Kategoriler
Sizin Köşeniz

Değerli 2011'in Gözlemlenmesi

 

Zaten başka sitelerde bu sitenin verdiği tat yok. Her ne kadar ufak tefek sorunlar olsa da, onlara da nazar boncuğu gözüyle bakıyorum. Ama çok şükür ki verdiğim sözü tutmanın hatta uzatmanın da kattığı rahatlıkla ve oluşan hasretle, 2011 F1 sezonu hakkında fikirlerimi sizlerle paylaşmak isterim. Umarım okurken sıkılmazsınız.

Öncelikle uzun bir aranın ardından herkese merhaba. Kişisel olarak verdiğim bir söz yüzünden sanırım 1,5 yıldır yorum yazmıyordum. Ancak her zaman neler olup bitiyor hep takip ettim. Zaten başka sitelerde bu sitenin verdiği tat yok. Her ne kadar ufak tefek sorunlar olsa da, onlara da nazar boncuğu gözüyle bakıyorum. Ama çok şükür ki verdiğim sözü tutmanın hatta uzatmanın da kattığı rahatlıkla ve oluşan hasretle, 2011 F1 sezonu hakkında fikirlerimi sizlerle paylaşmak isterim. Umarım okurken sıkılmazsınız.

 2011 sezonuna başlamak için hemen 2010’a ufak bir bakış atmak gerekiyor. Muhteşem geçen bir sezon, inanılmaz adrenalin ve inanılmaz bir final izledik 2010’da. Sezon belki de tarihin en efsanevi geri dönüşlerinden birine sahne olacaktı ama Redbull ve Vettel ikilisi müthiş bir iş çıkardı. Taraftarı olduğum Alonso’da maalesef 3. şampiyonluğuna biraz daha uzak kaldı. Bunun sebebi ne Ferrari’nin son yarışta büyük bir strateji fiyaskosuna imza atması ne de f-kanal’ı  Ferrari’den daha iyi kullanan Renault’nun geçiş kıtı bir pistte Alonso’ya dur demesi değil.  Alonso’nun da dediği gibi bu olay bütün bir senenin sonucu. Bardağa bir damla su damladığında, su taşmaz. O bir damla su ağzına kadar dolu bir bardağa damlarsa ancak su taşar. Olan bitenin hikayesi budur işte. Ne Massa’nın hatalı piti, ne Schumi’nin Japonya’da patlayan motoru (ne aynı sene içinde Alonso’nun İtalya’da patlayan motoru), ne Kimi’nin motor arızaları, ne Hamilton’un Kimi’nin arka kanadına çıkışı… Bir çok arkadaş farklı algılamak istese de Formula 1 100 metre yarışı değildir. Bir maratondur. Önemli olan belli sürelerde ne kadar hızlı olduğunuz veya ne kadar iyi deparlar atabildiğiniz değildir. Önemli olan gücünüzü kontrol etme kapasitenizdir.

  Kimilerinin hayal kırıklıkları ve kimilerinin sevinçleri ile birlikte 2011 sezonu iple çekmeye başladık. Kış testleri Ferrari ve Alonso taraftarlarını sevince boğdu. Araç çok istikrarlıydı. Massa da artık lastik ısıtma sorununu aşmıştı! Pirelli’nin etkisinin ne olacağı çok tartışılıyordu. Ama Ferrari’ye avantaj sağlayacağı açıktı! Mclaren’in cesur tasarımı kimi taraftarlarını cesaretlendiriyor kimi taraftarları ise ürkütüyordu.  Kimi taraftarlar ise çoktan Mclaren ile dalga geçmeye başlamıştı. Redbull’un ise 2010’daki avantajını koruyamayacağı açıktı. 2 sene üst üste mükemmel dominant bir araç üretmek mi? Yok artık! Ferrari ve Mclaren Redbull’u devirecekti. Button ilk sene şanslıydı ancak bu sefer Hamilton tarafından adeta ezilecekti. Schumacher mükemmel bir geri dönüş yapacaktı. Mercedes gerçek gümüş ok kimmiş gösterecekti…

  Daha bu tarz benzetmelerden o kadar çok var ki… Ve yanılgılardan.  Daha önceden de dediğim gibi Formula 1 bir maraton’dur. Hatta Triathlon! Nerde ne olacağını kestirmeniz çok zordur. Karada tazı olan denizde boğulabilir. Kaygan bir zemin doğasıdır onun.

  Ardından sürprizlerle (!) dolu bir sene geçirdik. Sezon yorumuma takımlarla başlayacağım. Sonra pilotlar.

 Redbull: Bu takım çok istekli. Gridin en renkli takımı. En eğlencelisi. Ama en büyük artısı Adrian Newey ve onun dehasına güvenen kişilerce yönetiliyor olması. O araçla şu anda yarışan pilotların yarısı şampiyon olabilir. İnanılmaz güvenilir, inanılmaz seri bir araç. Rakiplerinden bir beden üstün. Çok farklı bir yapısı var. Sırrı hala tam olarak çözülebilmiş değil. Ancak her devrimin bir sonu vardır. Bakalım bu devre sonu kim koyacak. Demiyorum ki Redbull devri kapanacak. Bence Redbull bir Ferrari veya Mclaren kadar büyük bir takım olarak adını tarihe yazdıramayacak. Ancak kesinlikle bir Williams kadar etki yaptı bile. Mücadeleye ortak olmaya devam edecektir. Ama bu kadar dominant devam etmesi… Pek sanmıyorum.

Mclaren: Açıkçası sezon içi gelişimde en iyi takım olan Mclaren 2010’da Ferrari ile berabere kaldı, bu sene ise Ferrari’yi yendi.  Ancak esas rakibin Redbull olması ona ancak 2.liği kazandırabildi. Yenilikçi ve cesur tasarımının meyvelerini gelecek sene de toplayacaktır. Bu sene Hamilton’un basit hataları olmasaydı takımlar şampiyonluğuna bile oynayabilirlerdi. Üzerindeki yükleri atan Hamilton ile birlikte seneye tekrar bu alandaki mücadeleye geri döneceklerdir. (Ayrıca keşke Whitmarsh 2007 sezonunda Mclaren’in başında olsaydı. Şu an çok daha farklı şeyler konuşuyor, çok daha farklı bir F1 izliyor olurduk. Bence kaybeden F1 oldu. Yazık!)

Ferrari: Muhafazakar bir tasarımın ödülü olarak tutucu puanlara mahkum oldular. Bu kadar tutuculuğun başarı getiremeyeceğini sonunda kendilerine itiraf etmek zorunda kaldılar ve seneye yırtıcı bir araçla gelmelerini bekliyorum. Açıkçası Ferrari 2010’da en iyi 2-3. Araçlığa oynuyorken bu sene yeri kesinlikle en iyi 3. araçtı. Massa’ya kızıyor bir çok arkadaş, hatta bende bazen kızıyorum ama, adam ne yapsın? Aracın limitlerinde sürdü ve aracın verdiğini aldı. Her ne kadar Massa’nın daha iyi olmasını beklesek de Ferrari’nin bu sene ki başarısızlığının da es geçilmemesi lazım. Eğer Alonso gibi bir pilota sahip olmasalar Ferrari son senelerdeki en büyük hüsranına uğrayacaktı. Artık seneye kendilerini taraftarlara affettirler umarım.

Mercedes:  Fazla uzatmayacağım. Tam bir hayal kırıklığı! Ey Gümüş Ok! Titre, silkelen ve kendine gel. Bir efsaneye ve bir altın çocuk adayına sahipsin. Biraz daha çaba! Seneye daha yukarılarda olman dileğiyle.

 Lotus-Renault: Mclaren gibi cesur adımlarla yola çıktılar ancak yola çıktıkları adımın sağlamlığını diğer adımlarda göstermediler. Pilot seçimlerindeki tartışmaya açık adımlar, stratejiler vs. derken sene sonunda oldukları yer maalesef 2005-2006 Renault’sunun kemiklerini sızlattı. Kimi ile birlikte daha da güçlenecekleri kesin. Ancak diğer koltukta oturan kişini Petrov olması… Bir YAZIK! da buraya.

 Diğer takımlar içerisinde değinmek istediğim sadece iki takım var. Birincisi Williams. Bu takım nasıl toparlanır, ne yapılır, ne edilir bilmiyorum. Sonuçta ben bunun uzmanı değilim. Ama kısaca durumu şöyle özetliyorum. “ Ü-ZÜ-LÜ-YO-RUM”

 Diğer takımda Lotus gelecek seneki adıyla CATERHAM. Bu takım çok iyi işler yapacak. Henüz ikinci senesinde orta grubu neredeyse yakaladı diyebiliriz. Hem de KERS’siz bir otomobille. Seneye takıma sağlanan teknik takviyelerle çok daha iyi yerlere gelecektir. Şu anda takımdaki tek zayıf halka Trulli. Maalesef İtalyan emektar artık o koltuğa küçük geliyor. Hele Kova’nın mükemmel performansı bu kadar baskın olunca.

 Gelelim en sevdiğim kısıma. Pilotlar:

Sebastian Vettel: Sebastian Fettalaaaaaaaa! Bu çocuk yetenekli. Gerçekten! İnan ki! Ancak bence ne bir Alonso ne de bir Hamilton seviyesinde değil.  Çünkü hiçbir zaman tam anlamda mücadelenin içinde olmadı. Ya mücadeleden çok uzak veya başka araçların mücadele edebileceğinden çok uzak araçlarda yarıştı. Bence gayet güzel iş çıkardı. Ancak bu 2 şampiyonluğa rağmen hala kendini ispat etmesine gerek var mı? Evet. Umarım seneye yakın araçlarla birlikte mücadelesine şahitlik ederiz çifte şampiyonun.

Jenson Button: Bu sene Button başkaydı. Bence kariyerinin en iyi sürüşünü gerçekleştirdi. Sene başındaki stabilliğine ondan görmeye alışık olmadığımız hırçınlığını kattı ve gömlek bedenini büyüttü. Seneye inanıyorum ki bu formunu koruyacaktır. Açıkçası Button’a ancak bu sene şu sözleri söyleyebiliyorum. “Hoş geldin Şampiyon!”

Mark Webber: Bu sene ki form düşüklüğü ile ilgili aklıma kesinlikle tilki sokmuyorum (!) Tamam Vettel’den daha iyi değil. Vettel kadar iyi de değil. Ama Vettel’den bu kadar kötü de değil. Kalkışlardaki sorunları (ki geçen sene böyle bir sorunu yoktu) aklımdaki denizlere karpuz kabuğu düşürdü açıkçası. Kötü niyetli olmak istemiyorum ama Redbull’un yöneticilerinin giderek yükselen kanatları (!) beni kıllandırmıyor da değil hani! Seneye daha cesur ve daha başarılı bir sezon geçirmesi dileğiyle. İyi şanslar  Mr. Second 😀

Fernando Alonso: Evet taraftarım ve bunu saklamıyorum. Bu adamı sevmemin sebebi ona olan taraftarlığım değil. Adamın sürüşünü kalitesi ona olan taraftarlığımın nedeni! Bence şu anda griddeki en iyi pilot. Tarihteki diğer pilotlarla kıyaslamayacağım çünkü böyle bir eşleştirme yapmak çok komplike olur. Ancak yarıştığı dönemlerde gridin en iyi pilotuydu bana göre. Bu sene de öyle. Aracın limitlerinin ötesine de geçmeyi çok iyi biliyor. Massa ile arasındaki farkın sebebi bu. Massa iyi pilot. Alonso  ise fevkaledenin fevkinde 😀 Ferrari’nin Alonso’yu niye bu kadar değerli görmesinin ve kabullenmesinin sebebi, ne ile ne yaptığını görmeleridir. (Yoksa Santander hem Ferrari’ye, hem Mclaren’e –biliyorsunuz onlarında sponsoru- hem de diğer pilotlara “Durun Alonso’yu geçmeyin paraya boğarım sizi.” Dediğini düşünenler var mı hala? Takım patronlarına da en iyi pilotu seçin dendiğinde zarf içinde para gönderdiğini düşünenler var mı hala 😀 Biliyorum, var. Bir YAZIK! da buraya :D) Umarım seneye Ferrari ve Alonso ikilisi Redbull ve Vettel ikilisine meydan okuyabilecek kadar iyi bir birliktelik oluşturabilirler.

Lewis Hamilton: Ben bu çocuğu biraz da Kimi’ye benzetiyorum. Bu sözleri söylediğimde bir çok arkadaş tepki gösteriyor ancak; bu çocukta kalbiyle sürüyor. Ama unutulan şey şu ki kalp ile beyni de kombine halde çalıştırmak gerekiyor. İşin en tuhaf tarafı da etrafındakilerin hala “o kalbi ile yarışıyor!” diye gazlaması. Yahu bu adamın hiç mi gerçek dostu yok. Kimse de “ Yahu Lewis, kalbinle de yarış ama birazcık take it easy be oğlum! Aklını kullan accık” demiyor mu? Bakın bu çocuğu bu gazlar yakacak benden söylemesi. Çok yetenekli bir pilot. Grid’in en iyilerinden biri. Ama hala olgunlaşması gereken yerler olduğu açık. Umarım seneye yanında ona gerçekten “AKIL” veren insanlarla çalışır ve bize gerçek Hamilton’ı gösterir.

Felipe Massa:  İyi bir pilot. Altındaki araç iyiyse. Kötü bir pilot. Altındaki araç kötüyse. Kimse alınmasın ama ben Massa’yı aracın hareketli parçası olarak görüyorum. Yani Massa’dan hiçbir dönemi boyunca ekstra bir şeyler ne bekledim, ne de gördüm. Hatırlayın 2008! Şampiyonluğa  yarışıyor. Yağmurlu Silverstone. Hamilton uçuşta. Massa kuğu gölü balesi. Niye Ferrari yağmur da kötü! İnanmıyorsanız Spa’daki Kimi’ye bakın. Massa aracı neyse o. Araçta şampiyonluk potansiyeli varsa  Massa’da da var. Yoksa… Massa mı? (Bu sırada 2010 Hokenaym’daki olayına hastayım. Bildiğiniz üzere Vettel’den 80 puan gerideydi. Şampiyon olabilmesi için her yarış Vettel ile 10 puan fark açması gerekiyordu. Şimdi Düşünün Vettel-Massa her yarış 10 puan. Tebessüm oluştu değil mi suranız da? Bunu Massa’yı aşağılamak için söylemiyorum. Dikkat çekmek istediğim konu şu. Massa o yarıştan sonra gerçekten çocukça hareketler yapmıştı. Sanki o yarışı kazansa Şampiyonluğa oynayacakmış gibi. Bu onun gibi bir TAKIM OYUNCUSUNA –kendi de dile getiriyor bu sıfatını- hiç yakışmadı. Massa’da aynı Hamilton ve Kimi’ye yaptığım eleştiri gibi kalbinden çok aklını kullanmaya başladığı zaman daha iyi yerlere gelecek, aracını aşacaktır. Aksi takdirde Massa yurttaşı Bari’nin gördüğü kariyeri rüyasında bile göremez…)

Nico Rosberg: Bu çocuğa da altın çocuk adayı dedim. Çok yetenekli olduğu açık. Schumi gibi bir pilota karşı gösterdiği başarı bunun kanıtıdır zaten başlı başına. Ancak bu çocuğu Massa’dan bir gömlek üstün görüyorum sadece. Aracının limitlerine göre yarışıyor o da. Bugüne kadar Rosberg’in vay be şu yarış harikaydı. Bu yarış inanılmaz işler yaptı dediğiniz bir aksiyonu var mı? Benim yok! Sadece Brezilya Sıralamaları’nın ikinci bölümünde attığı mükemmel tur hariç! Başa yarışan bir araçta görmek lazım. O zaman daha sağlıklı yorumlar yapabiliriz. Ama Alonso ve Hamilton kadar var mı? Bence ı ıh!

The Legend: Schumi’nin yeteneğini tartışmak biraz yersiz olur bence. Ben Alonso’yu ondan daha yetenkli buluyorum. Bu ayrı bir mesele. Benim saygı duyduğum O’nun 7 şampiyonluğu’da değil çünkü bu şampiyonluların büyük çoğunluğunu nasıl bir araçla aldığını biliyoruz. 94 sezonuna girmek istemiyorum çünkü Hill ile olan kazası bana göre Schumi’nin JV ile olan kazasından çok daha tartışmaya açık. Benim ona hayranlığımın sebebi kariyerinin başlarındaki mücadeleci ruhu. İnanılabilecek araçlarla inanılmaz işler başarması ve insanların yahu bu adam ne yapıyor diye onun sürüş tarzını incelemesi… Gaz fren kullanımının, virajlarda vücudunu nasıl konumlandırdığının tartışılması… Maalesef geri dönüşü bekleneni uyandırmadı bir çok kesimde. Hatta belki de kariyerindeki en kötü sürüşleri gerçekleştirdi son 2 senede.  Ancak onun daha iyi bir araçla neler yapabileceğini düşünmek bile heyecanlandırmaya yetiyor . Stiline uygun bir araçla, ortalığı kasıp kavuracaktır muhtemelen. Ancak bir şampiyonluk daha mı? Alonso,Hamilton,Button,Vettel ‘in olduğu bir sezonda… Sadece altında Redbull gibi dominant bir araçla bunu yapabileceğini düşünüyorum. Aksi takdirde çooooooooook zor.

  Kusura bakmayın oldukça uzun bir yazı oldu. Suskunluğuma verin. Umarım okurken iyi zaman geçirirsiniz.

 Seneye 6 Şampiyonlu (Hoş geldin Kimi, seni  tekrar F1’de görmek büyük bir zevk, tarihi izliyoruz farkında değiliz:D) mükemmel bir sezon olacak. Umarım araçlar arası farklar çok yakın olurda pilot performanslarının daha önemli olduğu bir sezon izleriz.

 F1’in bir spor olduğunu ve sporda ahlakın vazgeçilmez olduğunu hatırlatıyor (!) ve herkese bu ruha uygun günler diliyorum. Umarım paylaştığımız şeyler sadece fikirlerimiz olur ve amacımız sadece birbirimizi geliştirmek, birbirimizi bilgilendirmek olarak kalır. Herkese iyi günler diliyorum.

Espoir