Kategoriler
Köşe Yazıları

Jenson Button'ın Tuhaf Hikayesi

Ben açıkçası zevkli olmayan bir Kanada GP’si hatırlamıyorum. 70 turunun 33’ü güvenlik aracı altında koşulan bu yarış da yine son yıllarda unutulmayacak bir seyirlik yaşattı bize. Yarışın 40. turunda son sırada olan bir sürücünün galip geldiğini söylersek, sanırım bu heyecanın ve zevkin de önemli bir bölümünü anlatabiliriz. Bana kalırsa Jenson Button, 14. başlayıp kazandığı 2006 Macaristan GP’sinin hemen önünde olmak üzere, kariyerinin en büyük zaferini bu yarışı kazanarak elde etti. Son 30 turda 21.’likten 1.’liğe kadar yükselmiş olması, hemen hemen her turda bir kişiyi geçtiği anlamına geliyor ki bu gerçekten önemli bir başarı. Sebastian Vettel, 2009 Türkiye GP’sinin ilk turunda yaptığı hatayı tekrarlayarak, liderliği Button’a vermesini tarihin ve talihin kötü bir kozmik şakası olarak yorumlayacaktır kuşkusuz. Michael Schumacher, F1’e dönüşünden bu yana en iyi performansını tartışmasız bir şekilde bu yarışta gösterirken, Massa, podyum ve hattâ yarış birinciliği için savaşacağı yerde son metrelerde 6.’lığı Kobayashi’den fotofinişle alabildi. Alonso ve Hamilton puan alamazken, Alguarsuari de, pitten başladığı yarışı 8. bitirerek Ricciardio’ya, “Sen biraz daha bekle,” diyiverdi sanki.

Sıralama turlarından sonra oluşan tabloda, McLaren’in araç ayarlarını yağmura göre yaptığı, dolayısıyla pazar günü yağış olması durumunda İngiliz takımın avantajlı olacağı konuşuluyordu, ancak Button ve Hamilton, araçlarının yeteri kadar rekabetçi olmadığını söylediler röportajlarında. Hâliyle oluşan bu fark, arka kanat açısının, yağmurlu zeminde ihtiyaç duyulan yere basma gücünü daha fazlalaştırılmak üzere ayarlanmasından ziyade, DRS’in diğer takımların sistemlerine göre iyi olmamasından oluşmuş. McLaren, sıralama turlarında sınırsız bir şekilde kullanılan sistemi, rakiplerine göre daha verimli bir şekilde kullanamadığı için de, Kanada GP gibi uzun düzlükleri olan bir pistte bir ayak geride kaldı. Sıralama turlarındaki sürat noktası değerlerine baktığınızda, Hamilton’ın, Alguersuari’den 10 km/s daha yavaş olduğunu görüyorsunuz. Yarışta, yağmurlu zeminde DRS yasak olduğu için ve sollama haricinde de kullanılmadığından, McLaren’in mekanik yol tutuşu devreye girdi ve araç rekabetçi hâle geldi. Unutmayın, geçen sene McLaren’in burada çok iyi olmasının nedeni, DRS’in kuzeni olan F-kanal’ı, McLaren’in, rakiplerine göre çok önceden ve çok daha etkin bir şekilde geliştirebilmiş olmasıydı. Bu sene DRS bağlamında avantaj Mercedes’ten ve şaşırtıcı bir şekilde Toro Rosso’dan yana. Ferrari motoru kullanan bu küçük takım, Ferrari fabrika takımına göre bu sıralama turunda 5 km/s daha hızlı. Elbette kanat açılarının ve 7. vites uzunluğunun da bunda payı vardır kuşkusuz.

Sonda söyleyeceğimi başta söyleyerek, Button’ın bu yarışı neden kazanmış olduğunu bir anlamda özetlemiş oldum. Ama bu yarış, elbette çok daha yakından bakılmayı hak ediyor. Güvenlik aracıyla başladığı için tüm pilotlar yağmur lastiklerini takmak zorunda kaldılar ve ilk virajda oluşabilecek kazaların önlendiğine kani olunduğunda da yarış başladı. Vettel’in, güvenlik aracının çekilmesiyle birlikte yarışın kontrolü alma konusunda bu sezon ve önceki sezondan epey deneyimi olmasına rağmen, yarış başlangıcında Alonso’ya yeteri kadar fark açamadı. Arka düzlükteki U virajın hemen çıkışında yol tutuşla birlikte hızlanması gerekirken, Alonso’yu arkada tutup düzlükte hızlanmayı denedi ve bunu da elbette İspanyol pilot yemedi. DRS, yarışın başlangıcından ya da herhangi bir güvenlik aracı periyodundan sonraki 2 tur içinde kullanılamadığı için, Vettel bu kötü hatası sonucunda yer kaybetmedi. Yarıştaki ilk ve tek hatasının, son turda yaptığı kayma olduğu söylense de, ben de ilk ve büyük hatasının bu olduğunu düşünüyorum. Alonso’ya geçilmiş olsaydı, yarış Red Bull için daha zorlu geçebilirdi.

Ön sıralarda bu ikilinin kavgası yaşanırken, hemen arkada da Hamilton, pit düzlüğünden önceki virajda Webber’den daha iyi çıkış yakalamış olacak ki 1. virajda Avustralyalı pilota hamle yaptı ancak biraz fazla acele edince Webber’le temas yaşadı. 2007 Brezilya’da, 2008 Japonya’da ve 2010 Monza’da öğrendiklerini artık deneyim hâline getirip bunları kendi avantajına dönüştürmesini beklediğim Hamilton, hâlâ hamlelerde aceleci davranabiliyor. Yarışların, ilk virajda kazanılmadığını kaybedilmediğini elbette o da biliyor, ancak son iki yarıştır devam eden huzursuzluğu ve sabırsızlığı, onu bu hamleleri yapmaya zorluyor. Webber’in, Hamilton’a verilebilecek en büyük alanı adilce bıraktığını ve Hamilton’ın çok geriden gelip atak yaptığını söyleyelim. Yarış dışı kalmasaydı bu kaza yüzünden ceza alır mıydı bilmiyorum, ama almış olsaydı biraz haksızlık olurdu zira, kazadaki hata oranı daha çok Hamilton’dan yana olsa da, bana göre bir yarış kazasıydı bu. Bundan sonra Webber, 14.’lüğe kadar gerilerken, Hamilton 6.’lığa düştü ve Schumacher’in arkasına yerleşti.

Yarışın bu noktasında, birbirine çok yakın olan üç pilot Schumacher, Hamilton ile Button arasında sürekli bir yakınlaşma oldu. Button hata yapıp hem Schumacher’in hem de Hamilton’ın arkasına düşerken, Hamilton Schumacher’i geçmeye çalışırken dışarı taştı ve Button’a geçildi. Schumacher, öndeki Rosberg’ü takip edip rahat rahat ilerlerken bu kez Button ile Hamilton tampon tampona yaklaştılar. Bu noktada Vettel, arkadaki Alonso ile farkı epey açmıştı ve Massa da Alonso’yu çok yakından takip ediyordu. Pit düzlüğünden önceki son virajda Hamilton yine çok iyi bir çizgi yakalayıp Button’dan daha hızlı çıkınca, Webber’e yaptığı hamleyi 100 metre daha öne alıp Button’a yaptı ancak bir kez daha bir kazaya sebep oldu. Button, Hamilton’ın o kadar yanına geleceğini düşünmemiş olacak ki aynadan arkasını kontrol bile etmiyordu. Kendi yarış çizgisine geçerken, Hamilton çoktan burnunu sokmuş oldu ve çarpıştılar. Hamilton, o anda Button’a göre çok hızlı olduğu için bir boşluğa girmekte haklıydı ancak bana kalırsa yanlış boşluğu seçti. Button’ın yarış çizgisine değil de dışarıdan atak yapacağı çizgiye yerleşseydi, çok daha akıllı bir geçiş hamlesi olabilirdi. Geçen yıl Türkiye GP’sinde Red Bull’ların yaşadığına çok benzer bir takım arkadaşı çarpışması yaşayan McLaren, böylece bir pilotu yarıştan çekmek zorunda kaldı. Button da pite girip geçiş lastiklerini taktı ve yarışa 12. sırada döndü. Güvenlik aracının da piste çıkmış olduğu 9. turda sıralama VET, ALO, MAS, ROS, MSC, KOB, HEI, PET, WEB, DIR, MAL, BUT şeklindeydi.

Bu noktada yarış Ferrari ve Mercedes’ler için harika giderken, anlaşılmayacak bir taktik hatasıyla yarıştaki neredeyse tüm avantajlarını yitirdiler. Yarışın 9. turu itibariyle podyumdan çok uzak olan Webber ve Button’ın, yarış sonunda podyumda yer aldıklarını düşünürseniz, bu noktadaki hatanın ne kadar önemli olduğunu kavrayabilirsiniz. Kaldı ki Massa’nın mühendisi, yarış başlarken, yarım saat içinde şiddetli bir yağmurun geleceğini öngörüyordu. Buna rağmen Alonso’yu pite çağırıp geçiş lastiklerini taktırmak epey garip göründü. Massa, müthiş bir zamanlamayla hem pit-stop’unu bedavaya getirdi hem de eksik bir pit-stop yapmış oldu, ancak o da yarış içinde kaza yaparak bu avantajını koruyamadı. Red Bull, bir kez daha stratejik olarak çok doğru bir hamle yaparak geçiş lastikleri için pite girmediler. Button ise, Hamilton’la kazasından sonra pite girip mecburen geçiş lastiklerini almıştı. Ancak kazadan hemen sonra güvenlik aracı girdiği için hızlı tur atamadı. 13. turda güvenlik aracının çıkmasıyla bu lastiklerle oldukça avantajlı bir konumda olan Button, güvenlik aracı sırasında hız limitine uymadığı için pitten geçme cezası alınca bu avantajını da yitirdi. Bu arada, hem Hamilton’ın hem de Button aynı olay yüzünden soruşturulduğunu, Button’ın ceza aldığını ve Hamilton’ın da yarış dışı kalmasaydı ceza alacağını düşündüğümüzde, bunun bir McLaren yazılım hatası mı olduğunu merak ediyor insan. Yarıştan sonra tek bir gazetecinin(!) bile bu soruyu sormaması şaşkınlık verici. Böylesi önemli bir meselede aynı takımdan iki pilotun aynı hatayı yapmış olmaları pek olası değil. Biliyorsunuz güvenlik aracı piste çıktığında, yarış kontrol tarafından pilotların direksiyonlarına bir delta süre gönderiliyor. Pilotlar, güvenlik aracı girdikten sonra bu süreye uymak zorundalar. Geçen yıl bu süreye sadece bir tur boyunca uymak zorundaydılar, bu yıl bu zorunluluk iki tura çıkarıldı. Belki de sorun bundan kaynaklanmıştır.

Button, artık kuruyan pistte geçiş lastikleriyle neredeyse 2 saniye daha hızlı olunca, diğerleri de kendilerini yanıt vermek zorunda hissettiler. Ama yalnızca birkaç dakika sonra yağmur bastırınca, fazladan bir pit-stop yapmış oldular. Yarışın durdurulduğu 24. turda oluşan sıralamanın ilk 7’si, ya bir pit-stop yapmıştı ya da hiç yapmamıştı. İki ve üç kez pite giren pilotların büyük çoğunluğu dezavantajlı konumdaydılar. Yarış durdurulmamış olsaydı Button’ın yarışı kazanması epey güçleşecekti. Aynı şekilde büyük taktik hatası yapan Mercedes de, Schumacher’le dördüncülüğü kazanamayacaktı. Bu noktada verilen yaklaşık iki saatlik arayla, Formula 1’in en uzun yarışına dönüşen Kanada GP’si, 25. turun, yine güvenlik aracı eşliğinde atılmasıyla bir kez daha başlamış oldu. Bu ikinci yarışın sıralaması ise şöyle oluşuyordu: VET, KOB, MAS, HEI, PET, DIR, WEB, ALO, DLR, ROS, BUT, MSC.

Yarışın her ânında oldukça hızlı ve etkili kararlar veren yarış kontrolünü, bu noktada güvenlik aracını 10 tur dışarıda bıraktığı için eleştirmek istiyorum. Başka bin türlü bilgiye sahip olduğu için yarışın başlatılmasını bu kadar geciktirmiş olabilecek olması bir yana, yarışların gitgide steril bir hâle dönmeye başlamasının bir miladı olarak görüyorum bunu. Güvenliğin abartılması, “yarış” izlemeyi güçleştirmeye mi başlayacak? Yağmur lastikleriyle güvenlik aracının peşinden giden araçlar, 10 tur boyunca pisti boş boş gezdiler ve pist, geçiş lastiklerine hazır hâle geldi. Dolayısıyla güvenlik aracı çekilip de yarış başladığında, saçma sapan bir manzara oluştu. Yarış, güvenlik aracıyla başladığı için takımlar yağmur lastiği kullanmak zorunda bırakıldılar, ancak güvenlik aracı o kadar uzun süre -gereksizce- pistte kaldı ki bu kez da kuru bir yarış çizgisi oluştu ve pist, geçiş lastiklerine uygun hâle geldi. Böyle olunca takımlar, sudan çıkmış balığa döndüler. Hâliyle, güvenlik aracı çıkar çıkmaz pite iki parti hâlinde bir hücum oldu. Ferrari, çok zaman kaybetmemek için her iki sürücüsünü aynı anda pite çağırınca, arkada olan Alonso kaybeden taraf oldu. Schumacher, Rosberg’den iki tur önce pite girdi ve takım arkadaşını böylece geçmeyi başardı. Vettel, burada biraz gecikmiş gibi görünse de tam bu esnada Alonso ile Button’ın çarpışması yaşanında ortaya çıkan güvenlik aracından -bir kez daha- faydalanarak beleş bir pit-stop kapmış oldu. Bu ne demek oluyor: Vettel, o âna kadar yaptığı iki pit-stop’u da toplam 0 saniyede tamamladı. Biraz şans biraz strateji başarısı biraz da lider olmanın verdiği esnek davranabilme fırsatı.

Alonso ile Button’ın çarpışması, sanırım yarışın da en önemli ânı oldu. Button, lastiği patlayıp bir kez daha pite girerken Alonso yarış dışı kaldı. Bana göre bir yarış kazası olan bu çarpışma sonucunda güvenlik aracı bir kez daha pite girince, bu kazadan kötü etkilenen Button, aslında aynı kazadan avantaj da sağlamış oldu zira bir güvenlik aracının daha girmesi, Button’ın pitte kaybettiği süreleri geri alması anlamına geldi. Hamilton’la yaptığı kazadan sonra pite erken girip geçiş lastiği almasının yarattığı ekstra pit-stop’u, yine aynı kazadan sonra piste çıkan güvenlik aracıyla; bu güvenlik aracı sırasında yaptığı hız sınırı ihlalinden doğan pitten geçme cezasını, yarışın durdurulmasıyla ve Alonso ile çarpışmasından sonra patlayan lastiğini değiştirmek için girdiği fazladan pit-stop’u da, yine bu kazadan sonra piste giren güvenlik aracıyla -amiyane tabiriyle- satın almayı başaran Button, aslında 6 kez pite girerek yarış kazanmış olma meselini, bu anlamda biraz gerçekle boyamış oldu zira Button, bu saydığım sebeplerle 6 pit-stop’luk bir zaman kaybetmedi. Gerçek anlamda yaptığı pit-stop sayısı 3. Podyumun diğer basamağında yer alan Vettel ve Webber’in pit-stop sayısı? Tahmin ettiğiniz gibi: 3.

Button, evet, güvenlik araçları olmasaydı asla yarışı kazanamazdı, ancak güvenlik araçları oldu diye de yarışı kazanmadı. Son 30 tura girdiğimizde Button, 21. ve son sıradaydı, Vettel ile arasındaki fark 16 saniyeydi. Bu noktada pistin en hızlı isimlerinden biri Michael Schumacher’di. Heidfeld’i DRS ile, Kobayashi ile Massa’yı da müthiş oportünist bir tavırla ve Webber’i de, Avustralyalı’nın hatasını değerlendirerek geçmeyi başaran Schumacher, ikinci sıraya yerleşerek podyuma çıkma umudunu dört elle sarıldı. Ne var ki pistin kuruyup süper yumuşak lastiklere geçilme evresinde, Webber ile birlikte pite ilk girenlerden olan Button, bu avantajı çok iyi kullandılar ve Mercedes’in, yağmur nedeniyle görünmeyen yavaşlığı böylece ortaya çıkmış oldu. Schumacher yavaşladı, Webber ve Button Alman pilota yaklaştılar. Pit-stop’lardan önce Button ile Vettel arasındaki fark 28 saniyeye kadar çıkmıştı ancak Button, Vettel’den neredeyse tur başına iki saniye daha hızlıydı. 56. turda fark 13 saniyeye kadar düşmüştü ve o noktada Vettel 1:22.319 ile dönerken Button 1:20.221 ile pistin en hızlısıydı. Bu turda piste giren güvenlik aracı, belki Button’ın işine yaramış gibi görünse de, manzara öyleydi ki Button zaten Vettel’i yakalayacaktı.

Güvenlik aracı periyodundan sonra Button, önce Webber’i ve sonra Schumacher’i geçerek, son beş turun müthiş bir mücadeleye sahne olacağını adeta haber verircesine Vettel’in tamponuna yapıştı. Güvenlik aracından sonra işi aşırı rölantiye alan Vettel, baktı ki Button geliyor gaza biraz daha bastı ancak son üç yarıştır olduğu gibi, yine arkasındaki bir McLaren ondan daha hızlıydı. Bir kez daha savunma yeteneklerini konuşturması gerektiğini fark eden Vettel, son tura kadar da iyi dayandı ancak arka düzlükte Button’a DRS avantajını vermemek için, farkı bir saniyenin üzerine çıkarması gerekiyordu. Bunun için son turda biraz zorladı ve hata yaparak birinciliği Button’a teslim etmek zorunda kaldı. 2009 Türkiye GP’sinde de yarışa pol pozisyonunda başlamış, ancak 11. virajda dışarı taşarak arkasındaki Button’a birinciliği bırakmıştı. Button o yarışı kazanmış, Webber ikinci, Vettel de üçüncü olmuştu. Bu yarışta da aynı isimler podyumdaydı. Tarihin garip bir cilvesi.

4 saatin üzerinde süren bu müthiş yarışın benim için en güzel yanlarından birisi, Michael Schumacher’in bu denli iyi bir performans göstermesi oldu. Podyumu kılpayı kaçıran Schumacher’in, bundan sonraki yarışlarda da böyle olmasını dilemekten başka yapacak bir şey yok. Sadece onu sevenler değil, sanırım onu sevmeyenler bile bu yarışta onu podyumda görmeyi istediler. Şiirsel adaletin tecellisi, sanırım biraz daha tehirli olacak. Böyle de anlaşılmaz konuşurum bazen. Sağlıcakla.

 

Ali Ünal

http://www.ali-unal.net/f1/