Kategoriler
Formula1

F1 Takım Patronlarının Soyu Tükeniyor

2009’da sattığı takımı geri satın alarak fabrika takımı haline geri dönen Renault, McLaren ve şampiyon Mercedes’in yaptığını yaparak takım patronluğu görevinin tanımını değiştirdi.

Frederic Vasseur yarış direktörü olurken Renault Sport yöneticisi Cyril Abiteboul’un altında çalışacak. Abiteboul da CEO Carlos Ghosn’un altında çalışan Jerome Stoll’a rapor verecek.

Öncelerde Fransız otomobil devi, şatafatı ve ünlülerle dedikoduları asla bitmeyen İtalyan Flavio Briatore ile çalışıyordu.

10 ya da 20 yıl önce takım patronları padoktaki ‘Pirana Kulübü’ altındaki en önemli isimlerdi, büyük egolarla hakimiyet için savaşırken bazen de sporun geleceği veya federasyona karşı birlik oluyorlardı.

Formula 1’in patronu Bernie Ecclestone ile yakın olan Briatore Benetton ve Renault ile şampiyonluklar kazandı, ancak Singapur’daki şike skandalının ardından padoktan kovuldu ve Renault’nun da takımı satmasına neden oldu.

Takımı yeniden devraldılar, ancak eski Caterham takımının patronu olan Abiteboul Formula 1’de artık yeni bir yönetim şekline ihtiyaç olduğunu söyledi.

FlavioBriatoreF1GrandPrixMonacoc2R8XloKDD6x“Flavio Briatore harika bir yöneticiydi, fantastik bir temsilciydi, ancak çok fazla görevi vardı. O büyük bir kişilikti ve tam özgürlük bekliyordu, kimseye hesap vermek istemiyordu.”

Renault artık markayı yeniden oluşturmayı düşünüyor ve yarış operasyonlarının yol araçları satmada yardımcı olması için görüşüyor.

Şu an 11 takımdan sadece ikisi takımın sahibi de olan bir takım patronuna sahip, bunlar Williams ve Force India. Geri kalanı ise hala diğerlerine karşı sorumluluğu olan çalışanlar.

Mercedes 2013’te Ross Brawn’ın ayrılmasının ardından takım patronluğu görevini kaldırdı.

Mercedes’in motor sporları şefi Toto Wolff ticari işlerle ilgilenirken, Paddy Lowe ise teknik operasyonları yönetiyor. Eski dünya şampiyonu Niki Lauda ise takımın danışmanı ve sözcüsü konumunda.

MartinWhitmarshF1GrandPrixMalaysiaQualifyingyZtqExOT6z-xWolff: “Takım patronluğu pozisyonu geçmişte kaldı. Diğer büyük şirketlerde olduğu gibi, tüm kararları tek bir adam veremez, bu artık ehil kişilerin elinde.”

McLaren’ın son takım patronu ise takımı Ron Dennis’ten devralan ancak 2014’te gönderilen Martin Whitmarsh’tı. Onun görevleri artık yarış direktörü Eric Boullier ve yeni atanmış şef yönetici Jost Capito tarafından paylaşılıyor. Bu ikili takımla birlikte daha büyük şirketlerin başında olan Ron Dennis’e rapor veriyor.

Geçtiğimiz yıl Lotus F1’in takım patronu ve sahibi olan Gerard Lopez Renault’nun takımı satın alması ile birlikte artık küçük bir hissedar konumunda ve o da takım patronluğu görevinin artık sona erdiğini düşünüyor.

“Bunun geçmişte kaldığını söylemeyeceğim, ancak artık Formula 1 biraz daha farklı. Farklı işleri yapan farklı insanlara farklı görevler vermeniz gerekiyor.”

“Formula 1’i izlemeye başladığım zamanları hatırlıyorum, bir takım patronu takımı yönetir, emirleri verir, stratejileri yapar, sponsorları getirir, sürücülerle anlaşır ve daha da fazlasını yapardı. Modern bir takımda bunları beş farklı kişi yürütüyor.”

Büyük kararlar artık takımda çalışanların da üzerinde bulunan Ghosn gibi büyük yöneticileri de işin içine katıyor.

Ferrari ve Red Bull takımlarında Maurizio Arrivabene ve Christian Horner takım patronu olarka devam ediyorlar ancak onlar da başkan Sergio Marchionne ve Dietrich Mateschitz’e rapor veriyorlar.

Kaltenborn-Peter-Sauber-3-16-2015-9-10-46-AMToro Rosso da Red Bull’a aitken bu göreve atanan ilk kadın olan Monisha Kaltenborn da takımın kurucusu ve çoğunluk hissedarı Peter Sauber’e rapor veriyor.

Amerikalı Gene Haas ise yeni takımında Avusturyalı Günther Steiner’ı takım patronu olarak seçmiş durumda ancak son sözü hala kendisinin söyleyeceği konusunda kimsenin bir şüphesi yok.

Force India’nın sahiplerinden Vijay Mallya takım patronu konumunda ancak tüm yarışlara katılmıyor ve tüm yürütme görevlerini güvendiği Bob Fernley’e bırakmış durumda.

Spordaki en küçük takım olan ve bir şahsa ait olan Manor Racing bile bir takım patronu atamak zorunda kaldı. Bu görevi eski f1 pilotu Alex Wurz’a önerdiler, ancak kabul etmedi.

Kategoriler
Manşet Özel İçerik

Hesaplaşma: Todt, Ecclestone, Mosley ve Marchionne

Geçtiğimiz hafta Dünya Motor Spor Konseyi, (DMSK) Formula 1’in yönetim prosedürlerinde alışılmadık bir değişiklik yaptı ve Jean Todt ve Bernie Ecclestone’u aşırı yetkilerle donattı, gerekli görüldüğü durumlarda bu ikili kararları kendi başlarına alabilecekler.

Temel olarak bu ikili daha önce F1 Komisyonu tarafından reddedilen bağımsız müşteri motorları planını devreye sokabilirler.

2014’teki hibrid motorların kullanılmaya başlanmasıyla harcamalar inanılmaz arttı ve Mercedes’in baskınlığıyla rekabet de azaldı.

DMSK’nın kararı uzun süren güç savaşlarının son hamlesi ve sadece buzdağının görünen kısmı. Birbirinden bağımsız görünen bir çok olay ortaya çıktı ve gerçekte bunlar aynı oyunun parçasıydı.

Todt-EcclestoneEcclestone sonunda eski ortağı Max Mosley’in yolundan gitmeye başladı ve fabrika takımlarına politik güç verilmesiyle Formula 1’in sürdürebilirliği zarar görmeye başladı.

Bu stratejinin arkasındaki beyin Mosley’di. O ve Ecclestone 18 Ekim’de bir Alman kanalında ortak bir röportaj verdiler ve stratejinin nasıl gelişeceğinin her noktasına temas edildi.

Mosley röportajda: “Eğer Bernie ve Jean Todt bir araya gelirlerse işleri ellerine alabilirler.”

Ecclesone ise; “Jean Max’den biraz farklı, o insanları üzmekten endişe ediyor. Herkesin mutlu olmasını istiyor ve bunun imkansız olduğunu biliyorsunuz. Max bir şeyi yapmak istediğinde eğer bir iki kişi mutsuz olursa sorun olmazdı. Şimdi bu motorları almamız Max’ın hatası.”

Bernie’yi bu duruma Max getirdi, ancak şimdi Bernie’nin bundan çıkabilmek için Max’in yardımına ihtiyacı var. Ecclestone asla bir stratejist olmadı, sadece harika bir yönetici ve pazarlamacı. Üreticileri mağlup etmek için bir stratejiye ihtiyacı vardı ve Max bu konuda yardıma koştu. Max sadece Bernie’ye strateji tavsiyesi vermedi, Todt ve Red Bull’un sahibi Dietrich Mateschitz ile de yakın ve herkesin birbirine yardım etmesini sağladı.

MosleyRed Bull’un motor tedarik krizi ve Ferrari’nin motor fiyatlandırmasını veto etmesinden sonra Todt artık adım atmak zorundaydı ve FIA’nın gücüyle Bernie’ye yakınlaştı. Oxford’dan mezun, eski takım sahibi ve eski FIA başkanı olarak politik gücü elde etmekte yıllarca deneyimli akıllı bir strateji beyni de kendilerine yardımcı oldu.

Şüpheci birisi Red Bull’un asla motor tedarik krizi yaşamadığını düşünebilir, bunların tümü Mosley, Ecclestone ve Mateschitz birlikteliğiyle oynanmış bir oyun olabilir. Böylece araç üreticilerinin (temel olarak Ferrari ve Mercedes) sporu ele geçirmelerine karşı gerekli strateji yürütülmüş olabilir.

Peki, öte yandan Ecclestone, Todt ve Mosley’in Fiat ve Ferrari’nin patronu Sergio Marchionne’den hoşlanmadıklarını size söyleseydik? Agresif ve akıllıca kurgulanmış ve kırılamaz bir güç savaşı mı? Marchionne’ye daha sonra geleceğiz.

Temmuz’da Niki Lauda ve Mateschitz arasında Red Bull’a Mercedes motor tedariki konusunda bir toplantı oldu, belki de bu sadece işleyişi başlatmak içindir. Bu oldukça yankı bulan toplantıda, ki her nedense bu görüşme öyle bir önem kazanmıştı ki her iki taraf da görüştüklerini söylemek zorunda kalmışlardı.

Red Bull’a sağlanabilecek (ancak aslında gerçek olmayan) motor tedariki görüşmesi Renault’un kontratının yırtılabileceği uyarısıydı. Bunun dışında herhangi bir kontrat iptali söz konusu olmadı. Tüm bu motor krizi ortadayken Red Bull Racing’in Milton Keynes’teki fabrikasındakilere endişe edilecek bir şey olmadığı ve bir planlarının olduğu söyleniverdi.

Horner-TodtLauda Mateschitz’in Mercedes’e resmi olarak başvurması gerektiğini söylerken bu asla olmadı. Komik olan kısım burası.

Bu da Mercedes takım patronu Toto Wolff’ün birlikteliğin asla olmayacağını söyleme fırsatı verdi. Mercedes’in otomotiv kanadı aslında bu fikirden hoşlanmıştı, ancak bu kötü bir fikir olurdu. Red Bull gelecekte Audi’nin fabrika takımı haline gelmeye çalışıyordu. Bu da yönetimi korkutmaya yetti.

Daha sonra Ferrari anlaşmasının da olmayacağı ortaya çıktı. Red Bull Ferrari’yi öyle bir durumda bıraktı ki kendisinden imkansız bir anlaşma istedi: Scuderia’nın kendi kullandıklarıyla birebir aynı güç ünitesinin tedariki. İki grup arasındaki ilk anlamlı görüşmelerden önce Mateschitz bu isteği şart koşuyordu.

Bu saygısızca ve sebepsizdi, diğer yönden ise Red Bull’un kendi itibarının karşısında Ferrari nasıl olur da bir müşterisinden emir alırdı? Bu gerçekleşseydi Ferrari’yi yenebilecek bir Red Bull-Ferrari görebilirdik ve bu yüzden bu anlaşma asla olmayacaktı. Belki de olmaması isteniyordu.

Şu an görünüşe göre Mercedes gibi Ferrari de içinde bulundukları oyunun figüranlarıydılar. Son olarak, mümkün olabilecek bir Honda anlaşması için de biraz gürültü çıktı. Ron Dennis’in motorda veto yetkisinin olduğunun bilinmesi ve Martin Whitmarsh’ın daha önce aynı hatayı yapıp bir müşteriye (Brawn GP) yardım etme hatasını asla tekrarlamayacağının biliniyor olması bunda rol oynadı. Red Bull hiç bir sonuç alamayacağını bilmesine rağmen bu seçeneği de gündeme taşıdı.

Ferrari ve Honda spekülasyonları arasında motor üreticilerinin toplantısı vardı ve Bernie’nin motor ücretlerini yarıya düşürme isteği oylamaya sunulacaktı. Bu da ciddi bir provokasyon isteğiydi ve Ferrari’nin (Marchionne) veto yetkisini kullanma fikrini ortaya çıkaracaktı. Bu da Bernie’nin isteği yönünde mükemmel bir şekilde sonuçlandı ve sonunda iş Todt ve FIA’nın gücüne kaldı. Bu da Max tarafından tasarlanan bir durumun yaratılmış olması demek.

Arrivabene-MarchionneMax Mosley 18 Ekim’deki röportajında: “Ticari olarak motor tedarik edecek bağımsız bir tedarikçiniz olmalı. Bu da 60’ların sonunda Formula 1’in büyük bir gücüydü, Cosworth, Mechachrome ve diğer motor üreticileri ile birlikte üreticilerin eline muhtaç değildiniz. Şu an bir, iki hatta üç üretici sporda ve onlar da üst yönetim olarak Bay Zetsche, Bay Marchionne ve Bay Ghosn’un ağzından çıkacak şeylere bağlılar ve gerçekte F1’i kontrol ediyorlar. F1’i siz kontrol etmiyorsunuz. Bu noktada bağımsız bir üretici doğru olurdu.”

Bernie Meksika’da boş bulunduğu bir sırada: “Jean bunu sağlamaya sonunda başlıyor.” dedi. Todt’un bağımsız motor üreticisi modeli fikrinde Bernie’nin görüşüne sahip olmaya başladığını işaret etmişti. Bir süre sonra Todt F1’in sürdürülebilirliği kapsamında bu sonuca ulaştığını, üreticilerin motor ücretlerini ciddi derecede düşürmemeleri halinde bu fikri desteklemeye başlayacağını açıkça söyledi. Bağımsız takımlar motor ücretlerinden muzdarip ve FIA’nın ticari olan bu anlaşmalar üzerinde yapabileceği hiç bir şey yok. Şampiyonanın sürdürülebilirliğinden sorumlu olan kurum ise FIA olarak düşünüldü.

Todt: “Ayrıca bazı takımların önümüzdeki sezon için motor bulmakta zorlanmaları oldukça can sıkıcı.” Todt’un üreticilerin bunu sağlamaması durumunda diğer fikri destekleyeceğini söylemesi Max’in sözleri gibi görünmüyor mu?

F1 Komisyonu bu fikri oyladı ve kabul etmedi. Sadece bir hafta sonra içinde ise yönetim prosedürü değiştirildi. Dünya Motor Sporu Konseyi “Jean Todt ve Bernie Ecclestone’un F1’deki sorunları çözebilmek için öneri verme ve karar alma konusunda tek başlarına hareket edebileceğine” karar verdi.

Tahmin edin ne oldu? Red Bull’un Renault sözleşmesini asla yırtmadığı ortaya çıktı ve takımın 2016’da motor tedariki alacağı kesinleşti. Bu da önceki olanların hepsinin birer oyun olabileceğini bize öğretmiş oldu.

Horner-Abiteboul-MarkoPeki 2016 sonunda Renault’nun kontratı bitince ne olacak? Red Bull’un ana bir üreticiden motor tedarik etmesi gerekmeyecek. Bu rekabetçi olacağı garanti edilen ucuz ve güçlü müşteri motorlarından birisini temin mi edecek? İdeal fikir gibi görünüyor, ortak faydalar, göreceğiz.

Aynı zamanda FIA dört motor üreticisi şirketten alternatif müşteri motorları konusunda teklif aldı. Bu motorlar daha basit, daha büyük çift turbo V6 tasarıma sahipler. Resmi ihale süreci henüz başlamadı, ancak motor üreticileri sezon boyunca takım başına 6-8 milyon avro civarı bir maliyetin kabul edilebilir olduğunu (hibridler 18-14 milyon avro arasında değişiyor) ve 1000 beygir güç üretilebileceğini (mevcut hibridler bu kadar üretemiyor) söylediler.

Üreticilerin 15 Ocak tarihine kadar FIA’ya hibridlerin fiyatlarını ciddi bir şekilde düşürecekleri yönünde teklif götürmesi gerekiyor. Dünya Motor Sporu Konseyi’nin açıklamasında “Bay Todt ve Bay Ecclestone tüm görüşmeleri 31 Ocak itibariyle bitirme yönünde isteklerini belirttiler.”

Böylece, Bay Marchionne ve bu oyunda yaptığı hareketler işlerin kendi ellerinden çıkmasına neden oldu. Çeşitli F1 toplantılarında Ferrari’nin ilgi alanlarını ve haklarını agresif bir şekilde koruyacağını söylemişti. Gelişinden bu yana Ferrari’nin veto hakkını kullanması önceki 20 yıllık süreçten çok daha fazla konuşuldu. Bu önemli bir tehditti ve şimdi Ferrari’nin hedeflerinin genel bir tabelası haline geldi. Motor üreticilerinin toplantısında bunun kullanılması bu hakkın aslında ilk kez kullanıldığına inanılıyor.

Marchionne motor ücreti konusunda en katı davranan isimdi ve dışarıdan kimsenin Ferrari’nin kendi özel kurumsal kararlarında zorlama yapamayacağını açıkça belirtmişti. Mercedes de resmi olarak Ferrari’nin pozisyonunu destekliyor, ancak kapalı kapılar ardında farklı fikirlere çok daha açık bir yaklaşım sergiliyor.

Lauda-Lowe-WolffFerrari takım patronu olduğu zamanlarda takımın veto hakkının gücünün farkında olan Todt, Ferrari ile olası bir savaşa hazırlıklı göründü ve şunları söylemişti: “Güç çok ilginçtir. Veto hakkı derken sportif güçten bahsediyoruz, ancak daha yüksek seviyede güçleri olan insanlar da var. Veto cebinizde bir silah taşımak gibidir. Bunu kullanırken de çok dikkatli olmalısınız.”

Belki de Marchionne’nin Cenevre’deki motor toplantısında veto hakkını kullanması hayati bir taktiksel hata olarak görüntülenebilir. Bu veto kullanımı Todt’un FIA’nın ve Ecclestone’un güçlerini birleştirmesini ve üreticilere savaş açmasını tetikledi. Kendisinden beklenmeyecek bir şekilde agresif davranan Todt şampiyonanın geleceğini sağlama almanın gerekliliğini gördü ve Marchionne’nin hareketleri de Todt’u taraf seçmek zorunda bıraktı.

Şimdi, eğer motor üreticileri (Ferrari ile birlikte) 15 Ocak’tan önce ucuz bir hibrid motor fikri ile gelmezlerse Todt FIA’nın gücünü de arkasına alarak bağımsız müşteri motorları planını resmi olarak devreye sokacak. Bir takımın bunu kullanması (2017 veya 2018’de mümkün) ile birlikte motor rekabetçi olacak şekilde dengelenecek ve üreticilerin politik gücü kırılacak. Düşük bütçeli bağımsız takımlar da şampiyonanın sürdürülebilirliği için rekabetçi bir motora kavuşabilecekler.

Ancak eğer üreticiler ucuz hibrid önerisi ile gelirlerse ve müşteri motorları fikrine gerek kalmazsa ne olur? Bu Marchionne’nin geri adım atması anlamına gelir. Todt da istediğini, yani ucuz hibridleri spora sağlamış olur. Ancak Ecclestone istediğini yani motor üreticilerinin gücünü yok etmeyi hala alamamış olacak. Bernie, Max’in önerileriyle Jean’ı ikna edip hareketi ucuz motorlardan daha da ileriye taşıyabilir mi? Motor sorunu alttaki bir sorunu ortaya çıkarmak içindi, tüm bu konudaki oyuncular bundan ziyade büyük güçleri yok etmek içindi. Bir notada bağımsız alternatif motorlar yine kullanılmaya başlanabilir.

Peki bu Ferrari’nin veto hakkının ihlali demek olmuyor mu? Evet, burada biraz sorunumuz var. Birincisi veto hakkının Todt’un üzerine basarak söylediği gibi FIA ile yapılan kontratta bulunduğu halinin tekrar tanımlanması. Önceden bu hiçbir şarta bağlı olmadan Ferrari’ye veto yetkisi veriyordu. Ancak şimdi ise sadece belirli şartların sağlanması durumunda kullanabiliyor, bu da bir kararın Ferrari’nin belirli fikirlerine karşı olduğu zaman uygulanabilir oluyor. Todt: “Bunu tartıştığım için mutluyum.” İkinci konu ise bir katılımcının veto hakkının olup diğerlerinin olmaması Avrupa Birliği kanunları altında kesinlikle yasa dışı olması, bu da Mosley’in daha yakından bildiği ve ilgilendiği bir konu.

MarchionneBernie Ecclestone 18 Ekim’deki röportajında: “Bunun imkansız olduğunu söylemeliyim. Eğer bunun rekabet kurallarına aykırı olduğu yönünde bir kanun yoksa tabi. Bazı takımların Avrupa Komisyonuna bunun rekabete aykırı olduğu gerekçesiyle şikayette bulunmasını anlayabiliyorum.”

Sauber ve Force India’nın Avrupa Birliği’ne yaptığı şikayet hayati önemde olabilir, sorun ise strateji grubunun çalışma şekli ve gelirlerin dağıtımındaki adaletsizlikten bahsediliyor. AB bunu incelemeye alırsa bu Ferrari’nin veto hakkını kullanırken dikkatli olmasının sebeplerinden birisi olduğunu kanıtlar. Bu hakkın kullanımı onlara ters tepebilir.

Peki bu Marchionne’nin kenara atılması mı demek oluyor? Böyle bir durumda o nasıl bir hayvana dönüşür? Nasıl bir tepki verir?

Max Mosley 18 Ocak’taki röportajında: “Ferrari gibi büyük şirketlerden her zaman duyduğunuz bir şey vardır: ‘eğer onu yaparsanız F1’den çekiliriz.’ Ve bu blöflerine hazırlıklı olmanız gerekir. Yapmak istediğinizi söylemeye hazırlanmanız gerekir. Asla kapıyı çarparak çıkmayın. Onların bir sonraki sezon orada olacaklarını zaten bilirsiniz. Ancak bu bazı sorunlu ilişki süreçlerine yol açar.”

Marchionne Fiat ve Chrysler’i canlandırarak otomotiv endüstrisini şaşırttı. Geleneksel düşünceden farklı hareket eden bu isim F1’in en güçlü markasından da sorumlu durumda. Onun geri adım atmak zorunda olacağını ve geriye çekileceğini görmek zor.

15 ve 31 Ocak tarihleri arasında ve sonrasında ne olacağını bekleyip göreceğiz.

Kategoriler
Formula1

Wurz’dan ‘Hayır’ Cevabı Alan Manor, Whitmarsh ile Görüşmüş

Manor, Graeme Lowdon ve John Booth’un yerini doldurmak için çalışmaya devam ediyor.

Graeme Lowdon ve John Booth 2010’dan bu yana bulundukları Manor’dan sezon sonunda ayrılacaklar.

Takım yarış direktörlüğü görevine Dave Ryan getirirken takım patronluğu için Wurz ile görüştü.

Ancak BBC’ye konuşan Wurz “Teklife biraz göz attıktan sonra bunu kabul etmemeye karar verdim. Daha sonra durumu Stephen Fitzpatrick’e söyledim” dedi.

Ancak Fitzpatrick, Wurz’a herhangi bir teklif yapmadıklarını söylüyor.

Fitzpatrick “Kimseye ekip için bir teklif yapmadım. Ama bir sürü insan çıkıyor ve konuşuyor. İnsanlar çok fazla şey istiyor” dedi.

İddialara göre Manor eski McLaren patronu Martin Whitmarsh ile görüştü ancak İngiliz patron Fitzpatrick’e “Manor’un takım patronu olmak ile ilgilenmiyorum” cevabını verdi.

Öte yandan Manor’un 2015 koltuğu için Will Stevens, Alexander Rossi, Roberto Merhi, Rio Haryanto ve Kevin Magnussen’in ismi geçiyor.

Kategoriler
Formula1

McLaren, Whitmarsh’a 15 Milyon Dolar Tazminat Ödemiş

McLaren, takımın eski patronu Martin Whitmartsh’a 15 milyon dolar tazminat ödediği ortaya çıktı.

Ünlü Muhabir Christian Sylt, McLaren’in açıkladığı mali tabloda ‘bir yöneticiye ödenen tazminat’ olarak açıklanan kişinin Martin Whitmarsh olduğunu söyledi.

McLaren 2013 yılında 19 milyon dolar kar elde ederken, 2014 yılında ise 25 milyon dolar zarar etti.

Takım için bir başka önemli maliyet ise Mercedes’ten Honda’ya geçiş için Daimler’e ödenen 54 milyon dolar.

Takımın zarar etmesinden en büyük etkenlerden birisi de ödül parası ve sponsorluk gelirlerindeki azalış.

McLaren’in 2015 yılında da ciddi kayıplar yaşadığı düşünülüyor.

Kategoriler
Formula1 Manşet

Whitmarsh “Raikkonen’in Asla Potansiyelinin Farkına Varmadı”

McLaren’in eski takım patronu Martin Whitmarsh’a göre eskiden birlikte çalıştığı Kimi Raikkonen’in Formula 1’de asla gerçek potansiyelinin farkına varmadığını düşünüyor.

McLaren ile yollarını ayırdıktan sonra Amerika’da yat yarışlarına geçiş yapan Whitmarsh, 2010’da yeniden McLaren’e katmak istediği Raikkonen için ilginç açıklamalarda bulundu.

Whitmarsh “Kimi Ron’dan tutkuyla nefret etse de ben her zaman onunla iyi anlaştım.”

“2009’da menajerleri ile görüşmeler yaptık ancak ticari anlamda çok isteklilerdi ve ardından Jenson müsait oldu ve onunla anlaştık.”

“Kimi derinden sinir bozucu. Çok zeki birisi ve performansı var. Ancak bunu kullanamadığı zaman kötü oluyor.”

“Potansiyelinin farkına asla varmadı. Ve artık varmayacak. Bu çok kötü. Çok anlayışlı, çok iyi espiri yeteneğine sahip. Bunu gerçekten seviyorum.” dedi.

 

Kategoriler
Formula1

Ron Dennis’ten Eddie Jordan’a: “Köyün Aptalı”

McLaren’in Patronu Ron Dennis, geçtiğimiz günlerde kendisi hakkında yorum yapan ve kendisinin McLaren’i Martin Whitmarsh’tan dahi kötü yönettiğini söyleyen Eddie Jordan’a sert çıktı.

Jordan, Dennis’in kibirli olduğunu ve artık yönetimi bırakması gerektiğini söylemişti.

Dennis “Formula 1’i aile, köyde yaşayan aileler olarak görüyorum. Ve köylerde her zaman köyün aptalları olur. O bu tanıma mükemmel uyuyor.” dedi.

Honda ile yaşadıkları sıkıntılara karşı Dennis, birlikte tekrar kazanan takım olacaklarından emin.

Dennis “Kesinlikle bir mücadelenin içerisindeyiz. Şu anda sürekli olarak verilere odaklanıyoruz ve aracımızın performansı burada kesinlikle çok iyi. İnanması güç ancak aero figürleri senenin diğer dönemlerine göre sürekli olarak daha iyiye gidiyor.”

“Şasi performansı gelişiyor. Partnerimiz Honda ile gerçek bir mücadelemiz var. Dayanıklılık aynı zamanda performans konusunda güreşiyorlar. Dayanıklılık sorunu yaşandığında performansta da sorun oluyor.”

“Bu yüzden bazen ilerliyoruz ancak bazen de geriliyoruz. Ancak öncelikle çözmemiz gereken şey dayanıklılık.”

“Honda’nın devasa kaynakları var ve kullanıyorlar. Sürekli olarak onlarla derin görüşmelerimiz oluyor ve tabi ki onlar için memnun edici şeyler olmuyor.”

 

“Bu durum acı veriyor mu? Tabi ki ama bu acıyı motive edici güç olarak kullanmalıyız. Bu bir mücadele ancak doğru mücadele çünkü Honda gibi bir şirketin desteği olmadan dünya şampiyonu olma şansımızın olduğunu düşünmüyorum.”

“Bu yüzden istediğimiz yere gelmek için bu acıyı çekmeliyiz.” dedi.

 

Kategoriler
Formula1

Jordan “Whitmarsh Bile McLaren’i Dennis Kadar Kötü Yönetmemişti”

Eski takım patronlarından Eddie Jordan, McLaren ve Ron Dennis’teki kibir nedeniyle Formula 1 tarihinin en başarılı takımlarından olan McLaren’in eski konumuna gelemediğini söyledi.

Honda ile yeniden birleşen McLaren tekrar ön sıralara dönmeyi umuyordu ancak Honda’nın yaşadığı sorunlarla birlikte McLaren gridin en dibine düştü. McLaren şu ana kadar Manor hariç en az puan toplayan takım.

Jenson Button ve Eric Boullier yaşanan sıkıntıların 2016 sezonunu da etkileyeceğinden endişe duyuyor ancak Ron Dennis iddialı açıklamalar yapmayı sürdürüyor.

Jordan “Kibirli bir şekilde Lewis Hamilton’un McLaren’den ayrıldığı günden pişman olacağını söyledikleri günden beri eski McLaren’in gölgesinde kaldılar. Bu kibir hala McLaren’in üstünde yer alıyor.”

“Ron Dennis Martin Whitmarsh’ı kovdu ancak Whitmarsh bu takımı asla Dennis’in şu anda yönettiği kadar kötü yönetmedi.” dedi.

 

 

 

Kategoriler
Formula1

Whitmarsh “Formula 1 Kurtulmadan Önce Kaza Yapıp Yanacak Gibi Görünüyor”

McLaren’in eski takım patronu Martin Whitmarsh, Formula 1’in mevcut durumundan dolayı üzüldüğünü ve sporun düzelmeye başlamadan önce kaza yapıp yanmasından endişe duyduğunu söyledi.

Şu anda America’s Cup adlı organizasyonda Ainslie Racing ile çalışan Whitmarsh “Formula 1’i ve McLaren’i seviyorum. Orada 25 sene çalıştım ve şu an olanlardan üzgünüm.”

“Mümkün olduğu kadar uzak durmaya ve yorum yapmamaya çalışıyorum ancak spora olanlar nedeniyle üzgünüm.”

“Bana göre spor düzelmeye başlamadan önce kaza yapıp yanacak gibi görünüyor. Bu olacak ancak sporun bu süreçten geçmesi nedeniyle üzgünüm.” dedi.

 

Kategoriler
Formula1

Whitmarsh: McLaren’dan Asla Pişman Olmadım

Formula 1 padoğunun bir zamanlar gözde isimlerinden olan Martin Whitmarsh, Ron Dennis’in McLaren’da göreve geri dönmesinin ardından, şimdilerde yat takımı Ben Ainslie Racing’in CEO’luk görevini yürütüyor.

Yeni görevine başlayalı henüz çok bir süre geçmeyen Whitmarsh takımın web sitesine bir röportaj verdi.

British Aerospace’te yapısal analiz mühendisi olarak çalışırken ve sonrasında Üretim Müdürü görevine yükselmesinin ardından McLaren’a geçişini “Kariyerim için mantıklı bir hareket değildi.” diye yorumluyor Martin Whitmarsh.

Oradaki müdürlük görevinden bir yıl sonra Whitmarsh McLaren’de Operasyon Müdürü görevine getirildi ve Woking merkezli takımda 25 yıla yakın bir süre çalıştı. Burada McLaren Grup CEO’luğu, McLaren Racing CEO’luğu ve McLaren Mercedes Takım Patronluğu görevlerine kadar yükseldi.

Whitmarsh,  British Aerospace’ten McLaren’a geçişi ile ilgili olarak, “Bu benim için kaçınılmaz bir fırsattı. Ama herkes belli bir başarı yakaladığım ve binlerce insanın benim için çalıştığı büyük bir oluşumdan küçük bir takıma geçmenin delilik olduğunu düşünüyordu. Ama ben bundan hiçbir zaman pişmanlık duymadım.” diyor.

Whitmarsh, McLaren’a katıldığında takımda sadece 100 kişi çalışıyordu ve yıllık 19 milyon pound gibi bir cirosu vardı. 25 yıl içinde takımda çalışan kişi sayısı 3000’e, ciro ise 560 milyon pound’a yükseldii.

Whitmarsh, “Biz McLaren ile Formula 1’in içinde büyüdük. Fakat aynı zamanda sadece yarışmanın istikrarsız bir iş olduğunu öğrendik ve istikrarlı bir iş arıyorsak, işimizi çeşitlendirmeli ve teknolojimizi, kapasitemizi kullanarak nihayetinde markamızı farklı alanlarda geliştirmeliydik. Biz de bu nedenle McLaren Otomotiv, Teknoloji ve Elektrik ile diğer şirketleri kurduk. İlk görev aldığım o yarış takımından bu hale gelebilmek tam bir metamorfoz oldu. İlginç ve heyecan verici bir süreçti.”

“Başarılı olacağımızdan emin olmamız gerekiyordu.”

“Bir sonraki adım ise, ‘Evet elimizde iyi işleyen bir oluşum var, gereken teknolojiye sahip. Ama bunu nasıl paraya çevirebiliriz? Fırsatları nasıl değerlendirir ve ortaklar için değer yaratırız?’ diye düşünmekti.” diyor.

Whitmarsh, şimdilerde Ben Ainslie Racing için de benzer gelişim yollarını ve fırsatların mümkün olduğunu düşünüyor.

“Amerika Kupası takımların kapasitelerini, teknolojilerini, performanslarını sonuna kadar sergileyebildikleri harika bir platform. Bu kupayı kazanmak nasıl daha büyük bir teknolojik oluşum haline geleceğimiz konusunda bize fırsatlar sunacaktır.”

Kategoriler
Formula1

Whitmarsh Newey’nin Amerika Kupası Ekibine Katıldı

Eski McLaren takım patronu Martin Whitmarsh, Adrian Newey’nin Amerika’nın Kupası ekibine katılmak için İngiltere’ye gitti.

Whitmarsh, 2017 yılında gerçekleştirilen 35. Amerika Kupasında Oracle Team USA ekibine yardım edecek.

Takımdan yapılan açıklamada “Martin’in bize katılmasından dolayı mutluyz. McLaren’de önemli bir kişliydi. Bu yüzden takımın yeni CEO’su olarak takımın mimarlarından birisi olmak için çok uygun” denildi.