Kategoriler
Köşe Yazıları

Vettel Başladığı Gibi

Donington pistinde 1993 yılında yağmur altında koşulan Avrupa GP’sinden bu yana en çok pit-stop’un yapıldığı Türkiye GP’sinde Sebastian Vettel baştan sona kontrollü götürdüğü yarışı çok rahat bir şekilde kazandı. Arkasındaki sürücülerin ataklarına ve taktiklerine yanıt verebilecek kadar araya her zaman korumasını bildi. Mark Webber, önce Rosberg’e, bir ara Hamilton’a ve nihayet de Alonso’ya verdiği ikinciliği her seferinde geri almayı başararak Red Bull’un geçen sene yapması gereken 1-2′yi bu sene sorunsuz bir şekilde tamamlamış oldu. Ferrari’nin yarış performansının, sıralama performansına göre gayet iyi olduğu yarışta Alonso, enfes bir üçüncülük alırken, Hamilton, yaşadığı onca soruna ve lastik lastiğe boğuşmalara rağmen bitişe dördüncü gelebildi. Kâinatın en çok 5. olan adamı Rosberg, bir kez daha 5. olurken Mercedes’in henüz tam yakıt yüküyle yeteri kadar rekabetçi olmadığını gösterdi. Button, kötü strateji sebebiyle Rosberg’e geçilirken Massa ve Schumacher, oldukça kötü bir hafta sonu geçirerek puan alamadılar. Yarışa en arkadan başlayan Kobayashi ile Toro Rosso’dan Buemi, onların yerine puan alan isimler oldu. Tabii ki Renault’nun her iki sürücüsüyle birlikte.

Sezon içinde hiç kullanılmadığı için İstanbul Park pistinin kirli tarafı, sezon içindeki pistlere oranla “daha” kirli oluyor. Dolayısıyla yarışın başında kirli taraftan kalkış yapan sürücüler (Webber, Hamilton, Button) oldukça dezavantajlı konumdaydılar. Yarışın ilk metreleri de bunu doğrulayacak şekilde geçti. 8. viraja geldiğimizde Vettel, Rosberg, Webber ve Alonso sıralaması oluşmuştu. Hamilton, Webber’i geçmeye çalışırken pist dışına çıktı ve lastiklerine zarar vermekle kalmayıp Button’ın da arkasına geriledi. Her ne kadar oldukça heyecanlı ve aksiyon dolu bir yarış olsa da, ilk tur tamamlandığında oluşan Vettel, Rosberg, Webber, Alonso, Button, Hamilton sıralaması, kendi içinde birkaç yer değiştirerek aynı kişilerle yarış sonuna ulaştı. Ancak yarışın asıl resmi elbette bu değil zira Vettel’i dışarıda tutarsak bu sürücüler birbirlerini en az bir kere solladılar ya da sollama girişiminde bulundular. Pirelli’nin, farklı stratejilerin ve elbette DRS’in etkisiyle hareket hâlinde bir organizma gibi bir yarış izledik.

İlk turların art arda, tampon tampona geçmesi aslında yarışın stratejilerini de derinden etkiledi. Hamilton ile Button’ın müthiş ve adil çekişmeleri sırasında Hamilton’ın oldukça yıpranan lastikleri, ilk turdaki hatasını da kattığımızda bir anda B Planı’nın uygulanmasına neden oldu. Petrov’la başlayan bir B Planı süreci (ki yarış öncesi 3 pit-stop’un revaçta olacağını düşündüğümüz için, B Planı söyleminin 4 pit-stop’a denk geldiği belliydi) Vettel ve Button haricinde ilk sıralardaki tüm pilotlar tarafından sorgusuz sualsiz uygulandı. İlk pit-stop’lar öncesinde önündeki Hamilton’ı yakalayıp geçen ve pite önde girmeyi başaran Massa, ne yazık ki pit ekibinin yavaş olması sebebiyle bu yerini tekrar Hamilton’a kaptırdı. Önde çıkmış olsaydı belki yarışı da daha iyi bir konumda bitirebilirdi. Yine ilk pit-stop’lar öncesinde Webber, Rosberg’ü geçerek liderden fazla kopmamış oldu yoksa Vettel, neredeyse tur başına bir saniye fark açmaya başlamıştı o dönemde. Aynı şekilde Alonso da birkaç tur sonra Mercedes sürücüsünü geçmeyi başardı. Rosberg’ün arkadaki araçları tutması ve Hamilton’la Webber arasındaki küçük mesele, Vettel’e önde oldukça rahat bir nefes aldırdı.

İlk pit-stop’ların ardından Webber, Alonso, Rosberg, Hamilton ve Massa’nın 4 kez pite girecekleri, Button’ın kesinlikle 3 pit-stop’ta olduğu ve Vettel’in de 3 ila 4 pit-stop arasında bir stratejide gezindiği belli oldu. Böyle olunca devreye elbette sıralama turlarında saklanan lastikler girdi. Vettel, Webber ve Rosberg, 1 set yepyeni yumuşak lastiklere sahiptiler. Vettel bu lastikleri üçüncü bölümde kullanırken, Rosberg son bölüme bırakmayı tercih etti ki bu da ona, eskiyen sert lastiklerle son bölüme giren Button’ı rahatlıkla geçmesini sağladı. Pitten çıktıktan sonra önünde tıpkı Avustralya’da olduğu gibi Button’ı bulan Vettel, birkaç tur boyunca zaman kaybettiği için pit-stop’lar öncesinde 6 saniyeye yaklaşan fark ilk pit-stop’lar sonrasında 2 saniyeye kadar geriledi, ancak Vettel bu bölümde oldukça iyi zamanlar kaydederek aradaki farkı tekrar 5 saniye civarlarına çekmeyi başardı. Bu aslında Vettel için oldukça önemliydi çünkü rahat ve güvenilir stratejik kararlar verebilmek için arkasındaki sürücülerle arasına böyle bir tampon koyması, onun yarış içinde daha rahat sürmesini sağlayacaktı. Alonso’nun, Webber ve Vettel’den kopmaması, ileriki günler için Ferrari’ye oldukça umut aşılayacaktır. McLaren’in, fabrikadaki test düzeneğinde yaşadığı problem nedeniyle Türkiye’de, Çin’deki aracın aynısıyla yarışması ve rakiplerinin, araçlarını geliştirmiş olmaları, onları bu yarışta oldukça etkiledi. Stratejik hatalar olmasaydı belki podyum şansları olabilirdi, ancak geliştirme paketlerinin olmaması da Woking takımının stratejisini bozdu. Yine de şampiyonadaki ikinciliklerini koruyarak ayrılmaları önemli.

İkinci bölümde yumuşak lastiklerle Alonso’nun, hem Webber’den hem de Hamilton’dan daha fazla tur atabilmesi oldukça önemliydi. tur dereceleri de Red Bull’a oldukça yakın olan İspanyol pilot, bu bölümde oldukça iyi bir sürüş çıkardı. Hamilton ise 20. tura gelindiğinde liderden 16 saniye kopmuş bir şekilde dördüncü olarak devam ediyordu. Yumuşak lastiklerle 10 turdan fazla yapmayan üst grubun içinde Alonso 13, Vettel de 14 tur yaparak kendi açılarından önemli bir fark yarattılar. Alonso, üçüncü bölümde bu hızının karşılığını alarak Webber’in tamponuna yapıştı ve sonunda da Avustralyalıyı geçmeyi başardı. Bu arada Rosberg, gerilemeye devam ederek hem Massa’ya hem de Button’a geçildi. Yarışın 21. turunda Button’ın, Rosberg’ün önünde olduğunu, her ikisinin de sadece 1 kez pite girdiğini ve Rosberg’ün Button’a gire pite fazladan 1 kez daha gireceğini düşündüğümüzde, Rosberg’ün, yarışı Button’ın önünde bitirmesi gerçekten bu sezon yarışların nasıl seyrettiğine de çok iyi bir örnek oluşturuyor.

3. pit-stop’lara geldiğimizde sıralama Vettel, Alonso, Webber şeklindeydi. Bu noktada Petrov üçüncü bölümde normalde biraz daha fazla pistte kalınca Massa ve Button, Petrov’un arkasında epey zaman kaybettiler. Bu da, üç kez pite girecek rakibine karşı Hamilton’ın oldukça işine yaradı. Petrov’un nihayet pite girdiği 34. turda Hamilton’la Button arasındaki fark 18 saniyeye çıkmıştı bile. Bir pit-stop’un ortalama 21 saniye sürdüğünü düşündüğümüzde bu fark, Hamilton’ın, ekstra pit-stop süresini kazandığı anlamına geliyordu, ancak pitte yaşadığı sorun, tüm bu avantajı kaybetmesine ve Button’ın arkasına düşmesine sebep oldu. Ancak temiz lastiklerle attığı hızlı turlar Button’la arasındaki farkın kapanmasını sağladı ve son pit-stop’undan sonra, Button’ın lastiklerine göre 6 tur daha taze lastiğe sahip olan Hamilton, birkaç tur içinde Button’ı yakalayıp geçti. Aynı şekilde Rosberg de, son bölüme yumuşak lastikleri bıraktı ve Button’ı yakalayıp geçti. Yarışın başından beri Vettel’le aynı stratejide ilerleyen Button, ne yazık ki Vettel kadar şanslı olamadı. McLaren’in, sıralama turlarında başlayan lastik stratejisi hataları Button’ı dört pit-stop’a almayarak katlandı ve her iki sürücü de yarışı, başladıkları yerde bitirmek zorunda kaldılar. Vettel bile, ne olur ne olmaz diyerek, ihtiyacı olmamasına rağmen son bir kez daha pite girdi ve işini sağlama aldı. Böylece ilk 6′da üç pit-stop yapan tek kişi Button oldu. Button son turlarda önündeki sürücülerin neredeyse tümünden 2 saniye daha yavaş gidiyordu.

Vettel, yarışın başından beri kontrolü elinde tutarak, sadece 1 tur elinden bıraktığı liderliği 57 tur boyunca rahat rahat sürdürdü. Red Bull’un müthiş süratiyle Mark Webber de son bölümde Alonso’yu rahat bir şekilde yakalayıp geçmeyi başardı ve dubleyi tamamladı. Ferrari, Alonso’nun özellikle ikinci ve üçüncü bölümde gösterdiği yarış performansını bir artı olarak almalı. Bugün McLaren’in strateji ve pit hataları nedeniyle biraz rahat bir yarış çıkardılar, ama yine de Ferrari’nin doğru yönde gittiği kesin. Mercedes, sıralama turlarında gösterdiği başarıyı yarışta devam ettiremedi. Bu da, gridde en iyi DRS’e sahip olduğu söylenen Mercedes’in, DRS’in kullanımının serbest olduğu antrenman turları ve sıralama turlarında neden daha iyi görünüp yarışta geriye düştüğünün de bir kanıtı olabilir zira yarıştaki ortalama tur derecelerine baktığımızda Mercedes’in çok büyük olmasa da bir dezavantajı var.

VET                WEB            HAM        BUT             ALO          ROS
1:33,373    1:33,494    1:34,016    1:34,362    1:33,510    1:34,185
                   
Renault, bir ara Petrov ve Heidfeld’in kapışmasını görünce geçen sezonu hatırlamış mıdır bilmiyorum, ama bu yarıştan da puan almayı başardılar. Üst gruptaki takımlar hata yapmadıkları için bu kez podyum göremediler ve şu anda da performansları podyum için yeterli değil. Toro Rosso, Buemi’yle puan almayı başarırken, bir diğer sürücüsü Alguersuari ise ancak 16. sırada bitirebildi. Bana öyle geliyor ki Toro Rosso’da yakın bir zaman içinde Ricciardio’yu görebiliriz. Kobayashi, müthiş bir yarış çıkararak 10.’lukla puan almayı başardı. Perez’in, ön kanat problemi yaşayıp pite girmesi yarışının erken bitmesine neden oldu. Force India da oldukça sessiz bir geçen yarıştan sonra puan alamadı. Yarışa vites kutusu arızası nedeniyle hiç başlayamayan Glock dışındaki tek yarış dışı kalan pilot Paul di Resta oldu. Son yarışlarda yarışı bitiren araç sayısının bu kadar çok olması şaşırtıcı. HRT ve Lotus da yine her iki sürücüsüyle yarışı bitirirken, Lotus İspanya’ya getireceği büyük paketle Williams ve Toro Rosso’yu zorlayabilir. Dikkat.

Ayrı bir paragraf da Schumacher için açmak istiyorum. Yarış sonunda, durumu analiz edeceğini, bunun pek de eğlenceli olmadığını söyleyen şampiyon, ilk kez bende de geri dönüşü hakkında şüphe uyanmasına neden oldu. Petrov’la girdiği mücadelede yaptığı şey o kadar gereksizdi ki tüm yarışını mahvetti. Yarışmaya daha dün başlamış bir çaylağın yapacağı hatayı Schumacher’in yaptığını görmek, sıralama turlarında Rosberg’ün bir saniye gerisinde kalmak ve takım arkadaşı beşinci olup puan toplarken ilk 10′a bile girememek Schumacher için, takkeyi önüne koyup düşünmeye başlamasını gerektirebilir. Şampiyon, eskisi gibi değil sanki. Neredeyse bir buçuk sezon geçti ve eski günlerine döneceğini hissettiren, birkaç küçük an dışında, önemli bir sinyal vermedi. Force India, ne olur ne olmaz diyerek Hülkenberg’i her yarış hafta sonunda cuma günleri piste çıkararak hazırlıyor. Paul di Resta, Haug’dan beklediği telefonu alırsa, Hülkenberg de istediği koltuğa kavuşmuş olacak. Açıkçası gençlerin önünü açmak için Schumacher’in artık emekliliği biraz daha fazla düşünmesi gerekiyor gibi geliyor bana. Balık için teşekkürlerimizi sunarak.

Pit-Stoplar

82 pit-stop’un yapıldığı, sayısız geçişin yaşandığı Türkiye GP’si geçen yarış kadar keyif vermedi bana çünkü burada DRS, şu âna kadar gördüğümüz yarışların tümünden çok daha büyük bir etki yaptı. Böyle olunca arka düzlükte DRS’i açan neredeyse herkes önündeki aracı basıp geçebildi. DRS’in amacı, düzlükte böyle rüzgâr gibi geçişler yaratmaktansa, araçları tampon tampona getirecek o kirli havayı ortadan kaldırmak olmalı. Zaten FiA de takımlar da bunu istiyor. Dolayısıyla buradaki sonuç, DRS’e önümüzdeki yarışlarda biraz daha tutucu yaklaşılmasına neden olabilir. Lastikler bize yeterince keyif veriyor. DRS, bugün biraz fazla rol çaldı. İspanya’daki kullanımı eminim biraz da titiz bir analizden sonra belirlenecektir, ama bunun için İspanya doğru bir yer olmayabilir zira burada zaten 89 yılda bir geçiş olduğu için, DRS’i ne kadar ayarlarsanız ayarlayın geçişler o kadar kolay olmayacaktır.

Bernie Ecclestone’un yarış öncesinde BBC’ye verdiği demeçte, Türkiye GP’sini kurtarmak için elinden geleni yapacağını söylemesi, yarışın bizde kalması açısından bir umut ışığı yakıyor. Serhan Acar da twitter’ı aracılığıyla durumun biraz daha iyi olduğunu duyurdu. Pilotların ve takımların, bu pisti çok istiyor olmaları ne yazık ki bir şey değiştirmiyor. Kanada için kıyameti koparmışlardı, ama Bernie kimsenin gözünün yaşına bakmadan Kanada’yı takvimden çıkarmıştı. Dolayısıyla Türkiye GP’sinin geleceğini ne olacağını kestirmek zor. Seçimlerden önce belli olacakmış gibi geliyor.

 

Ali Ünal

http://www.ali-unal.net/f1