Kategoriler
Köşe Yazıları

İlk Üç

Sezon başlamadan ne var ne yok tahminlerinde bulunup sonrasında bir ay kenara çekilince söyleyecek baya bir şey biriktiriyor açıkçası ve hepsi için bir orta nokta yakalama hevesim beni tamamen kendi iradeleriyle ilk üçe sürüklüyor. Neyin ilk üçü bunlar şöyle bir bakalım..

Öncelikğimiz tabi ki ilk üç grand prix. Şimdi Avustralya’da sezonu açıp ertesi hafta Malezya’ya geçtik. Sonrasında yine sanki bir rüyadan uyanmışız gibi kışlık anılarımızı canlandıran uzun bir ara ve Çin GP. Aslında takvimin geneline baktığınızda bu döngünün kendini hiç de hafife alınmayacak oranda tekrarladığını görebilirsiniz. Şikayetçi olmak adına erken ve sudan bir sebep gibi gelebilir ama F1 takipçilerinin genel beklentilerine baktığınızda iki haftada bir koşulan grand prix’lerin daha tatminkar olduğunu söyleyebiliriz.

Sırada ilk üç takım var. Ferrari, McLaren ve yanına bir takım daha.. Hımm son yıllardaki Red Bull etkisini saymazsak ortalama bir Formula 1 taraftarının vereceği tepki buna benzer olurdu diye düşünüyorum. Ancak 2013 için konuşmaya başlarsak, McLaren’ın anlamsız çuvallayışının yanında durdurulamaz Red Bull’un (Newey’in) daimi yeriyle beraber ilk üç takım genellemesinin tek gerçekçi elemanı Ferrari kalıyor. Son basamaksa daha istikrarsız tablolar çizen Mercedes ile Lotus arasında gider gelir. Red Bull potansiyelini tüm sezonun tadını kaçıracak kadar olmasa da ilk üç yarışta gösterdi ama daha dikkat çeken Ferrari’nin geçen seneki üçüncü-dördüncü en iyi araç tanımından çok en iyi iki ekip konumuna gelmesi 2013 için. Yani kaba bir teoriyle Fernando Alonso’nun kişisel birkaç numarasını da eklersek tablo biraz daha Ferrari lehine netleşiyor. Tabi Malezya’daki fazla hırsları sezona yayacak hesapları da tamamen haklı bulduğumu bu noktada ifade etmeliyim.

Ve ilk üç pilot. Avustralya’da piste/lastikle uyumla iyi bir Raikkonen izledik ama Malezya’daki açık yenilgiyi bana kalırsa Çin’deki ikincilik bile fazla telafi ettirmedi. Yani bir grand prix’de ilk üçe oynayıp diğerinde sürünüyorsanız pakette bir eksiklik göze çarpıyordur ve evet, Lotus halen o üst düzey takım imajında değil. Belki bundandır ki, Raikkonen’in ismi daha şimdiden ’14 için Red Bull’la anılmaya başlandı. Uzun uzun açmak yerine benzer bir tablonun Mercedes için de geçerli olduğunu belirtelim. Bununla beraber spesifik olarak Malezya ve Çin’in ilk üçüne bakmanızı istiyorum. Malezya’da Sebastian Vettel’in kazanma takıntısının nelere mal olabileceğini gördük ve bayram havasında geçen Vettel’siz Çin kürsüsünün aksine, zor, ceza almamak için ikna edilmiş bir Webber’le tamamlanan Malezya kürsüsünü gördük. Vettel daha kaç şampiyonluk alır gerçekten bilmiyorum ama bu şekilde devam ederse tarihin en nefret edilen pilotları arasında kendine harika bir yer ayırtıyor benden söylemesi.

 

Tolga Erbak