Kategoriler
Köşe Yazıları

Almanya GP: En Heyecanlı Sezon Ortası

Sezonun 10. yarışını ve ortasını geçtiğimiz Almanya GP’si, uzun zamandır beklediğimiz ve görmek istediğimiz bir sahneye de ev sahipliği yaptı. Şampiyonluk yolundaki üç takım, çeşitli koşullar biraraya geldiği için pist üzerinde sürat anlamında neredeyse aynı seviyede olunca, yarışı kazanmada sürücülerin becerileri ve yetenekleri ön plana çıktı. Pistin özellikleri, hava sıcaklığı, lastikler ve taktik seçimlerin hepsini biraraya getirip toplayıp çıkardığınızda, Lewis Hamilton’ın, tek bir kuşkuya yer bırakmayacak bir üstünlükle hem sıralama turlarını hem yarış galibiyetini hem de en hızlı tur derecesini cebine koyarak, hafta sonunun başında pek de iyimser olmadığı puanları hânesine yazdırmayı başardı. Fernando Alonso, tıpkı geçen yıl olduğu gibi bu yıl da sezon ortasına doğru vitesini yükseltti ve son iki yarışta aldığı 2.’lik ve 1.’liğe, bir de burada 2.’lik ekleyerek son üç yarışın puan anlamında en çok kazananı oldu. Webber, İngiltere ile birlikte kazandığı formunu burada da devam ettirerek Vettel’e karşı hafif de olsa psikolojik bir avantaj elde etti. Vettel’in elindeyse kala kala 77 puanlık minik(!) bir avantaj kaldı.

Tüm hafta boyunca kesinlikle yağacağı söylenen yağmurun, yarış saatini ıskaladığı hafta sonunda, aslında yarışın senaryosunun nasıl olabileceğine dair ipuçlarını bir gün önceki sıralama turlarında almıştık. İlk yarış galibiyetini 2009 yılında bu pistte alan Webber, antrenman turlarında gösterdiği formunu sıralama turlarına da taşıyarak, Silverstone’dan sonra bu pistin de kendisine uygun olduğunu gösteren bir dereceyle pol pozisyonunu aldı. Ancak kendilerine pol şansı tanımayan Hamilton’ın, bir anda Q3′te kendine gelmesi ve Webber’i zorlayabilen tek pilot olması, aslında sadece bizleri değil kendini de şaşırttı zira McLaren, bu yarışa öyle çok önemli bir geliştirme paketiyle gelmemişti. 1. ve 3. sektörde, ancak özellikle ilk sektörde Red Bull’a karşı müthiş bir avantaj yakalayan Hamilton, hızlı virajların olduğu yüksek yere basma güçlü ikinci sektörde bu avantajını Webber’e veriyordu.

Bunun da iki nedeni var: İlki, hava sıcaklığının ve dolayısıyla pist sıcaklığının çok çok düşük olması. McLaren’in, soğuk pistlerde daha başarılı olduğu gerçeğinden hareket edersek, havanın bu kadar soğuk olması, özellikle yarış ânında McLaren’in ve Hamilton’ın çok işine yaradı. Ancak tek neden bu değil. Diğer önemli nedense, McLaren’in bu sektörlerdeki üstün mekanik yol tutuşunu, en mükemmel bir şekilde kullanmayı başaran Hamilton. İngiliz pilot, frenaj noktalarının yoğun olduğu pistlerde bu sezon (geleneksel olarak da) oldukça başarılı: Monaco, Singapur, Abu Dhabi, Kanada, Hockenheim ve Nürburgring. Bunun temel nedenlerinden birisi, Hamilton’ın müthiş frenleme kabiliyeti ve düşük hızlı virajlardan çıkışta gaza erken yüklenebilecek dengeyi bulabilmesi. Formula 1′in belki de en geç fren yapan sürücülerinden olan Hamilton, böyle olunca düşük hızlı virajlara, rakiplerine göre daha yüksek hız taşıyarak girebiliyor. Viraj çıkışlarında da gaza erken basarak, normalde arkadan kayma yaşayacağı pozisyonları ekarte ederek, viraj çıkışlarındaki hızını artırıyor. Bu da kendisine müthiş bir avantaj sağlıyor. Hızlı virajlarda önemli olan şey, aracın aerodinamik verimliliğinin yüksek olması. Pilot yeterince cesursa, burada seçilen yarış çizgisi pek değişmez ve sürücü katkısı da minimum düzeyde olur. Ancak düşük hızlı virajlarda, elbette mekanik yol tutuşun da katkısıyla, sürücü katkısını daha çok görebiliriz. Hamilton’ın, sıralama turlarında ilk sektör zamanı 29,713 saniye. Takım arkadaşı Button’ın derecesi 30.100. Webber’in de 29,831. İşte bu önemli nokta, yarışın sonucunu belirleyen hususlardan en önemlisi.

Bu sene zilyon kez gördüğümüz bir sahneyle başlayan yarışta, Webber yine yerini kaybetti ve Hamilton ilk virajda liderliği eline aldı. İkinci Webber’in ardından gelen Alonso, ilk turda pist dışına çıkarak Vettel’e bıraktığı yerini 8. turda, hem de DRS’in olmadığı bir yerde Vettel’i geçerek geri almayı başardı. Burada çok ilginç bir noktaya değineyim Aynı turlarda Massa da Rosberg’ü geçmeye çalışıyordu ve Massa’nın yarış mühendisi Rob Smedley, Massa’ya telsizden, KERS’i daha verimli kullanmasını söylüyordu. DRS bölgesinde Massa Rosberg’e yeterince yaklaşamıyordu zira Mercedes’in motoru ve KERS’i oldukça verimli olduğu için, Massa’nın DRS’i bu farkı kapatmaya bir türlü yetmedi. İşte burada Massa’nın yapması gereken şey, KERS’i tur boyunca kullanmadan DRS bölgesine saklaması ve burada çift turboyla Rosberg’ü geçmesiydi. Ama 10. turda Massa’nın KERS ve DRS grafiği ekrana geldiğinde, DRS bölgesine geldiğinde Massa’nın KERS’inin tümünü kullanmış olduğunu ve dolayısıyla Rosberg’e yaklaşamadığını gördük. Gerçekten ilginç. Zaten Rosberg’ü de pit düzlüğünün sonunda geçebildi. Alonso’nun Vettel’i geçtiği gibi.

İlk pit-stop’u yapan Webber, pite girmeden önce Hamilton’la müthiş bir mücadeleye girdi. Hamilton, düzlük öncesi son şikanda önden kayma yaşayıp dışarı taşınca Webber son virajda Hamilton’ın kapısına girdi ve düzlüğe girerken Hamilton’ı geçti. Ancak burada kurnaz Hamilton, Webber’in kendisini geçmesine izin verdi çünkü koca bir düzlük boyunca Webber’in hava koridoruna girip kaybettiği yeri geri alabileceğini biliyordu. Denizin dibinde bir canlı vardır. Avı ona yaklaştığında ölü numarası yapar, hattâ avının, onu biraz da dişlemesine izin verir. Onu ölü sanan avını da bu kadar yakından yiyiverir. Hamilton’ın burada yaptığı kurnazlık bana o balığı hatırlattı. Eğer son virajda kapıyı kapatıp Webber’e geçilmemeye çalışsaydı, o zaman optimum yarış çizgisini bozacak ve Webber’in, düzlükte arkasına yapışıp kendisini geçmesini garanti altına almış olacaktı. Saniye içinde aldığı bu karar, Hamilton’ın yarış zekâsını da gösteriyor. Çok iyiydi. Hemen ardından da Alonso’nun yaptığı atağı, Webber’in müthiş bir frenajla savuşturması, son zamanlarda izlediğimiz en güzel liderlik mücadelesi anlamına geliyordu. Webber’in pite girdiği 14. turda ilk üç pilot arasında sadece 1,5 saniye fark vardı. Hamilton ve Alonso, yarış sonunda orta sertlikteki lastikle fazla tur atmamak için olduğunu düşündüğüm bir sebeple Webber’den 2 tur sonra pite girdiler ve bunun cezasını da liderliği Webber’e kaptırarak ödediler. Daha doğrusu Hamilton ödedi. Alonso, üçüncülükteki yerini korudu. Webber’in, pitten hemen çıkışta Sutil’i geçmesi ve attığı 1.37′lik tur ona birinciliği getirdi. Hamilton ve Alonso’nun da pit-stop’larını yaptıktan sonra birinci virajda Massa ve Webber’in çarpışmalarının arasında piste girmeleri cidden kalp durduracak cinstendi. Son zamanlarda gördüğümüz en mükemmel ilk 20 turdu.

Yarış bundan sonra biraz daha yerine oturdu. İkinci pit-stop’lara kadar ön gruptaki mücadele hiçbir zaman kopmadı ve Webber pite girdiğinde üç pilotun arası yalnızca 1,5 saniyeydi. Böyle olunca pitte kazanılan veya kaybedilen zamanlar büyük önem taşıyor. İşte bu noktada Webber’in pit-stop’u 21,299 saniye sürdü. Hamilton’ınki 20,496, Alonso’nunki de 20,035 saniye sürdü. Hâliyle, aralarında sadece 0,8 saniye olan Hamilton ile Webber, pit-stop’lar sonrasında yer değiştirmiş oldu. Sadece Hamilton değil, Alonso da Ferrari’nin müthiş pit-stop’uyla Webber’in önünde çıkmayı başardı. Böylece Webber, erken pite girip “undercut” yaparak Hamilton ve Alonso’ya karşı savunma yapayım derken, hem bölüm sonunda lastiklerini daha fazla kullanmak zorunda kalacak duruma geldi hem de liderlikten üçüncülüğe düşmüş oldu. Ancak burada da çok önemli bir nokta var, değinmeden geçemeyeceğim. Hamilton, pit-stop’unu bitirip çıktığında Webber’in hemen önündeydi. İkinci viraja gelindiğinde Webber Hamilton’ın hemen arkasına yapıştı ve İngiliz pilotun dışından atak yaparak onu geçmeyi çalıştı, ancak Hamilton buna izin vermedi. Burada sıcak lastikler Webber’de olmasına rağmen, Hamilton soğuk lastikleriyle Webber’i savunmayı başarabildi. Bir tur sonra ise tam tersi yaşandı. O turda bu kez Alonso pite girdi ve çıktığında, hem Hamilton’ın hem de Webber’in önündeydi. Ancak, bir tur öncesinin karbon kopyası olarak bu kez Hamilton, ikinci viraja girerken Alonso’nun dibine yapıştı ve dışarıdan atak yaptı. Burada Alonso, virajın dışını yeterince savunmadığından ya da soğuk lastikleriyle savunamadığından Hamilton’a dışarıdan geçildi. Hamilton, soğuk lastiklerle de olsun sıcak lastiklerle de olsun, iki tur içinde hem harika bir savunma yaptı hem de dışarıdan atak yaparak Alonso’yu geçmeyi başardı. Bir yarışın liderliğini etkileyen bir geçiş daha. İşte Hamilton, bu sebeple bu yarış galibiyetini sonuna kadar hak ediyor. Hatırlarsanız, Çin’de kazandığında da yarış galibiyetini getirecek sollamayı, Vettel’i geçerek yapmıştı (o zaman lastik farkı daha barizdi tabii, buradakiyle aynı değil).

Yarış da aslında burada bitmiş oldu. Son pit-stop’larda Webber, orta lastiklerle ilgili bir kumar oynamaya çalıştı ama ne Alonso ne de Hamilton, orta lastiğe erken geçmiş olsalar da Webber’in yumuşak lastikleriyle benzer turlar atınca Webber de teslim bayrağını çekmek zorunda kaldı. Bu noktada Webber’in, yumuşak lastikleri Hamilton’a göre 1, Alonso’ya göre 2 tur fazla kullandığını da hatırlatalım. Yine de orta sertlikteki lastikler, korkulduğu gibi devasa bir fark yaratmadı, ancak Vettel’le Massa’nın müthiş mücadelesinde, pit-stop’ları son tura bırakacak kadar da yavaştı. Bu ikilinin tampon tampona yarışı, son turda ikisinin de aynı anda pite girmesiyle ve Ferrari’nin, bir kez daha Massa’nın yarışını batırarak çok kritik dördüncülüğü Vettel’e vermesine neden oldu. Hatırlarsanız geçen sezon Vettel, Monza’da da aynı taktikle yarışmış ve son turda pite girerek çok gerilere düştüğü yarışta dördüncülüğü kapmıştı. O dördüncülük, sezon sonunda ona şampiyonluğu getiren cici puanlardan birkaçı olmuştu.

McLaren’in, havanın ve pistin düşük sıcaklığı sebebiyle daha hızlı göründüğü ve Hamilton’la birleştiğinde tutulamaz bir araç hâline geldiği yarışın ilk üçü, bize gerçekten bazı zamanlarda harika bir yarış sundular. İlk 20 tur tamamen nefes kesici olan yarışın, pit-stop’ların yaklaştığı bölümler dışında biraz sessiz ve sönüktü. Vettel’in ve Schumacher’in aynı yerde attıkları spinler yarışa biraz heyecan katarken, Heidfeld’in, tıpkı Petrov gibi havalara uçması da yarışın renkli anlarından biri oldu. Resmî insanımız Schumacher’in, bir kez daha yarışını mahvettiği bu hafta sonunda, belki de kendini ve taraftarlarını teselli edeceği tek şey, Rosberg’e göre yarış hızının oldukça rekabetçi olmasıydı. Her üç sektörde de Rosberg’e göre daha hızlı olan Schumacher, yarışın en hızlı turu derecesinde de Rosberg’den yarım saniye daha hızlıydı. Bir yarışı daha, başladığı yerin üzerinde bitiren Schumacher’in, artık Macaristan’da akıllı uslu durmasını ve kazasız belasız bir sürüşle, Rosberg’ün önünde bitirmesini temenni ediyorum. Anladık, üstat sıralama turlarını kotaramıyor ancak yarış ruhu hâlâ yerli yerinde duruyor. Hiç olmazsa, çapaksız pürüzsüz bunu görelim. En azından.

Yarışın önemli noktalarından biri de Red Bull’un, artık her pistte en hızlı araç olmadığının ortaya çıkması oldu. İngiltere gibi, Red Bull’un uçmasını beklediğimiz bir pistte bile Alonso ve Ferrari, normal bir yarış seyrinde galibiyet alabiliyorlarsa; Hamilton ve McLaren, rekabetçi olmadıklarını düşündükleri bir hafta sonunda, bileklerinin hakkıyla kazanıyorlarsa, Red Bull’un, geçen seneki dominasyonunda olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Ferrari ve McLaren, şu anda Red Bull’un avantajını birlikte yemeye başlayacaklar. Aradaki puan farkı hâlâ çok büyük ve Red Bull, hâlâ sıralama turlarında üstünlüğünü bırakmıyor. Dolayısıyla bu iki takımın çok ortaklaşa bir hareketle saldırmaları gerekiyor. Red Bull’un bir avantajı, McLaren’in ve Ferrari’nin birbirlerinden puan çalacak olmaları. McLaren ve Ferrari’nin bir avantajı da, Red Bull’da her iki pilot da şampiyonluk yarışının içindeyken, onların sadece birer pilotla savaşta olmaları. Dolayısıyla sezon ortasında heyecanlı bir tabloya sahibiz. Eğer sezon şimdi başlasaydı, kimin şampiyon olacağını mümkün değil söyleyemezdik. Ancak Vettel’in Webber’e 77, Hamilton’a 82 ve Alonso’ya 86 puanlık bir fark açmış olması tüm formülleri yerinden oynatıyor. Genç şinitzel hâlâ şampiyonluk konusunda çok çok avantajlı.

 

Ali Ünal

http://www.ali-unal.net/f1/