Kategoriler
Formula1

Bay E: ”Honda’nın Performansı Yeni Katılımcıları Caydırıyor”

2015 sezonunda F1’e McLaren ortaklığıyla geri dönen Honda’nın ortaya koyduğu performans Bernie Ecclestone’yi rahatsız ediyor. Daha önce büyük başarılara imza atmış bu ortaklık Japonya GP öncesi 17 puanla 10 takımın yer aldığı klasmanda 9. sırada yer alıyor.

F1 patronu, Honda’nın yaşadığı sıkıntılara dikkat çekerek: ”Bu durum spora ilgi duyan diğer üreticiler için hiç iyi bir izlenim bırakmıyor. Çekiniyorlar’’.

V6 Turbo Hybrid teknolojisinin kullanıldığı 2014 sezonundan itibaren farklı pek çok üreticinin F1’de yer alma fikrini yeniden gözden geçirdiği biliniyor. Bernie’ye göre Honda’nın başarısızlığı ise tekrar düşünmelerine neden oluyor;

”Honda’nın yeni bir katılımcı olarak iyi bir iş çıkaramadığını görüyorlar. Bu durumun spora katkı sağlamadığı açık’’.

”Eğer Honda başarılı olmuş olsaydı, onlar da ‘biz de başarabiliriz’ şeklinde düşüneceklerdi. Ama şu durumda aynı işin kendi başlarına gelme şansını sorguluyorlar’’.

Son günlerde Audi’nin F1’de yer alma ihtimallerinden söz edilse de Almanlar tarafından kesinleşmiş herhangi bir şey yok.

Öte yandan gelecek sezon sadece üç motor üreticisinin yer alma ihtimali de bulunuyor. Renault henüz takım olarak yer alma projesini hayata geçirmiş değil.

 

Kaynak: http://www.formel1.de/news/news/2015-09-22/ecclestone-sauer-hondas-leistung-schreckt-neueinsteiger-ab

Kategoriler
Formula1 Manşet Sizin Köşeniz

Kimi Dosyası: 12 Yarış, 9 Sorun!

Kimi Raikkonen 2015 F1 sezonun geride kalan 12 yarışının ardından 92 puanla sürücüler klasmanının beşinci basamağında yer alıyor. 2007 şampiyonu Fin pilot için bu tablo elbette ideal değil. Özellikle takım arkadaşıyla arasında 86 puanlık bir fark oluşmuşken… Eğer başına gelenler daha detaylı incelenirse bu tablo daha farklı yorumlanabilir ve emin olun bunlar ‘bahane’lerden öte.

Avusturalya; yerine oturtulamamış lastik, Malezya; lastik patlaması, İspanya; lastik battaniyesi kusuru, Kanada; tork haritalama, Avusturya; kaza, İngiltere; hatalı pit çağrısı, Macaristan; MGU-K hatası, Belçika; yağ basıncı, İtalya; stop önleyici. Bunlar bu sezonun 3/4’ünde Kimi’nin başına gelenler. 9 farklı yarış, 9 farklı sorun…  Ama beklentiler hala yüksek.

kimi-2015-malezya

Formula 1 kariyeri boyunca Kimi ne kadar yetenekli olduğunu defalarca kanıtladı. 2003 yılında Schumi’yle harika bir şampiyonluk mücadelesine girişti. 2005 Suzuka’nın son turunda Fisichella’ya yaptığı atak F1 tarihinin en iyilerinden ve o anın hafızalarınızdaki yeri eminim hala çok tazedir. 2007’nin son yarışı Interlagos’ta elde ettiği ilk şampiyonluğu ise ‘Iceman’ için gecikmiş bir ünvandan başka bir şey değildi.

https://www.youtube.com/watch?v=yr4qnHotwGw

Her Koşula Uyum Sağlamalı. Mı?

Ferrari’deki ikinci dönemi Raikkonen için pek parlak geçmiyor. 2014 ve 2015 yıllarında kokpitine geçtiği araçlar temelde stiline uygun olmamalarıyla kendisine epey zorluk çıkardı. Bu noktada kendimi, Kimi’nin yeteneklerinin ve tecrübesinin bu zorlukların altından kalkmaya yetip yetmeyeceği konusunda şüpheye düşmüşken buldum. Sonuçta F1’dekiler dünyanın en iyi pilotlarıydı ve her koşula uyum sağlayabilmelilerdi. Fakat bir süre sonra gerçekten ‘bu böyle mi?’, yani ‘her koşula uyum sağlamak zorundalar mı?’ ya da sağlayamıyorlarsa, ‘bu onları kötü bir pilot mu yapar?’ diye düşünmeye başladım ve bu soruların beni getirdiği yerden durum şöyle görünüyor:

Geçmişte farklı örneklere rastlamak mümkün olsa da F1’in modern çağında başarılı örneklerin hemen hemen hepsinde; şampiyon pilotlar, temelde kendi tarzlarına uygun şekilde üretilmiş araçlarla başarıya ulaştılar. Temelde diyorum, zira her pilot araç üstünde kendi stiline, piste göre ayarlamalar yapabiliyor. Ancak temel bileşenlere müdehale şansı bulunmuyor. Örneğin; bu yılın İspanya yarışında Kimi’nin, Ferrari’nin güncellenmiş paketini kullanmaması gibi. Bu tercih sonucunda Seb’den tur başına ortalama 1sn kadar yavaş kaldığını da hatırlatayım.

Sezonun başında Arrivabene’nin, Kimi’ye daha uygun bir araç üretilmesi konusunda takıma direktif verdiğini biliyoruz. Fin pilot geçtiğimiz sezona göre araç içinde kendini daha rahat hissediyor. Ama hala O’nun için yapılabilecek bir şeyler var. Ferrari’nin Schumacher’le domine ettiği yıllarda araç tamamen Michael’e göreydi. Sonuç; üst üste 6 markalar, 5 pilotlar şampiyonluğu. 2005 ve 2006 yıllarında Renault, Alonso etrafında kurulmuş bir takıma dönüşmüştü ve sonuç; 2 markalar ve pilotlar şampiyonluğu. Ferrari 2007’de Kimi Raikkonen’e dayanıklılık sorunu yaşamayacağı hızlı bir araç verdi (Schumi’nin ayrılışından sonra kimse Massa’nın ‘1. pilot’ olacağını düşünmemişti herhalde). Sonuç; markalar ve pilotlar şampiyonluğu. Pilot ayrımı yapmadığını her fırsatta dile getiren takımlardan biri olsa da McLaren’in 2008’de pilotlar şampiyonluğunu kazanabilmesinin yegane sebebi ‘Hamilton projesi’ydi. 2009 belki bu örneklerin biraz dışında kalabilir. Ama bir İngiliz birlikteliğinin de payı olması kâfi. Brawn GP’de Button takıma çifte şampiyonluğu getirdi. 2010-13 yıllarında ise RedBull Vettel’le şampiyonluklara ambargo koydu. Onlar da pilotları arasında ayrım yapmadıklarını hep ifade ettiler ama yapmayın! Hepimiz durumun farkındaydık. 2014’te Vettel, takıma yeni katılan Ricciardo’ya geçildi (yeni kurallar, pilota uygunluk?!!). 2014 ve büyük olasılıkla 2015’teki Mercedes-Hamilton şampiyonlukları ise tamamen farklı. Tüm rakiplerine ciddi güç farkı atan Mercedes’te, özetle; Lewis, Rosberg’den daha iyi.

‘Artık 10 Yaşında Değilim’

Her koşula uyum sağlamak zorundalar mı? Artık sorunun cevabına gelelim: Hayır. Her koşul, onlara uydurulmalı! Elbette bir takım koşullarda onlar da yeteneklerini sergilemeliler ama bunlar yukarıda bahsettiğimiz konunun dışında. Roger Federer Wimbeldon’da başarılı olduğu kadar Roland Garos’ta neden başarılı olamadı? Meraklıları bilir: Kendisini, ‘tek el back-hand’inin özellikle toprak kortta zayıf kalması nedeniyle eleştirenler vardı ve ‘çift el back-hand’ kullanması gerektiğini söylüyorlardı. Ekselanslarının bu eleştiriye verdiği cevap aslında yukarıda anlatılmak istenen onca şeye tercüman oluyor; ‘Artık 10 yaşında değilim ve stilimi değiştiremem’.

Kimi A+ Bir Pilot

F1 pilotlarını yeteneklerine göre şahsen şöyle sınıflandırıyorum; A+, A, B, C ve D. Örneğin; A+: Michael Schumacher, Mika Hakkinen, Fernando Alonso, Lewis Hamilton…  A: Sebastian Vettel, Nico Rosberg, Robert Kubica, B: Jenson Button, Felipe Massa, Nick Heidfeld,… C: Roman Grosjean, Sergio Perez, Pastor Maldonado… D: çaylaklar. Kimi Raikkonen de kesinlikle A+ bir pilot ve ‘yeni F1’in bu durumu tek başına değiştirebileceğine inanmıyorum. ‘Iceman’in yetenekleriyle alakalı şüphe etmekle de en fazla O’na haksızlık etmiş oluruz.

Gelecek yarış Singapur’da ve sezonun geri kalanında başarılar Kimi!.. Bol şans!..

Kategoriler
Formula1 Sizin Köşeniz

F1’in İlk Çifte Dünya Şampiyonu!..

Alberto Ascari 26 Mayıs 1955 yılında –bundan tam 60 yıl önce- hayatını kaybetti. İtalyan pilot Formula 1’in ilk yıldızlarından… 1952 ve 1953 yıllarında elde ettiği dünya şampiyonluklarıyla çifte dünya şampiyonu ünvanının ilk sahibi. Ferrari ile Monza’da gerçekleştirilen bir test sürüşü sırasında, bugün ‘Ascari Virajı’ olarak adlandırılan yerde geçirdiği kaza sonucu 36 yaşında yaşamanı yitirdi. Tıpkı 1925 yılında gerçekleştirilen bir yarışta hayatını kaybeden babası Antonio gibi…

enzoferrari-albertoascari
Enzo Ferrari (solda) ve Alberto Ascari

1952 yılında kazandığı ilk dünya şampiyonluğunda Ascari, %75’lik galibiyet yüzdesi (8 yarışta 6 zafer) ve 5 hat-trick, pol pozisyonu-yarış galibiyeti-en hızlı tur, elde etti. Bir sezon içinde gerçekleştirilen bu rekorlar günümüzde halen kırılabilmiş değil.

Ferrari pilotu 1953 yılında Juan Manuel Fangio’ya karşı koruduğu dünya şampiyonluğuyla da F1’tarihinin ilk çifte dünya şampiyonu oldu.

Kategoriler
Formula1 Sizin Köşeniz

Stratejik Hatalar – 5

Son Perde…

F1’de doğru zamanda doğru hamle yapabilmenin ne derece önemli olduğunu yazı dizisinin bundan önceki dört bölümünde bir kez daha görmüş olduk. Takımı ve pilotu podyumlara, yarış galibiyetlerine ve hatta şampiyonluklara taşıyan veya bunlardan mahrum eden hamleler… Pit duvarında ve garajda yer alan ekip üyelerinin her biri, bir makinenin çarkları gibi hareket edemediği takdirde başarı olasığı sıfıra yakın. Hele de çok ciddi güç farkı yaratan bir rakip varsa, imkansız!..

2014 yılında F1 yine ciddi bir dönüşüm geçirdi. Araçların attıkları o muhteşem ‘çığlıklara’ veda ettik ve yerlerine gelen ‘vızıltılara’ katlanmak zorunda kaldık. Bir de çok çirkin burunlar vardı. Hakikaten çok çirkinlerdi. Son yarışta çift puan uygulaması gibi bir saçmalık da vardı! Motor, yerine ‘güç ünitesi’ demeyi de öğrendik. KERS’le birlikte motor dışında bir başka aracın güç üretimine katılmasına alışmıştık. KERS evrim geçirmiş ve artık ERS olmuştu. Güç ünitesi denen paket 6 farklı enstrümandan meydana geliyordu. Bu enstrümanların en iyi üreticisi ise Mercedes oldu.

F1 tarihinin en iyi sezon içi performanslarından birine imza atan Mercedes, 2014 sezonunda yer alan 19 yarışın 18’inde pol pozisyonunu kazanmış (diğer pol pozisyonu da bir başka Mercedes ‘motorlu’ araçtan gelmişti) ve sezonu 16 yarış galibiyeti ile tamamlayarak bu alanda bir rekora imza atmıştı. Sezon içi galibiyet yüzdesi de tüm zamanların en iyi üçüncü derecesiydi (1- McLaren(1988) 16-15 %94, 2- Ferrari(2002) 17-15 %88, 3- Mercedes(2014) 19-16 %84). Mercedes motorlu (güç üniteli) diğer araçlardan biri olan Williams da uzun süredir uzak kaldığı podyumlara geri dönmüştü.

mercedes-w05-2014-monaco-gp-lewis-hamilton

2014 sezonu ilk üçte yer alan pilotların, oluşan ciddi güç farklılığının da etkisiyle, podyumun basamakları arasında çok fazla yer değiştirmediği ya da en az yer değiştirdiği sezonlardan biri oldu. Bu haliyle bize çok malzeme vermese de filtreden sızan bir kaç yarış vardı elbette…

2014 Bahreyn GP – Singapur’u ya da Abu Dhabi’yi kıskanmış olacaklar, Bahreyn GP organizatörleri yarışın gece yapılmasını istemiş ve bu istekleri kabul görünce Bahreyn’de ilk kez bir gece yarışı düzenlenmişti. Mercedes pilotlarının birbirleriyle olan mücadelelerin heyecan verdiği yarışta Williams pilotu Bottas sert lastiklerle sorun yaşıyordu ve 10. turda Button’a geçildi. 3 tur sonra takım arkadaşı Massa’nın da Perez’e geçilmesiyle Williams stratejisini 2 pit-stop yerine 3 pit-stop yapmak üzere değiştirdi. Maldonado’nun pitten yeni çıkan Gutierrez’e ilk virajda çarpmasıyla güvenlik aracı pistte girdi. Güvenlik aracı periyodunun da kaybedeni olan Williams pilotu Bottas 3. başladığı yarışı 8. sırada bitirebildi.

2014 Çin GP – Rahatlıkla özetlenebilecek yarışlardan biri daha… Red Bull pilotları Ricciardo ve Vettel 2. ve 3. sıradan, Ferrari ile son sezonunda Alonso ise 5. sıradan start aldı. Yarış sonunda Alonso her iki Red Bull pilotunun da önünde yer alıyordu. Ricciardo bir basamak gerilerken, Vettel podyumun dışında kalmıştı.

2014 Avusturya GP – 11 yıl aranın ardından yenilenen pist artık Red Bull Ring olarak anılıyordu ve tekrar F1 takvimine dönmüştü.  Ne kadar ironik! Red Bull’un domine ettiği yıllarda değil de ‘baskın performans’ bayrağının Mercedes’e, bir Alman’a geçtiği zamanda… (Not:  Avusturyalılar kendi içlerinde Almanlarla hep bir rekabet içindedir. Almanların bundan pek haberi olduğunu ya da çok fazla önemsediklerini sanmıyorum!).  Harika bir doğaya sahip bu küçük ülkenin hafızalardan silinmeyecek olaylardan birine 2002 yılında ev sahipliği yaptığını da biliyoruz. Ferrari takım emrinin damgasını vurduğu yarış. Bu konu hakkında başka bir başlık açmak mümkün. O nedenle biz 2014 yılına geri dönelim ve Williams’ın bir kez daha stratejide gösterdiği zafiyete bakalım.  Williams, Felipe Massa ile pol pozisyonundaydı (bu aynı zamanda, sezonun tamamında Mercedes’in kaybettiği tek pol pozisyonudur) ve takımın diğer pilotu Valtteri Bottas da ikinciydi. Yarışta, sıralamalardaki performansının uzağında kalan takım fren problemi yaşayan her iki Mercedes pilotuna da geçilmekten kurtulamıyordu. Bottas pist üstünde Rosberg’e ve pit-stoplarla  Hamilton’a geçilerek yarışı 3. sırada tamamlarken, pol pozisyonundan start alan takım arkadaşı ancak 4. olabildi. Aracın yarış performansıyla beraber Williams stratejileri de ciddi şekilde sorgulanır haldeydi.

2014 Macaristan GP – Bir önceki bölümde Macaristan GP’nin ne kadar sıkıcı olduğundan söz etmiştim. 2014 yılında yaşanan aksiyonlar bu gerçeği değiştirmeye yetmezdi elbette. Ama yine de fena sayılmazdı. İki kez güvenlik aracı girdi. Yarışın başlarında yağmur vardı. Daha sonra pist giderek kurudu. Rosberg’in ortada bir takım emri varken dahi Hamilton’u geçememesi ya da Vettel ve Bottas’la beraber güvenlik aracı pistteyken piti kaçırması gibi pilot hatalarına, bu üç pilotun pozisyon kaybını en aza indirecek veya tekrar yukarılara taşıyacak hamleler de takımları tarafından gelmeyince Rosberg polden başladığı yarışı 4., Vettel 2. başladığı yarışı 7. ve son olarak Bottas 3. başladığı yarışı 8. bitirdi.

2014 F1 sezonunu Mercedes markalar klasmanının zirvesinde tamamladı. Bu, Mercedes’in takım olarak kazandığı ilk dünya şampiyonluğuydu. Takım aynı zamanda sürücüleri Lewis Hamilton’un da ikinci şampiyonluğunu kutladı.

(Günümüz)

Formula 1 2015 sezonunda 4 yarış geride kaldı ve biz daha şimdiden 2 kritik hatadan (bkz. Stratejik Hatalar – 1) bahsetmiş olduk. Sezonun bundan sonraki bölümlerinde de hatta bundan sonraki sezonlarda da daha pek çok takımdan pek çok hata gelmeye devam edecek. En az hatayı Ferrari’nin yapması dileğiyle… #ForzaFerrari

Önceki bölümü okumak için tıklayınız. Stratejik Hatalar – 4
Bitti!

Kategoriler
Formula1 Sizin Köşeniz

Stratejik Hatalar – 4

2013 F1 sezonunda, Red Bull’un domine ettiği sezonların ardından artık beklentiler, şampiyonluk rekabetinin daha çetin şekilde geçmesi yönündeydi. Üç farklı takımın yarış galibiyeti elde ettiği bir önceki yıl da hesaba katıldığında, sezon öncesi bu beklenti son derece makuldu. Hem Lewis Hamilton’un Mercedes’e geçişi gibi yeni başlangıçlar da vardı. Ancak Red Bull’un aerodinami şefi konumundaki deha ismi Adrian Newey, şampiyonluk için mücade edilen ve kazanılan bundan önceki tüm sezonlarda olduğu gibi, yine fark yaratan isim olacaktı. 13 GP zaferinin tamamını Sebastian Vettel ile kazanan Red Bull sezon sonunda rahat bir şekilde duble şampiyonluğunu kutluyordu. Zaman zaman sezon içinde de gözlenen rahatlığın takıma olumsuz etkileri olduğu gibi onları mağlup etmenin farklı yollarını arayan takımların, bu arayışlarda yaptıkları hatalar da vardı elbette.

2013 Avustralya GP – Sezon açılışı alışıldık şekilde Avustralya’da yapılıyordu. Yakıt ikmalinin yasaklandığı ilk yıl olan 2010’dan bu yana lastiklerin öneminin çok daha arttığı sezonlardan biri olacaktı. Son üç yılın dünya şampiyonu Sebastian Vettel pol pozisyonundan çok iyi bir start aldı. 4. turda pite giren Button hariç, rakiplerinden daha önce gelerek yeni lastiklerle ekstra iki üç tur atma fırsatı yakalayan Vettel ilk bölümü sorunsuz geçmişti. Ancak yarışın devamında iki pit-stop stratejisiyle yarışan Kimi (Grid pozisyonu: 7) ve ikinci pit-stoplara kendisinden önce giren Alonso (Grid pozisyonu: 5), Vettel’i geride bırakmayı başarmıştı. Pol pozisyonundan başlanan yarış 3. sırada tamamlanıyordu.

2013 Malezya GP – Sezonun ikinci yarışı Malezya’da en ilginç olay elbette Hamilton’un pit alanında sezon başında katıldığı Mercedes yerine F1 kariyerine başlayıp 6 yıl yarıştığı McLaren garajında durmasıydı. McLaren pit ekibinden ‘bekleme yapma kaptan, devam et, devam et!’ talimatını aldıktan sonra doğru garaja gelip biraz süre kaybıyla da olsa pit-stop’unu gerçekleştirmişti. Bu olayla birlikte Vettel’in takım emrine uymayarak Webber’in önünde finish görmesiyle gergin podyum, kırmızı garajda cereyan eden strateji hatasını görmemizi engelleyemedi. Yarışa 2. sıradan başlayan Ferrari pilotu Felipe Massa zaten pek de parlak bir yarış çıkarmıyordu. Pit duvarındaki ekibin vasat yönetimiyle durum biraz daha kötüye gitti ve Brezilyalı yarışı 5. sırada bitirebildi. Henüz ilk turda Alonso’nun kaza yaparak yarış dışı kalmasyıla Ferrari böylece, 2. ve 3. sıradan başladığı Malezya yarışından sadece 10 puan çıkarabildi.

2013 İspanya GP – Red Bull’un zaman zaman hata yaptığından başta söz etmiştik. İspanya’da bu durumu çok net özetleyen 4 rakam var: Vettel 3. başladığı yarışı 4. bitirirken, Malezya’da dersini alan Ferrari’den Massa 9.’luktan 3.’lüğe yükselerek damalı bayrağı görüyordu.

 

podium1-2013spanish

2013 Monaco GP – F1’in en az geçiş imkanı sunan efsanevi pistinde stratejinin her zamankinden bir parça daha önemli olduğunu bilmeyen yoktur. Hele de yarışta 3 kez güvenlik aracının girmesine ve bir kez de kırmızı bayrakların sallanarak yarışın durdurulmasına sebep olan kazalar yaşanmışsa… İşte Monaco GP böyle bir yarıştı ve Mercedes, ilk güvenlik aracı periyodunda yanlış bir karar alıyordu. Hamilton’u podyumdan etmeye yeterdi!

2013 Kanada GP – Hamilton’un Mercedes’le geçirdiği ilk sezonunda stratejiye boyun eğdiği diğer yarış Kanada GP’ydi. Ferrari Fernando’yu, İngiliz pilotun önünde taşımayı başarmış, Mercedes ise podyumda bir basamak kaybetmişti. (Hamilton Grid Pozisyonu : 2, Yarış Sonucu : 3 – Alonso Grid Pozisyonu : 6, Yarış Sonucu : 2)

2013 Macaristan GP – Budapeşte kenti Buda ve Peşte olmak üzere iki yakadan oluşur. Bu haliyle İstanbul’u andırarak hoş görünebilir. Ancak Budapeşte’nin yakınlarında yer alan Hungaroring ise 1998 yılından beri tek bir yarışı bile kaçırmadan izlediğim F1’in tartışmasız en sıkıcı yarışlarına ev sahipliği yaparak tüm hoş bakışları bir anda yerle bir etmeye yeter. Monaco’dan sonra geçiş imkanının en kısıtlı olduğu pist, Monaco’da olduğu gibi lüks mekanların arasından geçilen, marinanın hemen yanında yer alan bir cadde pisti de değil üstelik. Sahi, bu pisti yaparken akıllarından ne geçiyordu öyle?  Neyse hızlı geçelim!.. Geçiş imkanının kısıtlı olduğunda söz ettiğimiz bu pistte 2013 sezonundaki yarışa Red Bull pilotu Webber 10. sıradan start aldı. Takım onun 4. sıraya kadar ilerleyişine katkıda bulundu. Ancak aynı takım Vettel’in 2. sıradan 3.’lüğe gerilemesine ve bu pozisyonda yarışı tamamlamasına engel olamadı. Yarış sonrası bir daha böyle bir olayın yaşanmaması için yemin etmiş olacaklar ki; sezonun geriye kalan 9 yarışın tamamını kazanan Red Bull, sezonu çifte şampiyonlukla tamamladı.

 

İlk bölümü okumak için tıklayınız. Stratejik Hatalar – 1

İkinci bölümü okumak için tıklayınız. Stratejik Hatalar – 2

Üçüncü bölümü okumak için tıklayınız. Stratejik Hatalar – 3

Devamı gelecek…