Kategoriler
Manşet Sizin Köşeniz

Formula 1 ve Hile – 2. Bölüm

Serinin ilk yazısını okumak için: Formula 1 ve Hile – 1. Bölüm

Geçen sefer 99 Avrupa GP’sini incelemiştik. Bu kez farklı bir Avrupa GP’sini ele alıyoruz: 97 yılındakini. Evet, şu meşhur Jerez yarışı. Dillere destan Schumacher – Villeneuve kazası günümüzde hâlâ konuşulur, tartışılır.

Olay gerçekleştiğinde canlı yayında Martin Brundle’ın “Aracın yanlış kısmına vurdun dostum” sözü hâlâ kulağımda çınlıyor. Schumacher’in vuruşu istenen şekilde geçekleşememiş ve yarış dışı kalmıştı. Villeneuve ise kariyerinin ilk ve tek şampiyonluğunu elde etti.

Schumacher’in yaptığı şey hakkında yıllar boyunca çok şey konuşuldu, yazıldı, çizildi. Ben bu yazıda bunlara ilavede bulunmayacağım. Onun yerine nispeten insanların bilmediği, duymadığı bir durumdan bahsetmek istiyorum.

Her ne kadar Schumacher yarış dışı kalmış olsa da, yarış bitmedi. Sizin için devamında olanları anlatmakta ve hatırlatmakta fayda var.

Kazanın ardından damalı bayrağa 22 tur kalmıştı. Villeneuve olayın ardından düşük tempoda turlar arttı, bu da muhtemelen kazanın araç üzerinde hasar bıraktığının bir göstergesi idi. Bu durumdan faydalanan 2 McLaren pilotu aradaki farkı yavaş yavaş kapadılar ve yarışın son turunda Villeneuve’ü yakaladılar. McLaren’ler yanında gelince Villeneuve direnmeksizin geçmelerine izin verdi. Bu yaptığı da gayet mantıklıydı. Schumacher pistte değilken ve şampiyonluk cepte iken iki puan için her şeyi riske atmanın ne anlamı var?

Hakkinen ve Coulthard son turda yaptıkları geçişlerin ardından duble yaptılar. Bu Hakkinen’in ilk yarış galibiyeti oldu. Berger ise geçmeyi başaramadı ve kariyerinin son F1 yarışını Villeneuve’ün sadece 0.116 saniye gerisinde bitirdi. Geçse de şampiyonluk mücadelesinde bir şey değişmeyecekti. Villeneuve Schumacher’in 3 puan önünde şampiyonluğa ulaştı. Daha sonra alınan kararla da Schumacher’in tüm puanları silindi.

Son turun videosu: (Geçiş anı için 55. saniyeye atlayın)

Yarış sonunda herkes Schumacher’in yaptığı şeyi tartışmakla meşguldü ve normal koşullar altında kafalarda çeşitli soru işaretleri bırakacak bu olaylar dizisi fazla konuşulmadı.

İşin gizli yüzü ise 2014’te Coulthard’ın Autosport’a verdiği röportajın ardından ortaya çıktı. Coulthard’ın söylediklerine göre yarıştan önce Frank Williams ve Ron Dennis arasında gizli bir anlaşma yapılmıştı. Bu anlaşmaya göre,

1. McLaren Williams’ın Ferrari’yi yenmesine yardımcı olacak,
2. Ferrari’nin yenilmesi halinde Williams da McLaren’e yardım edecekti.

Her ne kadar 97’de basın büyük oranda Schumacher – Villeneuve kazasına odaklanmış olsa da kaza sonrası olaylar bir derginin gözünden kaçmamıştı. The Times dergisi 8 Kasım 1997 sayısında radyo kayıtlarını kanıt olarak göstererek McLaren ve Williams’ın şike yaptığını iddia etti. Ancak bu iddialar FIA tarafından reddedildi. FIA başkanı Max Mosley’in açıklamasına göre, Williams ekibi Villeneuve’ün galibiyet için savaşacağını düşünüyordu: “Onlar çaresizce ‘savaşma, geçmelerine izin ver’ diyorlardı. Bunu ‘beni yüzüstü bırakma’ anlamında söylemişlerdi.”

Coulthard’ın yarıştan 17 yıl sonra verdiği bilgiler her ne kadar bu olaylara bakış açımızı değiştirmiş olsa da FIA’nın yarışı tekrar incelemesi ve bu konuda bir şey yapması için artık çok geç.

Peki siz ne düşünüyorsunuz? Gerçekten0000

Kategoriler
Manşet Sizin Köşeniz

Formula 1 ve Hile – 1. Bölüm

Formula 1 tarihinde gerçekleşen oldukça garip bir olayı görmek ister misiniz? İşte size 1999 Avrupa GP startı:

https://www.youtube.com/watch?v=EgxbuM9W0l8

Kırmızı ışıkların hiç sönmemesine rağmen pek çok pilot start alıyor. Hem de aynı anda! Ne kadar da garip, değil mi?

Videoyu ilk izlediğinizde poldeki pilotun erken start aldığını ve hemen arkasındakilerin de ona reaksiyon gösterdiğini düşünebilirsiniz. Bir de videoyu 0.25 hızda yeniden oynatmayı deneyin. Göreceksiniz ki Ralf  hariç bütün araçlar aynı saliselik zaman dilimi içerisinde yanlış start alıyor.

Bir pilotun erken start alması oldukça nadiren görülen bir olay. Peki birden fazla pilotun bunu yapması? Hem de tam aynı anda? Bu nasıl iştir arkadaş? Biri bana açıklasın.

Hiç merak etmeyin, derhal anlatıyorum.

Bunun için öncelikle FIA’nın erken kalkış kontrol sisteminin çalışma şeklini anlatmam gerekiyor. Grid pozisyonlarında asfaltın altında araçların erken start alıp almadığını görmek için yerleştirilmiş cihazlar var. Bunlar tipik bir radar gibi çalışıyor, çok daha dar bir kapsama alanı içerisinde. Grid pozisyonuna dalga gönderiyorlar ve o dalganın araçtan geri yansıma süresi üzerinden bulunduğu noktayı saptıyorlar. Yarış direktörü yarışı başlat tuşuna bastığı anda kırmızı ışıklar sönüyor ve bu sistem kapatılıyor. Böylelikle ışıklar söndükten sonra hareket eden araçlar bu sisteme yakalanmamış oluyor.

 Bazı takımlar araca bununla ilgili özel bir yazılım yüklediler. Bu yazılım FIA’nın erken kalkış kontrol sisteminin kapanmasına reaksiyon gösterip aracı hareket ettiriyordu, sürücünün hiçbir katkısı olmaksızın. Her seferinde mükemmel kalkış garanti.

Böyle bir sistemin illegal olduğunu belirtmeme gerek yoktur herhalde.

1999 Avrupa GP’sinde ısınma turunun ardından Marc Gene aracını yanlış pozisyona yerleştirmişti. Bu yüzden yarış direktörü startın iptal edilmesine karar verdi ve ışıkları söndürmeksizin jumpstart kontrol sistemini kapattı. Buna reaksiyon gösteren birden fazla araç aynı anda kalkış yaptılar.

Yarışta hatalı kalkış yapan pilotların hiçbirisine herhangi bir ceza verilmedi.

Bu olaydan yalnızca 2 yarış sonra şampiyonanın kaderinin kalkışta Hakkinen’in Schumacher’i geçmesi tarafından belirlendiğini de belirtmek lazım. Kim bilir, bu hileli yazılım var olmasa idi belki de farklı bir şampiyon olacaktı.

Bu yazılımın varlığını ancak Kees van der Grint’in birkaç hafta önce RTL’ye yaptığı röportaj ile öğrendik. Hangi takımların sistemi ne kadar sömürdüğü hakkında net bir bilgimiz yok. Bu yıllarca süregelen bir şey bile olabilir.

Formula 1’de hile dendiği zaman aklımıza ilk 2007 olayları ve meşhur Singapur kazası gelir. Buradaki olay gibi bazı şeylerden ise ancak aradan çok uzun yıllar geçtikten sonra haberdar oluyoruz. Belki bu sene Singapur’da Mercedes’in yaşadığı ani performans kaybı gibi şu an için açıklayamadığımız olayların altından da başka şeyler çıkacak.

Bana kalırsa gördüklerimiz sadece buzdağının görünen kısmı. Uygulanan pek çok hileyi ve şikeyi asla öğrenemeyeceğiz.

Beğenilmesi halinde yazılarımın devamı gelecek. Bilinmeyen daha çok şeyi anlatacağım.