Kategoriler
Formula1

Deneme

Kategoriler
MotoGP

Rossi, Podyumu Simoncelli'ye Adadı

 

Rossi: “Buradaki ikincilik, birçok açıdan benim için özel oldu. Ayrıca burası evime oldukça yakın ve kendi pistimde yarıştığımı hissediyorum. “

“Pistin diğer bir adı da Marco Simoncelli. Bu yüzden aldığım bu sonucu ona vermek, ona adamak istiyorum. Bana yardımcı olduğunu düşünüyorum. Ailesi adına çok mutluyum. “

Ducati, Valentino Rossi için Misano’ya yeni bir şasi getirmişti ve Rossi yeni şasi ile muhteşem bir başlangıç yaptı.

“Ayrıca benim için oldukça önemli bir sonuç, takım ve çocuklar benim için çok çalıştı ve zor anlarda asla vazgeçmediler. Bologna’da yoğun bir çalışma temposu vardı, bunun meyvelerini podyum ile gördük, emeği geçen herkese teşekkür ederim. “

 

 

Kategoriler
Köşe Yazıları

Hamilton-Schumacher Senaryosu

Olabilecek senaryoların hepsini eleyerek, Lewis Hamilton’ın 2013 sezonunda Michael Schumacher’le aynı takımda olabileceğini, Nico Rosberg’ün de McLaren’e gidebileceğini iddia edeceğim. Nasıl olsa aptal sezondayız, boşa lafa etmenin en eftal olduğu bu demi boşa geçirmek internetin de boşa akması demek! O halde bu fantezi senaryosunu başlatalım.

Bir önceki yazıda da dediğim gibi Lewis Hamilton ile McLaren’in arasındaki kara kedi artık iyice ayyuka çıkmış durumda. Spa’daki telemetre krizinden sonra, Monza’da yarışı kazanmasının ardından Hamilton’ın telsizden veda sinyalli bir teşekkür mesajı vermesi, ayrıca basın toplantısında sanki kaybetmiş bir pilot gibi somurtması, bu ikilinin arasının da açıldığını artık şüpheye mahal vermeyecek denli netleştiriyor. Hamilton, McLaren’de kalmak istemiyor. The Guardian’ın yazdığı gibi belki de Mercedes’in yıllık 20 milyon poundluk teklifine 15 milyona kadar karşılık veren McLaren’den para nedeniyle ayrılmak istiyor, belki bir hava değişikliği istiyor, belki de 2014′te motor üreticilerinin daha avantajlı olacağını düşünerek Mercedes’e gitmek istiyor, bilemeyiz. Ne var ki McLaren sözleşmesinin duyurulmadığı her gün, Mercedes sözleşmesinin de olasılığının artması anlamına geliyor.

Lewis Hamilton cephesindeki durum buyken, savaşın diğer önemli cephesi de Mercedes’te açık. Michael Schumacher, 2010 yılında oldukça kötü başlattığı ikinci kariyerinin, gitgide iyileşerek nihayet üst düzeye taşıdığı performansıyla 2012′de sonuna geliyor. İlk başta üç yıl olarak belirlenen bu ikinci kariyerde Schumacher, daha ilk günden yeni bir şampiyonluk tatmayı amaçladığını belirtmişti. Mercedes’in üç yıl içinde böyle bir aracı üretememesi ve Schumacher’in de paslarını açmak için epey uzun süre beklemesi bu hayalin hayal olarak kalmasına sebep oldu. “İkinci kariyerimde henüz bir şey başardığımı hissetmiyorum,” diyen Schumacher, belli ki 2012′de sona erecek sözleşmesini de uzatma sinyallerini bize veriyor. Kendisine bu yönde sorulan sorulara sürekli kaçamak cevaplar veren Schumacher’in, 2010′daki sözünü hatırlayarak, “Üç yıllık bir proje olduğunu söylemiştim, dolayısıyla 2012 sonunda bırakıyorum,” demesi gerekirdi. Bunu demediğine göre ve başarı yakalamadığını düşündüğü için Schumacher de devam etme yönünde çaba harcıyor. Alman The Bild’e göre Mercedes de Schumacher’in devam etmesini istiyor, ancak ona teklif ettikleri 1 yıla karşılık Schumacher 2014 için de kalma opsiyonu istiyor. Geçen hafta Magny Cours’da yapılan genç sürücü testine Schumacher’in de katılmış olması bu anlamda önemli bir işaret. Alman pilot hâlâ testleri ve takımı yakından takip ediyor. Sezon sonunda gitmeyi planlayan bir pilota pek benzemiyor.

Nico Rosberg cephesindeyse durum biraz çetrefilli. Gridin “kalitesi bir türlü tam olarak bilinemeyen” pilotu olarak nitelendirirsem çok da haksızlık etmiş olmam sanırım. Şu âna kadar takım arkadaşı olduğu sürücüler, onun ne kadar iyi bir pilot olduğunun göstergesi olamadı ne yazık ki. Schumacher’i iki yıl üst üste geçmiş olması onun kalitesini de bir türlü ispatlayamadı, zira Schumi’nin ikinci kariyerinde ne kadar performans kaybetmiş olabileceği ve 40′lı yaşlarının getirdiği durgunluğu ne kadar hissediyor olduğu da ayrı bir muamma olarak kaldı. Ancak bu yıl, Schumacher’in hemen her yarışta Rosberg’e kurduğu üstünlük bu anlamda dikkat çekici bir durum. Monaco yarışına kadar Rosberg 56 puan toplamışken, Schumacher sadece 2 puan toplayabilmişti, ancak neredeyse her yarışta teknik bir arıza yaşadığı için Schumacher’in gerçek performansı ve Rosberg’e kurduğu üstünlük puan tablosuna yansıyamamıştı. Monaco, Schumacher-Rosberg ikilisi için bir dönüm noktası oldu denebilir. Monte Carlo’nun sokaklarında, sıralama turlarında en hızlı zamanı kaydeden Schumacher, böylece 43 yaşında olsa bile Monaco’da pol alabilecek bir pilot olduğunu kanıtladı. Rosberg’ün bunu kolay atlatamadığını düşünüyorum. O yarıştan sonraki 7 Grand Prix’de Rosberg 24 puan toplarken, Schumacher 42 puan topladı, bir kez de podyuma çıktı. Sıralama turlarında da Schumacher’in Rosberg’e 7-6′lık bir üstünlüğü var. Bu rakamlar, Rosberg için olumsuz bir tablo ortaya koyarken, Mercedes için de önemli bir tablo haline geliyor.

Burada en akla yatkın senaryo Hamilton’ın McLaren’de kalması, Rosberg-Schumacher ikilisinin bir yıl daha Mercedes’te birlikte yarışmalarından sonra takıma di Resta ya da Hülkenberg’in gelmesi. Ancak böylesi basit ve akla yatkın senaryonun bu saate kadar duyurulmamış olması, bu akla yatkın senaryonun bana kalırsa o kadar da akla yatkın olmadığının bir işareti. Duyuru yapmak için ekim ayını bekleyeceğini söyleyen Schumacher, belki de takımın Magny Cours’da büyük oranda geliştirdiği aracın performansının ne olacağını görmek istedi. Mercedes’in potansiyelini, aracı ne kadar geliştirebildiğini ve önümüzdeki yılın aero rakamlarının ne olacağını kendi gözleriyle görmek ve devam edip etmeme kararını da bunun sonuçlarıyla şekillendirmek istemiş olabilir. Bu arada Hamilton cephesinde de herhangi bir gelişme olmaması, Schumacher’in kararının beklendiği anlamına gelebilir. Bu da doğal olarak Schumacher’in F1′den ayrılıp yerine Hamilton’ın gelmesi anlamına geliyor. Ancak ben öyle olmayabileceğini düşünüyorum. Şöyle ki:

Rosberg’ün 2013 yılında da Mercedes’le anlaşması var, ancak 2008′de McLaren’in kendisine yaptığı teklifi Lewis Hamilton’la takım arkadaşı olmamak için reddeden Rosberg’ün, Hamilton’la şimdi de takım arkadaşı olmak istemeyeceği gayet mümkün. Bu durumda Rosberg, McLaren’e geçmeyi isteyebilir. Hem daha güçlü bir takım, hem de her yıl yarış kazanabilecek bir aracı üretebilen bir fabrika. Button’ın hakkından gelebileceğini düşünerek Mercedes’ten daha iyi bir takımda yarışmayı aklına koyabilir. Bu durumda Mercedes’le olan sözleşmesi bir engel yaratıyor, ancak bu engel McLaren tarafından çözülebilir. Uzun bir süreden sonra McLaren, Mercedes motorları için önümüzdeki yıl para ödemeye başlıyor. Yaklaşık 8 milyon poundluk bu rakam McLaren için önemli. Ancak bu rakam aynı zamanda onlara bir fırsat kapısı da açabilir.

Schumacher ve Hamilton’ı aynı takıma almak için Mercedes Rosberg’ün sözleşmesini feshedebilir. Rosberg’e ödemesi gereken ücreti McLaren öder, McLaren de bunun karşılığında motorlar için daha az para öder ya da hiç para ödemez. Böylelikle Rosberg McLaren’e geçerken, Mercedes de, takımın geleceği için, 43 yaşındaki Schumacher’e karşı geriye düşen Rosberg’ü değil Hamilton’ı kadrosuna katmış olur. Ayrıca F1′den çekilmek istediği söylentileri dolaşan yönetim kurulunu da bir anlamda susturur, Schumacher-Hamilton gibi iki müthiş pilotun getireceği PR değerinin de bir yıl boyunca gani gani keyfini çıkarır. McLaren de hem iyi bir pilotu almış olur hem de motorlar konusunda finansal olarak kârlı anlaşma yapar. Schumacher de hem takımda kalmış olur hem de kendini Hamilton’a karşı deneyerek ne kadar hızlı olabildiğini kanıtlama şansına sahip olur. Hamilton da hem çok para kazanabileceği hem de 2014′te avantajlı olabileceği bir takıma gelir. Schumacher gittikten sonra da kendini birinci pilot olarak konumlandırarak Schumacher-Brawn efsanesinin bir Hamilton-Brawn versiyonunu çekebilir. Yani, kazan-kazan-kazan-kazan-kazan durumu!

Böyle bir durumda 2013′te Red Bull’da Vettel-Webber, McLaren’de Button-Rosberg, Mercedes’te Schumacher-Hamilton, Ferrari’de Alonso-Massa (Kovalainen?), Lotus’ta da Raikkonen-Grosjean ikilisi olur. İngiliz ve Alman milli takımlarının dağılmış olacağı bir hayal ürünü F1 gridi oldukça şatafatlı ve gelin itiraf edelim çok fantezik duruyor. Ama ne olur ne olmaz. Her şey olur her şey olmaz. Sağlıcakla.

 

Ali Ünal

Kategoriler
Köşe Yazıları

Lewis Hamilton’ın Yıldızı

Fernando Alonso, 2010′un son yarışında kaçırdığı şampiyonluğu bu yıl alacak gibi görünüyor. Son yedi yarışa 37 puan farkla girmesi çok büyük bir avantaj gibi görünmüyor, ancak istikrar açısından bakıldığında İspanyol pilot, yarıştığı diğer pilotlara göre ciddi biçimde güçlü. Ferrari’nin de artık aracını üst seviyelere çekmiş olması Alonso’nun şansını güçlendiriyor. Lewis Hamilton, Kimi Raikkonen ve Sebastian Vettel de hâlâ şansını devam ettiren pilotlar.

Ancak gündeme damgasını vuran gelişmelerden biri ve belki de en önemlisi McLaren’in yıldız pilotu Lewis Hamilton’ın 2013 sezonunda nerede yarışacak olması. 2007′da Formula 1′e girdiğinde sadece izleyenleri değil McLaren yönetimini de derinden etkileyen Lewis’in sözleşmesi aynı yıl içinde 5 yıl daha uzatılmış, 2012 sonuna kadar genişletilmişti. 13 yaşından bu yana McLaren’in himayesi altında yarışan Lewis Hamilton’ın McLaren’le olan sözleşmesi işte bu yıl sonunda bitiyor. 2012′nin başından bu yana gündeme daha sık girmeye başlayan Hamilton-McLaren sözleşme tartışmaları, imzasının gecikmesiyle birlikte dedikodu kazanını da yeniden alevlendirmiş oldu. Macaristan GP’sinden sonra verilen yaz arasında sözleşme sorununun giderileceği yönündeki haberlerden sonra da herhangi bir gelişme olmaması Lewis’in McLaren’de mutlu olmadığı ve takımdan ayrılacağı söylentilerini ayyuka çıkardı. Kronolojik olarak bir döküm yaparsak:

 

18 Ocak 2008 – Hamilton’ın sözleşmesi 5 yıllığına yenileniyor.

2 Mart 2010 – Hamilton, babasının menajerlik görevine son veriyor.

14 Mart 2011 – Hamilton, yeni menajerinin Simon Fuller olduğunu duyuruyor.

4 Temmuz 2011 – Whitmarsh, Hamilton’ın takımda kalmak istediğini söylüyor.

9 Ekim 2011 – Button, Hamilton’a takımda kalmasını öğütlüyor.

28 Kasım 2011 – Hamilton, yeni sözleşmeyi imzalayacağından emin olduğunu söylüyor.

2 Şubat 2012 – Hamilton, sezonun ilk birkaç yarışından sonra sözleşme işini çözmek istiyor.

7 Haziran 2012 – Hamilton, sözleşme için sezonun bitmesini bekleyebileceğini söylüyor.

14 Haziran 2012 – Hamilton, Kanada GP’sinde Red Bull garajını ziyaret ediyor.

21 Haziran 2012 – Hamilton, sözleşme görüşmelerin zorlu geçeceğini, ama çok sorun çıkmayacağını söylüyor.

9 Temmuz 2012 – McLaren, takımın kötü formunun Hamilton’ın imzasını etkilemeyeceğini söylüyor.

16 Temmuz 2012 – Hamilton, sözleşme meselesini yaz arasında çözmek istiyor.

18 Temmuz 2012 – Whitmarsh, Hamilton’ın takımda kalacağına inanadığını söylüyor.

19 Temmuz 2012 – Hamilton, McLaren’den ayrılmanın “anormal” olacağını söylüyor.

27 Temmuz 2012 – Ron Dennis, parayı verenin o olduğunu, Hamilton’a iş verecek olanın da kendisi olduğunu söylüyor.

29 Temmuz 2012 – Button, McLaren’in Hamilton için en iyi seçenek olduğunu söylüyor.

31 Temmuz 2012 – Hamilton, kupaların sözleşme görüşmeleri için kilit öneme sahip olduğunu açıklıyor.

22 Ağustos 2012 – McLaren, Hamilton’ın sözleşmeyi imzalamasından şüphe duymuyor.

30 Ağustos 2012 – Hamilton, sözleşmenin ticari bir mesele olduğunu söylüyor.

1 Eylül 2012 – Hamilton, farklı arka kanat tercih ettiği için Button’ın 0,9 saniye gerisinde kaldığı Belçika GP’si sıralama turlarının ardından neden yavaş olduğunu anlatmak için Twitter’dan gizli telemetre kâğıdını yayınlıyor.

1 Eylül 2012 – McLaren, Hamilton’dan o tweet’i silmesini istiyor.

2 Eylül 2012 – Ecclestone, Spa yarışı sırasında Schumacher’in yarış kazanmadan F1′den ayrılacak olmasının onu üzdüğünü söylüyor.

2 Eylül 2012 – Schumacher, Ecclestone’un yorumlarının kendi fikri olduğunu, sözleşme kararını ekimde vereceğini yineliyor.

3 Eylül 2012 – McLaren, Hamilton’ın tweet’le ilgili olarak yanlış bir karar verdiğini söylüyor.

5 Eylül 2012 – Eddie Jordan, Hamilton’ın Mercedes’le anlaştığını söylüyor.

 

2011′in sonlarına doğru başlayan ve 2012′nin yaz aylarıyla birlikte gittikçe palazlanan bu ikilem şu anda zirve noktasına ulaşmış durumda. 2009 Avustralya GP’sindeki skandal sonrasında McLaren’in büyük bir ceza almasını önlemek için Formula 1′i ve McLaren’i bırakmak zorunda kalan Ron Dennis’ten sonra McLaren’in başına Martin Whitmarsh’ın gelmesi, birçokları için Lewis Hamilton’ın da McLaren’le olan bağının gevşemesine neden oldu. Button’ın McLaren’e gelmesi ve geçen yıl da sözleşmesinin 3 yıl daha uzatılması, Whitmarsh’ın Button “hayranlığı” olarak gösterilirken, Hamilton’ın bu evrede ikinci plana atıldığı konuşuldu hep. 2011 sezonunda Button’ın gerisinde kalan ve çok kötü bir sezon geçiren Hamilton’a bu dönemde Whitmarsh yönetiminin yardım etmediği, Button’ı kolladığı söylendi. Bunun gerçek olup olmadığını bilemeyiz elbette, ancak Lewis Hamilton’ın birkaç yıl önceki mutlu Hamilton olmadığını anlamak o kadar da zor olmasa gerek.

Bu sezona oldukça iyi başlayan ve bir önceki yılın sorunlarından kurtulmuşa benzeyen Hamilton için 2012 sezonu, aynı zamanda sözleşme imzalama sezonu olduğu için de ayrı bir öneme sahip. Vereceği kararın, F1 kariyerinde dönüm noktası olduğunu düşünüyor olabilir, zira 2014′le birlikte tümden değişecek Formula 1′de doğru takımda olmak önemli. McLaren bu anlamda Hamilton için en mantıklı ve en doğru tercih gibi görülebilir, ancak sözleşmenin bir türlü imzalanmaması ve bu görüşmelerin uzadıkça uzaması perde arkasında durumun çok da güllük gülistanlık olmadığını gösteriyor. Hamilton’ın menajerlik şirketi XIX Entertainment, Hamilton’ın bir marka olması yönünde çalışıyor, dolayısıyla Lewis’in sponsorluk anlaşmalarını istediği gibi yönlendirebilmek için bu alanda özgürlük talep ediyor. McLaren ise pilotlarına bu konuda özgürlük tanımıyor, kendi sponsorluk anlaşmalarını pilotlarına bir anlamda dayatıyor. Bu da XIX Entertainment’ın, Lewis’ten marka yaratma çabasında elini güçsüz kılıyor. Sözleşmenin tıkandığı noktalardan biri bu.

Hamilton’ın da belirttiği gibi “ticari” meselelere gelindiğinde de Lewis ile McLaren arasında anlaşmazlıklar var. Ron Dennis, Hamilton’ın ilk sözlşmesini kast ederek, o zamanki ekonominin şimdikinden farklı olduğunu ve bunun da etkili olacağını belirtti. Bu da Hamilton’ın istediği paranın McLaren tarafından verilmeyeceğinin bir işareti olarak algılanabilir. Raikkonen’in 2010′da McLaren’e gelmemesinin sebebi, Fin pilotun istediği parayı McLaren’in verememesiydi. Para meslesine bir de kupa sorununu eklemek gerek. McLaren, pilotlarının kazandığı kupaları takım müzesinde tutuyor ve sürücülere de bunların birer taklidini veriyor. Hamilton, işte bu kupaların asıllarını istediğini bu yılın başında söylemiş ve bunun da ciddi bir konu olduğunu belirtmişti. Bugün Ron Dennis, bu soru sorulduğunda öncekinden daha ılımlı davranıp karşılıklı uzlaşmayla çözülebilecek bir mesele olduğunu söyledi. Ancak hepsi bu mu?

Formula 1′in resmi sayfasında Whitmarsh’la yapılan söyleşide, Hamilton’ın 2011 sezonundaki sorunlarıyla ilgili olarak Whitmarsh, “Biz de o dönem Lewis üzerinde çok baskı kurduk, belki o da hataydı,” diyor. Bu açıklama, 2011 sezonunda Hamilton’ın sevgilisinden ve babasından (bir nevi) ayrılmasının Lewis’te yarattığı baskıya bir de takımın baskısının eklendiğini belirtiyor. Hamilton’ın, özellikle Kore’da pol aldıktan sonra bile takındığı mutsuz ifade, bu baskıların yarattığı bir tepki olabilir. 2012′ye bütün bu dertlerini temizleyerek, sevgilisiyle barışarak giren Hamilton sezonun ilk yarısında oldukça mutlu bir tablo çizmişti, ta ki Spa’ya kadar. Sıralama turlarında Button’dan farklı bir arka kanat kullandığı için onun 0,9 saniye gerisinde kalmasını bir anlamda kendine yediremeyen Hamilton, Twitter’dan önce “WTF!” (Hassiktir’in İngilizce kısaltılması diyebiliriz) diyerek neden yavaş kaldığını yazdı, sonra da gizli telemetre belgesinin fotoğrafını çekip yayınlayarak, aslında Button’ın hızlı olmadığını, seçtiği kanat yüzünden ona zaman kaybettiğini duyurmak istedi. İkinci tweet McLaren tarafından derhal sildirildi, ancak F1′le ilgilenen herkeste o telemetre belgesi çoktan kaydedilmişti bile.

Rakip takım çalışanlarının ve bazı yorumcuların çok çok değerli bir belge olarak niteledikleri telemetre, McLaren tarafından o kadar da önemli bilgiler vermiyor denilerek, üstü kapatıldı. Ancak gerek Lowe’un gerek Button’ın gerek Whitmarsh’ın açıklamalarından, gerekse de Hamilton’ın İtalya’da bu sorulara verdiği yanıtlardan anladığımız kadarıyla, söz konusu tweet McLaren’de, göründüğünden daha büyük bir deprem yaratmış. Lowe, mühendislerin hemen kendisine gelerek bunu uyardığını, bu tip bilgilerin gizli kalması için mühendislerin çok uğraştıklarını söyledi. Whitmarsh, Hamilton’ın bir hata yaptığını söylerken, Button da gizlilik konusuna değinerek bu tweet’ten hayal kırıklığına uğradığını belirtti. Hamilton, İtalya’da ona sorulan sorulara karşılık, bunun bir daha olmayacağını, takım arkadaşıyla bu konuda hakkında görüşmediğini ve görüşmeyeceğini, konunun kapandığını söyledi. Ben buradan, “Konu sizin için kapandı basın mensupları” ifadesini anlıyorum, zira bu konunun McLaren’de bir çatlak yarattğına inanıyorum.

İşte bütün bunların arasında gelen Mercedes haberi her şeye tuz biber ekti. Daha önce Schumacher’in F1′e geri döneceğini ilk duyuran kişi olarak, normalde sahip olmayacağı bir güvenirliğe sahip olan Eddie Jordan, Schumacher’in F1′i sezon sonunda bırakacağını ve Hamilton’ın da Mercedes’e geçeceğini söyledi. Mercedes’in, Hamilton’a istediği parayı ve sponsorluk özgürlüğünü vereceğini belirten Jordan, bunun “olmuş bitmiş” bir anlaşma olduğunda ısrarcı. Elbette McLaren, Mercedes, Schumacher ve Hamilton bu konuyu yalanlamakta gecikmediler, ancak kar topu olarak başlayan bu dedikodunun kocaman bir çığa dönüşmüş olması, bu sözleşme konusunun ne kadar uzadığının da ayrı bir kanıtı olarak geliyor bana. Sadece Hamilton-McLaren değil, Schumacher-Mercedes arasındaki ilişkinin de henüz netleşmemiş olması kafalarda soru işareti bırakıyor.

Peki bu anlaşma gerçekten oldu mu? Açıkçası son bir haftada olanları birleştirdiğimde ben bu anlaşmanın gerçekleştiği yönünde oy kullanıyorum. Force India’nın bugün, sürücülerine büyük takımlardan teklif olursa onlara izin vereceğini duyurması, Mercedes’in Schumacher’in idareci olarak takıma katılabileceğini söylemesi, Hamilton’ın İtalya GP’sini kazandıktan sonra telsizden “Bu fırsat için teşekkürler” demesi… Hepsi birleşince aynı yere gidiyor sanki. Peki bu Hamilton için doğru bir adım mı olur? 2014 kural değişiklikleri olmasaydı, kesin hayır derdim, ancak şu anda tamamen kararsızım.

Honda-Brawn reenkarnesi olan Mercedes son 3 yılda başarılı bir takım profili çizemedi ne yazık ki. Hızlı bir araç tasarlayamadıkları gibi, sezon içindeki gelişme yarışında da hep geride kaldılar. Ayrıca Mercedes’in üzerinde, Formula 1′den çekilmeyi isteyen ve Demokles’in Kılıcı gibi duran bir yönetim kurulu var. Hamilton, Toro Rosso’da yarışsaydı Mercedes hamlesi çok yerinde olurdu, ancak McLaren’de yarışıyorken Mercedes’e geçmesi bu anlamda mantığa ters düşüyor. McLaren 2006 hariç son 15 yıldır her sezon yarış kazanan bir takım. Geliştirme potansiyelini tartışmak mümkün değil. F1′den çekilme gibi bir riski yok ve Hamilton da 6 yıldır orayı avcunun içi gibi biliyor. Dolayısıyla mantık açısından yaklaşıldığında McLaren’de kalması beklenen bir şeymiş gibi geliyor (Mücahid de aynı fikirde. O da Ferrari-Schumacher efsanesinin ancak Hamilton-McLaren ikilisiyle tekrarlanabileceğini düşünüyor=. Ancak belki de Hamilton’ın, McLaren’i avcunun içi gibi bilmesi, oradan ayrılmak istemesinin bir itici gücü olabilir. Takım içindeki havanın onun alehine bozulmuş olma ihtimali var, özellikle son telemetre vakasından sonra. Mercedes açısından bakarsak, 2014 sezonunun değişiklikleri dışında Hamilton’a “sportif” olarak yarayan bir şey yok. Ancak motorların yenileneceği 2014 sezonunda motor üreticileri (Ferrari ve Mercedes) ciddi anlamda avantajlı olabilirler. Onların müşterileri de aynı motoru alacak almasına, ancak Ross Brawn’ın da dikkatle ve incelikle belirttiği gibi motor üreticilerinin “bazı” avantajları olabilir. Özellikle bu son imanın Hamilton için yapılıp yapılmadığını bilemeyiz, ancak 2014 sezonunda Mercedes’te olmak için 2013′ü gözden çıkarmış olabilir Hamilton. Daha çok para kazanacak olması ve sponsorlarını kendisinin belirlemesi de onun için artı bir puan yaratabilir.

Tabii bu durumda Schumacher’in Formula 1′i artık kesin olarak bırakması gündeme gelmiş demektir. Özellikle geçen sezonun sonlarıyla başlayan performans artışı, bu sezon tamamen doruk noktasına ulaşarak Monaco’da en hızlı sıralama zamanına imzasını atan bir Schumacher’i bize sunmuştu. Şu anda da Rosberg’le başa baş, hattâ onun çoğu zaman önünde olan Schumacher’in formunu yükseltmişken F1′i bırakması biraz garip geliyor. Açıkçası kararını da bu kadar geciktirmiş olması, Hamilton-Mercedes dedikodularına biraz daha doğruluk veriyor. Schumacher, Mercedes’in bir karar vermesini bekliyor olabilir. Bunların ne olduğunu bilmek mümkün değil, ancak Schumacher’in böyle apar topar ayrılacak olmasını da açıkçası ben istemiyorum. Giderse ne olur? Hamilton ve Rosberg aynı takımda müthiş bir ikili olurlar. Ve biz de bu sayede Rosberg’ün nasıl bir pilot olduğunu sonunda anlamış oluruz.

McLaren peki Hamilton’ı kaybetmeyi göze alabilir mi? Button’ın bu sezon yaşadığı problemleri düşündüğümüzde, araç kötü olsa bile istikrarlı bir şekilde puan alabilecek bir pilot olan Hamilton’ı kaybetmek McLaren için tabii ki büyük bir dezavantaj, ancak Senna da Hakkinen de bu takımdan ayrıldılar, dolayısıyla Hamilton da bu anlamda vazgeçilmeyecek bir pilot değil. Ayrıca, ne kadar hızlı olursa olsun, takım içi dengeleri bozabilecek fazla duygusal yanı, bu hızının verdiği avantajdan daha fazla bir dezavantajı getirebiliyor bazen. O giderse Button’ın yanına gelebilecek aday sayısı da çok değil açıkça. Finlandiya’da Kovalainen’in Lotus’a, Raikkonen’in de McLaren’e geçeceği söylentisinin yayılmasını ciddiye almalı mı, bilemiyorum. Force India pilotları bu anlamda dedikoduya daha yatkınlar. McLaren ve Mercedes, Force India’ya oldukça yakın takımlar. Di Resta ve Hülkenberg’ün, McLaren’de bir koltuk boşaldığında ilk düşünülecek pilotlar olması çok doğal. Bu noktada Massa’nın geleceği de önemli. Ferrari’den ayrılması durumunda Perez-Bianchi-Massa üçgeninde epey hareketlenme olabilir.

Görüldüğü gibi sürücü piyasası şu anda oldukça akışkan. Herkesin beklediği karar da bana kalırsa Hamilton’ın kararı. Dominonun ilk taşı o gibi görünüyor.

 

 

Ali Ünal