Kategoriler
Köşe Yazıları

20 Yıl Önce Bir Schumacher – I

1991 yılının ağustos ayında, Belçikalı Formula 1 sürücüsü Bertrand Gachot, İngiltere’de tartıştığı bir taksi şoförüne göz yaşı gazı sıktı. İki ay hapis cezası alan Gachot, bu sebeple takımının Belçika’da yapılacak olan yarışına ve sonraki üç yarışa da katılamadı. Böylece, Spa’daki yarış öncesinde bir sürücüsü hapse giren Eddie Jordan, o hafta sonunda Jordan takımı için kimin yarışacağını düşünürken, Sportscar şampiyonasında Sauber-Mercedes adına yarışan genç bir Alman sürücüsünün menajeri Willi Webber, onu telefonla arayarak Schumacher’i önerdi. O dönemde Formula 1′e geçen sürücülerin büyük çoğunluğunun ve takımlarına sürücü almak isteyen takım patronlarının da asıl hedefi F3000′dü. Tıpkı bugünkü GP2 serisi gibi. Dolayısıyla, kapalı kaporta araçlarda yarışan ve daha önce kimsenin adını bile duymadığı bir Alman sürücünün -ki Almanya, sürücü anlamında pek de parlak bir imaj çizmiyorken- önerilmesi Jordan’ı şaşırttı ancak yine de o hafta başında salı günü Schumacher’e Silverstone pistinde test imkânı sundu. O âna kadar bu pistte Jordan aracıyla atılan en iyi tur derecelerini kaydeden ve Silverstone tur rekorunu kıran Schumacher, böylece Jordan’ı ikna etti ve Mercedes’in de para desteğiyle Spa’da Jordan pilotu olarak yerini aldı. Jordan, Webber’e Schumacher’in Spa’yı bilip bilmediğini sordu, Webber de, “Tabii tabii, pisti iyi biliyor,” dedi. Oysa Schumacher daha önce Spa’da bir tur bile atmamıştı. Tarih: 25 Ağustos 1991.

Pisti, bisikletiyle tanıyan ve aracına yavaş yavaş ısınan Schumacher, katıldığı ilk F1 sıralama turunda, 11 yıllık takım arkadaşı Andrea de Cesaris’i 0,8s geride bırakmayı başardı. Yarışa 7. sıradan başlayan Alman pilot, tüm medyanın uzun yıllar sürecek ilgisini de işte o an kendi üzerine çekiverdi. Yarışı, daha bir tur bile tamamlayamadan debriyaj arızası nedeniyle yarım bırakması hiçbir şeyi değiştirmedi. O zamanların yükselen takımı Benetton, çoktan Schumacher’in hizmetine talip olmuştu bile. Eddie Jordan, Schumacher’in başarılı olması durumunda onu takımda tutma garantisi almasına rağmen, Belçika’daki yarışın hemen ardından İtalya GP’si ile birlikte Schummacher, Benetton’a geçti ve Ferrrari’ye gideceği 1996 sezonuna kadar burada yarıştı. Eddie Jordan, mahkemeye başvurdu ancak yazılı bir sözleşme olmadığı için, herhangi bir hak talep edemedi. Sauber de 1992 sezonu başlangıcında, Mercedes’le sportscar ortaklığını Formula 1′e genişleterek kendi takımını kurdu. Bunu yaparken de, Schumacher’le Mercedes arasında, Mercedes’in F1′e girmesi hâlinde Schumacher’in burada yarışacağına dair anlaşmayı uygulatmak istedi ancak Schumacher, Sauber’e gitmek istemeyince bundan vazgeçildi.

1991 sezonunda yarıştığı ikinci yarış olan İtalya GP’sinde Benetton tulumuyla, üç kez dünya şampiyonu Nelson Piquet’yi hem sıralama turunda hem de yarışta geçerek ilk Formula 1 puanını almış oldu. Bir sonraki yıl Meksika GP’sinde ilk podyumunu, Belçika GP’sinde de ilk yarış birinciliğini aldı. İlk pol pozisyonunu 1994 Monaco GP’sinde elde eden Michael Schumacher, ilk dünya şampiyonluğunu da o sezon kazandı. 20 yıla yayılan süre içinde toplam 280 yarışa katılan Schumacher, 91 kez birincilik aldı. 154 kez podyuma çıkıp 68 pol pozisyonu elde eden Alman pilot, bu yarışlarda 76 kez de en hızlı tura imza attı. Attığı toplam 15481 turun 5108′ini lider giderek bu alanda kırılması neredeyse imkânsız bir rekorun sahibi. Michael Schumacher, F1 istatistikleri düşünüldüğünde hemen her kategoride en üst sırada yer alıyor, ancak onu hatırlamamıza, sevmemize veya nefret etmemize neden olan şeyler, rakamlardan çok daha canlı şeyler. Benim ilk elden aklıma gelenler şunlar:

1994 Avustralya GP



Ayrton Senna’nın hayatını kaybettiği bu kara sezonda, aktif süspansiyon ve elektronik sürüş kontrolleri tartışmalarının yanı sıra, sezon içinde de birçok tartışma yaşanmıştı. Benetton, İngiltere GP’sinde Schumacher’in aldığı 5 saniyelik dur-kalk cezasını yarış içinde görmezden gelip uygulamamış, Schumacher’e siyah bayrak gösterilerek diskalifiye edilmiş ancak Benetton yarışa devam etmesini istemiş, nihayetinde de Alman pilot İngilitere GP’sinden diskalifiye edilmekle kalmamış iki yarış da men cezası almıştı. Sezonu baştan sona domine eden ve rahat bir şampiyonluk alacakmış gibi görünen Schumacher, Almanya GP’sini de motor arızası nedeniyle bitiremeyince toplam 4 yarıştan puan çıkaramadı ve son yarışa Hill’le aralarında 1 puan farkla girdi. 36. turda, Schumacher lider Hill de onun arkasında hızlı bir şekilde Schumacher’i yakalıyorken, Alman pilot pist dışına çıkıp zaman kaybetti, Hill de durumdan faydalanarak açık bırakılan kapıya atak yaptı, ancak iki araç çarpışıp yarış dışı kalınca şampiyonluk Schumacher’e gitti. Birçokları, Schumacher’in bilerek Hill’e direksiyon kırdığına inandı ve bu şampiyonluğu asla ona layık görmedi. Schumacher nefretinin başlangıcı da aslında bu sezona dayanır diyebiliriz.

1996 İspanya GP



Benetton’da yaşadığı iki şampiyonluğun ardından, o dönemler kâbus yıllarını yaşayan Ferrari’ye geçtiğinde, birçokları Schumacher’in neden böyle risk aldığını merak etti. Williams ve McLaren varken, hiçbir varlık gösteremeyen Ferrari’ye geçmek, o dönem için garip bir hareketti. Ancak Schumacher, sadece şampiyonluk kazanmak değil, zorlukları yüklenmek, sorumluluk üstlenmek ve kendine yeni bir heyecan bulmak da istiyordu. Ferrari’yi yeniden diriltip 1979′dan bu yana sürücüler şampiyonu olamayan İtalyan takımına, bu unvanı kendisi kazandırmayı planlıyordu. 1996 sezonu Ferrari’si, o dönem takım arkadaşı Eddie Irvine tarafından “berbat” olarak nitelenen bir araçtı. James Allen’ın kitabında Irvine, “Schumacher’in o arabayı nasıl sürdüğüne, o arabayla nasıl pol pozisyonu kazandığına hâlâ inanamıyorum,” diyor. Bu duygularla başlayan sezonun ikinci yarışında, Ferrari adına ilk podyumunu kazanan Schumacher, Monaco GP’sinde de müthiş bir turla Ferrari’yle ilk pol pozisyonunu elde etti. Ancak Ferrari’ye bir zafer getirme konusunda oldukça stresli olan Schumacher, Monaco’da kaza yaparak yarış dışı kaldı. Tüm bunları biriktirip İspanya GP’sinde baktığınız zaman, en yakın rakibine 45 saniye fark atan, en hızlı tur sıralamasında tüm sürücülerden 2 saniye daha hızlı zamana sahip olan Schumacher’in, Ferrari ile ilk zaferini bu şartlar altında yaşamış olması, yıllar boyunca sürecek dominasyonun da ilk işaretleri olmuş gibi görünüyor. Tarihin ve kozmozun garip bir cilvesi. Yağmur altındaki 1996 İspanya GP’si, hâlâ Schumacher’in en iyi yarışlarından biri olarak gösterilir. Tümünü izlemek için: buraya.

Devam edeceğim, çok yoruldum.

Ali Ünal

http://www.ali-unal.net/f1/