Kategoriler
Manşet Sizin Köşeniz

Şahlana(maya)n At 1

Scuderia Ferrari , 1929 yılında Enzo Ferrari tarafından kurulan İtalyan F1 takımı. Aynı zamanda F1’in en başarılı takımı. 1950 yılından beri seride aralıksız yarışan Ferrari , 16 Takımlar 15’te pilotlar şampiyonluğa sahip. 221 yarış galibiyeti , 207 pole pozisyon ve 230 en hızlı tur ile ulaşılmaz bir noktada İtalyan takım.

Milenyum çağınında en başarılı takımı olan Ferrari 2008 yılından itibaren ise büyük bir duraklama devrine girdi. En son 2008 takımlar şampiyonluğu kazanan “Kırmızılar” ondan sonra gelen 6 sezonda ne pilotlar klasmanında ne de takımlar klasmanında tek bir şampiyonluk bile kazanamayarak başarılı tarihinin tam aksi bir tablo çizdi. Bu dönemde kimi zaman şampiyonun en büyük rakibi olan Ferrari , kimi zamanda şampiyona liderlerinden çok geride kalarak taraftarlarını büyük bir yasa boğdu.

Aslına bakılırsa bu başarısız dönem Ferrari’nin tarihinde bir ilk değil . İtalyan takım bu dönemden daha büyük bir bocalama dönemini 1979 ile 2000 yılları arasında yaşamıştı. İtalyan takım bu 21 senelik süre zarfında sadece 1982 ,1983 ve 1999 yılında gelen Takımlar şampiyonluğuyla muhtemel 42 şampiyonluktan sadece 3 tanesini kazanabilmişti. Ancak İtalyan takım milenyum ile beraber o kadar baskın hale geldi ki arka arkaya gelen 6 Takımlar ve 5 Pilotlar şampiyonluğu ile beraber şampiyonluktan başka bir sonuç hem takım hem de taraftar tarafından başarısızlıktan başka bir anlam ifade etmiyor. Bu yüzden son 6 senedir bir türlü gelmeyen başarı sabırların tükenmesine ve sinirlerin gerilmesine neden oldu.

Her sene yeni sezona büyük umutlar ile giren Ferrari , 2014 sezonuna da büyük bir umutla başlamıştı. Takım bu doğrultuda büyük hamlelere imza attı. Öncelikle Lotus takımından James Allison takıma dahil edildi. Bunun akabininde pilotlar kadrosuda yenilendi. Ferrari kendi ilkelerine aykırı olarak Kimi Raikkonen’i takıma transfer etti ve uzun bir aradan sonra ilk kez 2 şampiyon pilot ile birlikte yarışma kararı aldı. James Allison takıma katılması ile beraber görev tanımları değişmiş oldu.James Allison’ın gelişiyle birlikte Pat Fry takımın Mühendislik kadrosunun başına atanırken , takımın yeni teknik şefi James Allison olmuştu. Nikola Tombasiz ise pozisyonunu koruyarak Tasarım Şefi olarak çalışmaya devam edecekti. Luca Marmorini ise motor departmanının başındaki görevine devam ediyordu.

2013 sezonunun ilk yarısından sonra Ferrari yavaş kalmaya başlamış ve şampiyonluğun kaybedileceği anlaşıldıktan sonra sezon erkenden kapatılmıştı . Takımın tek önceliği 2014’te ortaya çıkarılacak yeni araçtı. Takım bunun doğrultusunda çalışmalara çok erkenden başlamıştı. Takım buna rağmen sezonu 354 puan ile 3. Sırada bitirmeyi başardı , ancak Red Bull’a karşı tekrar büyük bir mağlubiyet almıştı Ferrari. Sadece bununla kalmamış Mercedes GP’ye de geçilmişti Ferrari. Ancak farklı bir yol haritası çizmeyi yeğleyen Ferrari 2014 sezonuna odaklandı.

2014 sezonunda rakiplerinin gerisinde kalmak istemeyen Ferrari eski tasarım şeflerinden Rory Byrne’ı da tasarım ekibine dahil etti. 1999 ile 2004 yılları arasında kazanılan ardışık şampiyonluklarda büyük bir pay sahibi olan Byrne , fikirleriyle teknik ekibe destek verecekti. Byrne’ın gelmesi aracın gelişimi için gerçekten çok etkili olabilirdi. 1999 ve 2004 yılları arasında tasarladığı araçlar ile Adrian Newey’i mağlup etmeyi başarmış bir mühendisten bahsediyoruz sonuçta. Ferrari’de böyle düşünmüş olacak ki onu teknik ekibine kattı.

25 Ocak’ta F14T’nin lansmanı ile beraber Ferrari 2014 sezonuna resmen start vermiş oluyordu. İlk testler 28 Ocak’ta Jerez pistinde başladı. İlk test haftasında Ferrari ön tarafta rekabetçi gibi gözüktü. Ancak Bahreyn testleri ile Ferrari’nin performansı kafa karıştırmaya başladı. Mercedes Bahreyn testlerinde güçlü zaman turları atarken Ferrari’nin yavaş kalması önce hız saklıyorlar söylentilerine yol açsa da son test gününe kadar tüm F1 camiası Ferrari’nin gerçek gücünü göstereceğini düşündü. Ancak testlerin bittiği güne kadar Ferrari bir türlü istenilen performans seviyesine ulaşamadı. Testlerdeki verilere bakılacak olursa Ferrari ya gerçekten çok büyük bir şeyler saklıyordu ya da gerçekten Mercedes ve Williams takımları Ferrari’nin önünde gözüküyordu. Tüm Ferrari taraftarları ilk seçeneğe inanmak istedi ancak gerçekler çok yakında açığa çıkacaktı.

Sezonun açılış yarışı Avustralya GP’sine kadar Ferrari’nin performans sakladığı ve tam tersi Ferrari’nin gerçek performansının bu olduğu söylentileri sürdü gitti. Gerçekler ise 16 Mart’ta ortaya çıkmaya başlamıştı yavaş yavaş. Evet Ferrari hız falan saklamamıştı , Ferrari gerçekten de çok yavaş bir araç ile sezona başlıyordu. Kimi Raikkonen ve Fernando Alonso’nun altında çok sorunlu bir araç vardı. Araç düzlüklerde Mercedes motorlu araçlara göre çok yavaştı. Aynı şekilde frenlemede çok sorunlu bir araç vardı. Aracın viraj girişlerindeki tepkileri iki şampiyon pilotuda çok zorluyordu. Aracın aerodinamik performansı 2013 sezonuna göre daha iyi gibi gözüküyordu. Ancak bu da Red Bull ve Mercedes aracına göre tatmin edici seviyede değildi. F14T tabiri caizse ölü doğmuş bir araçtı. Aracın her yerinde sorun vardı. Güç ünitesi doğru çalışmıyordu, Mercedes motoru elektronik yazılım ile çok değerli zamanlar kazanırken Ferrari burda da sorunlar yaşıyordu. Aracın ağırlık dağılımı ile ilgili sorunların olduğu çok açıktı. Aracın ön tarafı çok dengesizdi. Alonso bununla baş edebilirken Kimi ise bu durumdan çok muzdarip oldu. Zira Fin pilotun en hassas olduğu nokta bu olunca bir türlü istediği performans seviyesine ulaşamadı.

Ferrari performans olarak yine sınıfta kalmıştı. Peki bu performansın sorumlusu kimdi . Hesap ödemesi gereken kimdi . Bu yavaşlığın sorumlusu kim olacaktı. Bahreyn GP’sine kadar bu performans seviyesi ile gitti Ferrari takımı. Bardağı taşıran son damla ise Bahreyn GP’sinde geldi. Takımın başkanı Luca Di Montezemolo da hafta sonu garajdaydı. Yarışta Ferrari’nin 9. ve 10. sıralarda kalması Luca’yı çileden çıkartmıştı. Aynı zamanda Ferrari’nin yarış içinde tabiri caizse can çekişip düzlüklerde bütün pilotlara geçilmesi cabasıydı. 1960’lı yıllarda “Aerodinami iyi motor yapamayanların işidir” diyen Enzo Ferrari’nin kurmuş olduğu takım 2014 yılında bu söze nazire yaparcasına çok kötü bir motor üretmişti.Luca Di Montezemolo’nun bu duruma ne kadar sinirlendiği fotoğraftan anlaşılabiliyor.

Luca Di Montezemolo ve Stefano Domenicali

Aslında bu tablo hiç şaşırtıcı değil. Ferrari’nin son turbo motoru 1988 yılında ürettiği düşünülürse ve bundan sonra gelen yıllarda Turbo teknojisinden çok uzakta kalmasıyla beraber Mercedes’e oranla kötü bir motor üretmesi çok doğal. Yıllardır atmosferik motor kullanan Ferrari bu kısımda da sınıfta kalmayı başarmıştı 2014 sezonunda. Mercedes ise yol araçlarında kullandığı bir teknolojiyi F1 aracına entegre etmekte Ferrari’ye oranla çok daha başarılı olmuştu. Ferrari’nin motor performansınında da bu derece geride kalmasıyla beraber fatura Stefano Domenicali’ye kesilmişti. İtalyan patron İspanya GP’si öncesi takım patronluğu görevinden istifa etmek zorunda kalmıştı. Stefano Domenicaliden boşalan koltuğa Marko Matiacci getirildi.

Ben bu nokta da asıl suçlunun Stefano Domenicali olmadığı düşününlerdenim. Evet ortada büyük bir başarısızlık var ancak 2010 ve 2012 yıllarında şampiyonlukların son yarışta kaybedildiği gerçeğini yadsımamak gerekiyor. Ferrari o senelerde şampiyonluğu kazanabilseydi Domenicali’nin eli çok güçlü olacaktı ve bu durumlara düşmeyecekti. Ancak ne yazık ki F1 haticeye değil neticeye bakılan bir spor. Stefano Domenicali bütün spekülasyonlara rağmen takımı iyi yönetti asıl sorun , mühendislik ekibinde ve tasarımcılarda gibi gözüküyor. İtalyan patron sonuçta piyasadaki iyi mühendislerin çoğunu takıma getirmeyi başardı. Marko Matiacci’nin ise koltuğa geçici olarak getirildiğini düşünüyorum. İyi bir pazarlama uzmanı olduğu kesin ancak burası F1. F1’de işler sadece pazarlama ile bitmiyor. 600 milyon insanın izlediği bir spor organizasyonun zirvesindeki takımı yönetmek , pazarlamanın dışında kabiliyetler isteyen bir görev. Bu zamana kadar F1’de hiç bulunmamış birinin başarılı olmasını beklemek , Ferrari’nin de onu kalıcı olarak takım patronluğu görevinde tutmasını beklemek pek akıl karı değil. Ferrari sonraki seneler için Ross Brawn ya da Flavio Briatore gibi F1’in büyük isimlerinden birini düşünüyor olsa gerek. Ancak Matiacci başarılı olup ben de dahil büyük çoğunluğu yanıltabilir ve görevinin başında kalabilir.

Ferrari sezonun 12. Yarışı Macaristan GP’sine kadar bir nebze olsun sorunları çözmeye başladı. Ancak hala beklenilenin çok gerisinde İtalyan takım. Sezon içinde alınan 2 podyum kesinlikle ve kesinlikle bu büyük takımın taraftarlarını memnun etmeye yetecek dereceler değil . Takım son olarak Motor departmanı lideri Luca Marmorini ile yollarını ayırdı ve Pat Fry’ın takımdan gönderildiğine dair spekülasyonlar kol geziyor. Anlaşılan Ferrari’de daha çok kelle gidecek. Ancak Ferrari’nin sorunlarının isimlerden çok daha büyük olduğu ortada. Söz konusu bir seneye mahsus bir başarısızlık değil . 6 senedir süregelen başarısızlıktan bahsediyoruz. Peki Ferrari’nin asıl sorunu ne ve neler olabilir . Bu yazı serisinde bunlara değinmek istedim aslında. Ancak sorunları geniş yelpazeden inceleyeceğim için tek bir yazı yazmaktansa bir yazı serisi halinde incelemek istedim Ferrari’nin sorunlarını.

Bu sorunları maddeler halinde sıralamak gerekirse,

  • F1’de kuralların büyük oranda değişmesi. Sezon içi test yasaklarının gelmesi. Atmosferik motorlardan Turbo Şarjlı motorlara geçilmesi gibi.
  • Test yasakları ile geleneksel yöntemlerden modern yöntemlere geçilmesi.(Rüzgar Tüneli,CFD,Simülatörler)
  • Ferrari’nin yaşadığı rüzgar tüneli sorunları ve simülatör yetersizliği.
  • Şasi ve motor departmanlarının birbirleri ile olan uyumsuzluğu.
  • Mühendislik ekibinin akreditasyonunun yetersizliği
  • Son olarak az da olsa takımın kötü yönetilmesi

gibi etkenler sıralanabilir. İlerleyen yazılarda kalemimiz el verdiğince bu sorunları inceleyeceğiz. Sonraki yazılarda görüşmek üzere…

Samet Demirel

“Şahlana(maya)n At 1” için 26 yanıt

Ellerinize sağlık hiç sıkılmadan üşenmeden bu güzel akıcı yazıyı ve aynı güzellikteki profesyonel yorumları okudum.Gerçekten bu sitenin bu ülkede eşi benzeri yok.Gereksiz yorumlar çok nadir.Herkese çok teşekkürler..Sıra şimdi yazının devamını okumakta 😉 Ha bu arada bir dipnot:Şu Mercedes’in sezon öncesi 1000 kmlik testinden bahsetmemişsiniz(yazınızın 2-3 ve 4.kısmını okumadım).Ki bu olay diğer takımlarla aradaki farkın en büyük faktörlerinden biridir diye düşünüyorum.Ama yakında Mercedes’i de al aşağıya edecektir MR.E Bunu da ilk olarak v8 veya v10 motorlara geçerek yapacaktır tabi bunu da kuruldaki 6 kendi oyunu kullanarak kolay bir şekilde gerçekleştirecektir.

Güzel yazı. Hatta son zamanlarda okuduğum Formula 1 temalı en güzel yazı. Geçenlerde yine bu sayfalarda bir yazınızı okumuştum. Daha sık yazmanız taraftarıyım.

Şimdi gelelim asıl konuya… Pek çok noktaya değinmişsiniz ama çok önemli bir noktayı atlamışsınız; FIA ve Bay E etkisi. 2000’lerdeki baskın takımda pek çok etken vardı. Ancak o baskınlığı anlatırken Ferrari’nin masa başı işlerini görmezden gelmek (yazdıklarınızdan anlaşıldığı kadarıyla) sizin gibi bu konuda donanımlı birisine uymamış.

Bu konuyu başta McLaren ve Williams taraftarları, 2006’da ise Renault taraftarları çok net gördü. Aslında bu durumu herkes biliyor ama canı yanmayan/faydalanan taraflar bu kirli durumu görmezden geliyorlardı.

2009’daki yeni kurallara karşı yaşanan büyük kavgada Ferrari “Mahkemeye gideceğim, teknik veto hakkım var” diyince artık haklılığımız kanıtlanmış, Bay E’nin (yanılmıyorsam) 2003’te sarf ettiği ve yukarıda saydığım çevrelerce tecrübe edilerek anlaşılacak olan “Ferrari’yi satın aldık” sözünün özü anlaşılıyordu. (Ne satın alması diyecek olan 2000’lerin başındaki konkord anlaşması öncesi durumu araştırsın.)

Bu alış-verişin meyvelerinden biri 2003’te şampiyonluğun en kızıştığı dönemde, bitime sadece 3 yarış kala lastik ölçüm kuralının değişmesi oldu. Başka bir örnek isteyene 2005’te anlaşmanın diğer tarafına o sezon bir yarış kazandırmak adına ABD GP’de yaşananları gösterebilirim. (Geçenlerde o dönemden bir sürücünün -JPM diye aklımda kalmış- bu yarış hakkındaki söyledikleri de bizim daha o zaman gördüğümüzü bugün doğrulamış oldu.) (Ferrari o hediyenin içine etti, o başka konu.) Başka örnek isteyenler 2006’yı hatırlasın. O sezon yapılanlar karşısında dayanamayan F. Briatore’nin “McLaren’le yarışırken sorun yoktur ama Ferrari’yle yarışırken sizinle uğraşırlar” (kelimesi kelimesine değil ama mealen bu şekilde) sözünü hatırlasın. Casusluk olayına hiç girmeyeyim. Aradan geçen zamanda bu konunun da aslı ortaya çıkacaktır.

Çok uzatmayayım, zaten mobil cihazdan yazmak da sıkıntı veriyor, Bay E’nin açıklaması haricinde Sapık Max’ın da bu konuda bir açıklaması vardı. O da illegal parçalardan (dolayısıyla illegal araç) bahsetmişti.

Bir de 2010’da Antalya’da tesadüfen tanıştığım o dönem Ferrari çalışanı olan birinin çakır keyif halde anlattıkları var ama o konuda size bir belge gösteremeyeceğim için hiç açmayalım.

He unutmadan bir de Bridgestone olayı vardı. Michelin’in çekilip Bridgestone’un tek tedarikçi olmasıyla Japon üretici bir açıklama yapmıştı; “Geçmişte yaşananlar bir daha tekrarlanmayacak”. Bir araştırın bakalım geçmişte neler yaşanmış. Benim karşıma “Araştırdım. Bridgestone lastiklerini Ferrari geliştirmiş.” diye çıkan olursa araştırmasını derinleştirsin derim

Öncelikle takdiriniz için teşekkür ederim. Gelelim yazdıklarınıza.
Evet Ferrari’nin baskın olduğu dönemlerde masa başı oyunları hiç oynanmamış mıdır? Tabi ki hayır , FİA’nın bazı konularda desteğini yadsımak gerçekle örtüşmez zaten. Ancak ben bu duruma direk olarak FİA=Ferrari olarak bakamıyorum.-Belki tarafsızlığımı koruyamıyorum burda çünkü bende bir Ferrari taraftarıyım- Ancak F1’de son dönemde şampiyon olan araçlara bakıldığında hangisinde şaibe yok ki . Son dönemde Red Bull’un şampiyon olduğu araçta her sene esnek kanatlar , egzoz beslemeli difüzörler, sıcak üflemeli gazlar , soğuk üflemeli gazlar konuşulup duruldu. Bunlar hep gri noktalardı ve FİA yıllar boyunca hiç bir şaibeye rastlayamadı araçta , ilginç :).
Ha ondan önceki seneye bir bakalım Brawn GP şampiyonluğunda kuralları herkesten farklı yorumlayarak çift katmanlı difüzör çıkardı ve sezon başında kazandığı farkı koruyarak şampiyonluğa ulaşmadı mı ulaştı. FİA aslında kurallara ters olan bu sistemi onayladı mı onayladı.
Ferrari’nin yaptıklarına bakalım birde 96 yılında mükemmel bir ekip kuruldu. Başlangıç döneminde rakiplerine oranla derinden ancak emin adımlarla yürüyen bir takım kuruldu. 96 ve 97 yılında Williams 98 ve 99 yılında McLaren’e geçildikten sonra 2000 ,2001 ve 2002 yıllarında tartışmalara mahal bırakmayacak bir şekilde şampiyon oldu Ferrari. Daha sonra yapılan Concorde sözleşmesinde ise bu başarılarını bahane göstererek spora daha da egemen olmak istedi Ferrari , kendi çıkarlarını düşünürek. Yani başarının arkasından gelen bir iktidar yarışı olarak görüyorum ben bunu. Arka arkaya kazanılan şampiyonluk döneminde Ferrari’nin gerçek anlamda nüfusunu kullanarak kazandığı tek şampiyonluk 2003 yılıdır ki , ona da iyi bakmak gerekir. Orda da bir kural açıklığınu kullanan Michelin’den bahsetmek mümkün. Bridgestone lastikleri 281 mm iken Michelin lastikler yarışta 286 mm kadar esnemekteydi , sadece Ferrari şampiyonayı kaybedeceğini düşündüğü noktada itiraz etti.
İtirazının sonucunda da istediğini almış oldu ve kural değişikliğine gidilerek McLaren ve Williams’ın güç kaybı karşısında Ferrari ve Schumi şampiyonluğa gitti.
Gelelim Ecclestone’un açıklamalarına . Ecclestone zaten Ferrari’nin sporda egemen takım olmasını istiyordu. Montezemolo takım gidişatı berbat haldeyken 96 yılında önce Berni’den yardım istedi. O da buna karşılık olarak takıma Jean Todt ve Schumacher’i katmasını istedi. İlerleyen yıllarda da Ferrari gibi bir takımın şampiyonalara ambargo koyması sporu daha şehvetli hale getirdi ve onunda işine gelmiş oldu.
Bridgestone olayına gelirsek , yani geçmişte yaşananlar tekrarlanmayacak deyimine gelelim. Ferrari o dönemlerde Bridgestone’u neredeyse tek başına kullanıyordu. Bridgestone’da zaten sadece Ferrari’ye ve gridin en arkasındaki 2 takıma lastik sağlıyordu. Michelin ise 7 takıma birden lastik tedarik ediyordu. Haliyle Bridgestone’da kendisine en çok parayı veren Ferrari’ye daha çok yoğunlaşıyor ve onlara özel testler yapıyordu. Jordan ve Minardi’ye ise gereken desteği sağlamıyordu o dönemlerde. Bazı dönemlerde Sauber ve BAR takımları da bu lastikleri kullanmıştı ancak Bridgestone’un yapabildiğine anlam verebiliyorum. Sonuçta sana diğer takımlardan daha çok fon aktarabilecek koskocaman bir Ferrari var , adamlar sana bu parayı verirlerken senden daha çok ilgi beklemeleri gayet doğal. 2007 yılındaki skandal da ise McLaren takımından başka bir suçlu göremiyorum ben.
Bu masa başı oyunlarından zaten yazının ilerleyen noktalarında birazcık olsun bahsedecektim ancak işin politik tarafına girmeden spor yönüyle bakmak istedim bu seride daha çok ben.
Ama dünya da her noktada olduğu gibi , her sporda olduğu gibi bu sporda da politik taraf var . Red Bull nasıl geçen sene lastik hamurlarının değiştirilmesi ile sezonun 2. yarısında uçtuysa , Mercedes nasıl test yaparak lastik sorunlarına çözüm buldu ve nasıl turbo motorlara geçilip avantaj kazandıysa , Ferrari’de zamanında FİA ile ilişkilerde bulunmuştur. F1 asla McLaren Williams gibi takımları kaybetmek istemez. McLaren gitse Mercedes gitse Williams gitse spor çok şey kaybeder , bunların yanında FERRARİ’nin gitmesini düşünürsek diyeceğim tek şey F1 her şeyini kaybeder. F1=Ferrari’dir bu yüzden. F1 Ferrari’ye , Ferrari’de F1’e muhtaçtır :)))

2003’deki lastik ölçüm kuralının bitime 3 yarış kala değiştirilmesi resmen şampiyonun değiştirilmesi demektir. Şu link’e bir bakın derim: http://www.trf1.net/sizin-koseniz/21813-brawn-yargilandi-ve-asildi.html

Bridgestone olayını tam hatırlamıyorsunuz sanırım. Neden Bridgestone o açıklamayı yaptı? Ya da şöyle de sorabilirim; neden Williams ve McLaren -ara verdikten sonra- 97’den beri sporda olan, yani tecrübesi bulunan Bridgestone’u bırakıp da (Hatta McLaren için şunu da söyleyebiliriz; 3 şampiyonluk yaşadığı üreticiyi bırakıp da) -ara verdikten sonra- 2001’de spora dönen, rakibine göre tecrübesi/datası daha az olan, hatta kuru zemin lastiklerinde bariz daha yavaş olan Michelin’e geçtiler? Yani cevap ne Ferrari’nin (M. Schumacher’in dersek tam olur) Bridgestone lastiklerini geliştirmiş olması ne de Bridgestone’un tek üst sıralara oynayan partnerinin Ferrari olması. Dediğim gibi, tam hatırlamıyorsunuz sanırım 🙂

Link’ini verdiğim makaleden tek bir cümle:

…Matthew Marsh daha sonra Patrick’e (Williams’dan P. Head), FIA’nın bir kuralı yeniden yorumladığı veya açıklığa kavuşturduğunda hiç Ferrari’nin zarar gördüğü bir durum oluştuğunu hatırlayıp hatırlamadığını sordu.

🙂

Kastettiğinizin bu olmadığını düşünmüştüm çünkü burda Ferrari’den çok olay Bridgestone’da bitiyor. Çünkü McLaren ve Williams gibi ortaklar ile lastik geliştirme seçeneği varken sadece Ferrari’yi seçme kararı Bridgestone’dur. Ha şimdi diyebilirsiniz ki , Ferrari’nin bir tehditi var ortada. Ya ben ya diğerleri diye. Tamam da burası büyük bir mecra ve parayı veren düdüğü çalar. Güç kimdeyse tehdit hakkını elinde tutar. Bu olayda Bridgestone bu tehdite gelmeden McLaren ve Williams’a lastik tedarik edip , Ferrari’ye ben zaten lastikleri mi McLaren ve Williams ile de geliştirebilirim , siz gidin istediğiniz lastik tedarikçisi ile yarışın diyebilirdi ve Ar-ge çalışmalarını gidip istediği takımla yapabilirdi . Burda Ferrari’nin suçlanılabilecek bir tarafı olduğunu düşünmüyorum . Bridgestone takdir haklarını Ferrari’den yana kullanmış bunun yerine.

Ha 2003 olayına tekrar dönelim dediğim gibi Ferrari şampiyonluğu kaybedeceğini düşündüğünde son 3 yarışta kuralları değiştirdi. Ancak sezonun başında lastikler gerektiğinden fazla esniyor deyip bu kuralı yeniden yasaklatırdı Ferrari ve o zaman kimsenin lafı bile olmazdı bu duruma. Ve bir sezon boyunca Michelin lastikleri ile sorunlar yaşayan bir McLaren ve Williams’a karşı son yarışlarda daha önde girmiş bir Ferrari’de görebilirdik. Sonuçta Ferrari legal olan bir kuralı illegalmiş gibi gösterip kural manipulasyonuna gitmemiş benim gördüğüm bu. Yazmış olduğum Ferrari’nin hatalı olduğu gerçeğini değiştirmez. İşler kızıştığında değil , sezon başı bu itiraz yapılmalı ve karara bağlanmalıydı.Ha kaldı ki o sezonun son 3 yarışına bakıldığında ben Michelin kullanıcılarının öyle aman aman performans kaybı yaşadıklarını hatırlamıyorum. Monza da çok zorlu bir mücadele sonucunda Schumi ev sahibi olmanında verdiği ekstradan motivasyon ile Montoya’yı mağlup etti.Amerika da yağmur yağana kadar Schumi’nin yarış galibiyeti kazanacak bir vaziyeti yoktu , aksine yarışı Kimi kazanacak gibi duruyordu. Son yarışta da Montoya elini kolunu sallaya sallaya yarışı kazanacakken , yarış dışı kaldı. Barrichello’nun arkasında çok daha iyi bir tempoya sahip Alonso varken o da yarış dışı kalıyor. Şimdi bu kadar şey yaşanırken nasıl olurda şampiyonluğu çıkıp tek bir lastik kararına bağlayabiliriz ben bilemedim. Ayrıca o sezon çok çekişmeli bir sezondu yanlış hatırlamıyorsam 8 farklı pilot 5 farklı takım galibiyet kazanmıştı o sezonda ve her şey ortadaydı. Çok daha tecrübeli olan Schumi rakiplerine oranla şampiyonluğa ulaşmayı da başarmıştı.

Son olarak Matthew Marsh’ın açıklamasına gelelim eskiden yapılmış bir açıklama. 2004 yılında 2005 sezonu için tek yarışla lastik kuralını getiren FİA değil Ferrari miydi diye sormak gerekir. Ya da 2011 yılında egzoz gazları bir yarışlığına yasaklandığında Ferrari İngiltere GP’sini kazanmasına rağmen FOTA’nın kararına destek verip diğer takımlar ile birlikte kuralın sene sonuna kadar ertelenmesini isteyen tarafta değil miydi. Ya da en yakın örnek 2013 sezonu . Pirelli lastikleri çok yumuşak. Lastikler yarışta çok aşınıyor bu şekilde süremiyoruz diyen Red Bull tarafının -Hatta bunda tek suçlu takımlarken – sezon ortasında İngiltere GP’si ile beraber değişen lastik hamurlarından en çok zararı kim gördü. Ferrari ve Lotus takımları kesinlikle. Takımlar kafalarına göre sol lastiği sağa takıp bu duruma neden oldular ve bir anda kurallar değiştirilerek ,Ferrari yarışlarda Red Bull’a karşı momentum kaybetmedi mi kaybetti.
Yine söylüyorum Ferrari’nin gizli concorde anlaşmasını yaptığını o senelerde Williams’ta McLaren’de biliyordu. Bende diyorum ki o zaman Ron Dennis ve Sir Frank Williams’ın akılları nerelerdeydi. Nerelerdeydi de buna izin verdiler. Red Bull gibi daha 7 8 senelik bir takım bile masa başında Ferrari’ye izin vermiyor da 80’li ve 90’lı yıllara damga vuran iki takım 1 2 sene içinde kendini bu kadar pasif konuma düşürüp Ferrari’nin sporda egemen olmasına izin veriyor. Ferrari kadar McLaren ve Williams’ın da hatalı olduğunu kabullenmek gerekir. Burdan Matthew Marsh , Patrick Head ve Ron Dennis’e selamlar 🙂

Bak güzel kardeşim; alınma ama neden 2001’de Williams 2002’de McLaren daha tecrübeli ve daha hızlı olan Bridgestone’u bıraktı da Michelin’e geçti sorusuna gerçek cevabı veremedin. Elinin altında internet var. Boş bir anında “derinlemesine” bir araştır diyorum.

İki, verdiğim link’i gerçekten okumanı tavsiye ederim.

Son konu; -direkt söylüyorum- 2005’de uygulanan tek set lastik kuralı Ferrari’nin onayıyla uygulanmaya başlamıştır. Neden? Kendileri söylediler 2003’den itibaren teknik veto hakkımız var diye 🙂 Bunun ne demek olduğunu anlayacak birisin, belli. Ben yine de bu yazdığımı okuyup da anlamayan olursa diye açayım. FIA’nın düşündüğü her hangi bir teknik düzenleme Ferrari’nin onayı olmadan kural kitabına giremez. Bu, budur. Başka bir şey değil. Peki Ferrari neden bu olaya onay verdi? Bu tek set lastik kuralını onaylarken bir yerlere güvanmesi lazım, değil mi? Peki burada bir yer neresi olabilir? Tabi ki “ajan” partneri Bridgestone. (Bak derinlemesine araştırma için ip ucu verdim; ajan partner dedim.) Bridgestone “Biz yaparız evelallah” dedi, ama tırtladı. Bridgestone tırtlayınca da Ferrari tırtlamış oldu. Hem hatırlarsan bu kural, yani yarış boyunca tek set lastik kuralı neden gelmişti? Maliyetleri düşürmek için. Ama ertesi sene kim takar maliyeti deyip kuralı kaldırdılar. Sadece komik oldu.

He bir de EBD yasağı dedin. Bak aşağıda bir arkadaş bir link vermiş; “Ferrari, Motor Konusunda FIA’dan İzin Aldı”. Formula 1 dünyasında FIA ve Bay E ile gizli bir anlaşman yoksa, yani takımlarla karşı karşıyaysan bir şeyler isterken bir şeyler de vermek zorunda kalırsın. Ayrıca bakma, o da saçmalık oldu. Tek yarışlığına kuralı değiştirdiler. Amaç neydi acaba? Bence gel biz yine aynı cümleye bakalım:

…Matthew Marsh daha sonra Patrick’e (Williams’dan P. Head), FIA’nın bir kuralı yeniden yorumladığı veya açıklığa kavuşturduğunda hiç Ferrari’nin zarar gördüğü bir durum oluştuğunu hatırlayıp hatırlamadığını sordu.

🙂

Burada değinmediğin iki şey var.Mclaren’in tamamen yasal viraj için fren sistemi yasaklandı.Neden sıralamalarda Ferrari dört saniye fark yemişti. Ferrari macaristanda tur yedikten sonra kütle amortisörü mü yasaklanmıştı?
İkinci konu berilyum.Mercedes pistonlarında berilyum kullanıyordu.Aliminyumdan hafif çelkikten sağlam bir materyaldi.Ferrari bunu yasaklatınca senelerce yanan mercedes motoru muhabbeti yaşandı.Çünkü mercedes yasaktan sonra mahle pistonları kullanmaya başladı.Bunlar eskisinin dayanıklılığına sahip değildi.Bir şekilde uymadı.
Casusluk skandalını sapık Max icat etti. Dennis’te kasetini çıkardı onun.
Sonrasında hizaya getirdiler Ferrari’yi.Şimdi önüne ne koyarlarsa onu yiyor.
Birkaç yıl daha şampiyon olamazsa Ferrari Marussiaya döner.Yeni neslin ilgilendiği tek şey başarı.2010 yılında Webber ile Vettel istanbul parkta çarpıştığında sevinçteb bütün tribün ayağa kalktı.Şimdi bu uyduruk takımın bir sürü taraftarı var.Bu yıl tam anlamıyla ezilince pek ortada görünmüyorlar.Şimdi benden bile eski Mercedes taraftarı olduklarına eminim.

Ben hala Bridgestone konusunda Ferrari’nin hatalı olduğu noktayı anlayamıyorum. Yani ortada mağdur edilen takımlar varsa ve bu takımlar McLaren ve Williams ise , bu takımları mağdur eden daha iyi lastikleri Ferrari’ye veren Bridgestone’dur. Yani Ferrari’de şampiyon olmak isterken parayı bastırıp , daha uzun bir yol haritası çizerek Bridgestone ile anlaşmış.Kusura bakma ama senin anlamak istemediğin nokta hala Ferrari’nin Bridgestone’u zorlayıp McLaren ve Williams’a kötü lastik seti verdirttiği ama Bridgestone gibi ciddi bir firma salak mı da Ferrari’nin her dediğini yapacak. Adamlar paraya göre çalışırlar Onur kardeşim. Babasının hayrına çalışmazlarki. Burası kurtlar sofrası herkesin oyunu adil oynamasını mı bekliyorsun ki. Bridgestone ayrımcılığı yapmış ,Ferrariye iyi lastikleri vermiş , Ferrari de yok kardeşim “Ben bunu istemiyorum olmaz şimdi siz beni kayırıyorsunuz , McLaren ve Williams’a ayıp oluyor şimdi burda yapmayın lütfen mi diyecek”. Ya da hangi takım der ki bunu. Haklı olarak McLaren ve Williams’ta lastik değişikliğine gittiler. 2005 olayına gelirsek Ferrari salak değil tek lastik kuralına dönecek.Yıllardır bridgestone ile yarışlara çıkan Ferrari 2004 senesinde lastikleri değiştirirken etkin olan bir Ferrari ne olursa olsun Bridgestone lafına itibar etmez ki.İşine geleni yapar. Ha bahsettiğin Ferrari 2003 yılında olduğu gibi onu da değiştirtmişti çoktan bile. Nedense 2006 yılında lastik kuralının değişmesi ise tüm takımların izniyle oldu gibi geldi bana 🙂 , özellikle de Amerika GP’sinde olanlardan sonra Michelin gönüllü olarak koştu bu olaya sanki 😀

Ben ne desem senin fikrin değişmeyecek , sen ne konuşursan konuş benim fikrim değişmeyecek zaten. Ancak ortada tek bir gerçek varsa bu zamana kadar hiç bir takım tamamen masa başı oyunları ile şampiyon olmadığı gibi , şampiyon olan hiçbir takımda FİA’nın desteğini arkasına almadan şampiyon olamamıştır. Oyunu kurallarına göre oynamaya çalışan McLaren 16 senedir takımlar şampiyonluğu kazanamıyor. Onun için konuyu daha fazla uzatmanın gereği olduğunu düşünmüyorum, yine de fikir düellosu yapmak iyi geldi sağolasın yorumların için 🙂 , site de birazcık olsun düzeyli yorum yapan kişilerin kaldığını görmek sevindirici

Bridgestone iyi lastiği Ferrari’ye kötüleri Williams ve McLaren’e mi veriyordu 🙂 Fabrikasyon olan lastiğin hangisinin iyi hangisinin kötü olduğunu nasıl anlıyorlar. Karpuz seçer gibi k.çına şaplak mı atıyorlar 🙂 Desek ki iki ayrı lastik üretiliyordu, iyi olan Ferrari’ye kötüler diğerlerine veriliyordu bu sayfada kimse bizi takmaz.

… şampiyon olan hiçbir takımda FİA’nın desteğini arkasına almadan şampiyon olamamıştır.
En son 2006 sezonu 🙂

Diyorsun ki; “Kardeş ben araştırma yapıp gerçeği öğrenmek istemiyorum”. Nasıl istersen öyle olsun.

Ben de seviyeyi düşürmediğin için sana teşekkür ederim.

Yeni yazılarını bekliyorum.

2006 yılında Ferrari’nin son 2 yarışta şampiyonluğu kaybettiğini düşünürsek , FİA’nın desteğini yeniden arkasına alıp şampiyon olan bir takım görecektik. Mekanik problemler izin vermedi ama 😀 . Dediğim gibi F1’in siyasi yönlerine bakacak olursak 15 20 sayfalık yazı yazılır ancak ben başında da söylediğim gibi işin siyasi taraflarına ve masa başı olaylarını anlatmamayı tercih ettim ve yazmıycam 🙂

Eline sağlık Samet arkadaşım..Ferrari’nin 6 sezonluk kronik başarısızlığını açıkladığın sorunsalların ilk iki maddesi ile çok net gerekçelendirilebilir..başka ufak sıkıntılar da eklenebilir ama onlar tali sorunlardır ve temel sorunlar bellidir..
Mclaren 2000’li yılların başında teknoloji merkezini kurarken doğru bir hamleyle simülasyon teknolojisine gerekli yatırımlarını yapmış ve ödülünü 2009 sonrasını Ferrari kadar tökezlemeyerek almıştır..
Redbull’un 2009 sonrası devrimi, öncesinde Ferrari’nin yaptığı gibi dönemi doğru okuyarak sadece 2009 değişikliklerinin dinamikleri bazında temellendirilmiştir..
2014 ve beraberinde getirdiği v6 ların serüveni ise f1’in sürdürülebilirliğinin biraz da hem ekonomik hem de küresel dünyanın taleplerinin ne olabileceği ekseninde şekillendirilmesiyle başlamış olup başlı başlına bir konudur..F1 serinin devamı için konsepti değiştirmek zorundaydı..bu sene için mevcut durum değişmediyse de, seneye Honda’nın gelişinin domino etkisi yaratacağı ve sonraki senelerde başka motor üreticilerini seriye çekeceği bekleniyor..
Son olarak arkadaş Ferrari’nin durumunu efsane kadronun dağılmasıyla ilişkilendirmiş ki bence durum tam öle değil..2006 sonrası kadro değiştiyse de kurallar değişmediği için genç ekiple iki sezonda iki takımlarda ve bir pilotlarda şampiyonluk yaşanmıştır..2006 da söz konusu kadronun dağılması biraz doymuşlukla, biraz gözlerin daha yukarılara dikilmesiyle ve bazı bikaç nedenle ilgilidir ki uzun hikaye..
Samet arkadaşım tekrar eline sağlık.. Bu arada hissiyata değinmende bizler için ekstra olmuş eyvallah:)

Emeğine sağlık güzel bir yazı olmuş. Küçük bir düzeltme: 1979-2000 yılları arasında Ferrari 3 takım şampiyonluğu kazandı. 1983 yılınıda şampiyon kapatmışlardır.

Düzelttim o hatalı kısmıda , sağolasın Onurcum gözümden kaçmış 83 şampiyonluğu 🙂

iyide bu saydıgın sorunlar bütün takımlar için geçerli . ferrari gibi büyük ve kaynakları olan bir takım bundan en az etkilenmesi gereken takımdır . yazın güzel ama ferrarinin sorunları kısmı yanlış . o halde aynı sorunları yaşayan mclarenide aynı sebeblere bağlayabiliriz gibi bir sonuç ortaya çıkıyor bu saçma olurdu. bence ferrarinin sorunu 2000 lerin başından sonra takımı italyanlaştırmasıydı ki italyan gevşekliği yakımı batırdı

Evet haklısın bir çok takımın sorunu bunlar olabilir ancak F1’de testlerin yasaklanması gerçekten ve gerçekten en çok Ferrari’yi etkiledi bunu kime sorsak eminim aynı şeyleri söylecektir. Ayrıca rüzgar tüneli ve simülatör ile araç üretme konularına gelirsek McLaren’in Ferrari’den çok daha iyi olduğu ortada.Benimde zaten yıllardır şaşırdığım nokta Ferrari’nin bir türlü modern yöntemlere ayak uyduramaması. Kaynak var imkan var ancak bir türlü başarı yok. Ayrıca İngilizler aerodinamik mühendisliği anlamında dünyada tekler ve çok başarılılar. Yıllardır bunun örnekleri Red Bull’dan görebiliriz . Bundan 2 sene öncesine kadar McLaren’de aerodinamik anlamda oldukça başarılıydı. 2013 yılından itibaren yönetimsel ve mekanik olarak yanlış noktalara gidilmesiyle beraber bu noktaya geldi McLaren. Ve McLaren sorunlarına yine çözümler bulacaktır. 2015 yılında aerodinamik anlamda çok başarılı bir McLaren göreceğimizi düşünüyorum ben. McLaren mühendislik takımı Ferrari’nin mühendislik takımından çok daha önde benim kanımca. Bu yaşadıkları sorunlara rağmen hala önde diyorum ben. Ayrıca ben senin dediğin gibi tüm takımlar için aynı sorunların olduğunu düşünmüyorum , daha doğrusu bu sorunların her takımı aynı şekilde etkilemediğini düşünüyorum. Ferrari’nin sorunları kısmı yanlış demişsin yorumun için teşekkür ederim ancak ben zaten yazı serisinde sadece Ferrariyi inceleyeceğimi yazdım. Ferrari bu sorunları yaşıyor mu evet yaşıyor,başka takımlarda bu sorunları yaşıyor olabilir ancak benim yazım bu sorunlardan etkilenen Ferrari takımı ile ilgili. Yazının çehresi zaten başlı başına sorunlar değil Ferrari’nin bu sorunlara yıllardır neden çözüm bulamadığını incelemek,irdelemek fikir alış veriş etmek :))

Ferrari’nin altın dönemlerinde Formula 1 daha serbest idi.

Harcanan paraların karşılığı geliyordu. Başarı sürekliydi. Çünkü gelişim konusunda kısıtlama yoktu, araç için üretilen parçalar teorikte kalmıyor testler ile direk uygulamaya sokuluyordu. Tabi ki, Harika bir ekibe sahiplerdi ve adeta Maranello’da yatıp kalkan makine gibi bir pilotları vardı.

Dönem değişti, artık gelişim farklı alanlarda sağlanıyor. Ferrari gibi bir takım senede en fazla parayı harcaya takım, Rüzgar tüneli ve simülatör’de nasıl oluyor da en iyisine sahip olamıyor anlamak güç. Paralar nereye harcanıyor? E be kardeşim gücün var, elde edecek herşeye sahipsin, tutan ne? Bu konunun eksikliğini de yeni dönemde çokça yaşadı bu takım. Yanlış çok şey var, ayriyetten takım içerisindeki yanlış planlamalar ve politikaları da eklemek lazım.

Bir takım düşünün ki senede yaklaşık 500 milyon € harcıyor ve bu takım grid’deki en iyi gelişim alanına sahip değil. Saçmalık.

Atın şahlanması için takım mevcut mantalitesin de ve takım politikasında devrim yapmak zorunda.

Dönem Ferrari’ye uyamaz, Ferrari döneme ayak uydurmak zorunda.

işte benim kardeşim böyle on numara yazar. aynen katılıyorum. eski ferrari’yi özledik. umut nerelerdesin ya kayboldun gittin bul beni 😀

Hep söylemişimdir, Montezemolo takımı İtalyanlaştırcam diye Ross Brawn, Rory Byrne, Jean Todt ve Schumacher’den oluşan efsanevi kadroyu bozunca Ferrari düşüşe geçti. Önce tartışmasız F1’in en iyi takımıydılar, sonra şampiyonluk için kafa kafaya mücadele eder hale geldiler, 2010 sonrasını en iyi 3. aracı yaparak geçirdiler, şimdi de orta sıra takımlarıyla mücadele ediyorlar. Alonso’nun ortaya koyduğu sıra dışı performans olmasa kimse Ferrari’nin adını bile ağzına almayacak. Her iddiasına varım ki Alonso’yu bu takımda tutamayacaklar.

Yazık. Çok yazık. Güzelim takım bir hiç uğruna ne hâle geldi. Irkçılığın sonucu.

Ne Olursa olsun Renklerini Sevdiğim takım.
Kırmızı;
Bayrağımızın Rengi
Formula 1’in Aşık olduğum takımının Rengi
Kan Rengi
Can Rengi
Kısacası,Kırmızı Başka <3

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir