Kategoriler
Formula1

TRF1 Karting Ligi 2010 Sezonu Başvuruları 30 Nisan'da Bitiyor!

Türkiye’nin tek amatör karting ligi TRF1 Karting Ligi’nin 2010 sezonu için başvurular başladı. 2008 yılından bu yana başarıyla yola devam eden karting liginin bu yıl üçüncüsü yapılacak. Her yarışında büyük heyecan yaşanan 2009 sezonunun şampiyonu, hava şartları nedeniyle ertelenen yedinci ve son yarışın ardından belli olacak. Yeni sezona siz de katılabilirsiniz, acele edin…

Heyecan yeniden başlıyor!

TRF1 Karting Ligi 2010 sezonu için başvurular başladı. Farklı pistlerde yarışıp kupa heyecanı yaşarken bir yandan da sezon şampiyonluğunu kovalamak istiyorsanız siz de TRF1 Karting Ligi pilotlarının arasına katılın ve özel dizayn edilmiş yarış tulumunuzu giyip karting pistlerinde yarışmanın heyecanını yaşayın. Bu sezon pilot sayısı 12 ile sınırlı. Takımlar ve pilotlar listesi 10 Mayıs’ta açıklanacak. Bu heyecanı yaşamak için acele edin! İlk yarış 23 Mayıs 2010’da!

Geçen sezonla ilgili haberler: http://www.trf1.net/trf1-karting-ligi/2009-sezonu/index.1.html
Yarış videoları: http://www.trf1.net/index.php/multimedya/video-galeri/13245-trf1-karting-ligi-5-yarisi-beylikduzu-go-kart-arena-haberi.html

Başvuru için: http://www.trf1.net/index.php/trf1-karting-ligi/basvuru/index.1.html
Sorularınız için: karting.ligi@trf1.net

Kategoriler
Sizin Köşeniz

McLaren Button' ı Ne Diye Aldı?

2008 senesinin son yarışı olan Brezilya GP’ ye bir geri dönelim. Yağmurlu bir yarış, Felipe Massa ve Lewis Hamilton arasında kıran kırana geçen bir şampiyonluk mücadelesi. Massa yarışı kazanıyor fakat Lewis Hamilton son virajda yaptığı atakla şampiyonluğu kimselere yar etmiyor ve birçok rekorla birlikte unvana uzanıyor. Rüya gibi… Aynı yarışı Jenson Button sessiz sedasız bir şekilde Massa’ nın 1 tur gerisinde 13. bitiriyor ve yine aynı şekilde hazırlıklar ve ufak röportajlar sonrası evinin yoluna koyuluyor.

2009 senesinin Brezilya yarışına bir de göz atalım. Sezon başlamadan önce yarıştığı takımın F1′ den çekilmesi üzerine neredeyse ortada kalıyordu Button. Kariyeri boyunca arka sıralarda dolaşan, belki de tek başarısı 2006 Macaristan’ daki yağmurlu yarışta biraz da hasbelkader bir şekilde kazandığı yarıştı. Fakat şaşırtıcı bir şekilde bütün bir sezon boyunca onun yanına yaklaşan bile olmuyor ve 1 sene sonra Brezilya’ da şampiyonluğa ulaşan o oluyor. Hamilton için ise sadece yarışı podyumda bitirmenin verdiği sevinç ve çok kötü bir şekilde geçen sezonun sırtında bindirdiği hayal kırıklığı mevcut.

Şimdi bu iki pilot önümüzdeki sezon aynı takımda yarışacak. Sezonun potansiyel en iyi ikilisi olmayabilir bu iki pilot ama, bana göre birlikte ne yapacakları en merak konusu olan pilotlar bunlar. Genel kanı, Hamilton’ ın Button’ı bütün bir sezon boyunca afiyetle yiyeceği görüşünde. Fakat işler öyle de gitmeyebilir. Kim bilir ummadık taş baş yarabilir.

McLaren, Button’ ı ne diye aldı? Jenson Button iyi bir pilot. Gerçekten bak. İyi yani böyle eli yüzü düzgün, yakışıklı, her genç kızın rüyası falan. Ama hız anlamında o kadar iyi olduğu konusunda emin değilim. Kariyeri boyunca orta sıralara demir atmış bir pilotun, hasbelkader bir şekilde difüzör denen zıkkımın yardımıyla şampiyon olduğu bir gerçek. Şampiyonluğu haketmedi demiyorum. Elbette bileğinin hakkıyla yarıştı ve aldı bu unvanı. Fakat bir Hamilton, bir Alonso kadar parlak göremiyorum ben Button’ı. Koyamıyorum onların sınıfına. Şimdi birçok taraftar: “Ama Button hep kötü otomobillerle yarıştı, potansiyelini gösteremedi kiie yeeeaaa” diye homurdanacaktır. Ara sıra forumlarda dolaşırken bu tip yorumlara rastlıyorum. Bunlara cevaben şunu demek istiyorum: E benim canım kardeşim. Alonsoyu Minardi’ de yarışırken kara kaşı gözü için mi seçti de Renault’ ya getirdi Briatore? Sırf takımda fin pilot olsun diye mi dünyanın parasını Peter Sauber’ in eline verip Raikkonen’ i McLarene getirdi Ron Dennis? Hepsi, o pilotlardaki yetenekleri keşfettiler ve kendi takımlarında işlediler. Bu pilotların şimdi neler başardıkları da ortada. Button gerçekten iyi bir pilot olsaydı, şimdiye çoktan McLaren ya da Ferrari’ ye geçip başarılar elde etmişti zaten. Ama hiçbir zaman bunu yapamadı. Jenson Button’ a hızlı bir pilot değil demiyorum. Ama bir Hamilton kadar yetenekli bir cevher değil demek istiyorum.

Ben bunları dedikten sonra, önümüzdeki sezon için Hamilton’ın Button’ı geride bırakacağını düşündüğümü düşünüyor olabilirsiniz. Doğru evet. Fakat, Hamilton bunu bu kadar rahat yapamayabilir. Button’ ı her ne kadar bunları demiş olsam da, geçen seneki Heikki faciasından sonra takıma ilaç gibi gelecektir diye düşünüyorum. Heikki neydi öyle ya? İnanın, İstanbul yollarında taksicilik yapsa taksisine binmem yemin ederim. Öyle garip, öyle kafası başka bir yerde pilot Heikki. Button, Heikki’ ye oranla bir gömlek daha zor gelecektir Lewis’ e. Bu yüzden onu geride bırakabilmek için biraz daha zorlamak zorunda kalacak, bu da sezon içerisinde onu hep formda tutmaya yarayacaktır.

Jenson Button’ ın şampiyonluğu kazandıktan sonra performansında bir gelişme olur mu peki? Kafamı kurcalayan birşey bu. Malum, gerçekten birçok zafer kazandı ve Button artık yarış kazanmanın nasıl bir his olduğunu biliyor. Nasıl galip geleceğini, zafere giden yolda ne tür engelleri aşacağını geçtiğimiz sezonda az çok gördü, tecrübe kazandı. Belki bu, onun artık daha zinde, hangi anda ne yapması gerektiğini iyi bilen bir pilota çevirir ve bunu önümüzdeki sezon çok iyi bir avantaj olarak kullanır. Jenson Button bunu yapabilir. Ama bunu başarması için, tekrar zaferler kazanıp bir kez daha şampiyonluk savaşı içinde olması ve şampiyonluk kazanması için önünde geçmesi gereken en önemli engel: Lewis Hamilton’ ı yenmek. Umarım iki pilotta, bunu başarmak için ellerinden geleni yaparlar da biz de zevkli bir mücadele izleriz.

Bütün bir yazı boyunca, Button’ ın yeteneğini, McLarene gelirse neler yapacağını sorguladım da başlıktaki soruya cevap vermeyi unuttum. Sahi ya, McLaren Button’ ı ne diye aldı?

 

Garry Kasparov

Kategoriler
Sizin Köşeniz

Alonso mu? Ferrari mi?

Başlıktan da tahmin edileceği gibi, ne demeye çalıştığımı büyük ihtimalle anlamadınız(zaten ben de marjinal olsun diye öyle bi başlık koyduydum evet). Bilindiği gibi biricik çifte kupalı şampiyonumuz Fernando Alonso, uzun bir süre önce iki senedir sürdüğü hurda sayılabilecek Renault aracını sürmekten sıkıldı ve Ferrari’ yle yarışmak için imza attı. Attı da niye attı? Sadece şampiyonluklar kazanmak için mi yoksa Ferrari’ de yeni bir Schumacher efsanesi olmak için mi? Kendi ismi mi daha öne çıkacak yoksa “Ferrari’ nin herhangi bir pilotu” olarak mı yaşayacak? Daha iyi bir araçta kariyerini devam ettirmek için mi gitti yoksa gitmek zorunda olduğu için mi? Ferrari’ ye geldiğinde bu adam ne yapacak? Kimi gibi mütevazı bir şekilde sadece aracını mı sürecek yoksa takımda üstünlüğü ele geçirmek için akıl oyunlarına mı başvuracak?  Bu soruları sıralarsak işin içinden çıkamayız. O yüzden hadi biraz Alonso ve Ferrari hakkında konuşmaya başlayalım.

En son şampiyonluğunun ardından 3 sene geçti Alonso’ nun. Her ne kadar ondan sonra bir türlü şampiyonluğa ulaşamasa da, aslında kendini geliştirme açısından çok yol katetti(zaten bunu her fırsatta dile getirme rahatlığına da sahip). Kötü bir araçla iki sene boyunca yarışmak zorunda kaldı ve takdir edersiniz ki Ferrari’ ye başarıya ve şampiyonluğa aç bir şekilde geliyor. Bu, onun için bir artıdır diyebiliriz. Tabi uzun bir süre orta sıralar için savaşmanın dezavantajları da var. Uzun zamandır bir yarış galibiyeti, bir podyum, bir heyecanlı mücadelenin için de göremedik kendisini ve bu, onun yarış kazanma dürtülerini törpülemiş olmalı. Bu çok normal. Uzun süre yarış kazanamazsanız, yarış kazanmak için yapmanız gerekenleri unutmaya başlarsınız.  Alonso’ da belki önümüzdeki sezonun ilk yarışlarında bu sorundan muzdarip olabilir, ama daha sonra bunu aşması çokta zor değil.

Konuşulması gereken en pimpirikli konu ise Alonso’ nun Ferrari’ deki statüsünün tam olarak nerede olacağı. Bilindiği gibi, 2 sene önce pek yürümeyen bir McLaren-Alonso birlikteliği vardı ve katı kuralları olan McLaren, daha fazla ilgi isteyen Alonso’ yu kabullenemedi. Alonso’ da, McLaren’ den gördüğü (ya da göremediği dersek daha doğru olur) muameleyi kendine yediremedi. Bu konuda tartışmalar sürüyor tabi. Kimi Alonso, kimi ise McLaren haklı diyor fakat bu konuya şimdi girmeyeceğim. Fakat Ferrari daha açık bir takım. McLaren gibi sıkı bir disiplin içerisinde değiller ve Schumacher dönemindeki 1.pilot-2.pilot ayrımını da elbette herkes biliyor. Fakat Schumacher gittikten sonra takım pilotlar arasında eşit mücadele edilmesine döndü ve 3 sene boyunca böyle devam etti. Alonso geldiğinde de aynı şey devam edebilir mi? Büyük ihtimal öyle olacak çünkü yanında bu sefer Grosjean ve Piquet gibi ezip geçebileceği bir pilot yok. Felipe Massa gerçekten dişli bir pilot ve Alonso onu yense dahi, ona ağır bir üstünlük kurması çok ufak bir ihtimal. Alonso, 2010′ da Massa’ dan daha iyi bir performans sergileyecektir belki bana göre ama takımdan alacağı ilgi en fazla Massa’nınki kadar olacaktır.

İlk sene için bir şampiyonluk? Raikkonen ilk senesinde, mucizevi bir şekilde de olsa  bunu başarmıştı. Alonso’ da gayet başarabilir. Başaramayadabilir. Ama takımla olan iletişimi mutlaka çok iyi olacaktır. Sonuçta iki tarafta da bir Akdeniz sıcakkanlılığı var ve uyum sorunu, belki de sorun edilebilecek en son şey. Hatta Alonso’ nun italyancası olduğunu da hatırlıyorum. Kısacası Ferrari, onun kariyerini sonlandırmak için ideal bir takım Alonso için. Ama işler böyle güzel de gitmeyebilir. Araca ve takıma alışma sürecinde Massa ipleri eline alıp bırakmayabilir. Alonso için ilk sene kabus gibi gidebilir.  Çifte Dünya şampiyonu, bu sefer hünerlerini sergileyip herkese kendini hayran bırakabilecek mi yoksa McLaren’ deki gibi bavulunu toplayıp gidecek yeni bir takım mı arayacak? Gerisi size kalmış…

 

Garry Kasparov

Kategoriler
Sizin Köşeniz

Efsane Geri Döndü

      Aslında bir bakıma ‘muhteşem’ gün olarak değerlendirilebilir bugün ve dürüst olmak gerekirse hiç bitmesini istemediğim bir gün olma özelliğini de taşıyor. Michael Schumacher’in geri dönüşü büyük bir etki bırakacaktır Formula 1 tarihine. Hiç şüphe yok ki bugün f1 tarihinin en önemli günüdür. Ferrari’yi Lauda dönemlerinden 20 yıl sonra teknik sorumlu Ross Brawn ile başarıya taşıyan Michael Schumacher’in 14 yıllık beraberlikten sonra Ferrari’deki mevcut danışmanlık görevine son verip Mercedes’e pilot olarak geçişinin günüdür. Kaderimin ve hedefimin değiştiği gündür aynı zamanda… 2006 yılının İtalya’sında emekli olacağını açıkladıktan sonra içimde büyük bir boşluk olduğunu benimle beraber bütün Schumacher sevenlerinin kabul etmesi gerekiyor. Aslında emekliliğinden  sonra gerçekten F1 ile bağlantısını koparsaydı belki , ben ve benim gibi yüzbinlerce tifosi bunu kabullenebilirdi. Ama onun gibi bir pilotun sonraki yıllarda F1’le beraber olması ve bu spordan kopamaması kaçınılmaz bi hale gelmişti bir kere. Hayatını burada bulan bir insan için bu ayrılığın imkansız olduğunu söylemek gerekiyor. Diğer bir deyişle onun ait olduğu yer burasıydı .  Bu pistlerde bu markalarla ve bu insanlarla rekabet etmek için yaratılmıştı. Ve ait olduğu yere eski dostu Ross Brawn’ın takım patronu olduğu bir başka takım Mercedes GP ile tekrar dönmüş oldu.

      Schumacher’in Mercedes’e katılmasının nedenleri arasında Alman devletinin ve fia’nın etkisinin olmadığından bahsetmek pek mümkün değil .Ama asıl gerçek onun bu spordan nasıl ayrıldığından geliyor..son şampiyonluğundan hemen sonra fia’nın ferrari’ye koyduğu darbe schumacher’i tekrar şampiyon olmaktan bir sene alıkoydu ve sonraki senede ise eşi görülmemiş bi dönüş yaparak tekrar en iyisi olduğunu kanıtlamasıyla başladı.kazanma sevincini kaybetmeyen Schumacher kendinden yaşca küçük olan pilotlardan hala daha iyi sürebiliyordu. Dolayısıyla şampiyon olamamasının nedeni ise kendinde değildi ve hak ettiği de bu değildi. Ve F1 kariyerini o sene verdiği emeklilik kararıyla ”kısmen” bitirmiş oldu. Bu, pek de tatmin edici olmadı…

      6 yaşımda ilk kez F1 macerama başladığımda bu zamana beni o kırmızı araba değil içindeki beyin ,kişilik ve o eşsiz sürüş stilinin etkilediğini fark ediyorum .Bu kadar yıl içinde kazanılan, kaybedilen zaferler ve şampiyonluklar yaşamak benim schumi’ye bağlanmamı ve bu spordan sürekli enerji almamı sağlayan etmenlerdir. İki kez canlı izlediğim için de..hayır,bu duygu pek de anlatılamaz.. Schumacher’in F1’den ayrıldıktan sonra Ferrari’ye olan ilgimin azalmasını; 2007 yılında Kimi Raikkonen’in Ferrari’ye gelişi ve Hamilton süksesinin aynı seneye damga vurması, hatta içinde bulunduğumuz yıl içinde Raikkonen’in Ferrari’den gönderilip yerine Alonso’nun transfer edilmesinin bile beni gerçek manada sevindirmediği kanıtlıyormuş meğer. Anlaşıldığı üzere o muhteşem büyü Ferrari’de değil, Schumacher’deydi her zaman . Schumacher’in olmadığı bir Ferrari artık anlam ifade etmemeye de başlamıştı…

      2009’a gelirsek, dönüş spekülasyonlarıyla beraber ortaya çıkan bazı dedikodulardan Niki Lauda’nın ‘7 dünya şampiyonluğu kazandıran formunu yakalamak için çok zorlanmayacak.’ sözü, en sıkı rakipleri Jacques Villeneuve ve Damon Hill’ in övgü ve başarı temennisiyle dolu sözlerinin yanında , hatta Bay E ‘nin dahi ondan büyük beklenti içerisinde olması Michael Schumacher’in kendisi dışındaki F1 bünyesindeki değerli isimlerin desteğini açıkça kazandığını gösteriyor.Ve kimse ondan pist içi yada dışında yapabileceği bir hata bile beklemiyor. Her şeyin sonunda bu kararın alınması Schumacher için çok şaşırtıcı olmasa gerek…

      Ve 2009’dan sıyrılıp 2010’a gelirsek, bu yıl, Schumi’yi diğer efsane pilotlar Mansell , Prost ve Lauda gibi F1’e ara verdikten sonra tekrar geri dönüş yapan pilotlar arasında ilk sıraya koyacaktır.Aynı zamanda eski takımı olan Ferrari ile Alonso, Hamilton ve yükselen yıldız Vettel ile ilk kez yarışacağı yıl olma özelliğini de taşıyor.  Ve yine 2010 benim için Ferrari’nin zaferleri ve unutulmaz anılarıyla beraber defterinin kapandığı ve yepyeni bir Mercedes-Benz sayfasının açıldığı yıl olacaktır. O harika zafer sevincini bize tekrar tattıracağı yıl…

Bir Şampiyon ve F1 Tarihin En İyi Ve En Başarılı Pilotundan Bahsediyoruz….

..Michael Schumacher….

Furkan  Karaman                                                                                                         23.12.2009

Kategoriler
Sizin Köşeniz

Beni F1'e Bağlayan Adam

2005 yılıydı, 11 yaşımdaydım. Türkiye GP’siydi. Tesadüfen Kanal D’yi açmıştım. Formula-1 diye bir araba sporu olduğunu biliyordum ama yarışçılar kim, takımların adı ne, fazla bilmiyordum. Formula-1 ile ilgili bildiğim tek şey sen ve eski takımındı. Seni ilk olarak o gün izlemiştim. Tam hatırlamıyorum ama yarışdışı kalmıştın herhâlde. O gün öylesine izlemiş oldum.

Yıl 2006 ve bir Fransa GP’si. Yarışın son turlarıydı herhalde. Yine tesadüfen açmıştım. İsminin “SERHAN ACAR” olduğunu ilerleyen zamanlarda öğrendiğim spiker, “SCHUMACHER, TARİH YAZMAYA GİDİYOR” diyordu. Ne olup ne bitmişti daha önce, bilmiyordum ki. O güne kadar tek bildiğim şey sendin ve Ferrariydi. Damalı bayrağı geçtikten sonra öğrendim ki bir pistte üst üste 8. kez zafer kazanan ilk pilot olmuşsun. O gün, bu sporu kesin takip etmeye karar verdim. İlerleyen bir-iki yarışta senin bir “efsane” olduğunu, kendisini de senin gibi sonradan tanıdığım “Fernando Alonso” adlı İspanyol pilotla aranda Haziranda 25 olan puan farkını giderek azalttığını öğrendim. Senin hayranın olmaya karar verdim ve şampiyonluğunu istiyordum artık. İtalya GP’sinde şampanyayı podyumun tepesinde patlattıktan sonra basın mensuplarına demeç verirken emekli olacağını da söyleyince benim için büyük bir hayal kırıklığı oldu bu.

Brezilya GP’si gelip çatmıştı. Senin şampiyonluğuna odaklanmıştım. Cumartesi sıralama turlarında biraz sorun yaşayınca endişem arttı. Yarışın başladığı andan itibaren herhangi bir sorun yaşar mısın endişesi oldu içimde. Son turlara kadar her şey güzel gitmişti senin, diğer tüm hayranların ve benim için. Ama o son turlarda yaşadığın sorun emeklilik kararından bile daha fazla üzdü. Damalı bayrağı 4. geçip de pit alanında öyle üzgün üzgün yürürken gerçekten ağladım, abartmıyorum.

Kalbimde bir yer edinmiştin ama spordan yine aynı şekilde zevk almak için başka pilot tutmaya karar verdim. Jarno Trulli oldu bu pilot. Günler geçti, 2008’in sonlarına doğru bu sefer eski takım arkadaşın Massa’nın şampiyonluğuna odaklandım. 2008 Brezilya’da da hayal kırıklığına uğradım.

Senin motorsiklete merak saldığını öğrendim Şubat ayında. Kendisiyle aynı fikirde olma ihtimalimin milyonda bir olduğu Ak Saçlı Formula Dede’nin (Ecclestone’dan bahsediyorum) “zamanında güvenlik için neredeyse benimle kavga edecek olan adamın şimdi motorsiklete merak salmasına anlam veremiyorum” sözünde bu milyonda bir olasılık tuttu. İstemiyordum ben de belki de pek çok hayranın gibi. Ve 2009 sezonu başladı ve sezonun başından itibaren de 2007’deki şampiyonluğunda benim için diğer pilotlardan biri olan ama şimdi benim için önemli bir yeri olan Kimi Räikkönen’in hayranı oldum ve abartmıyorum %90 bu adam yüzünden Finceye meraklandım. Öyle hayranı oldum yani.

Massa’nın Macaristan’daki kazasından sonra senin döneceğin hakkındaki söylentiler dikkatimi çekti herkes gibi. Boynundaki ağrıların Şubat ayının bir eseri olduğunu öğrenince sinirlenmemem elde değildi tabi. Sezon bittikten sonra döneceğin hakkındaki söylentiler iyice artınca umutlandım ve geçen hafta boşuna umutlanmadığımı kanıtladın. Räikkönen’in gittiğine üzülüyorum ama bir yandan da senin gibi bir efsanenin dönüşüne çok sevindim. İsterim ki Häkkinen de dönse de yine ikinizi aynı pistte görmek -o günleri ancak videolardan görüyorum ama olsun- güzel bir duygu olacaktır. Bu yıl bir de lisede Almanca öğrenmeye başladık. Hoca bana söz hakkı verip o anki konuyla ilgili örnek vermemi isteyince genellikle hep senin ismin geçiyor. Geçen hafta insanın fiziki özelliklerini (saç, göz rengi falan) gördük. Hoca bir kişiyi tanımlamamı istedi, örnek olarak ben de şu cümleleri kurdum:

“Michael Schumacher ist ein f1-legend. Er ist dünn, lang. Er habt braun Haare und sein Augen sind braun.”

tr: “Michael Schumacher bir f1 efsanesidir. Zayıftır, uzundur. Kahverengi saçları vardır ve gözleri kahverengidir.”

Her ne kadar artık WRC’yi elimden geldiği kadar takip edeceksem de Räikkönen’in F1’den gittiğine üzülüyorum; ama onun gitmesine ne kadar üzüldüysem, senin dönmene de bir o kadar sevindim 41’lik efsane. Seni tutup tutmayacağım kesin değil ama dönmene gerçekten ama gerçekten çok sevindim.

“WILKOMMEN F1S LEGEND”

“HOŞGELDİN F1’İN EFSANESİ”

“TERVETULOA F1:n LEGENDA”

Mehmet Bobuş

TRF1’de kullandığı adıyla : Taşucu-F1_Mehmet-B

Kategoriler
Sizin Köşeniz

Yağmurların Efendisi

İlk olarak seni jordon da gördük. Spa-Franchorchamps pistinde yapılan bu yarışta, daha önce bu pistte hiç yarışmamış deneyimsiz bir pilot olarak geldi. Yarış öncesinde pisti tanımak için bir bisikletle pist üzerinde sadece bir tur atmasına rağmen, sıralama turlarında 11 yıllık Formula 1 deneyimine sahip takım arkadaşı Andrea de Cesaris’i geride bırakarak yarışa 7. sırada başlama hakkını elde etti. Michael’in bu derecesi, Jordan takımının o yıl elde ettiği en iyi grid pozisyonudur. Ancak yarışın daha ilk turunda debriyaj problemi nedeniyle yarışı terk etmek zorunda kaldı.Sonra bennetton dönemi başladı.1994-1995 sezonlarında gelen şampiyonluklar.Dikkatleri üstüne çekti.Ve artık kırmızı otomobillerdesin. şampiyonluk kazanamadığın 4 yıldan sonra (1996-2000)2000 sezonunda şampiyon olup tekrar dikkatleri üstüne çektin.2001, 2002 şampiyonluklarından sonra yeni paketler fia çıkardı.Artık F1 padoğunda konuşulan tek şey Schumi ve kırmızı otomobilleri geçmek.2003 sezonunu da şampiyon bitirdin.yıl 2004 sezonu domine edip rekor puanla şampiyon tamamladın.Vefia yeni deüznelemeler yaptı 2005 sezonunda tahtı alonsoya kaptırdın.Yıl 2006 alonso ile savaşıyodun.25 puan geriden şampiyon olabilirdin.Yarış dışı kalmaların seni 8.dünya şampiyonluğundan etti.2006 yılı Emeklilik kararın ile sonlandı.Ardına bile bakmadan gittin biz sevenlerine hiç bakmadan.Ve yıl 2009 Dönüş kararın geldi.Biliyoduk içindeki o sönmez motor tutkunluğun.Evet schumi diğer adınla Yağmurların efendisi 2010 sezonunda ne yapacağın meçhul fakat şunu bil sezonu son sırada da tamamlasan sen hala F1’in kralı ve Yağmurların da efendisisin.

 Benden bir söz:

7 dünya şampiyonluğun gerçek,tutkunda

kalbinin F1 için attığı da bir gerçek,kazanmak için de

Ama en büyük gerçek 2010 da F1 de olman…

Yazımı bir Schumacher sözüyle tamamlayayım:

Şampiyonluk zor iş,onu kazanmakta ama Onu korumak hepsinden zor.

Kategoriler
Sizin Köşeniz

Michael Schumacher F1'e Dönerse Ne mi Olur?

Bildiğiniz üzere son haftalarda efsane pilot Schumi’ nin Formula 1 e tekrar döneceği hakkındaki haberler neredeyse tavan yaptı. Millet heyecanlanıyor tabi. Alonso, Ferrari’ ye gidecek dendi, doğrulandı. Raikkonen WRC’ de yarışacak diye haberler yapıldı, o da çıktı. Kısacası bu sene, diğer senelere nazaran f1 basını bu tip haberlerde yanılmıyor gibi. Ama hal ister istemez Schumacherin F1′ e dönüşü söz konusu olunca insanın hemen inanası gelmiyor. En azından benim. Her ne kadar 7 Dünya şampiyonluğu kazanmış olsa da; 41 yaşına basacak, 3 senedir F1 de yarışmayan bir adam. Peki ya yarışırsa ne olur? Öncelikle böyle birşey olursa bu habere en çok sevinecek ismin Bernie Ecclestone olacağı içten bile değil. Geçtiğimiz sezon Massa sakatlandıktan sonra yerine Schumacher’ in geçeceği söylentileri sıklaşınca, Belçika Gp biletleri yok satmıştı. Şimdi ise bütün bir sene bu adamın F1 de yarışma şansı var. Televizyon ve bilet gelirlerinde mutlaka bir artış gözlenecek, formula 1 in popülerliği artacaktır. Hem, Kimi Raikkonen’ in F1 den ayrılmasıyla, Formula 1′ i sırf Kimi nin o mavi gözlerini görmek için izleyen dişi taraftar sayısında bir azalma olacağı için, Schumi nin kadroya alınması gayette mantıklıydı.

Şimdi bu işin ticari yönü de, peki ya Schumi açısından durum nasıl işler? Artık yaşlı Alman bunu bilmeli ki, f1 eskisi gibi değil. Her sene değişen sonucu araçların yapısı, sürüş özellikleri, birçok yapıtaşı değişiyor ve o araca adapte olmak daha zor oluyor. Felipe Massa sakatlandığında, onun yerine yarışabileceğini söyleyen Schumi, F2007 ile yaptığı testlerden sonra bu kararından vazgeçmişti. Boyun ağrılarını sebep olarak göstermişti. Elbette bu da bir sebeptir ama sadece bu değil. Schumi geri döndüğünde, yeteri kadar hızlı olamayacağını, hatta belki de takım arkadaşı Kimi’ den fersah fersah geride kalacağını biliyordu. Neden bunu bile bile yarışıp o “efsane” imajına zarar vermek istemiş olsun ki? Yanlış anlaşılmasın, Schumi’ ye saldırma amacı gütmüyorum. Ama geçen sene yarışmamasının altında boyun ağrısından daha fazla sebeplerde var olduğuna eminim.

Michael Schumacher 7 kez şampiyon olmuş efsane bir pilot. Gaz-fren-direksiyon üçgenini belki de en iyi kontrol eden, geri bildirimlerine en çok güvenilen bir adam. Eğer ki iyi bir form yakalarsa, bir nevi halefi olan Rosberg’ le rahatça başa çıkabilir. Hatta Mercedes onun eline iyi bir araç verirse, belki tekrar yarışlar kazanmaya başlayabilir. Bunlar hoş, güzel hayaller. Ama bir de madalyonun bir diğer yüzü var ki, genç ve ondan daha formda olan Rosberg’ in baskısı altında, hele hele ilk yarışlarda ipleri eline alamayıp onun gerisinde kalırsa bir daha o ivmeyi yakalamayabilir. Bunun sonucunda geri dönüş macerası 1 sene sürmüş olur. Ayrıca F1′ e yenilerek veda etmiş olur. Ve inanın bana canlar, F1′ den bu şekilde veda etmesi, onun karizmasını gerçekten çok etkiler. Sonuçta Michael Schumacher bu! Kariyeri boyunca ciddi bir şekilde geride kalmadı bu adam(hakkinenle savaşıp onun gerisinde kaldığı dönemler dahil). O yüzden insanlar onun ilk kez böyle ağır bir yenilgisine de tanık olabilir.

Size iki senaryo sundum. Tabi ben sonuncusuna inanıyorum ama bu dediklerimi yer miyim? Elbette yiyebilirim. Hatta kim bilir, belki Schumacher karar değiştirip Formula 1′ e dönmez bile. Ama şu kesin bir gerçek ki, geldiğinde başarılı ya da başarısız olsa bile, geldiği andan itibaren Formula 1′ e bambaşka bir hava katacağı kesin.

 

Garry Kasparov

Kategoriler
Sizin Köşeniz

30 Yaşındaki Adam.

 

 

 

 

 

 

 

9 yılın ardından

Yanı başımda farklı bakan aynı 9 surata baktım, farklı 9 yıla..

Ne çabuk girmiştin hayatıma. Ne güzel 3 yıl geçirdik senle kısacık.

Güldürdün beni,

kendimi buldum,

sevindirdin,

heycanlandırdın,

bayılttın bile,

ağlattın,

kızdırdın,

çok kızdırdın,

üzdün.

Ama sevdim seni, bir çılgın gibi. Ve yinede değildi kimsenin sandığı gibi.

Ne insanların ne laflarını dinledim senin yüzünden. Neler söylediler, neler beklediler. Ne istediler senden? O kadar üstüne gittiler.

Sustun sen, hep sustun. Bir iki çift laf konuş istedik, yağmur oldun, sessizce yağdın üstlerine, kibar ama etkili.

Nasıl kaçtın bazen herkesten, aradık bulamadık. Çok özledik, umsamadın.

Hani buzsun ya alev oldun bazen. Yaktın herkesi kendinle.

Ama uçuyorsun ya sen yer yüzünde, kanatlını indirme, işte o zaman gürledik biz sevincimizle.

Duymadın.

Duydun, dondun.

Şimdi gidiyorsun ya bizi bırakıp, arkana bile bakmadan. Özleyecek misin bıraktıklarını? Hiç düşünecek misin, duyupta bakmadıklarını? Yaptığın başarıları, inatları, konuştuklarını? Yapılanları, konuşulanları?

Kapattığın kapıyı hiç aralayacak mısın kokunu duyalım diye? Zafer kokusunu.

Hani spanın nemli yollarında bıraktığımız izlerin anılarını hissedelim diye.

Geri dönmeyeceksin değil mi, dünya ters dönsede.

Çok değil geçen yaz güneş tepemizde pırıl pırılken İstanbulda sen daha parlaktın, ve beni büyüleyip her geçisinde heycanlandırmıştın beni.

Bir daha geç dünyanın alev alev yanan tek buzu.

Kimse anlayamadı önümde kat ettiğin ivmeyi nasıl özleyeceğimi. Sanki çok uzakmışsın gibi.

Ama sen mutlu olacaksın değil mi şimdi. O zaman daha da hızlan ve git buralardan.

Sırf sen değil seni mahveden herkes mutlu olsun, seni kirletmeyi seven herkes.

Ama buz leke tutmaz değil mi.

Şimdi bırak huzur olsun arkada kalanlarda ve sakın düşünme biz hiç değişmeyeceğiz.

Şimdi güle güle

Şimdilik güle güle yalnızca buralardan güle güle.

Bir başka yerden doğman ümidiyiyle.

Ve ICEMAN aslında buralar sensiz daha soğuk olacak.

Vesi. (Su)

Kategoriler
Yarış Sonuçları

TRF1 Karting Ligi: Beylikdüzü Yarışında Şampiyonluk Yarışı Kızıştı

Sezonun beşinci yarışı Beylikdüzü Go-kart Arena (BY Karting) pistinde yapıldı.

 

TRF1 Karting Ligi pilotları, yarış öncesinde Beylikdüzü pistinde buluştular ve özellikle pilotların yarışı bırakmalarının veya pistte yavaş turlarla yarışmalarının önünü kesen yeni kurallarla ilgili bilgilendirme toplantısına katıldılar. Çoğunlukla zevkli ve çekişmeli geçen mücadelelerin ardından kupa töreni ve basın toplantısı yapıldı.

 

İlklerin bolca yaşandığı günün sonunda iki yarışını da kazanarak 20 puan toplayan Utku Racing Team’den Mustafa Aydınalp birincilik kupasını kaldıran isim oldu. 16 puanlı iki pilottan Utkum Race Team’den Hasan Yazıcı ikinci olurken, ilk kez podyuma çıkmayı başaran Barış Yurtçu da üçüncülük kürsüsüne çıkarak Kupakapaana takımı adına ilk kupayı “kapmış” oldu. Brabi Faster takımından Fatih Gülmez bu sezon ilk kez yarış kazanırken,  Twilight Eagle takımından Onur Çay da ilk kez ikincilik aldı.

 

Utku Racing pilotları Mustafa Aydınalp ve Orhan Doğankaya’nın üç yarış kazanarak toplamda 34 puan almasına karşılık, şanssız bir gün geçiren Onur Doğankaya’nın takımı Utkum Race’in toplamda 19 puan toplayabilmesi, takımlar klasmanında şampiyonluk mücadelesinin Utku Racing, Utkum Race ve Brabi Faster takımları arasında kızışmasına neden oldu. 28 puan toplayarak haftanın ikinci takımı olan Barış Yurtçu ve Mete Demirbaş’ın takımı Kupakapaana ise takımlarda üçüncülük için iddiasını sürdürdü.

 

A1 seansında yarış heyecansız başladı. Araçların ve lastiklerin henüz tam ısınmaması ve pistin üzerinde önceki günden kalma yağmurun etkisinin tam olarak geçmemiş olması buna etkendi. Yarışın ortalarına doğru kopmalar başladı. Bir ara önde ilk cepten çıkan Enes Güven ile ikinci cepten çıkan Gökhan Günay ve üçüncü cepten start alan Gökhan Türk’ün mücadeleleri izlendi. Mücadeleden galip ayrılan Gökhan Türk liderliğe yükselirken, Gökhan Günay da Enes Güven’i geçerek ikinciliğe yerleşti. Arka bölümde ise Doğankaya kardeşlerin mücadelesi izlendi. Birbirlerini birkaç kez geçen kardeşlerden Orhan Doğankaya önde kalmayı başardı. Yarışın geri kalanında başka bir atak olmayınca bu şekilde sonuçlandı.

 

A1 Seansı
  Pilot Grid Araç Puan Sarı Kart
No Adı Takımı
1 19 Gökhan Türk Infinity Race Team 3 6 10  
2 14 Gökhan Günay Şimşek 2 9 8  
3 7 Enes Güven Bal Karting Team 1 4 6  
4 3 Orhan Doğankaya Utku Racing Team 4 3 4  
5 10 Onur Doğankaya Utkum Race Team 5 2 3  
6              

 

B1 seansında, pistin temizlenmesi ve araçların da ısınmasıyla daha fazla mücadele izlendi. Beşinci cepten start alan Mete Demirbaş, yarışın başlarında hızla tırmanarak liderliğe kadar yükseldi. İkinci sıradaki Onur Çay’ın arkasına gelen Mustafa Aydınalp ve Serdar Kaya’ya uzun süre iyi savunma yapması, Mete Demirbaş’ın farkı açmasına sebep oldu. Ancak aracında performans sorunları yaşamaya başlayan Mete Demirbaş yavaşlayınca, Onur Çay’ın savunmasından kurtulmayı başaran Mustafa Aydınalp ve Serdar Kaya farkı kapatarak Mete Demirbaş’a atak yapmaya başladılar. Uzun süre savunmasına devam eden Mete Demirbaş, bu iki pilota geçilerek üçüncülüğe geriledi.

 

B1 Seansı
  Pilot Grid Araç Puan Sarı Kart
No Adı Takımı
1 4 Mustafa Aydınalp Utku Racing Team 3 4 10  
2 5 Serdar Kaya Brabi Faster 6 6 8  
3 11 Mete Demirbaş Kupakapaana 5 5 6  
4 8 Ali Yalınkılıç Bal Karting Team 4 2 4  
5 16 Onur Çay Twilight Eagle 1 9 3  
6 13 Engin Tokmak Şimşek 2 3 2  

 

C1 seansında üçüncü cepten start alan Fatih Gülmez, ilk turlarda önündeki iki pilot Mert Tokatlı ve Yusuf Erinç’i geçerek farkı açmaya başladı. Hemen arkasından, dördüncü cepten yarışa başlayan Barış Yurtçu da bu iki pilotu birkaç tur içinde geçmeyi başardı ve Fatih Gülmez’in arkasına takıldı. Kutay Yüncüler de beşincilikten başlayıp Mert ve Yusuf’u geçerek üçüncülüğe çıksa da Hasan Yazıcı’ya geçildiği için dördüncü olabildi. Tur bindirmelerde Mert Tokatlı’nın sıkı savunmasından uzun süre kurtulamayan Barış Yurtçu, sonunda bunu başarsa da Fatih Gülmez’e yetişmesine zaman kalmadı ve Gülmez yarışı kazanırken Yurtçu ikinci oldu.

 

C1 Seansı
  Pilot Grid Araç Puan Sarı Kart
No Adı Takımı
1 6 Fatih Gülmez Brabi Faster 3 9 10  
2 12 Barış Yurtçu Kupakapaana 4 6 8  
3 9 Hasan Yazıcı Utkum Race Team 6 5 6  
4 21 Kutay Yüncüler YENİ TAKIM 5 2 4  
5 15 Mert Tokatlı Twilight Eagle 1 4 3  
6 17 Yusuf Erinç Infinity Race Team 2 3 2  

 

A2 seansında ikinci cepten start alan Orhan Doğankaya, yarışın başlarında kardeşi Onur’u geçerek liderliği ele geçirdi ve farkı açmaya başladı. Gökhan Günay’ın Onur Doğankaya’yı geçişi esnasında yaşanan temastan dolayı pistin dışına kadar çıkan Onur Doğankaya, bu sırada Enes Güven ve Gökhan Türk’e de geçilerek sonunculuğa düştü. Aracının dengesi de bozulunca yarışı bırakan Onur Doğankaya yeni kurallar gereği klasmana giremezken, Gökhan Günay ikinci, Enes Güven üçüncü oldu.

 

A2 Seansı
  Pilot Grid Araç Puan Sarı Kart
No Adı Takımı
1 3 Orhan Doğankaya Utku Racing Team 2 2 10  
2 14 Gökhan Günay Şimşek 4 6 8 2
3 7 Enes Güven Bal Karting Team 3 9 6  
4 19 Gökhan Türk Infinity Race Team 5 5 4  
5 10 Onur Doğankaya Utkum Race Team 1 4 EB  
6              

 

B2 seansında son sıradan başlayan Mustafa Aydınalp, büyük bir tırmanışla liderliğe yükseldi ve yarışı kazandı. Başlarda liderliğe yükselip açık ara önde giden Onur Çay, arayı kapatıp yetişen Mustafa Aydınalp’e uzun süre savunma yaptı ancak geçmesine engel olamayınca yarışı ikinci bitirirken, rakibi Serdar Kaya’ya bu kez geçit vermeyen Mete Demirbaş üçüncü sırada damalı bayrağı gördü.

 

B2 Seansı
  Pilot Grid Araç Puan Sarı Kart
No Adı Takımı
1 4 Mustafa Aydınalp Utku Racing Team 6 9 10  
2 16 Onur Çay Twilight Eagle 2 6 8  
3 11 Mete Demirbaş Kupakapaana 4 4 6  
4 5 Serdar Kaya Brabi Faster 5 5 4  
5 13 Engin Tokmak Şimşek 1 2 3  
6 8 Ali Yalınkılıç Bal Karting Team 3 3 2  

 

C2 seansı akşam ışıkları altında olmasına rağmen heyecanlı olaylara sahne oldu. Yarışın ilk turları sakin geçerken, sonraki turlarda ataklar izlenmeye başlandı. Kutay Yüncüler ve Hasan Yazıcı önlerindeki Mert Tokatlı ve Yusuf Erinç’i geçerek ilk iki sıraya oturdular. Hemen arkalarından beşinci cepten start alan Barış Yurtçu da bu iki pilotu geçip Hasan Yazıcı ile aradaki farkı kapatmaya başladı. Kutay Yüncüler’in bir hatası sonucu bariyerlerde kalmasından faydalanan Hasan Yazıcı ve Barış Yurtçu, ilk iki sıraya yerleştiler. Her turda farkı yavaş yavaş kapatan Barış Yurtçu, rakibi Hasan Yazıcı’ya atak yapacak pozisyona geldikten sonra heyecanlı dakikalar başladı. Bir ara Kutay Yüncüler de bu ikiliye yetişip Barış Yurtçu’yu geçti ancak kısa sürede yerini kaptırdı. Nefes kesen mücadelede ikinci sıradaki Barış Yurtçu her tur içten ve dıştan ataklar denese de zorlu rakibi Hasan Yazıcı’nın müthiş savunmasını geçemedi. Salise farkıyla damalı bayrağı ilk gören Hasan Yazıcı, yarışı kazanarak podyumda ikincilik kürsüsüne çıkmayı başardı. Barış Yurtçu ise ikinci olarak bu sonuçla ilk podyumuna çıkmış oldu. Yusuf Erinç, Fatih Gülmez’e geçilmeyerek üçüncü olurken, Mert Tokatlı beşinci, mekanik sorun yaşayarak en geriye düşen Kutay Yüncüler ise altıncı oldu.

 

C2 Seansı
  Pilot Grid Araç Puan Sarı Kart
No Adı Takımı
1 9 Hasan Yazıcı Utkum Race Team 4 9 10  
2 12 Barış Yurtçu Kupakapaana 5 2 8  
3 17 Yusuf Erinç Infinity Race Team 1 4 6  
4 6 Fatih Gülmez Brabi Faster 6 3 4  
5 15 Mert Tokatlı Twilight Eagle 2 5 3  
6 21 Kutay Yüncüler YENİ TAKIM 3 6 2  

 

Yeni kuralların da etkisiyle, şanssız bir kaza yaşayan Onur Doğankaya’nın dışında hiçbir pilot yarışı bırakmazken, izleyenler de seyir zevkinin gün geçtikçe daha da arttığını söylediler.

 

5. Yarış Beylikdüzü Pilotlar Klasmanı
  Pilot Puan
No Adı Takımı
1 4 Mustafa Aydınalp Utku Racing Team 20
2 9 Hasan Yazıcı Utkum Race Team 16
3 12 Barış Yurtçu Kupakapaana 16
4 14 Gökhan Günay Şimşek 16
5 6 Fatih Gülmez Brabi Faster 14
6 19 Gökhan Türk Infinity Race Team 14
7 3 Orhan Doğankaya Utku Racing Team 14
8 5 Serdar Kaya Brabi Faster 12
9 11 Mete Demirbaş Kupakapaana 12
10 7 Enes Güven Bal Karting Team 12
11 16 Onur Çay Twilight Eagle 11
12 17 Yusuf Erinç Infinity Race Team 8
13 21 Kutay Yüncüler YENİ TAKIM 6
14 8 Ali Yalınkılıç Bal Karting Team 6
15 15 Mert Tokatlı Twilight Eagle 6
16 13 Engin Tokmak Şimşek 5
17 10 Onur Doğankaya Utkum Race Team 3
18        

 

5. Yarış Beylikdüzü Takımlar Klasmanı
Sıra Takım Puan
1 Utku Racing Team 34
2 Kupakapaana 28
3 Brabi Faster 26
4 Infinity Race Team 22
5 Şimşek 21
6 Utkum Race Team 19
7 Bal Karting Team 18
8 Twilight Eagle 17
9 YENİ TAKIM 6
Kategoriler
Sizin Köşeniz

Bir Dönem Sona Erdi

1981’de Marlboro’nun ön ayak olmasıyla Ron Dennis’in McLaren’in başına geçmesi McLaren için değişimi başlatmış oldu. Bu döneme ‘McLaren’in modern çağı’ da denilebileceği görüşündeyim. Üretilen araçlar ‘M’ serisi yerine artık ortaklığa vurgu yapan ‘MP4′ serisiyle adlandırılmaya başlandı. Bu yeni oluşum sayesinde McLaren geleceğe daha bi’ güvenle bakmaya başladı. McLaren’in bu dönemde motor ortakları ile olan istatistikleri şu şekildedir;

McLaren-Ford Cosworth

1981: 28 puan, 6.

1982: 69 puan, 2.

1983: 34 puan, 5.

1993: 84 puan, 2.

McLaren-TAG

1983: 0 puan, 18.

1984: 143.5 puan, 1.

1985: 90 puan, 1.

1986: 96 puan, 2.

1987: 76 puan, 2.

McLaren-Honda

1988: 199 puan, 1.

1989: 141 puan, 1.

1990: 121 puan, 1.

1991: 139 puan, 1.

1992: 99 puan, 2.

McLaren-Peugeot

1994: 42 puan, 4.

McLaren-Mercedes

1995: 30 puan, 4.

1996: 49 puan, 4.

1997: 63 puan, 4.

1998: 156 puan, 1.

1999: 124 puan, 2.

2000: 152 puan, 2.

2001: 102 puan, 2.

2002: 65 puan, 3.

2003: 142 puan, 3.

2004: 69 puan, 5.

2005: 182 puan, 2.

2006: 110 puan, 3.

2007: 0 puan, Diskalifiye

2008: 151 puan, 2.

2009: 71 puan, 3.

Her zaman diliminin şartları farklı olduğu için bir karşılaştırma yapmanın pek doğru olacağına inanmamaktayım. Ancak göze batan üç durum var;

1- ’84-’93 Sezonları arası McLaren fırtınası esmiş,

2- Honda ortaklığı müthiş bir başarı yakalamış,

3- 15 yıllık Mercedes ortaklığı yalnızca bir kere şampiyonluk yaşamış.

Yukarıda belirttiğim üçüncü durumun nedenleri çok fazla, ama en başta geleni berilyumun yasaklanmasıyla Mercedes motorlarının dayanıklılık sorunları yaşamasıdır. McLaren şasisinin kopan parçaları, Bridgeston’un lastik datalarını rakip takıma sunması, 2002 yılında rakip takıma FIA’nın sağladığı olanaklar ve hatta 2007 casusluk skandalı daha sonra gelen nedenlerdir.

Mercedes bu ortaklığın ünlü Mercedes yıldızını tüm ihtişamıyla parlatamadığını, hatta casusluk skandalının bir nevi güneş tutulması etkisi yaparak ünlü yıldızın ışığını kestiğini düşündüğü kanaatindeyim.

Mercedes’in, özellikle motorların devir, silindir sayısı ve silindir hacminin düştüğü ve gelişiminin yasaklanarak neredeyse standartlaştırıldığı bu son bir kaç yılda F1 çevreleri tarafından ‘en iyi motor’ olarak gösterilmesi, ancak bunun karşılığında en iyi motorun yalnızca bir kez pilotlar şampiyonu çıkarmasının hoşnutsuzluğunu da yaşadığı düşüncesindeyim

Bir diğer konu da gerek iç pazara yönelik olarak iyi bir reklam yapmak gerek klasik Avrupalı zihniyetiyle kendi milletinden bir pilot yarıştırmak isteğini de atlamamak lazım.

Hiç kuşkusuz hem Formula1’de yarışan pilotlar açısından hem de Formula1’e ticari amaçla değil tutkuyla bağlı olan takımlar açısından öncelikli olan pilotlar şampiyonasıdır. Pilotlar ve takımlar şampiyonası karşılaştırıldığında pilotlar şampiyonasının daha prestijli olduğu söylenir. Pilot herşeyin merkezi olan insandır. Taraftarlarına imza dağıtır, onlarla fotoğraf çektirir, hatta bazen uzaktan bir tebessümü taraftar için yeterlidir. Yarış sonunda kürsünün tepesinde o vardır. Taraftar onun etrafında çılgına döner. Takım ise bir organizasyondur, pilotun verdiklerini taraftarına veremez. Ancak gelişen ekonomi çerçevesinde üreticiler marka değerini daha öne çıkarmak amacıyla takımlar şampiyonluğunu istemektedir. Üretici gözüyle bakıldığında Mercedes de bu isteğinde haklıdır. Aynı şeyi BMW de istiyordu, Renault da ister, Toyota da istemiştir.

Mercedes’in en büyük rakiplerinden BMW, Mercedes spora McLaren’le geri döndüğünde kendisini de geri dönmek zorunda hissetmiş olacak ki üç büyük takımdan boşta olan Williams’ı desteklemeye başladı. Mercedes’in F1’deki durumu takım ortaklığıydı. BMW ise oyunu bir adım daha ileri taşımak adına Williams’a sahip olmak istedi. Ancak inatçı Sir Frank Williams bu duruma yanaşmadı. Bunun üzerine BMW rotayı Sauber’e çevirdi ve burada amacına ulaştı. Ancak beklenen başarı gelemedi ve maalesef BMW’nin Formula1 sevdası -en azından şimdilik- son buldu. Zaman Sir Frank Williams’ı haklı çıkarmıştı. Mercedes de BMW’nin düşüncesindeydi, yani McLaren’in tamamına sahip olmak istiyordu. Orada da Ron Dennis bu düşüncenin karşısındaydı.

Mercedes, o yıllarca süren güçlü ancak dayanıksız zamanlarını hemen unutmuş ve homurdanmaya başlamışa benziyor. 2001 İspanya GP’si son turu ile başlayan Mercedes’in motor problemleri biz taraftarları kelimenin tam anlamıyla ‘çileden çıkartıyordu’. Start’larda kalkamayan McLaren araçları taraftarlarında start heyecanını ‘start paniği’ne dönüştürmüştü. Bir de patlayan motorlar sonrası Norbert Haug’un köfte suratının ekranın tamamını kaplaması televizyon başındaki seyircinin tüm iyi dileklerini (!) Haug’a iletmeleri için fırsat oluşturuyordu.

Mercedes kendisine yeni bir ortak, daha doğrusu kendi takımını oluşturmada hazır bir alt yapı arayışıyla Brawn GP’ye yakınlaştı. Önceleri FOTA’nın izniyle oluşan bu yakınlaşma McLaren’de aradığını bulamayan Mercedes için uygun zemini oluşturdu. Zaten 2009 sezonunda Honda yapımı Mercedes motorlu araçlarıyla takım kimsenin beklemediği bir başarı yakalamış ve düşük marka değeriyle Mercedes’in hayallerini süsleyen beyaz atlı prens olduğunu kanıtlamıştı. Mercedes, “Artık ben de varım” diyebilmek için bu ucuz ama başarılı takımı kaçırmak istemedi ve amacına ulaştı.

Bu yeni süreçte McLaren’in ne yapacağı üzerine düşünmek gerekirse tarihe bakmakda fayda var sanırım. Müthiş geçen 5 yıllık Honda ortaklığı 1992’de sona erdiğinde takım şampiyonayı ikinci sırada tamamladı. Honda ortaklığından sonra takım belli ki bir bocalama ve arayış içerisindeydi. 1993’de Ford Cosworth ile ikinci, 1994’de Peugeot ile dördüncü olduktan sonra kendisine emin bir liman olarak görünen Mercedes’e yanaştı. Şimdi tarihten yola çıkarak ilerisi hakkında yorum yapmak gerekirse; McLaren’in Mercedes’le olan motor anlaşması 2011’de bitiyordu. Ancak bu anlaşma 2015’e kadar uztılmış. Bunun nedeni sanırım Honda sonrası yaşanan bocalamanın tekrarlanmak istenmemesi. McLaren’in son yol aracı olan MP4-12C’de kendi motorunu kullanması, BMW’nin motor bölümü için çıkan haberler ve McLaren’in kendi motoru için çalışmalara başladığı dedikoduları da sanırım bocalamanın tekrarlanmaması için. Ron Dennis’in son açıklamalarından da McLaren’in 2016’dan itibaren kendi motoruyla yarışacağını çıkarıyorum. Yani o tarihe kadar McLaren, motorunu üretecek, geliştirecek ve kullanacak.

Ayrıca gözden kaçırılmaması gereken bir durum daha var; Mercedes artık yalnızca üç takıma motor sağlayan bir üretici değil, tek başına bir takım. Ferrari’nin müşteri motorları tavrını takınabilir ve kendi araçlarına koyduğu motor ile müşterilere verdiği motor performansları aynı düzeyde olmayabilir.

Onur Aybars UZUN