Kategoriler
Sizin Köşeniz

En Eski Üç Takım

İşte bu 3 takım, F1’in en görkemli 3 takımı, mutlaka ve mutlaka eski günlerini mumla arıyordur. McLaren ve Williams konusunda bana kızmazsınız belki de ama “Ferrari’nin neyi var şampiyonluk mücadelesi veriyorlar işte” dersiniz, ancak ben takımları birazda eski günlerine göre şimdiki durumlarını yazdım. Umarım beğenirsiniz.

1950 yılında kurulan Formula 1’in en büyük, en çok galibiyet  alan ve en eski takımı Ferrari. Aslında Ferrari denince yol arabası değil de hızlı arabalar gelir akla. Ama Formula 1’de sürekli aracı zorlayan iki pilot ve maalesef ki yavaş bir araç. Aslında olanlara bakarsak Ferrari Şumi gittikten nerdeyse her sene yavaşlamış. Maalesef bu sene yaz arası öncesinde özellikle Macaristan’ı izledikten sonra pek şampiyonluk şansı yok diyordum, ancak fabrika yaz tatili arasında iyi çalışmış.         

Gelelim Williams’a. Modern Formula 1 de ön sıralarda en çok görmek istediğim takımlardan birisidir Williams. Frank Williams’ın kurduğu bu takımın geçen sene galibiyet aldığını da düşününce bu sene yalnızca topladıkları puan sayısı 1. Aslında Williams’ın en büyük problemi büyük bir takım olduklarını unutmaları. Benim aklıma gelen asıl şey Toto Wolff. Geçen seneki Williams aracı çok başarılı bir konsepti. Ki ne kadar araçla ilgisi olmasa da Toto’nun gitmesiyle takımda dengeler bozuldu. Bu arada yazmışken pilot ikilisinden de bahsedelim. Benim şuan ki ‘orta sınıf takımlarında’ en beğendiğim ikili. Ki Bottas kuşkusuz gelecekte şampiyon olacak yeteneğe sahip. Maldonado konusunda bana katılmayabilirsiniz ama bana göre çok yetenekli bir pilottur. Her ne kadar lakabı kasap olsa da.

Sıra geldi gündem takım McLaren’a. Bazı arkadaşlar fanatik Lewis taraftarı olduğumu bilir. Ancak onu bir kenara bırakalım, ne bileyim bu takımı seviyordum. Ve Lewis gittikten sonra bu takımı destekleyeceğimi de biliyordum. Ama Formula 1’de çok yetenekli pilotlar yarıştırmış, birçok otoriteye göre şu an ki Formula 1’in en yetenekli 3 pilotunu yarıştırmış bir takım, ‘McLAREN’, gidip Sergio Perez’i takıma katıyordu. Ayrıca agresif tarzı ile beğenilen Perez bu takıma geldiğinde Button’dan daha yumuşak bir sürüş sergilemeye başladı. Ve nerdeyse Lewis Mercedes’le anlaştıktan sonra yalnızca 1 hafta sonra Perez’le anlaştı ancak Red Bull’a bakınız, Webber İngiltere!de bırakacağını açıkladı ancak bir pilot açıklanmış değil bile.

McLaren’den devam edelim. Geçen senenin en başarılı aracına sahipti takım. Çok ilginç bir şekilde aynen Red Bull gibi aracı geliştirip hızlının hızlısını elde edebilirdi. Ancak takım çok radikal bir şekilde aracı sıfırdan yarattı. Bu farklı bir karar tabi ki bu karar, seneye avantaj sağlayabilir. Ama yinede çöpe atılmış kocaman 1 yıl var.

Bugünlerde sitemizde özellikle geçen seneki motorlar ve yarışlar övülüyor ve gelecek sene motor sesinden rahatsız olunuyor, eleştiriliyor. Ancak bu sene lastiklerle yaşadığımız heyecan seneye 10 kat artacak kuşkusuz. Çünkü her saniye motor patlatan araçlar yarışın başında yavaş gidip yakıt tasarrufu yaparken yarış sonunda uçan araçlar görebiliriz. Ancak o sizlerin özlediği yılları tekrar yaşayabilmemiz ve için bu 3 takımın yani McLaren, Williams ve Ferrari’nin tekrar yapılanması gerekiyor. Eğer bir gün böyle bir şey olursa çok heyecanlı yarışlar izleyebiliriz, ki eğer böyle bir şey olmazsa evet maalesef Formula 1 kötü bir yolda ilerlemekte…

Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Belki sizin desteklediğiniz takımları eleştirdiğim için bana kızabilirsiniz, ancak ben eleştirmekten çok F1’in kötü yolda olduğunu yazmaya çalıştım. Hatalarımı ve fikirlerimi mazur görün. Ayrıca bir yazar arkadaşımız yorumlarda yazımıza nasıl resim koyabileceğimi anlatırsa bir yazı yazmayı daha düşünüyorum, teşekkürler.

                                                                                 HAMAMG 

Kategoriler
Sizin Köşeniz

Brezilyalı Bir Pilot

Sitemizde önceden Senna ile ilgili bir yazı yazılmadı sanırım. Bu nedenle bende bu pilotla ilgili bir yazı yazmak istedim.

Aytron Senna Sao Paulo kentinde 21 Mart 1960 tarihinde dünyaya gelmiştir.Senna doğuştan varlıklı bir ailenin çocuğu oldunuğundan Formula 1 pilotluğu için biraz şanslıydı.İlk karting yarışını 1973 yılında İnterlagos’da kazanmıştır.Bu başarısının ardından okul çıkışları  hep karting merkezine koşmuştur.Ve  ileride kendisine çok fazla yardımcı olacak bilgileri burada öğrenmiştir.Karting alanında birçok başarı elde eden Senna özel hayatında da 19 yaşında Lilian Vasconcelos Souza ile evlenmiştir. Formula 1 öncesi son adımda Formula 3000’de başarısı ile Frank Wiliams ‘ın dikkatini çekmiş ve Wiliams ‘da test sürücülüğü yapmaya başlayarak F1 kapılarını kendini aralarmıştır.

Bu olaydan 3 sene sonra 1984 Monaco Gp’de çokda güçlü olmayan Toleman-Hart takımı ile yağmurda gösterdiği mükemmel performansla seyircilerin ve yöneticilerin dikkatini çekmiştir.1985 de Lotus’a geçerek Portekiz’de ilk gp galibiyetini almışıtır.1988 senesinde Mcleran’a geçerek takım arkadaşı Alain Prost ile ölümüne kadar sürecek çekişmesi başlamıştır.Ve de Mcleran ile henüz ilk senesinde 90 puanla şampiyonluğa ulaşmıştır.İnterte veri bulamam nedeniyle kaç adet yarış kazandığı bilgisini maalesef size veremiyorum.1989 sezonunda Senna yine şampiyonluk savaşının içerisindeydi. Japonya GP’de bana göre Senna’nın kariyerindeki en trajedik olayı yaşandı.Prost’un şampiyon olması için Senna’nın yarış dışı kalması yeterli olacaktı.Ve de zaten öyle olmuş sayılabilir.

Prost bilerek Senna’ya çarparak şampiyon olmuş olacaktı.Ancak öyle olmadı bu darbe yalnızca Senna’nın ön kanadını kırdı.Sonrasında Senna aracı görevlilere ittirerek kaçış yolundan piste geri döndü.Piste araç bulunmaması sebebiyle şiganı düz kestiğini  duyan Prost yarıştan sonra yarış kontrolle başvurdu.Eğerki tarafsız bakacak olursak olayda suçlu olan Prost’tu ancak bu işin siyasetinden anlayan Profösör kendi iyiliğine karar çıkararak şampiyonluğu elde etti.

1990 senesinde aslında 1989 sezonundan bir farkı yoktu.Ancak bu sefer farklı olan Senna’nın rakibi Ferrari’de bulunuyordu ve bu sefer Alain yarış dışı kalırsa Senna şampiyon olacaktı.Suzuka’da Senna’ya haksızlık yapıldı ve polden başlayan pilotun kalkacağı yer sağ tarafa alındı.Ve de bu olaydan sonra Senna şu açıklamayı yaptı :^Bu sefer gerçekten benim istediğimin olmasını istedim^ dedi ve yarış startında  bu sefer Senna araçı Prost’un üstüne sürüyordu.

1991 sezonu Senna için pek olaylı geçmeden şampiyonluğu aldı birçok yöneticininde söylediği gibi Senna ‘ nın en formda olduğu sezondu. 1991 sezonu sonunda Prost Ferrari’den sürekli şikayet etmeye başlayınca takımdan kovuldu ve 1 senelik arasının ardından 1993 sezonunda Wiliams’a geçti             

1992 sezonunda Wiliams’ın keşfetiği anti patinaj sistemi sayesinde araç kendi dengesini ayarlayabiliyordu.Bu sayedede pilotlara yalnızca aracı finişe en önde getirmek kalıyordu.1992 sezonunda Mcleran Wiliams’ın çok gerisinde kaldı.Hata Senna bile Wiliams’a geçmek için uğraştığını inkar edemedi.Ancak Wiliams takımında Alin Prost vardı ve Alain ‘nın sözleşmesinde tek bir madde vardı.Aytronla aynı takımda olmamak.Bu konu hakkında Senna şöyle bir açıklama yaptı:^Bir sene ara vermeyi bile düşündüm ancak bu çok büyük bir kayıp olur.Formula 1 pilotlarının elinde kısıtlı zamanları var bu nedenle bırakamam^

1993 sezonunda Wiliams rahat bir şekilde şampiyonluğu elde etti. Alain Prost’da 4. Şampiyonluğunu elde etmesinin ardından emekli oldu.Ve bu sayede Senna’ya Wiliams yolu açıldı.         

Aslında herşey daha burda başlıyordu.Fia 1994 sezonu için takımların anti-patinaj gibi elektronik avantaj sağlıyacak sistemleri yasakladı.Wiliams aracı ise tamamen bu sistem üzerine kurulmuştu.Bu nedenle 1994 senesinde gayet dengesiz bir araca sahip olan Senna  sürekli spin atıyordu.Ve 3 yarış sonunda topladığı puan 0’dı.Senna dengesiz araca rağmen San Marino’da poleden kalkacaktı.(keşke kalkmasaydı)Yarış akşamı Frank Wİliams Senna’nın yarışacağından henüz emin değildi.Senna Tanrıya inancı çok yüksek olan bir pilottu.Kara pazarın sabahında o İncil’ini yine okumuştu hiç yanından ayırmadığı İncil’İ…

Yarıştan önce Senna, direksiyonun kendisine çok yakın olduğunu ve bunun da sürüşünü etkilediğini söylemişti. Direksiyon milini kestiler, kısalttılar ve tekrar kaynak yaptılar. Ancak Senna bu işlemin sonu olacağını bilmiyordu.Yarış startı verildi.7.turda 210 km hızla Tamburello Dönemecine giren Senna virajı alamayarak beton duvara çarptı.Direksiyon milinden kopan bir parça Senna’nın kaskını delerek kafatasına saplanması sonucu hayatını kaybetti.Hastanede hayatı kaybetiği söylendi çünkü pistin kapanması istenmiyordu.   

Ölümünden birkaç ay önce yaptığı bir röportajda şunları söylemişti: Yarışlar, rakiplerle mücadele benim kanımdadır benim bir parçamdır. Eğer bir gün, hayatıma mal olacak bir kaza geçirirsem tek isteğim herşeyin hemen, bir anda olup bitmesidir. Tekerlekli sandelyeye mahkum kalmak istemem ya da hastane köşelerinde yıllarca sürünmek de istemem. Yaşayacaksam herşeyimle, bir bütün olarak yaşamalıyım. Yarım olarak yaşamak beni mahveder…

 

İSTATİSTiKLER    

Katıldığı GP 161

Kazandığı GP 41 (0,255)

Toplam Puan 615 (3,820)

Podyum 80 (0,497)

Pole Pozisyonu 65

Bitiremediği GP 53

En Hızlı Tur Zamanı 19

Katıldığı İlk Yarış: Brezilya 1984

Katıldığı Son Yarış: San Marino 1994

İlk Yarış Birinciliği: Portekiz 1985

Şampiyonluk: 3

Kazandığı Son Yarış : Avustralya 1993

Takımları: McLaren, Williams, Lotus, Toleman

 

Şuana kadar hep efsanenin kariyerini yazdık.Birazda insanlığından bahsedelim.Senna bir pilot kaza geçirince hemen yanına gider ve duruma bakardı antreman turlarında.Bir pilot ölürse en çok üzülenlerden olurdu.Ve herkese karşı saygısı vardı.Senna ayrıca çok duygusal bir pilottu.Yağmurda yaratığı mükemmel performans sayesinde lakabı RAİNMAN ‘di……

Her ne kadar istastikler en büyüğün Micheal olduğunu söylesede bence bu iki efsaneyi karşılaştırmamız çok yanlış olacaktır…

 

Paylaşan: Hamamg