Kategoriler
Köşe Yazıları

Sıralamaların Ölümü

Bugün İspanya GP’sinin sıralama turlarında gördüğümüz vaziyet, son birkaç yarıştır bize ipuçlarını vermeye başlayan bir gerçeğin ayyuka çıkmış hâliydi sanki: 2011 sezonunda izleyeceğimiz heyecanlı yarışların bedeli olarak sıralama turları sonsuzluğa göçmüştür. Daha önce de birkaç kez yinelediğim şeyi bir kez daha yazayım. Değişen kurallar ve yeni lastiklerle birlikte 2011 yarışları, artık sadece pazar günleri yapılmıyor. Bir paket hâline gelen bu mücadelede cuma ve cumartesi günleri de en az yarış kadar önemli oluyor. Dolayısıyla stratejiler de buna göre ayarlanıyor. Böyle olunca da gerçek sıralama kavgalarını görmek başka bir bahara kalıyor. Benzer bir kontrol altında yapılan bu günkü sıralama turlarında en dikkat çeken sürücü ve takımlar, uzun süre sonra Vettel’in hükümranlığına son veren Webber, müthiş bir turla McLaren’leri bölen Alonso, kötü yarışlardan sonra ilk 10′a kalmayı başaran Williams ve Maldonado ve elbette ilk kez Q2′ye kalmayı başaran Lotus ve Kovalainen.

Sabah yapılan antrenman turlarından sonra, pol pozisyonu savaşının Red Bull sürücüleri arasında geçeceği belli oldu. Dolayısıyla takımın yapacağı tek şey, Q3′e kadar olabildiğince az set lastik harcamak ve sonra da işi Vettel ve Webber’e bırakmaktı. Üçüncü antrenman seansında Heidfeld’in yaşadığı problem sonucunda sıralama turlarında büyük bir ihtimalle yer alamayacak oluşu, tüm Q1 taktiklerini de derinden etkileyen bir hamle oldu. Bu yarışa getirilen yeni sert lastikler, yumuşak lastiklere göre tur başına 2 ila 2,5 saniye daha yavaş. Dolayısıyla, geleneksel olarak Q1′de sert lastik kullanmayı tercih eden büyük takımların, yine geleneksel olarak Q1′de yumuşak lastik kullanan arka sıradaki takımlara karşı havadan 2,5 saniye dezavantajı olacaktı. Yeni takımların 6 pilotu ile birlikte her Q1′de eski takımlardan bir sürücünün eleniyor olması, büyük takımları da Q1′de yumuşak lastik kullanmak zorunda bırakabilirdi ancak Heidfeld’in yaşadığı problem nedeniyle sıralama turlarına katılamayacak olması, bu riski de ortadan kaldırdı. Kaldırdı kaldırmasına, ancak bu kez İspanya’da büyük bir gelişme kaydeden Lotus, diğer tüm takımlar için tehdit unsuru hâline geldi. Kovalainen’in, 2,5 saniyelik yumuşak lastik avantajını kullanarak Q2′ye kalabilecek olması, takımları stratejik bir karar vermek zorunda bıraktı ve Red Bull ve McLaren haricindeki tüm takımlar yumuşak lastiğe geçiş yapmak durumunda kaldılar. O anda bunun büyük bir hata olduğunu sanmıştım, ancak tur derecelerine baktığınızda bunun bir zorunluluk olduğu ortaya çıkıyor. Kovalainen’in yumuşak lastikle kaydettiği 1:25.874′lük derece, o anda sert lastikle turlayan Rosberg’ün 1:26.075s ve Massa’nın 1:26.132s’lik derecelerinden daha iyiydi. Schumacher ve Alonso, yumuşak lastik kullanmasalardı dahi Kovalainen’in önüne geçip Q2′ye kalabilirlerdi ancak bu durumda Alonso, Schumacher’in gerisinde kalacaktı. Dolayısıyla zamanların bu kadar yakın olduğu bir anda risk almak büyük bir aptallık olurdu. Zenginin daha zengin, fakirin daha fakir olması gibi aptal bir yeryüzü karmasının tezahürüdür bu. Aracınız hızlıysa, stratejinizi de iyileştirebiliyorsunuz.

Lotus, bu hafta sonu gerçekten müthiş bir iş çıkardı ve uzun zamandır üzerinde çalıştıkları geliştirme paketinin, bir günlük antrenmandan sonra beklentileri karşıladığını görerek yarışta kullanmaya karar verdiler. Sezon içi testlerinin olmadığı bir dönemde, birçok takımın, simülasyonda ve rüzgâr tünelinde ürettikleri geliştirmeleri, pist koşullarında denediğinde istedikleri sonuçları alamadığını ve o geliştirmeleri kullanmadığını biliyoruz. Örneğin bu hafta sonu Force India, yaptıkları tüm gelişim paketini araçtan geri söktü ve eski aracı kullandı. Dolayısıyla Lotus gibi bir takımın, böylesine önemli bir geliştirme paketini bir günlük antrenmandan sonra kullanabilecek duruma getirmesi büyük başarı. Barichello, vites kutusunda problem yaşamasaydı belki Q2′ye kalamayabilirdi ve Force India Q2′de garip bir strateji peşinden koşmasaydı 15. sırayı da alamayabilirlerdi, ama zaten yengemin de sakalı olsaydı amcam olurdu! Kendilerini tebrik ediyorum. Evinde oturup masa başında yazı yazan bir blogger çocuğun tebriğinin Lotus için çok önemli olduğunu biliyorum. Evet.

Q2′ye geçildiğinde Ferrari ile Mercedes bir set yumuşak lastiği çoktan harcamışlardı. Bu da demek oluyordu ki Q3′te bu takımlar sadece tek bir tur atabilecekler, tıpkı son birkaç yarıştır olduğu gibi. Q1 ve Q3′teki lastik stratejiler değişse de, Q2′nin düzeni asla bozulmuyor. Tüm takımlar, burada yumuşak lastikleri kullanmak zorunda kalıyorlar. Dolayısıyla sıralama turlarının en heyecanlı yeri de, tıpkı 2006 ile 2009 arasında olduğu gibi yine Q2 oluyor. Red Bull, burada da gücünü ve hızını göstermeyi başardı, ancak bir şey daha gösterdi: Vettel, KERS kullanamıyor. Her ne kadar Q2′yi ilk sırada bitirmiş olsa da Vettel’in KERS’i kullanamıyor oluşu, bir anda tüm ibreyi Webber’den yana çevirdi. Tur başında ortalama 0,2-0,3s zaman kazandıran KERS’in olmaması, elbette Vettel’in pol şansını da önemli ölçüde etkiledi. 1:23′ün altına inenin ilk 10′a kaldığı Q2′de, neredeyse tüm takımlar yumuşak lastik kullandılar, ancak Force India, yumuşak lastikleri yarışa saklamak için Q2′deki yerlerini feda ettiler. Sauber ve Toro Rosso’yla yarışta kapışmayı planlayan takım, yine de sert lastikle çıkıp tur atma garipliğini gösterdiler. Yarış için iki set yepisyeni yumuşak lastik ve bir de yeni sert lastik ayırmış olmaları onlar için elbette bir avantaj, ancak neden sert lastikle bu kadar tur atmış olmalarını da anlamlandıramadım. Belli ki Kovalainen’i, sert lastikle geçebilmeyi umdular ama ilk tur derecelerine bakıldığında bunun zaten olmayacağı da açıktı. Neyse.

Q2′nin bitmesiyle birlikte artık pol pozisyonu için mücadele de başlamış oldu, ama elbette sözde bir mücadele. Red Bull haricindeki takımların, tüm silahlarını yere indirmek zorunda kaldıklarını biliyoruz. Mercedes ve Ferrari, ellerinde kalan son set yumuşak lastikle sadece bir tur atabilecek durumdaydılar. Sadece Red Bull ve McLaren iki set yeni lastiğe sahiplerdi, onlar da sadece birini kullandılar. Rosberg, tek set yumuşak lastiğiyle elinden geleni yapıp 7.’liği alırken, Massa çok kötü bir performansla takım arkadaşının 1 saniye gerisinde kaldı ve ancak 8.’liği alabildi ki zaten geçebildiği tek kişi de Maldonado oldu. KERS’i Q3 başında arızalanan Schumacher, bir taktik değişikliğine giderek, yumuşak lastiklerini yarışa saklama kararı aldı ve piste sert lastiklerle çıktı ancak derece kaydetmeden hemen pite girdi. Sürücülerin, sıralama turlarında kaydettikleri lastikle yarışa başlamaları kuraları Schumacher için uygulanmayacak çünkü kuralda “derecesini kaydettikleri lastikle” ibaresi geçiyor. Dolayısıyla Schumacher, yarışa istediği lastiklerle başlayabilir. “Sınırsız lastikle 20 kez daha denesem yine de böyle bir tur atamam” diyen Alonso’nun sıralama turu derecesi, onu sezon başından beri tüm sıralama turlarında aldığı beşincilikten kurtarıp dördüncülüğe, ama en önemlisi iki McLaren’in arasına yerleştirdi. Sıralama turları sonunda sanki polü almış gibi zafer işareti yapan, telsizde mutlu mutlu kahkaha atan ve pol pozisyonu sahibi Webber’e, sanki polü o almış gibi sarılan Alonso’nun, ne mene bir tur attığını buradan çıkarabilirsiniz. Takım arkadaşından neredeyse bir saniye daha hızlı olan İspanyol pilot, belki de evinde yarışıyor olmanın avantajını kullanmıştır. Hafta başında, Nigel Mansell’ın bir pilotun, kendi evinde yarıştığında performansının tur başına 1 saniyeye kadar arttığı sözü hatırladığında Alonso, “O kadar değil, sadece 0,1 saniye,” demişti. Kim bilir, belki gerçekten de Mansell’ı haklı çıkardı!

Webber’in, KERS’siz Vettel’i nihayet geçip polü aldığı İspanya GP’sinin ön sırası Red Bull tarafından tıpkı geçen yıl gibi kapatıldı. McLaren’e 1 saniye fark atan takım, yarışta da bir set yeni yumuşak lastikle yarışma avantajına sahip. Red Bull’u geçemeyeceklerini anlayan McLaren de, hiç olmazsa yarış avantajına sahip olmak için bir set yumuşak lastiği saklamayı tercih etti ve seansın son bölümlerinde pitten çıkmadı. Bu da tüm sıralama turu heyecanını öldüren, sadece yarış odaklı stratejilerin bir sonucu. Son iki yarıştır pol pozisyonu sahibi, seyircilere el sallayıp pist görevlilerinin bayrakla gönderdikleri tebriklerini kabul etmeden, soğuk soğuk garajında kutluyor zaferini. Ne yazık ki bu sezon oluşan resimde, sıralama turlarının geleceği de pek değişmeyecek. Heyecansız geçen yarışlara biraz heyecan sağlamak için getirilen, “dereceyi kaydettiği lastikle yarışa başlama” kuralı, belki bundan sonra tekrar gözden geçirilebilir. Takımlara, sadece sıralama turlarında kullanılacak özel lastikler ayrılabilir, böylece takımlar, yarışlardaki bölümleri düşünmeden sadece grid pozisyonları için savaşabilirler. Bu da geçen yılki heyecanlı sıralama turlarını geri getirebilir. Aksi takdirde, pol pozisyonu sahibi garajında oturup tıpkı benim gibi televizyondan izleyecek her şeyi. Peh!

Hamilton’ın, yarışa başlayacağı set lastikte, titreşim yaratacak bir düzleşme olması onun dezavantajına olur mu göreceğiz. Lewis, bunun bir problem olmayacağını söylüyor. Yarışa ilk 10′dan başlayacak pilotlar arasında Webber, Vettel, Button, Hamilton ve Schumacher’in bir set yeni yumuşak lastiği var. Vettel’in KERS’siz olması, start ânında yerini Hamilton’a kaybedebilme riskini doğuruyor. Alman pilot takımın bu sorunu gidereceğini söylüyor. Göreceğiz. Schumacher, yarışa istediği lastikle başlayabilecek. Tur başına 2,5 saniyeye yakın yavaş olan sert lastikle yarışa başlaması, yeni bir Schumacher trenine neden olabilir, ancak yarışın sonunda yeni yumuşak lastiklere geçerek, sert lastikle yarışan diğerlerine karşı da inanılmaz bir avantaja sahip olabilir. Pit-stop’lar sonrasında trafiğe kalmaması ve yarışın ilk bölümünde de çok fazla yer kaybetmemesi koşuluyla, Schumacher yarışı iyi bir yerde bitirebilir. Yarışı kimin kazanacağı sorusu da sanırım Vettel’in KERS’ine bağlı. Eğer KERS çalışırsa, o zaman Vettel’in Webber’e karşı üstün olacağını sanıyorum. Çalışmazsa, o zaman Webber’in rahat bir birincilik alabileceğini düşünüyorum.

 

Ali Ünal

http://www.ali-unal.net/f1/