Kategoriler
Köşe Yazıları

Bahreyn GP'si ve Formula 1 Siyaseti

Bu sezonun ilk yarışı olarak planlanan, ancak Orta Doğu ve Afrika’da başlayan ve Bahreyn’e de sıçrayan halk isyanları sebebiyle ertelenen Bahreyn GP’sinin şu andaki durumu, Formula 1′in siyasetsiz geçtiği 2010 sezonundan sonra yeniden tarafların bayrakları ellerine alıp cephelere yerleşmelerine neden oldu. 3 Haziran günü yapılan FiA WMSC toplantısında Bahreyn GP’sinin, Hindistan GP’sinin tarihi olan 30 Ekim 2011 günü yapılmasına ve Hindistan yarışının da 4 veya 11 Aralık’a alınmasına “oy birliğiyle” karar verildi. Böyle olunca 2011 sezonu, 1963 yılından sonra Formula 1′in en uzun sezonu oldu. FiA, Bahreyn’deki durumun sürekli olarak takip edileceğini söylüyor. FOTA, aradan 5 gün geçmesine rağmen henüz bir yazılı açıklama yapmadı. Ross Brawn, Renault, Mark Webber ve Rubens Barichello dışındaki tüm F1 ilgilileri sessiz. Bernie Ecclestone da bir öyle diyor, bir böyle diyor. Dolayısıyla ortada büyük bir çıkmaz var.

Bahreyn’de yaşanan duruma isterseniz kısaca bir göz atalım. Şubat ayının ortalarında, takımlar kış testlerini sürdürürlerken Bahreyn’deki protestocularla devlet arasında yaşanan gerilim tırmanmaya başladı. Polisin, isyancılardan birini öldürmesi ve onun cenazesi sırasında bir kişiyi daha öldürmesiyle tansiyon en üst seviyeye ulaştı. Protestocuların, seslerini duyurabilmek için Formula 1′i bir platform olarak kullanabileceklerinin ortaya çıkmasıyla Bahreyn’de yapılacak kış testleri ve aynı zamanda yarış da riskli bir konuma gelmiş oldu. Bu sıralarda Bahreyn hükümeti ise, yarış planlarına aksatmadan devam edildiği ve Formula 1′in güvenliğinin sağlanacağı konusunda güvence vermeye devam ediyordu. GP2 Asia serisinin 20 Şubat’ta Bahreyn’de yapılması gereken yarışının iptal edilmesi, 3 Mart’ta yapılacak Formula 1 testinin de iptal edilebileceği olasılığını doğurdu.

İngiltere, vatandaşlarının Bahreyn’e güvenlik gerekçesiyle yolculuk etmelerini önermezken, Bernie Ecclestone’dan ise değişken yorumlar geliyordu. Durumun olumlu olduğunu duyurduktan bir gün sonra tehlikenin daha da büyüdüğünü söylüyordu. FOTA, bu noktada FOM ve FiA’nın verdiği karar uyacaklarını duyurarak bir anlamda ellerini taşın altından çektiler. Nihayet 21 Şubat’ta, Bahreyn yarış organizatörleri, bu yılki yarışın yapılamayacağını duyurdular. FiA de yarışı “iptal” etmeyip “erteleyerek”, sezon içinde yarışı tekrar takvime dahil etmek istediğini duyurmuş oldu. Kararın da mart ayında kesinleşmesi planlandı, ancak işler çarşıya uymadı. Artan protestolar sebebiyle Bahreyn, mart ortasında Olağanüstü Hal ilan etti. Böylece Bahreyn’e tanınan süre marttan mayısa çekildi. Hem Ecclestone hem de FiA, Bahreyn’i bir şekilde takvime dahil etmeye kararlı görünüyorlardı.

Ancak mayıs geldiğinde Bahreyn GP’si ile ilgili henüz bir karara varılamamıştı. Böyle olunca FiA, 2 Mayıs’ta hükümetle görüşüp Bahreyn’e biraz daha süre tanıdı. Todt, Bahreyn’e verilen süre uzatımından memnun olduğunu söyledi. Son karar günü olarak da 3 Haziran’da yapılacak WMSC toplantısı gösterildi. Ve bir hafta sonra da Bahreyn Kralı, Olağanüstü Hal durumunun 1 Haziran itibariyle sonlanacağını duyurdu. Bu noktada, yarışın takvimin neresine yerleştirilebileceği konusunda spekülasyonlar yapılmaya ve ağız aranmaya da başlandı. 30 Ekim’de yapılacak Hindistan GP’sinin, 4 Aralık’a alınarak sezon sonu yarışı olabileceği ve Bahreyn GP’sinin de 30 Ekim’e alınabileceği söylendi. Vijay Mallya, Hindistan’ın bu konuda herhangi bir problemi olmayacağını duyurdu. Bu tartışmalar yapılırken 30 Mayıs’ta, FiA başkan yardımcısı Carlos Gracia, durumu kendi gözleriyle görmek için Bahreyn’i ziyaret etti:

İçişleri Bakanlığı, Turizm ve Kültür Bakanlığı, Bahreyn Motor Federasyonu ve Bahreyn International Pisti’yle ve Ulusal İnsan Hakları Enstitüsü’nden Sayın Tariq Al Saffar da dahil diğer ulusal ve uluslararası birimlerle toplantılar yapıldı. Bahreyn Kralı’nın son yaptığı duyurusunun, siyasi diyalog ve uzlaşı ortamının sağlanmasında etkili olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.

FiA de bu rapor neticesinde Bahreyn GP’sini 30 Ekim 2011′de yapılacak şekilde tekrar takvime dahil etti. Renault, bu kararı tanıdıklarını ve güvenlikleri sağlandığı takdirde Bahreyn’e gideceklerini duyurdu. Webber, bunu kabul edilemez bulurken, Max Mosley de bu kararın, F1′e büyük zarar vereceğini söyledi. Barichello, bu haftaki Kanada GP’sinde sürücülerin, güvenlik konusunda güvence almak için biraraya gelip ses çıkarmaları gerektiğinden bahsetti. FOTA ise, bu kararı görüşmek için biraraya geldi ancak henüz resmî olarak bir bildiri yayımlanmadı. Ross Brawn, bu karar açıklanmadan önce, F1′in aralıkta sonlanacak olmasının “kabul edilemez” olduğunu söylemiş, ama Bahreyn GP’sinin yapılmasını isteyip istemediğini doğrudan belirtmemişti. Bahreyn’i takvime sürekli sokmaya çalışan Ecclestone ise, bugün çark ederek, yarışın en iyisi sezon sonuna atılması gerektiğini, böylece ters bir durum olursa ertelenmesinin sorun çıkarmayacağını söyledi. An itibariyle insanlar, 30 Ekim’de hangi yarışın yapılacağını ve Formula 1′in 2011 sezonunun ne zaman biteceğini bilmiyor. Böylesi müthiş bir sezonda, bu çapta bir sorunla karşı karşıya kalmak cidden büyük saçmalık.

Tabii, bizim görebildiğimizin ve görmemize izin verilenlerin dışında nelerin yaşandığı meçhul. FiA, Bahreyn’in tekrar takvime dahil edilmesi kararının “oy birliğiyle” alındığını özellikle belirterek, Ferrari’nin de bu kararı kabul ettiğini dolaylı olarak belirtmiş oldu. Biliyorsunuz WMSC (Dünya Motor Sporları Konseyi) toplantılarında, Formula 1′in en eski takımı olması nedeniyle Ferrari’nin de oy hakkı var. Ayrıca Ecclestone da FOM’u, Mallya da Hindistan’ı temsilen WMSC’de bulunuyorlar. Böylece “oy birliği” sözü, Ecclestone’un, Mallya’nın (Force India) ve Ferrari’nin bu karara katıldıkları anlamına geliyor. Bu durumda, FOTA’nın neden ortak bir bildiri yayımlayamadığını anlayabiliriz. McLaren’in %30 hissesinin, Bahreyn şirketi Mumtalakat tarafından kontrol edildiğini da unutmayalım. Dolayısıyla Bahreyn GP’si ile ilgili yapılan tüm görüşmelerde, Bahreyn halkının mutluluğu ya da huzurunun değil, kişilerin ve kurumların çıkarlarının başat rolü oynadığını söylemek için komplo kuramcısı olmaya gerek yok.

Bahreyn, yarış için FOM’a 30 milyon dolar ödüyor. Ayrıca sezonun ilk yarışı olması için de ek bir para veriyor. Dolayısıyla Bahreyn GP’si, FOM için önemli bir gelir kaynağı, ancak Ecclestone, bu kararın parayla ilgili olmadığı konusunda ısrarcı. Cidden Ecclestone’un, 30 milyon dolar için Formula 1 markasını böylesine bir riskin içine atacak kadar kötü bir iş adamı olmadığını düşünüyorum. Buradaki risk, Bahreyn hükümetinin, Formula 1′i bir propaganda aracı olarak kullanması ve Formula 1′in de, siyasi bir araca dönüşmesi. Ecclestone’un korktuğu şeyin bu olduğunu sanıyorum. Bir tüccarın, din ya da siyasetle işinin olmaması gerektiğini, çünkü paranın laik ya da faşist olmadığını çok iyi biliyor. Türkiye GP’sinin ilk yılında, podyumda yaşanan olayları ve ardından Türkiye’ye verilen cezayı hatırlayabilirsiniz. Ayrıca, Formula 1′in Bahreyn’e gitmesi hâlinde, halkın, kendi seslerini duyurmak için bu platformu kullanabileceklerinden de korkuyorlar. Autosport yazarı Tony Dodgins’in bu konuyla ilgili trajik bir anısı var. Bahreyn’in 2004′teki ilk yarışında bir olay yaşanacağına dair mailler dolaşıyormuş. Dolayısıyla Bahreyn’e biraz korkuyla gitmişler. Yazar, bu olayın, ABD’deki 11 Eylül olayından sadece birkaç yıl sonra yaşandığına dikkat çekiyor. Yarıştan hemen önce, basın odasındaki ekranlarda bir uçağın, piste çok yakın uçtuğu gösterilmiş. Fransız radyosundaki muhabirler, korkarak müthiş bir hızla yerlerinden kalkıp kaçmaya başlamışlar. Ancak bu, Bahreyn’de yapılan akrobatik gösterilerden biriymiş. Sonra basın merkezine geri girdiklerinde, herkes onları alkışlamış.

Uzun lafın kısası, Formula 1, kendisini siyasete bulaşmış olarak görmek istemiyor. Bunun için de Bahreyn’e gitmek istemeyecek. Konkordato Anlaşması gereğince takımların tüm yarışlara katılmaları zorunlu. Ancak Bahreyn’deki durum biraz farklı. Sigorta şirketleri, buradaki aşırı risk nedeniyle, mal ve kişileri sigortalamayı kabul etmeyebilir. Takımlar, mücbir sebep şartlarının oluştuğunu öne sürerek Bahreyn’e gitmeyeceklerini belirtebilir ve anlaşma gereğince yükümlülükleri de ortadan kalkmış olur. Mücbir sebep, yasal diliyle söylersek Force Majeure, sözleşme taraflarının kontrolü dışında gerçekleşen deprem, sel, isyan vb. gibi durumlarda, tarafları sözleşme yükümlülüklerinden azleden bir maddedir ve her sözleşmede yer alır. Bahreyn’de Olağanüstü Hal ilanı, bu maddenin yürürlüğe konması için önemli bir etkendi ancak hükümetin, Olağanüstü Hal’i kaldırması, bu anlamda bir taktik hamlesi olarak görülebilir.

İnsan Hakları Bahreyn Merkezi başkanı Nabeel Rajab, yarış olması hâlinde protestoların olacağını söylüyor. “Grand Prix’nin, kendi çıkarlarını, bu bölgedeki insanların haklarından daha önemli gördüğüne şahit olmak çok üzücü,” diyen Rajab, isyan eden halkın, yarış gününü “Gazap Günü” olarak belirledikleri ve hükümetin onlara yaptıklarını dünyaya duyurmak için yarış seçtiklerini belirtiyor. FiA’nın, Bahreyn hükümetinin filtreli gezisiyle Bahreyn’deki durumu anladığını sanması, verdiği kararın sağlıklı olmadığının bir göstergesi olabilir. Bahreyn hükümeti, durumu iyi göstermeye çalışsa da, insan hakları örgütleri bunun tam tersini düşünüyor. Bir otomobil yarışının da, bu merhalede kendini öne çıkarması abesle iştigal. Hem de nasıl. Formula 1 takvimini belirsizleştirmesi, yarış bileti ve uçak bileti ayarlamaya çalışan insanları zora düşürmesi de cabası. Biliyorsunuz Formula 1 yarışlarının eskiden ne zaman ve hangi saatte yapılacağı bilinmezdi. Hayde yarış, diyip giderlerdi. Ecclestone, bu düzeni değiştirip bugünkü hâline getirdi, ancak şimdi yine benzer bir belirsizlikle karşı karşıya. Milyar dolarlık bir markanın, kendini böyle bir aczin içine düşürmesi Ecclestone’un isteyeceği son şey olmalı. Robert Bosch’un, “Güven kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim” aforizmasını Bernie için de uygulayabiliriz. Bu noktada tek istediği şeyin, Formula 1′i siyasetten uzak tutmak olduğunu söyleyebiliriz. Küçük beyaz devin, Juan Manuel Fangio’nun 1958 yılında Kübalı isyancılar tarafından kaçırıldığını ve 1972 Münih Olimpiyatları’nı aklından çıkarmadığına eminim.

 

Ali Ünal

http://www.ali-unal.net/f1

“Bahreyn GP'si ve Formula 1 Siyaseti” için 0 yanıt

sıkıntı yoksa yarış yapılsın para gelsin, tehlikeliyse yapılmasın diyecekler. durum bu kadar basit. Brezilyadaki olaylardan sonra da çok tartışma yaşandı ama ne yapılacağına FIA/FOM karar verecek. amerika yarışında michelin lastik güvencesi vermedi, adamlar da paşa paşa çıkmadı yarışa hepsi bu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir