Kategoriler
Sizin Köşeniz

Gerçek Bir Yarış

Yüksek beklentilerle, inanılmaz heyecanlı geçtik tv karşısına, her şey hazırdı ve kalp atışları artarak startla birlikte patlama noktasında. Sıralamalar sonrasında akıllardaki soru Hamilton gerçekten çok mu iyi bir tur attı yoksa yine yakıt kumarı mı oynadı. Startla birlikte Webber’in hafif sendelemesiyle Hamilton çok rahat öne fırladı ve liderliği kaptı, Alonso da peşinden giderek hiç maceraya girmeden az daha o da Webber’i geçiyordu. Massa iyi startının meyvesini ne yazık ki Rosberg’in arkasında kalarak toplayamadı. İlk dörtlü aralarındaki farkları koruyarak devam ederken Alonso, üstelik de DRS bölgesinden farklı bir yerde bir RedBull’a hem de 2011 sezonu yarışlarının %60’ndan fazlasını kazanan şampiyona lideri Vettel’e atak yapıyor ve geçiyor, sıra dışı bir görüntüydü, geçişle ilgili Alonso’nun yeteneği dışında sunulabilecek hiçbir mazeret de yoktu ortada. Geçiş sonrası soru işaretleri ve kıyaslamalar başlıyor, Alonso en hızlı aracı geçebiliyorken, Massa nispeten daha kolay rakibini geçemiyordu ve öndeki gruptan koptu. Yarış bu ilk bölümlerde inanılmaz devam ediyordu, sürekli bir yerlerde aksiyon, atak, geçişler, çarpışmalar yani görmek istediğimiz gerçek mücadeleleri fazlasıyla izleme fırsatı bulduk. Buemi’nin Heidfeld’e yaptığı hiç de adil değildi, nitekim yarış sonrası cezasını çekti ama olan Heidfeld’e oldu geri dönüşü olmayan bir şekilde. Massa geç gelen geçiş sonrası önünü boşaltıyor ve aman – aman ne sahneler başlıyor, aynı karede dört pilot ve bir süre 1sn. içinde takip ediyorlar birbirlerini, inanılmaz anlardı, eminim birçok kişi ayağa fırlamıştır. Yönetmen muhtemelen çok zorlanmıştır bugün görüntü seçmekte, bir yandan yarış liderliği için savaş diğer yandan arka sırlarda da sıkı kapışmalar var, bunlardan biri Petrov – Buton mücadelesi, Rus pilot adeta savunma dersi verdi Button’a. İlk bölüm kalp çarpıntılarıyla Allahtan noktalandı yoksa bu yarış sonunu böyle getiremezdik, ikinci bölümde biraz nefes aldık ve neler olacak acaba, kim lastiklerine daha iyi davrandı derken kısa son bölümde acaba bir şeyler olur mu diye düşünürken podyum sonrasındaki en değerli basamak için inanılmaz görüntülerle takip ve telsiz konuşmalarıyla yine ayağa fırladık ve mekanikerleri iyi olan kazandı.

 

Gerçek pilotların yarış kazanabildiği, özel yetenek gerektiren bir pistte oldukça güzel bir yarış izledik. Hamilton cumartesiden başlayan üstün performansını yarış günü de devam ettirdi ve hak ettiği bir galibiyet aldı, Ferrari’nin lastik ısıtma sorunu olmasa sonuç ne olurdu bilinmez ama sonuçta tüm parametrelerin bileşkesi olan bir spor Formula1. DRS her ne kadar eleştirilse de geçişleri sunileştirdi diye bu yarış gösterdi ki yetenekleri bir adım önde olan pilotlar geçiş yapabiliyor. Hamilton – Webber ve Alonso – Vettel kapışması görmek istediğimiz heyecanımızı yükselten sahneler.

 

Yarış hafta sonu ile ilgili dikkat çeken noktalar; Ferrari’nin difizör yasağından ziyade gerçekten hızlandığı ve kalan yarışlarda mücadeleye heyecan katacağı. Massa’nın Rosberg sonrası mücadelesi ümit verici. Vettel’in gerilere düşünce mücadele gücünde ve geçişler için tecrübe kazanması gerektiği, Vettel’le ilgili bir diğer dikkat çekici nokta genel hafta sonu boyunca keyifsiz olduğu ve konsantreyle ilgili sıkıntısı olduğu.

 

Harika bir yarış haftasını geride bıraktık, bir hafta sonra bir o kadar felaket bir yarış bizi bekliyor. Macaristan muhtemelen sezonun Valencia 2 faciası olacak muhtemelen, nasıl oluyor da takvimde kalıyor bu yarış anlamak mümkün değil.

 

Rasim Mutlu

Kategoriler
Sizin Köşeniz

GERÇEK BİR YARIŞ

Yüksek beklentilerle, inanılmaz heyecanlı geçtik tv karşısına, her şey hazırdı ve kalp atışları artarak startla birlikte patlama noktasında. Sıralamalar sonrasında akıllardaki soru Hamilton gerçekten çok mu iyi bir tur attı yoksa yine yakıt kumarı mı oynadı. Startla birlikte Webber’in hafif sendelemesiyle Hamilton çok rahat öne fırladı ve liderliği kaptı, Alonso da peşinden giderek hiç maceraya girmeden az daha o da Webber’i geçiyordu. Massa iyi startının meyvesini ne yazık ki Rosberg’in arkasında kalarak toplayamadı. İlk dörtlü aralarındaki farkları koruyarak devam ederken Alonso, üstelik de DRS bölgesinden farklı bir yerde bir RedBull’a hem de 2011 sezonu yarışlarının %60’ndan fazlasını kazanan şampiyona lideri Vettel’e atak yapıyor ve geçiyor, sıra dışı bir görüntüydü, geçişle ilgili Alonso’nun yeteneği dışında sunulabilecek hiçbir mazeret de yoktu ortada. Geçiş sonrası soru işaretleri ve kıyaslamalar başlıyor, Alonso en hızlı aracı geçebiliyorken, Massa nispeten daha kolay rakibini geçemiyordu ve öndeki gruptan koptu. Yarış bu ilk bölümlerde inanılmaz devam ediyordu, sürekli bir yerlerde aksiyon, atak, geçişler, çarpışmalar yani görmek istediğimiz gerçek mücadeleleri fazlasıyla izleme fırsatı bulduk. Buemi’nin Heidfeld’e yaptığı hiç de adil değildi, nitekim yarış sonrası cezasını çekti ama olan Heidfeld’e oldu geri dönüşü olmayan bir şekilde. Massa geç gelen geçiş sonrası önünü boşaltıyor ve aman – aman ne sahneler başlıyor, aynı karede dört pilot ve bir süre 1sn. içinde takip ediyorlar birbirlerini, inanılmaz anlardı, eminim birçok kişi ayağa fırlamıştır. Yönetmen muhtemelen çok zorlanmıştır bugün görüntü seçmekte, bir yandan yarış liderliği için savaş diğer yandan arka sırlarda da sıkı kapışmalar var, bunlardan biri Petrov – Buton mücadelesi, Rus pilot adeta savunma dersi verdi Button’a. İlk bölüm kalp çarpıntılarıyla Allahtan noktalandı yoksa bu yarış sonunu böyle getiremezdik, ikinci bölümde biraz nefes aldık ve neler olacak acaba, kim lastiklerine daha iyi davrandı derken kısa son bölümde acaba bir şeyler olur mu diye düşünürken podyum sonrasındaki en değerli basamak için inanılmaz görüntülerle takip ve telsiz konuşmalarıyla yine ayağa fırladık ve mekanikerleri iyi olan kazandı.

 

Gerçek pilotların yarış kazanabildiği, özel yetenek gerektiren bir pistte oldukça güzel bir yarış izledik. Hamilton cumartesiden başlayan üstün performansını yarış günü de devam ettirdi ve hak ettiği bir galibiyet aldı, Ferrari’nin lastik ısıtma sorunu olmasa sonuç ne olurdu bilinmez ama sonuçta tüm parametrelerin bileşkesi olan bir spor Formula1. DRS her ne kadar eleştirilse de geçişleri sunileştirdi diye bu yarış gösterdi ki yetenekleri bir adım önde olan pilotlar geçiş yapabiliyor. Hamilton – Webber ve Alonso – Vettel kapışması görmek istediğimiz heyecanımızı yükselten sahneler.

 

Yarış hafta sonu ile ilgili dikkat çeken noktalar; Ferrari’nin difizör yasağından ziyade gerçekten hızlandığı ve kalan yarışlarda mücadeleye heyecan katacağı. Massa’nın Rosberg sonrası mücadelesi ümit verici. Vettel’in gerilere düşünce mücadele gücünde ve geçişler için tecrübe kazanması gerektiği, Vettel’le ilgili bir diğer dikkat çekici nokta genel hafta sonu boyunca keyifsiz olduğu ve konsantreyle ilgili sıkıntısı olduğu.

 

Harika bir yarış haftasını geride bıraktık, bir hafta sonra bir o kadar felaket bir yarış bizi bekliyor. Macaristan muhtemelen sezonun Valencia 2 faciası olacak muhtemelen, nasıl oluyor da takvimde kalıyor bu yarış anlamak mümkün değil.

Kategoriler
Sizin Köşeniz

Sezonun Bittiği An

Son 10 turu saymazsak heyecanı, aksiyonu bol muhteşem bir yarış izledik. Yarış sonrası öğrendik ki hiç yapılmayacak bir hata ile yanlış lastikler takılarak Vettel istemeden de olsa doğru strateji ile yarışı kazandı. Yarışı Vettel’in kazanmasıyla birlikte 2011 sezonun şampiyonluk yarışının bitiğini söyleyebiliriz, 2. yarışını merakla izleyeceğiz.

Uzun yıllar F1’i takip eden biri olarak bu açıklamam kızgınlık veya duygusal düşüncelerle yaptığım bir açıklama olmadığını, sıralayacağım argümanlarla açıklamaya çalışacağım, muhtemelen siz de durumun farkına varacaksınız.

İlk olarak an itibari ile Vettel 2011 sezonundaki yarışların %25’nden fazlasını kazandı, üstelik de kaçırdığı yarışta 2. oldu, yani neredeyse alınabilecek max. puanları aldı. Kalan 13 yarışı Vettel dışında farklı bir pilotun kazanmasının imkansız olduğunu söylersek sanırım kimsenin itirazı olmaz. Kaba bir şekilde matematiksel argümanlara da girersek; geçen yıl Vettel  256 puanla şampiyonluk ipini göğüslemişti, bu yıl barajın 300 puan civarında olacağını öngörebiliriz, çünkü şu ana kadarki yarışlarda iddialı pilotlar hatasız (yarış dışı kalmama anlamında söylüyorum) ve daha istikrarlı bir şekilde mutlaka puan almayı başarıyorlar. Vettel geçen yıl ulaştığı puanlara 5 yarış kazanarak ulaştı ve şampiyon oldu, bu yıl daha şimdiden 5 yarış kazanmış durumda. Şampiyonluk için gerekli olan puanı 300 olarak ele alırsak Vettel sezonun 1/3’ü geride kalmasına rağmen puan barajının neredeyse yarısını toplamış durumda. Kalan yarışlarda benzer bir grafik olabileceğini düşünürsek ki bunun olmaması için hiçbir sebep yok, en hızlı araca ve max. seviyede bir performansa sahip, böyle devam ederse 400 puanın üzerinde korkunç ve tarihin en acımasız farkına ulaşabilme imkanı kağıt üzerinde var, bunun olmayacağını düşünsem de Vettel dışında geri kalan pilotlar sürekli birbiri ile savaşırken o tek başında ilerde olacaktır, en kötü podyumda olacaktır.

Daha anlaşılır bir hesapla muhtemel rakiplerinden 5 yarış kazanabilecek bir pilot çıkar mı? belki Hamilton, ancak Vettel’in şimdiden kazanmış olduğu 5 yarışı zaten cebinde var. Bu durumun farkına varan F1’in önemli kişilikleri vardır, yoksa da varmak üzerelerdir, önemli olan bu durumdan rahatsızlar mı yoksa olması gerektiği gibi baskılara aldırış etmeden akışına bırakıp Vettel’in şampiyonayı silip süpürmesine alkış mı tutacaklar. Vettel ayrıca rekabet içinde olduğu pilotlar tarafından da tehdit altında, Alonso dünkü yarış sonrası atak yapmak için kaybedecek bir şeyinin olmadığını her şeyi göze aldığını söyledi, Hamilton’ı zaten biliyoruz, bu iki pilotun yakın takibinden kaçamadığı her an bundan sonrası için Vettel için potansiyel kaza anlamına geliyor.

Ben genç şampiyonun 2. madalyasını alkışlamaya başladım, ama yinede sezonun heyecanlı devam edeceğini düşünüyorum. Bekleyip görelim

Rasim Mutlu

Kategoriler
Sizin Köşeniz

Bir De Yağmur Olsaydı

Avustralya’daki başlangıç için tatmin edici bir heyecan ama beklentileri tam olarak karşılamaması nedeniyle herkes Malezya’da yağacak yağmura odaklandı, ve hafta başından yağmur üzerine yorumlar, beklentiler hatta takımların stratejileri de bu yöndeydi.

 

Beklenen yağmurun gelmeyişi yarış içinde sürekli diken üstünde bekleyişler. Takımlardan farklı tahminlerin pilotlara bildirilmesi karmaşanın durumunu gözler önüne serdi.

 

Yarış çok fazla karmaşa içinde geçti, o kadar detay ve aksiyon oldu ki nerden nasıl başlanmalı? Pilotların mücadelesinden çok strateji savaşına döndü olay. Lastiklerin tepkilerini tahmin etmek, düşüşe geçtiği zamanı ve pit-stopu yakalamak hayati önem taşıyor. Bu durum gerçek mücadeleler açısından eleştirilecek bir konu ama diğer yandan seyir açısından temponun bir an bile düşmediği bir yarış izlememize neden oldu, üstelik yağmur olmadan, çok beklediğimiz yağmuru aradığımızı söyleyemeyiz. Serhan yarıştaki aksiyonları anlatmaktan aralarda paylaştığı çok değerli ek bilgileri aktarabilecek bir zaman aralığı bulamadı.

 

Yarışın startı ile birlikte iki Renault adeta ok gibi fırladı, Heidfeld ilk pit stoplara kadar da oldukça iyi bir tempoda sürdürdü yarışı. Alonso’nun start kabusu devam ediyor, yarışın tamamını düşündüğü için muhafazakar davranıyor da olabilir ancak bu durum sonrasında onu çok fazla efor sarf etmesine neden oluyor ve sorun yaşama olasılığı daha da artıyor.

 

Nick Heidfeld ilk yarış sonrasındaki tartışmalara gerçek potansiyelini ortaya koyarak, şimdilik bir virgül koydu. Son bölümde Webber’e oldukça iyi savunma yaparak adeta podyuma yapıştı ve bırakmadı. Bir önceki yarış yazımı okuyan arkadaşlar hatırlayacaktır, Malezya’da teknik problem dışında mazeretinin olamayacağını belirtmiştim ve yarışı podyumda tamamlayarak Renault’un alternatifler arasında en iyi tercih yaptığını ispatlayabilecek bir pilot, bu arada Renault’un yarış temposu çok iyi olmamakla birlikte Hamilton’ın yakın takiplerinde viraj çıkışlarında gaza basma noktasının RedBull’a çok yakın olduğunu gözlemledik, tam tersi bir durum Hamilton’ın yere basma ile sıkıntıları da olmuş olabilir.

 

Massa yarışa çok iyi başladı, ancak lastik değişimindeki sorun da onun yarışını mahvetti, güzel geçişler yaptı, Webber’e oldukça iyi savunma yaptı, her ne kadar Button’ı geçemese de iyi bir yarış çıkardığını söyleyebiliriz.

 

Pilotlarla ilgili değerlendirmelere kısa bir ara verip yarışı etkileyen diğer detaylardan bahsetmek istiyorum. Lastik kullanımının ne kadar önemli olduğunu, lastiğin max.. performansını tamamladığında yol tutuşunun inanılmaz şekilde düştüğünü nerdeyse tüm pilotlarda gördük, 8. ve 14. virajlardaki pilotların giriş açılarının nasıl fark ettiği, yol dışına taşmaları, yarış çizgisi dışında kalan kauçuk parçaların ek bir zemin oluşturacak kadar fazla olduğunu gözlemledik, bu da lastiklerdeki aşınmanın boyutunu gözler önüne seriyor. DRS bu yarışta çok fazla baş rollerdeydi, genel olarak tüm pilotlar atak sırasında oldukça etkili kullandı bu sistemi. Kers, sanırım diğerlerine göre etkisi en az olan destek olduğunu söyleyebiliriz, Vettel  kullanmadan yarışı kazanmayı başarabildi.

 

Shumi, Hamilton ve Buemi’nin üçünün birden lastik teması yaşayacak kadar max. süratte  düzlükte yan yana geldiği görüntü yarışa damgasını vuran enfes görüntülerdendi. Maldonado dışındaki çaylaklar yine fena değildi, tabi bunda Williams’ın performansı da etkili.

 

Muhteşem yarışın eleştirilecek en bariz konusu görüntü seçimleriydi, yönetmen tam bir felaketti, Alonso’nun Buton geçişi arada kaynadı, nadir denk gelebilecek durumlardan biri olan bu mücadeleyi ne yazık ki tam olarak heyecanımızı doruklara çıkaracak tadıyla izleyemedik.

 

Gridde durumları en çok takip edilen, mücadeleleri herkesçe merak edilen pilotların durumuna gelince; Vettel için bu yarışta da söyleyebilecek çok fazla bir şey yok, yine başarılı bir şekilde hiçbir şekilde olaya karışmadan kazanmayı başardı, evet en iyi araca sahip ancak bu kadar karmaşanın, sonuçları belirleyen, dengelerin her ana alt üst olabildiği, çok fazla parametrenin olduğu sezonda totalde tümünü ilk iki yarışta oldukça iyi bir şekilde idare ettiği için kutlamayı hak ediyor. Diğer ikisine gelirsek; nefesimizi kesen nefis bir mücadele izlettiler bize, 2 tur boyunca gözümüzü kırpmadan takip ettik ikisini, Alonso sabredip biraz daha dişini sıksaydı gösterdiği performansın karşılığını muhtemelen  Button’ı da geçerek alacaktı, pit-stop aralıklarını da oldukça kötü seçmeleri yarışını mahveden bir başka etken, nitekim yarış içinde geçtiği ve farkı açtığı Button’a pitte geçildi. Alonso’nun garaja geç çağrılması belki de bu yağmur yüzünden gerçekleştirildi, nitekim Alonso telsizden son bir teyit aldı ve adeta saldırıya geçti.Hamilton için biçilmiş bir kaftan olan bu pistte öncelikle garajdaki lastik değişimde sorun yaşaması, giriş aralıklarının hatalı seçimi ve aynı zamanda sert lastiğe geçme fikri birleşince ondan beklenen performansı izlememizi etkiledi ve onun için sönük bir yarış oldu. Ezeli rakibine geçilmemek pahasına verdiği mücadelede acımadığı lastiklerinin cezasını Heidfeld’le olan mücadelede az daha yarış dışı kalarak ödeyebilirdi, aslında her ne kadar Button 2. sırada tamamlamış olsa da yarışı Mc’Laren’in yarış temposu genel olarak iyi değildi.

 

Tüm hafta sonunu genel olarak toparlayıp gözlemlerimi özetleyecek olursam; RedBull önde olmaya devam ediyor ancak ara kapanıyor. Mc’Laren’de yarış temposu ile ilgili bir sıkıntı var. Ferrari tek turda felaket derecede geride, ancak yarış tempoları da bir o kadar iyi. Renault diğerlerinin karmaşasından faydalanıp iyi işler çıkarmaya devam ediyor, Petrov’un direksiyonun çıkması ilginç bir detaydı bu arada. Mercedes GP’nin durumu hiç de iç açıcı değil, bu durumun böyle devam etmeyeceğini düşünüyorum ama çok fazla çalışmaları gerek gibi, şimdiden önümüzdeki yıla odaklanmaları gerektiğini düşünen insanlar var, ancak bu kadar erken sezonu kapatmak da çok doğru değil.

 

Sezon ilerledikçe daha da ilginç, çekişmeli yarışlar olacağını düşünüyorum, bir sonraki yarışla ilgili detaylarda görüşmek dileği ile…

Rasim Mutlu

Kategoriler
Sizin Köşeniz

Tedirgin Eden Başlangıç

 Yarışın hiç şüphesiz en büyük olayı Mc’Laren’in gösterdiği performans ve bunu da radikal çözümlerinden vazgeçip, kopyalama yoluyla sadece 20 günde gerçekleştirmeleri. Bu olay bu kadar basitse kış boyunca o kadar tur atmanın hiçbir anlamı yoktu o zaman, tabii ki bu bir serzeniş kış boyunca en çok çalışan takımlara, mutlaka çok çalışmak önemli ama tüm testler bittiğinde senden 1sn. yavaş olan, dayanıklılık sorunları yaşadığı herkesçe bilinen ve karamsar tabloyu kendisinin de farkında olduğu rakibin, hiç denemediği parçaları değiştirip, 1sn. kazanacağım deyip yapabiliyorsa bence geriye yaslanıp, şapkayı önlerine koyup bir düşünmeleri gerek diğer iddialı ve büyük geçinen takımların.

 Yarışa gelince;

 Startın en büyük kaybını yaşayan Alonso hızlı bir şekilde toparlanıp doğru zamanda Button’ın arkasına yetişince amansız kapışmanın da yardımıyla fırsattan istifade edip, gereksiz polemiklere yol açabilecek mücadeleye girişmeden, Massa’dan çabucak kurtulup yarışın kabus olmasına izin vermedi. Yarışın son bölümünde sert lastiklerle Webber’e karşı sıkıntı yaşayacağını düşünürken sorun yaşamadan yarışı bitirmesi onun ayrı sınıftaki pilotlardan olduğunu bir kez daha gösterdi.

 Barichello’nun yaptığı atak için söyleyebilecek hiçbir şey yok, yarış bitiminde suçu lastiklere atmış ama biz onun bu dalışlarına alıştık artık. Williams bence iyi bir araç hazırladı kış boyuca ama pilotlar olarak kadro bu araç için uygun değil bence.

 Button geçmiş yıllara oranla sezona oldukça hırslı ve iyi başladı, yarış sonucu olarak kötü olabilir ancak olumsuzluklar değerlendirildiğinde iyi bir yarış çıkardı, kişisel fikrim hala geçerli bu pilotların arasında onun şampiyon olabileceğini hiç sanmıyorum, ihtimal bile yok, ancak toparlandığı sinyallerini verdi, ilerleyen yarışlar daha net bir fikir edinmemizi sağlayacaktır. Button öncelikle Hamilton’a ne derece yaklaştı ya da yaklaşabilecek mi ilerleyen dönemde en merak edilen konulardan biri.

Webber için de ilk yarış sonrası çok fazla olumlu cümleler kurmak zor. Araçla ilgili ya da yeni fonksiyonlarla ilgili sorunları olabilir. Takım arkadaşının, Alonso’nun da deyimiyle başka gezegende olduğu bir araçla, üstelik de kendi evinde ortalıklarda görünmeyip silinmesi onun adına kötü bir başlangıç. 2 numaralı pilot durumunu iyiden kabullenmiş gibi görünüyor. Elbette daha sezonun ilk yarışı, dengeler mutlaka değişecektir zamanla, Webber de daha iyi yarışlar çıkaracaktır, ancak o da Button gibi şampiyonluk hayali kurup, olamayacak pilotlardan bir diğeri.

Gümüş oklardan biri yarışa damgasını vururken bir diğeri olan Mercedes GP bir o kadar şanssız bir yarış çıkardı. Mercedes GP için yarış talihsiz sebeplerden kötü sonuçlanmış olabilir ancak yarış tempolarının da beklediğimiz seviyede olmadığını gördük, Alonso hiç zorlanmadan Rosberg’i geçti, Barichello, Serhan’ın da belirttiği gibi çaylağın bile yapmayacağı bir atak yapmayıp biraz dişini sıksaydı o da çok rahat geçecekti muhtemelen. Ross Brawn bu işi tabii ki böyle bırakmayacaktır ama asıl önemli olan ve en zor süreç, tarihe damgasını vuran efsane pilot Shumi için olacak, bu yıl artık yaşı dışında mazereti olamaz.

 Petrov’un podyumunu göz ardı etmek olmaz. Geçtiğimiz sezon yaptığı hatalarla takımını bezdiren, sponsor durumları olmasa gönderilmesi bir an düşünülmeyecek haldeyken son yarışta Alonso’nun şampiyonluğunu engelleyerek olay yaratan Petrov, bu yıl oldukça iyi bir başlangıç yaptı. Hepimiz “ ah bir de Kubica olsa “ diyoruz şimdi. Heidfeld’in durumuna oldukça şaşırdım, sezon öncesi görüşlerde tüm eleştirilere karşı kendisinden ümitli olduğumu çok fazla dile getirdim, ancak sezon startı onun adına hiç de iyi geçmedi, araçla ilgili sorun olduğunu gördük yarış sonrası. Malezya yarışında dayanıklılık dışında mazereti yok.

Maldonado dışındaki çaylaklar sezon açılışı açısından oldukça başarılı bir yarış çıkardılar. Gerideki takımlar hala çok uzaklar, KERS ve DRS onların durumunu daha da zorlaştıracak gibi.

Lastiklerin eleştirildiği kadar kötü olmadığını gördük, yanlış hatırlamıyorsam Trulli’nin bir açıklaması var hamurlar değiştirilmiş diye ama ne kadar doğru bilmiyoruz, ama görünen o ki öyle çok fazla pitstop izlemeyeceğiz, piste göre değişir mutlaka. Hamurlar arasındaki zaman farkı da pilota göre değişebilir gibi. Buton yumuşak lastiklerle Massa’nın yanından roket gibi geldi geçti, ama aynı derecede avantaja sahip Webber Alonso’yu geçemedi.

Açılış yarışı için oldukça fazla geçiş izledik ama hiç de korkulduğu gibi, tadını kaçıracak sayıda geçiş olmadı. Malezya’da bu sayı mutlaka artacaktır ama yinede özelliğini yitirecek cinsten geçişler olmayacak gibi.

Yarışı önde bitiren ikiliden bahsetmeye gerek yok, etliye sütlüye karışmadan kendilerinden beklenen performansı gösterip, yarışı tamamladılar.

Fotoğrafın tamamına baktığımda geçen sezon başında düşündüklerimden farklı düşünmüyorum (her ne kadar son bölüme kadar Webber birçok kişiyi heyecanlandırsa da ben ısrarla olamayacağını dile getirmiştim) şampiyon olacak pilotlar mutlaka bu üçlüden çıkacak; ALONSO, HAMİLTON, VETTEL.

 

Rasim Mutlu