Kategoriler
Bizden Haberler Formula1 Manşet

TRF1.net ve TurkiyeF1.com Güçlerini Birleştiriyor

15 Mayıs 2006 tarihinde yayın hayatına başlayan TRF1.net, 10. yaş gününde sizlere güzel bir gelişmenin haberini vermekten mutluluk duyuyor. Türkiye’nin Formula 1 ve motorsporları konusunda zirvede olan iki sitesi TRF1.net ve TurkiyeF1.com, Motorsport.com’un Türkiye versiyonu altında güçlerini birleştiriyor.

Yayın hayatına bundan 10 sene önce başlayan ve bu süreçte amansız bir şekilde sizlere en hızlı ve en fazla içeriği sunmayı hedefleyen TRF1.net, bundan sonraki yayın hayatına Motorsport.com bünyesinde profesyonel bir şekilde devam edecek.

Kurulduğu günden bu yana Türkiye’de TurkiyeF1.com ile alanında öncü sitelerden olan ve her zaman en hızlı haber sunma felsefesine sahip olan TRF1.net, imkanları el verdiği ölçüde sürekli gelişmeye ve kendisini yenilemeye çalıştı fakat şu ana kadar içimizdeki amatör ruh hiç bir zaman ölmedi.

Bugün ise Türkiye’deki F1 ve motorsporları tutkunları için yeni bir dönem başlıyor. TRF1.net ve TurkiyeF1.com’un yıllarca özverili bir şekilde sizlere hizmet veren ekipleri Motorsport.com çatısı altında güçlerini birleştirmesiyle deneyimlerini daha profesyonel ve daha güçlü bir şekilde devam ettirecek.

Bundan sonraki süreçte Formula 1 ve Motor Sporları konusunda dünyanın lideri olan Motorsport.com bünyesinde sizlere daha hızlı, daha profesyonel ve daha bol içerikli bir şekilde hizmet sağlayacağız.

Önümüzdeki günlerde geçiş süreci ile alakalı olarak tüm üyelerimizi ve ziyaretçilerimizi bilgilendireceğiz.

Bugüne kadar göstermiş olduğunuz ilgiden, bize vermiş olduğunuz destekten dolayı herkese tek tek teşekkürlerimizi sunuyoruz.

TRF1.net olarak 10. senemizde, dünyanın bu konudaki lider sitesi olan Motorsport.com sitesinin bir parçası olacağımızı duyurmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz.

Abdullah Çelik

 

Kategoriler
Bizden Haberler Manşet

Tüm Ayrıntılarıyla TRF1.net’in Geride Kalan 10 Yılı

Herkese merhaba. 15 Mayıs 2016 tarihi geldiğinde (yarın) TRF1.net olarak 10. yaş günümüzü farklı bir şekilde kutlamaya hazırlanıyoruz. Pazar günkü kutlama mesajı öncesinde geride kalan 10 senede yaşananları, kurulum sürecini, hedeflerimizi, sıkıntılarımızı sizlere en samimi haliyle anlatmak istiyorum. En baştan uyarıyorum; Samimi bir dille yazılmış, en içten duygularımın yazıya döküldüğü uzun bir yazıdır. Okumaya başlamadan önce lütfen okumak istediğinizden emin olun 🙂

Kuruluş ve Alt Yapı

O dönemde üniversite Van 100. Yıl Üniversitesi’nde İngiliz Dili ve Edebiyatı 2. sınıf öğrencisiydim. Yaşam tarzım ve çevresel koşullar nedeniyle üniversite hayatımın büyük bölümünü yurdun internet kafesinde geçiriyordum. İnternet ve bilgisayarla yeni tanıştığım o dönemde çeşitli sitelere girerek interneti keşfetmeye çalışırken aynı zamanda memleket hasretini gidermek için yerel sitelere giriyor, orada sohbetlere katılıyordum.

Siteyi kurma olayı ise o dönemde yayında olan ordu52.com sitesinin sahibi Osman abi’nin sen de bir site kursana demesiyle başladı. Ne yapacağımı bilmemenin yanında nasıl yapılacağına dair en ufak bir bilgim yoktu. Dediğim gibi bilgisayarla tam anlamıyla tanışmam yurdun internet kafesinde olmuştu ve belki de word programını dahi kullanmayı bilmiyordum… Dönemin meşhur programı msn messenger üzerinden yaptığımız sohbetler sonucunda az çok site kurma işlemlerini öğrenmeye başlamıştım. Ne yapsam ne etsem derken, ilgilendiğim alan olan Formula 1 ve motor sporları üzerine bir site açmak aklıma geldi. Yerli sitelere pek bakınmıyordum, aslında o dönemde internet üzerinden F1 takibi yapmıyordum. Sadece televizyon üzerinden takip ediyordum.

Ne sitesi kuracağıma karar verdikten sonra ilk olarak o dönemde öncelikle kopyala – yapıştır şeklinde bir şeyler yapmaya (içerik olarak değil, sistem açısından) çalışıyordum. Aynı zamanda çocukça düşüncelere de sahip olduğumu şimdi anlıyorum. Ya da aşırı hayalperest… O dönemde F1.com’un iletişim adresinden o sitenin Türkçe versiyonunu yapmak istediğime dair mesaj attığımı hatırlıyorum. İlk çalışma ücretsiz bir forum servisini kullanarak forum açmak olmuştu. Bir şekilde tek tük arkadaş edinmeye başlamıştım. O arkadaşların da desteğiyle işi daha da ciddileştirme kararı aldık ve 15 Mayıs 2006 itibariyle, daha önceden satın almış olduğum www.trf1.net ismiyle siteyi kurduk. O dönemde eski ücretsiz forumu bırakıp tamamen kontrolün bizde olacağı yeni bir forum açtık. Forum sayfasını canlandırmak daha kolay olmuştu çünkü o dönemde gerçekten bu işe gönül veren, sitenin kuruluşunda aktif olarak rol alan ve boşta olan öğrenci arkadaşlar vardı.

Ancak forum sayfasının yanında bir de ana sayfa açacaktık ve çok geçmeden onu da yaptık. Yanlış hatırlamıyorsam mayıs ayının sonuna doğru ya da haziran ayının başında artık kendi haberlerimizi yapıyorduk. Teknolojik açıdan çok gerideydik. HTML sayfası üzerinden çalışıyorduk ve çevirdiğimiz her haberi frontpage denilen editorde hazırlayıp FTP’ye yükleyerek haber girişi yapıyorduk. Her şey manueldi ve sürdürmesi gerçekten zordu.

İlk görünüm

2006

(Bu siteye ilk girildiğinde nereye geldiğinizi gösteren bir ses sizi karşılıyordu 🙂 Görmek için tıklayın)

İlk günümüzden itibaren Türkiye’de F1 haberciliğine yeni bir soluk getirmiştik. O dönemde illa ki hatalarımız falan oluyordu ancak ilk günden itibaren bir heyecanla siteye haber eklemeye devam ediyorduk. Ve bu işe giriştikten sonra o dönemde önümüzde olan bir çok site olduğunu gördük. Üzücü olan şeyse çok fazla emek vermemize rağmen henüz bilinmiyorduk. Bilinen siteler ise günde maksimum 3-4 haber giriyor ve çoğu bir önceki günden haberler oluyordu…

İlk aylar bu şekilde devam ederken yavaş yavaş fark edilmeye başlamıştık. Bizi tanıyan arkadaşlar da diğer sitelerde bizim linkimizi paylaştıkça bundan mutluluk duyuyorduk.

Kuruluşumuzdan itibaren sürekli olarak yukarı yönde bir ivme oldu ve özellikle patlamayı 2007’ye doğru yaptık. Artık çok daha ciddi sayıda kullanıcılar sitemizi ziyaret etmeye, bizi tanımaya ve tercih etmeye başlamışlardı.

Biz de işin daha kolay yollarının olduğunu öğrendik. O dönemde manuel olarak siteyi güncelleme sıkıntılarının karşısında aslında otomatik sistemlerin olduğunu öğrendik. Vivvo adı verilen bizim için mucizevi olan sistemle tanıştık.

Yanlış hatırlamıyorsam 1 Ocak 2007 itibariyle artık yeni otomatik sisteme geçiş yapmıştık. Geride kalan süreçte ise yaklaşık 1000 haber eklemiştik ve hepsi manuel sistemle çöpe gitmişti…

Ancak yeni sistem bizim için, özellikle de benim için tam anlamıyla bir rahatlama oldu. Artık haberi çeviren arkadaşlarım direkt olarak site paneli üzerinden bu işlemi yapabiliyorlardı ve artık forum dışında site ana sayfası üzerinde de ziyaretçilerimiz yorum yapabiliyordu. Bu sayede artık yeni yeni arkadaşlarla tanışmaya başladık. Forum sayfalarımızda zaten oldukça güzel muhabbetler dönüyordu ve oldukça aktifti ancak ana sayfa için aynısı söz konusu değildi. Ana sayfada da yorum sistemi geldikten sonra 3-5 derken orada da oldukça büyük bir kitle oluştu.

TRF1 Gelişim Grafiği

trf1-istatistik

Günler ilerledikçe ana sayfa ve forum şeklinde ikilikler oluşmaya başladı. Forum sayfasında başlayan sıcak ortamı ana sayfaya taşımakta zorlandık. İki tarafın kullanıcıları genel olarak iki farklı taraf oldular. Ana sayfadaki yorumlar gün geçtikçe ilerlerken forum sayfası, özellikle sosyal paylaşım sitelerinin artmasıyla birlikte ölmeye başladı. 2010 sonrasında da tamamen öldü diyebilirim. Ana sayfada ise durum daha farklı oldu. Direkt dostluktan ziyade yaşanan olaylar, tutulan taraflara göre yorumlar geliyordu. Yer yer atışma, laf sokma, sidik yarışı gibi etkinlikler olsa da ilk günden beri sizlere anlık olarak düşüncenizi ifade etme fırsatı sağlamamız büyük ölçüde takdir gördü.

Yeni otomatik sistem bizim için dönüm noktası olmuştu ve artık daha hızlı haberler girip daha fazla kişi çekiyorduk. Ve o sistemi o dönemde almak için 8-9 arkadaşın 50’şer TL verdiğini ve o sayede lisanslı kullandığımızı belirtmem lazım. Şu anda tek tek isimleri bir araya getirmekte zorlansam da hepsinden Allah razı olsun diyorum. Site ilerledikçe yeni sıkıntılar beraberinde geldi. Ziyaret sayısı arttıkça kullandığımız hostinglerde sorun yaşamaya başladık. Kullandığımız kaynaklar çok küçüktü ve en ufak bir ziyaretçi artışında site kapanıyordu… Bu işi yaptığımız sürece, özellikle ilk dönemde çok büyük sıkıntılar yaşadık. Kullandığımız hazır sistemler her zaman çok fazla kaynak tüketiyor oldu ve ziyaretçi girişinin patladığı yarış sonraları ya da önemli haberlerde bir süre sonra site kullanılmaz hale geliyor, server kilitleniyordu… Hostingden VPS’ye, zayıf VPS’den daha güçlü VPS’ye şeklinde sürekli bir yükseliş oldu. Her bir yükselişin de bir bedeli vardı tabi ki…

En sonunda direkt olarak kendimize ait server kullanmaya başladıktan sonra her şey daha rahat olmaya başladı. Özellikle son 2-3 sene kafam eskiye göre daha rahat bir şekilde çalışmaları yürütebildim çünkü artık eskisi gibi server patlamıyordu. Ciddi paralar ödüyorduk her ay ancak yine de kafamız rahatlamıştı. Sizin için de aynısının olduğunu söyleyebilirim. Tam muhabbetin ortasında artık site patlamıyordu… Son senelerde bize sundukları destekten dolayı TTNETDC ekibine özel bir teşekkür.

Vivvo sisteminin çöküşe geçmesi ve artık destek vermemesinin ardından yeni arayışlar içerisine girdik. Uzun kıyaslamalar sonucunda bizim için en mantıklı sistemin wordpress olduğuna kanaat getirdik. Kanaat getirmesine getirdik ancak bu sisteme nasıl geçiş yapacaktık? Veritabanımızda çok ciddi haber ve yorum kaydı vardı ve bunları yeni bir veritabanına taşımak için çok ciddi paralar istiyorlardı. Ve bunu kendi başına yapmak neredeyse imkansızdı… Ancak imkansız olan o şeyi, aylarca okuma ve farklı farklı kaynaklardan yaptığım derlemelerle minimum kayıpla kendi başıma taşımayı başardım. Site tarihimizdeki en önemli şeylerden birisinin kesinlikle bu taşıma işlemi olduğunu düşünüyorum. Aslında sitenin kuruluşundan beri deneme yanılma yoluyla yaptığım işlemleri burada da sürdürmüş oldum.

WordPress dönemi bizim gözümüzün açıldığı dönem oldu diyebilirim. Kod bilmeden önümüze gelen tema ve eklenti çeşitliliğini en verimli şekilde kullanmaya çalıştık. En faydalı olacağını düşündüğümüz temayı ilk günden beri minimum düzenlemelerle devam ettirerek bugüne kadar getirdik…

Neler Yaptık?

Türkiye’ye Formula 1 ve motor sporları haberleri, içeriği konusunda yeni bir vizyon kazandırdığımızı çok açık yüreklilikle dile getirebilirim. Biz bu işe başladığımızda 5-6 tane site vardı diye hatırlıyorum ancak biz başladıktan sonra yavaş yavaş bunlardan birisi hariç hepsi kayboldu gitti. Evet, hem hızlıydık ve hem de çok fazla içerik giriyorduk. Çok aktif bir ziyaretçi grubumuz vardı. Öyle olunca kendini yenilemeyi başaran TurkiyeF1 dışında diğer tüm siteler tarihe karışmış oldular. Bu sayede hem kendi yaptıklarımız, hem de dolaylı olarak diğer sitenin kendisini geliştirmesiyle kim ne tarafı takip ederse etsin bir şekilde Türkiye’deki F1 taraftarları için yeni bir dönem başlatmış olduk.

Girdiğimiz haberler dışında aynı zamanda hazırladığımız özel içerikler ve teknik analizlerle de herkese büyük katkı sağladığımıza inanıyorum. Eskiden F1 Racing dergisi çok özeldi ancak internet medyası ile aslında o dergilerde yer alan içerikleri daha kısa sürede okuyuculara ulaştırdığımızı düşünüyorum.

Sitedeki haberleri en hızlı şekilde yayınlama mücadelemizin yanında yapılan yorumların büyük çoğunluğuna anlık olarak yayınlanma fırsatı vermemiz sizlerin anlık olarak muhabbetlerinizi sürdürmenizi sağladı. Bunun dışında Sizin Köşeniz adı altında bir bölüm açarak, yazılarını sitede yayınlamak isteyen herkese kapılarımızı açmış olduk.

Habercilik dışında aslında amatör ruhumuza rağmen çok güzel şeylere de imza attık. İlk kurulduğumuz yıllarda ülkemizde yeni gelişmekte olan internette RadioF1 adında yayınlar yaparak hoş zamanlar geçirirken, TRF1 Karting Ligi adı altında iki sene düzenli bir şekilde karting yarışları düzenledik. Özellikle ilk 3-4 sene içerisinde bir çok buluşma gerçekleştirdik. Bir dönem ulusal yarışlara muhabir olarak katıldık ve TRT’nin F1 yarışlarını yayınladığı dönemde bir çok kez F1 Kulübü programına seyirci ve yorumcu olarak katıldık. F1’in ülkemizdeki son yıllarında ise yarışlara basın mensubu olarak katılmayı başardık. WRC ve ERC’nin Türkiye ayaklarına aynı şekilde girdiğimizi de unutmamak lazım…

Bunlar dışında bir de testler var… Özellikle son senelerde yaptığımız canlı anlatımlarla testlerde yaşananları en kısa sürede sizlere aktarmaya çalıştık. Okuması kolay olsa da takip edip o kadar uzun süre sizlere bu işi layıkıyla yerine getirmek bir o kadar zor oldu gerçekten…

Hedeflerimiz Neydi?

Ben siteyi kurarken bir hedefim yoktu açıkçası ancak sonrasında kendiliğinden bir hedef ortaya çıktı: Türkiye’nin En Güncel ve En Hızlı F1 sitesi olmak…

Geride kalan 10 sene içerisinde bunu başardığımıza inanıyorum. 10 senedir düzenli bir şekilde bu işi yaparken öyle tek kaynaktan alıp siteye eklemedik. Gün içerisinde en az 5-6 kaynak tarayarak bulduğumuz içeriklerin hepsini, elimizden geldiği kadar çok sayıda ve en hızlı sürede siteye eklemeye çalıştık. Belki doğru yaptık, belki yanlış ancak gerçekten bu uzun sürede çok büyük çaba sergiledik.

Özellikle son senelerde, yarış hafta sonundaki günlük haber sayımızın 50’nin üzerine çıktığı bir çok zaman oldu ancak geriye dönüp baktığımızda övünebileceğimiz en önemli nokta hızımızın yanında istikrar olmalı. İlk günden beri günde ortalama 15 içerik girme istatistiğine sahibiz. Son yıllarda ise bu rakam 20 içeriğin üstüne çıktı. Bu konuda özellikle Kemal Şengül takdiri hak ediyor.

Gurur Tablomuz:

trf1-haber-istatistik

Sitenin kurulduğu ilk günden beri yaşadığımız bazı şeylerle dönem dönem arkadaşlarıma şunu söylemişimdir: İlahi bir güç bize yardımcı oluyor. Gerçekten ben hep buna inandım. Sitenin kurulduğu günden bu yana askerlik dönemim harici % 99 hep buradaydım diyebilirim. Ancak şu ana kadar her kim siteden ayrıldıysa çok geçmeden yerine hep birisi geldi ve gidenin yeri tamamlanmış oldu. Ancak içerisinde bulunduğumuz dönemlerde 3 kişi çalışıyorsak, birisinin olmadığı dönemde bir diğeri oldu. Onun bir işi çıktığında diğeri müsait oldu. Gerçekten şu anda bunu yazıya dökmek zor olsa da kısa ya da uzun vadeli dönemlerde hep olmayanın yerine bir arkadaşım bir şekilde görevi devraldı. Çok şükür diyelim.

Sıkıntılar ve Zorluklar

🙂 Bu başlık altında yazacaklarımı az çok tahmin edebilirsiniz diye düşünüyorum. Özellikle de siteyi uzun zamandır takip eden arkadaşlarım…

Her zaman dile getirdim yine getiriyorum. Bu işi bu noktaya ben dahil elini taşın altına koyan tüm arkadaşlarımın özverisi, çabası ve kendinden bir şeylerini vermesiyle getirdik. 10 senedir bu işi yapıyorum. Şu ana kadar bana maddi olarak getirilerini yaptığım harcamalarla kıyaslarsam büyük ihtimalle alacaklı çıkarım 🙂 Hep bu işten büyük paralar kazandığımızı hayal eden, bu yüzden bizi çalışmak zorunda olarak gören kişiler oldu ancak durum ne yazık ki o kadar güllük gülistanlık değildi.

Öğrenciyken durum daha kolaydı. Doğru dürüst bir sorumluluğumuz yoktu ve daha kolay vakit ayırabiliyorduk. Ancak yaş ilerleyince ve iş hayatına atılınca durum zorlaşmaya başladı. Aslında yaptığım iş gereği siteye vakit ayırmam nispeten daha kolay ancak 10 sene boyunca düzenli bir şekilde bunu yapıp karşılığında bir şey almamak çoğu zaman bu işten vazgeçme düşüncelerine sebep oldu. Ancak bir şekilde bu 10 seneyi kazasız belasız tamamlamayı başardık çok şükür.

İş ve maddiyat dışında en büyük sıkıntı aile. Dışarıdan bakıldığında kolay görünebilir ancak gerçekten son 4-5 senedir öyle olmadı. Normal bir günde haberleri bir şekilde girmek daha rahat oluyor ancak yarış hafta sonu durum ciddi ölçüde değişiyor. Ve son yıllarda sürekli olarak takvimdeki yarış sayısının artması (Bir çok kez takvim haberleri altında hayıflandığımı görmüşsünüzdür), yaptığımız işin çok daha büyük sıkıntı haline gelmesine sebep oldu. Teknoloji çağındayız ve sizlerin haberleri takip etmesi artık çok daha kolay. Telefonunuz üzerinden nereye gitseniz haberleri okuma, hatta yarışı dahi izleme şansınız var. Bizim için ne yazık ki öyle olmuyor… Şanslıysanız, o an yardımcı olacak birisi varsa belki bir seansta kaçamak yapabiliyorsunuz ancak peki ya diğerinde? Cuma antrenmanları, cumartesi antrenman ve sıralama seansı, pazar yarış… Öncesinde hiç bir haber yapmasanız bile bu seansları takip edip sonrasında çıkan haberleri yapalım deseniz en az 3-4 saatiniz gidiyor ve gün bitiyor… Ve tüm bunlar insanın ailesiyle birlikte vakit geçirmek istediği, pikniğe, gezmeye, denize vs etkinlik yapmak istediği yaz döneme denk geliyor. Sadece yarışı izlemek isteyenler dahi o gün o saati kapatmak için sevgilisine, ailesine, arkadaşlarına bir bahane uydurmak zorunda oluyor. Biz neredeyse tüm günü evde geçirmek zorunda kalıyoruz. Hadi bu hafta sonu kaldık bir şekilde, en azından bir sonraki haftayı kendimize ayıralım diyoruz ancak hoppp…  ertesi hafta da yarış varmış… Neyse ki bu seneye kadar bir şekilde hallettik. Kendi adıma son 5 senedir hayatımda olan eşime buradan sizlerin önünde bir kez daha teşekkür ediyorum. O istemeseydi, o müsaade etmeseydi TRF1 efsanesi çoktan bitmiş olurdu…

Başarısızlıklar

Olumlu görmek istersek geriye baktığımızda çok şey söyleyebilirim ancak ne yazık ki başarısız olduğumuz şeyler de olmadı değil. Aslında bunların bir çoğu maddiyattan kaynaklansa da amatörlükten de kaynaklanan şeyler oldu.

Özellikle teknolojiyi takip anlamında gerçekten zorlandık. Bu kadar büyük bir site ve çok isteğimiz olduğu için bu süreçte belki kendimize özel bir yazılımla daha güzel şeyler başarabilirdik ancak bunu yapamadık. Mevcut hazır sistemler dahilinde bir şeyler yapmaya çalıştık.

Son senelerde mobil artık ön plana çıkmışken bu konuda gerekli atılımları bir türlü yapamadık. Evet, yapamadık çünkü gerekli finansmana sahip değildik, olamadık hiç bir zaman. Bir çok kez mobil uygulama yaptırmaya kalkıştım ancak finansal açıdan durum el vermediği için ne yazık ki bunları başaramadık.

Sosyal medya üzerine de yeteri kadar aktif olamadık. Çok kısıtlı bir ekibe sahip olduğumuz ve gönüllülük esasına dayanan bir düzenimiz olduğu için hep bir şeyler eksik kaldı. Haberleri çok hızlı ve bol şekilde yapıp sizlere sunsak da sosyal medya hesaplarımız hep siteden otomatik bir şekilde oraya giden haberler ve fotoğraflarla ilerledi. Daha özel çalışmalar yapmayı başaramadık…

Toplantılar yapamadık… Sitenin ilk yılları bu konuda altın dönemini geçirdi diyebilirim. İlk kuruluştaki kemik kadro, sürekli olarak karting organizasyonlu ya da karting olmadan bir çok toplantı gerçekleştiriyordu. Yarışlara birlikte gidiyor ve hatta aynı evde kalarak online dostluğumuzu pekiştiriyorduk. Ancak ne yazık ki o kemik kadro ilerleyen süreçte siteden tek tek kopunca, o toplantılar da sona ermiş oldu.

Site olarak 2010’dan beri bir toplantı yaptığımızı hatırlamıyorum. İlk senelerimize baktığımda bu gerçekten çok uzun bir süre. Bu tür toplantılara daha çok yöneticiler ön ayak oluyor ancak benim İstanbul’da olmamam, İstanbul’da olan arkadaşlarımızın da iş güç aileden fırsat bulamaması nedeniyle bu tür organizasyonlar ne yazık ki olmadı. Kısmet böyleymiş diyelim 🙂 Yaklaşık 6-7 sene sonra ilk defa iki hafta önce İstanbul’a geldiğimde bir kaç arkadaşla tekrar görüşüp birlikte vakit geçirince, aslında bu toplantıların ne kadar güzel olduğunu hatırlamış oldum. Tabi burada yönetici arkadaşların yanında sürekli olarak sitede olan, yorumlarla muhabbetlerini sürdüren arkadaşlar da kendilerini sorgulayabilirler. Ne yazık ki kimse elini taşın altına koymadı, koyamadı…

Pazarlama… Evet, çok güzel bir site oluşturduk ve onu büyüttük. Alanında lider sitelerden oldu ancak hiç bir zaman onu gerçek manasıyla pazarlayabildiğimizi düşünmüyorum. Hem daha fazla kişiye ulaşma, hem de yapılan işin karşılığını maddi olarak görebileceğimiz sponsorlar bulma açısından… Gönül isterdi ki büyük firmalar bize destek versin, aldıklarımızla siteyi büyütelim ve katkıda bulunan arkadaşlara bir şekilde maddi destek verelim… Ne yazık ki bunu başaramadık…

Bunun dışında sitenin yönetiminde, yorumların kontrolünde ve haberlerin çevirisinde her zaman mükemmel iş çıkaramadığımızı biliyoruz. Ancak şuna emin olun fark ettiğimiz ya da etmediğimiz hatalarımızda ya da eksiklerimizde hiç bir şey kasıtlı değildi. Her zaman herkese karşı tarafsız olmaya çalışıp en doğruyu yapmaya çalıştık ancak insanız, illa ki hatalarımız ve eksiklerimiz olmuştur.

Sitenin Benim İçin Anlamı

Her zaman hangi takımın ya da pilotun taraftarı olduğumuza dair yorumlar görüyoruz. Özellikle ilk senelerin ardından şunu anladım ki aslında ben uzun zamandan beri F1’i F1 olduğu için takip ediyorum ve artık TRF1.net taraftarı oldum.

Burası benim için sanal değil, hayatımın ta kendisi oldu. İlk günden beri ailemden, eşimden, dostumdan, arkadaşlarımdan bir şeyler fedakarlık yaparak bugünlere getirdim ve aynı şekilde katkı sağlayan arkadaşlarım da benzer durumlarda oldular.

Düşünün ki arabasına bir çizik olunca hayatı kararan insanlar var. Burası da 10 senedir benim için benzer konuma sahip. Bu 10 senelik süreçte en iyi şekilde siteyi büyütmeye çalışırken en ufak bir sıkıntısında yemeden içmeden kesildiğim bir çok zaman olmuştur. Yeri geldi server patladı, yeri geldi hacklendik, yeri geldi sistemde sorun oldu… Her bir olay benim için tam bir kabus oldu.

Buraya haber girmek için gece saat kurup kalkmak… telefondan ya da bilgisayardan sürekli takibini yapmak… Hatta laptop ile akraba olmak… Gittiğin bir çok yere, restorana ya da kafeye laptopunu yanında götürüp orada da haber girmek… Yolda yürürken mesajlaşan insanlara inat, aynı şekilde telefon üzerinden haber girmeye çalışmak… (En son örneği dünkü 2. antrenman haberi)… Okulda teneffüs aralarında girmeye çalıştığım haberler…

Sitenin kuruluş döneminde internet kafelere ödediğim binlerce lirayı da unutmamak lazım. İnsanlar ailesinden gelen harçlıkları farklı yerlerde kullanırken ben de yine buranın temellerini atmak için kullanıyordum 🙂 Okul ile yurt arası sadece 5 dakika uzaklıktaydı. (Van 100. Yıl Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi – Melikşah Yurdu) Yukarıda bir yerde bahsetmiştim hayatımın büyük bölümü internet kafede geçiyordu. 2. sınıftayken baktım çok para gidiyor… Kafeci Ferhat abi ile bir anlaşma yaptık ve günlük 5 TL veriyordum. Artık rahattım. Oturmak için sıra beklemiyordum. 5 TL verip bir masaya oturuyordum ve tüm gün o masa genelde bana ait oluyordu. Gezeceksem geziyordum, arada derse gidip geliyordum, yemeğe çıkıyordum ama döndüğümde masam hazır oluyordu. O dönemde Avustralya GP’ler gece olduğu için gece kaçak yollardan internette kaldığımı falan da belirtmem lazım 🙂 Yaz tatillerinde ise benzer internet kafe macerasını 1-2 sene memlekette yaşadığımı da belirtmem lazım. Sonrasında sağ olsun babam baktı durduramıyor, eve bilgisayar aldık. Aldık ancak bir çok kez benim aşırı kullanmam sebebiyle kavga gürültümüz eksik olmadı. Adam haklıydı… Belki bu yüzden üniversite sonrası öğretmen olarak 2 sene geç atandım. Allahtan 2009 sonunda askere gittim de 6 ay orada çalışarak döndüğümde öğretmen olarak atanabildim 🙂

Burada beni ilgilendiren bölümünü anlattım ama emin olun burada hala olan ya da olmayan her arkadaşımın, benzer hikayeleri vardır. Hepimiz büyük emeklerle, fedakarlıklarla burayı bu hale getirdik. Bizim için dönüm noktası olacak 10. sene öncesinde yaşananları tam olarak olmasa da dile getirebildiğim kadar anlatmak istedim.

Önceki Kutlama Mesajları

*********

Bu yazıyı uzun zamandır yazmak istesem de bir türlü zaman bulup da yazamadım. Bugüne nasip oldu. Bu kadar yazdım ancak eminim ki bir o kadar da yazmayı unuttum. Aslında yazmayı değil, yaşananları unuttum ya da yazarken hatırlayamadım. Dile kolay… 1 değil, 2 değil tam tamına 10 seneyi geride bırakıyoruz.

İlk günlerimizde 1 ay, 2 ay şeklinde kutlamalar yapıp mutlu oluyorduk yönetici arkadaşlar arasında… Sonrasında bir seneyi tamamladık çok büyük bir iş başardığımızı düşündük… 2,3,4,5….. derken 10 seneyi deviriyoruz.

Çocuktuk, büyüdük… Ergendik, yetiştik… Öğrenciydik, iş güç sahibi olduk… Bir çok şey değişti ancak TRF1.net kurulduğu ilk günden beri görüntü olarak değişse de 10 sene boyunca hep aynı şekilde ilerlemesini sürdürdü.

Sitenin geride kalan 10 senesinde az çok katkıda bulunan ve sitenin bugünlere gelmesini sağlayan herkese -içerik ekleyen ve kendilerinden çooooook şey katan editör arkadaşlarıma ve ailelerine, özellikle sitenin kuruluş döneminde forumdaki güzel ortamın oluşmasını sağlayan tüm arkadaşlarıma, uzun ya da kısa süredir yorumlarla buraları şenlendiren yorumcu arkadaşlarıma, yorum falan yapmasa da sürekli olarak burayı takip ettiklerinden emin olduğum binlerce ziyaretçilerimize – çok teşekkür ediyor ve saygılarımı sunuyorum. Burada isim vermek istedim ancak bir ismi dahi olur da unutursam ayıp olacağına inandığım için bu işe girişemedim. Çok çok çooook teşekkürler.

Yarın 15 Mayıs ve sitenin 10. yaş günü. Kutlama mesajını oraya saklıyorum. Sitenin geride kalan 10 senesini bu şekilde özetlemeye çalıştım. Her şeyi yazamadım belki ancak kısa özeti bu şekilde…

Geleceğine dair planlarımızı ise yarınki mesajda paylaşacağım…

Kategoriler
Manşet Özel İçerik Teknik

Teknik: F1 Motorlarında TJI Teknolojisi

Formula 1’in hibrid turbo motorlarının yanma odalarında önemli teknolojik yenilikler kullanılıyor ve son zamanlarda kullanıldığı ortaya çıkan teknoloji sanıldığının aksine buji kullanmadan ateşleme sağlayan HCCI sistemi değil Turbulent Jet Ignition (TJI-Girdaplı Jet Ateşleme) adını taşıyor. Bu sistem HCCI ile aynı amacı güdüyor ancak birbirinden farklı iki teknolojiye sahip.

Mahle’nin geliştirdiği TJI sistemi yakıt enjektörü ve bujinin içinde bulunduğu küçük bir ön odadan oluşuyor. Püskürtme pistonun üst ölü noktaya ulaşmasından 60 derece önce yapılıyor. Yakıt enerjisinin yüzde 97’si ana yanma odasına yönlenirken kalan yüzde 3’lük kısım ise bu küçük ön odada kalıyor. Ön oda ve ana yanma odası arasındaki çıkış ağzı bir seri küçük delikten oluşuyor ve karışımı ana yanma odasına bir seri yüksek basınçlı jetler halinde gönderiyor. Ateşleme ise ön odada pistonun üst ölü noktasından 22 derece önce yapılıyor ve ateşlenen kütle ana yanma odasına üst ölü noktadan 12 ile 5 derece arasında ulaşıyor. Bu da ana yanma odasındaki yakıtı ateşliyor.

Bu sistem HCCI sistemi ile benzerlikler gösteriyor ancak şu an sadece ön odadaki yakıt oranı görece zengin olmak zorunda ancak bu çok daha zayıf olduğu için kontrollü bir yanma sağlanabiliyor ve bu sarsıntı ve patlama sınırlarının ileriye taşınabilmesi demek bu da güvenle daha fazla güç üretilebilmesi anlamına geliyor.

Next-generation Ultra-Lean Burn Powertrain

Mahle’nin TJI sisteminin 2015 Kanada’dan itibaren Ferrari motorunda olduğunu doğrulayabilmiştik. Şu an teknoloji hakkında daha çok detay ve kullanım ortaya çıkmış durumda.

  • Mercedes bu teknolojiyi 2014’teki ilk turbo-hibrid motorunda kullanmış.
  • Bu teknoloji üzerinde prensipte çalışmış bir mühendis takımının (muhtemelen Cosworth) bir kısmı daha sonra Mercedes’e geçerken bir kısmı da Mahle’ye katılmış.
  • Renault bu teknolojiyi Kanada GP’sinde kullanmaya başlayacak ve bunun mevcut motora ilave 30 beygir kazandıracağı söyleniyor.

Mahle’nin yukarıdaki çizimleri teknolojinin yol araçlarında uygulanması üzerine. F1 kurallarında sadece tek bir enjektöre izin veriliyor ve prensibi uygulamadaki anahtar nokta bu sınırlama ile ön yanma odasını sadece ateşleme bujisi ile oluşturmanın gerektiği. Çizimde ayrı bir orada ayrı ayrı bulunuyorlar.

F1 uygulamasında enjektör yakıt hava karışımını ana yanma odasına püskürtüyor. Turbo’nun oluşturduğu basıncın yaklaşık yüzde üçü basınç altında küçük yarıklardan mini odaya gönderiliyor. Bu transferi doğru karışımla yapmak ve küçük ön odadaki karışımı doğru ayarlamak bu projenin asıl zorlu yanı. Yakıtın daha iyi karışması yanabilirliği artırıyor ancak bu prensibin yararlarının önemli olanı değil. Bu basınç sıcaklığını doğru miktarda tutabilmek ve vuruntuyu önlemek adına sınırlandırılmış durumda.

Buji mini odadaki karışımı ateşleyince ve alev jetleri ince hesaplanmış deliklerden ana odaya ilerleyince sistemin asıl faydası ortaya çıkıyor. Yanma odasında aynı anda birkaç noktada oluşan patlama geleneksel motora göre daha düzenli ve hızlı bir yanma sağlıyor. Bu da piston üzerinde daha fazla basınç oluşturuyor ve yine aynı düzenli yanma vuruntuyu da önlüyor.

Temel olarak TJI vuruntu sınırını yukarıya taşıyıp daha büyük bir patlama elde edebilmenizi sağlıyor, bu da çok daha iyi yakıt verimliliği ve daha fazla güç ve istendiğinde daha iyi yakıt ekonomisi yapılabilmesini sağlıyor.

Kategoriler
Manşet Özel İçerik

Takas Olur: Sezon Ortasında Değiştirilen Pilotlar

Red Bull bu hafta Max Verstappen ve Daniil Kvyat’ın İspanya GP’sinden itibaren yer değiştireceklerini açıklamasıyla bir miktar heyecan yarattı. Ancak bu pilotların sezon içinde takım değiştirdikleri ilk durum değil.

Geçmişe bakalım ve yakın zamanda bunu yapan en ünlü örneklerden bazılarını inceleyelim.

 

Giancarlo Fisichella – 2009’da Force India’dan Ferrari’ye

image1.img.2048.medium

Fisichella’nın Formula 1 kariyeri sallantıyla başladı ve benzer ama çok daha iyimser bir sallantıyla bitti. 1996’da Minardi ile sezonun ve kendisinin ilk yarışına çıkan İtalyan daha ikinci yarışında koltuğunu Tarso Marques’e kaptırdı. Dördüncü yarışta koltuğunu tekrar elde eden Fisichella bu kez 10. yarışa kadar sürebildi. 11. Yarışta itibaren ise bir sonraki sezon Jordan’da yarışmak üzere koltuğunu Giovanni Lavaggi’ye kaptırdı.

Bundan sonraki 12 uzun sezonda altı kez takım değiştirdikten sonra 2009’da kariyerini Jordan’ın yükselen takipçisi Force India’da devam ettirmeye karar vermişti. Sezonun 10. yarışı Macaristan’da Ferrari pilotu Felipe Massa ağır şekilde yaralanmış ve boşalan koltuğu Luca Badoer’in doldurması istendi. Badoer bu iki yarışta da bitirenlerin sonuncusu olunca Ferrari daha iyi bir pilota güvenmesi gerektiğinin farkına vardı ve bir önceki yarış Belçika’da Force India ile polün sahibi olup yarışı Ferrari pilotu Kimi Raikkonen’in hemen arkasında bitiren Fisichella uzun uğraşlar sonrasında Ferrari’ye katıldı. Fisichella sezon sonuna kadar Ferrari’de kalarak Formula 1 kariyerini tamamladı.

 

Jarno Trulli – 2004’te Renault’dan Toyota’ya , and 1997’de Minardi’den Prost’a

t

Trulli’nin ilk sezon ortası değişimi spordaki ilk sezonunda geldi. İtalyan pilot Minardi’de ikinci koltuğa seçilmişti ve ilk altı yarışta o kadar etkileyici olabilmişti ki Prost’un pilotu Olivier Panis Kanada’daki ağır kazasında ayaklarını kırdığında Trulli takımın seçtiği kişi olmuştu. Trulli bu fırsatı değerlendirdi ve ilk altıya puan verilen dönemde takımla üçüncü yarışında puanlar aldı, Avusturya’da motoru iflas etmeden önce lider gitti.

2004’te Trulli artık deneyim kazanmıştı ve yedi sezon ve 100 yarıştan fazla Formula 1 tecrübesi vardı. Yıla 2002’de katıldığı Renault ile başladı, parlak bir ilk bölüm geçirdi ve Monako’da ilk zaferini elde etti. Fransa GP’sinin son turunda podyum için savunma yaptıktan sonra takım içerisindeki ilişkiler gerilmeye başladı. Aynı ay İtalyan pilot sezonun sonunda başka bir takıma katılacağını açıkladı. Gideceği yer aslında açıktı: Toyota. Renault ve Trulli sezon bitiminden üç yarış önce ayrıldılar ve Trulli yeni ekibi ile erken buluşmadan önce bir yarış kaybetti. Trulli sezonun son iki yarışında 11. ve 12. sırada yer aldı ve Renault’daki eski takım arkadaşı Fernando Alonso’nun şampiyon olduğu bir sonraki sezon, sonuçları gelişme gösterdi.

 

Heinz-Harald Frentzen ve Jean Alesi – Jordan ve Prost, 2001

r

Bu Verstappen ve Kvyat’ınki gibi doğrudan değişim olmasa da Jean Alesi ve Heinz-Harald Frentzen birbiriyle doğrudan yer değiştiren pilotlar listemizdeki tek diğer örnek.

Bu değişimi istemeden tetikleyen Frentzen’di. Alman pilot 17 yarışın 12.’sinde, kendi evindeki yarıştan önce Jordan’dan atılmıştı. Takım ilk olarak Ricardo Zonta ile anlaşmıştı, ancak daha sonraları bunun Alesi için bir hareket olduğu ortaya çıkmıştı. Bir yarış sonra, Macaristan’da Prost Fransız pilotla sözleşmesini bırakmayı kabul etti ve Alesi 1989’da F3000’de şampiyon olduğu takımına dönebildi. Sürücüsüz kalan Prost ise artık işsiz olan Frentzen’e yöneldi.

Alesi için bu sezon spordaki son bölümüydü, ancak Frentzen eldivenlerini çıkarmadan önce iki yarış daha yarışabildi.

 

Mika Salo – BAR’dan Ferrari’ye, 1999

e

Salo’nun 1999’da yarışmayacaktı. Sezonu ise iki takımda yarışmış ve spordaki iki podyumunu alarak tarihteki önemli pilotların arasında olabileceğini göstererek tamamlamıştı.

Bu değişim BAR’da başladı, sezonun ikinci yarışı Brezilya’da bir kazada ayağını inciten Ricardo Zonta’nın yerine çağrıldı. Altıncı yarışta Zonta tekrar çağrıldı Salo tekrar kenara itildi. Ancak yine başkasının şanssızlığı ile daha da büyük bir fırsat geliyordu, Michael Schumacher, Ferrari’de şampiyonluk savaşındaki adam Silverstone’daki kazasında ayağını kırmıştı ve yarışamayacaktı. Salo çağrıldı ve evlendikten sadece bir hafta sonra Avusturya’da Ferrari ile ilk yarışına çıktı. Amacı şampiyonluk yolundaki takım arkadaşı Eddie Irvine’a destek olmaktı.

Rolünü iyi oynadı: Bir yarış sonra Almanya’da sıralamalarda Irvine’ı geçmişti ve yarışın ortasında yol vererek yarış galibiyetini hediye etmişti. (Irvine ise ödül olarak podyum töreninde zafer kupasını ona vermişti.) Salo Monza’da tekrar podyuma çıktı, daha sonra Schumacher Scuderia’ya geri döndü.

 

JJ Lehto, Andrea de Cesaris ve Sauber, 1994

w

Lehto ve De Cesaris 1994’te ortaya çıkmak için yılın üçüncü yarışını beklemek zorunda kaldılar. Lehto testlerde boynunu yaralamıştı ve de Cesaris Brezilya’daki büyük kazasından sonraki üç yarışlık cezasını çeken Eddie Irvine’ın yerine getirildi.

Irvine İspanya’daki beşinci yarışta geri döndü ancak de Cesaris Kanada’da Sauber’e katıldı ve Formula 1’deki 200. yarışına çıktı. Kariyeri alışılmadık şekilde bitmeden önce sonraki dokuz yarışta da Sauber’de kaldı. Karl Wendlinger geri dönecekti ve de Cesaris yarışmayacağını düşündüğü için tatile çıkmıştı. Wendlinger ile olan anlaşma gecikince Sauber de Cesaris ile iletişime geçemedi ve diğer adama, Lehto’ya döndü. Fin pilot Benetton ile yarıştıktan sonra İsviçreli takıma tekrar katıldı ve de Cesaris ile birlikte kenara itilmeden önce sezonun son iki yarışına çıktı.

 

Roberto Moreno – Benetton, Jordan ve Minardi, 1991

q

Moreno’nun Benetton’daki macerası 1991’deki felaketten uzaktı, ancak takımda Flavio Briatore Eddie Jordan’a sözleşme yırttırıp Michael Schumacher’i Nelson Piquet’nin yanına alana kadar kalabildi.

Daha önce EuroBrun’dan Benetton’a geçen Moreno Jordan’da Schumacher’den boşalan koltuğa geçti ancak İspanya’da bu kez Alessandro Zanardi tarafından tekrar gönderildi. Bu Moreno’yu bir kez daha koltuksuz bırakmıştı, Avusturya’daki sezon finalinde Alain Prost ve Ferrari ile önceden ortaya çıkan olayların sonucunda boşalan Minardi’de şans buldu.

Kategoriler
Bizden Haberler Foto Galeri Multimedya

2016 Ayrton Senna Anma Karting Maratonu – TRF1.net Racing Fotoğrafları

Kategoriler
Bizden Haberler Manşet Motorsporları NetVizyon Video Galeri

2016 Ayrton Senna Anma Karting Maratonu – TRF1.net Racing Araç Üstü Kamera

2016 Ayrton Senna Anma Karting Maratonu – TRF1.net Racing Araç Üstü Kamera

Kategoriler
Özel İçerik

Analiz: Kvyat-Verstappen Takasının Perde Arkası

Daniil Kvyat’ın Rusya GP felaketi Red Bull’un kendisinin yerine Max Verstappen’i geçirme konusundaki tek etken olmaktan çok uzakta. Jonathan Noble nasıl olduğunu açıklıyor.

Çarşamba günü bazı güvenilir kaynaklar Red Bull’un Kvyat’ın Rusya GP kabusunun Max Verstappen’le koltukları değiştirmek zorunda kalmasına kadar gideceğini söylemişlerdi ve böylesi gaddar bir kararın alınabileceğini tahmin etmek zordu.

Red Bull ise Perşembe sabahı bu haberleri doğruladı ve sadece iki yarış önce podyumda olan bir sürücünün neden değiştirildiği birçok taraftar ve F1’deki önemli kişi tarafından sorgulandı.

Jenson Button 2.5 milyon takipçisine şöyle seslendi: “Gerçekten? Bir kötü yarış ve Kvyat gönderildi, önceki yarıştaki podyum ne peki? #Kısahafıza”

Button, Kvyat/Verstappen değişiminin sadece sonuçlara bakılırsa haklı iken gerçek ise Red Bull’un danışmanı Helmut Marko’nun bu kararın sadece Sochi’deki felaket sonucu alınmadığını söyledi.

Yükselişi

Kvyat Red Bull’a 2015’in başında yükseldi ve takım Sebastian Vettel’in şok ayrılışından sonra kısmen bunu yapmak zorundaydı.

Renault ile dayanıklılık sorunlarıyla geçen zor bir sezona rağmen Kvyat ciddi yarıştı, sık sık parladı ve takımın kendisini bu yıl da tutması için güven verdi.

Ancak Max Verstappen ve Carlos Sainz tarafından ortaya koyulan büyük ümitler olunca Kvyat’ın koltuğunu koruyabilmesi için 2016’da daha da iyi olması gerekti.

Marko sezon öncesi röportajında uyarmıştı: “Çok açık söylüyorum: iş yapamayan gider.”

Sezondaki Sorunlar

Kvyat için 2016 istediği gibi başlamadı, Avustralya’da trafikte kalınca iyi zaman yapamadı ve Q1’de elenen ilkiydi. Sonra yarış günü aracı elektrik sorunlarıyla gridde kaldı.

Oradaki sürüş eksikliğiyle birlikte Bahreyn’de işler Cumartesi günü daha da kötüye gitti, Q2’de lastiklerini doğru çalışma sıcaklığına getiremedi ve biraz kaybolmuş göründü.

Kvyat: “Dürüst olmak gerekirse kariyerimde hiç bu kadar garip bir şey olmamıştı. Tüm hafta sonu boyunca araçta çok mutluydum, ancak sıralamada bir anda ortalarda yoktuk. Dürüst olmak gerekirse biraz utanç vericiydi.”

Kvyat yarış günü takımın beklediği bir performansla puan aldı ve güvenini yükseltti. Açıkça üzerindeki baskıyı azaltmak için iyi bir sonuca ihtiyacı vardı.

Bu başarı Çin’e gelindiğinde ortaya çıktı: ilk virajda Sebastian Vettel’in içine gerçekleştirdiği iyi uygulanmış bir hareketle birlikte podyumda bitirdi ve birçok kişi onun en iyi halinde geri döndüğünü düşündü.

Ancak sonuç Ricciardo’nun ne kadar iyi olduğunu göstermedi, ilk turlardaki lastik patlaması ona liderliğe mal oldu.

En arkaya düştü ve güvenlik aracı lastikleri değiştirirken kaybettiği 30 saniyenin bir kısmını telafi etse de, Ricciardo dördüncü bitirmeyi başardı ve damalı bayrağı geçerken takım arkadaşı ile arasındaki fark 7 saniyeden azdı.

İşler analize geldiğinde, Rusya’nın hemen öncesinde Kvyat’ın Çin’deki podyum sonucunun aslında koltuğunu hak etmesini sağlayacak kadar önemli bir performans olmadığı anlaşıldı.

Bu yıl Ricciardo ve Kvyat arasındaki farkları gösteren sıralama performansı farklarına bir göz atalım.

Bu yıl aralarındaki ortalama farklar: (ikisinin de sürdüğü seanslar karşılaştırıldı.)

Q1: 1.061, Q2: 1.119, Q3: 0.482, Q3: 0.334. Ortalama olarak ise 0.749 saniye.

Karşılaştıralım, geçtiğimiz yıl (Ricciardo’nun ceza sebebiyle kaldığı İtalya ve Kvyat’ın aracını parçaladığı Japonya hariç) skor Ricciardo’nun lehine 11-6 idi ve ortalama fark ise Avustralyalı’nun lehine 0.216 olarak hesaplandı.

Verstappen Faktörü

Kvyat’ın yaptıklarından bağımsız olarak Red Bull Verstappen’in durdurulamayan kariyer yükselişi sebebiyle ilave baskı hissetmeye başlıyordu.

Hollandalı’nın yeteneği ilk kez bir yarış aracına adımını attığında görülebiliyordu ve bazı büyük öğrenme anlarına (Monako 2015, Avustralya 2016) rağmen Verstappen’in 2017’de bir adım daha atacağından kimsenin şüphesi yoktu.

Elbette Verstappen F1’e geldiğinde onun kontrat durumu açıktı: Red Bull ile olan üç yıl kontratının üçüncü yılı ana takımda olacaktı veya serbest kalacaktı.

Önümüzdeki yıl Mercedes ve Ferrari’deki potansiyel koltuklar ortadayken ve rakipler onun kapısını çalarken Verstappen herhangi bir fırsatı değerlendirebilirdi.

Dahası umduğu sonuçları alamayan Verstappen’in hayal kırıklarının kanıtları ortaya çıkmıştı.

Avustralya’da takımının yarışın ikinci yarısındaki strateji çağrılarını telsizden açıkça eleştirmişti ve geçtiğimiz hafta Rusya’da Toro Rosso takım patronu Franz Tost’un sıralamalarda Hollandalı pilotun garajına yapılan bazı strateji mesajlarına kızdığı söylendi.

Sonra, Pazar günü, bir motor sorunu sebebiyle Toro Rosso ve Verstappen’in ellerinden daha fazla puan kaydı: öyle ki rakipleri motor güncellemelerini almadan önce iyi sonuçlar almaları gereken zamandaydılar.

Kvyat’ın felaketleri sezon ortasında Verstappen’in hızının Ricciardo’ya karşı denenmesi için bir potansiyel ortaya koydu, Red Bull da Kanada güncellemesi geldiğinde hızını azamiye çıkarmak istiyordu ve Hollandalı’nın 2017’de rakiplerin eline geçmemesi için bir şans ortaya çıkmıştı, bu da sürücü takasının gerçekleştirilmesi için mükemmel bir kombinasyonu yarattı.

Bu Kvyat için çok insafsız görünebilir, o F1’in bazen acımasız bir yer olduğunu biliyor ve hiç olmazsa kenarda durmak yerine kendisini Toro Rosso’da tekrar kanıtlama şansına sahip.

Nasıldılar

2015’in başında takım arkadaşı olduklarından bu yana, Ricciardo ve Kvyat yarış günlerinde benzer sonuçlara imza attılar, ancak sıralamalarda Avustralyalı önde kaldı.

Aşağıda takım arkadaşı oldukları 23 yarıştaki performans karşılaştırmaları: Zaferler, Podyumlar, Hızlı turlar, Puanlar, Sıralama ve Yarış skorları

ric_ves_trf1net

Kategoriler
Özel İçerik Teknik

Rusya GP Teknik Yenilikler

Takımlar ay sonunda İspanya’da tanıtmayı planladıkları, sezonun ilk büyük gelişim paketlerini tanıtmak için devam ederken, haftasonu boyunca Rusya’da görülen bazı teknik yenilikleri, motorsport.com’un ünlü teknik çizeri Giorgio Piola ve Matt Somerfield ile inceliyoruz.

McLaren MP4-31 Fren Kanalı Yenilikleri

McLaren, Rusya’da fren kasnağında şekil, pozisyon ve sıcaklığı sabit tutmaya yardımcı olan aralıkların yönelimi değişikliklerine gitti.

Küçük resimde görülen, ısının diskten çıkarak tekerleğe doğru yayılmasını sağlayan gözyaşı şekilli çıkışlar, daha büyük aralıklarla değiştirilmiş.

Bu aralıklar içteki diski dışarıya maruz bırakmıyor ve ısının diskten yayılmasını sağlamaktan çok, ana giriş tarafından toplanan hava akımı, lastik omuzunu soğutmak için buraya yönlendiriliyor.

Pirelli lastikleri özellikle ısıya olan duyarlılıklarıyla ünlü; yani ısıtılma şekilleri, direk veya dolaylı olarak pistten piste stint ömrünü ve performansını geliştiren çok önemli bir detay hâline geliyor.

McLaren MP4-31 Sidepod Hava Akımı Düzenleyicileri

McLaren Rusya’ya yeni ve artık sidepod omuzu ile birleşen bir sidepod hava akımı düzenleyici setiyle gelmiş.

McLaren şimdiye kadar tek, tabanın balta kafası bölümünde birbirinden ayrı olarak duran ve sidepod’a bağlı, yan çarpışma koruma sütunlarıyla hizalı kanat ana elemanı tarafından desteklenen hava akımı düzelticisi barındıran basit bir sidepod hava akımı düzenleyici tasarımı kullanmıştı.

Yeni tasarımda da dikey düzen konusunda selefine benzer bir yol izlenmiş. Ancak yaklaşık olarak girdap oluşturucularla aynı boyda bitmenin yanında hava akımı düzenleyicisi, en uç bölümde sidepod’u çerçeveleyerek bir girdap oluşturucuya dönüşmüş.

Mercedes W07 Ön Fren Kanalı

Mercedes, daha önce incelenen ön kanadı Rusya’daki pazar gününde kullanmadı. Bunun yerine set-up ve lastik yönetimi konusuna yöneldi.

Yine de, açılış yarışlarında karşılaşılan sorunlara karşı devam eden çözümlerin bir parçası olarak ön fren kanalları yeniden revize edildi.

İlk defa Çin’de görülen kanatçık(alttaki resim) bu yarışta da kullanıldı; ancak giriş geriye taşındı.

Bu yer değişimine imkân vermek için girişe pisliklerin birikmesini engelleyen ızgara biraz değiştirildi.

Ferrari SF16-H Detayları

Aşağıdaki resim yardımıyla yönlendirme kanatçıkları görülebiliyor. Normalde şasinin alt kısmına yerleştirilen bu kanatçıklar, araç hazırlanırken yerde daha detaylı bir şekilde görülebiliyor.

Ferrari’nin yönlendirme kanatçıkları, iki elemandan oluşuyor. İleri uçtaki parça burun konisinin alt kısmına montajlanıyor.

Bu arada, Ferrari’nin fren kasnaklarında McLaren incelenmesinde görülen gözyaşı şeklindeki çıkışları kullanmayı tercih ettiği de görülebiliyor.

Bu gözyaşı şeklindeki çıkışlar frenler tarafından üretilen sıcak havanın tekerleğe yayılmasını sağlayarak lastik performansını arttırmak adına çalışma sıcaklıklarını arttırıyor.

Toro Rosso STR11 Arka Kanat Revizyonları

Toro Rosso yine Çin’de tanıtılan arka kanadı kullandı. Ancak arka kanat bu sefer Sochi Autodrom’un değişken isteklerine cevap verebilmek için daha yüksek yere basma set-up’ı ile kullanılmış. En bariz değişiklik ise, arka kanat kenar plakasının üst bölümünde kullanılan yatay yarıkların sayısının Çin’de dört olmasına karşılık burada ikiye düşürülmesi.

Kategoriler
Özel İçerik Teknik

Rusya GP Ön Teknik Analiz

motorsport.com’dan Giorgio Piola, bazı takımların araçlarında görülen teknik yenilikleri kısa kısa inceledi.

Williams FW38 Ön Kanadı

Williams yeni burun ve ön kanatta Rusya GP’si için birkaç çözüm getirmiş.

Takım daha önce Bahreyn GP’sinde gelişim konusunda aceleci davranarak yeni parçaları yalnızca Felipe Massa’nın aracına takmıştı.
Bu arada, Çin’de kullanılan kanat art arda yapılan testler sonucunda hasar gördüğü için, her iki sürücü de sıralama ve yarış sırasında bu parçadan tam olarak yararlanamamışlardı.

Resimde görüldüğü gibi, ön kanat kenar plakasına ve R kademesine damalı bir sticker yapıştıran takım; yeni kanadın istenildiği gibi çalışıp çalışmadığını kontrol etmeye çalışıyor.

Bir yüksek hız kamerası bu sticker’lara hizalı şekilde kanada monte edilecek. Böylece pist üzerinde kanadın sapması gözlemlenebilecek.

McLaren MP4-31 Ön Kanat Değişimleri

McLaren Rusya GP’si için ön kanatta ufak değişiklikler yapmış. Bu değişiklik ana kademeli yapıya dikey bir fin eklemekten ibaret.

Yeşil ile gösterilen fin ile, hava akımının ön tekerlek etrafındaki hareket şeklinin değiştirilerek oluşturulan hava akımı yapılarının düzeltilmesi hedefleniyor.

Aynı zamanda, kanat kenar plakasının iç kısımlarındaki kademeli yapıda da, üst köşede pah kırılarak kademeli yapının içine daha fazla hava alınması adına küçük bir değişiklik yapılmış.

Red Bull RB12 Arka Kanat Kenar Plakaları

Red Bull’un Sochi’de kullanacağı arka kanat kenar plakaları daha geniş olmaktan ve daha önce de kullanılan boydan boya tekerlek hava akımı yarıkları barındırmak dışında, plakalar üzerinde arka uca kadar uzanan 3 tane borda kaplaması bulunduruyor.

Bunlar arka kanat kenar plakasının yüzeyleri üzerindeki basınçları bozarak verimliliği arttırıyor, ayrıca hava akımının arka kanadın uç kısmına doğru hareketini de tanımlıyor/sınırlandırıyor.

Red Bull RB12 Aero Teçhizatları

Red Bull ilk olarak Çin GP’sinde görülen tırtıklı ön kanat yapısının etkisini araştırmaya devam ediyor.

İlk antrenman seansında Daniil Kvyat’ın aracının ön kanadının arka kısmına yerleştirilen iki Kiel Probu dizisi, etrafındaki aerodinamik yapıların ortaya çıkardığı hava akımının basıncını ölçüyor.

Red Bull, tırtık kullanımıyla ön uçta kesin ve direkt bir yere basma kuvveti artışı olduğuna inanıyor.

Ancak, bu artış arkaya doğru akış performansında negatif bir etkiye sahip; bu yüzden takım aradaki ilişkide dengeyi yakalamaya çalışıyor.

Mercedes W07 Ön Kanat Kenar Plakası Değişimleri

Mercedes, sürücülerinin Rusya GP’sinde değerlendirmesi için yeni bir ön kanat getirdi.

Değişimler, kanat kenar plakasının yeniden tasarlanması etrafında merkezlenmiş. Arka üst kısım çoklu bölmelere ayrılmış.

Bu düzen, ön tekerin dış tarafındaki hava akımının hareketini rahatlatarak aşağı doğru akışın performansını arttırmayı ve tekerin dışında oluşan girdapları şekillendirmeye yardımcı oluyor.

Resimde görüldüğü gibi bu yapıya oldukça yakın olan kanardın* yarattığı hava akımı da bu değişikliklerden etkilenecek.

*canard(kanard): Araçların ön bölümünde(F1 araçlarında kenar plakası içinde olan, yukarıdaki resimde kenar plakasındaki yarıkların hemen önünden aşağı doğru uzanan parça) bulunan ve hava akımını yukarı doğru kıvrımlı bir şekilde hareket ettirmeye yarayan aerodinamik yapı.

Kategoriler
Özel İçerik Teknik

Teknik: Red Bull’un Debriyaj Kolu Düzeni

2016’nın ilk iki yarışında Mercedes ve Ferrari’nin direksiyonlarına bakışlar attıktan sonra Çin’de Red Bull RB12’nin tasarımına bir göz atalım…

image1.img.2048.medium4

İngiliz takım direksiyonunun arkasında iki pilotu Daniel Ricciardo ve Daniil Kvyat’ın 2015’te kullandıkları tasarımı ve şekli kullanmaya devam ediyor. Bu tasarımda direksiyonun iki yanında da debriyaj kulakçıkları bulunuyor.

Yeni 2016 kuralları sürücünün yarış kalkışında debriyajı sadece tek eliyle ve tek kulakçıkla çalıştırması gerektiğini söylüyor. Red Bull ise bu kulakçığı direksiyonun iki yanından da kullanılabilecek şekilde tasarlamış ve spin atma gibi durumlarda boşta olan elle kullanılabilmesini amaçlamış.

Kural değişikliklerinin aksine, neredeyse tüm takımlar bu şekilde veya benzer tasarımları kullanmaya devam ediyorlar, sadece Ferrari çift debriyaj kulakçıklarını kaldırıp tek bir tane kullanıyor.

Aşağıda daha önce gördüğümüz Ferrari’nin 2015 ve 2016 direksiyonlarındaki debriyaj yapıları bulunuyor.

image1.img.2048.medium5