı başarmıştı.  Fabrikada teknik ve teknolojik gelişimler göz doldurucuydu zor geçen bir sezondan sonra. Takım patronu çok sevilmeyen ama bana göre saygıyı hak eden Eric Boullier bir kez daha Kimi Raikkonen ile görüştüklerini, temasta olduklarını belirtti. Birçok kişi buna inanmadı ve başka iddialar ortaya atıldı.  O da bunların üzerine telefon görüşmelerini gösterebilirim dedi doğal olarak.  Artık herkes Kimi Raikkonen’in ciddi olarak F1’e tekrar döneceğini söylüyordu. Günler geçtikçe bu söylentiler hız kazandı. Kimi gibi harika bir pilotla iki takımın ilgilendiği ortaya çıktı. Biri efsane Williams takımı, diğeri ise yeni adı ile Lotus takımıydı. Williams Kimi’nin istediği ücreti karşısında anlaşma sağlayamadı. Lotus takımı ise Kimi’yi takıma katmak için elinden gelenin en iyisini yaptı ve Kimi ile anlaşmayı başardılar. Her iki taraf bu anlaşmadan memnun olduklarını dile getirdiler. Kimi ise Lotus’un projeleri karşısında etkilendiğini gelecekte yapacaklarından heyecan duyduğunu, anlaşmada bunların etkili olduğunu dile getirdi.  Artık her şey tamamdı. Takım Kimi için 2010 F1 aracı ile test düzenledi ve Buz adam formundan bir şey kaybetmemişti.

2012 sezonu lansmanları başladı ve takım kod adı E20 olan aracı tanıttı. Arkasına testler başladı. Lotus takımı ve Kimi iyi dereceler elde ettiler ve bir anda herkesi umutlandırdılar. Benim için de bu umut vericiydi. 2011’e göre büyük adımlar atılmıştı hem fabrikada, hem pilotlarda, hem de pist üzerinde. Nihayet sezon başladı ilk yarış pek tatmin edici değildi. Sezonun ilk yarışlarında Kimi’nin direksiyon problemleri can yakıcıydı. Takım bunun için büyük mücadeleler verdi ve direksiyonu Kimi’nin istediği kıvama getirmeyi başarmışlardı sonunda. Takım artık iyi sonuçlar için sabırsızlanıyordu ve sonunda Bahreyn’de takım her iki pilotuyla podyumdaydı. Birileri bu sonucu hayal bile edemezdi ama takım ve Kimi bunu başarmışlardı.  Kimi birçok kez ikinci üçüncü sıralarda yarışları bitirdi. Artık Kimi’yi destekleyen bu ekibi destekleyen herkes yarış galibiyeti için sabırsızlanıyordu. Bu da oldu ve herkesi mutlu etti. Özellikle de beni çünkü Buz adam Renault motoru ile ilk yarışını kazanmıştı ve takımının da 2008 Japonya Fuji’den sonra yarış galibiyetiydi.  Brezilya’da sezon sona erdiğinde Kimi Raikkonen pilotlar klasmanında üçüncü sıradaydı. Böyle bir sonucu hiç kimse beklemiyordu ama takım elindeki bütçeyle Kimi için elinden gelenin en iyisini yapmıştı.

Gelelim 2013 sezonuna. Sezona kazanarak başlandı. Bu herkesi heyecanlandırdı çünkü takım elindeki bütçe ile yine elinden gelenin en iyisini yapmıştı. Yarış sonunda Kimi’ye sorulan sorular arasında “Diğer devlere karşı mücadele edebilecek misiniz?” sorusunun yanıtı “Bizim Red Bull-Ferrari-Mclaren-Mercedes kadar bütçemiz yok ama onlarla mücadele edebilecek bir teknik ekibimiz var. Elbette para en büyük parça ama bizim elimizdeki bu” demişti.  Takım yine bu sezon için elinden gelenin en iyisini yapıyor. Birçok önemli ismi kaybetti ama piste getirmiş oldukları uzun şasi ve güncellemeler halen devam ediyor ve kendi çaplarında iyi sonuçlara imza atıyorlar.

Lotus Kimi ile anlaşmak için büyük mücadeleler verdi ama maalesef başarılı olunamadı. Kimi’nin en büyük isteği takımın Renault ile bağlarını güçlendirmesiydi ama başarılı olunamadı. Bunun dışında birçok güçlü sponsorluk anlaşması ama yine başarılı olunamadı. Bu anlaşmalar da başarısız olunmanın nedeni sponsorların ter etütlerinden kaynaklanan sorunlar. Şu anda Quantum anlaşmasında olduğu gibi. İsteyen istediği yere gidebilir ama bir pilot çıkıp F1 basınının önünde iki sezondur yarıştığı ekipten ayrılma nedeninin para olduğunu söylerse bu incitici olur.  Hoş bir durum değil. 2012 sezonu sonunda Lopez Kimi’ye 21 Milyon euro ödeme yapıldığını açıkladı. Bu olanlar 2012’de neden olmadı? Yoksa Ferrari güvencesi, koltuk garantisi mi cesaret verdi Kimi’ye?

Takımın Grosjean’ı ön plana çıkarmaya çalıştığı söyleniyor. Aksine ben öyle düşünmüyorum. Zaten hızlı olan, uzun şasi ile de hızının üzerine hız ekleyen Grosjean var. Takım Kimi için Abu Dhabi’ye kısa şasiyi getirdi. arabada kendini daha rahat ve hızlı olması için. Kırılan bir parça ile sıralamalardan ihraç edildik, ama bunun bilerek yapıldığını söyleyenler var. Hangi takım milyon dolarlar kaybetmek ister ki?

Alan Permane ile yaşanlar talihsizce hiç hoş değil. Eric Boullier’in Kimi’den ayrıca özür dilediği söyleniyor. Sonra da takımdan özür diledi. Bir kişinin hatası 600 kişilik bir ekipte 599 kişiye mal edilmemeli.  Bu ekibe son iki yılda E20-21 gibi sıkı paketler yarattıkları için minnettarım. Her ne kadar kıymeti bilinmese de.

Kimi’nin geçen hafta Maranello’da olduğunu tüm F1 dünyası biliyor ve bu ziyaretten sonra, son iki yarışa çıkamayacağını açıklaması ne kadar manidar? Umarım Kimi Ferrari’de başarılı olur, başarılı bir ameliyat geçirip tekrar eski sağlığına kavuşur.

Nasıl başlamıştı, bak nasıl bitti?

Hakan KÖŞ