Kategoriler
Sizin Köşeniz

Benim Penceremden Kimi

İlk olarak Sauber’de gördük seni, o zamanlar siyah gri arabada Schumi’ye kafa tutan bir Hakkinen’i destekliyorduk . Fakat son turda motor patlatan bir araba ile umutlarımız sönerken gencecik yakışıklı bir çocuk, bir dünya şampiyonunun yerini alıyordu, o da Hakkinen gibi bir Finli idi ve yeteneği müthişti. Onun adı Kimi Raikkonen idi. Kısaca Kimi, sonra Ron Dennis tavırlarından dolayı sana Ice-Man dedi ve haklıydı. Kaderin bir cilvesidir ki, sen Sauber’de Formula’ya ilk adımını attığında Alonso adında, senden bir yaş küçük bir genç Minardi’de sürüşe başlıyordu.

Fakat sen ondan ilk zaman daha çok dikkat çektiğin için seni Mclaren kapmıştı fakat Renault, Alonso için acele etmedi ve aynı yıl sen David Coulthard ile yarışırken, Alonso Renault’da test pilotluğu yapıyordu. Bence ikiniz arasında dönüm noktası buydu, sen grid’dee sürerken, Alonso mühendislik bilgileri tahsil ediyordu.

Yıl 2003 idi. Alonso Renault’ta yarışmaya başlıyor sende ,grid’deki üçüncü hızlı araçla efsane sürücü Schumi ve Ross Brawn yönetimindeki Ferrari’siyle şampiyonluk mücadelesi veriyordun. Bir birincilik ve altı adet ikinciliğin seni şampiyonluk potasına sokuyordu ve F1, Schumi’yi durdurmak için getirilen puanlama sistemi tartışmaya açılacakken iki puan farkla Schumi şampiyon oluyordu,sense ikinci.
Yıl 2004. Schumi F2004 ile adeta şov yapıyordu. Bütün yarışlar Schumi’nin at başı olarak başı çekmesi seyir zevkini bozuyor ve izleme oranlarını düşürüyordu ama efsane araba ile efsane sürücüyü izlemenin ne kadar keyifli olduğunu F1 severler Schumi Formula 1’den gidince anlayacaklardı o güzel yılların değerini. Mclaren aracı ise İngiliz medyasından o kadar ağır eleştiriliyordu ki, bahse giren gazeteciler olmuştu eğer Mclaren yarış kazansın Silverstone’da çıplak yürürüm diyen gazeteciler. Ve Spa’daki Belçika GP’si geldi çattı. Tabi ki favori Schumi idi. Gridin 2. sırasında Schumi ve sen gridin 10. sıradan kalkarak kalkışta bir çok araba geçip ilerleyen turlarda Schumi’yi geçmiştin. Ve yarışı birinci bitirmeye çok yakınken kaza olmuş güvenlik aracı içeri girmiş Schumi ile arandaki fark sıfırlanmıştı son turlara sen ilk sırada ve arkanda efsane araba ile Schumi ve güvenlik aracından sonra yeniden start verildi Schumi kovaladı. Sen kaçtın, Schumi gaza bastı; sen bastın. Aman Allah’ım, Mclaren cephesinde buna kalp dayanırmıydı fakat nafile, yarışın son turunda yarışın en hızlı turunu atmıştın ve işin en ilginç tarafı daha önce dünya şampiyonu olduğu 2000 yılında SPA’da Hakkinen’e harika bir atak ile geçilen Schumi, şimdi de dünya şampiyonluğunu garantilediği yarışta, 2004 yılında yine Spa’da yine bir Finli’ye, sana geçiliyordu. Belki de efsane pilotun kötü kaderiydi bu. Ve Ron Dennis ise malum gazeteciyi  sözünü tutması için Silverstone’a davet ediyordu.

Ara sıra senin haberlerin geliyordu, içkiye çok düşkün, çapkınlık da yapıyor diye. Ama sen bütün bunları umursamıyor sadece kendi hayatını yaşıyordun. Zamanla taraftar kitlen daha da büyüyordu ve bunlardan bir tanesi Ferrari liderlerinden biri Jean Todt’tu, o sana olan hayranlığını gizlemiyordu. Schumi’nin yanında podyumda sen olduğunda sana sıcak davranıyordu.

Yıl 2005, herkes Ferrari ve Schuminin domine ettiği yıllardan bıkmıştı, seyirci sayısı azalıyordu, yeni kuralllar çıktı ortaya ve yeni kurallar ile Renault ve Mclaren öne çıkıyordu. İki değerli pilot; Kimi ve Alonso sahne alıyordu. Sezonun başlangıcında Renault ile Alonso iyi başlangıç yapmış, Mclaren geride kalmıştı. Fakat sezonun ikinci yarısında öyle bir KIMI izledik ki, biz herkes sana hayran olmaya başlamıştık. 13 sıradan kalkıp podyuma çıkmalar, 17.sıradan kalkıp son turda adam geçip yarışı kazandığın yıllar herkesi büyülüyordun ama araban yeterli gelmiyordu yolda kalıyordu. F1 en yetenekli sürücülerin arasında sayılan Montoya’yı rahatlıkla geride bırakmış ve şampiyonayı ikinci bitirmiştin ama o yıl gönüllerin şampiyonu olmuştun.Fakat Briatore ve Alonso denen genç çocuğun hakkını yememek lazım, şampiyon dayanıklı bir Renault ile onların olmuştu.

Yıl 2006 ve yeni bir yılda bahisçiler kime oynayacaklarını şaşırıyorlardı. Efsane pilot Schumi mi yoksa genç çocuk ateşli İspanyol Alonso mu, yoksa Ice-Man – Raikkonen mi? Bahis siteleri parayı sokağa atmazdı ve şampiyonlugun en güçlü adayı seni görüyorlardı. Öyle ki; Niki Lauda, Kimi ve Schumi’den hızlı diye röpartajlar veriyordu. Şimdi herkes bu üçlünün kapışmasını merakla bekliyordu. Gözler ilk grand prix olan Bahreyn’deydi. Sıralamalarda Schumi birinci, Alonso dördüncü, sen ise gridin son sırasından(22.sıra) idin, yarış başlıyordu ve sen 22. sıradan kalkıp podyumun üçüncü basmağında bitiriyordun. Alonso ise Schumi’yi yeneceğinin işaretini daha ilk yarışta vermişti. Çünkü; 1.Alonso 2.Schumi 3.Raikkonen idi.

Fakat Mclaren geride kaldı ve sen Mclaren arızalarından bıkmış yönünü küçüklüğünde tuttuğun takıma Ferrari’ye çevirmiştin .

Alonso’ya yenilen efsane pilot Schumi ise seni Ferrari’ye geldiğini bildiği için ya seninle yarışacaktı, ki bu onun için sen yanında bir ikinci pilot olmayacak, daima kendisini tehdit eden bir pilot  olacağın anlamına geliyordun.O da gerek ailesi, gerek Massa’ya olan sevgisi,  gerek Ross Brawn’ın bırakması ve de Alonso’ya yenilmiş olması ile emeklilik kararı almış oluyordu. Şu da bir gerçek ki herkes çok istedi Schumi’nin son yılında şampiyon olarak bırakmasını. Suzuka’da önde götürdügün yarışı 36. turda patlayan motoru buna izin vermemişti. Belki de Alonso’nun iİalyada patlayan motoruna sevinenlerden daha çok kişi Suzuka’da efsanenin motoru patladığınıda üzülüyordu.

Ve yıl 2007, Kimi Raikkonen Ferrari’de… Herkes değişen kurallar çerçevesinde Bridgestone lastiklere ve de V8 motorlara geçiyordu, Alonso’nun deyişiyle Formula 1, Grand Prix 1 olmuştu.

Ve herkes Ferrari’nin 2007 yılını domine edecegini düşünüyordu, nitekim böyle düşünenleri haklı çıkarır gibi sezonun ilk yarışı Avustralya’daki gibi sen nerdeyse uyur bir hâlde kazanıyordun. Fakat ne olduysa oldu birden Mclaren kanatlandı, yine rakibin Alonso idi ve bu sefer eski takımına karşı savaşıyordun ve sessizce yetenekli genç bir çocuk yeni kurallarında yardımıyla Alonso ve sana kafa tutuyordu, onun adı Lewis Hamilton’du. Bu çocuk V10 motorlu ve michelin lastiklikli Mclaren’de teste tabi tutulmuş fakat De La Rosa’dan 2 sn yavaş kalınca, takım son yarışlarda ayrılan Montoya yerine De La Rosa’yı yarıştırmıştı yoksa Lewis ile takım arkadaşı olacaktın.

Bu yıl o kadar iyi yarışlar çıkarmasanda son yarışlardaki performansınla bir puan farkla ŞAMPİYON olmuştun ve üstünden büyük bir yük kalkmıştı, artık F1 iki şampiyondan biri sendin.

Fakat senin en büyük destekçin takımda Jean Todt ayrılıyordu.

Ve yıl 2008  bu yıl şampiyonluğu daha rahat kazanacağın düşünülüyordu ki nitekim İspanya’da, kendini çok geliştiren Felipe’ye bir cevap vermiştin. Ardından Fransa’da açık ara birinci giderken egzoz borun patlamıştı ve sen ikinci olmuştun. Ferrari arıza yaptı. Geç takılan lastikler, pit hataları, pit yolunda sana çarpan Lewis, startlarda senin önünü kapatıp Lewisin önünü açan Massa ve yine SPA…

Önce takım arkadaşın Massa’yı geçmiş, daha sonra Lewis’i geçip son iki turda yağan yağmur, hiç olmadığı kadar yağışlı geçen bir sezon ve yağmurda iyi olan Mclaren aracı. Ve bence hem sana hem de Massa’ya şampiyonlugu kaybettiren acemi şef Stefano Domenicali…

Bu arada yiğidi öldür hakkını yeme derler, çarpa çarpa ,çimlere çıkarta çıkarta, virajlarda dala dala bende varım diyen yeni genç şampiyon.

Lewis Hamilton

Yıl 2009 … Ve yine değişen kurallar… Ama o da ne? Herkesten en az 1 sn hızlı bir Brawn aracı ve üçüncülük için yarışan bir Ferrari’de yine sen ve yine Spa, yavaş bir Ferrari harika bir yarış ve harika bir sonuç.

Jenson Button ise bu yıl muhtemelen şampiyon olacak.

Şimdi Ferrari’den gidişin konuşuluyor. Farketmez nereye gittiğin, senin fanların da seninle gidecek.

Fakat gerçek bir F1 severin sana saygı duymaması mümkün değil. Yüzyılın en büyük iki takımında yarışmış, şampiyon olmuş, efsane pilotların pistinin kralı olmuş, harika yarışlar çıkarmış biri olarak hafızalarda, kalplerde gönüllerdesin. Playstation oynamazsın, simülatör kullanmassın, sana verilen yeteneğe güvenirsin, fazla çalışmayı da sevmezsin. Her güzelin bir kusuru olduğu gibi sen de kusursuz değilsin, fakat sürüşünle sevilmeyi hakediyorsun.

Futbolda FIFA hep Pele’yi desteklemiştir, çünkü o çocuklara yardım eder, futbolun sevdirilmesi için çalışır, diğer yanda kokain kullanan bir Maradona hiç kimsenin işine gelmez. FIFA, yüzyılın futbolcusunu seçer, adına Pele der. Ama aynı yarışmayı internete koyar taraftarlar Maradona der.

Ecclestone sevmez seni, Montezemolo sevmez, çünkü sen şov yapmıyor, sadece sürüyorsun ve hayatını yaşıyorsun. Patronlar ise hem süren hem de kendilerine para kazandıran şovmen isterler .

Her neyse şudur budur, sürçü lisan ettiysek affola. Hepinize saygılar sevgiler.

Ferzan Dağ

(Eleştirel yaklaşan arkadaşlara derim ki; bunlar benim “Kimi” deyince aklıma gelenler, herkes farklıdır, ben kendi penceremden yazdım.)

“Benim Penceremden Kimi” için 0 yanıt

kürsat kardesim kimseye tapmıyoruz.bu anlayıs cok yanlış.dikkat edersen kimiden önce hakkinen yazmısız.kimi biraksa simdilik vettel bana sempatik geliyor ama bu demek degildirki baska pilotların güzel olan sıfatlarını,sürüslerini,karakterlerini takdir etmyecegim. hepimiz f1 severiz aslında yarısmayı seviyoruz sanıyorum buda fıtratızmızda var.

Gerçekten Çok Güzel Bir yazı Dostum. tebrik ederim. Fakat Anlayamadığım tek şey Neden Kimi yi Bir İlah Gibi Görmeniz. Ben Her Zaman Şuna İnanıyorum. Ne kadar hızlı olursanız Olun. Satikrar Olmazsa Sonuca Ulaşamazsınız. Ve Bu Raikkonenin İçin Çok Güzel Bir LAF. Yazı İçin Tekrar Tesekkurler: Çok surukleyici olmuş

Gerçekten sevdiğin pilotu çok güzel anlatmışsın. Şahsen Kimici değilim ancak muhteşem bir yazı. Tebrikler!

O eski bir röportajındandı michael:)
Kimi ile aynı görüşte olduğumu çok kez dile getirdim,Buz adam etiketi onun sırtında taşıdığı fazlalıktan başka bir şey olmadı,gerçekten öyle olmasına rağmen…

O eski bir röportajındandı michael:)
Kimi ile aynı görüşte olduğumu çok kez dile getirdim,Buz adam etiketi onun sırtında taşıdığı fazlalıktan başka bir şey olmadı,gerçekten öyle olmasına rağmen…

Sual: Buz Adam etiketi biraz kötü olabilir ancak inan ki sana çok yakışıyor. Raikkonen: "Bana Buz Adam diyorlar. Bu hoş, ancak ben öyle düşünmüyorum. Saçmalıklarla dolu biri gibi lanse edilmek istemiyorum.’’
😀

musab kopardın beni ya:) döktürmüşün gene çok begendim eheheheh xD xD eline emeğine saglık anlamlı olmuş ama bana komik geldi biraz tarzından olsa gerek saolasın :D:D=)=)=)

ferzan, yazdiklarinin coguna katiliyorum ancak hamilton'i biraz ezmissin, alonso'ya da biraz dokundurmussun, son transfer olayindan dolayi sanirim. onun disinda gayet guzel bir yazi.

bu arada basta farketmedim ama, dikkatli okuyunca baya bir imla-noktalama hatasi yapmissin. elimden geldigince duzeltmeye calistim. yalniz ilk editorluk deneyimim oldugu icin baya gozumu korkuttun ferzan 😀

GÖNÜLLER SULTANI KİMİ BU SANA…

sen kimsesiz seyyahı meçhuller caddesinin…
sen yankısından kaçan çocuk kendi sesinin…
sen sırtında taşıyan işlenmedik günahı…
ferrarinin değersizi spa nın kralı…
sen usanmaz bekçisi fastest lap ların…
sen umarsız insanı vefasız formula nın…
sen kutup yelkenlisi seni anlayamayanlarda…
formulanın en bahtsızı geçişsiz pistlerde…
sen ferrariye ağır gelmiş boşlukta düşen fikir…
satılmışların dolabında kör ve çilekeş beygir…
sen dürüstüz diyenlerin boyunlarında vebal…
sen satınalınmışlara mazi yarınkine istikbal…
sen aslandın kediye boğduruldun…
sponsorun yoktu ferraride boğuldun…
ama sen kimiydin sevenlerinin sevgilisiydin…
seni çekemeyenlerin f1 de en büyük kiniydin…
sen adamsın doğrusun efendisin centilmensin…
sen safkan hız king kimi raikkonensin…

eline sağlık kimi fanlarını etkilediğini düşünüyorum 😀

Jean Todt gerçekten de Kimi'nin Ferrari'deki en büyük destekçisiydi ve Schumacher'de onu sevmeyenlerden biriydi
eğer Todt gitmeseydi Kimi 2008'de şampiyondu 🙁

para neymiş meğer…
karşı çıkılmazsa eğer…
50 yıllık itibarı iki paralık eder…
sponsora alet olunursa eğer…
ferrari pilotada boyun eğer…
kimi herşeye değer…
kaçan balık büyük olurmuş meğer…

Kardeşim ellerine sağlık , süper bi yazı olmuş. Bu yazıyı okuyunca neden Kimi hayranı olduğumu bir kez daha anladım.

"Eleştirel yaklaşan arkadaşlara derimki ;Bunlar benim Kimi deyince aklıma gelenler ,herkeste farklıdır ben kendi penceremden yazdım"

Bunun için daha da tebrik etmek lazım tabi ki. Ama ilk yorumumda tırnak işaretli kısım olmasaymış, yazıyı okumaya başlayan insan sonuna gelme hevesi içinde olurmuş diye düşünüyorum.

Güzel yazı olmuş, ama ilk başının önyargılı olduğunu düşünüyorum.

"sen sauberde formulaya ilk adımını attığında Alonso adında sen bir yaş küçük bir genç Minardide sürüşe başlıyordu .Fakat sen ondan ilk zaman daha çok dikkat çektigin için seni Mclaren kapmıştı"

Sauber ile Minardi grid'de eşit karizmaya sahip takım değillerdir. Doğal olarak da bu takım pilotlarının kariyer seviyeleri eşit şartlar altında başlamaz. Sauber her zaman orta sıraların en iyilerinden, Minardi ise alt sıralarda dolaşan bir takımdır. Bu yüzden tırnak işaretli bölümde bulunan Kimi için yazılmış "ilk zaman daha çok dikkat çektigin için seni Mclaren kapmıştı" sözünün yanlış olduğunu düşünüyorum. Alonso 2000 yılında Minardi test pilotluğu yapmıştır 19 yaşında bunu da belirtmek istiyorum. Not: Kimi 1979 doğumludur.

Ve yıl 2007 ,Kimi Raikkonen Ferraride , herkes değişen kurallar çerçevesinde Bridgestone lastiklere vede V8 motorlara geçiyordu ,Alonso’nun deyişiyle Formula 1 ,Grandprix 1 olmuştu.

burada bir hata olmuş v8 motorlara 2006 da geçildi, ayrıca güzel bir yazı olmuş eline sağlık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir