Kategoriler
Sizin Köşeniz

Şampiyonlar Neden Emekli Olmamalı?

Herkese merhaba.Yeni bir yazı ile tekrar birlikteyiz.

Son zamanlarda bazı yorumcular griddeki şampiyonlara kafayı takmış durumda. Artık eskisi kadar iyi olmadıklarını düşündüklerinden dolayı ya da başka nedenlerden dolayı onu bilemiyorum. Ben de bu yazımda bu şampiyonların neden bırakmaması gerektiğini yorumlamaya çalışacağım.

Formula 1 yeni kurallarıyla birlikte zaten sıkıcı bir hale bürünmüş durumda. Mercedes dominasyonu ve üstüne araçların seslerinin gitmesi. Hemen her yarışı kimin kazanacağını tahmin edebiliyorsunuz. Podyumu bile tahmin edebiliyorsunuz.

Peki bunların üstüne bir de Alonso, Button, Raikkonen gibi üst düzey şampiyonlar ve onların yanında Massa gibi yarım şampiyonluğu olan üst düzey bir pilotun da gridde olmadığını var sayalım.

Çekilmez bir hal alıyor değil mi?

Bir de bu pilotlar olmadan yarış içinde geçiş hamlelerini düşünelim. Her zaman birbirlerine karşı sert ama çok adil savaşıyorlar. Aralarında milimetreler bile kalsa sürüşlerinden en ufak bir taviz bile vermiyorlar.

Şimdi de yeni jenerasyon pilotları getirelim gözümüzün önüne. Aynısını onlar yapmaya kalksa muhtemelen sonucu kaza olur. Bunun birçok örneğini de zaten gördük. Onların henüz öğreneceği çok şey var. Bunları öğrenirken de şampiyonların pistte olması gerekiyor.

Bahreyn GP’de Alonso’nun yarışamamasının ardından yerine Vandoorne geçmişti. Apar topar uçağa binip Bahreyn’e ulaşan Vandoorne’un araç hakkında tek bildiği şey uçakta okuduğu telemetri verileriydi. Ancak antrenman günü ve yarış vakti geldiğinde Alonso hep yanındaydı ve ona destek oldu. Doğru ayarları bulması konusunda yardımcı oldu. Vandoorne da yarışa çıkıp takımına 1 puan kazandırdı. Formula 1 kariyerindeki ilk yarışında puan almış oldu.

Aynısını Button ya da Raikkonen’in yaşadığını düşünelim. Muhtemelen Alonso’nun yaptığını onlar da yapacaktı. Onlar emekli olmuş olsaydı tecrübesiz pilotlar kimi örnek alarak tecrübe kazanacaktı?

Ya da şu konudan bakabiliriz; Formula 1’de reklam önemlidir. Bu pilotlar emekli olsaydı takımlar kimi transfer edip de marka değerine değer katacaktı?

Her ne kadar yaşları ilerlese de onların gridde olması bile Formula 1’e, yayınlara, reklamlara katkısı çok fazla. Her ne kadar şampiyonluk mücadelesi veremiyor olsalar da, yarış kazanamıyor olsalar da, günü geldiğinde puan bile alamıyor olsalar da onlar çok değerli.

Bir tanesi çifte dünya şampiyonu, iki tanesi de bir kez dünya şampiyonu. Ama şampiyonluklarından fazlasını hak ettikleri kesin. Hele ki şu anda sonradan görme pilotların şampiyon olduğunda nasıl değiştiğini gördüğümüzde…

Yeni bir yazıda görüşmek dileğiyle. Okuyanlara teşekkür ederim.

Kategoriler
Manşet Sizin Köşeniz

Formula 1 ve Hile – 2. Bölüm

Serinin ilk yazısını okumak için: Formula 1 ve Hile – 1. Bölüm

Geçen sefer 99 Avrupa GP’sini incelemiştik. Bu kez farklı bir Avrupa GP’sini ele alıyoruz: 97 yılındakini. Evet, şu meşhur Jerez yarışı. Dillere destan Schumacher – Villeneuve kazası günümüzde hâlâ konuşulur, tartışılır.

Olay gerçekleştiğinde canlı yayında Martin Brundle’ın “Aracın yanlış kısmına vurdun dostum” sözü hâlâ kulağımda çınlıyor. Schumacher’in vuruşu istenen şekilde geçekleşememiş ve yarış dışı kalmıştı. Villeneuve ise kariyerinin ilk ve tek şampiyonluğunu elde etti.

Schumacher’in yaptığı şey hakkında yıllar boyunca çok şey konuşuldu, yazıldı, çizildi. Ben bu yazıda bunlara ilavede bulunmayacağım. Onun yerine nispeten insanların bilmediği, duymadığı bir durumdan bahsetmek istiyorum.

Her ne kadar Schumacher yarış dışı kalmış olsa da, yarış bitmedi. Sizin için devamında olanları anlatmakta ve hatırlatmakta fayda var.

Kazanın ardından damalı bayrağa 22 tur kalmıştı. Villeneuve olayın ardından düşük tempoda turlar arttı, bu da muhtemelen kazanın araç üzerinde hasar bıraktığının bir göstergesi idi. Bu durumdan faydalanan 2 McLaren pilotu aradaki farkı yavaş yavaş kapadılar ve yarışın son turunda Villeneuve’ü yakaladılar. McLaren’ler yanında gelince Villeneuve direnmeksizin geçmelerine izin verdi. Bu yaptığı da gayet mantıklıydı. Schumacher pistte değilken ve şampiyonluk cepte iken iki puan için her şeyi riske atmanın ne anlamı var?

Hakkinen ve Coulthard son turda yaptıkları geçişlerin ardından duble yaptılar. Bu Hakkinen’in ilk yarış galibiyeti oldu. Berger ise geçmeyi başaramadı ve kariyerinin son F1 yarışını Villeneuve’ün sadece 0.116 saniye gerisinde bitirdi. Geçse de şampiyonluk mücadelesinde bir şey değişmeyecekti. Villeneuve Schumacher’in 3 puan önünde şampiyonluğa ulaştı. Daha sonra alınan kararla da Schumacher’in tüm puanları silindi.

Son turun videosu: (Geçiş anı için 55. saniyeye atlayın)

Yarış sonunda herkes Schumacher’in yaptığı şeyi tartışmakla meşguldü ve normal koşullar altında kafalarda çeşitli soru işaretleri bırakacak bu olaylar dizisi fazla konuşulmadı.

İşin gizli yüzü ise 2014’te Coulthard’ın Autosport’a verdiği röportajın ardından ortaya çıktı. Coulthard’ın söylediklerine göre yarıştan önce Frank Williams ve Ron Dennis arasında gizli bir anlaşma yapılmıştı. Bu anlaşmaya göre,

1. McLaren Williams’ın Ferrari’yi yenmesine yardımcı olacak,
2. Ferrari’nin yenilmesi halinde Williams da McLaren’e yardım edecekti.

Her ne kadar 97’de basın büyük oranda Schumacher – Villeneuve kazasına odaklanmış olsa da kaza sonrası olaylar bir derginin gözünden kaçmamıştı. The Times dergisi 8 Kasım 1997 sayısında radyo kayıtlarını kanıt olarak göstererek McLaren ve Williams’ın şike yaptığını iddia etti. Ancak bu iddialar FIA tarafından reddedildi. FIA başkanı Max Mosley’in açıklamasına göre, Williams ekibi Villeneuve’ün galibiyet için savaşacağını düşünüyordu: “Onlar çaresizce ‘savaşma, geçmelerine izin ver’ diyorlardı. Bunu ‘beni yüzüstü bırakma’ anlamında söylemişlerdi.”

Coulthard’ın yarıştan 17 yıl sonra verdiği bilgiler her ne kadar bu olaylara bakış açımızı değiştirmiş olsa da FIA’nın yarışı tekrar incelemesi ve bu konuda bir şey yapması için artık çok geç.

Peki siz ne düşünüyorsunuz? Gerçekten0000

Kategoriler
Sizin Köşeniz

Takvimden Düşüp Muhteşem Dönen 6 Pist

Gilles Villeneuve Pisti, Kanada, Kanada GP

a29nmQ
Takvimden çıkış: 2009
Geri dönüş: 2010

Yarış takviminin en popüler pistlerinden olan “Gilles Villeneuve” Pisti, her zaman heyecanlı ve tarihi yarışlarla anılan bir pist olmuştur. Tam da bu sebepten dolayı, 2009 yılında pistin takvimden çıkarılması yarışseverlerde büyük hayal kırıklığı yaratmıştı. Bu aynı zamanda, 1958 yılından beri ilk defa bir sezonda Kuzey Amerika’da F1 yarışı koşulmaması anlamına geliyordu.

Neyse ki pist organizatörleri kısa sürede Formula 1 yönetimi ile anlaşmaya vardılar ve 2010 itibarıyla Montreal, tekrar yarış takvimine girdi.

Autodromo Hermanos Rodriguez, Meksika, Meksika GP

vnka9z

Takvimden çıkış: 1970 – 1993
Geri dönüş: 1986 – 2015

1970 yılındaki yarışın 200 bin kişi gibi bir kalabalığı piste çekmesi bile Autodromo Hermanos Rodriguez’i takvimde tutmaya yetmedi. Aslında problem de buydu; Bu kadar çok insanı organizasyon sırasında idare edemeyen pist yönetimi, Formula 1 yönetimi ile anlaşmazlığa düşmüştü.

1986’da yeni bir pist inşa edilmesiyle birlikte Meksika Grand Prix tekrar takvime eklendi. Fakat bir süre sonra yeni pistin de değişen Formula 1 şartları için yetersiz kaldığına karar verildi ve 1993 yılında tekrar takvimden çıkarıldı.

2015 yılında tekrar takvime dönen pist, Hermann Tilke’nin düzenlemesi ile müthiş bir atmosfere kavuştu ve muhteşem bir dönüş daha yaptı. Özellikle stadyum bölgesi tüm taraftarların ve pilotların beğenisini aldı.

Autrodromo Nazionale Monza, İtalya, İtalya GP

1M1p5j

Takvimden çıkış: 1980
Geri dönüş: 1981

Yüksek hızlı bir pist olan Monza, 1980 yılına kadar İtalya’da koşulan bütün yarışlara ev sahipliği yaptı. Fakat eskiyen pist, bir seneliğine tamirat ve bakım işlemleri için kapatılınca 1980 yılındaki yarış Imola pistinde koşuldu.

Monza tekrar takvime döndüğünde ise, iyi performans alınan Imola’da San Marino Grand Prix düzenlenmeye başladı ve İtalyan seyircisi 2006’ya kadar iki yarışa birden ev sahipliği yapma şansına erişti.

Şu sıralarda ise Monza’nın tekrar takvimden düşmesi gündemde.

Autódromo José Carlos Pace, Brezilya, Brezilya GP

qP6ALR

Takvimden çıkış: 1981
Geri dönüş: 1990

Takvime girdikten kısa süre sonra Interlagos, bazı ciddi güvenlik problemleri nedeniyle listeden çıkartıldı ve o süre boyunca Rio de Janeiro’daki Jacarepaguá Pisti kullanıldı. Fakat 1990 yılında 15 milyon dolar harcanarak yenilenen Interlagos muhteşem bir dönüş yaptı ve o tarihten sonra ateşli Brezilya seyircisi ve Senna’nın pisti olarak anıldı.

F1 tarihindeki birçok unutulmaz yarışa ev sahipliği yapan pistte, Senna 1991 yılında ilk defa kendi evinde kazanmış, Lewis Hamilton 2008’de unutulmaz bir son tur zaferine ulaşmış ve 2012’de ise Sebastian Vettel sezon şampiyonluğunu ilan etmişti.

Spa-Francorchamps, Belçika, Belçika GP

NraLPX

Takvimden çıkış: 2003 ve 2006
Geri dönüş: 2004 ve 2007

F1 tarihinde pilotların Monako ile birlikte en sevdiği pist olan Spa, iki defa pist takviminden çıkarıldı ve ikisinde de sebep finansal problemlerdi. Neyse ki kısa sürede sorunlar çözüldü ve 2007 yılından bu yana takvimin en heyecanlı yarışları bu pistte koşuluyor.

Red Bull Ring, Avusturya, Avusturya GP

m1OXB0

Takvimden çıkış: 1987 ve 2003
Geri dönüş: 1997 ve 2014

Avusturya’nın harika doğasının içinde yer alan pist 1970 yılından 1987’ye kadar Österreichring ismi ile Avusturya Grand Prix’ye ev sahipliği yaptı. Daha sonra FIA’nın güvenlik kurallarına uymadığı gerekçesiyle, 6 kilometrelik yüksek hız pisti yarış takviminden çıkartıldı.

1997 yılında A1-Ring ismiyle hizmete açılan daha kısa bir pist inşa edildi ve 2003 yılına kadar yarışlara ev sahipliği yaptı.
2003’ten sonra ilk defa bu yıl F1 takvimine dönen pist, RedBull Ring adını aldı ve tamamen yenilenen modern yapısıyla, en iyi pist olmaya şimdiden aday.

2014 yılında da Mercedes Fabrika Takımı’nın pole pozisyonu kazanamadığı tek pisttir.

Kategoriler
Sizin Köşeniz Türk Motor Sporları

İlk Türk Kadın Yarış Pilotu

İlk Kadın Otomobil Yarışmacısı: 

Samiye Burhan,

Türkiye’nin ilk kadın otomobil yarışçısı.
Yıl henüz 1928.
Yanlış okumadınız.
1928.

10 sene önceki Osmanlı’da kadınlar nüfus sayımında bile sayılmazken, gelinen noktada bir kadın otomobil kullanıyor. Bu da yetmiyor. Yarışıyor…

O yıllarda İstanbul Hipodromu’nda araba yarışları düzenlenmekte.
At yarışlarındaki gibi de bahisler mevcut.
Gözler hep bir kişiyi arıyor.
Samiye Hanımı…
Çünkü o, otomobil yarışlarının değişmez pilotlarından.

samiye-burhan-cahit-morkaya-3-1451219619

Cumhuriyet devrimleri yavaş yavaş meyvelerini vermiş.
Öyle ki, karşımızda yarış pistlerinde ter döken bir kadın var.
Ama Samiye Hanım, öyle böyle bir şoför değil…
1930 ve 1931 yıllarında girdiği yarışlarda dereceler elde ediyor.
1932 senesinde girdiği bir yarışmada ise tüm erkekleri geride bırakarak birinciliği göğüslüyor.

Alıntı: Ahmet Özgür Türen / http://www.tarihtarih.com

Kategoriler
Otomobil Sizin Köşeniz

Ferrari GTC4Lusso Ortaya Çıktı

Ferrari’nin yakında Cenevre’de tanıtacağı GTC4Lusso modeline ait görüntüler ortaya çıktı. Ferrari GTC4Lusso’da tasarıma gösterilen büyük özen ve yenilikçilik iyi bir sportif görünüş katıyor.

12 Silindirli motoru 8,000 d/d’da 690 HP güç üretiyor. 2,6 kg/hp’lik güç-ağırlık oranı ve 13,5:1 sıkıştırma oranıyla ve entegre hava girişleri, tavana monte arka rüzgarlık, yeni üç kanatlı difüzör, FF’den önemli derecede daha düşük sürtünme katsayısı ile gözleri kamaştırıyor. SSC 4.0 sisteminin evrimleşmiş son hali ve E-Diff ile SCM-E amartisörlere sahip yeni patentlenmiş 4RM-S sistemiyle birlikte sürücünün yol tutuşta sorun yaşamasını en aza indiriyor. Araçtaki bu yenilikler aracın torkunu tekerleklere yansıtabilmesinde yağmurlu, karlı yollar için kolaylık sağlıyor.

Araç 100 km hıza 3,4 saniyede ulaşabiliyor.Son hızı 335 Kilometreye sahip. Dört kişilik koltuğa ve geniş bir bagaj ile ailelerin yeni gözdesi olmaya hazırlanan GTC4LUSSO konforlu bir iç hacim vaad ediyor.





Kategoriler
Formula1 Manşet Özel İçerik Sizin Köşeniz

Adminlere Sorduk Bölüm 1: 2015 Formula 1 Sezonu

Sıkıcı veya değil bir sezonu daha bitirdik. Her yarış sonrası siteye damlayıp yorumumuzu yaptık, yarış vakalarını tartışırken birbirimizi yedik ve biz bunu yaparken sitede yöneticiler bir yandan bizim yorumlarımızı denetlemeye çalışırken öte yandan da yarış sonrası peş peşe yayınlanan demeçleri bize sunmak için harıl harıl çeviri yapmaya çalıştılar.

Sezon bitti, adminler de rahat etti. 19 yarışı bulan ve peş peşe yarışlardan oluşan takvim onları yormuş olmalı. Aynı gün içinde çevrilmiş içerik sayısında rekor nedir bilemiyorum ama ara sıra ana sayfada aynı günün haberlerinin devamını görebilmek için ‘Devamını Yükle’ butonunu kullanmam gerekti.

Sezon boyunca bu adamlar bizim yazdığımız mantıklı veya saçma, ağır veya kibar tüm yorumları okudular. Şimdi ben onlara sordum, hatta rica bile etmeden emrivaki şekilde soruları gönderiverdim ve sezon hakkında değerlendirmelerini aldım.

 

2014’ten sonra Mercedes’in baskın olduğu bir sezon daha izledik. Bu sezon 2014’e göre neler değişti? Kim ne kadar gelişti?

Soner: Mercedes görüş açısından yanıt vermek istiyorum. Kimse yeterince gelişmedi. Bana tam olarak tarihin tekerrürü gibi göründü hatta.

2011 sezonundan sonra da buna benzer konuşmalar yapmıştık sanki!? Red Bull ikinci şampiyonluğunu almış, ardına da epey bir taraftar kitlesi katmıştı. Bizlerse büyük olmasına alıştığımız takımların Red Bull’a “büyüklüğün” ne demek olduğunu göstereceği hakkında vecizeler diziyorduk.

Sonrasında neler olduğunu biliyorsunuz. Kızıl Boğalar 2 sezon daha milletin canına okudu. En çok gelişen takımlar bile bırakın mükemmel olmayı “yeterli” olmaktan çok uzaktı.

Sanırım aynı filmi yeniden izleyecek gibiyiz. Ancak birileri tarafından 4 yıl sonunda bazı dersler çıkarılmış olacak ki, daha temkinli davranılıyor gibi. Çünkü podyumun ilk basamakları haricinde farklı mücadeleler gördük.

  • 2014’de ışıldayan Williams, 2015’de bekleneni veremedi.
  • 2014’de kendini gösteremeyen Force India’ları 2015’de bolca izledik.
  • 2014’de ışıltılarını hâlâ üzerinde taşıyan McLaren takımı 2015’de oldukça karanlık bir hale büründü.
  • 2014’de Mercedes Takımı yaptığı birkaç hata ile podyumu Red Bull’a bırakmıştı, 2015’de ise bu birkaç hatayı Ferrari için yapmış oldu.

2010-2011 \ 2014-2015 pek farklı görünmedi bana.

Abdullah: Herkesin gördüğü gibi Mercedes 2014’teki üstün formunu 2015’te de sürdürerek 19 yarışın 16’sını kazanmayı başardı. Mercedes’in arkasında ise durum daha farklıydı. 2014’te Red Bull ve Williams ön plana çıkarken 2015’te rüzgar Ferrari’nin arkasındaydı. Takıma ve turbo motorlara daha fazla kaynak yönlendiren Ferrari bundan kârlı çıkmayı başardı ve bariz bir şekilde Mercedes’ten sonraki en güçlü takım oldu. Gelecekte Mercedes’i şampiyonluk yolunda zorlamak isteyen Ferrari için bu adım çok önemliydi çünkü motor + şasi kombinasyonunun çok önemli olduğu bu dönemde Mercedes’i durdurabilecek bir takım varsa o da Ferrari gibi görünüyor.

Bütçesi düşük olan Williams yine 3. oldu ancak performans olarak geçen seneye göre daha da geriledi. 2016’da bunu başarması daha zor görünüyor.
Red Bull, Renault motorunun ilerleme yerine gerilemesiyle 4. sıraya geriledi. 2005’te spora giren takım böylece 2008’den sonra ilk defa ilk 2 dışında yer aldı. Ön sıralara çok alışan Red Bull’un bu sene bu kadar şikayet etmesinin sebebi bu yüzden olsa gerek.

Bir diğer sıkıntılı taraf ise Honda motoruna geçen McLaren oldu. Sezon başlamadan önce hem McLaren hem de Honda’dan bizlere sunulan aşırı doz umut sezonun başlamasıyla tam anlamıyla fos çıktı. Özellikle enerji geri dönüşümünde sorun yaşayan Honda, hep iyileşme vaat etti ancak sezon içerisinde gerçek manada bir gelişim ne yazık ki göremedik.

Kemal: 2014’e göre değişen tek şey Ferrari ve Red Bull’un yer değiştirmesiydi. Ferrari ciddi bir revizyon sürecine girdikten sonra 2015’e hızlı başladı. Red Bull ise Renault’nun yerinde sayması ve şaside yaşadıkları sorunlar nedeniyle podyum savaşından uzak kaldı. Mercedes sezona hızlı başladı ve zaman zaman Ferrari ile fark kapansa da sezonu üstün şekilde başlayıp üstün şekilde bitirdiler. Sezon içerisinde gözle görülür en büyük gelişimi Force India kaydetti. Ancak bu beklenen bir şeydi. Çünkü takım tüm kaynağını B versiyonuna ayırmıştı. Lotus ve Sauber mali problemler nedeniyle gerilediler. McLaren ise dayanıklılık sorunlarını çözdükten sonra gelişmeyi başardı. Ancak bu gelişim beklenen düzeyde olmadı. Williams biraz geriledi ancak bunda 2016’ya erken odaklanmalarının payı da var.

Didem: Ferrari’nin gelişip yarışlar kazanması, Renault’un geçen seneden daha kötü olması. Keza Red Bull şasisinin istenilen seviyede olmaması kardeş takımı Toro Rosso ya dahi geçilmesi McLaren’e hiç değinmiyorum bile 🙂

Hasan: Ferrari’nin motor performansını belirgin şekilde geliştirdiğini gördük. Renault gelişimde yanlış yöne gitmiş olacak ki erken sezonda çok sorun yaşadı. Ancak Mercedes motorlu diğer küçük takımlara baktığımızda fabrika takımının şasi ile de önde yer alabildiğini görebiliyoruz, tabi diğerlerine aynı motoru veriyorlarsa…

Erdim: 2014 sezonuna kıyaslarsak Mercedes kaldığı yerden devam etti diyenler olmuştur ancak Mercedes’te diğer takımlar kadar gelişti. Sezonu aslında üç parçaya ayırabiliriz. Sezon başlangıcında oldukça dominant olan Mercedes; sezona daha öncekilerle kıyasladığımız zaman daha hızlı başlayan Ferrari ve Silverstone sonrası gelişen Red Bull takımları diyebilirim.

Ozan: Mercedes’in üstünlüğünün daha da arttığı, Red Bull ile Ferrari’nin yer değiştirdiği bir sezondu. Williams sönük bir sezon geçirirken yılın en büyük hayal kırıklığı elbette McLaren idi.

_87032613_alonso_getty

2008’in sonunda spordan ayrılan Honda bu sezon motor tedarikçisi olarak geri döndü ve hepimizi şaşırttı. Sizce tam olarak sorunları neydi?

Soner: Onlar’ı diğerlerinden ayıran şey kültürleri sanırım. Uzakdoğu yaşam felsefesi elbette kendini bu alanda da gösteriyor. Kültür farklılığından doğacak iletişim kopuklukları nedeniyle yabancı dedikleri insanlarla çalışmayı istemedikleri biliniyor.

Bunun dışında Honda, Formula 1 için büyük bir isim ve ayrıldıklarında dibi görmüş durumdaydılar. Bu kez her şeyi farklı yapmak istediler. Adamların kültürel yapıları dünyanın geri kalanına göre farklılığın yapıtaşı gibi.

Şöyle söyleyeyim; 17 yüzyılda dokuma tezgahlarında ter döken insanlar, buharlı makinelerin gelişini göremedi. Britannica, Vikipedia’nın geldiğini göremedi.

Harika işler küçük ve güvenli adımlar atılarak elde edilmemiştir. Onlar, tamamen farklı düşünen biri ortaya çıktığında hayat buldular.

Elbette işler her zaman yolunda gitmeyebilir. Yoluna koymak içinse yeterince denemeniz gerek. Bence Honda’da bir sorun yok.

Abdullah: Daha sonra kendilerinin de söylediği gibi olayı hafife almaları ve yeni kurallara geç dahil olmaları oldu. En başından beri yapılan açıklamalarda Mercedes’le mücadele edebilmek için farklı olmanın gerekliliğinden bahsettiler ancak görünen o ki o farklılıklar pek de istenen performansı sağlamadı. Honda güç ünitesi hem dayanıklılık, hem içten yanmalı motorun gücü hem de güç ünitesinin tamamının ürettiği güç açısından Mercedes’e rakip olmanın çok gerisinde. Honda güç ünitesinin daha çok enerji geri dönüşümünde sıkıntı yaşandığı söylense de 2015’te sezon içerisinde yapılan güncellemelerde daha çok içten yanmalı motorda güncelleme yapıldığı unutulmamalı.

Bir de Honda’nın olaylara yaklaşımının da ciddi anlamda sorgulanması ya da kendisinin bunu sorgulaması gerekiyor. Hibrid motorlarda yol araçlarında iyi ve deneyimli olabilirler ancak daha güçlü motorda bunu başaramadılar. İki senedir istediğini bulamayan Renault bile motorun gelişimi konusunda dışarıdan yardım alıyorsa Honda’nın dışarıdan gelebilecek katkılara gözünü kapatmaması lazım. Honda gelişim konusunda en büyük cesareti Ferrari’nin 2014’ten sonra yaptıklarından alıyor. O açıdan bu sene atacakları adımı sadece Honda değil herkes merak ediyor olsa gerek.

Kemal: Sıfır beden yaklaşımını benimsediler ve parçalar bu kapsamda tasarlandı. Ancak bu ‘dar’ tasarım nedeniyle ısınma ve dayanıklılık problemleri yaşadılar. ERS zaten başlı başına bir felaketti. Sanırım tasarım sürecinde bu konunun üzerine çok düşmeyerek ciddi bir hata yaptılar. Sezon içerisinde yaptıkları güncellemeler ile içten yanmalı motoru daha iyi hale getirdiler ancak ERS için kış sezonunu beklemeleri gerekiyordu. Öyle de yaptılar. Ayrıca İngiliz ve Japon kültürlerinin birbirine uyumu zaman aldı. Alışmakta zorluk çektiler. Buna bir de kış testlerinde az sayıda tur atmalarını eklersek tabloyu daha net görebiliriz. Kış testlerinde yaşadıkları sorunlar ve ellerinde bunları çözmek için yeterli veri olmaması Honda ve McLaren’i ciddi anlamda etkiledi.

Didem: İşi ciddiye almadılar bence çok havaya girdiler. MGU-H vızıltıları neyse sorunları odur muhtemelen. Gelişirler mi ? Bekleyip görmek lazım.

Hasan: Önce biraz teknik kural bilgisi ile başlayalım. MGU-H adı verilen ve turbo şaftına bağlı olan elektrik motorunda herhangi bir güç sınırlaması yok. Yani bu motordan üretilebilecek ve tüketilebilecek enerjiyi azamiye çıkarmak büyük fark yaratıyor. Honda bu parçayı fazla küçük tasarladığı için bataryayı şarj edemezken hızlanmalarda da turbo kompresörünü hızlandırma da verimli olarak kullanamıyor. Honda’nın bu parça ile birlikte turbo türbin ve kompresör bileşeninde de aşırı küçük bir yapı kullandığı iddia ediliyor, ancak bu henüz tam anlamıyla görülemedi.

Erdim: Honda’nın yaptığı büyük bir yanlış yoktu ancak sıfır beden tasarımı McLaren’in diretmesi arka tarafta paketleme anlamında sıkıntılar çıkarttı. Bunun için geri dönüşüm sistemlerinin monte edilmesi ve aşırı ısınma olmaması için daha küçük güç ünitesi kullanmak zorunda kaldılar. V6 motor olarak çok iyi olmalarına rağmen kinetik enerji kazanım ve turbodaki ısı geri dönüşümünü iyi kullanamamaları onlar için bu sezonun özetiydi.

Ozan: Bu performans ile dönmeseler de olur dedirttiler. Japonlar başarısızlığa tahammül edemezler ve Honda’nın 2006 sezon ortasında Button sayesinde gelen ivmesi ile Barrichello’nun doğru lastik – iyi sürüş sayesinde külüstür RA108’i podyuma taşıdığı 2008 İngiltere’yi saymazsak BAR’dan satın alınma hiçbir işe yaramamıştı.

Honda hakkında beklentilerimiz mi fazlaydı, ilk sezonları için çok fazla şey mi istemiştik?

Soner: Elbette beklentilerimiz yüksekti. Çünkü herkes 2008’deki dibi görmüş hallerini değil, 1988’de fezaya vurmuş hallerini resmetti, sonuna “Ancak…” ile başlayan bir cümle ekleyerek tabi.

Evet, beklentilerimiz yüksekti, çünkü sahipleri her ne kadar kabul etmek istemese de, izleyicilerin Formula 1’in artık eskisi kadar heyecanlı olmadığı yönünde tespitleri var. Bu “sıkıcı olmaya yüz tutmuş” ve “yapay” ortamda ise HONDA gibi heyecanın kısaltması gibi olan bir şampiyonun yeniden arenalara dönmesi elbette beklentimizi yükseltti.

Bilinçaltımızın bize fısıldadığı, böyle büyük bir isim içeri girdiğinde sadece ortama uymak yerine Formula 1’i biraz eğip bükme potansiyelinin olduğuydu. Sezon boyunca beklenmedik bir iş çıkarmalarını bekledik. Tıpkı McLaren’in DRS’nin atası olan F Kanal Sistemi gibi belki de. Biliyorum biliyorum, kurallar gereği sezon içinde elbette böyle bir fırsatları olamayacaktı. Ancak etkili olamayacaklarını bağıran azınlığı bir tarafa koyarsak, evet Onlar’dan çok şey bekledik.

Abdullah: Diğer üreticilerin geçen sene yaptıklarına bakarsak, Honda spora geç girse de ciddi manada kötü bir başlangıç yaptı. Projeye geç başlamış olmaları bir dezavantaj olsa da rakiplerini görüp bir sene daha sınırsız gelişim hakkına sahiplerdi. Honda’nın projeye geç başlamasının yanında tembellik yaptığına inanıyorum. Tabi ki kimse Honda’nın ilk senede şampiyonluk potasında olmasını beklemiyordu ancak bu kadar kötü olmasını da beklemiyorduk. Ortalama bir performans beklerken, sezon başlamadan daha doğrusu Honda motoru piste çıkmadan önce F1 dünyasına söylenen reklam amaçlı bol umut vaat edici açıklamalar insanları “Acaba yapabilirler mi?” diye düşündürmedi değil ancak acı gerçekler ilk testlerde gün yüzüne çıktı.

Kemal: Bence beklenti çok fazlaydı. Tabi ki bunda McLaren Honda’nın geçmiş dönemde yaşadığı büyük başarıların da payı var. Sonuçta turbo motorlardaki ilk yıllarıydı. Onlardan zafer beklemek imkânsızdı. Ama Ron Dennis çıkıp ‘Avustralya’da kazanabiliriz’ derse veya Button ‘Podyum savaşı verebiliriz’ derse taraftarların da beklentileri yüksek olur. Bence bu kadar kötü olmalarını McLaren Honda da beklemiyordu. Yoksa bu açıklamaları yaparlar mıydı? İlk seneden beklentiler çok yüksekti. Ancak Honda ‘normal’ beklentilerin de altında kaldı. Kısacası McLaren Honda sınıfta kalmıştır diyebiliriz.

Didem: Çok bir beklentim yoktu benim Williams seviyesinde bir giriş bekliyordum açıkcası.

Hasan: Honda beklentilerini aslında takım yükseltti. Geçmişteki başarıların bugün bir işe yaramayacağını biliyorduk, ancak takım patronları tarafından yapılan açıklamalar şasi ve motorun ayrı ayrı birer tasarım harikası olduğu yönündeydi ve ilk sezonda şampiyonluğa yarışacaklarını açıkça söylediler. Ben McLaren’ın şasi olarak iyi bir iş çıkarabileceğini, ancak Honda’nın ilk sezonunda rekabetçi olamayacağını düşünüyordum. Bu kadar kötü olmalarını beklemiyordum, ancak düşündüklerim gerçekleşti.

Erdim: Geçen seneki Renault gibi Honda’nında bu sezon sıkıntı yaşayacağını düşünmüştüm ancak 7 8 yarış gibi süre içerisinde atlatacaklarını beklemiştim. Takım geliştirme anlamında geride kaldı bu yüzden Honda hedeflediği yerlere gelemedi. Benim zaten 2015 için Honda’nın ilk 6 ve yukarısı gibi bir beklentim olmamıştı.

Ozan: 1 sene geç girmelerine rağmen bu kadar kötü bir performans kabul edilebilir değildi.

Fernando Alonso uzun bir bekleme süreci sonrasında Honda projesine inanarak McLaren’e katıldı. Sizce doğru olanı mı yaptı?

Soner: Bir pilot, özellikle de yıldız bir pilot, böyle bir işe kalkıştığında hepimizin ulaşabileceğinden çok daha fazla “tüyo”ya sahip olduğuna inanıyorum. Pilotlar yer değiştirmeli, “Takımlar” yer değiştirmeli ki şov devam edebilsin. Alonso’da elbette diğer yıldız pilotların yaptığını yapabilmeyi istiyor. Rekabetçi görünmeyen o takıma geçip, şampiyonluk(lar) kazanmak.

Şöyle bir gerçek var; yarışı, en gerilerden gelip kazanmak her zaman çok değerlidir. Bu da demek oluyor ki böyle bir değeri elde etmek istiyorsanız önce gerilemeniz gerekir. Tabi bu çok büyük bir risk. Yani önce bunun sizi batırmayacağından emin olmanız gerek.

Sonrasındaysa sanırım size bir “Neye ihtiyacınız varsa …!” paketi sunuluyor. Çekiş kontrol, hareketli kanatlar, lastik testi …vs. Elbette bu paket “Asla Kanıtlanamama Garantisi” ile geliyor olmalı!

Görüyorsunuz ki kanıtlanabilir şeyler söylemiyorum burada. Sadece düşünmeden edemediğim şeyler.

Alonso mu? Hadi ama, adam yanlış bir şey yapmadı, nihayetinde “şov devam etmeli!”.

Abdullah: Bir şeyler olduktan sonra doğru ya da yanlış demek kolay. O açıdan doğru ya da yanlış yaptı dememiz doğru olmaz. Takıma olan inancını kaybettiyse ayrılması çok normaldi ve açıkçası geçen sene Ferrari’nin durumunu hatırlarsak ayrılmak istemesi normaldi. O dönemde ben de Alonso’nun doğru olanı yaptığını düşünüyordum ancak yaşananlara ve Ferrari’nin durumuna bakarsak doğru olan bu değildi. Alonso bu sene Ferrari’de kalsa mutlu olur muydu? Takım içerisindeki yaklaşım ve yönetim farklı olduğu için bunu söylemek zor. Ancak sene içerisinde yaptığı yorumlara bakarsak Alonso da bu hamlesinden pek mutlu görünmüyor. Bizim dışarıdan bakarak Honda projesine yorum yapmamız çok zor. Alonso birinci elden projeye dair verilere sahip olarak karar verdi. Ben Honda’da hedeflerine ulaşmasının zor olacağını düşünüyorum.

Kemal: Şanssız mı desem, yanlış tercih yapmakta uzman mı desem ne desem bilemiyorum. Formula 1’de bu kadar şanssız pilot çok azdır. İnanılmaz bir yeteneğe sahip ama bir türlü hızlı bir araçta yarışamıyor. İşin kötü tarafı takımdan ne zaman ayrılsa ayrıldığı takım bir anda hızlanıyor, gittiği takım ise beklentilerin altında kalıyor. 2010 ve 2012’de inanılmaz bir efor sergiledi. Ama şampiyonluk gelmedi. 2014’deki sorunlardan sonra ben de olsam ayrılırdım. Çünkü takımda hiç umut ışığı yoktu. Alonso’ya her sene ‘gelecek yıl daha iyi olacağız’ deyip ertesi sezon daha geriye giderseniz o adamın da projeye olan inancı azalır. Geçen yıl Allison Alonso’ya ‘gelecek yıl daha iyi olacağız’ demiş. Ancak Ferrari bunu her yıl Alonso’ya söylediği için Alonso da buna inanmamıştı. Çünkü o kadar fazla umut verip, kötü performanslar sergiliyorlardı ki artık projeye olan inancını kaybetmişti. Bence ayrılarak doğrusunu yaptı ancak McLaren Honda seçimi doğru muydu bu tartışılır. Çünkü bu büyük bir bilinmeyendi. Ferrari’den daha kötü olacakları belliydi. Bunu görmemek imkânsızdı. Ancak ciddi bir maaş teklif edildi ve elindeki en iyi seçenek olarak bunu gördü. Cidden elindeki tek seçenek de bu gibiydi. Sauber veya diğerlerini saymıyorum.

Didem: 2014 Ferrari’sine bakarsak evet. 2015 McLaren’ine bakarsak hayır 😀

Hasan: James Allison’ın Alonso’yu Ferrari’de kalması yönünde ikna etmeye çalıştığını okumuştuk. Ben olsam onun sözüne inanırdım. Elbette perde arkasında olanları bilmiyoruz, Alonso verilen sözlerden sıkılmış olabilir. Spor ve bizler için heyecan yarattığı için doğru olanı yaptığını söyleyebilirim ama kendi kariyeri için ise tam tersi geçerli.

Erdim: 2012 sonunda Hamilton’da McLaren’den ayrılıp Mercedes’e gittiğinde herkes onu eleştirmişti. 2013 İspanya GP’de tur yemişlerdi hatta. Sonuç olarak 2014 – 15 dünya şampiyonu oldu. Alonso’da yapması gerekeni yaptı ve kariyerinin son dönemlerinde yeni bir takıma yöneldi.

Ozan: Gelecek sezonlar için Hamilton’ın 2013’ü çöpe atması gibi bir risk aldı. İlerisi için başarı gelirse evet doğru olanı yaptı fakat işler ters giderse bir türlü gelemeyen 3. şampiyonluk hayal olacak.

Alonso 2007 sonunda takımla kavgalı ayrılmıştı. Takımın, özellikle de Ron Dennis’in onunla tekrar bir araya gelmesine sebep olan şey neydi?

Soner: Seçeneksizlik. Tamam Honda, Alonso konusunda diretti ama Ron başka bir şampiyonun kendilerini taşıyabileceğine inanabilseydi O’nu tercih ederdi. Kaldı ki bunu yapabileceğine inandığı Alonso dışındaki tek pilotu da Mercedes’e kaptırdı. Akademiden yetiştirebildikleri başka bir Lewis de olmadığına göre… Tabi bir de Alonso yeni bir bonusla geliyor artık; böbürlenememek!

Abdullah: Çaresizlik. McLaren gibi büyük bir takım Hamilton takım ayrıldıktan beri ciddi manada bir yıldızı olmadan yarışıyordu. Evet, Button iyi bir pilot ancak “yıldız” olarak görülen bir isim değil. O açıdan McLaren sadece performans olarak değil itibar olarak da rakiplerinin gerisinde kaldı. Bizdeki “Denize düşen yılana sarılır” ata sözünde olduğu gibi mevcut şartlar altında Alonso için McLaren, McLaren için Alonso dışında bir alternatif yoktu.

Kemal: McLaren’in gerçek bir şampiyona ihtiyacı vardı. Alonso’nun da büyük bir takımda yarışmaya. McLaren-Alonso birlikteliği de istenilen şekilde bitmediği için tarafların yeniden bir araya gelme ihtiyacı hissettiğini düşünüyorum. Honda’nın da Alonso ile yarışmak istediği bilinen bir şey. Alonso’nun elindeki en iyi seçenek McLaren’di. Ron Dennis de Alonso gibi bir ismin boşta olduğunu görünce onunla anlaşmak istedi. Bunun tek bir sebebi yok kısacası. İlk ayrılığın buruk bitmesi ve tarafların yeniden birlikte çalışmak istemesi bu birlikteliğin yeniden başlamasındaki en büyük etkendi.

Didem: McLaren fanı olarak Lewis’in gidişinden dolayı takıma kaliteli bir yıldız gerekliydi hem takım için hem de sponsorları takıma çekmek için Alonso en iyi tercihti.

Hasan: Dennis ve Alonso’nun kendi kişisel çalışma yapılarını değiştirdiklerini düşünmüyorum. Honda’nın Alonso’yu istediğini çok kez duyduk. Maaşını da ödüyor olmalılar. Dennis’in şu an Alonso ile çalışmak zorunda kaldığını düşünüyorum.

Erdim: Hamilton’ın boşalttığı baskın, hırslı ve azimli koltuğu gerek yetenek gerekse sürüş olarak her tur biraz daha üstüne katan en az Hamilton kadar hırslı olan Alonso’yu takıma katmasının doğru olduğunu düşünüyorum.

Ozan: Mclaren’i eski başarılı günlerine döndürmek için Alonso’nun tecrübesine ihtiyaçları vardı.

Alonso’nun Barselona testlerindeki esrarengiz kazası hakkında ne düşünüyorsunuz? Çok garip bir olay, değil mi?

Soner: Hâlâ ne olduğunu bilmediğimiz bir kaza. Bu kadar saklanıyor olması bana “farklı olma çalışmaları”nı düşündürüyor sadece. Alonso’nun sağlık durumunun da sır olarak tutulması da cabası. O kazada dikkatler güç ünitesindeydi değil mi? Sonrasında ise McLaren Honda’nın sorun yaşadığı tek alan da güç ünitesi değil miydi? O kaza olduğu sırada her ne deniyorlardıysa işe yaramadı ve sezonun kalanında da bununla yaşamak zorunda kaldılar.

Abdullah: Garip, tuhaf, anlamsız, saçma… Gerçekten yorum yapabileceğimizi sanmıyorum. Bu kadar ciddi bir olayın hem takım, hem FIA, hem pist, hem de hastane tarafından açıklanamamış olmasına şaşkınım. Onların dahi açıklayamadığı bir olayı bizim açıklamaya çalışmamız saçma olur.

Kemal: Anlatılanlara göre Alonso aracın kontrolünü kaybederek iç taraftaki bariyerlere çarpıyor. Kimse bunun sebebini bilmiyor. FIA bilmiyor, McLaren Honda bilmiyor. Alonso hatırlamıyor. Bazı komplo teorileri var. Ancak bunlar adı üzerinde bir teori. Rüzgârdan olduğu söyleniyor. Ve bazı pilotlar bunu doğruluyor. O anda o bölümde ciddi bir rüzgâr varmış. Alonso fiziksel ve zihinsel açıdan harika bir seviyede. Bence bu kazanın olabilmesi için araçta muhakkak bir problemin yaşanmış olması gerekiyor. Telemetrilere bakılıyor ancak telemetri verilerinde de hiçbir anormal durum yok. Çok ilginç gerçekten. Yorum yapmak çok zor.

Didem: Alonso kendini rüzgara fazla kaptırdı bence 😀 şaka bir yana sırlarla dolu bir kazaydı.

Hasan: Bu konunun kapatılması için çok çalışıldı. Araçta denenen bir yapıda güvenlik ihlali olmasından veya pilotun takıma bir şey ispatlamaya çalışmasına kadar takım için utanç verici bir şeyin olma olasılığını yüksek görüyorum. Yıllar sonunda konuşan bir mühendis olmazsa, muhtemelen hiçbir zaman ne olduğunu bilemeyeceğiz.

Erdim: Ben hala o olayın McLaren gibi köklü bir takım tarafından ört pas edilmesini anlamış değilim.

Ozan: Hala garip, Rıza baba çözer belki 🙂

Sebastian Vettel kendisini kariyeri boyunca desteklemiş ve dört şampiyonluk kazandırmış Red Bull’dan ayrılıp Ferrari’ye geçti. Sizce buna sebep olan şey neydi? Doğru bir karar mıydı?

Soner: Alonso’nun McLaren’a geçişine verdiğim yanıtla benzer bir yanıt verebilirim. Büyük olasılıkla Red Bull takımının zirvede kalmaya devam edemeyeceğini “görmüştür”. Dönem dönem yavaşlasa da tekrar zirveye döneceğinden “emin olduğu” Ferrari’ye geçmesi de gayet mantıklı görünüyordu. Sonuçta 5 yıl, yavaş kalmak için yeterli bir dönem sayılabilir değil mi?

Tabi Formula 1’de hesaba katılmayan şeyler olmayacak değil. Ferrari’ye geçtiğinde Alonso’nun başına gelen de böyle bir hesap hatası olabilir elbette.

Açıkça söylemem gerekirse, kimin zirveye oynayacağının söylendiği bir öncelikliler listesinin olduğunu ve bu listenin dönemin ihtiyaçlarına göre güncellendiğini düşünüyorum.

Abdullah: Sonuçlara baktığımızda doğru bir karardı. Ferrari’nin zamanından beri Vettel ile ilgilendiği, Vettel’in de Ferrari’ye karşı bir sempatisinin olduğu açıktı. O yüzden iki taraf için de hayırlı oldu. Pilotların uzun zaman geçirdikleri takımdan ayrılmaları ilk başta tuhaf gelse de bir noktada kopmak gerekiyor. Hamilton için McLaren’den ayrılarak Mercedes’e geçmek kariyer yönetimi açısından kritik bir hamleydi. Ferrari’nin gelecek planlarına bakarsak Vettel’in de benzer bir hamlede bulunması kariyer yönetimi açısından kritik bir hamle olabilir. Red Bull – Vettel arasındaki büyünün 2014’te bozulmasıyla değişiklik her iki taraf için gerekliydi. Sonuç olarak Vettel Red Bull ile büyük başarılar elde etti. Her zaman farklı takımda da bunu başararak kanıtlaması gerektiği söyleniyordu. Bunun için, kendisine yeni bir 1 numara arayan Ferrari’den daha iyi bir yer olamazdı.

Kemal: Vettel dört kez dünya şampiyonu olduktan sonra Red Bull ile gerçekten zor bir yıl geçirdi. Ricciardo’ya mağlup oldu. Red Bull istediği düzeyde değildi. 2015 için işler pek olumlu gözükmüyor. Önünde Ferrari seçeneği vardı. Ferrari Red Bull’dan iyi durumda değildi, ama ciddi bir yapılanma sürecine girmişti. 2015’te daha hızlı olabilirdi. Vettel’in Ferrari’ye geçerek kazanabileceği bazı şeyler de vardı. Taraftar sayısı artabilirdi. Kendisini kanıtlayabilirdi, eleştirileri susturabilirdi. Ferrari ile efsane olabilirdi. Ve idolü Michael Schumacher’in yaptıklarını tekrarlayabilirdi. Sonuçta bu takım Ferrariydi. Kim Ferrari de yarışmak istemez ki? Red Bull’da kalsaydı ikinci yılında da Ricciardo’ya yenilebilirdi. Durum bu olsa yeteneği sorgulanabilirdi. Tüm bunları düşündü ve doğru olanı yaptı. Red Bull’un hali ortada. Ferrari’nin hali ortada. Ferrari tarihin en büyük takımı, en başarılı takımı. Potansiyel var, kaynak var, taraftar var. Gereken her şey var. Ancak Red Bull yeterli kaynağa sahip olsa bile yeterince taraftara ve kendi ürettiği bir motora sahip değildi. Hele ki turbo motorlar döneminde bu ayrılmak için çok büyük bir neden.

Didem: Sebebi gayet açık Ferrari aşkı !!! Tabi bu karar’da Alonso nun takımdan ayrılışı da etken oldu.

Hasan: Vettel Alonso ile aynı yoldan gitti. Red Bull’un Renault motoru ile geleceği belirsizdi. Ricciardo da sıkı rakip çıkınca artık takımda eski forsunun olmayacağını düşünmüş olmalı. Ferrari’de aradığı ilgiyi istediği kadar bulabilecekti ve fırsat da gelince değerlendirdi. Kesinlikle doğru bir karar olduğunu gördük. Red Bull bugün kendisine motor bulamazken Ferrari giderek güçleniyor.

Erdim: Yeni Formula 1 çağında Vettel çocukluktan beri içinde yaşattığı Ferrari aşkına kavuşmuş oldu. Şahsi fikrim Vettel kariyeri boyunca desteklemiş Red Bull’a verdiği arka arkaya dünya şampiyonluklarıyla borcunu ödedi. Ferrari daha köklü bir takım. Hem finansal hem de geliştirme konusunda (Her ne kadar bir ara çuvallamış olsalar bile) kaynakları daha geniş. Ayrıca Vettel mühendislik yanı da olan bir pilot ve hem takıma katkı sağladı hem de kendi sürüşünü geliştirdi. Bu yüzden kararının doğru olduğunu düşünüyorum.

Ozan: 2014’te kendisine göre tecrübesiz takım arkadaşı Ricciardo’ya mağlup olduktan sonra Vettel takımın kendi etrafında olduğunu düşünmeyerek ayrıldı. 2015 Red Bull’una bakarsak faydalı bir değişim oldu.

Kimi Raikkonen’e de değinelim. Geçen sezon Alonso karşısında oldukça kötü bir sezon geçirmişti. Bu sezon takım arkadaşı Vettel’di. Sezon içinde daha iyi göründü ancak çok da farklı olmadı gibi. Ne düşünüyorsunuz? Acaba Ferrari Raikkonen’e ikinci pilot muamelesi mi yapıyor?

Soner: Ahha… Konu buraya gelmese olmazdı.

En hızlı dönemini yüksek devirlerin çevrildiği ve bu yüzden Mercedes’in arıza şampiyonu olduğu dönemlere vermiş olan bu multi yetenekli adam hakkında tonla methiye dizebileceğim gibi elindeki “dondurmayı” alsalar “dünyanın sonu değil ya!” deyip horlamaya başlayabilecek olan sersem davranışları için tonla yumruk sallayabilirim. Kaldı ki bir dönem odamdaki dart tahtasının üzerinde O’nun fotoğrafı vardı.

Ferrari’nin tavrına gelirsek; benim izlediğim dönem boyunca (88’den günümüze) 1. ve 2. pilot uygulamasını kullanmış bir takım düzenine sahiptiler. Her sezon pilotlarından birinin “fedakâr” olması gerekiyordu. Yarış sonuçlarına bakılırsa hayli işe yarayan bir sistem. Raikkonen de neredeyse hiçbir şeyi dert etmediğine göre, evet Ferrari O’nu mutlaka 2. pilot olarak kullanıyor.

Abdullah: Ferrari belki o şekilde davranmıyor ancak yaşanan şanssızlıklara ve Kimi’de bizim gördüğümüz vurdumduymaz tavırlara bakınca sonuç olarak öyle bir görüş ortaya çıkıyor. Kimi bir zamanlar en hızlı pilotlardan birisiydi ancak her nedense artık öyle görünmüyor. Bunu yaşına, Ferrari aracına olan uyumuna, yeni motorlara, hayatındaki değişikliklere gibi bir çok şeye bağlayabiliriz. Yanındaki pilotlar bir şekilde Kimi’den daha iyi iş çıkarıyorsa, bunu tamamen takımın onu 2. pilot olarak görmesine bağlayamayız. Umarım yanılırım ancak bu sene Raikkonen’in F1’deki son senesi olacak gibi görünüyor.

Kemal: Raikkonen Lotus ile harika bir yıl geçirdikten sonra Ferrari’ye geldi. Yanında Grosjean değil, Alonso vardı. Altında Lotus değil Ferrari vardı. Her sürücünün kendi stili vardır. Araç daha çok Alonso’ya göre tasarlanmıştı desek yalan söylemiş olmayız ki bunda anormal bir durum yok. Çünkü Alonso 5 yıldır oradaydı ve tabi ki araç kendisine daha uygun olacaktı. Raikkonen geçen yıl Ferrari’ye alışmakta zorluk çekti, araçta bazı şeyler istediği gibi değildi. Lotus’daki ilk sezonunu hatırlayın benzer şeyler yaşamıştı. Sonuç olarak sorunlu bir sezonu Alonso’nun çok gerisinde tamamladı. Bunda Raikkonen’in sorunlarının yanı sıra Alonso’nun üstün performansının da etkisi var. Bu yıla iyi başladı aslında Vettel’den çok da yavaş değildi. Ama şanssızlıklar peşini bırakmadı. Fakat çoğu zaman Vettel’den yavaş kaldı dersem yalan söylemiş olmam. İstatistikler ve sonuçlar ortada. Sanki Raikkonen de bir şeyler eksik gibi. Sorun yaşamadığı yarışlarda Vettel kendisinden biraz daha hızlıydı. Bunun sebebi nedir bilmiyorum. Ancak Raikkonen artık 36 yaşında. Yaşın da bir etkisi vardır herhâlde.

Didem: Yorum yok.

Hasan: Geçen sezon araca uyum sağlayamadığı söylenmişti. Bu sezon araç kendisine uygun ancak bu kez de pit duvarı hataları, garip arızalar ve birkaç kazası onu geriye düşürdü. Ferrari’nin tek pilot stratejisi uyguladığı yıllardır bilinen bir gerçek. Ancak Raikkonen’in performansını kasıtlı olarak düşürdüklerine inanmıyorum.

Erdim: Ferrari Raikkonen’e ikinci pilot muamelesi yapsa bile Raikkonen buna izin vermez. 2008’de arka arkaya attığı yarışın hızlı turları oluyordu sıkı takip edenler bilirler. Malezya’da yaşadığı talihsizliklere rağmen dördüncülüğe kadar tırmanmayı başarmıştı. Bu yüzden saf hız anlamında Raikkonen’de üst düzey bir pilot. Raikkonen biraz daha kendi kapasitesini kullanabilir. Lotus döneminde daha başarılı olmasının sebebini hem takım arkadaşının güçsüz olmasına hem de biraz daha basın anlamında geri planda kalmasıydı. Şimdi gene Ferrari’de ve gene eleştiri alıyor. Birileri ona yapması gerekeni söylediği sürece Raikkonen bunu yapmamaya devam edecek ta ki kendisi isteyene kadar.

Ozan: Kendisine onu yakıştırmış olmalı ki araç veya takım arkadaşı değişse de onun performansı belli bir çizgiyi aşamıyor. Genç pilotlar sırada bekliyor…

mercedes-ferrari-2015

Ferrari’nin Mercedes’e yaklaştığını gördük, bir şekilde üç yarış kazandılar. Bu gelişimi bekliyor muydunuz?

Soner: Ferrari ve McLaren’in her zaman ilk sıralara oynayacağını bekleriz. Bugüne kadar izlediğimiz Formula 1 yapısı, bize bunu öğretti çünkü. Saydığım iki isim Formula 1 tarihi boyunca değişiklik göstermiş olabilir elbette. Ben kendi gözlerimin gördüğü dönem için konuşayım.

Eğer Ferrari gerilere düşmüşse eninde sonunda ilk sıraya döneceğini biliyoruz. Dahası bunu kendi gözlerimizle görebileceğimizden emin olmamız. Şimdiye dek hep böyle oldu. Ancak Formula 1 yönetimi durumdan sıkılmış olsa gerek ki, mevcut ikili sistemi çok bilinmeyenli denklemlere dönüştürmenin daha eğlenceli olacağını düşünmüş olmalılar. Bugün Ferrari ve McLaren’imize ek olarak Red Bull’umuz ve Mercedes’imiz var. Renault’dan da umutluyuz… Bu arkadaşlardan biri gerilere düştüğünde, tekrar yukarı çıkmalarını bekliyoruz.

Ferrari’den bu gelişimi bekliyor muydum? Elbette.

Abdullah: Beklemiyordum. Özellikle bazı yarışlarda lastik seçiminin de etkisiyle Mercedes’e oldukça yakın performanslar sergilediler. Gerçekten şaşırdığımı söylemeliyim. Bu galibiyetlerde şans faktörü olsa da Vettel ve Ferrari’nin performansını göz ardı edemeyiz.

Kemal: Tabi ki bekliyordum. 2014’ün ortasında 2015’e odaklanan bir takım vardı. Teknik patron James Allison ilk kez 2015 aracı üzerinde çalışmaya başlayacaktı. Ciddi bir revizyona gidilmiş ve pek çok personel ile yollar ayrılıp yerlerine yenileri atanmıştı. Motor departmanında ciddi değişiklikler olmuştu. 2014’te yaşanan sıkıntıların çoğu saptanmıştı. Bunların çözümü için 2015 beklenmişti. Fark 1.5 saniyeden 0.6’ya kadar indi. Ancak Formula 1’de asıl sorun son saniyeleri kapatmaktır. Ferrari’nin bu yıl kaydettiği gelişimde 2014’te yaşadığı sorunları çözmenin önemli payı var. Mercedes en önde ve sorun yaşamıyor. Onların tek derdi gelişmek. Ferrari 2014’te sorunlar yaşadığı için genel olarak sorunları çözmeye dayalı bir kış geçirdi. 2015’ten sonra ise performansa odaklanacaklar. Ancak Ferrari’nin gelişebileceği daha fazla alan var çünkü gerideler. Mercedes her alanın adeta suyunu çıkarttı ve gelişim açısından sorun yaşayabilir.

Didem: Gelişmelerini illaki bekliyordum sonuçta Mercedes’in motor bölümünden adam aldılar bir zahmet gelişsinler değil mi ? 🙂

Hasan: Ferrari’nin motor gelişimi yapacağını herkes tahmin ediyordu zaten. Ancak şasi gelişiminin hangi düzeye çıkacağı merak konusu.

Erdim: Gerek hava şartları gerek yarış içerisi olaylar olarak ben zaten Ferrari’den galibiyet bekliyordum. Brezilya GP’de Mercedes’lerin Ferrari takımı hariç diğer tüm araçlara tur bindirmeleri Ferrari’nin 2014’e göre Mercedes’i yakaladığını gösteriyor.

Ozan: Daha fazlası olmalıydı. 16 yarışın çoğunu domine ederek kazanan Mercedes’e karşı çoğu zaman pistte gezindiler.

Mercedes yine de yenilmezdi. Hep söyleniyor: ‘Vanayı açmak’ Mercedes’in rakiplerinin performansına göre kendi hızını ayarladığını düşünüyor musunuz?

Soner: Kesinlikle evet. Hangi türden bir yarış içerisinde olursanız olun, temponuzu arkanızdan gelenlere göre ayarlamak size büyük avantaj sağlar. Bazen onların sizi yakalayabileceklerini düşünmesini sağlayıp son güçlerini ortaya koymalarını sağlar, sonrasında da sakladığınız gücü kullanarak tek başınıza uzaklaşırsınız.

Başka bir örnek, herkesle birlikte takılırsınız ve durumu kolaçan edersiniz. Kimlerin potansiyelinin yüksek olduğunu tartarsınız. Doğru zamanı hesaplar ve tam güç verirsiniz.

Tabi senin kastettiğin Mercedes’in güç artışı sağlayan sırlarla dolu bir sisteme sahip olduğu ve istediği zaman bunu kullanabildiği yönünde bir şey ise, ona da varım. Sonuçta şampiyon olma sırasının bir süre için Mercedes’e verildiğini düşünen bir adamım.

Abdullah: Bir takım 19 yarışın 16’sını kazanıyorsa ve çoğunda duble yapıyorsa tabi ki performansını istediği gibi ayarladığını düşünebiliriz ki bazen bu düşünceye ben de katıldım. Bizimle oynandığını düşünüyorum 🙂

Kemal: Mercedes turbo motorlar üzerinde çalışmaya çok önceden başladı. Haug, Fry ve Brawn 2011 ve 2012’de bunun hep 5 yıllık bir proje olduğunu söylediler. 3. Yılda pole ve zaferler, 4. Yılda şampiyona üçüncülüğü 2014 ve 2015’te şampiyonluk. Takım adım adım ileri gitti. Ciddi bir hazırlık dönemi geçirdikleri için çok fazla sorun yaşamadılar. Honda mesela yeni motorlar üzerinde çok çalışmadığı için sıkıntılar yaşadı. Tıpkı Renault gibi. Renault 2013’te şampiyonluk için yarıştığı için son ana kadar zorladı. Mercedes ise sonraki yıl için hazırlandı. Hazırlık dönemi ciddi fark yarattı. Vana kısmına gelirsek Mercedes’in zaman zaman artan tepkiler nedeniyle vanayı biraz kıstığını düşünüyorum. Bunu düşünen bir tek ben değilimdir herhâlde. Ferrari’nin çok hızlı olduğu pistlerde vanayı açıp, Ferrari’nin biraz daha geride olduğu pistlerde tepkiyi azaltmak için biraz kısıyor olabilirler. Tabi bu bir varsayım. Kim eleştiri alıyorum diye galibiyeti riske sokar ki? Olası bir mağlubiyette bunun hesabını kim verebilir? İşin bir de bu boyutu var.

Didem: Düşünmez miyim hiç 🙂 istedikleri an istedikleri farkı yapıyorlar ellerinde daha da fazlası vardır da sırf rekabet olsun diye göstermiyorlar bence.

Hasan: Sezon başında bunu yaptıklarını düşünüyordum. Ancak Macaristan GP gibi geriye düştükleri yarışlarda o vanayı açtıklarını göremedik. Belki de o da bir oyundu, kim bilir?

Erdim: Formula 1 gibi bir platformda kimse elindeki avantajı diğerinin eline verip sen daha iyi ol demez. Mercedes motorlu takımlar diğer araçları geçerken tam güce sahip olsalar bile Mercedes takımı ile mücadelede tam güçte olduklarını sanmıyorum. Ama bir gerçek var araç bir bütünden ibarettir. Şasisel anlamda Mercedes Force India ile eş bir araç üretseydi bende ne olacağını merak ederdim.

Ozan: Hayır.

Singapur GP’de ne oldu? Mercedes mi lastikleri çalıştıramadı, Yoksa Vettel ve Ferrari mi harikaydı?

Soner: Burası GP’nin geceleri yapıldığı ve araçların üzerindeki ışık yansımalarının harika görünmesinden başka bir artısı olmayan lanet dur kalk-cadde pistiydi değil mi?

Burada yüksek hızlar yok, dahiyane aerodinami gerektiren yüksek hızlı virajlar yok, geniş yollar yok. Yani bildiğiniz gibi bu tür pistler aerodinamik performans ve motor gücü farklarının neredeyse yok olduğu pistler. En belirleyici etken mekanik yol tutuş ve lastik performansı. Şimdi hava ve asfalt sıcaklıkları gibi değerleri hatırlamıyorum ama bence Ferrari ve Vettel harika falan değildi. Her şey sorun yaşasalar bile Mercedes’in kontrolündeydi. Sezon boyunca o kadar hızlıydılar ki sırf başka biriyle mücadele etmek için özel çaba sarf etmiş olabileceklerini düşünmeden edemiyorum.

Böylesine profesyonel bir seviyede bunu mümkün olamayacağını biliyorum elbette ama bence Singapur 2015, Ferrari’nin ağzına çalınmış bir parmak bal.

Abdullah: Mercedes’te Singapur’dan itibaren araç gelişimi konusunda farklı bir yola girildiğini biliyoruz. Singapur’a kadar sıralamaların tek hakimi olarak gelen Hamilton, rekor kırabileceği yarışta bunu başaramadı ve o andan sonra özellikle sıralamalarda Hamilton, Rosberg’in art arda gerisine düştü. Ferrari tabi ki harikaydı ancak Mercedes’in gelişim yönündeki değişiklik sonucunda ilk yarışta bazı şeylerden maksimumu alamadığını düşünüyorum. Sonrasında her şey yerine oturdu ve neler olduğunu gördük.

Kemal: Lastikler ile alakalı bir sorun olduğu söylendi. Hem de olası bir diskalifiyeden kurtuldukları Monza’dan sonra. Ferrari şasi olarak harika olabilir ancak Mercedes’in de şasi olarak iyi durumda olduğunu söyleyebiliriz. 0.5 saniye öndeyken 0.5 saniye geriye gitmeleri pek normal bir şey değil. Ferrari hızlıydı ama Vettel daha hızlıydı. Harika bir hafta sonu geçirdiler. Mercedes araçta yaşanan sorunları bulamadı. Singapur’dan sonraki haftada bu sorunları çözdüler ve Japonya’da zafer geldi. Yani Ferrari Singapur’da hızlıydı ancak Mercedes’in sorunlar yaşaması Ferrari’ye zaferi getirdi.

Didem: Her ikisi de bence.

Hasan: Marina Bay çok özel bir pist, diğer pistlerde çalışan araçların burada çalışmama olasılığı çok fazla. Bir üstteki soruda kastedilen şeyi de yapmış olma olasılıkları her zaman var. Eğer bir yarışı hediye etmek için kasıtlı olarak yavaş kalmak istedilerse bunu kamufle etmek için en doğru yarış Singapur GP.

Erdim: Hem Mercedes lastiklerini çalıştıramadı hem de Vettel egzozdan beslemeli difüzör zamanındaki gibi arka tarafı iyi çalıştırdı. Zaten Ferrari buraya gelirken özellikle arka bölümde iyileştirme yapmıştı. Bu Vettel’in elini kuvvetlendirdi. Bu sayede Ferrari ve Vettel ortaklığı bir galibiyet daha kazandı.

Ozan: Mercedes lastikleri çalıştıramadı. Sadece Ferrari değil Red Bull da çok hızlıydı.

uae-bahrain-formula-1-grand-prix-action-daniel-ricciardo-red-bull_3292938

Geçen sene üç yarış kazanan Red Bull bu sezona çok kötü başladı ve Renault ile suçu sürekli birbirlerine attılar. Suçlu sizce hangisiydi? (Veya ikisi de mi suçluydu?)

Soner: Suçlu aramaya gerek yok bence. Red Bull’u ergenliğe girmiş bir genç gibi davrandığını düşünelim. Renault’un “baba olmak” konusunda bazı sıkıntılar yaşadığını düşünüyorum. Sanki hiç oturup da karşılıklı konuşmamış bir aile gibiydiler. Çocuklarınızla ilgilenmezseniz hayatı size dar edebilirler değil mi?

Basının önümüze koyduklarından anlayabildiğim kadarıyla vardığım sonuç, Red Bull’un performans veremeyen motor hakkındaki serzenişlerinde haklı olduğu ancak bunu belirtme şekli konusunda da ağzına biber sürülmesini hak ettiği şeklinde. Nerede duracaklarını bilemediler, eminim bizim göremediğimiz alanlarda hakaretler havada uçuşmuştur. Bol keseden atıp tuttuklarını ve kimle isterlerse çalışabilecekleri düşündüler. Nihayetinde 4 kez dünya şampiyonu olmuşlardı. Sonuç; Renault motoru… Yine!

Öyle sanıyorum ki artık şampiyonluklar sanıldığı kadar değerli değil!

Abdullah: Geçen seneyi 2. sırada tamamlayan Red Bull doğal olarak lider Mercedes’le aradaki farkı kapatmayı umuyordu ancak Renault’nun güç ünitesinde yaşadığı sorunlarla birlikte iki tarafın arası iyice gerildi. Her ne kadar Red Bull ulu orta yaptığı eleştirilerde haksız gibi görünse de, 2009’dan beri en kötü derecesi 2.lik olan ve çok büyük yatırımlar yapan takımın bu seneyi 4. sırada tamamlaması nedeniyle yaşadığı hayal kırıklığını da anlamak lazım. İki tarafın da yaşananlarda sorumlulukları var.

Kemal: Suçun tek bir tarafta olduğunu düşünmüyorum. Red Bull’un ‘her şeyi ben bilirim’ havasına girip Renault’nun işine burnunu sokması hoş olmadı. Agresif tasarım konusunda Renault’ya baskı yaptılar. Renault istenileni yaptı ve agresif tasarımla beraber daha geriye gitti. Sonra suçu yine Renault’ya attılar. Renault’nun suçu yok mu? Var elbette. Ancak en büyük başarılarınızı bu üreticiyle kazandınız sonuçta. 2013’te şampiyonluğu bu motor ile kazandınız. Başarıyı hemen silip atamazsınız. Ancak bence Renault turbo motorlara yeterince hazırlanamadı. Sorun da bu oldu. Ancak bazı iddialar var ki bu iddialar gerçekten utanç verici. İddiaya göre Renault elinde yeterli kaynağa sahip olmasına karşın gerekli çözümleri üretemiyormuş. Buna inanmak istemiyorum ama 12 güncelleme yapıp 0.1 saniye gelişmek ‘acaba doğru mu?’ diye sorular sormama sebep oluyor. Red Bull’u anlamaya çalışıyorum bir yandan da. Sonuçta en iyi şasiye sahipler. Kazanmaya alışmışlar. Ancak sezona onlar da kötü başladı. Sezon başını hatırlayın. Toro Rosso zaman zaman Red Bull’dan daha iyiydi. Bu şasinin yeterince iyi olmadığını gösterir. Tabi bu sorunları çözdükten sonra hızlandılar. Red Bull’un haklı olduğu yerler var ancak yaptıkları eleştiriler yapıcı değil yıkıcıydı. Sonuçta her iki taraf da bundan zarar gördü.

Didem: Renault’un illaki payı var kötü performansta ama Red Bull da hem kötü şasi çıkartıp hem de Renault’un daha iyi motor yapması için işlerine karışması, basın önünde aşağılamaları vs vs. suçun en büyüğünü Red Bull da görüyorum.

Hasan: Red Bull şasisinin geçen sezonki kadar iyi olmadığını kabul etmişti ancak sezon ortasına gelmeden gerekli gelişimlerle performansı olması gereken seviyeye getirdiler. Sezon başında yarış bile tamamlayamayan Renault motoru ise şasi kadar gelişim kaydedemedi. Basın önünde söylenenler haricinde performans olarak ikisi de suçluydu.

Erdim: Şasi olarak geride kaldıkları bir sezon başlangıcı oldu. Sonradan şasi gelişti ama bu sefer de motor anlamında Renault bekleneni veremedi. Ben suç atmalarını yanlış buluyorum. Suçlu demeyelim ama Renault geri kalan tarafta oldu.

Ozan: 2 senedir performanslı motor veremeyen Renault ve iyi günleri çabuk unutup köprüleri yıkan Red Bull da suçlu.

Sezonun son yarışlarında, özellikle Singapur GP ile birlikte Rosberg oyununu artırmış göründü ve sıralamalarda Lewis Hamilton’u geçti. Takım bir müdahalede bulunmuş olabilir mi? Yoksa Hamilton mu boşladı? Ya da?

Soner: Lewis bu sırada henüz şampiyonluğunu ilan etmemişti değil mi? Yani henüz kendini salmamıştır diye düşünüyorum. Sırf Lewis sezon sonuna 6 yarış kala şampiyonluk ilan etmesin, millet mücadele izlesin diye de risk alınacağını sanmıyorum ama, zaten heyecanını birçok yönden kaybetmiş Formula 1’in arada biraz taze kan ihtiyacı olabileceği düşüncesindeyim. Az önce demiştim ya Singapur Ferrari için bir parmak bal gibi diye… Çünkü sonrasındaki 6 yarışı da Mercedes pilotları kazandı. ilk 3 yarışı Lewis kazandı son 3’ü de Nico.

Şuna da değineyim, Pole pozisyonları pilotu şampiyon yapmıyor. Ayrıca Nico’nun temposunu taaaaaa Singapur’da arttırmış olması Lewis’in neden umurunda olsun ki…

Abdullah: Aslında tüm yaşananlar, takımın istediği pilotu öne çıkarabildiğini bizlere kanıtlamış oldu. Hamilton’un şampiyon olmasıyla çenesinin fazla düşmesi sonucunda Mercedes, Rosberg’in istediği yönde aracı geliştirerek asıl patronun kim olduğunu bir nevi göstermiş oldu. Aslında sezon başından beri bakarsak bir çok yarışta Rosberg gerçekten yakındı ve sıralamalarda saliselerle kaybederek geriye düşünce doğal olarak yarışta da dezavantajlı olmuş oldu. Son bölümdeki Rosberg atağını ve kararlılığını ise hem araçtaki gelişim yönüne hem de Hamilton’un şapka fırlatma gibi olaylarla Rosberg’in damarına basmasına bağlıyorum.

Kemal: Hamilton sezona inanılmaz başladı ve herkes sezon ortasında şampiyonluğun geleceğini düşündü. Sezon bitmeden şampiyonluk geldi zaten. Ancak Rosberg özellikle sorunlu geçen Singapur’un ardından Hamilton’un 1 adım önüne geçmiş gözüktü. Hamilton’un gereksiz açıklamaları Rosberg’i motive etmiş olabilir. Ama Hamilton gibi bir şampiyonun da aniden performans düşüşü yaşaması pek de normal değil. Araçta sorunlar yaşamış olabilir. Son güncellemeler Rosberg’e uyuyor olabilir. Hamilton şampiyon olduktan sonra zorlamadı deniliyor ama ben buna inanmıyorum. Kim altındaki en hızlı arabayla kazanmak istemez? Her galibiyet yeni bir rekor demek. Yeni bir istatistik, daha fazla para ve daha fazla taraftar demek. Bence Hamilton ‘çok zorlamadı’ değil de son güncellemeler Hamilton’dan çok Rosberg’e uydu diyebiliriz. Tabi ki buna ek olarak Rosberg’in de performansını arttırdığını söyleyebiliriz. Her şeyi yeni sezonda daha net göreceğiz.

Didem: Nico oyununu artırdı ama üzerindeki baskı kalktıktan sonra artırdı. Lewis kendi ağzıyla söyledi zaten boşladım diye ki bence de boşladı. Ha Mercedes araca müdahale etti mi? Orasını Toto bilir.

Hasan: Hamilton araçta yeni bir yönde ilerlemeye başladıklarını ve bunun kendisine uymadığını söylemişti. Belki de onun bile bilmediği değişiklikler yapılmış olabilir. Takım içerisinde huzuru sağlamakta zorlanıyorlar.

Erdim: Ben aradaki farkın FIA’nın getirdiği lastik basıncıyla alakalı olduğunu düşünüyorum. Rosberg bu kısıtlamayı iyi bir şekilde kendi açısında yorumladı. Hamilton biraz daha şikayet eder oldu araçtan.

Ozan: Hamilton magazine fazla ağırlık verdi ama Rosberg de gelişti, çok geç kalsa da…

150317154525-verstappen-profile-super-169

Max Verstappen büyük bir pazarlama operasyonu gibi görünen şekilde spora katıldı. Henüz 18 yaşında bile değildi ve kariyer tecrübesi oldukça düşüktü. Sizce bu doğru bir karar mıydı? Max kendisini ispatlayabildi mi?

Soner: Onunla ellerinde yedek bir Vettel olması için uğraşıyorlar gibi geliyor bana.

O’nu sükseli bir şekilde spora sokarız. Performanslı olmasını sağlarız ve bu sayede sponsorlardan epey para kazanırız. Takımın adı daha çok anılmaya başlanır ardında da büyük takımlar için konuşulmaya başlar. Eh bir de gerçekten iyi bir pilotsa elimizde harika bir vakâ olur.

Ancak bana sorarsanız kendisini gerçekten ispatlayabilmesi için henüz çok hevesliyken Vettel’inki gibi bir fırsata ihtiyacı var.

Vettel’in kendisini nasıl gösterdiğini hatırlayan? Hayır, yağmurlu Monza değil!

Abdullah: O zaman doğru bir karar gibi görünmese de (en azından desteklediğim bir karar değildi) sonuç olarak Verstappen’in ne kadar yetenekli bir pilot olduğunu gördük. Çenesi de iyi laf yapıyor. Geçişler konusunda dikkat çekici. Mevcut kurallar altında fazlasıyla rahat yarışabileceğini kanıtladı.

Kemal: Bu kadar genç yaşta spora girilmesine karşıyım. Verstappen kötü bir sezon geçirseydi ve ciddi kazalara karışsaydı bunun hesabını kim verebilirdi? Genç yaşta kariyeri biterdi. O daha bir çocuk sonuçta Formula 1 karting değil. Formula 3 de değil. Harika bir sezon geçirdi, harika ataklar yaptı. Harika performanslar sergiledi. Ancak ne kadar iyi performans gösterirse göstersin o daha bir çocuk. Formula 1’de yarışmak bu kadar kolay olmamalı.

Didem: Performansıyla ispatladı sayılır. Reklamını iyi yaptı babası ego manyağı herif!

Hasan: Max kendisini ispatladı. Ancak özellikle Red Bull ve babası Jos tarafından yapılan ve çoğu zaman bıktıran pazarlama çalışmalarının Max’ın yeteneğinin olduğundan çok daha fazla şişirilmesine sebep olduğunu düşünüyorum.

Erdim: Belçika ve Brezilya’da yaptığı ataklar zaten kendini ispatladığının göstergesi. Tıpkı 2007’den sonraki Hamilton gibi çok güzel ataklarda bulunuyor. Monako’da yaptığı kaza ona gereken dersi vermiştir diye düşünüyorum. Saf hız anlamında iyi bir isim umarım ileride büyük takımlarda yarışır.

Ozan: Yaptıklarına bakarsak doğruydu. Bilgisayar karşısındaki oyunlarda sürercesine korkusuz atakları sezona renk kattı. DRS olmadan atak yapan nadir isimlerdendi. Bunun dışında karıştığı kazalar ve yorumlarıyla da aynı zamanda fazla antipatikti.

Bu sezonun en önemli olayı neydi?

Soner: Hey, Marussia’lar hiç yarış dışı kalmadı değil mi?

Abdullah: Ferrari’nin atağa kalkması. Ferrari’nin önlerde olmasına daha doğrusu önlerde mücadelenin olmasına sporun ihtiyacı var. Buna umarım diğer takımlar da katılır ve bir sezon daha kopup giden Mercedes’leri görmeyiz.

Kemal: Sezonun en önemli olayı olarak McLaren Honda’nın yavaş kalması ve Ferrari’nin yeniden zirveye dönüşünü gösterebiliriz. Ancak bunlar benim için sürpriz değildi. Renault’nun F1’e geri dönüşünün yılın olayı olduğunu düşünüyorum.

Didem: Tabiki de McLaren’in sezonu 9.bitirmesi 🙁

Hasan: Honda’nın anormal derecede kötü performansı. 2014’te Renault da çok sorun yaşamıştı ancak sonunculuğa kadar düşmemişti.

Erdim: Bianchi’nin vefatı…

Ozan: Renault ve Honda motorlarının kötü performansı

Sezonun en iyi yarışı hangisiydi?

Soner: İngiltere ve Macaristan

Abdullah: Macaristan.

Kemal: Amerika’ydı. Yağmurlu yarışları hep sevmişimdir. Hafta sonu boyunca yağmur vardı. Padokta eğlenceli anlar vardı. Laptop başında tüm bu olayları takip etmek zorlu ama güzeldi. Yarış da güzeldi. Her an ne olacağı belli değildi. F1’in böyle hafta sonlarına ihtiyacı var. Kimin kazandığından daha çok eğlenceli yarışlar olmasını istiyorum. Hamilton kazanmış, Mercedes kazanmış, Vettel kazanmış, Ferrari kazanmış pek umurumda değil. Eğlenceli olsun yeter.

Didem: Lewis’in kazandığı her yarış 🙂

Hasan: Amerika GP’sini izlerken çok eğlendiğimi hatırlıyorum. Macaristan yarışı da fena değildi.

Erdim: Silverstone ve Amerika.

Ozan: Macaristan, Singapur, İngiltere

Yılın pilotu seçiminiz kimden yana?

Soner: Bilmem ki, pazarlama çalışmalarından etkilenmemeye çalışırsam, Romain diyesim var. Jenson’a da bir şeyler vermek isterim ama…

Abdullah: Ne desem bir tarafa çekilecek. Şampiyon olan Hamilton’un olduğunu söyleyebilirim ancak Singapur’dan sonra ortaya koyduğu performans ve aldığı sonuçlar bunu az da olsa lekeledi gibi. Ne kadar baba – oğul bazı açıklamalarına ve kibirlerine gıcık olsam da senenin en iyi pilotlarından birisiydi Max.

Kemal: Sezonun ilk yarısına bakarsam kesinlikle Hamilton. Ama sezon sonunda sürekli Rosberg’e yenilmesi aklımda bazı soru işaretleri yaratıyor. Vettel bu yıl takım arkadaşını mağlup etti ve Meksika dışında hiç hata yapmadı. Hep podyum savaşı verdi. Tutarlıydı. Hem de Ferrari’deki ilk yılında. Benim seçimim bu nedenle Sebastian Vettel.

Didem: Elbette ki senenin yıldızı Lewis !!! 🙂

Hasan: Hamilton ve Vettel oldukça iyiydiler. Birini seçmem gerekirse; Hamilton.

Erdim: Sezonu üçe bölersem sezon başı Hamilton, sezon ortası Mercedes üstünlüğünün arasında dolaşan Vettel ve sezon sonunda arka arkaya aldığı iki mağlubiyetin ardından gelişen Rosberg.

Ozan: Araç performansına göre bakarsak Vettel veya Kvyat

Yılın hayal kırıklığı yaşatan pilotu hangisi?

Soner: Bana hayal kırıklığı yaşatabilmesi için önce onu gerçekten sevmeli ve destekleyebilmeliyim, ki kendisi epeydir yaşamıyor… Ama bu soruya Raikkonen diyeceğim. Geri tepmesiz herif…

Abdullah: Alonso. Her ne kadar gerilerde olsa da kendisinin de dediği gibi bu sene çoğu zaman pistte olmak için oldu.

Kemal: Nico Rosberg ve Kimi Raikkonen arasında kaldım ama sezonun son bölümündeki performansı nedeniyle Rosberg’i eledim ve Raikkonen demek istiyorum. Raikkonen sorunlar yaşasa da bitirdiği yarışlar da pek de iyi performans sergilemedi. Umarım seneye daha başarılı bir yıl geçirir.

Didem: Kimi Raikkonen

Hasan: Hülkenberg ve Bottas’ın kariyerlerinin doğru yönde ilerlemesi için yarışlarda özel şeyler yapmaları ve takım arkadaşlarına göre çok daha iyi performanslar göstermeleri gerekiyordu. Raikkonen de belki bu listeye eklenebilir.

Erdim: Raikkonen.

Ozan: Raikkonen

Şasi performansı olarak en iyi olduğunu düşündüğünüz araç hangisi?

Soner: Bunu yanıtlayabilecek kadar teknik kapasiteye sahip olmamız mümkün değil ama Mercedes’leri bir kenara koyarsak McLaren ve Red Bull şasileri motorlarının verebildiğinden çok daha fazlasına sahipler bence.

Abdullah: Komple düşündüğümüzde Mercedes aracı hala zirvede ancak Red Bull aracı, sezon başına göre sezon sonunda sıkıntılarını büyük ölçüde aşmayı başarmış gibi göründü.

Kemal: Sadece şasi olarak bakarsak Red Bull ve Mercedes’in ilk sırada, Ferrari’nin hemen ikinci sıradan geldiğini düşünüyorum. Mercedes şasisi motorla beraber harika bir paket. Red Bull ise sezonun ilk bölümünde yaşadığı sorunlar dışında Singapur’da da görüldüğü üzere hala iyi bir şasiye sahip. Ferrari de iyiydi ancak bu iki ekipten hala biraz geride olduğunu düşünüyorum.

Didem: Mercedes

Hasan: Mercedes, motorunun yanında şasi olarak da oldukça güçlü. Catalunya, Suzuka,  Silverstone ve Interlagos’taki performansları bunu kanıtlıyor. Onu Ferrari takip ediyor.

Erdim: Mercedes W06.

Ozan: Red Bull RB11

Sizce en güzel görünen araç hangisi?

Soner: FW37’nin kırmızı çizgili Martini vinillerini alıp VJM08’e giydiriyoruz. İşte en güzel görünen araç!

Abdullah: Red Bull.

Kemal: Tartışmasız Force India. Aracın renk kombinasyonu harikaydı. Özellikle B versiyonu aerodinamik anlamda harika gözüktü. Araçların tamamı böyle görünse görüntü açısından pek de sıkıntı kalmaz. Örneğin Sauber gibi çözümler bana biraz çirkin geliyor.

Didem: Mercedes

Hasan: Mercedes ve Force India araçlarının burun yapısını ve Williams’ın grafik tasarımını beğeniyorum. Bir tane seçmek gerekirse sezon ortasından sonra kullanılmaya başlanan burun delikli Force India bana göre en güzel görünen araçtır.

Erdim: Ferrari SF15-T

Ozan: Force India VJM08

promo264609255

Bu sene operasyonel anlamda en iyi iş çıkaran ve en iyi yönetilen takım hangisi?

Soner: Hiçbir fikrim yok.

Abdullah: Mercedes. Geçen seneye göre daha rahat bir sezon geçirerek erkenden şampiyonluklarını ilan ettiler. Bunun dışında pilotlarını bir şekilde daha kontrol altında tutarak sıkıntıdan uzakta durdular.

Kemal: Ferrari diye düşünüyorum. Hemen hemen tüm kadro yenilenmişti. Uyum içerisinde herkes iyi bir iş çıkarttı. Ancak Mercedes de iyi bir sezon geçirdi. Yönetim açısından iyi idare edildiler. Rosberg ve Hamilton arasında çok büyük şeyler yaşanmadı. Gerektiği zaman Ferrari’ye cevap verebildiler. Ama Singapur’daki sorun nedeniyle ben Ferrari’nin bir adım daha önde olduğunu düşünüyorum.

Didem: Mercedes.

Hasan: Bu sezon Mercedes ve Ferrari’nin pit duvarında çok fazla hata yaptıklarını gördük. Sanırım Red Bull yıllardır bu konudaki üstünlüğünü henüz kimseye kaptırmış değil.

Erdim: Mercedes’te yeri geldiğinde yanlış kararlar aldı Ferrari’de. Ön planda olduğu ve aldığı galibiyetlerden dolayı Mercedes diyeceğim.

Ozan: Mercedes

Kategoriler
Sizin Köşeniz

Yeni Sezonda Bizleri Neler Bekliyor?

Herkese merhabalar. Yeni bir yazı ile tekrar birlikteyiz.

Bu yazımda geçen sezonun kısa bir özetini ve önümüzdeki sezon bizleri nelerin beklediğini kendi açımdan yorumlamaya çalışacağım.

Geçtiğimiz sezonu Mercedes hakimiyeti altında ve zaman zaman gelen Ferrari galibiyetleri ile noktalamıştık. Renault’nun beklenenin çok altında kaldığını ve McLaren-Honda işbirliğinin ilk yılındaki kâbusu da akıllarda kalanlar.

Şimdi yeni sezonda bizi neler bekliyor ona bir göz atalım.

1-Mercedes
2015 sezonunu yine baskın bir şekilde tamamlayan Mercedes fabrika takımı, şüphesiz 2016 sezonunun da en büyük favorisi. Artık gelişecek fazla alanları yok ama ellerindeki avantaj çok fazla ve bunun kıymetini biliyorlar. Yeni sezonda yine önde olacaklardır ama Ferrari tehdidini de unutmamak lazım.

2-Ferrari
2015 sezonunda kimse Ferrari’nin büyük bir gelişim yapmasını beklemiyordu. Girdikleri yeniden yapılanma ile birlikte taşlar yerine oturmaya başladı. Sezonu 3 galibiyet ve hemen her yarışta podyuma çıkarak tamamladılar. Bu durumdan yola çıkarsak 2016 sezonunda Mercedes’i zorlayabilecek tek takım Ferrari gibi görünüyor.

3-Williams
2015 sezonu sonunda da Williams takımında değişen bir şey olmadı aslında. 2014’ü de 3.sırada tamamlamışlardı. 2015’i de 3.sırada tamamladılar. Mercedes takımından aldıkları 2.sınıf motor ve ellerindeki şasi ile gayet iyi bir iş yaptıkları söylenebilir. 2016 sezonunda da ortalama bir performans göstereceklerini düşünüyorum.

4-RedBull
2014 sezonunda 3 yarış kazanan, Mercedes’e en yakın takım olan RedBull, Renault’nun motorda gelişim gösterememesi nedeni ile 2015 sezonunu galibiyetsiz kapattı. Mükemmel bir şasileri var ama motor için aynı şey söylenemez. 2016 sezonunda Tag Heuer etiketli Renault motoru ile yarışacaklar. Gelişim gösteremezlerse bu kez işler daha da kötü olabilir.

5-Force İndia
Sezona o kadar kötü başlamışlardı ki, kimse onların sezonu 5.sırada tamamlayacağını düşünmüyordu. Harika bir sezon içi gelişimi gösterdiler. Üst sıralarda olan takımların tökezlemesini de çok iyi değerlendirip, takım tarihinin en iyi sezon sonu sıralamasına ulaştılar. 2016 yılında da orta sıraların baş belası takımının Force İndia olacağının garantisini verebilirim.

6-Lotus
Felaket geçen 2014 sezonundan sonra 2015’e Mercedes motoru ile giren Lotus takımı, makul denilebilecek bir başlangıç yaptı. Ancak bitmek bilmeyen borçlar nedeni ile araçta hiç gelişim yapamadılar. Grosjean’ın pilotluk becerileri sayesinde sezonu 6.sırada tamamladılar. Yeni sezonda ise Renault fabrika takımı olarak yarışacaklar. Onlar için bir geri dönüş şansı olabilir. 2016 sezonunda Renault, ön sıralardaki takımlar için bir tehdit olabilir.

7-Toro Rosso
2015 sezonuna Renault motorunun büyük sorunları nedeniyle pek iyi giremediler. Ama RedBull’dan daha iyi oldukları aşikârdı. İki aracında da çaylakları olan takım, makul bir sezon geçirdi. Özellikle Verstappen çok iyi bir iş çıkardı. Ama takım arkadaşı Sainz Jr’ın da sorunlar yaşadığını unutmamak lazım. 2016 sezonunda da Ferrari motoru kullanacaklar. Ama 1 yıl önceki motor olacağı için ancak orta sıralarda mücadele edebileceklerini düşünüyorum.

8-Sauber
Puansız geçen 2014 sezonundan sonra 2015’e tabiri caizse fırtına gibi başlayan takım, İlk yarışlarda sağlam performanslar gösterdi. Bunun en büyük etkisi Ferrari’nin yeni motoruydu. Ama sezon ilerledikçe geri düştüler. Mali sıkıntılar Lotus gibi Sauber’i de etkiledi. 2016 sezonunda yine gerilerde kalacaklarını düşünüyorum.

9-McLaren-Honda
Sezonun en büyük hayal kırıklığı. Yeniden güçlerini birleştirdiği Honda ile birlikte şampiyonluk savaşı beklerken, bir anda kendilerini son sıralarda buldular. Sezon başı 5 saniyelik bir fark vardı. Ama sezon sonuna gelindiğinde bu fark 1.5 – 2 saniyeye kadar düştü. 2016 sezonunun en dikkat çeken takımı olacağı konusunda hiçbir şüphem yok. 2015’in acısını çıkarıp 2016’ya fırtına gibi gireceklerini düşünüyorum.

10-Manor (Marussia)
2014’ün sonunda batan takım, yeni sezona ‘’mucize’’ denilebilecek bir şekilde katılmayı başardı. Modifiye edilmiş 2014 şasisi ve 2014 Ferrari motoru ile tüm sezonu bitiren Manor takımı, 2016 sezonuna ise büyük bir gelişim hedefleyerek girecek. Williams ile teknik ortaklık yapacak ve Mercedes motoru kullanacaklar. Artık en arkadan kurtuluyorlar.

Okuyanlara teşekkür ederim.

Kategoriler
Manşet Sizin Köşeniz

Formula 1 ve Hile – 1. Bölüm

Formula 1 tarihinde gerçekleşen oldukça garip bir olayı görmek ister misiniz? İşte size 1999 Avrupa GP startı:

https://www.youtube.com/watch?v=EgxbuM9W0l8

Kırmızı ışıkların hiç sönmemesine rağmen pek çok pilot start alıyor. Hem de aynı anda! Ne kadar da garip, değil mi?

Videoyu ilk izlediğinizde poldeki pilotun erken start aldığını ve hemen arkasındakilerin de ona reaksiyon gösterdiğini düşünebilirsiniz. Bir de videoyu 0.25 hızda yeniden oynatmayı deneyin. Göreceksiniz ki Ralf  hariç bütün araçlar aynı saliselik zaman dilimi içerisinde yanlış start alıyor.

Bir pilotun erken start alması oldukça nadiren görülen bir olay. Peki birden fazla pilotun bunu yapması? Hem de tam aynı anda? Bu nasıl iştir arkadaş? Biri bana açıklasın.

Hiç merak etmeyin, derhal anlatıyorum.

Bunun için öncelikle FIA’nın erken kalkış kontrol sisteminin çalışma şeklini anlatmam gerekiyor. Grid pozisyonlarında asfaltın altında araçların erken start alıp almadığını görmek için yerleştirilmiş cihazlar var. Bunlar tipik bir radar gibi çalışıyor, çok daha dar bir kapsama alanı içerisinde. Grid pozisyonuna dalga gönderiyorlar ve o dalganın araçtan geri yansıma süresi üzerinden bulunduğu noktayı saptıyorlar. Yarış direktörü yarışı başlat tuşuna bastığı anda kırmızı ışıklar sönüyor ve bu sistem kapatılıyor. Böylelikle ışıklar söndükten sonra hareket eden araçlar bu sisteme yakalanmamış oluyor.

 Bazı takımlar araca bununla ilgili özel bir yazılım yüklediler. Bu yazılım FIA’nın erken kalkış kontrol sisteminin kapanmasına reaksiyon gösterip aracı hareket ettiriyordu, sürücünün hiçbir katkısı olmaksızın. Her seferinde mükemmel kalkış garanti.

Böyle bir sistemin illegal olduğunu belirtmeme gerek yoktur herhalde.

1999 Avrupa GP’sinde ısınma turunun ardından Marc Gene aracını yanlış pozisyona yerleştirmişti. Bu yüzden yarış direktörü startın iptal edilmesine karar verdi ve ışıkları söndürmeksizin jumpstart kontrol sistemini kapattı. Buna reaksiyon gösteren birden fazla araç aynı anda kalkış yaptılar.

Yarışta hatalı kalkış yapan pilotların hiçbirisine herhangi bir ceza verilmedi.

Bu olaydan yalnızca 2 yarış sonra şampiyonanın kaderinin kalkışta Hakkinen’in Schumacher’i geçmesi tarafından belirlendiğini de belirtmek lazım. Kim bilir, bu hileli yazılım var olmasa idi belki de farklı bir şampiyon olacaktı.

Bu yazılımın varlığını ancak Kees van der Grint’in birkaç hafta önce RTL’ye yaptığı röportaj ile öğrendik. Hangi takımların sistemi ne kadar sömürdüğü hakkında net bir bilgimiz yok. Bu yıllarca süregelen bir şey bile olabilir.

Formula 1’de hile dendiği zaman aklımıza ilk 2007 olayları ve meşhur Singapur kazası gelir. Buradaki olay gibi bazı şeylerden ise ancak aradan çok uzun yıllar geçtikten sonra haberdar oluyoruz. Belki bu sene Singapur’da Mercedes’in yaşadığı ani performans kaybı gibi şu an için açıklayamadığımız olayların altından da başka şeyler çıkacak.

Bana kalırsa gördüklerimiz sadece buzdağının görünen kısmı. Uygulanan pek çok hileyi ve şikeyi asla öğrenemeyeceğiz.

Beğenilmesi halinde yazılarımın devamı gelecek. Bilinmeyen daha çok şeyi anlatacağım.

Kategoriler
Sizin Köşeniz

Yine, Yeniden Şampiyon Hamilton

2014 sezonunda kazandığı 2.şampiyonlukla birlikte 2015’e fırtına gibi giren Lewis Hamilton, Mercedes’in daha da iyi bir araç üretmesiyle birlikte adeta level atladı. 16 yarış boyunca öylesine rahattı ki, takım arkadaşı Rosberg’i pist üstünden sildi. Diğer rakiplerini hesaba bile katmaya gerek yok.

Ama burada Sebastian Vettel’e de ayrı bir parantez açacağım. Her ne kadar Hamilton için yazsam da. Mercedes’in baskın olamadığı pistlerde, her zaman geriye kalanların en iyisi konumunda olan ve önüne gelen fırsatları hiç tepmeden 3 yarış kazanan Alman disiplinli Sebastian Vettel. Belki birçoğumuzun; ”acaba altında en iyi araçta olmadığında neler yapacak?” sorusuna bu yıl cevabı verdi. Ve o da aynı şekilde takım arkadaşı Raikkonen’i, geçen yıl Alonso’nun yaptığı gibi pist üstünden sildi. Raikkonen’in yaşadığı sorunlar olmasaydı neler olurdu derseniz, 50 puan daha az fark olurdu tahminimce.

Tekrar Hamilton’a dönelim.

Hamilton mükemmel konsantrasyonu ile şampiyonluğu sonuna kadar hak etti. Daha bitime 3 yarış kala 10 zaferi bulunmasına karşın, pit duvarının yüzünden yanlış strateji ile 2 galibiyeti de hediye etmiş oldu. Ama tüm bunlara rağmen hiçbir şekilde mücadeleden geri kalmayan, rakiplerini ezip geçen bir Hamilton izledik. Geçen yılki dağınık görüntüsü bu sezon tam tersine döndü. Sıralamalarda Rosberg’i paramparça etti. Geçen yıl Rosberg sıralamalarda daha üstündü oysa.

Açıkçası bu sezon Rosberg’de de ”ikinci” pilotluğu kabul etmiş bir görüntü sezdim. Hamilton’a ayak uyduramadı birkaç yarış dışında. Ama bunda Hamilton’ın payı çok büyük. Bütün hafta sonlarında daha ilk antrenmandan belli etti onunla başa çıkılamayacağını.

Belki de bu sezon 2008 dışında ilk kez Hamilton’da görmediğimiz bir konsantrasyon ve istek gördük. Senna’nın 3 şampiyonluğunu yakalamayı öyle çok istiyordu ki, sonunda bunu elde etti. İdolüm, kahramanım dediği kişiyle aynı şampiyonluk sayısını yakaladı. Zaferlerde de onu geçmiş oldu.

Kutlu olsun şampiyon! Şimdi sıra dördüncü şampiyonlukta…
(Tabii gelecek yıl hayatı senin için zorlaştırabilecek birisi çıkmazsa 🙂 )

Mutlu günler 🙂

Kategoriler
Sizin Köşeniz

Azerbaycan GP – Avrupa Grand Prix Baku GP

Azerbaycan kendi ve Formula 1 tarihinde ilk kez European Grand Prix Baku GP (Avrupa GP) adıyla 2016 yılında yarış yapacak. Pistin tasarımı Hermann Tilke ait. Uzunluğu 6.05 km ve 20 dönüşden ibaret pist ayrıca yarış güzergahının bir kısmı Azerbaycan’ın tarihi kısmından geçecek.

Azerbaycan 1995-1998 yıllarında Avrupa mı, yoksa Asya mı tercih yaptı. Ve bu tercih Avrupa’dan yana oldu.

Coğrafi olarak Azerbaycan topraklarının çoğu Asya’da yerleşiyor ve az Kısmı ise Avrupa’da yerleşiyor. Tercihin yapılmasıyla Azerbaycan yıllardır Avrupa ülkesi. Nasıl derseniz aynen Türkiye gibi… Türkiye Coğrafi olarak Asya ülkesi yalniz İstanbulun bir kısmı Avrupa’ya düşüyor. Ancak Türkiye tercihini Avrupa’dan yana kullandı. Tercihin Avrupa’dan yana kullanılması siyasi nedenlerle oluyor.

İsme gelince çoğu insanlar European Grand Prix Baku GP isminden rahatsız ve haklı olabilirler. Bende ismin Azerbaycan GP olmasını isterim. Ancak ismi Azerbaycan yetkilileri siyasi nedenlerle yapmışlar. Çoğu insanlar Azerbaycan’ı yeni keşfediyor…. Avrupa mı yoksa Asya mı hiç bilmiyorlar. İsmin böyle olması ülkenin iyi tanıtılmasıyla alakalı. Gelecek yıllarda 2017 felan yarışın ismi Azerbaijan GP olarak değiştirileceğini söylüyorlar.

Yarış isminden rahatsız olanlara takılmayın derim. İsmin şöyle olması mantıklı gibi.

Günümüzde Azerbaycan çok gelişmiş ve zengin bir ülke. Bakü çok güzel şehir, gelirsen geri dönmeyebilirsin 🙂 Yarışa Azerbaycan’a gitmek isteyenler vize almayı unutmasınlar!

Azerbaycan’da 1 Manat 3 Lira gibi bir şey. Şimdiden para biriktirmeye başlayın derim 🙂

Saygılarımla