Kategoriler
Formula1

Massa: “Mercedes ile Aynı Motora Sahip Olmayabiliriz”

Williams pilotu Felipe Massa, Mercedes’in kendilerine kıyasla daha iyi bir motor kullandığını ve bunun Ferrari’ye yardımcı olduğunu düşünüyor.

Massa sezonun ilk yarışı Avustralya’da 3. sırada giderken pit stoptan sonra Ferrari pilotu Sebastian Vettel’e geçilmiş ve podyumu kaçırmıştı.

Massa “Motor konusunda bazı güncellemeler ve o güncellemelere sahip olmak için zorluyoruz çünkü fark çok büyüktü. Bu yüzden gerçekten aynı motoru almamızı umuyorum ve niçin aynı motora sahip olmadığımızı anlamıyorum.”

“Mercedes niçin Ferrari’ye yardımcı olsun? Bu yüzden bize verebilecekleri en iyi motora ihtiyacımız var. Onun üzerinde çalışabilirim. Yarışta alamadığımız her puanın önemli olduğunu biliyoruz.”

“Aynı motora sahip olmazsak ki % 100 aynı olduğunu söyleyemem çünkü bunu söylemek çok zor… Ancak ona sahip olmak isteriz çünkü ona sahip olmamamız hoş değil.” dedi.

Massa ayrıca Ferrari’nin motorda gelişme kaydettiğini düşünüyor. Massa “Beşinci olan kim? Sauber. Geçen sene oldukları yere ve araca para koyamamalarına bakın. Sauber, takım için çok fazla harcama yapmayan bir takım ve çok fazla geliştiler. Bunun başka parçadan kaynaklandığını düşünüyorum.”

“Sezonu bizim nerede tamamladığımıza ve onların şu anda nerede olduklarına bakın. Kesinlikle büyük bir adım.”

“Tur zamanı dışında hızlarına bakın. Sene sonunda onlardan (Ferrari) 10, 12, 15 km/s daha hızlıydık ancak şimdi onlar çok benzerler ve hatta bizden daha iyi olabilirler.” dedi.

“Massa: “Mercedes ile Aynı Motora Sahip Olmayabiliriz”” için 29 yanıt

Ron Dennis’in uzun F1 macerasında söylediği nadir doğru sözlerden biriydi, müşteri takımlarının şu kurallarla asla şampiyon olamayacağı demeci.

Şimdi kim olduğunu hatırlamıyorum, buradan bir yorumcu da bundan birkaç sene önce “F1’de fabrika takımları keşke olmasa, ne kadar az olursa o kadar iyi” gibi bir şey söylemişti. Her ne kadar Ferrari’yi desteklesem de çok doğru. Keşke griddeki tüm takımların motor tedarikçileri başka üreticiler olsaydı. Yıllar boyunca FISA – FOCA savaşı, Concorde savaşları da görmemiş olurdu bu spor.

O bağlamda şeyleri genelin aksine birkaç yıldır birkaç kişi bende dahil olmak üzere söylüyor. Aslolan garaj takımları olmadı global markalar tedarikçi olarak kalmalı yada güç bunlara verilmemeli yada aslolan bunlar görülmemeli diyor. Aslında gerçekten aslolan bunlar diğerlerinin akıbeti bir yönetim kurulu kararına bakıyor sadece o kadar ana temaları yarışmak değil. Genel çoğunluk ise otomobil markalarını görmek istiyor yöneticilerde buna göre hareket ediyor. Aslında gençler de haklı motorsporlarında üreticilik yapan mühendislik şirketlerini bilmiyorlar isimleri büyük olan markalara kilitlenmek durumunda kalıyorlar. Aslolanın otomobil olduğu gözüyle bakıyorlar. Şahsım adına binek otomobil markalarını, global otomotiv grouplarını kesinlikle önemsemiyorum takım olarak varlıkları hiç umrumda değil ancak FIA böyle düşünmüyor bu sebeple birçok motorsporu dalı devlerin arzularına teslim edilmiş durumda ama en azından diğer dallarda araç geliştirip tedarik ederek var olma halen yürüyor. Mclaren gibi bir takım bu geçici, günlük zihniyet yüzünden varlık savaşı verdi, veriyor. Hiç kimse Ferrari’yi bu parantezin içinde saymıyor Audi, BMW, MBenz, Toyota gibi binek otomotiv markası gözüyle görmüyorlar. Lamborghini, Porsche var olabilseydi bugüne kadar onlar da aynı gözle görülürdü.
Bunları dillendirmek önemliydi ancak dünyada ciddi sayıda bir kitle dillendirse birşeyler olabilirdi yoksa kendi çapında kalıyor o kadar.

Siz Ferrari’yi bu parantezin içine almasanız da binek otomobil mevzusunun yolunu açandabana göre birazda Ferraridir.Ferrari’nin çok iyi spor otomobil üretmesi, bu kadar popüler olması ve bu durumun bir getirisi olarak rakipsiz olmasının (spor otomobil sektöründe satış rakamlarını baz alıyorum ) F1’den bağımsız bir şekilde geliştiğini iddia edebilir miyiz?(Soru)

Bir diğer garaj takımı olarak dünyaya gözlerine açan Mclaren, F1 başarıları sayesinde (sadece şasi üreterek) F1’in yine popülaritesi sayesinde Mclaren Automotive’e dönüşebiliyor,otomotiv sektörüne girebiliyor ve spor otomobil üretiyor.Sonra Audi’nin, Mercedes’in, Porsche’nin, Honda’nın, Nissan’ın ve Lamborgini’nin rakibi oluyor.Yeni modeli Sport Series ile yazdıgım ilk beş markanın da ve şuan belki aklıma gelmeyen markaların direk rakibi olucak.Sürekli Garaj takımı romantikliği yapılıyor ama ortadada böle bir realite var.Durum bu iken sen gelme ulan ayı sadece bize motor sağla başarıların yüzde 90’ında da bizim adımız geçsin ki öle de oluyor zaten.Bende diyorumki madem F1 fanları sadece Mclaren- Ferrari rekabeti istiyor o zaman bu takımlar da üreticilerin alanına girmesinler bir zahmet.

@Messier 92 (ex always)
ana temayı biraz anladım biraz anlayamadım galiba.
Öncelikle burada ki “binek otomobil”‘ i biraz açmak, aynı ölçekten bakmak lazım galiba. Mesela makine sevenler ve kullanmış olanlar olarak bizler, bazılarımız Ferrari, Mclaren’leri daha elit, özel, zorlu, gündelik olmayan makineler olarak tanımlarken Porsche’leri, Bmw, MB, Audi pahalı sportlarını daha gündeliğe uygun olarak tanımlarız. Bunları şehir içlerinde kullanmak “pazar gezmesi” “gece yürüyüşü” ‘ne nispetle ilk söylediklerime göre daha rahat, kolay göğüslenicidir. Sanırım anlatabilmişimdir hal böyle olunca da burada ki “binek otomobil” kastımızda gerçekten aslı işi, group gücü ve para odağı günlük hayat kolaylaştırıcı, basit araç üreticilerini kastediyorum yani şimdilerde Porsche’nin de yoğun şekilde girmeye çalıştığı sonra ki saydığım ve saymadığım markaları. Bu bağlamdan bakınca üretimi 50 yıldır 10-14 binin üzerine varmamış Ferrari, McLaren, Lamborghini gibileri binek üreticileri olarak kesinlikle göremiyorum. Performansın ve hatta yarış sportivizminin yollara indirilmesi Ferrari ile başlayan birşey değil hatta binek üreticilerden kastımızla işe 1800’ler 1900’lerden başlayanlara ve 100 yıl öncesine ait o günün sportu denilebilecek adetli araçları olanlara göre Ferrari 50’leri ile çok da geç bir oyuncu sayılabilir. Sadece o dönem ve sonrasında işi başka boyutlara taşımıştı. Tekil liderde değil mesela “supercar” tabi italyanın miura’larıyla başladığı gibi ilk olarak 60-70 ‘lerin amerikalılarında ortaya çıkmış bir tabirdir. Bu dünya yaygınlığına bir ipucu verebilir.
Peki Ferrari ve McLaren gibiler F1’den bağımsız mı girmiştir bugatti, mb, audi, toyota gibilere göre kesinlikle değil gerçekten çok yakın döneme kadar bunlar yarışabilmek daha güçlü olabilmek için yollara indiler. Bugün birileri halen öyle olduğunu söylüyor yarışmayan bir Ferrari’nin prestijini koruması mümkün değil. McLaren ise yapı, örneklilik olarak burada ayrılıyor. Buraya kadar sorunun bir kısmına cevap olmasının haricinde, Ferrari’nin bağımlı-bağımsız yarışmasıyla binilebilenleri, yollara inmesiyle arada yakın bir zaman aralığı olmasından sebeple Evet katılıyorum bir yönden F1’den bağımsız bir şekilde de geliştiğini iddia edebiliriz.
Çok kez burada aslında Ferrari hayal eder yada sahiplik edenlerin F1 ile çok yakın ilgisi olmadığını paylaşmışımdır.
Ancak…. İnsanlar ilgisi olmasa, kulaktan dolma olsa bile galeride ki satışçı yada çevrede birilerinin ağzıyla sadece F1 değil bu 2 markayı çok başka hissi, heyecan boyutlarına taşıyan Can am ve Lemans başarılarının önemsizliğini söyleyemem.

Yani olay eskiden ki gelenekle biraz da yarışmak. Tüm markalarıyla eskiden ki mantığı söyliyeyim gerçekten savaş olarak görüldüğü için yarışılırdı para ana değil araçtı uzun zamandır dünyada devam ettiği söylense de böyle bir tutum yok malesef. En azından binek otomobil üreticilerinin çoğunluğu için. 🙂

İkinci kısmada buradan cevap veriyor olabildiğimi düşünürüm.
Açıkçası üreticilerin alanına girdiklerini düşünmüyorum çünkü asıl gördüğüm alan o saydığım üreticilerin günlük binek alanıdır. Bunlarda sport, supercar üretmek nasıl extreme, bütçe tartıştırıcı bir iş olarak görülüyorsa diğerlerinin de asli varlık amacı budur. Yani 1 milyon adetlik üretim alanına zaten giremiyorlar zaten bu yüzden bu tip group’ların gücü altına geçmiş durumdalar.
Aslolan motorsporları tarihi boyunca üreticilerin ciddi bencil savaş dönemleri dışında birilerin onların ürettiği araçları satın alarak yarışması, üzerlerine birşeyler geliştirmesi, modifikasyona uğratarak daha iyi yarış mücadelesi vermesi üzerine kuruludur. Biliyorsunuz 1900’lerin başında ki motorsiklet yarışları da böyle başladı Ferrari gibilerin kuruluşları da böyle başladı. Shelby, Alpina, AMG, Lola, Mclaren, Williams, Lotus, Morgon bugünlerde Koenigsegg, Pagani hızlıca aklıma gelenler bunlar hep başkalarının birşeylerini satın alarak var olmuş ilerlemiş markalar yani garajlar.
Yani Ferrari ve Mclaren gibiler “Audi’nin, Mercedes’in, Porsche’nin, Honda’nın, Nissan” gibilerinin alanına girmiyor onların yapamadığı, kaygılarla yaklaştığı, ticaretlerine uymadığı alanlara girip onlardan daha iyisini yapıyorlar. 🙂
Yani tekstil, mobilya fabrikaları olsun ama el işi, zanaat yapanlar da olsun bunlar ölmesin, yürüsün, kaliteyi sunabilsin, fabrikalarda çalışmak zorunda kalmasın dert bu.
Uzun oldu biraz ama güzel yaklaşımına çok özet geçemedim malesef. 🙂

Ben cevabımı aldım tşk ederim.Daha geniş ve tarihsel bir perspektifle, konu biraz daha aydınlanmış benim nazarımda diyebilirim. 🙂

Birde son kısımda daha iyisini yapıyorlar kısmında kafama takılanlar oldu.Ferrari’ye eyvallah ama Mclaren konusuna gelirsek, mesela yanlış hatırlamıyorsam turbo s,mp12 versusunda Chris Harris turboyu daha iyi bulmuştu.Senin yazının genelinde bahsettiğin felsefe farkı yine mp12’yi daha iyi mi yapıyor sana göre? yine Mclaren çıkaracağı Sport Series modeli ile otomobil çevrelerine göre Gtr,Amg Gt-s vb. modellerin Direk rakibi olarak gösteriliyor. O nüans farkı yine mi oluşucak.Birde çok soru oldu ama amg gts hakkında ne düşünüyorsun, otomobil programları ve dergileri çok övdü izlemediysen eğer Chris Harris’in testini tavsiye ederim.

@Messier 92 (ex always)
Anlaşabildiğimize sevindim. 🙂
Aslında versus olayına performans çizgisi konusunun çok karmaşık, anlatımı uzun ve biraz da kişisel tercih, algılarla ilgili olduğundan bir süredir girmek istemiyordum. Bazı anektodlar geçmeye çalışayım sen içlerinden anla. 🙂

– Porsche’yi diğerleri arasına dahil ettiğim halde o 2 only sport marka arasında da sayabilirsin kesinlikle böyle keskin hatlarla bir ayrımım yok.

– Porsche yollara hiçbir zaman Mclaren F1 ayarında bir makine çıkarmadı. Bugün de Mclaren P1 / GTR ayarında bir makine yine çıkarmıyor.

– Mevcut supercar üreticileri arasında saysak bile 1. çok fazla supercar (sport coupe/cabriolet demiyorum) yollara taşımış değil 2. üretim adetleri (20 bin üzeri) ve satış fiyatlarıyla piyasa konumu ortada. (Tercihleri böyle saygı duyuyoruz. Yapamadıklarından değil)

– Bazen bir Caterham Se7en, Evo, Pejo bir 458’i çaresiz bırakabilir performans konuşmak bu yüzden zor, çetrefilli bir konu.

– Mclaren’dan F1 modeli sonrası yollara devam etmesi beklendi ancak yapmadılar SLR Mclaren (başarılı değildir) gibi bazı deneysel çalışmaları oldu ancak uzun bir dönem ayrı kaldılar bu biraz da MB’in istemediği birşey olduğunu öğrendik.

– Mclaren’in yeni döneminde gücü ve maksatları F1 modeli döneminde ki gibi değil kesinlikle bu yüzden aynı etkide işler çıkmayabiliyor biraz da hatalı kararlar verebiliyorlar.

– MP412C büyük sükse ile başlayıp ilk yılında 4 defa revizyonda geçip müşterilerden geri çağırmalar ile ücretsiz modlanmış, düzeltilmiş bazı tercihlerden vazgeçilmiş bir modeldir malesef ki. Chris de diğerleri de bunlardan etkilendi bahsetti. Çok yakın olmasına rağmen 458 ile aynı derecede görülmedi. Turbo S de bu örnekliğe benzerdir.

– Mclaren hatalarını düzeltti. Bana göre birşeyleri halen çok iyi yapmıyor zamanla bunları da aşacaktır.

– Berbat demeye çalışmıyorum sorun üzerine bana göre günlükte onu halen bir 458, F12 ayarında yapıyor Turbo S yapmıyor. M6’nın Turbo S ayarında olmadığı gibi. Verdikleri hazlar aynı değil bunların.

– Evet Mclaren aynı Lambonun gallardo’su gibi işi biraz daha ucuzlatmak alta yaymak istiyor. Mclaren SS; huracan, AMG GT/S, 458 gibi rakiplerin pastasından biraz daha pay kapmak için yola çıkıyor. Turbo S, GTR, AstonM. gibilere evet sanırım biraz anlamlandırabildiğim nüans farkını yine taşıyacak. SLS, GT-S gibilere göre ise inan çok tartışılır. 🙂 Burada tercihler biraz daha önemli.

– Birde test videoların dışında bu tip şeyleri değerlendirirken fiyatlarına bakmalısın hangisini neden o fiyata satıyor satabiliyorlar bunu değerlendirmelisin.

– AMG GT hakkında ne düşüyorum; biraz ters gelebilir ama bizim gibilere göre MB uzun zaman sonra ilk defa SLS ile gerçek sport’a yakın birşey ortaya koyabildi ve bunu devam ettiriyor derim. Alabilecek gücüm olsa inan almazdım bana göre Lux dışında sunduklarına göre biraz daha ucuz olmalıydılar. Benim gibi daha sert karakteri beğenenleri ve sport sahibi arkadaşlarımı cezbetmiyor malesef. Şöyle örnekliyim belki daha anlaşılır olabilir GTR, Gallardo, Turbo S, SLS gibilere Z06, 458, 911 GT3 daha tercih yönünde olurum. Elektronik dolu ve sürüşüne bunu çok yansıtan araçları hayal etmiyor.
Bunlar tabi AMG GT-S’in iyi bir makine olduğu gerçeğini değiştirmiyor F1’de olduğu gibi MB birşeyleri artık, sonunda başarmaya başladı. Ancak halen duygu farklılıklarımız var. Çoğunluk izleyicilerin Ferrari-Mclaren kapışması görmek istemesi gibi Alman makinelerini parasal hariç italyan’ların hüviyetinde görmek istemiyor.
🙂

Yeter demi bu kadar.

@xtrabit-racing de yorumlarına dikkat ederim belki o daha güzel nüanslar geçebilecektir seslenelim kendisine.

Hah bana da seslenme zamanın manidar! Şimdi insanlar ne düşünür 😀

Ben içine oturup limitlerine kastırmadığım araç konusunda konuşmak istemem. Teknik verilerden ve netteki Harris, Needell gibi adamların söylediklerine göre hareket etmek de kısmi yargıya vardırır diye düşünüyorum. Önce tanımı koyalım. Üretici olarak tanımladığımız gruplar binek tabir ettiğimiz yol araçlarını satan ve bir şekilde reklama ihtiyacı olan adamlar.

FIAT grubu bir süredir Ferrari’nin içini boşaltıp Lambo gibi ‘şekli ver seri üretim yap paf paf bas sat gitsin’ bir marka haline getirmeye çalışıyor. Sonuçta tek bildikleri çok fazla araba satmak. Marka exclusive’liği filan umurlarında değil. Porsche’yi de seri üretimciler arasında saymak istiyorum aslında. Adamlar SUV yaptı bea! Şöyle has sportunu sürmediğim için Porsche’ye yorum yapamam ama işe sportif yaklaşanların hepsi understeer diyor ki layout bunu bağırıyor zaten. Yarışıyor mu yarışıyor, ancak üzerine düşünce Chevy Cruze da şampiyon oluyor, Celysee de.

Ferrari dahil olmak üzere Mclaren, Pagani, Königsegg gibi ekiplerin bu üreticilerle alakası yok. Ferrari’nin tek farkı kendi motorunu yapması. Pagani Mercedes motorlarıyla zenginlere caka (ve performans) satarken Königsegg de sanırsam Ford V8 temelli bir şey kullanıyor. Bu markaların olayı şasi yapmak. İyi şasiye ne taksan gidiyor aslında, biraz uyum da yakalanırsa ikon olur, Bkz Mclaren F1. Saleen vardı eskiden, S7 filan kastırıyorlardı ama krize kurban gittiler.

Diablo, 68 Firebird, 2009 Camaro SS, Cayman S ve CTS-V kullanma fırsatım oldu, ancak hiçbirini limitlerine dayayacak fırsatım olmadı, ki bunlar da supersport değiller zaten. Bir tek Z06 sürebildim ve Balıkesir çevre yolu ile birlikte Susurluk yolunda virajlarda limit deneyebildim. Bol miktarda yüksek hız makası ile birlikte aşağı yukarı sınırlarını buldum diyebilirim. Onun hakkında konuşacak olursam da Harris ve Needell’in dediği ‘safkan ve doğru ayarlanmış spor otomobil’ kavramına bizzat şahit oldum.

Mclaren için aşırı elektronik kontrollü diyorlar. TC ve ESP’ye abanırsan, üzerine turbo motorun sinir edici sağırlığını da eklersen çok keyifli bir araç olmadığı kolayca ortaya çıkıyor. Z06 da yeterince dengeli, ancak az dürtükleyince rahat rahat yanlayabiliyorsun ve power oversteer’de müthiş. Mclaren’in bunda rahat olmaması doğal. Ancak spor araç alan da bunun için alıyor, pistte hızlı diye değil.

SLS’te ben Camaro SS kokusu alıyorum. Alman usülü muscle car olmuş gibi. Belki de bana öyle geliyor, sürmedim.

Şimdi ben de bu kadar uzun yazdım ya, kesin şimdi bizi aynı adam sanarlar @M1CHAEL 😀

Yeterli, 🙂 bildiklerim vardı daha fazlasınıda öğrenmiş oldum.Tekrar tşk ederim.

@xtrabit-racing
ecusunda ciddiye alınır birşeyler taşıyan şu yazıların aynı kalemden çıkmadığını anlar 🙂
@messier-92-ex-always
işte xtrabit farkı budur. Güzel anektod ve örnekler geçmiş. Üstüne daha ne diyelim.
Düşündüklerimi, tespitlerimi, ipuçlarından yakalananları başkalarından da görünce sevindirik oluyorum. Fiat-Ferrari işi gibi.
Mclaren ve SLS özellikle güzel örneklendirmiş.
Harris hitapta çok elit görünmeyek istemeyen, duygulara yakın, işin aslında gerçeklerini bilen ancak donkişotluk yapmanın mümkün olmadığını bilen az çok bu pist üstü test işlerinin nasıl olduğuna dair konuşmuş biri. yine ancak o da aynı basın üyesi biri.
Kısaca adam üreticilerin bu pist üstü test çekim işlerine yaklamını açık açık söyledi zaten itiraf edebilen birkaç kişi arasından birisi ama yapabilecekleri birşey yok oyun kurucu değil kimse.

Ben alışkınım farklı algılanmaya, değişik yorumlara. Başka ortamlarda birşeylere sahip olmuş birileriyle alt alta yorumlar atınca yalakası mısın diyorlardı. 🙂

sonunda tekrar giriş yapabiliyorum, bir şeyler değişti herhalde sitede.

zevksiz bir yarış olduğunu düşünüyorum öncelikle. yarışa hareket getiren tek kişi, kimi’ydi ama onu da mekanikerler çatır çutur yediler. burada ferrari’yi seçtiği soft-soft-med stratejisi için de kutlamak gerek. kimi’nin starttan sonra geriye düşmesinin ardından tekrar ön sıralara getirebilecek stratejiyi doğru belirledile, öyle ki ilk pitte kaybettiği zamanı bile telafi edebildi kimi. devam edebilse podyum bile olabilirdi, ilaveten son zamanalrda hiç bu kadar hızlı görmemiştim kimi’yi. işte strateji böyle yapılır, işte takımın pilota etkisi böyle olur.

gelelim bizim tarafa.
yukarıda saydığımız “takım etkisi”, geçen yıldan da çok kez gördüğümüz üzere, 19 numaralı araç için kesinlikle inanıyorum ki iş-le-mi-yor. resmen felipe’yi yarışta tek başına bırakıyorlar, dahası saçma sapan ve aslında “olmayan” bir strateji ile gerilemesine uğraşır gibiler.
bakınız, 21. turda felipe pite girerken red bull’un ardında döneceği, red bull’un 21 turdur sauber’in arkasında takıldığı ve tur başına 1,5 saniye civarında yavaş gittiği aşikar iken, felipe’yi pite almaları ve dalga geçer gibi “sıralama modunda sür” geyiği ile topu pilota atmaları kabul edilebilir gibi değil. nitekim felipe start finish düzlüğünün ortasındayken pitten çıkan vettel göründüğünde serhan acar da”massa’ya boşa ümit verdiler” diyerek durumun komikliğini dile getirdi.

bunu geçtik. olan oldu diyelim.
massa ilk 3-4 tur lastiklerin kirli havada aşınmasına engel olmak amacıyla yavaş turlar atarak vettel ile arasına 4 saniye civarı fark koydu. tur zamanlarını tek tek karşılaştırdım vettel ile, aralarında hiç fark yok. ikisi de sürekli 1,32,x li turlarla döndüler. derken 45. turdan itibaren felipe gaza basmaya başladı. 1,31,x’li turlar yaptı. fark 2,4 saniyeye düştüğünde (50.turda) farkın kapanmaya başladığını gören vettel de gaza asıldı, o da 50. turdan itibaren 1,31,x li turlarla gitti. yarış sonuna kadar ikilinin turları 1,31,x lerde idi. ta ki massa ümidi kesip son 2 tur tekrar 1,32,x li turlara dönerek gereksiz zorlamaktan vaz geçti. yarış da böylece 4 saniye farkla sona erdi.

pilotlara aynı kaskı giydirelim, araçları tek renge boyayalım.
vettel ve felipe’nin yerlerini karıştıralım, kimsenin şu daha hızlı gitti diyemeyeceği bir performans eştiliği vardı ortada, fark edemeyecektik bile büyük ihtimal. şartlar bu kadar eşitken, podyumun son basamağı için pilotu itecek tek unsur takımdı ve bunu başaran ferrari oldu. bir pit stratejisi podyumun son basamağına çıkacak pilotu belirledi. williams’ın bunu akıl edemediğine asla inanmıyorum.

bir diğer strateji ile ilgili ve daha da gözümüze gözümüze batan husus da şudur.
felipe 4 saniye civarında vettel’i takip ederken, 40. turda bir arkasındaki pilotla (nasr) arasında 30 saniye civarında fark vardı. bir pitin süresinin 23-24 saniye olduğunu düşünürsek, felipe’nin her halukarda pitten yepyeni lastiklerle yine 4. sırada döneceği belliyken, vettel ile arasını kontrollü olarak 4 saniyede tuttuğu anlaşılmışken, dünya kadar veriden vettel ile felipe’nin aynı lastiklerde tur zamanları çok benzer iken ve kaybedecek hiç bir şey yokken takımın 2. pit ile S lastiğe geçirip kalan 15 turda felipe’nin yeni softlarla uçuşa geçmesine izin verebilirdi. gördük ki raikkonen eski softları ile bile, daha yeni olan medium lastikli felipe ve vettel’e tur başına 1,2-1,3 saniye hızlarla yaklaşıyordu. yeni S ile eski M’li vettel’i yakalayaıp geçemez miydi 15 turda felipe? en azından denese bile, ne kaybedecekti?

iyice kanaat ediyorum ki, takım felipe’nin önünü tıkıyor, öne çıkmasından rahatsız gibi. eğer ben fazla komplocu isem bile, bunun suçlusu ben değil, her hareketi her hamlesi ile bunu düşündüren takımdır. sanırım nedeni de bottas’a olan aşırı (ve anlaşılmaz) düşkünlükleri. yanlış anlaşılmasın, bottas hem genç hem de hızlı bir pilot. ama bottas’ı öne çıkarmak için işi pisliğe dökmeye gerek yok, parlatmak için diğer pilotun ayağını çelmeye çalışmak, ilk önce hızlı olduğu düşünülen bottas’ın bunu tek başına beceremeyecek olduğuna olan inancın göstergesi olup, bottas’ı incitir, ya da incitmeli bence. ama takımda farkında ki ayağı çelmelenmeyen bir felipe (geçen yıl her ikisinin de birlikte bitirdiği yarışlara bakarsak) bottas’a asla geçilmez. sanırım bu saçmalamalar bunda kaynaklı.

neyse, dün felipe elinden geleni yaptı, daha doğrusu (kimi’yi hariç tutuyorum çünkü yarışın tek kendini paralayan adamıydı bence) herkes kadar yaptı. dünkü yarışın ederi ya 3. lük ya 4. lüktü. podyum ile 4. sırayı, buralarda olacak vettel ile felipe’yi ayıran tek şey takımlarının stratejileriydi. sezona alınan 12 puanla başlamak gayet güzel şu şartlarda. malezya gibi gerçek ve bol düzlüklü bir yarış pistinde, avustralya’daki gibi bol virajlı pistte bile ferrari ile başabaş giden williams’ın bir tık öne çıkacağını; red bull’un sürünmesinden mütevellit podyumun son basamağı için %55 williams’ın, %45 ferrari’nin avantajlı olduğunu sanıyorum. ama hakkını vermek gerekir ki geçen yılın ardından ferrari açıkça harika bir araç yapmış. gelişim gücüyle de düşünürsek ferrari sezon içerisinde williams’ı geçecektir.

son olarak motrlarla ilgili de söylemek isterim ki, arkadaşların da belirttiği gibi birden fazla nedenlerle muhtemelen aynı motoru vermiyor mercedes. ama ne yazık ki bunun üstünde fazla duramayacağız, çünkü bu konuda willaims ya da herhangi bir müşteri takımının elinden hiç bir şey gelmez- bırakmak dışında. ki bu da intihar anlamına geleceğinden ne verirlerse onu almak zorundayız anlaşılan. red bull örneğindeki gibi, güçlü bir araca motor vermek istemeyecektir motor üreticileri. red bull’u renault’a mahkum eden de budur, renault’dan ayrılsa motorsuz kalacaklar. williams da güçlü bir araç, ferrari motor vermez, renault’un motoru yaramaz, honda’nın kendine hayrı yok. şu şartlarda yapacak hiç bir şeyde yok, felipe gibi milyon tane veriyi gözleyen takım da bunun farkında ve bununla idare etmek zorundalar maalesef.

çok uzattım, kusura bakmayın. iyi akşamlar.

Ya zaten Williams ın daha ne kadar yarışabilir bilemiyorum podyum için. Ferrari farkı açacaktır zaten. Ki Mclaren da toparlarsa 4. 5. takım civarına düşecek.

bunu herkes gibi F.williams da biliyor ancak şampiyon olmadan önce biraz durumlarını düzeltmeleri lazım sonrasında eşit motor veren başka üreticiye geçeceklerdir

motor son hızlarında williams hala birinci ama belki batarylarda gelişme yapmışlardır.
motoru komple almak zorundamısın ki geçen sene de benzer konular yokmuydu geçen sene kullanılan teknolojinin sadece mercedes aracında olduğu söyleniyordu.
Bu müşteri aracıdır ve birebir aynısı verme zorunluluğu yok, kimse kendi eliyle geçilmek istemez redbull yıllarca mercedes motorunu istedi vermediler. Ama mercedes’in williams’tan korktuğunu sanmıyorum sezonun ilk yarışına bakıp konuşmak yanlış olur.

Sauber den sonra Williams da pilot ağzıyla da olsa iç patlama yaşamış.
Ben yarış arabası yapıp satsam niye kendime aynısıyı yapayım.
Böyle bi yazılı mecburiyetleri de yok hani üreticilerin. Olsa peşine düşülme ihtimali olabilir illa ki.

toto wolf çok kurnaz bir adam, wolfun williams hisselerini azaltığı haberde de ben benzer yorumu yapmıştım, adam önce williamsı göğe çıkardı sonra meyvelerini aldı şimdi ise onu kaderine bırakıyor. Bir sonraki aşama ise dahada geriye gitmesi olacak. Ayrıca massa geçen senede benzer yorumlar yapmıştı ancak Mercedes yetkilileri hiç umursamayıp cevap bile vermediler. Tüm bunlara rağmen bottas yarışıyor ve sağlığı yerinde olsaydı vettel bukadar kolay podyuma çıkamazdı. Fakat görünen o ki ilerleyen zamanlarda ferrari gelişmeye devam edecektir. Williamsın bu gelişmeye karşılık verebilmesi oldukça zor olacaktır…

Bu zaten bilinen bir gerçek. Geçen sene Monza’da Mercedes, Williams’ın atak yapma butonunu kullanmasını engellemişti mesela. Kısa vadede Williams’ın motor partnerini değiştireceğini düşünmüyorum. Hele ortada bir Honda gerçeği varken altın yumurtlayan tavuğu kesmezler.

bu konuda bir çok şey olabilir. Toto Wolff’ün hissesini azaltması sonucu böyle bir şeye gitmiş olabilir.

Williams böyle bir durumdan şüphe ettiği için, Malezya için Susie Wolff’ün yarışma ihtimalinin olmadığını söylemiş olabilir.

Geçen sene zaman zaman Williams pilotları Mercedes’e yaklaştığı için böyle bir şeyi engellemek istemiş olabilirler.

Mercedes motorlu araçların dominasyonu sıkıcı olabileceği için, gelen telkinlerle Ferrari’nin öne geçmesine göz yumuyor olabilirler.

Ya da hiç birisi olmayabilir 😀

Ama ilginç bir durum. Gerçek manada Ferrari motorda büyük bir gelişme kaydetmiş ve bunun etkisini Sauber’de bile görüyoruz. Durum böyle olunca Williams’ın pozisyonu ilginç oldu.

Tam sonuca varmak için sıradaki yarışlara bakmak lazım. Avustralya gerçekçi yorum yapmak için zor bir yer.

Günaydın Massacım , aynı motoru vermiyor cünkü gecen sene tırstırdınız adamları , 2 3 yarıs sonra ferrari asıl motorunu getirince bakalım nediceksiniz. Williamsın başarılı olmasını çok istiyorum , hak ediyorlar. Ferrariden sonra tabi 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir