Kategoriler
Manşet Sizin Köşeniz

Belçika GP: Ricciardo Kuralları

F1’de 2014 sezonunun 12. yarışı efsanevi Spa-Francorchamps pistinde gerçekleştirildi. Geleneksel 1 aylık sezon ortası tatilinin ardından yapılan ilk yarışta kazanan değişmedi. Ricciardo Macaristan’da kazandığı zafere bir yenisini daha ekleyerek bu sezon 3. yarış zaferini kazanmış oldu.

Belçika’nın Arden ormanlarının eteğindeki Spa- Francorchamps pisti yapısı gereği her zaman zevkli yarışlara ev sahipliği yapmasıyla meşhur. Uzun düzlükleri , motor gücünü ön plana çıkaran 1. ve 3. sektörü ile aerodinamik dengenin çok önemli olduğu 2. sektörü içinde barındıran pist eşsiz bir yapıya sahip. Pistin yapısının bu gibi değişkenlere sahip olmasından dolayı takımlar SPA’da bir uzlaşı noktası seçerek yarışmayı tercih ediyorlar. Genelde Kanada GP’sine benzer downforce seviyeleri ile yarışan takımlar böylece hem viraj performansını hem de düzlük performansını optimize etmeye çalışıyorlar.

2014 sezonun geride kalan yarışlarına bakılınca bu pistte Mercedes GP takımının açık ara favori olacağı düşünülüyordu. F1 zümresi tarafından Williams’ın bu yarışta Mercedes’in en güçlü rakibi olacağı düşünülürken Ferrari ve Red Bull’un ise güç ünitelerinde yaşadıkları sorunlar yüzünden Belçika GP’sinde performans olarak bu 2 takımın gerisinde kalacağı düşüncesi hakimdi. Ancak Cuma antremanlarının başlaması ile beraber Ferrari ve Red Bull takımları oldukça rekabetçi turlara imza atarak beklentilerin çok daha üstünde performans göstereceklerinin sinyallerini veriyorlardı.

Sıralama turlarının yapılacağı Cumartesi gününe gelindiğinde Spa-Francorchamps için alışıldık bir durum vardı ortada ; Yağmur. Arden ormanlarının eteğinde yer alan pistte havanın oldukça değişken olduğu geçmiş senelerdeki yarışlardan bilinen bir durumdu. Islak zemin altında koşulan sıralama turlarında beklenildiği gibi Mercedes GP pole pozisyonunu kazanırken, Mercedes’in en yakın rakibi Red Bull’un Alman pilotu Sebastian Vettel oluyordu. Williams takımıysa ıslak zeminde performans kaybı yaşayarak gridde gerilere düşmek zorunda kalırken Ferrari ise yüksek downforce seviyesi ile piste çıkmasına rağmen silik bir sıralama performansı ortaya koyuyordu. Ancak sıralama turlarında kazanılan pozisyonlardan çok daha fazla dikkat çeken noktaysa Mercedes takımının inanılmaz hızıydı. Alman takım kendilerine en yakın rakip olan Vettel’e tam tamına 2.126 saniye fark atarak takdire şayan bir performans ortaya koyuyordu. Mercedes GP’de ilk 2 seansa bakarak pole pozisyonunu ,  Hamilton’ın kazanacağı düşünülürken İngiliz pilot bu sene çoğu zaman yaptığı gibi son seansta hata yaparak pole pozisyonunu Alman pilot Rosberg’e kaptırıyordu. Stavelot virajına kadar çok daha iyi bir turla gelen Hamilton o noktada yaptığı hata ile Pole pozisyonunu Rosberg’e hediye etmiş oldu. Mercedes’in gridin ilk çizgisini kapatması ile beraber, F1 camiasında ve taraftarlarda Alman takımın yarışı da alıp gideceği düşüncesi hakimdi. Mercedes’in ıslak zemindeki bu performansını  gören taraftarlar ve diğer takımlar elbette ki Pazar günkü yarışın kuru zemin şartları altında gerçekleşmesi için dua ettiler.  Ve yarış istenildiği gibi kuru zeminde gerçekleşti ve beklenilenin oldukça dışında sonuçlara gebe bir yarış izlemiş olduk.

Pazar günü Arden’in eteklerinde oldukça temiz ve güneşli bir hava vardı. Güneşin adeta asfaltı yaktığı SPA’de verilen start ile beraber Hamilton ve Vettel ,Rosberg’i geçiyordu. Vettel daha sonra Hamilton’ı geçmek için yaptığı atakta Les Combes virajında frenlemede geç kalıyor ve startta kazandığı pozisyonu Rosberg’e geri vermiş oluyordu. Arkada ise SPA üstadı Kimi ilk turda Magnussen’i geçerek oldukça önemli bir hamleye imza atıyordu. 2. tura gelindiğinde belki de sezon boyunca gündemi meşgul edecek bir gelişme yaşanıyor ve Mercedes’in iki pilotu temas ediyordu. Rosberg’in ön kanadı kırılırken , Hamilton patlayan lastiği ile beraber yarışa erkenden havlu atmış oluyordu. Yarışın da gidişatı bu noktadan sonra tamamen değişmeye başladı. Rosberg liderliğine devam ederken sezonun flaş ismi Daniel Ricciardo önce Alonso’yu geçiyor , ardından takım arkadaşı Vettel’in Pohuon virajında yaptığı hatadan yararlanarak yarışın 2. liğine yükselmiş oluyordu.  Kaza sırasında Rosberg’in aracının almış olduğu hasar tahmin edilen seviyeden daha yüksek olunca Alman pilot ilk pitlere gelene kadar bir türlü istediği farka ulaşamadı.

Yarışın 8. turuna gelindiğinde ise Mercedes’ten Rosberg Ferrari’den de Kimi Raikkonen’in pite girmesiyle  beraber pit furyası başlamış oluyordu. Pit stop esnasında ön kanadını değiştirmek zorunda kalan Rosberg o noktada da yarışı kaybetmiş oluyordu.  Vettel bir tur sonra pite girip Rosberg’in önünde yarışa dönüyordu. İlk pitlerin tamamlanması ile beraber Ricciardo liderliğe yükselirken Raikkonen de başarılı pit taktiği ile 2. sıraya yükselmeyi başarıyordu. Rosberg ve Bottas ise bu noktadan sonra Vettel’in arkasında uzun bir süre beklemek zorunda kalınca Ricciardo ön tarafta oldukça rahat bir yarış ortaya koydu. Rosberg vatandaşı Vettel’in arkasında geçirdiği her tur sonunda  adım adım yarış galibiyetinden uzaklaştı. Alman pilot aracın performansı sayesinde Kimi Raikkonen’i geçmeyi başarsa da , yarış galibiyeti şansı çoktan yitip gitmişti. Kimi Raikkonen ise bu sezonki en iyi yarışını sergileyerek sessiz ve sakin bir yarış sonucunda 4. sırada finiş görerek bu sezon ilk kez takım arkadaşını mağlup etmeyi başarıyordu. Tabi bunda İspanyol pilotun almış olduğu cezanın payı yadsınamaz ancak Fin pilotun tur derecelerine bakıldığında oldukça istikrarlı ve güçlü bir yarış sergilediğini söylemek mümkün. Yarışın sonlarına doğru aşınan lastiklerinin vermiş olduğu dezavantaj ile podyumu kaçıran Fin pilot , bu pistte gerçekten benzersiz bir sürüşe sahip. Yarışın geri kalan kısmına bakıldığında Daniel Ricciardo , eline geçen fırsatı yine sonuna kadar kullanarak bu sezonki 3. zaferine ulaşmış oldu. Podyumu tamamlayan pilotlar ise Rosberg ve Bottas oluyordu.

Yarışın sonrasında yorumlanacak takımlar ve pilotlar bölümümüze gelelim. Başlangıcı yarışı kazanan Red Bull ve Ricciardoyla yapmayı tercih ediyorum.

Sezonun ilk yarısında tartışmasız en iyi pilot olan Ricciardo sezona kaldığı yerden, tam gaz devam ediyor. Avustralyalı’nın daha ilk yılında takıma bu denli ayak uydurması , araca çok hızlı alışması gerçekten takdire şayan. Gerektiği yerde soğukkanlı kalması , yeri geldiğinde aracı zorlayarak kendisine gereken farkı yaratması, pozisyonunu savunurken yaptığı akıllıca hamleler tek kelimeyle bir harika. Ricciardo daha takımda geçirdiği 8. ay olmasına rağmen son 4 sezondur şampiyon olmayı başarmış Vettel’i sessiz ve sakin bir şekilde sindirmeyi başardı. Avustralyalı pilot psikolojik savaşta da Vettel’i alt üst etmeyi başardı. Vettel Macaristan’da attığı spin ve Belçika GP’sinde yapmış olduğu hatayla gösterdiği üzere araçta hem rahat değil hem de psikolojik olarak ezilmeye başlamasıyla beraber yarış sonuçlarına ciddi etki eden hatalar yapmaya başlamış durumda. Sezonun ilerleyen noktaları neler gösterecek bilinmez ancak Ricciardo çoktan takımın bütün rüzgarını arkasına almış durumda. Vettel ise F1 kariyeri boyunca hiç karşılaşmadığı derecede zor bir dönemden çıkmak zorunda. Red Bull’a gelecek olursak gerçekten tebrik edilmesi gereken bir iş yaptılar. Takım Düşük Downforce paketi ile piste çıkarak gerçekten oldukça iyi bir sıralama turu performansı ortaya koyarken , yarışta da Vettel düzlük hızının sayesinde Rosberg ve Bottas’a karşı mükemmel bir şekilde direnerek takım arkadaşının yarış galibiyetine önemli ölçüde yardım etmiş oldu. Düşük Downforce ayarı ile beraber sıralama turlarında alınan sonuçta takımın aslında en büyük sorununun tekrar güç ünitesi olduğu gerçeğini ortaya çıkardı. Araç çekişte ve aerodinamik performansta oldukça iyi seviyede. Lacivert Kamp sezonun geri kalan bölümünde bir kaç yarış galibiyeti daha alabilir. Özellikle Suzuka ve Brezilya bunu başarabilecekleri pistler arasında.

Haftasonunun olaylı takımı ise kesinlikle Mercedes GP oldu. Yarışın 2. turunda yaşanan kaza belki de sezonun sonuna kadar tartışılmaya devam edilecek. Özellikle Hamilton’ın yapmış olduğu açıklamalara bakılırsa olayların kolayca yatıştırılacak türden olmadığı ortada. Bende dahil bir çok F1 fanı yarış içerisinde yapılan bu kazayı normal bir yarış kazası olarak gördük. Ancak yarıştan sonra Hamilton’ın verdiği demeçte , takım brifingini tüm dünya ile paylaşmasıyla beraber Rosberg’e tepkiler artmaya başladı. Bu açıklamanın neticesinde bende Rosberg’e hiddetle kızarken , olayları iyice inceledikten sonra Alman pilota hak vermeye başlayanlar arasında yer aldım. Brifingte Rosberg’in “Bir şey göstermek için ayağımı gazdan çekmedim ” demeci aslında oldukça normal karşılanması gereken bir durum. Sezonun  başladığı noktadan itibaren Hamilton Rosberg’e oranla çok daha agresif yarışlar sergileyen taraftı. Özellikle Bahreyn GP’sinde Hamilton’ın yapmış olduğu sert savunma sonucunda takımın yarışı kazasız bir şekilde duble yaparak kapatması tamamen Rosberg sayesinde oldu. Eğer Alman pilot çoğu noktada ayağını gazdan çekip kazayı önlemek yerine Hamilton gibi saldırgan davransaydı , kaza yaşanılması ihtimali %100’dü. Monaco GP’sinde yapılanları bir kenara bırakırsak Rosberg’in bu sene Hamilton’a karşı ciddi anlamda sivri bir şekilde karşı koyduğu bir yarış yok. Kaldı ki Monaco GP’sinde bu hareketi kasıtlı yapıp yapmadığına dair bir delil maalesef elimizde mevcut değil. Macaristan GP’sinde de Hamilton’ın yol vermemesiyle beraber Rosberg artık bu çekimser tavrından vazgeçmeye karar vermiş olacak ki Belçika GP’sinde bu tavrından oldukça uzakta bir yarış izlettirdi bizlere. Alman pilot Les Combes virajında ayağını gazdan çekmeyerek İngiliz pilota “Bende burdayım ” demek için , sonuna kadar savaştı. Yıllardır gridde bulunan ve sonunda eline şampiyonluk şansı geçmiş bir pilot bu hareketi yapmakta oldukça geç bile kaldı diyebilirim.

Hamilton’a gelecek olursak sene başından beri ciddi anlamda psikolojik bir baskı içinde olduğunu söylemek hata olmaz. Sezon boyunca sıralama turlarında yaptığı hatalar bunu da gösterir nitelikte. Avrupa GP’sinde bir türlü zaman turu atamaması , İngiltere GP’sinde herkes tur atarken turu yarıda bırakması , Belçika da pole pozisyonunu kazanacakken hata yapması İngiliz pilotun karnesinde hep birer eksi. Bu noktada İngiliz pilot Alman takım Alman pilotu şampiyon yapmak istiyor düşüncesine kapılarak , kendi kendini oldukça gereksiz bir psikolojik baskı altına sokarak gerçekten şampiyon pilot unvanına yakışmayacak işlere imza atmaya devam ediyor. Hamilton gridin belki de en yetenekli pilotu. Benim görüşüme göre de en hızlı pilot ancak mental anlamda ve sağduyulu kararlar verme konusunda gridin en zayıf pilotlarından. Takım içi brifingi tüm dünyaya açıklamak kesinlikle ve kesinlikle kabul edilemez bir durum. Hamilton bu tarz hareketleri McLaren yıllarında da oldukça fazla yapmıştı. İngiliz pilot kötü sonuçlara imza atınca her zaman takımı suçlayarak kaçak oynamayı tercih etti bu zamana kadar. Hamilton’ın bu hareketleri aslında başlı başına bir yazıda ele alınacak derecede büyük.  Yalnız bu yazıda da söylemek istediğim şekilde Hamilton bu kadar duygusal kararlar vermeye devam edip , bu şekilde mantıksız hareketler yapmaya devam ettiği sürece asla şampiyonluk kazanamaz. İngiliz pilot hangi takımda yarışırsa yarışşın bu kafa yapısını değiştirmediği sürece hiçbir zaman şampiyonluğa ulaşamaz. Bundan sonra Mercedes takımında işler asla eskisi gibi yürümeyecektir. Belki takım pilotların telemetri verilerini paylaşma kararına son verebilir.

Aslında gidişatın bu noktalara gelmesinde takımın da oldukça hatalı olduğunu söylemek gerekiyor. Toto Wolff ve Paddy Lowe takımı yönetemiyorlar. Ross Brawn ve Norbert Haugh’un takımdaki eksikliği çok belirgin bir şekilde ortada. Macaristan GP’sinde yaşanılanlar tam bir fiyasko.  Belçika GP’si sonrası verilen demeçler , pilotları kontrol edememe tek kelimeyle bir fiyasko. Paddy Lowe’e burdan selam yollamakta yarar var sanırım. İngiliz teknik müdür bundan 2 hafta önce Ross Brawn’dan daha iyi olduğunu söylüyordu ancak takımı yönetme şekli Ross Brawn’ın tırnağı bile olamayacağını gösteriyor. Takım bu şekilde yönetilmeye devam ederse oldukça güçlü bir şekilde alınan bu mirası çok çabuk dağıtıcak gibi duruyor. Son olarak Hamilton ve Mercedes birlikteliğinin çok uzun soluklu olmayacağını düşünmekteyim. 2014 sezonu ve ya 2015 sezonunun sonunda İngiliz pilot eski takımına geri dönecektir diye düşünüyorum.

Williams takımına gelecek olursak işler Bottas ile makul seviyede gitse de takım Massa’dan kesinlikle istediği performansı alamıyor. Belçika GP’si sıralama turlarında oldukça geride kalan Brezilyalı pilot yarışta da talihsizlik yaşayarak oldukça silik bir yarış ortaya koydu. Bu sezon oldukça güçlü bir araca sahip olan takım, pilot kadrosunun yeterli olmaması yüzünden bir türlü galibiyete ulaşamadı. Ellerinde de ciddi tek galibiyet şansı olarak Monza GP’si var gibi gözüküyor. Ferrari’de de gidişatın düzelmesiyle beraber takımın Massa’nın da performansına ciddi anlamda ihtiyacı var. Çünkü Monza’dan sonra gelen yarışlar Red Bull ve Ferrari’ye daha uygun olacak pistlerde devam edecek. Kimi Raikkonen’in de performansını Macaristan GP’siyle beraber yükseltmesiyle beraber İngiliz takımın 3.lük şansı için 2 pilotu ile ciddi bir yarışa girmesi gerekiyor.

Ferrari’ye gelecek olursak, takım sezon başındaki oldukça kötü gidişata bir son vermişe benziyor. Matiacci “Ummadık baş, taş yarar” atasözünü kanıtlar derecede takıma fayda sağladı. İtalyan patron takıma geldiğinden beri Ferrari’de ciddi anlamda bir gelişme yaşanıyor. Takım operasyonel olarak çok daha iyi seviyede ve araçtaki sorunlar da yavaş yavaş anlaşılmaya başlanmış gibi. Fernando Alonso ile sezon başından beri güçlü sonuçlara imza atan takım artık Kimi’ninde performansını bir seviye yükseltmesiyle beraber oldukça güçlü bir takım haline geldi. Kimi Raikkonen SPA performansını ilerleyen yarışlara da taşırsa takım 3. lük için en güçlü aday konumunda duruyor. Takım Belçika GP’sinde beklenilenin aksine oldukça güçlü bir performans ortaya koyarak çok önemli bir haftasonunu başarılı bir şekilde kapatmış oldu. Fernando Alonso’da yaşanacak sorun olmasa takım iki pilotuyla beraber oldukça iyi sonuçlar kazanabilirdi. Ferrari pit duvarının son 2 yarıştır aldığı kararları da takdir etmek gerekiyor. Düzlük hızı olarak geride kalan Ferrari , stratejik hamleler ile oldukça fazla pist üstü pozisyonu kazanmaya başladı diyebiliriz. Tıpkı 2000 ve 2004 yıllarında olduğu gibi. Bu noktada Magnussen ve Alonso olayına gelirsek , Magnussen’in ciddi anlamda zorladığı ve cezayı hakettiğini düşününlerdenim ve kararı doğru buluyorum. Eski dönem F1’inde oldukça normal karşılanabilecek olan bu savunma yöntemi günümüz kurallarına oldukça aykırı. Özellikle Kemmel düzlüğünde Alonso’yu çimlere kadar iten Danimarkalı pilot , kaza olmaması ile beraber ucuz kurtulmuş oldu.

Force İndia ise sezonun ilerlemesiyle beraber gelişim yarışında öndeki dörtlünün gerisinde kalmaya başladı. Aslında bu beklenen bir durumdu. Sezon başında Ferrari’nin ciddi sorunlar yaşamasıyla beraber Mercedes motorunun da avantajını kullanarak önlerde gözüken Force India takımı sezonun rayına oturmasıyla beraber eski pozisyonlarına geri dönmeye başladı. McLaren ise sezon başındaki kötü gidişine devam ederek yine silik bir yarışa imza attı. McLaren’in Honda birlikteliğini düşündüğü ortada , takım bu sezonları geçiş yılı olarak düşünüyor ve takımın bu sezon için bundan sonraki tek gayesi şampiyonayı Force India’nın önünden tamamlamaktan ibaret. Toro Rosso ve Sauberde sezon boyunca göstermiş oldukları performansı göstermeye devam ediyorlar. Marussia’da sezon boyunca göstermiş olduğu atılımı devam ettirerek , yarışları Caterham’ın önünde tamamlamaya devam ediyor. Lotus ise her zamanki gibi dayanıklılık sorunları ile boğuşmaya devam ediyor. Ayrıca FRIC yasağının gelmesiyle beraber takım ciddi bir performans kaybı yaşıyor. Onlarda kaynaklarını yavaş yavaş bir sonraki seneye aktarmaya başladılar gibi gözüküyor. Gelenek olduğu üzere yazının sonun da Belçika GP’si için seçmiş olduğum güzel fotoğrafları beğeninize sunuyorum. Bir sonraki yarış efsanevi Monza pistinde gerçekleşecek, Monza yarışında görüşmek dileğiyle…

Samet Demirel

“Belçika GP: Ricciardo Kuralları” için 18 yanıt

Adamın normalde üç tane üçüncülükten başka bir şeyi olmayacaktı.Spa’da çarpışma olmasa tur bile yiyebilirdi.Hepsi olağandışı koşullarda elde edilmiş galibiyetler. Vettel’i yenmesinin abartılacak bir tarafı yok.Adam vasat bir pilot zaten.Belki o kadar bile değil.

Ellerine sağlık çok güzel bir yazı olmuş.

Müsadenle Red Bull Renault’un bu yarış yaptığı en büyük değişiklik unutuluyor takım sezon içerisindeki ilk ve son değişikliğini yaptı vites oranlarını değiştirdi burada da bir çok defa konuşuldu Red Bull’un bu vites oranları ile Spa ve Monza’da ne yapacak diye ama Spa ile birlikte takım sezon içerisinde ki bir hakkını kullanara vites oranlarını değiştirdi ve iyide yaptı Spa-Monza- Monaco gibi pistler kendine has paketleri vardır takımlarda bunu yapıyor düşük Df üreten ön ve arka kanat işe yaradı. Renault’un motor da yaptığı güncellemeler işe yaradı yakıt tüketimi değerleri yarışta ekrana geldiğin de Mercedes pilotları ile Renault motorlu araçların yakıt tüketimi aşağı yukarı aynıydı. Bakalım Monza’da neler yapacağız.

Yıllardır kısa vites oranları ile yarışan Rbr’nin Spa’da bunu değiştirmesi ve sezon sonuna kadar böyle kalması beni mutlu etti kardeş takım Str’den sezonun ilk yarısında düzlüklerde 15-20 km/h yavaş kalmak kabul edilir gibi değildi.

Dediğin gibi onu yazmayı unuttum gözümden kaçmış.Ancak aracın gayet iyi çalıştığı ortada. Geçmiş senelerde kısa vites oranlarını downforce ile optimize edebiliyorlardı ancak bu sene güç ünitesi farkının çok fazla olması Red Bull’u bu noktaya itti ve takım doğru da bir karar vermiş oldu. Sezonun geri kalan yarışlarında Mercedes için büyük bir tehdit haline gelecektir dediğin gibi

Kesinlikle katılıyorum Monza’da 2011 yılında Vettel kazanırken düzlük hızı 327 km’h idi. Bruno Senna ise 348 km’h da idi 🙂

Keşke sezonunun en başlarından itibaren vites oranları ile oynasalardı eminim daha başarılı yarışlar çıkarta bilirdik Avusturya kendi evimizde bir çok neden dolayı madara olduk. İnşallah Mercedes’e yeterince yaklaşabiliriz Spa dan sonra 40 bg bir açığın olduğu söyleniyor.

hareket edemeyen bir motor. sezon içinde hızla gelişti. 160 bg den 40bg süper bir ivme .
tabi bundan sonraki gelişim ivmesi yavaş olur.

Evet dediğin gibi gelişim gerideyken çok daha hızlıdır ancak zirve noktasına gelindiğinde her şey çok daha zor olmaya başlıyor. Ancak bu sezon bile Renault istenilen gelişimi göstererek tebriği hakediyor.

Kesinlikle buna şükür Renault Sport F1 Red Bull elinden geleni yaptı suçun hepsi Renault’un değildi ERS sistemini tasarlayan geliştiren Red Bull yıllarca bataryalar radyatörlerin altında yer aldı benzin deposunun altına alınması ısınma sorunlarına neden oldu. Neweyin arkayı dar tasarlaması egzoz sisteminin ısınmasına neden oldu. Renault’un yazılımda hata yapması pistten çıkamamaya neden oldu çıktıklarında ise saydıklarım yaşandı ama hepsinin üstesinden gelindi ve son 2 aydan beri daha içli dışlı çalışıyorlar tam bir fabrika takımı gibi.

Yavaş olur ama umudumuz var halen motorumuzun tasarım hatası yok Kompresör ve Turbo sistemi 2015 de Mercedes tarzı olacak buradan aerodinamik ve güç bakalım neler katacak.

Bu sene geride kalmış olsa da Ferrari ve Red Bull seneye daha büyük atılımlar yapacak gibi duruyorlar. Seneye çok daha çekişmeli bir F1 görebiriliz. Özellikle bu iki takımında intercooler yöntemine geçmesiyle beraber ağırlık dağılımı ve güç ünitelerinde ciddi atılımlar görebiliriz.

Bende öyle düşünüyorum Mercedes kesin önde olacaktır yine önemli olan diğerlerinin ne kadar yakalayacağı ve geçeceği. Motor ve Hybrit sistemi en iyi geliştiren büyük bir kazanç sağlayacaktır Honda’da işin içinde olursa tadından yenmez.

rekabetçi olmak sadece gözü kara şekilde ataklar yapmak olmamalı eger böyle olsaydı kobayashı sato gıbı ısımler cok daha ıyı yerlerde olmalılardı…rekabetcı olmak ıcın her turlu sartlar içerisinde her türlü fırsatcılıgı kollamak ve bunu gerceklestırmek de olmalı….rıccıardo toro rosso dan geldı ve geldıgı arac gercekten vasat tı…boyle kotu araclar surdugu ıcın bu arac ona bıcılmıs kaftan oldu ve araca hakım de olabılıyor…bence sezon sonuna dogru ham ı ros u zorlıycaktır…

magnusene hiç girmeyelim bence savunma değil egoistlik di yaptığı..

arkadaki aracı bir yere kadar tutabilirsiniz sonrası çekilmektir.

çaylak kafası işte..

tamam yetenekli sürücü yaptıkları ortada lakin biraz fazla şişirilmiyormu..

konu başlığı mesela

mercedesler eline yüzüne bulaştırmasa

zor görürdü o noktayı..

Hiç abartildigini düşünmüyorum. Sezon boyunca tirsatlati en iyi sekildr degerlendirdi. Araci zaten gridde normal şartlar altında yarış kazanabilecek bir araç değil bu durumda da ne yapılması gerekiyor firsatlarin degerlendirilmesi.
Gelelim takim içi rekabete Sebastian Vettelin yanına takim arkadaşı olarak geliyor herkes dahil bende gecilecegini düşünürken 2 yaris disinda 10 yarışta üstünlük kuruyor. Sadece yarış kazanmakla da kalmadi Ricciardo. Almanya GP de yaptığı savunma harika ve oldukça temizdi. Belcika da Magnussenin yaptığı savunmayi düşünürsek. Sezonun bu anina tartismasiz en iyi pilotu olduğunu soyleyebilirim.
E ricciardonun buralara nerden geldigine bakalim yillardir Toro Rosso ile yaristi. Düşük dowforce seviyesine sahip araçların tadina bakti , bu senede bunun sayesinde Vetteli maglup ederek , araci çok daha iyi kontrol etti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir