Kategoriler
Sizin Köşeniz

Benim Gözümle Serhan ACAR

Serhan Acar ile ilk kez 3 yıl önce konuşmaya başladım. Okulda proje ödevim için ondan yardım istemiştim. Kendisi gerçek anlamda yoğun olduğu için( böyle söylüyorum çünkü çalışma şekline gözlerimle şahit oldum) hemen cevap veremese de mümkün olan en kısa zamanda cevap vermişti ki bunu herkes için yapıyor.

 

Serhan Acar’ı tanımadan önce benimde ön yargılarım vardı. Şimdi mail attık ama, cevap verir mi? Bakalım bana nasıl davranacak gibi… Bunları yazıyorum çünkü onun yanında bir dönem çalıştığımı duyunca pek çok insan gelip, hakkında sorular soruyorlar.

 

 Size şöyle anlatıyım Serhan Acar ile konuşmaya başladıktan sonra, onun yanında çalışmak istediğimi söyledim. Tabii bunu bile diyebilmek yaklaşık bir yılımı aldı. İlk kez onunla tanışmaya gittiğim günü hatırlıyorum. Çok heyecanlanmıştım, Federasyon nasıl bir yer, Serhan Acar nasıl davranacak gibi pek çok soru kafamdaydı. Ancak gittiğimde Federasyon tam anlamıyla bir ev ortamı gibi sıcak, Serhan Acar ise gerçekten bir ağabey gibi içtendi. Beni gördüğünde hemen –ooh hoş geldin dedi.- Bu karşılama bile görüşmemin ne kadar rahat geçeceğinin göstergesiydi. O gün yanında bir saati aşkın kalmıştım sohbet etmeye başlayınca zamanın nasıl geçtiğini anlamadım.

 

  Federasyon’da geçen yıl işler çok yoğundu, iki büyük yarış için (WRC-Formula 1) için herkes harıl harıl çalışıyordu. Bu arada ben fırsat bulduğum her anda Serhan Acar’ın yanına çıkıyordum. Her zaman insanlara yardım etmek için ayıracak zaman buluyor.  Günde kaç yüz tane mail alıyor, görevi gereği( sportif direktör) pek çok konuyu halletmesi gerekiyor, gözetmenleri eğitimlerini üstleniyor, çeviri yapıyor ve hepimizin okuduğu o köşe yazılarını yazıyor. Kısacası bu işleri yapmak insanüstü bir çaba gerektiriyor. Şu sıralar artı olarak İstanbul Park’ın elimizden gitmemesi için başta Mümtaz Bey olmak üzere bütün Federasyonla beraber çalışıyor.

 

 İşte bir insanın neden Formula 1 denilince akla ilk gelen isim olduğunu açıklıyor bunlar. Bu kadar iş yapmasına rağmen kesinlikle çok mütevazi biri. Bu zamana kadar ağzından kötü bir söz duymadım, yaptığım işleri beğenmediğinde bile beni rencide etmeden tekrar yapmamın daha iyi olacağını söylerdi ve birkaç örnek verirdi. İşi gereği konumu yüksek biri olsa da, kimseyi küçük görmüyor ve alay etmiyor. Kendi dahil olmasa bile başarılı bulduğu her kişiyi, her işi destekliyor.

 

  Bu özelliklerinin dışarısında, Serhan Acar tam bir arşivleme ustası. Model otomobiller, filmler, diziler… örnekler çoğaltılabilir her kayıttı saklıyor. En basit örneği ile belki de hepimizin çok sevdiği “Lost” un son bölümünü ancak aylar sonra izlemişti. O ana kadar kim “Lost” hakkında konuşursa sonunu söyleme deyip ortamdan hemen gidiyordu ki bu ortamlar bazen yemek sofrası bazen toplantı salonu olabiliyordu.

 

 İşte benim gözümde Serhan Acar işine son derece saygılı, titiz ve kimselere benzemeyen bir espri anlayışına sahip… Daha uzun yıllarda umarım Formula 1’i sunmaya devam eder.

 

 

Merve Akan

Kategoriler
Sizin Köşeniz

Yeni Rekorlara Merhaba

Formula1’de yeni bir dönem başlıyor. Artık Alonso, Massa, Button bile yaşı ilermiş pilot olarak gözüküyorlar. Her geçen yıl yeni yetenekler Formula1’e katılıyor. Bunun son örneği karşımızda, yeni rekortmen Vettel. Bu adam, küçük yaşlardan beri motor sporları ustalarının dikkatini çekmiş ve henüz 8 yaşındayken bu işe gönül koymuş. Basamakları tek tek çıkarak sonunda, Dünya Şampiyonu olmayı hak etti.

 Sezonun başından beri kendine inandığını belirten Vettel, bu zamana kadar desteklenmesinin haksız yere olmadığını kanıtladı. Kendinden 11 yaş büyük takım arkadaşını, son derece centilmence mağlup etti. Vettel, halen pistlerde olan pek çok pilottan daha alçak gönüllü.

  Kariyerine BMW-Sauber ile başlayan Vettel daha sonra Toro Rosso ile yarışlara katıldı. Son olarak Red-Bull ile karşımıza çıktığı ikinci yılında büyük bir başarı gösterdi. Kuşkusuz Vettel şu an pek çok takımın hedefi durumda.

 Vettel ile Formula Futbol Şöleninde ve İstanbul Park’da görüştüğümde çevrisinde İtalyanlardan oluşan bir heyet vardı. Kendisi Button’nın mütevaziliğine sahip. İstanbul’a geldiğinde uçaktan indikten hemen sonra Ali Sami Yen’de ki futbol maçına geldi. Hiç kimseyi kırmadan, usanmadan fotoğraf çektirip güler yüzüyle herkesin sempatisini kazandı.

 Sezona çok iyi bir başlangıç yapan Vettel, İstanbul Park’tan sonra yarışlarda hatalar yaptı. Bunların birçoğu hem teknik arızalar hemde belli ki üzerindeki baskıdan kaynaklıydı. Red-Bull bu yıl pilotlarına son derece iyi bir otomobil verdi.  Üstelik takım arkadaşı çok iyi yarışlar çıkartarak en büyük rakibi oldu. Hata yapması bu bakımdan kesindi. Ancak belli ki ders çıkarmayı iyi bilen biri ve çalıştığı insanlara güveni sonsuz. Sezonun son yarışlarına doğru Vettel, eski performansına dönerek çok iyi yarışlar çıkardı. Aldığı birinciliklerden sonra bir açıdan, takımının da ikinci pilot uygulaması yapmaması sonucunda şampiyonluğu alnının akıyla aldı.

 Vettel’in şampiyon olması Formula1’e ayrı bir heyecan kattı. Pistlerde 5 dünya şampiyonu izleyeceğiz. Her şampiyon ünvanını geri almak için pistlere çıkacak. Bir sürü insan artık Alonso, Schumacher ve Button’nın şansının azaldığını söylüyor. Bence önümüzde çok daha çetin sezonlar bizi bekliyor. Bu kadar şampiyonun olduğu bir sezon önceden yaşandı mı? bilemiyorum… Eminim ki Hamilton ve Vettel genç oldukları için daha ön planda olacaklardır. Ancak unutulmamalı ki Vettel son yarışı olasılık hesapları düşük şekilde geldi, Hamilton resmen son anda şampiyon oldu, Raikkönen son 1 puan ile şampiyon oldu. Kısacası Formula1’de her şey mümkün. Son yarış değil son ana kadar yarış bitmiş değil. Bu açıdan bakarsak yeni isimlerin çıkış yapması ve var olanların yerini koruması için bol geçişli, kazalı yarışlar mümkün.

  Son olarak Christian Horner takım patronluğunda başarılı bir strateji ile hem takımlarda hem de pilotlar klasmanında şampiyonluğa ulaştılar.

 Tebrikler Vettel ve Red-Bull ikilisine.

 

Merve AKAN