Kategoriler
Sizin Köşeniz

Formula 1 Taksileri

   2011 Nürburgring’de Fernando Alonso, damalı bayrak sallandıktan sonra yakıt testi için FIA’ya verilmesi gereken miktarda yakıtı kalmayacağından endişe ederek tedbir amaçlı aracını kenara çekmiş, Webber de Alonso’yu aracına alarak onu kapalı park alanına kadar götürmüştü. Bu anlar, Formula 1’i son yıllarda seyretmeye başlayanlar için ilginç ve komik gelirken Formula 1’i uzun yıllardır takip edenlere geçmişi de hatırlattı.
   Yakın geçmişi hatırlayanlardan biri olarak çeşitli sebeplerden dolayı yolda kalıp F1 aracıyla garaja ulaşan ve onları garaja taşıyan pilotları derlemek istedim.

   1967 Almanya GP: Nurburgring Nordschleife pistindeki yarışın sonunda Brabham-Repco pilotu Denny Hulme takım arkadaşı Jack Brabham’ı garaja ulaştırdı.

   1967 Monaco GP: 14. turda diferansiyel arızasıyla yarış dışı kalan BRM pilotu Jackie Stewart’ın yardımına takım arkadaşı Mike Spence yetişti.

   1979 Fransa GP: Motor arızasıyla yarış dışı kalan Ligier-Renault pilotu Jacky Ickx, Arrows-Ford pilotu Jochen Mass   tarafından garaja götürüldü.

   1979 Hollanda GP: Williams-Ford pilotu Alan Jones takım arkadaşı Clay Regazzoni’ye yardım etti.

   1986 Almanya GP: Yarışı kazanan Williams-Honda pilotu Nelson Piquet, finişi geçtikten sonra yakıtı biten McLaren-TAG pilotu Keke Rosberg’i garaja ulaştırdı.

   1986 Meksika GP: Ligier-Renault pilotu Rene Arnoux finişe 5 tur kala motor, Ferrari pilotu Stefan Johansson finişe 4 tur kala turbo arızasıyla yarışa veda etmiş, diğer Ligier-Renault pilotu Phillippe Alliot bu iki pilotu aracına almıştı. Fakat onun da yakıtı bitti. Bunun üzerine Johansson eliyle işaret ederek Williams-Honda pilotu Nelson Piquet’i  durdurdu ve toplam dört pilot Williams-Honda ile garaja ulaşabildiler.

   1987 Almanya GP: 19 pilotun yarış dışı kaldığı bu yarışta finişe 5 tur kala Alain Prost da elektrik arızası sebebiyle yarışa veda etti. Geçen sene aynı pistte Keke Rosberg’i taşıyan Nelson Piquet bu sene de Alain Prost’u  taşıdı.

   1987 İtalya GP: Lotus-Honda pilotu Ayrton Senna, takım arkadaşı Satoru Nakajima’nın aracıyla garaja ulaşabildi.

   1988 İngiltere GP:  Williams-Judd pilotu Nigel Mansell Ferrari pilotu Gerhard Berger’i garaja ulaştırdı.

   1988 Japonya GP: Antrenman seansında Gerhard Berger’i bu sefer de Ligier-Judd adına yarışan Stefan Johansson garaja bıraktı.

   1988 Japonya GP: Gerhard Berger, Arrows-Megatron pilotu Derek Warwick’i Ferrari’sine konuk etti.

   1991 İngiltere GP: Yarışı kazanan Williams-Renault pilotu Nigel Mansell, yakıtı biten McLaren-Honda pilotu Ayrton Senna’yı aracına aldı. Bu ânın diecast modeli de yapıldı.

   1993 Monaco GP: Böyle durumlara alışan Ferrari pilotu Gerhard Berger, bu sefer de Lotus-Ford pilotu Alessandro Zanardi ile pit alanına gitti.

   1993 Almanya GP: Jordan-Hart adına yarışan Thierry Boutsen, Sauber pilotu Jyrki Jarvilehto’yu aracına aldı.

   1995 Almanya GP: İkinci olan Williams-Renault pilotu David Coulthard, motor arızasıyla yarış dışı kalan Jordan-Peugeot pilotu Rubens Barrichello’yu pite taşıdı.

   1995 Kanada GP: Yarışa 5. sıradan başlayıp 1. olan Ferrari pilotu Jean Alesi’yi, 1. sıradan kalkıp 5. olan Benetton-Renault pilotu Michael Schumacher podyum törenine yetiştirdi. Bu ânın da diecast modeli yapıldı.


   1997 Almanya GP: Michael Schumacher, bu sefer de Jordan-Peugeot pilotu Giancarlo Fisichella’yı aracına aldı.

   2001 İspanya GP: Yarışı lider götüren Mika Hakkinen finişe 1500 metre kala debriyaj sorunuyla yarış dışı kalınca onu McLaren-Mercedes garajına taşımak takım arkadaşı David Coulthard’a düştü.

   2011 Almanya GP: Fernando Alonso, yakıt testi için FIA’ya verilmesi gereken miktarda yakıtı kalmayacağından endişe ederek tedbir amacıyla aracını kenara çekince Mark Webber de onu kapalı park alanına kadar getirdi.

CEMAL BAYAR

Diğer Yazılar
23 Yıl 174 Günlük Şampiyonluk Hikâyesi
Dil Kirliliği Sorunu ve Formula 1
Sebastian Schumacher

Kategoriler
Sizin Köşeniz

23 Yıl 174 Günlük Şampiyonluk Hikayesi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sebastian Vettel, 3 Temmuz 1987‘de Almanya Heppenheim’de doğdu. Babası Norbert yamaç tırmanma yarışı ve karting etkinlikleriyle ilgili olduğundan yarış aşkı, doğumundan itibaren ailesinden gelir. Kendisinden 4 yaş büyük ablası Stephanie de 1993-1994 yılları arasında kart aracı kullandı. Yarış aşkıyla büyüyen Sebastian umutla beklediği ilk kart aracını 3,5 yaşında yılbaşı hediyesi olarak aldı. 1991 yılının ilk gününden itibaren sürmeye başladı. Annesi, babası ve ablası Sebastian’ı kart aracından vazgeçirmek için yemekle kandırmaya çalıştılarsa da artık geç kalmışlardı. Sebastian, bunu daha sonra birçok röportajında dile getirecekti. İlk olarak 5 yaşında uygun bir pistte sürdü, 7 yaşındayken Mini Klassse ligine katıldı ve 8 yaşında da resmî yarışmalara katıldı.

 

 

Wittgenborn‘daki ilk zaferine kavuşması çok uzak değildi. Ardından zaferler birbirini izledi. 9 yaşında uzun süreli bir sponsor arıyordu ve RedBull Çocuk Takımı’na katıldı. Bir sonraki yıl içinde ilk Almanya şampiyonluğunu yaşadı ve sonraki 8 yıl içerisinde 4 kez North Rhine-West Phalia Kupası’nda, birer kez de DMV Kartmeisterschaft, Kerpen-Manheim Kupası’nda, The Monaco Kart Kupası’nda, Kart Paris-Bersi Kupası’nda, The ICA Çocuklar Avrupa Şampiyonası’nda ve Alman Çocuklar Kart Şampiyonası’nda şampiyon oldu. Bu durum karşısında, idolü Michael Schumacher, Gerhard Berger’i bu çocuğun yetenekleri konusunda uyarmak için kendini sorumlu hissetmişti.

 

Sebastian, Ağustos 2002’de Valencia’daki Formula BMW ADAC Yarış Okulu’nun elemelerine katıldı ve kolayca diğer 46 yarışmacıyı geçti. 2003 yılında, Formel BMW’deydi; Eifelland Racing için yarışıyordu ve şampiyonayı ikinci bitirerek çaylak ödülünü kazandı. O yıl içinde Sebastian 5 yarış ve 5 pol pozisyonu kazandı, 12 kez de podyuma çıktı. Bir sonraki yıl çok farklı değildi; fakat belirgin biçimde daha iyiydi. Sebastian, serilerde yeni bir rekor kırdı: 20 yarışın 18’ini kazandı. 400 puan üzerinden 387 puan alarak her yarışta podyumda kendine yer buldu. 14 pol pozisyonu kazanırken 13 de en hızlı tur zamanı elde etti. Sadece Adria’da ve Nürburgring’te Brezilyalı sürücü Atila Abreu’ya geçilerek 2. oldu. Sebastian, Formel BMW’deki 2 yılında 23 kez podyuma çıktı.

 

 

 

Bütün bu özellikleri sayesinde 2004 ADAC Motorsport Junior’da oylandı ve kendisine bir ADAC Christophours verildi. 2005’te F3 Euro Series’de ASL Mücke takımında yarışan Sebastian, şampiyonayı 64 puanla ve acemi çaylak şampiyonluğunu kazanarak 5. sırada bitirdi. Aslında 4. sıradaki Franck Perera ile aynı puana sahipti; fakat Fransız sürücü,  Sebastian’dan daha çok podyuma çıktığından, Sebastian 5. sırayı aldı. Sebastian o yıl hiç yarış kazanamadı; fakat Norisring ve Zandvoort’ta birer, Nürburgring’de iki defa olmak üzere dört defa 2. oldu. Boş olduğu bir hafta sonunda, yarış mühendislik ekibi tarafından, ASM Formule F3 için bir defalığına yarışa sokuldu. Albacete’de 3. olarak podyuma çıktı, 8 puan alarak şampiyonayı 15. sırada tamamladı. Bu etkileyici performansı BMW’nin dikkatini çekti ve 27 Eylül’de İspanya Jerez Pistinde Williams-BMW FW27’yi yine test etti. Daha sonra MACAU 52. Grand Prix’de yer aldı ve 3. bitirdi.
 2006 yılında, aynı takım ile Euro Series F3’ü tekrar denedi: Nürbrugring ve Barcelona’da birer kez, Hockenheim’de iki kez kazanarak şampiyonayı ikincilikle bitirdi. Brands Hatch, Norisring ve Zandvoort’ta ikincilik; Lausitzring ve Hockenheim’da da üçüncülük kazandı. 2006 ylında F3’te şampiyon, Sebastian’ın Paul Di Resta’yı yendiği son yarışta belirlendi. Şampiyona çok zorluydu; fakat Sebastian, Renault ile dünya sıralamasında yer almayı başardı. 2006’da World Series by Renault (WSbR) Şampiyonası, İstanbulpark yarışı ile başladı. Serideki ilk yarışını, Pastor Maldonado diskalifiye edildikten sonra kazanmış oldu. Sebastian, WSbR’de yarışırken en kötü kazasını yaptı: kazada fırlayan bir parça kokpitini çaprazlama kesti ve neredeyse bir parmağını kaybediyordu. İyileşmesi için birkaç hafta yarışmaması söylenmesine rağmen bir sonraki hafta, altıncılıkla bitirdiği Zandvoort’taki F3 yarışında yeniden direksiyon başındaydı. Sebastian, WSbR şampiyonasında, Misano’da yarıştığı üç yarıştan birini kazanarak diğerinde de ikinci olarak, toplamda 28 puanla, 15. oldu.
BMW Sauber Takımı, 2006 Almanya yarışından sonra Jacques Villenneuve’ü kovup yerine takımın üçüncü pilotu olan Robert Kubica’yı getirdi. Yeni bir test pilotu arayışı içindeydiler, bu sayede Sebastian Vettel, 5 Haziran’da Jerez’de yeni bir test şansına sahip oldu. Testin ardından Sebastian artık BMW Sauber takımının üçüncü koltuğundaydı.

 

 

 

Yarış hafta sonunda piste çıkacağı ilk yer İstanbulpark’tı ve burada antrenmanlarda birinci oldu. Daha ilk haftasında, sadece 19 yaş ve 53 günlük olarak F1 yarışlarına katılan en genç sürücü olmasının dışında, hızı ile de herkesi etkiledi. Sebastian, olgunluğu ile de çevresini etkiliyordu: hiçbir sürücü, performans verileri üzerinde onun kadar uzun süre çalışmıyor, o yarış sabahında bile veriler üzerinde çalışmaktan geri durmuyordu. Kısa sürede gazeteciler, VIP konuklar ve sponsorlar ile ilişki kuran en olgun sürücü oldu.
2007 sezonu kesinlikle benzersiz olacaktı. Sebastian, GP2 yerine WSbR’de yarışmaya başladı. Böylece BMW için daha fazla boş zamana sahip olacak, elindeki paranın yarısını masraflarına ayırabilecek ve böylece BMW Fabrikası’na daha yakın olmak için İsviçre Zug Gölü yakınlarındaki Walchwil’e taşınabilecekti.
2007’de Formula1’de kural değişikliğine gidildi ve üçüncü pilotların Cuma günleri araç sürmesi yasaklandı. Bu sebeple Sebastian, artık sadece test sürüşlerinde yer alabilecekti. Bu durum onu üzdü; fakat işler bir anda değişiverdi: 2007 Kanada yarışında, Robert Kubica, ağır bir kaza geçirdi. Bir sonraki yarış olan Amerika’da yarışamayacaktı. Böylece Sebastian, Formula1’de ilk gerçek şansını yakaladı. Sebastian İndianapolis’e 7. sırada başladı. Sinirli tavırları, ona bazı dönüşlerde pahalıya patladı: geç frenler yaparak lastiklerini bitirdi ve virajların bazılarını geniş almak zorunda kalarak zaman kaybetti; fakat her şeye rağmen takım arkadaşı Nick Heildfeld’in yarış dışı kalmasından sonra yarışı 8. bitirerek BMW Sauber Takımı’na ilk puanını kazandırmayı başardı. Ayrıca 19 yaş 349 günlük iken puan alarak F1’de puan alan en genç pilot oldu. Robert Kubica, Fransa GP için geri döndü; ama bu durum Sebastian’ı F1 yarışlarından uzak tutamayacaktı.
Scuderia Toro Rosso, pilotu Scott Speed ile sorunlar yaşıyordu. Ekip şefi ve pilot arasındaki tartışma sadece sözle kalmayıp iş kavgaya varınca takım, başka bir pilot almaya karar verdi. Michael Schumacher, takımın sahibi olan Gerhard Berger’e Sebastian’ın yeteneklerinden zaten çok önceden bahsetmişti, onu hâlâ övüyordu. Ve Gerhard Berger’in seçtiği yeni sürücü Sebastian Vettel oldu. Sebastian, 9 yaşından beri RedBull Çocuk Takımı’nın bir parçasıydı ve artık RedBull’un diğer takımı STR’nin de bir parçası olacaktı. Bunun için Sebastian’ın BMW’den izin alması ve iki takım arasında anlaşma yapılmasını beklemesi gerekiyordu. Fazla zaman geçmedi; birkaç gün içinde Sebastian, Toro Rosso’nun yeni pilotu oldu.

 

 

STR’nin aracı, vasatın altında bir araçtı, takım daha hiç puan alamamıştı; fakat Sebastian, Japonya ve Çin’de yağmur altında yapılan yarışlarda herkesi etkilemeye hazırdı. Sebastian, Japonya Fuji’de yağmur altındaki yarışta, Mark Webber’in ardından üçüncülüğe yerleşti, podyum çok yakındı. Güvenlik aracını takip ederlerken, lider Lewis Hamilton, Webber’in sürekli fren yapmasına sebep olan kararsız bir sürüş sergileyerek, Webber’le birlikte Sebastian’ın da yarışını mahvetti: Mark Webber ve Sebastian Vettel çarpışarak yarış dışı kaldılar. Hemen ardından Mark Webber, her zamanki gibi televizyon kameraları önünde şikâyet ederken, Sebastian; kenarda, tek başına ağlıyordu.

 

Kazada önce Sebastian suçlu bulunarak Çin GP’de 10 sıra geriden başlama cezası verildi; ama sonra internette yayınlanan video hatanın Lewis Hamilton tarafından yapıldığını kanıtlayınca ceza iptal edildi. Çin’in sıralamalarına gelindiğinde Sebastian,  Heikki Kovalainen’i engellediği için 5 sıra geriden, 17. sırada, başlamasına neden olan yeni bir ceza aldı. Bütün bunlara rağmen tek pit stop stratejisi uygulayarak, yarışı 6. bitiren takım arkadaşı Vitantonio Liuzzi’yi de geride bırakarak muhteşem bir yarış çıkardı ve 4. oldu. Sebastian’ın 5, Liuzzi’nin 3 puanı olmak üzere toplamda 8 puan, STR’yi Dünya Markalar Şampiyonasında 7. sıraya taşıdı.
2007’de Sebastian, uzun zamandır hayranı olduğu Michael Schumacher’in de yer aldığı Alman takımında Şampiyonlar Yarışına (ROC) davet edildi. İlk gün, Sebastian’ın kaybetmesine rağmen, Michael Schumacher iki kez kazandı ve Alman ekibini ikinci bölüme geçirmeyi başardı. Finallerde de Sebastian günü kurtardı. Michael Schumacher’in aracı startta kaldı ve Sebastian, sadece Markus Grönholm’ü değil, ROC 2004 şampiyonu Heikki Kovalainen’i de geçmeyi başardı. Fakat daha sonra, Heikki Kovalainen bireysel turnuvanın ilk turunda Sebastian’ı geçti.

 

 

2008 sezonunda Sebastian, yeniden Scuderia Toro Rosso için, 4 kez WTCC şampiyonu olan Sebastien Bourdais’nin yanında yarışacaktı.

 

 

Sebastian’ın üzerindeki baskı WTCC yıldızı Sebastien Bourdais ve 2007 yılının son yarışlarında elde edilen harika sonuçlar sebebiyle gittikçe artıyordu. Ama yine de Sebastian’ın yarışları araçta çıkan sorunlara ve startta yaşadığı kazalara rağmen başarıyla devam etti. 4 yarışta 4 defa yarış dışı kalması Sebastian’ın popülaritesini biraz düşürdü. Islak zeminde başlayan Monako’da ise şansı tekrar geri dönmeye başlıyordu. Takım, yarıştan önce aracın bazı parçalarını değiştirdi ve vites kutusunda yapılan bu değişiklikler Sebastian’a 5 sıra geride başlama cezasına mâl oldu. Yine bütün bunlara rağmen olaylarla dolu yarışı 5. bitirerek, yılın ilk 4 puanını aldı. Birkaç ay sonra İngiltere yarışında, Sebastian’ın yılın ortasında, RedBull Racing’te David Coulthard’ın yerini alabileceği ile ilgili birçok dedikodunun ardından, gerçek nihayet ortaya çıktı: David Coulthard, sezon sonunda emekli olacak; ve onun yerine Sebastian geçecekti. Tesadüfen, Silverstone’da ilk turlarda Sebastian’ı yarış dışı bırakan David Coulthard olmuştu. 
2008’in unutulmayan yarışı Spa’da son 2 tura girilirken 3. sıradaydı; fakat Kimi Raikkonen’in yarış dışı kalmasına sebep olan yağmur Sebastian’a da 2 sıra kaybettirdi. Son turda geçiş lastiği takan Nick Heildfeld ve Fernando Alonso’ya geçilerek 5. oldu. 2008’de Avrupa GP ilk kez Valencia’da düzenlenmişti ve Sebastian, ilk antrenmanlarda birinci, diğerinde ikinci olarak hafta sonuna âdeta hükmetmişti. Sıralamalarda 6. sırayı elde etti. Pazar günü ise yine harika bir yarış çıkardı ve yine 6. olarak RedBull’a doğru bir karar verdiklerini ispatlıyordu. Sebastian, Monza’da en iyi derecelerini elde etti. Takımı, kendi evinde yarışıyordu ve yağmur bekleniyordu. Pol pozisyonu favorileri Q1’de kaldı ve Felipe Massa, Q3’te iyi bir tur zamanı çıkaramamıştı. Sebastian Q3’te attığı turla 21 yıl 72 günlükken birinci sıraya yerleşerek Formula1’de pole pozisyonu kazanan en genç pilot oldu.
Yarışta daha fazla yağmur bekleniyordu ve yarış, güvenlik aracı kontrolünde başladı. İlerleyen turlarda güvenlik aracı içeri girmesine rağmen Sebastian liderliğini sürdürdü. Lewis Hamilton tarafından yapılan harika bir tek pit stop stratejisi tehdit oluşturuyordu; ancak Hamilton, tam Sebastian’a çok yaklaşmıştı ki motorunda kuruma oldu ve bir pit-stop daha yapmak zorunda kaldı. Böylece Sebastian, ilk yarış zaferini 21 yıl 73 günlükken kazandı ve Formula1’de yarış kazanan en genç pilot oldu.

 

Bu zaferini, kartlarla yarışırkenki antrenörü Gerhard Noack’a adadı. Alman ve İtalyan millî marşlarını aynı anda bir daha çaldıran Sebastian, F1 taraftarlarına da Schumacher’li eski günleri hatırlattı. 
2008 sezonu inanılmaz geçiyordu. Son yarışa gelindiğinde Sebastian’ın 30 puanı vardı. Sezonu daha iyi bir durumda bitirebilmek için dünya şampiyonu adayı Lewis Hamilton’ı geçerek 5. sırayı elde etti ve bir anda Felipe Massa’nın şampiyonada avantaj kazanmasını sağladı. Ve artık yarışın sonuna gelinmişti. Felipe Massa finişi geçtiğinde tüm Ferrari takımı ve tifosiler şampiyonluğu kutluyordu, ekranlarda Massa’nın babasının sevinç çığlıkları vardı; ancak Timo Glock lastikleri ile ilgili sorunlar yaşıyordu ve son virajda, finişe birkaç yüz metre kala hem Sebastian’a hem de Hamilton’a geçilerek, Hamilton’ı şampiyon yaptı. Sebastian için sezon henüz bitmemişti. Bir kez daha Michael Schumacher’in takım arkadaşı olarak Şampiyonlar Yarışına katıldı ve Almanya için Uluslar Kupası’nı kazandı.

 

Yeni sezonun başlamasına az bir zaman kala Honda F1 Yarış Takımı’nın Ross Brawn tarafından satın alındığı açıklandı ve ilk testlerdeki etkileyici bir hızları dikkati çekti; fakat araçta, Williams ve Toyota araçlarında da bulunan ve diğer takımlar tarafından kullanılması illegal kabul edilebilecek bir difüzör kullanılmıştı. Genelde zirvede yarışan Ferrariler ve McLarenler bile onlara yetişemedi. Daha ilk yarışta, bu araçları yakından takip edebilmeyi tek başarabilen Sebastian’tı. Sebastian, bu yarışta hem yarışı bitirmesine mani olacak hem de sonraki yarışta 10 sıra geride başlamasına neden olacak bir kaza yapana kadar 2. sıradaydı. Malezya’da Sebastian, başarısının bir şans olmadığını göstererek sıralamalarda 3. sırayı aldı. FIA, bu yarışlardan sonra difüzörlerin yasal olduğunu açıklamıştı; fakat RedBull, difüzörlerini Monaco’ya kadar hazırlayamadı. Sezonun üçüncü yarışı olan Çin’de, yağmur bekleniyordu. Kuru zeminde yapılan sıralama turlarında Sebastian, problemler yaşadığı ve tur yapmak için tek bir şansı olduğu hâlde kariyerinin ikinci RedBull’un ilk pol pozisyonunu kazandı. Beklenen yağmur Pazar günü geldi ve yarış aynı Sebastian’ın ilk kazandığı yarış olan Monza’da olduğu gibi güvenlik aracı arkasında başladı. Sebastian, yarış boyunca tek bir hata bile yapmadan ikinci zaferini kazanarak şampiyonada BrawnGP’nin iki pilotunun hemen arkasında üçüncülüğe yerleşti. Sebastian, Monako’da kaza yaparak yarış dışı kaldı ve Türkiye’de pol pozisyonunda başlamasına rağmen liderliği kaybetti ve şampiyona lideri Jenson Button’ın 32 puan arkasında kaldı. Bu iyi bir başlangıç olmamıştı, ama şansı dönmek üzereydi. İngiltere Grand Prix’i Sebastian’ın ilk şampiyonluk şansının başlangıcı oldu. Jenson’un evindeki yarışı kazandı ve bu yarışın şampiyonluk tablosunda büyük etkisi vardı. Bir sonraki yarış Almanya’da yapılacaktı ve medyaya göre Jenson’ın yarışı kazanması ve Sebastian’dan intikamını alması bekleniyordu. Fakat yarışta Sebastian 2. Buton 5. oldu. Yaz tatilinden bu yana Sebastian, şampiyonluğa doğru giden Jenson Button ile aradaki puan farkını dikkate değer biçimde azaltmayı başararak, en çok puan toplayan pilot olmuştu. Herkes, son yarışları dikkatle izliyor ve Sebastian’ın son dakikaya kadar mücadele etmesini bekliyordu. Sebastian, bu defa Japonya’da, her iki Brawn pilotuyla liderlik için mücadele etti ve kazandı. Sebastian’ın şampiyon olmak için, son iki yarışta en az bir galibiyete ve bir de üçüncülüğe ihtiyacı vardı. Ama Brezilya GP sıralamaları plânlarını mahvetti. Sağanak yağmur, sıralama turlarını iki saat geciktirdi. Sıralama sonunda favori pilotlar geride kaldılar. Pol pozisyonu Rubens Barrichello’ya gitti. Sebastian’ın parlak bir sürüş sergilediği yarışta, Button 14. sırada başladığı yarışı 5. sırada bitirerek şampiyonluğu kazandı. Sebastian’ın 16. sıradan 4. sıraya çıkması sonucu değiştirmeye yetmemişti. Sebastian, sezonu, son yarış Abu Dhabi’yi de kazanarak Jenson Button’ın 11 puan arkasında, Rubens Barichello’nun 7 puan önünde 2. bitirdi.

 

Kasım ayında, Sebastian bir kez daha Beijing’de düzenlenen Şampiyonlar Yarışı için Michael Schumacher ile aynı takımda yer aldı. Almanya takımı, bir kez daha ödülü evine götürürken Ekstrom, bireysel olarak yarışmayı kazandı. Sebastian ise çeyrek finalde bariyerlere çarparak, vatandaşı Schumacher’e geçildi.
2010’a gelindiğinde çok farklı bir sezon bekleniyordu. Takım sayısı 13’e yarış sayısı 19’a çıkmıştı. 9 pilot takım değiştirmiş, 4 yeni pilot katılmıştı. Şüphesiz en muhteşem olay Michael Schumacher’in pistlere geri dönmesiydi. Bu olay Sebastian için ayrı bir önem taşıyordu: çocukluktan beri kurduğu, idolü Michael Schumacher ile birlikte yarışma hayali gerçek oluyordu. Sebastian ve Red Bull sezona harika başladı. Bahreyn’de pol pozisyonunu kazandı, yarışta da uzun süre lider gitti; fakat yarışın sonlarına doğru yaşadığı mekanik problem nedeniyle 4. olabildi. Melbourne’de pol pozisyonunu yine kimseye kaptırmadı; fakat bu sefer de direksiyon arızasıyla yarış dışı kaldı. Malezya’da sıralamalarda umduğunu bulamadı; ama bu sefer şans yüzüne güldü ve yarışı kazandı. Çin’de o kadar şanslı değildi: pol pozisyonundan kalkmasına rağmen ancak 6. olabildi. Red Bull çok hızlı; ama dayanıksızdı. İspanya ve Monaco’da Mark Webber kazanırken Sebastian takım arkadaşının gerisinde kaldı, artık puanları birbirine eşitti. Monaco’nun ardından Red Bull’un 156 puanı vardı. Şampiyonların birkaç yarış kala belli olacağı konuşulmaya başlandı. Webber ve Sebastian bu durumdan memnundu, başarılarını birlikte kutluyorlardı. Türkiye, 2010 sezonunda dönüm noktası oldu. Sebastian yarışa, sıralamalarda son virajda yaşadığı viraj denge çubuğu arızası sebebiyle 3. başladı, ilk pit stopların ardından Hamilton’ı geçerek ikinciliğe yerleşti. Aracı Webber’den hafifti, iki tur tam güçle gidebilecek benzini vardı, Webber ise yakıt tasarrufu yapmalıydı. Webber, takımdan Sebastian’ın arada biraz mesafe bırakmasını istiyor, ancak bu istek Hamilton’ın bastırdığı gerekçesiyle reddediliyordu. Sebastian da daha hızlı olduğu için takım arkadaşının kendisine yol vermesini istiyordu, fakat bu istek de Webber tarafından reddediliyordu. Webber 12. virajda çekiş kaybetti. Sebastian açıkça hızlıydı, Webber ona kirli olan sol tarafta bir aracın girebileceği kadar bir yer bıraktı. Böylece tasarruf yapmak zorunda olan Webber, Vettel’in kirli taraftan fren yapmasını böylece yavaşlayamayarak viraj dışına savrulmasını sağlayacaktı. İki Red Bull yan yana geldikten saniyeler sonra dünya Red Bull’un başına yıkıldı, telsizde küfürler havada uçuştu.

 

 

2007 Japonya’daki olay tekrarlanmıştı. Vettel yarış dışı kaldı, Webber iki sıra kaybetti, Red Bull 44 puanı McLaren’e kaptırmıştı. Olayın ardından Vettel, motorhomda duşunu alıp, beyaz çerçeveli gözlüklerini şapkasına takmayı unutmayarak Horner’ın yanına gelip üzgün olduğunu söyledi ve oradan ayrıldı. Webber ise yine Japonya’da olduğu gibi basına ağzına geleni söylemiş, odasına giderken koridorda bulunan Vettel ile podyumda çektirdikleri resmi indirmişti. Webber bu durumu hazmedemiyor, onu mağlup edeceğine dair yeminler ediyordu. Ancak Webber’in unuttuğu bir şey vardı: Sebastian, eski Sebastian değildi, artık podyum için mücalede ederken basit bir nedenden dolayı yarış dışı kaldığında ağlayan Sebastian değildi. Tam aksine güçlü ve daha soğukkanlı bir Sebastian’dı. Red Bull’lar için zor geçen Kanada’nın ardından Valensiya’da Vettel hem sıralamalarda hem de yarışta 1. olarak kaldığı yerden devam etti. Webber ise Kovalainen’e tur bindirirken ağır bir kaza geçirdi ve yarış dışı kaldı. Yarışın ardından Sebastian, Webber’e geçmiş olsun dileklerini iletmeyi unutmadı. Bir sonraki yarış İngiltere’deydi. Silverstone’da Vettel polü aldı, Webber ikinci oldu; ama güne damgasını vuran olay takım içerisindeki ön kanat çekişmesiydi. Takım, bir tane kalan yeni kanadın Vettel’e verildiğini açıklayınca taraf tutma hikayeleri yeniden gündeme geldi. Yarışta ise Sebastian startta yavaş kalınca Webber Copse’un çıkısında Sebastian’ı kaçış alanına gönderdi ve lastiğinin patlamasına sebep oldu. Yarışta son sıraya kadar düşen Vettel, yarışı 7. bitirmeyi başardı, Webber ise kazandı. Fakat Pazar gününe damgasını vuran olaylar da bu başarılar değil galibiyetin ardından Webber’in telsizden “ikinci pilot için hiç de fena değil, böyle olacağını bilseydim asla sözleşme imzalamazdım” demesi oldu. Almanya’dan sonraki yarış Macaristan’ın sıralamamalarında Sebastian,  2. olan takım arkadaşına 0.411, 3. olan Alonso’ya 1.214 saniye fark atarak pol pozisyonunu kazandı. Yarışta da sıralamalarda olduğu kadar harikaydı; fakat güvenlik aracıyla arasında fazla aralık bıraktığı ve konvoyun düzenini bozduğu gerekçesiyle pitten geçme cezası alınca ancak 3. olabildi. Belçika GP ise tam bir fiyaskoydu. 15. turda Button’ı geçmeye çalışırken ona çarptı, Button’ın yarış dışı kalmasına, kendisinin ise çok gerilere düşmesine sebep oldu. Button’ın ve Sebastian’ın puan alamadığı yarışta Webber ve Hamilton şampiyonluk yolunda yalnız kalmaya başlıyorlardı. Yarıştan sonra Sebastian çok ağır eleştirilere maruz kaldı: şampiyonluk mücadelesini götürecek istikrarı olmadığı, bu zihinsel olgunluğa ulaşamadığı söylendi. Formula 1’in kötü çocuğu ilan edildi. Hatta yaptığı hataların ancak Formula BMW’de görülecek hatalar olduğu bile söylendi. İtalya’da yine sıra dışı bir yarış çıkardı. Yaşadığı motor problemiyle tur başına üç saniye kaybettiği bile oldu. Ama buna rağmen sıra dışı bir taktikle tüm yarışı yumuşak lastiklerle götürerek harika bir dördüncülüğe imza attı. Singapur’da sessiz sedasız ikinciliği aldıktan sonra Suzuka’da gümbür gümbür hem pol pozisyonunu hem de yarışı kazandı. Yarışın son turlarında Vettel ve Webber’in en hızlı tur zamanı için çekişmesi son 3 yarışın beklenenden çetin geçeceğinin habercisiydi. Bunlardan ilki olan Kore’de pole pozisyonunu Sebastian kazandı. Arkasında takım arkadaşı vardı. Yağmur altında geçen yarışta ise Webber, kerb dışına taştığı için Vettel de motor patlattığı için yarış dışı kaldı. Sebastian bu yarışın ardından şampiyonada dördüncülüğe geriledi. Sondan bir önceki yarış Brezilya’da geçen seneki gibi harika bir yarış çıkararak kazandı. Belçika’dan beri Webber’e geçilmiyordu. Son yarışa gelindiğinde 15 puan geride 3. sıradaydı. Son yarışta Sebastian’ın tek yapacağı yarışı kazanmaktı. Öyle de oldu. Hem pol pozisyonunu hem yarışı kazandı. Webber sağ arka tarafı bariyerlere sürttüğü için erkenden pite girdi; bunun üzerine Ferrari büyük bir hata yaparak Alonso’yu pite çağırdı. Yarış sonunda Alonso yedincilikten Webber de sekizcilikten öteye geçemeyip Sebastian da yarışı kazanınca 2010 yılının şampiyonu, en genç F1 yarışlarına katılan, en genç pol pozisyonu kazanan, en genç yarış kazanan pilot olan Sebastian Vettel oldu. Sebastian böylece 23 yıl 174 günlükken şampiyon olup bir de F1’in en genç şampiyonu oldu.

 

 

Artık gelenek olduğu üzere Michael Schumacher’in takım arkadaşı olarak yine Şampiyonlar yarışına çağırıldı. F1 şampiyonu olarak katıldığı bu şampiyonada Schumacher ile harika bir performans sergileyerek bir kez daha uluslar kupasını kazandılar. Seb şu an günlerini şampiyonluğun keyfini sürerek geçiriyor ve sabırsızlıkla şampiyonluk ödülünü alacağı 2010 FIA Gala’sını ve önümüzdeki sezonları bekliyor.

 

 

 

Ödüller
2010: FIA Ödülleri, 2010 F1 Dünya Şampiyonu.
2010: Autosport, Yılın Pilotu.
2009: FIA Ödülleri, 2009 F1 Sezonunda İkincilik Ödülü.
2009: ADAC Yılın Sürücüsü.
2009: Ünlüler Dergisi Ödülleri Yılın Sporcusu.
2009: BRDC Johnny Wakefield Trophy, Silverstone’daki en hızlı tur için.
2009: DHL En Hızlı Tur Ödülü, Yılın En Hızlı Üç Turu.
2009: Sport Bild, Yılın Sporcusu Ödülü.
2009: Motorsport, Yılın Pilotu.
2009: Bandini Ödülleri.
2008: DMV Yılın Sürücüsü.
2008: Confartigianato Motori.
2007: Red Bulletin Yılın En İyi Yarışı, Çin GP’sinde P4.
2006: DMSB-Çocuk Ödülü.
2005: Sezonun En İyi Çaylağı. (F3)
2004: ADAC Yılın Çocuk Sürücüsü. (FBMW)
2001: DMV Yılın Çocuk Sürücüsü.

 

 

CEMAL BAYAR

Kategoriler
Sizin Köşeniz

23 Yıl 174 Günlük Şampiyonluk Hikâyesi

Sebastian Vettel, 3 Temmuz 1987‘de Almanya Heppenheim’de doğdu. Babası Norbert yamaç tırmanma yarışı ve karting etkinlikleriyle ilgili olduğundan yarış aşkı, doğumundan itibaren ailesinden gelir. Kendisinden 4 yaş büyük ablası Stephanie de 1993-1994 yılları arasında kart aracı kullandı. Yarış aşkıyla büyüyen Sebastian umutla beklediği ilk kart aracını 3,5 yaşında yılbaşı hediyesi olarak aldı. 1991 yılının ilk gününden itibaren sürmeye başladı. Annesi, babası ve ablası Sebastian’ı kart aracından vazgeçirmek için yemekle kandırmaya çalıştılarsa da artık geç kalmışlardı. Sebastian, bunu daha sonra birçok röportajında dile getirecekti. İlk olarak 5 yaşında uygun bir pistte sürdü, 7 yaşındayken Mini Klassse ligine katıldı ve 8 yaşında da resmî yarışmalara katıldı.
Wittgenborn‘daki ilk zaferine kavuşması çok uzak değildi. Ardından zaferler birbirini izledi. 9 yaşında uzun süreli bir sponsor arıyordu ve RedBull Çocuk Takımı’na katıldı. Bir sonraki yıl içinde ilk Almanya şampiyonluğunu yaşadı ve sonraki 8 yıl içerisinde 4 kez North Rhine-West Phalia Kupası’nda, birer kez de DMV Kartmeisterschaft, Kerpen-Manheim Kupası’nda, The Monaco Kart Kupası’nda, Kart Paris-Bersi Kupası’nda, The ICA Çocuklar Avrupa Şampiyonası’nda ve Alman Çocuklar Kart Şampiyonası’nda şampiyon oldu. Bu durum karşısında, idolü Michael Schumacher, Gerhard Berger’i bu çocuğun yetenekleri konusunda uyarmak için kendini sorumlu hissetmişti.
Sebastian, Ağustos 2002’de Valencia’daki Formula BMW ADAC Yarış Okulu’nun elemelerine katıldı ve kolayca diğer 46 yarışmacıyı geçti. 2003 yılında, Formel BMW’deydi; Eifelland Racing için yarışıyordu ve şampiyonayı ikinci bitirerek çaylak ödülünü kazandı. O yıl içinde Sebastian 5 yarış ve 5 pol pozisyonu kazandı, 12 kez de podyuma çıktı. Bir sonraki yıl çok farklı değildi; fakat belirgin biçimde daha iyiydi. Sebastian, serilerde yeni bir rekor kırdı: 20 yarışın 18’ini kazandı. 400 puan üzerinden 387 puan alarak her yarışta podyumda kendine yer buldu. 14 pol pozisyonu kazanırken 13 de en hızlı tur zamanı elde etti. Sadece Adria’da ve Nürburgring’te Brezilyalı sürücü Atila Abreu’ya geçilerek 2. oldu. Sebastian, Formel BMW’deki 2 yılında 23 kez podyuma çıktı.
Bütün bu özellikleri sayesinde 2004 ADAC Motorsport Junior’da oylandı ve kendisine bir ADAC Christophours verildi. 2005’te F3 Euro Series’de ASL Mücke takımında yarışan Sebastian, şampiyonayı 64 puanla ve acemi çaylak şampiyonluğunu kazanarak 5. sırada bitirdi. Aslında 4. sıradaki Franck Perera ile aynı puana sahipti; fakat Fransız sürücü,  Sebastian’dan daha çok podyuma çıktığından, Sebastian 5. sırayı aldı. Sebastian o yıl hiç yarış kazanamadı; fakat Norisring ve Zandvoort’ta birer, Nürburgring’de iki defa olmak üzere dört defa 2. oldu. Boş olduğu bir hafta sonunda, yarış mühendislik ekibi tarafından, ASM Formule F3 için bir defalığına yarışa sokuldu. Albacete’de 3. olarak podyuma çıktı, 8 puan alarak şampiyonayı 15. sırada tamamladı. Bu etkileyici performansı BMW’nin dikkatini çekti ve 27 Eylül’de İspanya Jerez Pistinde Williams-BMW FW27’yi yine test etti. Daha sonra MACAU 52. Grand Prix’de yer aldı ve 3. bitirdi.
 2006 yılında, aynı takım ile Euro Series F3’ü tekrar denedi: Nürbrugring ve Barcelona’da birer kez, Hockenheim’de iki kez kazanarak şampiyonayı ikincilikle bitirdi. Brands Hatch, Norisring ve Zandvoort’ta ikincilik; Lausitzring ve Hockenheim’da da üçüncülük kazandı. 2006 ylında F3’te şampiyon, Sebastian’ın Paul Di Resta’yı yendiği son yarışta belirlendi. Şampiyona çok zorluydu; fakat Sebastian, Renault ile dünya sıralamasında yer almayı başardı. 2006’da World Series by Renault (WSbR) Şampiyonası, İstanbulpark yarışı ile başladı. Serideki ilk yarışını, Pastor Maldonado diskalifiye edildikten sonra kazanmış oldu. Sebastian, WSbR’de yarışırken en kötü kazasını yaptı: kazada fırlayan bir parça kokpitini çaprazlama kesti ve neredeyse bir parmağını kaybediyordu. İyileşmesi için birkaç hafta yarışmaması söylenmesine rağmen bir sonraki hafta, altıncılıkla bitirdiği Zandvoort’taki F3 yarışında yeniden direksiyon başındaydı. Sebastian, WSbR şampiyonasında, Misano’da yarıştığı üç yarıştan birini kazanarak diğerinde de ikinci olarak, toplamda 28 puanla, 15. oldu.
BMW Sauber Takımı, 2006 Almanya yarışından sonra Jacques Villenneuve’ü kovup yerine takımın üçüncü pilotu olan Robert Kubica’yı getirdi. Yeni bir test pilotu arayışı içindeydiler, bu sayede Sebastian Vettel, 5 Haziran’da Jerez’de yeni bir test şansına sahip oldu. Testin ardından Sebastian artık BMW Sauber takımının üçüncü koltuğundaydı.
Yarış hafta sonunda piste çıkacağı ilk yer İstanbulpark’tı ve burada antrenmanlarda birinci oldu. Daha ilk haftasında, sadece 19 yaş ve 53 günlük olarak F1 yarışlarına katılan en genç sürücü olmasının dışında, hızı ile de herkesi etkiledi. Sebastian, olgunluğu ile de çevresini etkiliyordu: hiçbir sürücü, performans verileri üzerinde onun kadar uzun süre çalışmıyor, o yarış sabahında bile veriler üzerinde çalışmaktan geri durmuyordu. Kısa sürede gazeteciler, VIP konuklar ve sponsorlar ile ilişki kuran en olgun sürücü oldu.
2007 sezonu kesinlikle benzersiz olacaktı. Sebastian, GP2 yerine WSbR’de yarışmaya başladı. Böylece BMW için daha fazla boş zamana sahip olacak, elindeki paranın yarısını masraflarına ayırabilecek ve böylece BMW Fabrikası’na daha yakın olmak için İsviçre Zug Gölü yakınlarındaki Walchwil’e taşınabilecekti.
2007’de Formula1’de kural değişikliğine gidildi ve üçüncü pilotların Cuma günleri araç sürmesi yasaklandı. Bu sebeple Sebastian, artık sadece test sürüşlerinde yer alabilecekti. Bu durum onu üzdü; fakat işler bir anda değişiverdi: 2007 Kanada yarışında, Robert Kubica, ağır bir kaza geçirdi. Bir sonraki yarış olan Amerika’da yarışamayacaktı. Böylece Sebastian, Formula1’de ilk gerçek şansını yakaladı. Sebastian İndianapolis’e 7. sırada başladı. Sinirli tavırları, ona bazı dönüşlerde pahalıya patladı: geç frenler yaparak lastiklerini bitirdi ve virajların bazılarını geniş almak zorunda kalarak zaman kaybetti; fakat her şeye rağmen takım arkadaşı Nick Heildfeld’in yarış dışı kalmasından sonra yarışı 8. bitirerek BMW Sauber Takımı’na ilk puanını kazandırmayı başardı. Ayrıca 19 yaş 349 günlük iken puan alarak F1’de puan alan en genç pilot oldu. Robert Kubica, Fransa GP için geri döndü; ama bu durum Sebastian’ı F1 yarışlarından uzak tutamayacaktı.
Scuderia Toro Rosso, pilotu Scott Speed ile sorunlar yaşıyordu. Ekip şefi ve pilot arasındaki tartışma sadece sözle kalmayıp iş kavgaya varınca takım, başka bir pilot almaya karar verdi. Michael Schumacher, takımın sahibi olan Gerhard Berger’e Sebastian’ın yeteneklerinden zaten çok önceden bahsetmişti, onu hâlâ övüyordu. Ve Gerhard Berger’in seçtiği yeni sürücü Sebastian Vettel oldu. Sebastian, 9 yaşından beri RedBull Çocuk Takımı’nın bir parçasıydı ve artık RedBull’un diğer takımı STR’nin de bir parçası olacaktı. Bunun için Sebastian’ın BMW’den izin alması ve iki takım arasında anlaşma yapılmasını beklemesi gerekiyordu. Fazla zaman geçmedi; birkaç gün içinde Sebastian, Toro Rosso’nun yeni pilotu oldu.
STR’nin aracı, vasatın altında bir araçtı, takım daha hiç puan alamamıştı; fakat Sebastian, Japonya ve Çin’de yağmur altında yapılan yarışlarda herkesi etkilemeye hazırdı. Sebastian, Japonya Fuji’de yağmur altındaki yarışta, Mark Webber’in ardından üçüncülüğe yerleşti, podyum çok yakındı. Güvenlik aracını takip ederlerken, lider Lewis Hamilton, Webber’in sürekli fren yapmasına sebep olan kararsız bir sürüş sergileyerek, Webber’le birlikte Sebastian’ın da yarışını mahvetti: Mark Webber ve Sebastian Vettel çarpışarak yarış dışı kaldılar. Hemen ardından Mark Webber, her zamanki gibi televizyon kameraları önünde şikâyet ederken, Sebastian; kenarda, tek başına ağlıyordu.
Kazada önce Sebastian suçlu bulunarak Çin GP’de 10 sıra geriden başlama cezası verildi; ama sonra internette yayınlanan video hatanın Lewis Hamilton tarafından yapıldığını kanıtlayınca ceza iptal edildi. Çin’in sıralamalarına gelindiğinde Sebastian,  Heikki Kovalainen’i engellediği için 5 sıra geriden, 17. sırada, başlamasına neden olan yeni bir ceza aldı. Bütün bunlara rağmen tek pit stop stratejisi uygulayarak, yarışı 6. bitiren takım arkadaşı Vitantonio Liuzzi’yi de geride bırakarak muhteşem bir yarış çıkardı ve 4. oldu. Sebastian’ın 5, Liuzzi’nin 3 puanı olmak üzere toplamda 8 puan, STR’yi Dünya Markalar Şampiyonasında 7. sıraya taşıdı.
2007’de Sebastian, uzun zamandır hayranı olduğu Michael Schumacher’in de yer aldığı Alman takımında Şampiyonlar Yarışına (ROC) davet edildi. İlk gün, Sebastian’ın kaybetmesine rağmen, Michael Schumacher iki kez kazandı ve Alman ekibini ikinci bölüme geçirmeyi başardı. Finallerde de Sebastian günü kurtardı. Michael Schumacher’in aracı startta kaldı ve Sebastian, sadece Markus Grönholm’ü değil, ROC 2004 şampiyonu Heikki Kovalainen’i de geçmeyi başardı. Fakat daha sonra, Heikki Kovalainen bireysel turnuvanın ilk turunda Sebastian’ı geçti.
2008 sezonunda Sebastian, yeniden Scuderia Toro Rosso için, 4 kez WTCC şampiyonu olan Sebastien Bourdais’nin yanında yarışacaktı.
 Sebastian’ın üzerindeki baskı WTCC yıldızı Sebastien Bourdais ve 2007 yılının son yarışlarında elde edilen harika sonuçlar sebebiyle gittikçe artıyordu. Ama yine de Sebastian’ın yarışları araçta çıkan sorunlara ve startta yaşadığı kazalara rağmen başarıyla devam etti. 4 yarışta 4 defa yarış dışı kalması Sebastian’ın popülaritesini biraz düşürdü. Islak zeminde başlayan Monako’da ise şansı tekrar geri dönmeye başlıyordu. Takım, yarıştan önce aracın bazı parçalarını değiştirdi ve vites kutusunda yapılan bu değişiklikler Sebastian’a 5 sıra geride başlama cezasına mâl oldu. Yine bütün bunlara rağmen olaylarla dolu yarışı 5. bitirerek, yılın ilk 4 puanını aldı. Birkaç ay sonra İngiltere yarışında, Sebastian’ın yılın ortasında, RedBull Racing’te David Coulthard’ın yerini alabileceği ile ilgili birçok dedikodunun ardından, gerçek nihayet ortaya çıktı: David Coulthard, sezon sonunda emekli olacak; ve onun yerine Sebastian geçecekti. Tesadüfen, Silverstone’da ilk turlarda Sebastian’ı yarış dışı bırakan David Coulthard olmuştu. 
2008’in unutulmayan yarışı Spa’da son 2 tura girilirken 3. sıradaydı; fakat Kimi Raikkonen’in yarış dışı kalmasına sebep olan yağmur Sebastian’a da 2 sıra kaybettirdi. Son turda geçiş lastiği takan Nick Heildfeld ve Fernando Alonso’ya geçilerek 5. oldu. 2008’de Avrupa GP ilk kez Valencia’da düzenlenmişti ve Sebastian, ilk antrenmanlarda birinci, diğerinde ikinci olarak hafta sonuna âdeta hükmetmişti. Sıralamalarda 6. sırayı elde etti. Pazar günü ise yine harika bir yarış çıkardı ve yine 6. olarak RedBull’a doğru bir karar verdiklerini ispatlıyordu. Sebastian, Monza’da en iyi derecelerini elde etti. Takımı, kendi evinde yarışıyordu ve yağmur bekleniyordu. Pol pozisyonu favorileri Q1’de kaldı ve Felipe Massa, Q3’te iyi bir tur zamanı çıkaramamıştı. Sebastian Q3’te attığı turla 21 yıl 72 günlükken birinci sıraya yerleşerek Formula1’de pole pozisyonu kazanan en genç pilot oldu.
Yarışta daha fazla yağmur bekleniyordu ve yarış, güvenlik aracı kontrolünde başladı. İlerleyen turlarda güvenlik aracı içeri girmesine rağmen Sebastian liderliğini sürdürdü. Lewis Hamilton tarafından yapılan harika bir tek pit stop stratejisi tehdit oluşturuyordu; ancak Hamilton, tam Sebastian’a çok yaklaşmıştı ki motorunda kuruma oldu ve bir pit-stop daha yapmak zorunda kaldı. Böylece Sebastian, ilk yarış zaferini 21 yıl 73 günlükken kazandı ve Formula1’de yarış kazanan en genç pilot oldu.
Bu zaferini, kartlarla yarışırkenki antrenörü Gerhard Noack’a adadı. Alman ve İtalyan millî marşlarını aynı anda bir daha çaldıran Sebastian, F1 taraftarlarına da Schumacher’li eski günleri hatırlattı. 
2008 sezonu inanılmaz geçiyordu. Son yarışa gelindiğinde Sebastian’ın 30 puanı vardı. Sezonu daha iyi bir durumda bitirebilmek için dünya şampiyonu adayı Lewis Hamilton’ı geçerek 5. sırayı elde etti ve bir anda Felipe Massa’nın şampiyonada avantaj kazanmasını sağladı. Ve artık yarışın sonuna gelinmişti. Felipe Massa finişi geçtiğinde tüm Ferrari takımı ve tifosiler şampiyonluğu kutluyordu, ekranlarda Massa’nın babasının sevinç çığlıkları vardı; ancak Timo Glock lastikleri ile ilgili sorunlar yaşıyordu ve son virajda, finişe birkaç yüz metre kala hem Sebastian’a hem de Hamilton’a geçilerek, Hamilton’ı şampiyon yaptı. Sebastian için sezon henüz bitmemişti. Bir kez daha Michael Schumacher’in takım arkadaşı olarak Şampiyonlar Yarışına katıldı ve Almanya için Uluslar Kupası’nı kazandı.

Yeni sezonun başlamasına az bir zaman kala Honda F1 Yarış Takımı’nın Ross Brawn tarafından satın alındığı açıklandı ve ilk testlerdeki etkileyici bir hızları dikkati çekti; fakat araçta, Williams ve Toyota araçlarında da bulunan ve diğer takımlar tarafından kullanılması illegal kabul edilebilecek bir difüzör kullanılmıştı. Genelde zirvede yarışan Ferrariler ve McLarenler bile onlara yetişemedi. Daha ilk yarışta, bu araçları yakından takip edebilmeyi tek başarabilen Sebastian’tı. Sebastian, bu yarışta hem yarışı bitirmesine mani olacak hem de sonraki yarışta 10 sıra geride başlamasına neden olacak bir kaza yapana kadar 2. sıradaydı. Malezya’da Sebastian, başarısının bir şans olmadığını göstererek sıralamalarda 3. sırayı aldı. FIA, bu yarışlardan sonra difüzörlerin yasal olduğunu açıklamıştı; fakat RedBull, difüzörlerini Monaco’ya kadar hazırlayamadı. Sezonun üçüncü yarışı olan Çin’de, yağmur bekleniyordu. Kuru zeminde yapılan sıralama turlarında Sebastian, problemler yaşadığı ve tur yapmak için tek bir şansı olduğu hâlde kariyerinin ikinci RedBull’un ilk pol pozisyonunu kazandı. Beklenen yağmur Pazar günü geldi ve yarış aynı Sebastian’ın ilk kazandığı yarış olan Monza’da olduğu gibi güvenlik aracı arkasında başladı. Sebastian, yarış boyunca tek bir hata bile yapmadan ikinci zaferini kazanarak şampiyonada BrawnGP’nin iki pilotunun hemen arkasında üçüncülüğe yerleşti. Sebastian, Monako’da kaza yaparak yarış dışı kaldı ve Türkiye’de pol pozisyonunda başlamasına rağmen liderliği kaybetti ve şampiyona lideri Jenson Button’ın 32 puan arkasında kaldı. Bu iyi bir başlangıç olmamıştı, ama şansı dönmek üzereydi. İngiltere Grand Prix’i Sebastian’ın ilk şampiyonluk şansının başlangıcı oldu. Jenson’un evindeki yarışı kazandı ve bu yarışın şampiyonluk tablosunda büyük etkisi vardı. Bir sonraki yarış Almanya’da yapılacaktı ve medyaya göre Jenson’ın yarışı kazanması ve Sebastian’dan intikamını alması bekleniyordu. Fakat yarışta Sebastian 2. Buton 5. oldu. Yaz tatilinden bu yana Sebastian, şampiyonluğa doğru giden Jenson Button ile aradaki puan farkını dikkate değer biçimde azaltmayı başararak, en çok puan toplayan pilot olmuştu. Herkes, son yarışları dikkatle izliyor ve Sebastian’ın son dakikaya kadar mücadele etmesini bekliyordu. Sebastian, bu defa Japonya’da, her iki Brawn pilotuyla liderlik için mücadele etti ve kazandı. Sebastian’ın şampiyon olmak için, son iki yarışta en az bir galibiyete ve bir de üçüncülüğe ihtiyacı vardı. Ama Brezilya GP sıralamaları plânlarını mahvetti. Sağanak yağmur, sıralama turlarını iki saat geciktirdi. Sıralama sonunda favori pilotlar geride kaldılar. Pol pozisyonu Rubens Barrichello’ya gitti. Sebastian’ın parlak bir sürüş sergilediği yarışta, Button 14. sırada başladığı yarışı 5. sırada bitirerek şampiyonluğu kazandı. Sebastian’ın 16. sıradan 4. sıraya çıkması sonucu değiştirmeye yetmemişti. Sebastian, sezonu, son yarış Abu Dhabi’yi de kazanarak Jenson Button’ın 11 puan arkasında, Rubens Barichello’nun 7 puan önünde 2. bitirdi.
Kasım ayında, Sebastian bir kez daha Beijing’de düzenlenen Şampiyonlar Yarışı için Michael Schumacher ile aynı takımda yer aldı. Almanya takımı, bir kez daha ödülü evine götürürken Ekstrom, bireysel olarak yarışmayı kazandı. Sebastian ise çeyrek finalde bariyerlere çarparak, vatandaşı Schumacher’e geçildi.
2010’a gelindiğinde çok farklı bir sezon bekleniyordu. Takım sayısı 13’e yarış sayısı 19’a çıkmıştı. 9 pilot takım değiştirmiş, 4 yeni pilot katılmıştı. Şüphesiz en muhteşem olay Michael Schumacher’in pistlere geri dönmesiydi. Bu olay Sebastian için ayrı bir önem taşıyordu: çocukluktan beri kurduğu, idolü Michael Schumacher ile birlikte yarışma hayali gerçek oluyordu. Sebastian ve Red Bull sezona harika başladı. Bahreyn’de pol pozisyonunu kazandı, yarışta da uzun süre lider gitti; fakat yarışın sonlarına doğru yaşadığı mekanik problem nedeniyle 4. olabildi. Melbourne’de pol pozisyonunu yine kimseye kaptırmadı; fakat bu sefer de direksiyon arızasıyla yarış dışı kaldı. Malezya’da sıralamalarda umduğunu bulamadı; ama bu sefer şans yüzüne güldü ve yarışı kazandı. Çin’de o kadar şanslı değildi: pol pozisyonundan kalkmasına rağmen ancak 6. olabildi. Red Bull çok hızlı; ama dayanıksızdı. İspanya ve Monaco’da Mark Webber kazanırken Sebastian takım arkadaşının gerisinde kaldı, artık puanları birbirine eşitti. Monaco’nun ardından Red Bull’un 156 puanı vardı. Şampiyonların birkaç yarış kala belli olacağı konuşulmaya başlandı. Webber ve Sebastian bu durumdan memnundu, başarılarını birlikte kutluyorlardı. Türkiye, 2010 sezonunda dönüm noktası oldu. Sebastian yarışa, sıralamalarda son virajda yaşadığı viraj denge çubuğu arızası sebebiyle 3. başladı, ilk pit stopların ardından Hamilton’ı geçerek ikinciliğe yerleşti. Aracı Webber’den hafifti, iki tur tam güçle gidebilecek benzini vardı, Webber ise yakıt tasarrufu yapmalıydı. Webber, takımdan Sebastian’ın arada biraz mesafe bırakmasını istiyor, ancak bu istek Hamilton’ın bastırdığı gerekçesiyle reddediliyordu. Sebastian da daha hızlı olduğu için takım arkadaşının kendisine yol vermesini istiyordu, fakat bu istek de Webber tarafından reddediliyordu. Webber 12. virajda çekiş kaybetti. Sebastian açıkça hızlıydı, Webber ona kirli olan sol tarafta bir aracın girebileceği kadar bir yer bıraktı. Böylece tasarruf yapmak zorunda olan Webber, Vettel’in kirli taraftan fren yapmasını böylece yavaşlayamayarak viraj dışına savrulmasını sağlayacaktı. İki Red Bull yan yana geldikten saniyeler sonra dünya Red Bull’un başına yıkıldı, telsizde küfürler havada uçuştu.
2007 Japonya’daki olay tekrarlanmıştı. Vettel yarış dışı kaldı, Webber iki sıra kaybetti, Red Bull 44 puanı McLaren’e kaptırmıştı. Olayın ardından Vettel, motorhomda duşunu alıp, beyaz çerçeveli gözlüklerini şapkasına takmayı unutmayarak Horner’ın yanına gelip üzgün olduğunu söyledi ve oradan ayrıldı. Webber ise yine Japonya’da olduğu gibi basına ağzına geleni söylemiş, odasına giderken koridorda bulunan Vettel ile podyumda çektirdikleri resmi indirmişti. Webber bu durumu hazmedemiyor, onu mağlup edeceğine dair yeminler ediyordu. Ancak Webber’in unuttuğu bir şey vardı: Sebastian, eski Sebastian değildi, artık podyum için mücalede ederken basit bir nedenden dolayı yarış dışı kaldığında ağlayan Sebastian değildi. Tam aksine güçlü ve daha soğukkanlı bir Sebastian’dı. Red Bull’lar için zor geçen Kanada’nın ardından Valensiya’da Vettel hem sıralamalarda hem de yarışta 1. olarak kaldığı yerden devam etti. Webber ise Kovalainen’e tur bindirirken ağır bir kaza geçirdi ve yarış dışı kaldı. Yarışın ardından Sebastian, Webber’e geçmiş olsun dileklerini iletmeyi unutmadı. Bir sonraki yarış İngiltere’deydi. Silverstone’da Vettel polü aldı, Webber ikinci oldu; ama güne damgasını vuran olay takım içerisindeki ön kanat çekişmesiydi. Takım, bir tane kalan yeni kanadın Vettel’e verildiğini açıklayınca taraf tutma hikayeleri yeniden gündeme geldi. Yarışta ise Sebastian startta yavaş kalınca Webber Copse’un çıkısında Sebastian’ı kaçış alanına gönderdi ve lastiğinin patlamasına sebep oldu. Yarışta son sıraya kadar düşen Vettel, yarışı 7. bitirmeyi başardı, Webber ise kazandı. Fakat Pazar gününe damgasını vuran olaylar da bu başarılar değil galibiyetin ardından Webber’in telsizden “ikinci pilot için hiç de fena değil, böyle olacağını bilseydim asla sözleşme imzalamazdım” demesi oldu. Almanya’dan sonraki yarış Macaristan’ın sıralamamalarında Sebastian,  2. olan takım arkadaşına 0.411, 3. olan Alonso’ya 1.214 saniye fark atarak pol pozisyonunu kazandı. Yarışta da sıralamalarda olduğu kadar harikaydı; fakat güvenlik aracıyla arasında fazla aralık bıraktığı ve konvoyun düzenini bozduğu gerekçesiyle pitten geçme cezası alınca ancak 3. olabildi. Belçika GP ise tam bir fiyaskoydu. 15. turda Button’ı geçmeye çalışırken ona çarptı, Button’ın yarış dışı kalmasına, kendisinin ise çok gerilere düşmesine sebep oldu. Button’ın ve Sebastian’ın puan alamadığı yarışta Webber ve Hamilton şampiyonluk yolunda yalnız kalmaya başlıyorlardı. Yarıştan sonra Sebastian çok ağır eleştirilere maruz kaldı: şampiyonluk mücadelesini götürecek istikrarı olmadığı, bu zihinsel olgunluğa ulaşamadığı söylendi. Formula 1’in kötü çocuğu ilan edildi. Hatta yaptığı hataların ancak Formula BMW’de görülecek hatalar olduğu bile söylendi. İtalya’da yine sıra dışı bir yarış çıkardı. Yaşadığı motor problemiyle tur başına üç saniye kaybettiği bile oldu. Ama buna rağmen sıra dışı bir taktikle tüm yarışı yumuşak lastiklerle götürerek harika bir dördüncülüğe imza attı. Singapur’da sessiz sedasız ikinciliği aldıktan sonra Suzuka’da gümbür gümbür hem pol pozisyonunu hem de yarışı kazandı. Yarışın son turlarında Vettel ve Webber’in en hızlı tur zamanı için çekişmesi son 3 yarışın beklenenden çetin geçeceğinin habercisiydi. Bunlardan ilki olan Kore’de pole pozisyonunu Sebastian kazandı. Arkasında takım arkadaşı vardı. Yağmur altında geçen yarışta ise Webber, kerb dışına taştığı için Vettel de motor patlattığı için yarış dışı kaldı. Sebastian bu yarışın ardından şampiyonada dördüncülüğe geriledi. Sondan bir önceki yarış Brezilya’da geçen seneki gibi harika bir yarış çıkararak kazandı. Belçika’dan beri Webber’e geçilmiyordu. Son yarışa gelindiğinde 15 puan geride 3. sıradaydı. Son yarışta Sebastian’ın tek yapacağı yarışı kazanmaktı. Öyle de oldu. Hem pol pozisyonunu hem yarışı kazandı. Webber sağ arka tarafı bariyerlere sürttüğü için erkenden pite girdi; bunun üzerine Ferrari büyük bir hata yaparak Alonso’yu pite çağırdı. Yarış sonunda Alonso yedincilikten Webber de sekizcilikten öteye geçemeyip Sebastian da yarışı kazanınca 2010 yılının şampiyonu, en genç F1 yarışlarına katılan, en genç pol pozisyonu kazanan, en genç yarış kazanan pilot olan Sebastian Vettel oldu. Sebastian böylece 23 yıl 174 günlükken şampiyon olup bir de F1’in en genç şampiyonu oldu.
Artık gelenek olduğu üzere Michael Schumacher’in takım arkadaşı olarak yine Şampiyonlar yarışına çağırıldı. F1 şampiyonu olarak katıldığı bu şampiyonada Schumacher ile harika bir performans sergileyerek bir kez daha uluslar kupasını kazandılar. Seb şu an günlerini şampiyonluğun keyfini sürerek geçiriyor ve sabırsızlıkla şampiyonluk ödülünü alacağı 2010 FIA Gala’sını ve önümüzdeki sezonları bekliyor.
Ödüller
2010: FIA Ödülleri, 2010 F1 Dünya Şampiyonu.
2010: Autosport, Yılın Sürücüsü.
2009: FIA Ödülleri, 2009 F1 Sezonunda İkincilik Ödülü.
2009: ADAC Yılın Sürücüsü.
2009: Ünlüler Dergisi Ödülleri Yılın Sporcusu.
2009: BRDC Johnny Wakefield Trophy, Silverstone’daki en hızlı tur için.
2009: DHL En Hızlı Tur Ödülü, Yılın En Hızlı Üç Turu.
2009: Sport Bild, Yılın Sporcusu Ödülü.
2009: Motorsport, Yılın Pilotu.
2009: Bandini Ödülleri.
2008: DMV Yılın Sürücüsü.
2008: Confartigianato Motori.
2007: Red Bulletin Yılın En İyi Yarışı, Çin GP’sinde P4.
2006: DMSB-Çocuk Ödülü.
2005: Sezonun En İyi Çaylağı. (F3)
2004: ADAC Yılın Çocuk Sürücüsü. (FBMW)
2001: DMV Yılın Çocuk Sürücüsü.

CEMAL BAYAR