Kategoriler
Indycar

IndyCar’da Sezon Açılıyor

2016 Verizon IndyCar Series, bu hafta Florida’daki St. Petersburg pistinde koşulacak ” Firestone Grand Prix of St. Petersburg ” ile sezonu açıyor. IndyCar olarak 21., Amerikan açık tekerlek serisi olarak ise 105. yılını geçirecek seride Scott Dixon pilotlar, Chevrolet ise markalar klasmanında şampiyonluğunu korumaya çalışacak.

Tam zamanlı olarak 10 takım ve 20 pilotun mücadele edeceği sezonda F1’den tanıdığımız Max Chilton ve Alexander Rossi ilk sezonlarını geçirecekler. Eski ChampCar ve CART şampiyonları Sebastian Bourdais ile Juan Pablo Montoya, agresif Japon Takuma Sato seride yer almaya devam ediyorlar.

Teknik ve kural olarak bir değişimin olmadığı 2016 sezonunda 2012’de geçilen ve 2015’te Chevrolet ve Honda’nın kendi gövde kitlerini üretmeye başladığı Dallara DW12 şasisi ve Firestone lastikleri kullanılmaya devam edilecek.

33 pilotun puan aldığı puan sistemi korunuyor. Buna göre 1. olan 50 puan alabiliyorken en çok lider giden pilot 2, lider giden her bir pilot 1, sıralamada ilk 9’a giren pilotlar ise 1-9 arası puan alıyorlar. Indy 500 ve Sonoma yarışları 2 kat puanlı olarak koşulacak.

TAKVİM

27 Ekim’de açıklanan takvimde herhangi bir güncelleme yaşanmadı. 14 pistte 18 ayağın koşulacağı seride Detroit aynı haftasonunda 2 yarışa ev sahipliği yapacakken Indianapolis hem yol hem oval olarak takvimde yer almaya devam ediyor. IndyCar’ın en prestijli yarışı Indy500, bu sezon 100. kez koşulacak.

Auto Club Speedway, NOLA Motorsports Park ve The Milwaukee Mile takvimden çıkartılırken Phoenix ve Road America geri döndü, Boston ise ilk kez koşulacak.

2016 Verizon IndyCar Series – TAKVİM ( Y ; Yol Pisti – O ; Oval Pist )

ROUND TARİH / SAAT YARIŞ ADI PİST
1 (Y) 13 Mart 2016 Pazar 19.30 Firestone GP St.Petersburg
2 (O) 2 Nisan 2016 Cumartesi 03.30 Phoenix GP Phoenix International Raceway
3 (Y) 17 Nisan 2016 Pazar 23.00 Toyota GP Long Beach
4 (Y) 24 Nisan 2016 Pazar 22.00 Honda Indy GP Barber Motorsports Park
5 (Y) 14 Mayıs 2016 Cumartesi 22.30 Angie’s List GP Indianapolis Road
6 (O) 29 Mayıs 2016 Pazar 19.00 PennGrade Indy 500 Indianapolis Oval
7 (Y) 4 Haziran 2016 Cumartesi 22.30 Chevrolet Indy Dual #1 Belle Isle Park
8 (Y) 5 Haziran 2016 Pazar 22.30 Chevrolet Indy Dual #2 Belle Isle Park
9 ( O ) 11 Haziran 2016 Cumartesi 03.00 Firestone 600 Texas Motor Speedway
10 (Y) 26 Haziran 2016 Pazar 20.00 Road America GP Road America
11 (O) 10 Temmuz 2016 Pazar 00.00 Iowa Corn 300 Iowa Speedway
12 (Y) 17 Temmuz 2016 Pazar 21.30 Honda Indy Toronto Exhibition Place
13 (Y) 31 Temmuz 2016 Pazar 21.00 Honda Indy 200 Mid Ohio Sports Car Course
14 (O) 21 Ağustos 2016 Pazar 22.00 ABC Supply 500 Pocono Raceway
15 (Y) 4 Eylül 2016 Pazar 19.00 Boston GP Boston Seaport District
16 (Y) 18 Eylül 2016 Pazar 01.30 GoPro GP Sonoma Raceway

 

PİLOT / TAKIM DEĞİŞİKLİKLERİ

  • Eski F1 Marussia, Manor pilotları Max Chilton, Alexander Rossi ; Jack Brabham’ın torunu, 2012 US F2000 ve 2013 Pro Mazda şampiyonu Matthem Brawham ile 2015 Indy Lights şampiyonu Spencer Pigot bu sezon ilk kez IndyCar’da boy gösterecekler.
  • Eski GP2,GP3 pilotu ve son 2 sezonda 5 startı olan Conor Daly ilk tam sezonunu geçirecek.
  • 2010 Formula Renault 3.5 şampiyonu Mikhael Aleshin, 2014’te Fontana ( Auto Club )’da geçirdiği kazanın ardından tam zamanlı pilotluğa, daha önce de yarıştığı Schimdt Peterson Motorsports ile geri dönüyor. Aleshin’in takım arkadaşı James Hinchcliffe’de 2015 Indy 500 sıralamalarındaki yaralanmalı kazasından sonra ilk kez kokpite geçecek.
  • 7 GP2 birinciliği bulunan Stefano Coletti koltuksuz kaldı. Monacolu pilot geçtiğimiz sene sadece 1 kez ilk 10’a girebilmiş ve çoğu yarışta kazaya karışmıştı.
  • 2013 Indy Lights şampiyonu Sage Karam’da Coletti ile benzer bir kaderi yaşadı. Pocono’da Wilson’ın kaskına gelen parçanın sahibi olan Karam sadece Indy 500’de yarışacak.
  • Kadın pilotlar tarafında ise tamamı kadın kadrolu ilk IndyCar takımı olan Grace Autosports’ta Katherine Legge ile Dale Coyne Racing’de Pippa Mann, Indy 500’de mücadele edecekler.
  • Kolombiyalı Gabby Chaves, koltuğunu Alexander Rossi’ye kaptırdı ve bu sezon kendine bir yer bulamadı.

 

Kategoriler
Formula1

FIA 2016 F1 Sezonu Takım ve Pilotlarını Açıkladı

FIA, 2016 Formula 1 sezonunda mücadele edecek pilot ve takım listesini bugün açıkladı.

Manor takımının Rio Haryanto ile yarışacağını duyurmasıyla tüm pilotlar doğrulanmış oldu.

Takımlar listesinde Marussia ismi tamamen Manor’a dönüşürken Lotus ismi ise Renault Sport oldu.

İşte 2016 F1 Pilot ve Takımları

pilot-takimilot

Kategoriler
Formula1 Indycar

Chilton 2016’da IndyCar’da Yarışacak

Eski Marussia Formula 1 pilotu Max Chilton, Ganassi Racing adına IndyCar’da mücadele edecek.

2013 ve 2014 yıllarında Marussia ile Formula 1’de yarışan Chilton, geçtiğimiz yıl Indy Lights’da mücadele etmiş ve 1 galibiyet ve podyum ile 5. olmuştu.

Bugün Ganassi tarafından yapılan açıklamaya göre Max Chilton 2016’da Ganassi Racing adına IndyCar’da mücadele edecek.

Chilton “Ganassi’nin IndyCar programına katılmak harika. Bu büyük bir ekip ve büyük başarılara sahip. Bu takım herkesin rüyasıdır” dedi.

Kategoriler
Formula 1 Ansiklopedisi Manşet Özel İçerik

F1’deki Araç Numaraları

Formula 1’in ilk yıllarında yarış numaraları sistemi diyebileceğimiz bir şey yoktu. Her yarış öncesinde koşu atletlerine verildiği gibi numaralar yarış organizatörleri tarafından dağıtılırdı ve araçların üzerine boyanırdı.

Neyse ki F1 organizatörleri bu duruma el attı ve 1973’te bazı şeyleri değiştirdiler. Sezonun ikinci yarısında takımlara her yarış için aynı numaralar (araçta kimin oturduğuna bakılmıyordu) verildi ve bu 1974’te resmi bir hale dönüştü. Her takımın kalıcı bir numara seti vardı ve bu numaralar takımların markalar şampiyonasından pozisyonlarına göre belirleniyordu.

20 yıl kadar bir süre boyunca bu numaralar kullanıldı, tek değişiklik şampiyon olan bir sürücü için yapıldı. O sürücünün bir sonraki sezon süreceği takım 1 ve 2 numaraları alacaktı. Yıllar içinde takımlara çok fazla numara dağıtıldı ve 1995’te çok azalan takım sayısı ile birlikte işler içinden çıkılmaz bir hal aldı. FIA numaraları tekrar dağıtmak yerine yeni bir sistem getirdi. Bundan sonra takımlar önceki sezonun markalar şampiyonasındaki pozisyonlarına göre numaralar aldılar.

1-hillBu sistem uzun süre boyunca kullanılmaya devam edildi, ancak FIA yine FIA’lığını yaptı ve 2014’te işleri tekrar karıştırmaya karar verdi. Bu kez taraftarların yıllardır istediği şeyi yaptı: şimdi her sürücü Formula 1 kariyerleri boyunca kalıcı bir numara kullanıyor. Bu düşüncenin arkasındaki temel etken pazarlama çalışmalarında daha iyi kullanılabileceğiydi ve araçlara daha güçlü bir görsel kimlik kazandırıyordu. Bu yeni sistem oldukça iyi çalıştı.

77-bottasBunları hali hazırda biliyorsunuzdur. Peki, F1 araçlarının üzerindeki numaralara neden ilgi duyuyoruz? Bir çoğumuz daha çok araç giydirmeleri, sponsorlar ve benzer şeylerle ilgileniyor, bunlar önemli etkenler ve bir pilot veya takımla ilişkilendirilmiş bir numara da buna katılıyor. İyi bir giydirme tasarımcısının ellerinde bu numaralar birer sponsor gibi görünebilirler.

Bununla birlikte bazı numaraların daha özel olduğunu gördüm, bazıları başarı ile birleşmiş durumda, bazen de bir sürücü kişiye özel numara döneminden önce bir şekilde uzun süreler aynı numara ile yarışabilmiş. Bu incelemeyi eğlenceli bulacağınızı düşünüyorum, bir yerden başlamak gerekiyor: sıfır?

 

0
Sıfır 1974’ten bu yana sadece iki kez kullanıldı ve bu da aynı pilot tarafından oldu. Sıfır rakamı 1993 ve 1994’te kullanıldı, çünkü önceki yılın şampiyonları (Nigel Mansell ve Alain Prost) şampiyonluklarından sonra emekli olmuşlardı. Williams numara listesinde ilk iki sırada olmayı hak etti, ancak 1974’ten sonra kurallar değişmişti ve şampiyon pilotlardan başkası 1 numarayı kullanamazdı ve bu iki durumda da 0 numara Damon Hill’in oldu.

2006’da Michael Schumacher’in şampiyon olduktan sonra emekli olmasını umuyordum, çünkü Ferrari 2007’de 0 numarayı taşıyabilirdi, ancak bu olmadı. Bu numara mevcut kurallar altında Formula 1’de bir daha asla görünmeyecek.

 

1
Michael Schumacher şaşırtmayan şekilde 1 numarayı en çok taşıyan isim. Tarihte sadece iki kez bir pilot şampiyon olmadan bu numarayı kullanabildi. İlki 1974’te, numara sisteminin dahil olduğu sezondu. 1973’ün şampiyonu Jackie Stewart emekli olmuştu ve Lotus’un markalar şampiyonluğu 1 ve 2 numaraları kullanmasına izin vermişti, Ronnie Peterson burada şanslı olan kişiydi. İkincisi de 1985’te McLaren’da Niki Lauda’nın yerini alan John Watson’dı.

1 numaranın en başarılı yarış numarası olduğunu düşünebilirsiniz, bu numarayı taşıyanların şampiyon olma şansı daha yüksekti, ancak sadece Schumacher ve Sebastian Vettel’in şampiyonlukları bunu gösteriyor. Geçtiğimiz yüzyılda 1 numara ile sadece 4 kez şampiyon olunabildi: 86’da Prost, 91’de Senna, 95’te Schumacher ve 99’da Mika Hakkinen. Bundan sonra ise Schumacher 4 kez daha 1 numara ile şampiyon olurken, Fernando Alonso 1 kez ve Vettel 3 kez bunu başardı.

2
Elbette kimse 2 numarayı almak istemez. Bu numara ikinci sınıf durumunun bir göstergesidir, başarısızlık demektir. Güvenilir yedek pilotsunuzdur. Yıllar içinde bunlardan çokça gördük, Barrichello, Coulthard, Webber, Berger…

Ancak bu tanımın geçerli olmadığı bir pilot var, Alain Prost. İlginç bir şekilde onun dört şampiyonluğunun üçü 2 numara ile kazanıldı. 1993’te Williams’ın aslında bir numaralı pilotuydu, ancak muhtemelen kendisine şans getirdiği için bunu seçti ve başardı. Prost için 2 numara arkadan gelen değil, sıradaki kazanacak olan anlamına geliyor.

2007 ve 2008’de de bunun olması çok yaklaşmıştı, Felipe Massa ve Lewis Hamilton bunu başarabilecek isimlerdi. Yeni numara sistemi geldiğinden bu yana kimse 2 numarayı istemedi, ancak Prost’un oğlu Nicolas bir şekilde F1’e gelirse bunu tercih edebilir.

 

3
1973 şampiyonasını ikinci bitiren Tyrrell takımı 1974 için 3 ve 4 numaraları kullanmaya hak kazandı. Kariyerleri boyunca dünya şampiyonu bir pilot çıkaramayan veya transfer edemeyen takım kuralların tekrar değişimine kadar bu numaraları kullanmaya devam etti. 1974-76 arası Jody Scheckter, 1984-86 arası Martin Brundle, 1987-89 arası Jonathan Palmer ve 1993-95 arası Ukyo Katayama takımda bu numaraları kullandılar. Michele Alboreto takımın 1983’teki son zaferini kazanırken bu numarayı taşıyordu.

3-tyrrell1996’dan sonra bu numara üreticiler şampiyonasında ikinci olanlar tarafından kullanılmaya başlandı, bunun olmadığı tek zaman dünya şampiyonu bir pilota sahip olmalarıydı. Jacques Villeneuve ve Michael Schumacher 1997 ve 1999’daki şampiyonluklarını bu numara ile kazandılar. 2014 sisteminde bu numara Daniel Ricciardo tarafından seçildi ve bu seçiminin karting zamanından kaldığını söylemişti.

 

4
Tyrrell’in diğer numarası ise 1974-1978 arasında beş yıl boyunca takımda süren Patrick Depailler’e aitti. Daha sonra Jean Alesi bir buçuk sezon takımda kaldı. Bu rakam 1990’lar ve 2000’lerde birçok sürücü arasında dolaştı durdu ve yeni kurallarla birlikte 2014’te Max Chilton tarafından tercih edildi ve adını M4X şeklinde yazabilmesini sağladı. Bu rakam bir zafer kazanmayan en düşük numara.

 

5
İlk başlarda ikonik görünmese de 5 numarayı F1’deki en iyi numara seçmek için geçerli bir durum var. Şampiyonluklar en çok bu numara ile kazanıldı. Emerson Fittipaldi 1974, Mario Andretti 1978, Nelson Piquet 1981 ve 1983, Nigel Mansell 1992, Michael Schumacher 1994, Damon Hill 1996, Fernando Alonso  2005 ve Sebastian Vettel 2010 şampiyonluklarını bu numara ile kazandı. Yani bu numara bir başarı göstergesi.

5-mansellBu sürücülerden sadece bir tanesi (Piquet) bunu iki kez başardı, bu yüzden Vettel kalıcı numarası olarak bunu seçtiği için pişman olabilir. Şampiyonluklardan farklı olarak bu numara Nigel Mansell ve Williams yıllarında (1985-1988 ve 1991-1992) kullandığı kırmızı beş numarayı hatırlatır.

 

6
Nico Rosberg 6 numarayı seçtiğinde bu bizi çok az şaşırtmıştı, çünkü babası Keke 1982’de şampiyonluğu bu numara ile kazanmıştı. Onun dışında bu numara genelde başarılı takımlardaki iki numaralı pilotlar tarafından kullanılmıştı. Riccardo Patrese 1988’den 1992’ye kadar Williams’ta bu numarayı kullanmıştı ve 1993’te Benetton’la da bu numaraya denk gelmişti. Patrese 1983’te Brabham’dayken de bu numarayı kullanmıştı.

Bu ikili ile birlikte Nelson Piquet iki sezon boyunca bunu kullandı ve 1987’de bu numara ile şampiyon oldu. Ve oğlu Nelson Jr. 2008’de Renault’suyla Nico Rosberg’i babasının numarasıyla yenmişti.

 

7
Şaşırtıcı şekilde şampiyon olamamış bir numara da bu, genelde Brabham’larda görülüyordu ancak 1979 ve 1984 arasında McLaren tarafından kullanıldı. Bunlardan ilk beşini 1977’de Brabham’da da bunu kullanan John Watson kullandı. Bu numara 1990’da kendi takımında yarışan David Brabham tarafından da kullanıldı.

1990’ların çoğunda bu numara McLaren’da görüldü, aynı zamanda Damon Hill Jordan’daki son sezonundaki kötü zamanlarında da bunu kullandı.

2014’te ise yeni seçimlerde Kimi Raikkonen bu numarayı tercih etti, bunun sebebi olarak da geçtiğimiz yıl Lotus ile bunu kullandığını ve değiştirmesine gerek olmadığı yönünde klişe cevaplarından birini verdi.

 

8
Hill’den bahsetmeye devam edelim, 8 numara 1992’de F1’e giriş yaptığı Brabham’daki numarasıydı. İki numaralı pilot numarası gibi görünse de sekizin iki şampiyonluğu var, ikisi de McLaren ile: Niki Lauda’nın 1984’teki ve Mika Hakkinen’in 1998’deki şampiyonlukları bu numara ile kazanıldı.

Şu an bu numarayı Romain Grosjean kullanıyor. Grosjean takım arkadaşı Raikkonen gibi 2013’teki numarasını devam ettirdi, ancak bu numaranın kendisi ve ailesi için özel bir önemi olduğunu söyledi.

 

9/10
Futbol’da önemli numaralar olabilirler, ancak F1’de çok az ilgi gördüler. F1’in ilk yıllarında orta ve son sıra takımları arasında kullanıldılar. March, ATS, RAM ve Zakspeed takımları 1970’ler ve 1980’lerde bu numaraları kullandı. Daha sonra 1990’da Arrows tarafından devralındılar.

9-10-mclaren1996’dan sonra ise bu numaralar büyük beşlinin geriye düşenlerini işaret etti. McLaren ve Jordan takımları bu numaralarla 1997 ve 1998’de yarışlar kazandılar, ancak daha büyük başarılar gelmedi.

2014’te bu numaraları Caterham pilotları Marcus Ericsson ve Kamui Kobayashi seçtiler. İki sürücü de bu seçimleri için sebep belirtmezken belki de takım kendilerinden bunu istemiştir.

 

11
1970’lerde Ferrari ve McLaren şampiyon olurlarken 11 numara da onların arasında el değiştirdi. James Hunt 1976’da McLaren ile bu numara ile kazanırken Niki Lauda ise 1977’de bu numara ile şampiyon oldu. Jody Scheckter de bu numara ile 1979’da şampiyon oldu.

1980’lerin çoğunda Lotus ve 1986’daki trajik ölümüne kadar Elio de Angelis bu numarayı kullandı. Nelson Piquet 1987’de kazanınca bu numara bir yıllığına McLaren’a geçti ve sonra tekrar Lotus’a geri döndü.

Lotus’un 1994’te batmasından sonra 1995 için Simtek tarafından kullanıldılar, ancak bu onlar için daha büyük şanssızlık getirdi ve daha sezon bitmeden battılar. 2014’te bu numarayı Sergio Perez seçti ve sebep olarak kartingde bu numara ile yarışmasını gösterdi.

 

12
12 numaranın kaderi şaşırtıcı olmayan şekilde 11 ile aynıydı. 1974’te Lauda hala Ferrari’nin iki numaralı pilotuydu ve 12 numara ile ilk şampiyonluğunu kazandı. 1980’lerde Lotus’ta bu numarayı iki önemli isim kullandı, 1981-1984 arasında Nigel Mansell ve 1985-1987 arasında Ayrton Senna. Lotus’ta ilk zaferini bu numara ile kazanan Senna tesadüf eseri 1988’de McLaren’da bu numarayı kullandı ve ilk şampiyonluğunu da böyle kazandı.

12-sennaGilles Villeneuve Ferrari ile 12 numarayı kullanarak neredeyse iki katı daha fazla sürdü, ancak bu onun ünlü 27 numarası kadar bilinir olamadı…

 

13
F1 pilotları da batıl inançlara inanırlar ve bu yüzden 13 numara yıllarca kimse tarafından kullanılmadı. 1986 İngiltere GP’sinde bu numarayı taşıyan Divina Galica sıralamalara bile katılamamıştı.

2014’teki yeni kurallarla birlikte bu numara Pastor Maldonado’nun tercihi oldu. Maldonado açıklama olarak şunları söyledi: “Venezuela’da bu şanssız bir numara değildir.”

 

14
Fernando Alonso’nun kartingde şanslı olduğu numara olan 14 çok şanslı bir numara değildi. BRM ile kullanılmaya başlanan numara kendi adını taşıyan takımda Emerson Fittipaldi tarafından kullanıldı ve daha sonra 1980’lerde arkalardaki Ensign, ATS, Zakspeed ve AGS takımları tarafından kullanıldılar. 1985’te üçüncü aracı piste çıkaran Renault bu numarayı kullanmıştı.

Daha önce tek araçla katılan takımlar tarafından kullanılan bu rakam 1992’den sonra 15 numara ile birlikte takımlarda kullanılmaya başlandı Leyton House battıktan sonra numarayı devralan Fondmetal sadece bir yıl yaşayabildi. Sonra bu numara Jordan tarafından kullanılmaya başlandı. 1996 sonrasında ise genel olarak Red Bull’un istikrarlı yedinciliklerinden dolayı kendileriyle özdeşleşmiş durumda.

 

15
Henüz bir pilot tarafından kalıcı numara olarak seçilmeyen 15 1980’lerde Renault ile özdeşleşmiş durumda. Önce Jean-Pierre Jabouille, sonra da Alain Prost ve en son da Patrick Tambay sarı araçlarında bu numarayı taşıdı.

Fazla yaşamayan Haas takımı tarafından kısa bir süre kullanıldıktan sonra March/Leyton House’da Mauricio Gugelmin tarafından dört sezon boyunca taşındı.

15-prostTarihin ilginç bir cilvesi olacak ki Prost’un kendi takımı şampiyonadaki pozisyonları gereği bu numarayı birkaç yıl kullandı.

 

16
Renault ile özdeşleşen iki numaranın belki de en önemlisi 1979’dan 1982’ye kadar Rene Arnoux’un kullandığı bu numaradır. Daha önce bahtsız Tom Pryce tarafından Shadow’da kullanılmış ve sonrasında beş yıl boyunca March/Leyton House’da Ivan Capelli tarafından kullanılmıştı.

1995’te bu numara ile birlikte 17’yi de kullanan Pacific takımı da fazla yaşamadı ve sezonun sonunu göremedi.

 

17
1980’lerde genellikle Arrows tarafından kullanılan bu numara ilk seçimleri 7, 27 ve 77 numaraları olmayınca Jules Bianchi’nin kişisel seçimi oldu. Kendisinin trajik ölümünün ardından bu numara spordan emekli edildi.

17-forzajules

18
Pek iç açıcı bir numara olmayan bu numara Surtees, Shadow, March, Arrows, Osella ve AGS tarafından kullanıldı. 2013’ten bu yana gridde görünmeyen bu numarayı en son Jean-Eric Vergne Toro Rosso’sunda kullanmıştı.

 

19
İlk başta çok dikkat çekmeyen bu numaranın aslında biraz önemi var, çünkü Ayrton Senna 1984’de F1’e Toleman’la bu numarayı kullanarak girmişti. Takım Benetton olunca numara da onlarla kaldı ve 1991’de takıma katılan Michael Schumacher devraldı ve 1992’de ilk galibiyetini bu numara ile kazandı.

Bruno Senna 2012’de Williams’ında bu numarayı kullanırken 2014 sonrasında Felipe Massa bunu kendisine kalıcı numara olarak seçti. Brezilyalı pilot Senna’dan esinlendiği konusunda herhangi bir şey söylemedi ancak bu numarayı karting yıllarında kullandığını belirtti.

 

20
Bunu nispeten seçkin pilotlar kullandı, ancak hiçbiri uzun süre elinde tutmadı. Emerson Fittipaldi 1980’de kendi takımında kullandı, Jody Scheckter Wolf’te kullandı. Keke Rosberg, Nelson Piquet, Boutsen, Berger ve Brundle da bu numaradan geçti.

2000’lerde Minardi bu numaranın sahibiydi ve 2014’te McLaren’dan Kevin Magnussen kalıcı numarası olarak bunu seçti.

 

21
Bu da Brezilyalı ve İtalyanların favori numarası gibi görünüyor. Osella, Dallara, Scuderia Italia takımları 80’lerde bunu kullandı. Chico Serra, Mauro Baldi, Piercarlo Ghinzani, Alex Caffi, Nicola Larini, Emanuele Pirro, Michele Alboreto, Pedro Diniz, Jarno Trulli, Tarso Marques, Enrique Bernoldi, Cristiano da Matta, Giancarlo Fisichella ve Bruno Senna bu numaraya aşina isimler.

Meksikalı Esteban Gutierrez bu numarayı kalıcı olarak seçti. Fernando Alonso’nun 2001’de F1’e Minardi ile bu numarayı kullanarak girdiğini de unutmayalım.

 

22
McLaren 2007 şampiyonasından ihraç edilince 11 takımlık gridin sonuna düştüler ve Lewis Hamilton 2008 şampiyonluğunu 22 numara ile kazandı. 2009’da Brawn GP takımı Honda’nın yerini almak yerine yeni bir takım olarak görüldü ve bu yüzden Jenson Button şampiyonluğunu 19 yerine 22 numara ile kazandı.

22-buttonElbette Button’ın 2014’te bu numarayı seçmesi şaşırtıcı olmadı.

 

23
Alfa Romeo’dan devralan Minardi bu numarayı 1986’dan 1995’e kadar taşıdı. Bu numara 22 ile birlikte şampiyona sıralama sisteminde uzun süre boyunca en büyük araç numarası unvanına sahip oldu ve en son 2010’dan sonra yeterli takım olunca daha fazlası da mümkün oldu.

 

24
Eski sistemde Minardi tarafından kullanılan diğer bir numara da buydu. Ancak daha çok James Hunt’ın Hesketh ile spora girdiği 1974 yılından hatırlanabilir.

 

25
1996 sonrası sistemde kullanılan en büyük numara olan 25 2014’te Jean-Eric Vergne tarafından seçildi. Numara dana önce Lola’da Rosset, Toyota’da McNish, ve Marussia’da Di Grassi, D’Ambrosio ve Pic tarafından kullanılmıştı.

Daha önceleri ise 1979 ve 1995 arasında Ligier tarafından kullanılmıştı, ancak genellikle Rene Arnoux ve Martin Brundle ile anılır.

 

26
Ligier’in biri dışındaki tüm sezonlarında kullandığı bu bahtsız numara 1976’da Jacques Laffite tarafından kullanılmaya başlanmıştı ve 1986’da kadar bu devam etti. Ligier yeni kurallarla birlikte 9 ve 10 numarayı kullanmak zorunda kalmıştı.

2014’te bu numarayı seçen isim Daniil Kvyat oldu.

 

27
Formula 1’deki en ikonik numaraya geldik. Scuderia Ferrari tarafından kullanılmasıyla en başarılı olanlardan birisi elbette. 1974’te Embassy-Hill takımında Guy Edwards kullanırken 1977’de yeni Williams takımı numarayı devraldı. Dört yıl boyunca Williams’ta kalan numara Alan Jones’un şampiyon olmasıyla şampiyon olan en büyük numara unvanına sahip oldu.

1981’de Williams 1 ve 2 numarayı kullanınca 27/28 Ferrari’ye kaldı. Gilles Villeneuve bu numara ile harika olduğu kadar trajik zamanlar geçirdi.

27-villeneuve1980’ler ve 1990’larda şampiyon olamayan Ferrari’de Patrick Tambay, Michele Alboreto ve Nigel Mansell bu numarayı taşıdılar. 1990’da Scuderia’ya geçen Alain Prost şampiyon olduğu için 1 numarayı getirdi ve 27 kısa süreliğine McLaren’a gitti. Ayrton Senna da bu şekilde bu numaraya biraz daha ölümsüzlük kazandırdı.

1990’da Senna şampiyon olduğunda 27 ile şampiyon olan ikinci ve şimdilik son isim oldu. Numara sonra tekrar Ferrari’ye döndü ve Alesi, Prost ve Nicola Larini’nin ellerinde devam etti.

Nico Hülkenberg bu numarayı kendisine kalıcı numara olarak seçti. Kim bilir, belki de Ferrari’ye geçer de numara da tekrar asıl sahibine kavuşur…

 

28
Yukarıdaki kadar ikonik olmasa da Ferrari ile birlikte uzun sezonlar geçirmiş olması önemli. 1995’ten sonra grid dışı kalan bu numara Will Stevens’ın kalıcı seçimi oldu. Stevens aslında Caterham’da geçirdiği tek yarışında 46 numarayı kullanmıştı, ancak yedek pilot olduğu için değiştirebildi.

 

29/30
Bu ikili beş sezon boyunca Arrows tarafından kullanıldı. Daha önceleri de çok dikkat çekmeden Larrousse tarafından kullanılmıştı.

Yeni kurallarla birlikte ikisi de şu an sporda yok.

 

31
1994’te Simtek’ten David Brabham’ın eline geçmeden önce Ensign, Martini, Rebaque, Osella, ATS, AGS ve Coloni takımları arasında dolaşan bu numara da uzun süredir ortalarda yok.

 

32
Osella ve Coloni tarafından kullanılan bu numara 1976’da RAM ve 1978’de Theodore tarafından kullanıldı. En önemli macerası ise Michael Schumacher’in 1991’de Jordan ile spora girdiğinde bu numarayı kullanmasıydı.

Ne raslantı ki Roland Ratzenberger’in Simtek’inde de bu numara vardı. Bianchi’nin 17’si gibi resmi olarak spordan emekli edilmese de artık kullanılmıyor.

33
Eski kural sisteminde yeni gelen takımlar için kullanıldı. Jordan 1991 ve 1992’de 32 ile birlikte kullanırken Pacific takımı 1994’te 34 ile birlikte kullandı. 1974’te üçüncü McLaren aracını kullananların numarası olan 33 şu an Max Verstappen’in ellerinde.

 

34
1983’te Theodore’dan Johnny Cecotto tarafından kullanılana dek bilinmeyen bu numara daha sonra Zakspeed, Eurobrun, Lamborghini Modena ve Andrea Moda tarafından kullanıldı. En son ise 1994’te Bertrand Gachot’un Pacific’inde görüldü.

 

35/36
Arrows ve Toleman F1’e bu numaralar ile girdiler ve 1990’da en son kullanan isim ise Onyx oldu. 35 numara 1992’de Andrea Moda tarafından kullanıldı ve bu son görülüşü oldu.

 

37/38/39/40/41
Sporda nadir olarak kullanılan bir grup numara görüyoruz. 37 1977/1978’de Arturo Merzario tarafından kullanılırken daha sonra 1989 Onyx’te Bertrand Gachot ve JJ Lehto tarafından devralındı. 38 ise Christian Danner’ın Rial’i tarafından 1989’da tek bir kez kullanıldı.

39 da o yıl Rial tarafından kullanılmıştı ve 1990’da oldukça kötü bir zaman geçirdi. 40 numara ise 1983’te Stefan Johansson’un Spirit’i tarafından altı yarışta kullanıldı ve 1990’da AGS 41 numara ile birlikte kullandı. 30 ve 40’lı numaralar ve üstü 1974 ve 1980 arasında belirli bağımsız yarışlardaki katılımcılara verildi.

 

42
Tam sezon yarışmayan en küçük numara olan 42 aslında 1974’te tek bir yarışta kullanıldı: Belçika GP’sinde Token’ıyla Tom Pryce…

42-pryceDaha sonra aynı yıl iki farklı araçta daha kullanıldı, David Purley’in Token’ı ve Ian Ashley’in The Chequered Flag’ı, ancak her ikisi de yarışlarında sıralamalara katılamadılar.

Alexander Rossi 2014 Rusya GP’sine bu numara ile katıldı, ancak Marussia Jules Bianchi’nin kazası sonrasında sadece tek bir araç yarıştırmaya karar verince piste yine çıkamadı.

 

43
Bu numara en çok 1980’de üçüncü Lotus aracında üç yarışlığına F1 kariyerine başlayan Nigel Mansell tarafından kullanılmasıyla bilinir. Bunun dışında 1974’te sadece dört yarışta Scuderia Finotto ve AAW takımlarında Gerard Larrousse ve Leo Kinnunen tarafından kullanılmıştı.

 

44
Kullanıldığı yarışlardaki şampiyonluk oranına geldiğimizde 44 en başarılı numara olarak görünüyor. Şimdiye kadar asla bir yarışa çıkamamış olan bu numara Lewis Hamilton’ın kendisine kalıcı numara olarak seçmesiyle ünlü oldu. Karting zamanlarında kullandığı numarayı seçen Hamilton bu numarayı kullandığı iki sezonunda da şampiyon oldu ve numaraya yüzde yüz bir başarı oranı kazandırdı.

44-hamiltonHamilton’ın bu kararı zamanla daha önemli olabilir, ileride kokpitin altında büyük kırmızı rakamlarla 44 yazısını görmek modern F1’in ikonik bir parçası haline gelebilir.

 

45/46
Kalıcı numara çağının bu iki numarası sadece birer kez aynı takımda kullanıldı. Caterham pilotları Andre Lotterer ve Will Stevens 2014’te katıldıkları tek yarışlarda (Belçika ve Abu Dhabi) bu iki numarayı kullandılar.

Stevens ve Vettel 2014 sonrası dönemde iki numara birden kullanan iki isim oldular. 15 numara 1977 İngiltere GP’sinde Brian McGuire’nin başarısız girişiminde de aracın üzerindeydi.

 

47
1974’teki sabit numara kuralından sonra bu numara hiç ortalarda görünmedi. Görünüşe göre kullanılmamış en küçük numara ile karşı karşıyayız.

 

50/51/52/54
1980 sezonunun ikinci yarısında spora katılan RAM takımı Rupert Keegan’ın aracında 50 numarayı kullandı ve bu numara 2014 öncesinde kullanılan en büyük rakamdı. Takım o yıl 51 numara ile iki farklı yarışçıyı (Kevin Cogan ve Geoff Lees) piste çıkarmak istedi ancak ikisi de sıralamalara bile katılamadı.

50-keegan53 dışındaki bu ellili rakamlar aynı sebepten dolayı 1976 ve 1977’de Japonya GP’sinde tek yarışlık ara performanslarda kullanıldı.

 

53
Alexander Rossi’nin 2015’te Marussia’da kullanmasından önce daha önce hiçbir yarışa çıkmamış bu numara meşhur Herby (VW Beetle) sayesinde Amerikalı seçimi oldu.

 

55
1974 sezonunda iki Kuzey Amerika yarışında Mario Andretti tarafından kullanılan bu numara 1978’in son iki yarışında Jean-Pierre Jarier’in Lotus’unda kullanıldı.

2015’te spora dönene kadar uzun bir ara veren bu numarayı şu an Carlos Sainz Jr. kullanıyor.

 

60
1980 Amerika GP’sinde neredeyse Nigel Mansell tarafından kullanılacakken Mario Andretti’ye bırakmak zorunda kaldı ve o günden bu yana kullanılmış değil.

 

66
1974’ün son iki yarışına katılan bir diğer numara olan 66’yı Penske’den Mark Donohue tarafından kullanılırken 1978’in son yarışı Kanada’da Nelson Piquet’nin Brabham’ında kullanıldı.

66-piquet

77
Bu numarayı görünce aklınıza Valtteri Bottas aklınıza gelebilir ve bu numarayı ilk kendisinin kullandığını düşünebilirsiniz. Ancak yanılırsınız. 1976’da Rolf Stommelen RAM adına Almanya GP’sine çıkacaktı, ancak polis takımın araçlarına el koyunca katılamadı. Bunun yerine üçüncü bir Brabham aracında bu numarayı kullanmasına izin verildi.

 

98
2015’te Roberto Merhi’nin Marussia’da kullanmak için seçilen bu numara o zaman seçilebilecek en büyük numaraydı.

 

99
Adrian Sutil 2014’te yeni kurallarla birlikte seçilebilecek en büyük numarayı seçmişti.

99-sutilAncak düşündüğünüzün aksine Formula 1’de kullanılan en büyük numara bu değil…

 

208
Formula 1’de kullanılan en büyük numara bu, ancak ne yazık ki yarışa katılamadı. Leila Lombardi 1974 İngiltere GP’sine Brabham’ıyla Allied Polymer Group adıyla katıldı. Bu hanımefendi sponsorlarından birisi olan Radio Luxemburg orta dalga radyo frekansı olarak bu numarayı kullanıyordu.

208-lombardi

Kategoriler
Formula1 Manşet Özel İçerik

Adminlere Sorduk Bölüm 2: 2016’nın Ayak Sesleri

Tekrar merhabalar. Formula 1’in kış tatilinde rahatlayan adminleri taze biten 2015 sezonu ile ilgili sorularla biraz rahatsız etmiştik ve içlerini dökmelerini sağlamıştık. İlk bölümü kaçırdıysanız buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

Şimdi ise geleceğe gidiyoruz ve TRF1.net adminlerinin 2016 sezonu hakkındaki tahminlerini ve fikirlerini alıyoruz.

İlk bölüm biraz uzun oldu, sadece 21 soru vardı ancak adminlerimize teşekkür etmeliyim ki uzun uzun cevaplar verdiler ve ilginç konulara değindiler. Bu kez soruları biraz azalttım, zaten bilinmeyene doğru bir yolculuk yapıyoruz, neyi soracağız ki…

 

Red Bull baskınlığından sonra son iki yıldır da Mercedes üstünlüğü izliyoruz. Formula 1’de belirli dönemlerde hep aynı takımların baskın bir şekilde önde olmasına alışmamız mı gerekiyor? Birileri hep açık farkla önde mi olacak?

Kemal: Aslında bu biraz da FIA’ya bağlı. Geçmişte özellikle son 20-25 yıllık dönemde bu ‘üst üste şampiyonluklar’ giderek arttı. Şampiyon olan takım en az iki üç yıl üst üste şampiyon oluyor. FIA belirli kurallar getiriyor ve bu kurallar bazı takımlara daha fazla uyuyor. Belki de o takımlara uysun diye getiriliyor. Motorlar geri planda olursa aniden bir Red Bull patlaması görebiliriz. Adrian Newey önderliğinde aerodinamik açıdan çok iyiler. Mercedes de turbo motorlarda çok iyi. V6’lar olduğu sürece en azından 3-4 yıllık dönemde Mercedes yine yenilmez olacak. Bu 3-4 yılın ardından şampiyona kuralları değişecek ve getirilen yeni kurallar geçmişte olduğu gibi yine bir takıma daha fazla uyacak. Bu takım 3 yıl şampiyon olduktan sonra kurallar tekrar değişecek ve yeni kurallar başka takımı 3 yıl üst üste şampiyon yapacak. Bu böyle devam edecek. Yeni Formula 1’in geldiği nokta bu ne yazık ki.

Abdullah: Hep olmasa da büyük ölçüde bu durum böyle olacak gibi. Çok eskilere gitmemize gerek yok. Büyük çoğunluğumuzun F1 izlemeye başladığı 2000’li yıllardan beri düşünürsek bir dönemi Ferrari, bir dönemi Red Bull, bir dönemi de Mercedes domine etti. 2009’daki Brawn GP sürprizi dışında tek bir defa şampiyon olan takım yok. 2000 – 2004 arasını kapayan Ferrari 5 şampiyonluğun birisi haricinde rakipsizdi diyebiliriz. Aynısı 2010-2013 yılları arasında 4 şampiyonluk kazanan Red Bull için de geçerli. 4 şampiyonluğun 2’sinde rakipsizdi. Son 2 sene ise Mercedes’in dominasyonuyla geçti ve hafızamız bu konuda gayet canlı. Herkesin bir dönemi var gibi. O dönemde payını alan yerini usulca bir başkasına devrediyor. % 100 böyle olacağını söyleyemeyiz tabi ki ancak şöyle bir şey var ki bazı kurallar bazı takımlara bazı dönemlerde daha uygun oluyor. Kimin şansına gelirse artık 🙂

Soner: Formula 1’in yerinde kalmaya devam etmesi için “dönemin ihtiyaçlarına” göre önlemler alınıyor.

Biraz geriye dönük yanıtlamaya çalışayım. Bilindiği gibi Ferrari Formula 1’in başlangıcından beri pistlerde ve onlara birçokları tarafından Formula 1 ile eş değer veriliyor. Benim düşünceme göre (en azından benim izlediğim Formula 1 döneminde) 21 yıl boyunca ilk sıra için mücadele edememiş böylesi büyük bir takım, takip edilemeyen teknik sistemler ve mühendislik aldatmacalarıyla başedemeyen Formula 1 dünyasının selameti açısından geri döndürülmeliydi.

Bize anlatılan hep bu çalışmaların 1996 yılında Michael Schumacher’in transferi ile başladığıdır. Formula 1’in gördüğü en yetekli mühendislerden biri, müthiş bir teknik adam ve o zamana kadar 2 kez dünya şampiyonu olmuş, yetenekliliğin sınırlarını yeniden belirleyen bir pilotun eşsiz geri bildirimleriyle… vs. hepiniz biliyorsunuz işte.

Bence sadece bu kadar değil. Mutlaka yardım aldıklarına inanıyorum. Sonuç olarak 2000 yılında başlayan bir dominasyon dönemi yaşandı. Formula 1’in en çok konuşulduğu dönem yaşandı. O günlerdeki en büyük tasası akşam ne yemek yapacağını düşünmek olan annem bile Schumacher ve Formula 1 isimlerine aşina oldu.

Plan tuttu. Formula 1’in tüm dünyadaki popülaritesi eski gösterişli haline döndü.

Sonraları sezon sonlarında hep aynı senaryonun tekrarlanmasından sıkılan izleyicilerin çokluğu nedeniyle bu plan tekrar işletilmeye çalışıldı. Ancak elbette planın işleyebilmesi için önce belirli bir “nadas” dönemine, sonrasında ise işe yarayacak bir “aday”a ihtiyaç vardı.

Genç Fernando Alonso’nu şampiyonlukları, ardından GP2’den bir canavar trasfer; Formula 1’in ilk “siyahi” pilotu çaylak sezonunda şampiyonluğu parmaklarının ucundan kaçırdı ama sonraki sezon büyük kupayı kaldırdı.

2009 kural değişiklikleri sayesinde “uygun aday” bulma çalışmaları hız kazandı. Tüm bu “nadas” sırasında birkaç yetenekli pilot yetişti. Dahası, defalarca kez başarısız olup  el değiştirmiş bir takım, sonunda ekonomik olarak son derece güçlü bir firma tarafından satın alındı. Hem de daha önce sponsorluk bağlantıları haricinde Formula 1’de varlık göstermemiş, ancak imajı Formula 1’e son derece uygun olan bir firma.

Sonuç olarak nadas dönemi sonraki sezonların yüksek verimliliğini sağlamış ve uygun aday bulunmuştu. Yetenekli pilotlar vardı. Ortam, planı tekrar yürütmek için son derece uygundu.

Gördük ki plan 2. seferinde de işe yaradı. RedBull ve Sebastian Vettel’in hatırı sayılır bir hayran kitlesi oluştu. Kendilerine verilen zamanın dolduğuna kanaat getirildikten sonra ise bu rol Mercedes takımına verilmiş olmalı.

Mercedes GP’nin Formula 1’e girişi de oldukça sükseliydi. Yeterince beklediler ve sıraları gelince öne çıktılar. Formula 1 içerisindeki yükseliş şemaları Ferrari ve RedBull’dan çok da farklı değil bence.

Elbette tüm bu varsayımlarımdan, takım mühendislerinin, tasarımcılarının ya da pilotların yeteneklerini sorguladığım sonucuna varılmasın. Ama gösterildikleri kadar da olduklarına inanmıyorum.

Sorduğun soruyu hâlâ hatırlıyor musun?

Yanıtı şöyle; Formula 1’in nasıl ilerlemesi gerektiğine karar veren otorite, bu planın işlemediğine karar verip yeni bir plan yapana kadar, evet belirli dönemlerde belirli takımların\pilotların önde olmasına alışın.

Erdim: Red Bull’da o zaman ki kural değişikliklerini iyi yorumlamıştı Mercedes’te şuan bulunan kural değişikliklerinden faydalanıyor. Bir gerçek var Mercedes senelerdir turbo teknolojisine farklı alanlarda da olsa sürekli para harcıyor ve tecrübe ediniyor. Formula 1’de sadece hızlı motora sahip olmak yetmiyor bu yüzden motorun yanında güçlü bir şasi üretmeyi başardılar.

Didem: Ses yok rekabet yok o yüzden bu baskın dönemlere alıştıgımı söyleyemem. Birileri hep açık farkla önde olacak mı ? Kesinlikle. FIA’nın başındaki yaşlı kafalar oldukça olma ihtimali çok çok yüksek.

Ozan: Baskın olan takımı tutanlar için iyi, geri kalan için kötü. Tabi baskın olan takımı tutanlar da bir süre sonra bundan sıkılacak. F1’in geleceği için baskın takım iyi değil. NASCAR gibi yarışlarda 30 kez lider değişmesin ama liderde uzayıp gitmesin. Çok mu şey istiyoruz? 🙂

Hasan: Sporun teknik kurallarının gitgide kısıtlanması ile birlikte farklar genellikle dışarıdan görülemeyen küçük yenilikler veya görülse bile uygulanması büyük değişiklik gerektiren tasarım konseptler tarafından yaratılıyor. Araçlar şasi olarak geçmişe nazaran çok daha karmaşıklar ve gerideki takımların öndekini yakalayabilmesi için dışarıdan görüp kopyalayabilecekleri şeyler yok.

İki sezondur işin içine motorlar da dâhil oldu. İlk geldiği günden bu yana devam eden gelişim kısıtlaması ilk darbeyi vururken dışarıdan görülemeyen yazılım gelişimleri de fark yaratarak kopyalanmayı zorlaştırıyor. Şunu unutmayalım; Formula 1’de kopyalayabilmek geliştirmekten daha önemlidir.

mercedes-ferrari-2015

Ferrari geçtiğimiz sezon iyi bir atılımla açık şekilde Mercedes’ten sonra en hızlı takımdı. Bu gelişimi devam ettirebileceklerini düşünüyor musunuz? Mercedes’i yakalayabilecekler mi?

Kemal: Çok zor olduğunu düşünüyorum ancak imkansız değil. Mercedes hemen hemen her alanda en iyisini yapıyor. Ferrari de Mercedes’i yakalayabilmek adına farklı şeyler yapmaya çalışıyor. Kaynaklar aşağı yukarı aynı seviyede ancak Ferrari’nin F1’de en büyük olduğu da bir gerçek. Daha tecrübeliler, daha fazla fana sahipler ve adeta ‘kana susamış’ gibi şampiyonluğa hasretler. Ancak tüm bunları birleştirseniz bile yakın zamanda en azından 2016’da şampiyon olması çok zor. Ferrari farkı kapatabilir evet. Ancak o yıl 2016 değil. Kurallar geçen yıl ile hemen hemen aynı. Bu yüzden ben 2016’da Mercedes’in şampiyon olacağına inanıyorum. Çünkü ciddi bir avantaja sahipler. Ferrari gelişirken onlar da boş duymayacaklar. Çok büyük değişiklikler olmadığı sürece Mercedes’in en azından önümüzdeki bir veya iki yıl içinde yakalanacağını düşünmüyorum. Fakat bu yıl olduğu gibi galibiyet mümkün hatta galibiyetler mümkün.

Abdullah: Geçen sene o kadar gelişme kaydetmelerini beklemiyordum açıkçası. Geçen seneki sürpriz gelişimin ardından bu sene benzer bir atak olur mu? Geçen seneki kadar büyük olmayabilir ancak gelişim devam edecektir. F1 için “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz” atasözümüz çok uygun aslında. Turbo motorlar öncesinde Mercedes’in çok üstün olacağına dair çok şey söyleniyordu ve söylenenler fazlasıyla çıktı. Ferrari için de 2016’da çok daha güçlü olacağına dair bir sürü şey söyleniyor. Takımdan iddialı açıklamalar geliyor. Gelişeceklerini düşünüyorum. Mercedes muhtemelen yine şampiyon olacak ancak kesenin ağzını açan Ferrari durumu daha da zorlaştırabilir.

Soner: Bence 2 sezon daha yakalayamamaları gerekiyor. Mercedes eşeğini malum diğer takımlarla aynı kazığa bağlamıştır mutlaka. Ama elbette bir takımım nefesini enselerinde hissetmeleri sezonun heyecanını arttıracağından, evet Ferrari yakaladığı bu ivmeyi devam ettirecektir ya da kim bilir belki en geriden gelen başka bir takım olur!?

Erdim: Böyle bir ihtimal mümkün zaten Ferrari gibi köklü bir takım oturup beklemez Mercedes’i yakalamayı. Ama avantajlı olan Mercedes’i iyi bir şasi ile yakalayabilirler.

Didem: Gelişimi devam ettireceklerdir James Allison’un sihirli dokunuşlarıyla. Asıl soru Mercedes ne kadar gelişecek onu görmek lazım.

Ozan: Yeni kurallar gelene kadar Mercedes önde kalacaktır. Bu sezonki gibi Mercedes’in sıkıntı yaşadığı yarışlarda arkadan birileri yetişmezse Ferrari önde olur. 2015’ten çok farklı bir beklentim yok 2016’da…

Hasan: Ferrari motor olarak doğru yolu bulmuş gibi görünüyor. Bu sezon dayanıklılık sorunu yaşamamaları da aslında tasarımda fazla ihtiyatlı davranmış olduklarının göstergesi olabilir. Buna dayanarak önümüzdeki sezon aynı motorları bile daha güçlü şekilde ayarlayabilirler ki ekleyebilecekleri yeniliklerle daha fazlası da mümkün. Mercedes tarzı bir turbo yerleşimini uygulamaya çalıştıkları söyleniyor.

Şasi olarak neler yapabilecekleri daha büyük merak konusu. James Allison’ın elinden çıkan ilk araç olacak ve ön süspansiyon sisteminin değiştirileceği uzun süredir konuşuluyor. Mercedes de yerinde saymayacak elbette, hatta geçtiğimiz sezonki yakınlıktan sonra gelişime daha sıkı asılacaklarını düşünüyorum.

Sebastian-vettel

Ferrari’nin Mercedes’i yakalayabilmesi için gelişmesi gereken alanlar neler?

Kemal: Hemen hemen her alan diyebiliriz. Şasi Mercedes kadar iyi değil. Motor Mercedes kadar iyi değil. Aerodinamik açıdan yapılması gerekenler var. Kısacası Mercedes üstünlüğünü kırmak istiyorlarsa her alanda gelişmek zorundalar.

Abdullah: Aerodinami alanında Ferrari’nin geride olduğunu düşünüyorum. Garip gelebilir ancak F1’de güzel görünen araçlar söylendiği gibi çoğu zaman hızlı da oluyor. Ferrari’nin bu seneki aracı (Ferrarici arkadaşlar bana kızacak olsa da) pek hoş görüntüye sahip değildi. Saçma gelebilir bu söylediklerim tabi ki. Sonuç olarak herkesin sahip olduğu doğal insan gözlerimle aerodinamik ölçümler yaptığım yok. Ancak Ferrari’nin bu alanda Mercedes’in gerisinde olduğunu düşünüyorum. Motor gücü konusunda 2015’te büyük adım atıldı. Mercedes’i geçmese bile aradaki fark ciddi anlamda kapandı. Ama F1 dünyasının da dediği gibi her zaman gelişmek için oda (alan) vardır. Bir de bir takım şampiyon olmak istiyorsa aerodinami, mekanik  ve motor gibi araçla ilgili konular dışında tüm alanlarda da lider olmak zorunda. Takım yönetimi, yarış yönetimi ve stratejik hamleler şampiyonluğu kazandıran ve kaybettiren çok önemli alanlar.

Soner: Benim öğrenmeyi umursadığım alanların tamamen dışında kalan bir soru. Yanıtlamaya çalışmam doğru olmaz sanırım.

Erdim: Motor, güç ünitesi, düzlüklerde sürtünmeyi azaltıp maksimum sürati arttırma en önemlisi de lastik kullanımını iyileştirmek.

Didem: Her alanda.

Ozan: Şasi, motor, yönetim

Hasan: Mercedes’in motor yönünden açık şekilde önde olduğunu biliyoruz. Ferrari bu alanda gelişmeli. Ancak şasileri karşılaştırmamız pek mümkün değil. Ferrari bu alanda da gelişim kaydederse domine edecek kadar hızlanması bile mümkün.

Renault kısa bir aradan sonra fabrika takımı olarak spora geri dönüyor. Geç kalmış Lotus tasarımı, soru işaretleri dolu pilot kadrosu ve ellerindeki motor ile ilk sezonlarında ne kadar başarılı olabilirler? Motorda gelişim kaydedebileceklerini düşünüyor musunuz?

Kemal: Ben en büyük gelişimlerden birisini Renault’un kaydedeceğini düşünüyorum. Zayıf oldukları alanları biliyorlar. Mario Illien ile beraber artık doğru yönü bulabilirler. Ancak bu bir gecede olacak bir iş değil. Sıkıntılı bir ilk bölüm geçirecekleri kesin. Ancak sezonun ikinci yarısı itibariyle en kötü ihtimal son bölümde ön gruba daha yakın bir Renault göreceğiz. Motorun gelişimiyle beraber Renault takımı da hızlanacak. Pek çok eski Renault çalışanı takıma döndü. Pat Fry’ın Renault’ya geçtiği söyleniyor. Yeterli bütçeye de sahip olacaklar. Hızlanmamaları için hiçbir sebep yok.

Abdullah: Açıkçası mevcut pilot kadrosuyla hiçbir beklentim yok. İlk senenin, gelecek senelerin temelinin oluşturulması açısından önemli olacağını düşünüyorum. Geçen seneki motor geliştirme çalışmalarının fos çıkmasıyla birlikte bu senenin motor gelişimi açısından da iyi geçeceğini sanmıyorum. Ilmor ile yaptıkları anlaşma kapsamında belki geleceği kurtarabilirler ki gelecekte şampiyonluk sözü almasalardı F1’e fabrika takımı olarak da dönmezlerdi diye düşünüyorum.

Soner: Bu kadar güçlü bir geçmişi olan şampiyon bir takım elbette gelişecektir. Ellerinde olan Honda örneğinden sonra duruma daha temkinli yaklaşmaları muhtemel. İlk sezonlarında Honda’dan beklediğim gibi ilk 4 içinde mücadele etmelerini beklemiyorum ama şu anki pozisyonlarını ileriye taşımaları da şaşırtıcı bir durum olmaz.

Erdim: En azından geçen sene olduğu gibi kötü bir durumda olacaklarını zannetmiyorum. Pilot seçimine gelirsek Maldonado için bence o koltuğı hakeden başka isimler var. Başka bir pilotu o koltukta görmek isterim.

Didem: Her ne kadar Lotus mühendis kaybetmiş olsada hala ellerinde iyi iş yapan mühendis kadrosu vardır diye düşünüyorum.Pek kötü olacaklarını sanmıyorum orta sıra mücadelesi verirler gibi.

Ozan: Ellerindeki pilot kadrosu evlere şenlik. Çaylak Palmer ile kazalardan uzak duramayan Maldonado ikilisiyle üstlere oynaması zor. Maldonado, bazen günündeyse iyi işler yapıyordu ama Renault motoruyla 2013’e benzer bir duruma düşebilirler. 2015’te Lotus,  Mercedes motoruna rağmen çok yolda kalırken Renault ile takımı daha zor günler bekliyor.

Hasan: Renault geri dönüyor, ancak ilk sezonları için duyulan endişeler büyük oranda gerçek olacak. Motor konusunda gelişim yapıp yapamayacakları bir muamma, çünkü bilinen bir sorunları yok sanırım.

Şasi olarak ise gerçekten geride olacaklar. Gelişime herkesten sonra başladılar ve ellerinde artık James Allison gibi başarılı bir tasarımcı yok. Eğer önümüzdeki sezonlarda güçlü olmak istiyorlarsa Adrian Newey, James Allison veya James Key gibi kendisini kanıtlamış bir tasarımcıyı şimdiden takıma katmış olmaları gerekiyor.

Red Bull uzun süren motor arama telaşından (veya oyunundan) sonra dönüp dolaşıp yine Renault motoruna kaldı. TAG Heuer markasıyla bir kez daha bedavaya gelen motorda Renault fabrika takımına göre eş ünite ve yazılımlara sahip olabileceklerini düşünüyor musunuz? Renault kendi kullandığının aynısını verir mi?

Kemal: Verir diye düşünüyorum. Çünkü Red Bull’dan iyi veriler elde edebilirler. En azından 2016 için eşit motoru vereceklerdir. Bu sayede iki farklı takımdan iki farklı veri elde ederler. Sonuçta Red Bull’un başlarda Renault’dan daha hızlı olacağı neredeyse kesin gibi. Çünkü Red Bull şasi anlamında daha iyi bir iş yapıyor. Renault ise Mercedes için tasarlanmış bir Renault motorlu araç ile yarışacak. Hangisi daha sağlıklı bilgi verir? Tabi ki Red Bull. Gelişmek istiyorlarsa vermek zorundalar. Göreceğiz. Ancak ben eşit motor vereceklerini düşünüyorum.

Abdullah: Tüm yaşananların ardından açıkçası bunun hayal olacağını düşünüyorum. Renault, aerodinamik olarak kendisinden daha iyi olan bir takımın o kadar bütçe ayırıp geçmesine izin verir mi? Mevcut üreticilere bakarsak bu pek mümkün değil. Red Bull’un da Renault ile uzun bir geleceğe sahip olacağını düşünmüyorum. En kısa sürede bir üreticiyi ikna etmeye çalışacaklardır.

Soner: Biraz da Tag Heuer ile atılan imzalara bağlı bir durum bu ama ben aynı niteliklere sahip bir motor alabileceklerini sanmıyorum. Renault’da birileri mutlaka aynı motoru hak etmediklerini düşünüyor olmalı. Bakalım mühendisler bu anlaşmadaki gri alanları belirleyebilecekler mi?

Erdim: Esas şöyle bir düşüncem var Tag Heuer Renault’a göre güç ünitesi ve yazılımsal anlamda daha iyi bir motor üretirse Renault fabrikası ne yapar. Bununla ilgili herhangi bir şey söylemek için erken olduğunu düşünüyorum.

Didem: Gelişim için vereceklerdir mecburen.

Ozan: Vermese bile şasi olarak Red Bull daha iyi olacaktır. En azından 2015’teki gibi düzlüklerde rakiplerinden çok fark yemezler ve iyi bir şasi yaparlarsa Red Bull tekrar oyuna dönebilir.

Hasan: Red Bull’un Renault ile bir sezonluk daha anlaşmasının olduğu biliniyordu ve bu anlaşmayı yırttıklarını hiçbir zaman düşünmedim. Yeni motor arayışında bu kadar rahat olabilmelerinin tek sebebi buydu. Sağlam bir anlaşmaları vardı ve Renault şu an istemese de kendilerine motor vermek zorunda kalıyor. Aynı motoru alacakları konusunda güvenceleri olsa da bu sadece mekanik olarak karşılaştırılabilir olacaktır. Yazılım güncellemelerini asla kontrol edemeyeceklerine inanıyorum.

Ön taraflardan biraz uzaklaşalım, hatta epey bir uzaklaşıp en arkalara gidelim. Ne olacak bu Mclaren’in hali? Honda eksiklerini giderebilecek mi? Hem güç, hem de dayanıklılık olarak gerideler.

Kemal: Geçen söyleşimizde de belirtmiştim. Honda’nın temel problemi sıfır beden yaklaşımı. Bu yaklaşım nedeniyle parçalar çok küçük tasarlandı. Bu yaklaşımın temel aracı arka tarafın daha dar ve aerodinamik olması. Bu biraz riskli ancak takım sezon öncesinde zaten Mercedes’i yakalamak için risk alması gerektiğini söylemişti. Fakat onlar bu sıfır beden yaklaşımını olması gerekenden daha dar uyguladılar. Olması gerekenden daha fazla risk aldılar. Durum böyle olunca parçalardan tam verim alamadılar. Bunun yanı sıra dayanıklılık problemleri de oluştu. Çünkü ilk yıllarıydı. Tecrübeleri çok fazla yoktu. Mercedes yeni motorlar üzerinde çalışmaya 2012 yılında başladı. Honda’nın süresi ise daha kısaydı. Bu nedenle onların bir Mercedes olmasını bekleyemezdik. Ancak 2014’ün Ferrari’si mümkündü. Ama onlar Renault’u olmayı tercih ettiler. Ayrıca tasarım sürecindeyken ERS’ye çok fazla odaklanmadıklarını düşünüyorum. Zorlu geçen sezonun ardından tüm bunları nihayet Honda da anladı. Sezon içinde gelişemediler çünkü gelişim puanı kısıtlaması vardı. Ancak kış aylarında sorunlar daha kolay çözülür. Ben tüm bu sorunların üstesinden geleceklerini düşünüyorum. Sıfır beden yaklaşımı devam edecek ancak parçalar geçen yıla oranla büyüyecek.

Abdullah: Soruyu okumaya başlarken Manor’dan falan bahsediyorsun sandım, sonunda McLaren’i görünce ilginç oldu 🙂 Honda’nın geçen seneye göre daha iyi olmasını herkes bekliyor. Olmazlarsa zaten bu ortaklık daha fazla devam etmez. Bu sene geçen seneki kadar iddialı açıklamalar yapmıyorlar. 2 snlik bir gelişme beklediklerini söylediler ancak mevcut gelişim sınırları çerçevesinde bunu başarabileceklerini pek sanmıyorum. Ama umarım başarırlar. Performans olarak başarırlarsa bile bu sefer de dayanıklılıktan sıkıntı yaşarlar gibi görünüyor. Honda bazı şeyleri çözme konusunda geride kalıyor.

Soner: Bölüm 1 sorularında buna yanıt vermiş olabilirim.  Bence Honda’da bir sorun yok.

Her şeye en baştan başlamak için bir yaklaşım benimsediler ve bunu devam ettiriyorlar. Tabi bunu inatçı olma seviyesine kadar taşımak da anlamsız olurdu.

Şöyle bir hikayeyle anlatmaya çalışayım:

Bir üniversite öğrencisi kendisine verilen ödev gereği belirli bir iş kolunda alt pozisyonlarda çalışan insanlarla ropörtaj yapacaktır.

Her gün okula giderken arşınladığı yol üzerinde bulunan şantiye alanına giriş izni alır ve gördüğü farklı bölümlerdeki işçilerle konuşmaya, onlara sorular sormaya başlar.

Konuştuğu ilk işçiye burada gününün nasıl geçtiğini, hangi işleri üstlendiğini, ne kadar kazandığını  ve bundan memnun olup olmadığını sorar.

İşçi; Uyandığım her lanet günde bu kahrolası şantiyeye geliyorum her gün tonlarca ağırlığa ulaşan yüzlerce kaya parçasını taşımak zorundayım. Eve dayanılmaz ağrılar içinde dönüyorum ve sabahları yataktan kalkabilmek her gün daha da imkansız hale geliyor. Gün içinde domuz gibi terliyorum ve sürekli toz toprak içindeyim. Kokumdan ve görüntümden dolayı civardaki insanlar bırakın benimle konuşmayı bana yaklaşmayı bile sakıncalı buluyor. Bazen şantiyenin yüksek noktalarından birine bakıp olmayacak şeyler düşünüyorum. Şimdi git başımdan evlat!

…der. Öğrencimiz alandan uzaklaşır ve ilk deneyiminden dolayı biraz çekinerek de olsa ikinci işçiye aynı soruları yöneltir.

Bu işçi de; Hımm, Her gün buraya saatinde geliyorum ve bana verilen her işi layıkıyla yapmaya çalışıyorum. Bu işlerin bazıları çok ağır ancak kiramı ödeyebilmek, çocuklarımı okula gönderebilmek ve buzdolabını doldurabilmek için bunları yapmak zorundayım. Ne kadar mı kazanıyorum, bazı aylar bu söylediklerimi yapmak çok zor oluyor. Bazense daha kolay. Şanslı olduğum aylarda karıma küçük bir hediye alabiliyorum. Şimdi izin verirsen işime dönmem gerek.

Öğrencimiz bu kez yaşadığı kibar tecrübeden memnundur. Artık bu şantiyedeki tüm işçilerin sinirli olmadığını bilir. Üçüncü işçiye aynı soruları yöneltir ve şu yanıtı alır;

Hah, görmüyor musun evlat, bir katedral inşa ediyorum!

Diyeceğim o ki Honda’nın yaptığı işe hangi açıdan yaklaşıldığı önemli. Belirledikleri yolu izlemeye devam ederlerse eninde sonunda başarıya ulaşacaklar. Ancak elbette McLaren ve Alonso bu kadar sabretmek istemeyebilir değil mi?

Erdim: Bu aralar medyada pek fazla konuşulan bir şey olmadığını düşünürsek Honda çalışıyor gibi duruyor.

Didem: Bu konuda ne yorum yapmak istiyorum ne konuşmak istiyorum nede düşünmek istiyorum 🙂 Geçelim bu soruyu.

Ozan: Gideremezlerse hem Mclaren hem Honda’yı (başta Arai olmak üzere) zor günler bekleyecek. Seven, sevmeyen tüm F1 taraftarları için geçmişte başarılarıyla anılan bir takımı gerilerde görmek üzücü. En azından Williams gibi en iyi 3., zaman zaman 4. takım olmaları gerekiyor.

Hasan: McLaren şüphesiz gelişim kaydedecek. Bu sezon motor ve şasi hakkında çok şey öğrendiler ve kural kısıtlamalarından dolayı değiştiremedikleri parçaları bir yıldır geliştiriyorlar. Geçtiğimiz sezon bulundukları noktadan kurtulacaklarına inanıyorum.

Bu konudaki şüphelerim motor dayanıklılığı ve şasi performansı üzerine. Şasinin çok da kötü olmadığını ve üzerine koyabileceklerini biliyoruz. Ancak motorda elde edemedikleri şey dayanıklılık ve bana göre bu sezon uzun süre bununla vakit kaybedecekler.

Honda’nın rekabetçi bir güç ünitesi yapmayı başardığını düşünelim. Bu Mclaren’in önlerde yer alması için yeterli olacak mı? Yoksa bu kez de takımın şasisi mi zayıf halka olacak?

Kemal: Şasileri zayıf değildi. Ama bir Alex’te değildi. Yeterli kaynakları var. Yetenekli elemanları var. E kazanabilecek bir motoru da var diyorsunuz? Bence galibiyete oynarlar. Zayıf halka şasi değil motor. Motordaki sorunlar çözülürse podyum savaşı ve galibiyet mümkün. Çünkü aerodinamik anlamda kötü işler yapmıyorlar. Ayrıca Prodromou farkını 2016’da daha net göreceğiz. Red Bull’un şampiyonlukların da onunda büyük payı vardı. Sonuçta son yıllardaki en iyi aerodinamikçilerden birisi. Farkını ortaya koyacaktır.

Abdullah: Honda’nın kendisini kanıtladığını varsayarsak bu sefer aynısını McLaren’in de yapması gerekecek. Şu anda sürekli olarak McLaren’in şasi olarak en iyisi olmasa bile iyilerden olduğu söyleniyor ancak bunu kanıtlayan bir veri yok. O açıdan McLaren’in bunu kanıtlaması gerekiyor. Şahsi fikrim McLaren’in bu alanda da daha yapması gereken çok şey var. Birkaç senedir takım bu alandaki büyüsünü de kaybetti ve adım adım geriledi. Geçen seneki açıklamalarda McLaren Teknoloji Merkezi’nin ilgili departmanlarında güncellemeler yapıldığı söylenmişti. Peter Prodromou da gerçek manada takıma bu seneki araçta katkı sağlayacak. Açıkçası McLaren için yakın gelecekte çok parlak günler göremiyorum. Bundan sonraki kural değişiklikleri için VW’den gelen Capito umarım iyi bir ekip hazırlar ve McLaren’i tekrar önlerde görürüz.

Soner: Şasinin şu anda bile zayıf olduğunu düşünmüyorum. Sadece çirkin! McLaren motor gücünü etkin şekilde kullanabilmeyi başardığında mevcut pilotlarıyla birlikte podyumu tehdit etmeye ve oradan basamak çalmaya başlayacaktır.

Erdim: Şasi çok önemli bu anlamda ama geçen sene geliştik diyen bir McLaren vardı bu alanda. Eminim 2015 gibi bir sezonu gerilerde geçirerek boşa atmamışlardır. Kendilerine yarar bir şeyler bulmuşlardır.

Didem: Hiç bir fikrim yok hayal dahi edemiyorum Honda’nın iyi bir güç ünitesi yapacağına.

Ozan: Şasi olarak da ellerindekinden maksimumu çıkarması gerekecek. Son 3 yıldır ki performansa bakarsak Mclaren’in ileri doğru atılım yapması şart.

Hasan: Şasi hakkında çok farklı yorumlar okuduk. Sezon başından ortasına kadar şasinin bir mühendislik harikası olduğunu ve oldukça hızlı ve istikrarlı olduğu söylendi. Ancak sezon sonunda pilotların yaptığı açıklamalarda şasinin de mükemmel olmaktan uzak olduğu ve gelişmesi gerektiği yer aldı. Takımın şasisi motoru kadar bilinmeyene sahip.

arai-dennis-mclaren

Şimdi sıra kötü senaryoda… Honda’nın yine bekleneni veremediğini ve takımın sıralamalarda son seans için çırpındığını gördüğümüzü varsayalım. Takım nasıl bir tepki verir? Çıkışı nerede bulur?

Kemal: Böyle bir durum olacağına inanmıyorum ama varsayalım ki oldu. McLaren Honda ile yollarını ayıramaz. Çünkü mevcut seçeneklerin hiçbiri onlara uymuyor. Mercedes ile şampiyon olamazlar. Çünkü Damon Hill’in de dediği gibi Mercedes motoruyla birisi şampiyon olacaksa bu fabrika takımı olur. McLaren’in onlardan ayrılmasının sebebi bu. Ferrari de aynı şekilde. Renault’nun hali Honda’dan çok da iyi değil ki onların da artık bir fabrika takımı var. Dolayısıyla Honda motoru ile devam etmek zorundalar. Ayrılık olmaz. Ancak hem Honda hem de McLaren’de bazı ‘kafalar’ uçabilir. Ron Dennis’in koltuğu sallanabilir. Honda’nın üst yönetiminden bazı kişiler gönderilebilir. Yeniden yapılanma sürecine gidilebilir. Alonso McLaren’i bırakabilir. Button emekli olabilir. Böyle kötü bir yılın ardından çok büyük şeyler olabilir. Ama ben öyle olacağını düşünmüyorum.

Abdullah: Benzer sorular mı olmuş ne? 🙂 Yukarıdaki sorulardan birisinde değinmiştim. Şaside iyi olduğunu iddia eden McLaren, Honda ile birlikteliğini ciddi manada sorgulamaya başlayacaktır. Şu an bariz bir şekilde motor zayıf ve kendisini gösteriyor. Takım 3 ya da 4.lük için mücadele etse ve Honda kendisini oradan toparlamaya çalışsa bu idare edilebilir bir durum ancak 9.luk mücadelesi verirken hem FIA’dan hem de sponsorlardan çok büyük paralar kaybedilecek. Şu anda zaten durum pek parlak görünmüyor. Arkasında büyük bir otomobil şirketi de yok finansman sağlayacak… Bir an önce bu durumu tersine çevirmeleri lazım. Bunun için de öncelikle Honda’nın kabul edilebilir seviyede bir motor hazırlaması gerekiyor. Bu sefer de hazırlayamamış olurlarsa… Sonu ayrılıktan başka bir şey olmaz diye düşünüyorum. Ya da bir şekilde özel imtiyaz falan alırlar…

Soner: İkinci sezonu olacağı için çok kan dökülmez diye düşünüyorum. Ancak Arai görevini bir başkasına bırakabilir. Yaşanacak en büyük hadise bu olur diye düşünüyorum.

Erdim: Motor değiştirmekten başka çıkışları yok. Ama böyle bir ihtimalde yok. McLaren ile Honda’nın beraber o motoru geliştirmekten başka çaresi de yok.

Didem: Arai’yi topa tutup garajdan defederler herhalde 😀 Hatta tüm honda çalışanlarını. Çıkış yolunu da bir zahmet Ron amca düşünsün 🙂

Ozan: Sponsoru kalmayan bir araçla takım kapanabilir, en kötü senaryo bu olur. Sonuçta bu maddiyata dayalı bir spor ve hiçbir başarınız yoksa eldeki avuçtakini belli bir yere kadar harcayabilirsiniz. Honda motorunun Renault gibi umutsuz olduğunu düşünüyorum.

Hasan: Bu durumda McLaren büyük sıkıntıya düşer. Çünkü herhangi bir alternatifleri yok. Mercedes, Ferrari ve Renault’nun kendi fabrika takımları var ve onlardan motor tedarik etme konusunda şanssızlar. En kötü ihtimalle Mercedes’in bir yıl eski motoruna dönerler.

Ancak yine de sorunun çok büyümeme ihtimali de var. McLaren ve Honda’nın gelişim için bir sezonu daha çöpe atabilecek maddi kaynaklarının olduğunu düşünüyorum. Gerginlikler artacaktır, ancak Red Bull ve Renault’nun geçtiğimiz sezonki kavgalarıyla aynı düzeyde olur.

alonso

Yukarıdaki senaryoda merak edilecek bir konu da Fernando Alonso’nun nasıl davranacağı. Jenson Button’dan şüphemiz yok, adam zayıf Honda’larla arkalarda sürünmeye alışık ne de olsa. Ancak İspanyol pilot ‘GP2 engine!’ cümlesini bir kez daha kurmaz sanırım. Neler olur?

Kemal: Geçen yılın aynısı olsun Alonso 2017’de bu takımda olmaz. Alonso’nun bir daha böyle bir yıl geçirmeye tahammülü yok. Gerçekten şaka gibi çünkü. Gridin en iyisi olduğunuz ortada ancak kazanacak bir otomobiliniz yok. Hadi podyuma çıksın o da yok. 2014 Ferrari podyuma çıkacak bir otomobil değildi ancak Alonso neredeyse yarış kazanıyordu. Bu yıl son sırada sürünen araçla Macaristan’da az daha podyuma çıkacaktı. Ama artık yaş geçiyor. Kariyerinin sonu göründü. Maksimum 3 veya 4 yılı var önünde. Sonrasında emekli olmak zorunda kalacak muhtemelen. Ancak McLaren’den ayrılsa bile kime gidecek? İlk ve tek seçenek Renault gibi geliyor. Ancak bu biraz da Renault’un bu yıl göstereceği performansa bağlı. Renault McLaren’i geçerse Alonso seneye Renault seçeneğiyle ilgilenebilir. Zaten Carlos Ghosn bir Alonso fanatiği. Alonso da kariyerini Renault’da bırakmak isteyebilir. Ancak düşünsenize Alonso 2017’de Renault’ya geçiyor, McLaren Honda Vandoorne ile anlaşıyor. McLaren Vandoorne ile yarış kazanıyor Alonso ise Renault ile puan mücadelesi veriyor! Ben bile hayata küserim muhtemelen.

Abdullah: Aslında benzer bir durum olursa bu lafı Alonso’dan çok daha fazla duyarız. Hatta daha ileri seviyede şeyler duyabiliriz. Ve sene sonunda Alonso yol alarak Renault’ya doğru yolculuğu başlar…

Soner: Fernando yine bir risk alıp da Renault’a geçer mi derseniz, bence böyle bir risk alması fazla riskli. Ama çenesini tutamayacaktır. Bunda haklı da olabilir. Ondan farklı vecizeler duymamız da olası bence. 2016 sonrası kış testlerinde Renault kendini aşarsa aklı oraya kayacaktır elbet. Yeterli tüyo alırsa geçiş mümkün. Briatore’nin de hâlâ bağlantıları olduğuna eminim.

Erdim: Alonso hırslı bir isim. Hırslı olduğu kadar da hızlı bir isim. Ama hatırlayın Ferrari’de güçsüz geçirdiği sezonların ardından kendini ne kadar üstlere taşıdığını. Böyle bir sezon daha olursa pilotaj anlamında kendini geliştirir umarım.

Didem: Takımdan ayrılır ne olacak. Alonso gibi bir pilotun yeniden sonlarda mücadele edecek sabrı yoktur herhalde.

Ozan: Daha da ağır cümleler söyleyebilir Alonso. Orta sıra takımlarının düzlükte yanlarından geçip gitmelerini izlemek için değil muhtemelen kendine göre yarış galibiyetleri, şampiyonluk için geldiği Mclaren’den daha fazla beklentisi olduğu muhakkak. 2016’da bir başarı gelmezse Alonso – Mclaren ilişkisi büyük zarara uğrar. Tabi artık yaşı başını almış Alonso’nun da gidecek bir takımı olur mu, o da ayrı bir soru.

Hasan: Alonso’nun kontratında bir sezon kenarda oturma hakkı var gibi görünüyor. Bunu kullanabilir ve arkasından takımdan ayrıldığını açıklayabilir. Kendisini bekleyen bir Renault takımı var ve spordan anlamayan otomotiv patronları eski başarılarda katkısı olduğu için kendisini takımda görmek isteyeceklerdir. Renault için hatalı bir karar da olmayacağı aşikâr.

470352394

2016’da Williams, Force India ve Sauber’in ne durumda olacağı konusundaki tahminleriniz neler?

Kemal: Rob Smedley 2016 aracının rüzgar tüneli verilerini görünce ‘Wow’ demiş. Bu ‘Wow’ bir yerden tanıdık geliyor 🙂 İşin esprisini bir tarafa bırakırsak Williams sezon son kısmında 2015 aracı üzerinde çalışmayı bırakarak kaynaklarını 2016’ya ayırdı. Hatta bunun için Felipe Massa’nın diskalifiyesine itiraz etmediler. Takım konsantre olmuş durumda. Ancak Mercedes motoru ile şampiyon olamayacakları kesin. Galibiyet alacaklardır ancak sezon sonunda üçüncü veya dördüncü olacaklarını düşünüyorum. Force India’ya gelirsek bu takımın çok dar bir bütçe ile neler yaptığını çok net görebiliyoruz. Mercedes, Ferrari, Red Bull, Williams, McLaren, Red Bull ve yeni gelen Renault FIA’dan çeşitli bonus ödemeleri alırken onlar tamamen sponsor gelirleriyle idare ediyor. Dolayısıyla bu 7 takımdan hangisini geçerse kardır. Ama geçen sezonun son bölümünde gösterdikleri performans alkışlanacak düzeydeydi. Özellikle Toyota’nın Rüzgar Tüneli’ni kullanmaya başladıktan sonra tamamen farklı bir yaklaşım sergilemeye başladılar. Gelecek yıl ilk 10 için mücadele edeceklerini, zaman zaman ilk 6’da yer alacaklarını düşünüyorum. Sauber’den pek umutlu değilim açıkçası. Araç sezonun ilk testine yetişmemiş. Zaten sınırlı sayıda test var. Bütçeleri kısıtlı. Takımı ‘itecek’ bir pilotları yok. İşleri zor. Ancak agresif tasarım yapacaklarını söylediler. Bakalım göreceğiz. Bu agresif tasarım işe mi yarar ellerinde mi patlar belli olmaz. Ancak benim görüşüm öndeki takımların kalmasıyla zaman zaman puan alabilecekleri yönünde.

Abdullah: Sauber bu iki takım içerisinde en geride kalan olacaktır. Ki onlar o pozisyonlarına artık alıştılar. Williams fabrika takımları arkasında devam edecektir ancak Force India son senelerdeki yükselişini sürdürürse Williams’la en iyiler arkasındaki mücadelede daha fazla kapışır. Son 2 seneye göre daha yakın olur diye düşünüyorum bu iki takım. Williams yerinden memnun gibi görünüyor ki daha fazlasının gelmesi pek mümkün değil. Bu sene Mercedes ve Ferrari ilk 2 pozisyonunu daha da sağlamlaştırır. Onların arkasında ise çetin bir mücadele bekliyorum. Daha güçlü bir Renault motoru olursa Red Bull 3. En güçlü takım olabilir ama Renault ne kadar gelişecek ve artık müşteri olan Red Bull’a nasıl motor verecek soru işareti.

Soner: McLaren bu kadar gerilemeseydi Williams’ın bu yıl iyi bir iş yapabileceğini söylerdim. Ancak durum şimdi farklı. Williams yine Force India ile mücadele edecek ve 2015’e göre daha iyi durumda olacak gibi geliyor bana. Bazı yarışlarda podyumu da zorlamalarını bekliyorum hatta. Aynısını artık Force India’dan da bekliyorum ama Sauber bana göre kesinlikle yönetilemiyor.

Eskiden Peter Sauber ismini sıkça duyardık öyle değil mi? Ama Monisha Kaltenborn ismini pek telaffuz etmiyoruz. elbette yakından bakma fırsatımız yok ancak bana göre yeterince hareketli bir yönetici değil.

Williams’a yönetimsel açıdan her dönem hayrandım. Frank Williams tam anlamıyla bir savaşçı. Başına ne gelirse gelsin takımını bırakmadı, ekonomik olarak çöktüklerinde bile takımını otomotiv devlerine satmadı. Sanırım Claire’i de bu yönde yetiştirmiş.

Force India’da ise Vijay Mallya’nın bir ara takımı satılığa çıkarması gündemdeydi ama ne oldu da vazgeçildi bilmiyorum. Bu söylentiler ve araçlarına verdiği isimlerdeki bencilliği dışında bir garipliğini görmediğim takımdır Force India.

Bu iki takımın eğlenceli bir rekabet içinde olacaklarına inanıyorum. Sauber ise son yıllarda ayakta kalmak için türlü akrobatik hareketlere girişti öyle değil mi? BMW ve Ferrari olayları hala aklımızda. Ancak tüm bunlardan sonra C30 ve C31 şasileri harikaydı. Bizleri umutlandırmışlardı ancak ivmelerini çok çabuk kaybettiler çünkü takımın para kaynakları kuruyor. Çünkü iyi yönetilmiyorlar. Bence 2016’da da sesleri çıkmayacak.

Erdim: Umarım Williams pitler anlamında kendini geliştirir ve üst pozisyonlardayken hatalı stratejiden gerilere düşmez. Force India gene sessiz sedasız bir başlangıç yapar ve sezon içerisinde gelişir diye tahmin ediyorum. Geçen sene çok fazla finansal anlamda sıkıntılar yaşadığı yönünde spekülasyonlar çıkan Sauber’in iyi bir sezon geçirmek dışında başka çaresi yok.

Didem: Sauber yine yerinde sayar.Williams geçen sezonki gibi olur.Force İndia’dan büyük bir atılım bekliyordum özellikle Aston Martin ile yapacakları ancak gerçekleşmeyen ortaklık anlaşmalarından dolayı.

Ozan: Williams, inişli çıkışlı 2015’ten sonra 2016’da özellikle yavaş pistlerdeki sorunlarını giderirse kendileri için iyi olur. Yoksa Monaco’da yine, yeniden Q1’de elenip yarışı puansız kapatırlar. Mercedes motoru onlar için büyük bir avantaj…

Force India, 2015’te şasi değişiminden sonra ileri doğru büyük bir adım attı. Bu momentumu koruyabilirlerse 2016’da 2015’ten de iyi olabilirler. Hulkenberg geçen sezona göre daha az kazaya karışır, Perez daha istikrarlı olursa Force India yılın sürprizine imza atabilir.

Pilot kadrosuyla bu 3 takım içerisinde en zayıfı kuşkusuz Sauber. Paintten bozma renkleriyle ne göze ne kalbe hitap eden C34’ten sonra C35 puan almak için yarışabilir, fazlasının gelmesi sürpriz olur. 2015’te kazandıkları 36 puanın 14’ünü ilk yarıştaki karışıklıkta aldıklarını düşünürsek geliştirme yarışında çok geride kaldıklarını görmüş oluyoruz… İyi anlaşamayan ve ABD’de birbirlerine çarpan Nasr ve Ericsson’ı da unutmamak gerek.

Hasan: Red Bull ve McLaren’ın ciddi gelişme kaydedeceklerine inanıyoruz, bu yüzden Williams önemli bir gelişim yapmazsa şampiyonada bu ikilinin de arkasına düşerek beşinci olabilir.

Force India güçlü görünüyor, ancak bir yerden sonra maddi imkânsızlıklar nedeniyle doğal sınırlarına ulaşmış olacaklardır.

Sauber konusunda çok endişeliyim. James Key’den sonra Giampaolo Dall’Ara’yı da kaybettiler. Maddi açıdan da çok büyük sıkıntılar yaşıyorlar ve bir yardım eli uzanmazsa bu sezona göre daha da geriye düşebilirler hatta Manor’a bile geçilebilirler.

Motor Racing - Formula One World Championship - Bahrain Grand Prix - Race Day - Sakhir, Bahrain

Gelelim son sıranın kahramanı Manor’a. Geçtiğimiz sezon 2014 şasisi ve motoruyla yarışan bu cesur insanlar 2016’da bir şekilde Mercedes motoru ve Williams vites kutusu ve ek sistemlerine kavuşacak. Bunun yanında uzun süredir üzerinde çalıştıkları 2016 şasisini de hazırlıyorlar. Önümüzdeki sezon Manor’ları gridin neresinde görüyorsunuz?

Kemal: Şahsen onların performansını merakla bekliyorum. Manor’un puan savaşı verdiğini görmek beni galibiyet savaşından daha çok heyecanlandırır. Adamlar gerçek yarışçı sonuçta. O kadar mali problemden sonra bugün gridde olmaları büyük başarı. HRT gitti, Caterham gitti ama Manor hala burada. 2016 için tamamen farklı bir araç tasarladılar. Gridin en iyi motoruna geçiyorlar. Williams ile teknik anlaşmalar yaptılar. Dolayısıyla pek çok alanda ‘uzman’ desteği alacaklar. Doğruyu daha net görecekler. Tombazis farkını da ilk bölüm de olmasa bile ikinci bölümde göreceğimizi düşünüyorum. Tombazis’i alarak yılın sürprizlerinden birisin yaptılar ve hedeflerin ne kadar büyük olduğunu gösterdiler. Tombazis öyle hafife alınacak bir isim değil. Ferrari’deki son yıllarında kariyeri zarar görse bile..

Abdullah: Sonunda 🙂 Manor’un zaten halihazırda 3-4 sn yavaş bir aracı var. Mercedes motoru ve vites kutusuyla ciddi ilerleme kaydedecek olsa da yine de en fazla 2 saniyeye kadar düşer fark. Bunun bile iyimser olduğunu düşünüyorum. İnşallah yanılırım.

Soner: Puan skalasında görmeyi en çok istediğim takım sanırım Manor Marussia. Çok eskiden bir de Minardi için böyle hissederdim. Yeni motor ve vites kutusu atılımları onlar için çok büyük. 2016 sezonunu pastadan sağlam bir pay alabildikleri bir yerde bitirmelerini istiyorum. Hatta nedense Toro Rossoların önünde hayal ediyorum onları. Tabi bir de Haas olayı var. Belki onların canına okurlar ha!

Erdim: Bunu söylemek için öncelikle paketleme anlamında nasıl bir yol izleyecekleri önemli. Bazen iyi bir motoru kötü bir paketleme yaparak şasisel anlamda daha da geri giderken kendilerini bulabilirler. Tecrübeli isim kayıpları yaşadılar.

Didem: Puan savaşı verirken görmek güzel olur 🙂

Ozan: Avustralya’da piste çıkabilirlerse yine gridin sonlarında olacaklardır. Kısıtlı bütçe ve ellerindeki pilotlar ile ancak sorun yaşayan, yarış dışı kalan araçları geçebilirler. 2010’dan beri gördüğümüz tablodan farklısı olmaz. Haas sayesinde sonunculuktan kurtulurlar belki…

Hasan: Manor, Mercedes motor anlaşmasıyla bizi oldukça şaşırttı. Anlaşılan Mercedes Lotus’tan boşalan motor hakkını Red Bull’a vermemek için alelacele Manor’a teklif götürdü. Elbette bu sadece bir komplo teorisidir. Manor’un büyük bir ihtimalle Mercedes’in 2016 motorunu alacağını da unutmayalım.

Takımın Williams ile de anlaşma yapması (Toto Wolff’ün Williams’ta da hissesinin olması işleri yine değiştiriyor) ilerlemek istediklerinin bir kanıtı olabilir. Yakın zamanda Nicolas Tombazis ve ismini hatırlayamadığım ünlü bir mühendisi daha takıma kattılar ve ilerlemek istediklerini belli ediyorlar.

f1-a-visit-with-gene-haas-haas-f1-team-2014-gene-haas-at-the-haas-f1-team-headquarters-in

Önümüzdeki sezon yeni bir takımı ağırlayacağız, Haas. Bildiğiniz gibi Amerikalı ekip Ferrari ile çok sıkı bağlar kurmuş durumda ve kurallar tarafından kendisinin üretmesi gerekmeyen her parçayı Ferrari’den tedarik edecek. Şasisini de Dallara ile ortak hazırladılar. Haas ilk sezonunda nasıl bir performans sergiler? Ferrari tecrübesi dayanıklılıklarını etkiler mi?

Kemal: Gerçekten bir şey söylemek zor. Neden mi? Yeni takımların ne seviyede olduğunu 2010’da gördük. Hatta 2010’da F1’e giren Manor hala ön bölümü yakalayamadı. Haas da yeni bir takım olacak sonuçta. Ancak bu HRT, Manor ve Caterham üçlüsüne göre daha fazla avantajı var. Bunları saymak gerekirse; 1-) Öncelikle bu üç ekibe göre daha fazla paraya sahipler. 2-) Hem İngiltere hem de Amerika’da olmak üzere iki farklı fabrikaları var. 3-) Caterham, Manor ve HRT’de çalışan çoğu tecrübeli insanı aldılar. Bu üç takım herşeye sıfırdan başlamak zorunda kalmıştı. 4-) Ferrari gibi bir partnere sahipler. Hele ki motorun ön planda olduğu şu dönemde Ferrari gibi bir motor partnerine sahip olmak büyük bir artı. 5-) Ferrari’den teknik destek alıyorlar. 6-) Şasiyi kendileri hazırlamıyor ve çoğu şeyi tecrübeli bir şirket olan Dallara’ya yaptırıyorlar. 7-) Yani en önemlisi ise Formula 1’e girmeleri için bir plan yaptılar. Hatırlarsanız HRT-Manor-Caterham üçlüsü ben Formula 1’e giriyorum dedi ve girdi. Programsızlardı. Yeterli zamanları yoktu. Yeterli destekleri yoktu. Ancak Haas öyle değil. 2014’te girmeye karar verdiler. 2015 boyunca araç üzerinde çalıştılar. Yeterli yatırımı yapacak vakitleri vardı. Tüm bunlara bakarsak HRT-Caterham-Manor üçlüsünden kesinlikle daha iyi olacaklar. Ancak tam olarak nerede olduklarını kestiremiyorum. Yine de ilk yıllarında puan savaşı vereceklerinden eminim. Grosjean gibi yetenekli bir pilota da sahipler. Zaman zaman belki ilk 6-7’ye girebilirler diye düşünüyorum.

Abdullah: Toplama araç ile ne kadar başarılı olacaklar cidden merak ediyorum. Herhangi bir alt yapıları yok ancak Ferrari ile ortaklık var. Ancak Manor’la mücadele edebilir diye düşünüyorum. Çok iyimser olursak Sauber’le olabilir. Bundan fazlası olursa zaten Sauber ya da Toro Rosso gibi takımlar kepengi kapatıp diğer müşteri aracı moduna geçsinler. Daha az paraya daha çok iş başarırlar.

Soner: Ferrari bugüne dek destek olduğu diğer takımlara günahlarının bile eski versiyonlarını vermiş bir takım. Kurallar güncel parçaları vermelerini söylediğinde bile “ne kadar güncel, o kadar gri” mantığı ile hareket ettiklerini düşündüğüm Formula 1’deki en çıkarcı takım. Haas ile çok yakın ilişki kurmuşlarsa bu bana sadece istedikleri her teknolojiyi deneyebilecekleri bir mecra yaratmış olduklarını düşündürüyor.

Yani Toro Rosso ya da Sauber birlikteliği gibi olmayacaktır.

Erdim: Ferrari 2015 motoru belki 2016 Renault motorunun bile önünde olabilir. Hatırlayın düzlüklerde DRS açık olmasına rağmen Button’ın Alonso’nun tur yer gibi geçildiklerini. Yani kafadan konuşmak kolay ama Haas iyi bir şasi ile orta sıralara yakınlaşabilir.

Didem: Manor’un yerine aday olabilirler.

Ozan: Haas, NASCAR’da çok başarılı olsa da F1’de sadece kendilerinin veya Ferrari’nin tecrübesi bir başarı getirmez. Gutierrez’den hiçbir beklentim yok, Grosjean araç iyiyse birkaç puan alır. Belki 2009 Brawn GP gibi en önde olurlar, belki de Manor gibi 4-5 sn fark yerler. Mart’ta göreceğiz.

Hasan: Haas yeni bir yöntemle spora giriyor ve soruda da belirtildiği gibi bu onları dayanıklılık yönünden iyi yönde etkileyecek. Kendisini kanıtlamış parçaları kullanacaklar ve tek eksikleri performans olacak. Bunda da Ferrari motoru ve vites kutusu ile mekanik olarak önde olacaklarını görüyoruz. Takımın performansı konusundaki soru işareti şasisi. Bu konuda Ferrari’den ne kadar yardım aldılar bilemiyoruz. Elbette bu tür yardımlar yasak, ancak kanıt olmadığı sürece delinemeyen yasak yoktur.

Kategoriler
Formula1

Yeni Manor Aracının İsmi Belli Oldu

Manor Racing Takımı, 2016 yılında kullanacağı aracın ismini açıkladı.

Yeni bir yapılanma sürecine giren Manor Marussia ilk olarak takımın ismini ‘Manor Racing Team’ olarak değiştirdi ve yeni logosunu tanıttı.

Şasi testlerini başarıyla geçen Rus takım, bu testlere MRT Mercedes ismiyle katıldı.

Böylelikle Manor’un Marussia ile hiçbir bağlantısı kalmamış oldu.

Takım içerisindeki kaynaklar ise 2016 yılındaki aracın MRT01 ismini alacağını söylediler..

Kategoriler
Formula1

Manor’un Yeni Logosu Ortaya Çıktı, Lansman 22 Şubat’ta

Manor, 2016 yılında kullanacağı isim ve logoyu açıkladı.

Twitter hesabından açıklama yapan Manor Marussia, takımın isminin artık ‘Manor Racing’ olacağını duyurdu ve yeni ekip logusunu tanıttı.

Açıklamada ayrıca Mercedes motorlu 2016 aracının lansmanının 22 Şubat’ta yapılacağı duyuruldu.

Tombazis ile anlaşarak F1 dünyasını şaşırtan Manor’un 2016 yılında hangi pilotlar ile yarışacağı henüz açıklanmadı. Takımın Stevens ve Rossi’nin yanı sıra Wehrlein, Haryanto ve Magnussen ile de görüştüğü düşünülüyor.

Kategoriler
Formula1

2016 McLaren MP4-31’in Tanıtım Tarihi Belli Oldu

McLaren Honda, 2016 yılında kullanacağı MP4-31’i 21 Şubat’ta tanıtacağını açıkladı.

McLaren Honda zorlu geçen 2015 yılında Manor Marussia’nın önünde 9. olabilmişti.

Takım zorlu geçen yılın ardından Alonso ve Button ile yarışmaya devam etme kararı aldı.

McLaren bugün yaptığı açıklamada MP4-31’in lansmanının 21 şubatta yani testlerden bir gün önce yapılacağını duyurdu.

Kategoriler
Formula1 Manşet Özel İçerik Sizin Köşeniz

Adminlere Sorduk Bölüm 1: 2015 Formula 1 Sezonu

Sıkıcı veya değil bir sezonu daha bitirdik. Her yarış sonrası siteye damlayıp yorumumuzu yaptık, yarış vakalarını tartışırken birbirimizi yedik ve biz bunu yaparken sitede yöneticiler bir yandan bizim yorumlarımızı denetlemeye çalışırken öte yandan da yarış sonrası peş peşe yayınlanan demeçleri bize sunmak için harıl harıl çeviri yapmaya çalıştılar.

Sezon bitti, adminler de rahat etti. 19 yarışı bulan ve peş peşe yarışlardan oluşan takvim onları yormuş olmalı. Aynı gün içinde çevrilmiş içerik sayısında rekor nedir bilemiyorum ama ara sıra ana sayfada aynı günün haberlerinin devamını görebilmek için ‘Devamını Yükle’ butonunu kullanmam gerekti.

Sezon boyunca bu adamlar bizim yazdığımız mantıklı veya saçma, ağır veya kibar tüm yorumları okudular. Şimdi ben onlara sordum, hatta rica bile etmeden emrivaki şekilde soruları gönderiverdim ve sezon hakkında değerlendirmelerini aldım.

 

2014’ten sonra Mercedes’in baskın olduğu bir sezon daha izledik. Bu sezon 2014’e göre neler değişti? Kim ne kadar gelişti?

Soner: Mercedes görüş açısından yanıt vermek istiyorum. Kimse yeterince gelişmedi. Bana tam olarak tarihin tekerrürü gibi göründü hatta.

2011 sezonundan sonra da buna benzer konuşmalar yapmıştık sanki!? Red Bull ikinci şampiyonluğunu almış, ardına da epey bir taraftar kitlesi katmıştı. Bizlerse büyük olmasına alıştığımız takımların Red Bull’a “büyüklüğün” ne demek olduğunu göstereceği hakkında vecizeler diziyorduk.

Sonrasında neler olduğunu biliyorsunuz. Kızıl Boğalar 2 sezon daha milletin canına okudu. En çok gelişen takımlar bile bırakın mükemmel olmayı “yeterli” olmaktan çok uzaktı.

Sanırım aynı filmi yeniden izleyecek gibiyiz. Ancak birileri tarafından 4 yıl sonunda bazı dersler çıkarılmış olacak ki, daha temkinli davranılıyor gibi. Çünkü podyumun ilk basamakları haricinde farklı mücadeleler gördük.

  • 2014’de ışıldayan Williams, 2015’de bekleneni veremedi.
  • 2014’de kendini gösteremeyen Force India’ları 2015’de bolca izledik.
  • 2014’de ışıltılarını hâlâ üzerinde taşıyan McLaren takımı 2015’de oldukça karanlık bir hale büründü.
  • 2014’de Mercedes Takımı yaptığı birkaç hata ile podyumu Red Bull’a bırakmıştı, 2015’de ise bu birkaç hatayı Ferrari için yapmış oldu.

2010-2011 \ 2014-2015 pek farklı görünmedi bana.

Abdullah: Herkesin gördüğü gibi Mercedes 2014’teki üstün formunu 2015’te de sürdürerek 19 yarışın 16’sını kazanmayı başardı. Mercedes’in arkasında ise durum daha farklıydı. 2014’te Red Bull ve Williams ön plana çıkarken 2015’te rüzgar Ferrari’nin arkasındaydı. Takıma ve turbo motorlara daha fazla kaynak yönlendiren Ferrari bundan kârlı çıkmayı başardı ve bariz bir şekilde Mercedes’ten sonraki en güçlü takım oldu. Gelecekte Mercedes’i şampiyonluk yolunda zorlamak isteyen Ferrari için bu adım çok önemliydi çünkü motor + şasi kombinasyonunun çok önemli olduğu bu dönemde Mercedes’i durdurabilecek bir takım varsa o da Ferrari gibi görünüyor.

Bütçesi düşük olan Williams yine 3. oldu ancak performans olarak geçen seneye göre daha da geriledi. 2016’da bunu başarması daha zor görünüyor.
Red Bull, Renault motorunun ilerleme yerine gerilemesiyle 4. sıraya geriledi. 2005’te spora giren takım böylece 2008’den sonra ilk defa ilk 2 dışında yer aldı. Ön sıralara çok alışan Red Bull’un bu sene bu kadar şikayet etmesinin sebebi bu yüzden olsa gerek.

Bir diğer sıkıntılı taraf ise Honda motoruna geçen McLaren oldu. Sezon başlamadan önce hem McLaren hem de Honda’dan bizlere sunulan aşırı doz umut sezonun başlamasıyla tam anlamıyla fos çıktı. Özellikle enerji geri dönüşümünde sorun yaşayan Honda, hep iyileşme vaat etti ancak sezon içerisinde gerçek manada bir gelişim ne yazık ki göremedik.

Kemal: 2014’e göre değişen tek şey Ferrari ve Red Bull’un yer değiştirmesiydi. Ferrari ciddi bir revizyon sürecine girdikten sonra 2015’e hızlı başladı. Red Bull ise Renault’nun yerinde sayması ve şaside yaşadıkları sorunlar nedeniyle podyum savaşından uzak kaldı. Mercedes sezona hızlı başladı ve zaman zaman Ferrari ile fark kapansa da sezonu üstün şekilde başlayıp üstün şekilde bitirdiler. Sezon içerisinde gözle görülür en büyük gelişimi Force India kaydetti. Ancak bu beklenen bir şeydi. Çünkü takım tüm kaynağını B versiyonuna ayırmıştı. Lotus ve Sauber mali problemler nedeniyle gerilediler. McLaren ise dayanıklılık sorunlarını çözdükten sonra gelişmeyi başardı. Ancak bu gelişim beklenen düzeyde olmadı. Williams biraz geriledi ancak bunda 2016’ya erken odaklanmalarının payı da var.

Didem: Ferrari’nin gelişip yarışlar kazanması, Renault’un geçen seneden daha kötü olması. Keza Red Bull şasisinin istenilen seviyede olmaması kardeş takımı Toro Rosso ya dahi geçilmesi McLaren’e hiç değinmiyorum bile 🙂

Hasan: Ferrari’nin motor performansını belirgin şekilde geliştirdiğini gördük. Renault gelişimde yanlış yöne gitmiş olacak ki erken sezonda çok sorun yaşadı. Ancak Mercedes motorlu diğer küçük takımlara baktığımızda fabrika takımının şasi ile de önde yer alabildiğini görebiliyoruz, tabi diğerlerine aynı motoru veriyorlarsa…

Erdim: 2014 sezonuna kıyaslarsak Mercedes kaldığı yerden devam etti diyenler olmuştur ancak Mercedes’te diğer takımlar kadar gelişti. Sezonu aslında üç parçaya ayırabiliriz. Sezon başlangıcında oldukça dominant olan Mercedes; sezona daha öncekilerle kıyasladığımız zaman daha hızlı başlayan Ferrari ve Silverstone sonrası gelişen Red Bull takımları diyebilirim.

Ozan: Mercedes’in üstünlüğünün daha da arttığı, Red Bull ile Ferrari’nin yer değiştirdiği bir sezondu. Williams sönük bir sezon geçirirken yılın en büyük hayal kırıklığı elbette McLaren idi.

_87032613_alonso_getty

2008’in sonunda spordan ayrılan Honda bu sezon motor tedarikçisi olarak geri döndü ve hepimizi şaşırttı. Sizce tam olarak sorunları neydi?

Soner: Onlar’ı diğerlerinden ayıran şey kültürleri sanırım. Uzakdoğu yaşam felsefesi elbette kendini bu alanda da gösteriyor. Kültür farklılığından doğacak iletişim kopuklukları nedeniyle yabancı dedikleri insanlarla çalışmayı istemedikleri biliniyor.

Bunun dışında Honda, Formula 1 için büyük bir isim ve ayrıldıklarında dibi görmüş durumdaydılar. Bu kez her şeyi farklı yapmak istediler. Adamların kültürel yapıları dünyanın geri kalanına göre farklılığın yapıtaşı gibi.

Şöyle söyleyeyim; 17 yüzyılda dokuma tezgahlarında ter döken insanlar, buharlı makinelerin gelişini göremedi. Britannica, Vikipedia’nın geldiğini göremedi.

Harika işler küçük ve güvenli adımlar atılarak elde edilmemiştir. Onlar, tamamen farklı düşünen biri ortaya çıktığında hayat buldular.

Elbette işler her zaman yolunda gitmeyebilir. Yoluna koymak içinse yeterince denemeniz gerek. Bence Honda’da bir sorun yok.

Abdullah: Daha sonra kendilerinin de söylediği gibi olayı hafife almaları ve yeni kurallara geç dahil olmaları oldu. En başından beri yapılan açıklamalarda Mercedes’le mücadele edebilmek için farklı olmanın gerekliliğinden bahsettiler ancak görünen o ki o farklılıklar pek de istenen performansı sağlamadı. Honda güç ünitesi hem dayanıklılık, hem içten yanmalı motorun gücü hem de güç ünitesinin tamamının ürettiği güç açısından Mercedes’e rakip olmanın çok gerisinde. Honda güç ünitesinin daha çok enerji geri dönüşümünde sıkıntı yaşandığı söylense de 2015’te sezon içerisinde yapılan güncellemelerde daha çok içten yanmalı motorda güncelleme yapıldığı unutulmamalı.

Bir de Honda’nın olaylara yaklaşımının da ciddi anlamda sorgulanması ya da kendisinin bunu sorgulaması gerekiyor. Hibrid motorlarda yol araçlarında iyi ve deneyimli olabilirler ancak daha güçlü motorda bunu başaramadılar. İki senedir istediğini bulamayan Renault bile motorun gelişimi konusunda dışarıdan yardım alıyorsa Honda’nın dışarıdan gelebilecek katkılara gözünü kapatmaması lazım. Honda gelişim konusunda en büyük cesareti Ferrari’nin 2014’ten sonra yaptıklarından alıyor. O açıdan bu sene atacakları adımı sadece Honda değil herkes merak ediyor olsa gerek.

Kemal: Sıfır beden yaklaşımını benimsediler ve parçalar bu kapsamda tasarlandı. Ancak bu ‘dar’ tasarım nedeniyle ısınma ve dayanıklılık problemleri yaşadılar. ERS zaten başlı başına bir felaketti. Sanırım tasarım sürecinde bu konunun üzerine çok düşmeyerek ciddi bir hata yaptılar. Sezon içerisinde yaptıkları güncellemeler ile içten yanmalı motoru daha iyi hale getirdiler ancak ERS için kış sezonunu beklemeleri gerekiyordu. Öyle de yaptılar. Ayrıca İngiliz ve Japon kültürlerinin birbirine uyumu zaman aldı. Alışmakta zorluk çektiler. Buna bir de kış testlerinde az sayıda tur atmalarını eklersek tabloyu daha net görebiliriz. Kış testlerinde yaşadıkları sorunlar ve ellerinde bunları çözmek için yeterli veri olmaması Honda ve McLaren’i ciddi anlamda etkiledi.

Didem: İşi ciddiye almadılar bence çok havaya girdiler. MGU-H vızıltıları neyse sorunları odur muhtemelen. Gelişirler mi ? Bekleyip görmek lazım.

Hasan: Önce biraz teknik kural bilgisi ile başlayalım. MGU-H adı verilen ve turbo şaftına bağlı olan elektrik motorunda herhangi bir güç sınırlaması yok. Yani bu motordan üretilebilecek ve tüketilebilecek enerjiyi azamiye çıkarmak büyük fark yaratıyor. Honda bu parçayı fazla küçük tasarladığı için bataryayı şarj edemezken hızlanmalarda da turbo kompresörünü hızlandırma da verimli olarak kullanamıyor. Honda’nın bu parça ile birlikte turbo türbin ve kompresör bileşeninde de aşırı küçük bir yapı kullandığı iddia ediliyor, ancak bu henüz tam anlamıyla görülemedi.

Erdim: Honda’nın yaptığı büyük bir yanlış yoktu ancak sıfır beden tasarımı McLaren’in diretmesi arka tarafta paketleme anlamında sıkıntılar çıkarttı. Bunun için geri dönüşüm sistemlerinin monte edilmesi ve aşırı ısınma olmaması için daha küçük güç ünitesi kullanmak zorunda kaldılar. V6 motor olarak çok iyi olmalarına rağmen kinetik enerji kazanım ve turbodaki ısı geri dönüşümünü iyi kullanamamaları onlar için bu sezonun özetiydi.

Ozan: Bu performans ile dönmeseler de olur dedirttiler. Japonlar başarısızlığa tahammül edemezler ve Honda’nın 2006 sezon ortasında Button sayesinde gelen ivmesi ile Barrichello’nun doğru lastik – iyi sürüş sayesinde külüstür RA108’i podyuma taşıdığı 2008 İngiltere’yi saymazsak BAR’dan satın alınma hiçbir işe yaramamıştı.

Honda hakkında beklentilerimiz mi fazlaydı, ilk sezonları için çok fazla şey mi istemiştik?

Soner: Elbette beklentilerimiz yüksekti. Çünkü herkes 2008’deki dibi görmüş hallerini değil, 1988’de fezaya vurmuş hallerini resmetti, sonuna “Ancak…” ile başlayan bir cümle ekleyerek tabi.

Evet, beklentilerimiz yüksekti, çünkü sahipleri her ne kadar kabul etmek istemese de, izleyicilerin Formula 1’in artık eskisi kadar heyecanlı olmadığı yönünde tespitleri var. Bu “sıkıcı olmaya yüz tutmuş” ve “yapay” ortamda ise HONDA gibi heyecanın kısaltması gibi olan bir şampiyonun yeniden arenalara dönmesi elbette beklentimizi yükseltti.

Bilinçaltımızın bize fısıldadığı, böyle büyük bir isim içeri girdiğinde sadece ortama uymak yerine Formula 1’i biraz eğip bükme potansiyelinin olduğuydu. Sezon boyunca beklenmedik bir iş çıkarmalarını bekledik. Tıpkı McLaren’in DRS’nin atası olan F Kanal Sistemi gibi belki de. Biliyorum biliyorum, kurallar gereği sezon içinde elbette böyle bir fırsatları olamayacaktı. Ancak etkili olamayacaklarını bağıran azınlığı bir tarafa koyarsak, evet Onlar’dan çok şey bekledik.

Abdullah: Diğer üreticilerin geçen sene yaptıklarına bakarsak, Honda spora geç girse de ciddi manada kötü bir başlangıç yaptı. Projeye geç başlamış olmaları bir dezavantaj olsa da rakiplerini görüp bir sene daha sınırsız gelişim hakkına sahiplerdi. Honda’nın projeye geç başlamasının yanında tembellik yaptığına inanıyorum. Tabi ki kimse Honda’nın ilk senede şampiyonluk potasında olmasını beklemiyordu ancak bu kadar kötü olmasını da beklemiyorduk. Ortalama bir performans beklerken, sezon başlamadan daha doğrusu Honda motoru piste çıkmadan önce F1 dünyasına söylenen reklam amaçlı bol umut vaat edici açıklamalar insanları “Acaba yapabilirler mi?” diye düşündürmedi değil ancak acı gerçekler ilk testlerde gün yüzüne çıktı.

Kemal: Bence beklenti çok fazlaydı. Tabi ki bunda McLaren Honda’nın geçmiş dönemde yaşadığı büyük başarıların da payı var. Sonuçta turbo motorlardaki ilk yıllarıydı. Onlardan zafer beklemek imkânsızdı. Ama Ron Dennis çıkıp ‘Avustralya’da kazanabiliriz’ derse veya Button ‘Podyum savaşı verebiliriz’ derse taraftarların da beklentileri yüksek olur. Bence bu kadar kötü olmalarını McLaren Honda da beklemiyordu. Yoksa bu açıklamaları yaparlar mıydı? İlk seneden beklentiler çok yüksekti. Ancak Honda ‘normal’ beklentilerin de altında kaldı. Kısacası McLaren Honda sınıfta kalmıştır diyebiliriz.

Didem: Çok bir beklentim yoktu benim Williams seviyesinde bir giriş bekliyordum açıkcası.

Hasan: Honda beklentilerini aslında takım yükseltti. Geçmişteki başarıların bugün bir işe yaramayacağını biliyorduk, ancak takım patronları tarafından yapılan açıklamalar şasi ve motorun ayrı ayrı birer tasarım harikası olduğu yönündeydi ve ilk sezonda şampiyonluğa yarışacaklarını açıkça söylediler. Ben McLaren’ın şasi olarak iyi bir iş çıkarabileceğini, ancak Honda’nın ilk sezonunda rekabetçi olamayacağını düşünüyordum. Bu kadar kötü olmalarını beklemiyordum, ancak düşündüklerim gerçekleşti.

Erdim: Geçen seneki Renault gibi Honda’nında bu sezon sıkıntı yaşayacağını düşünmüştüm ancak 7 8 yarış gibi süre içerisinde atlatacaklarını beklemiştim. Takım geliştirme anlamında geride kaldı bu yüzden Honda hedeflediği yerlere gelemedi. Benim zaten 2015 için Honda’nın ilk 6 ve yukarısı gibi bir beklentim olmamıştı.

Ozan: 1 sene geç girmelerine rağmen bu kadar kötü bir performans kabul edilebilir değildi.

Fernando Alonso uzun bir bekleme süreci sonrasında Honda projesine inanarak McLaren’e katıldı. Sizce doğru olanı mı yaptı?

Soner: Bir pilot, özellikle de yıldız bir pilot, böyle bir işe kalkıştığında hepimizin ulaşabileceğinden çok daha fazla “tüyo”ya sahip olduğuna inanıyorum. Pilotlar yer değiştirmeli, “Takımlar” yer değiştirmeli ki şov devam edebilsin. Alonso’da elbette diğer yıldız pilotların yaptığını yapabilmeyi istiyor. Rekabetçi görünmeyen o takıma geçip, şampiyonluk(lar) kazanmak.

Şöyle bir gerçek var; yarışı, en gerilerden gelip kazanmak her zaman çok değerlidir. Bu da demek oluyor ki böyle bir değeri elde etmek istiyorsanız önce gerilemeniz gerekir. Tabi bu çok büyük bir risk. Yani önce bunun sizi batırmayacağından emin olmanız gerek.

Sonrasındaysa sanırım size bir “Neye ihtiyacınız varsa …!” paketi sunuluyor. Çekiş kontrol, hareketli kanatlar, lastik testi …vs. Elbette bu paket “Asla Kanıtlanamama Garantisi” ile geliyor olmalı!

Görüyorsunuz ki kanıtlanabilir şeyler söylemiyorum burada. Sadece düşünmeden edemediğim şeyler.

Alonso mu? Hadi ama, adam yanlış bir şey yapmadı, nihayetinde “şov devam etmeli!”.

Abdullah: Bir şeyler olduktan sonra doğru ya da yanlış demek kolay. O açıdan doğru ya da yanlış yaptı dememiz doğru olmaz. Takıma olan inancını kaybettiyse ayrılması çok normaldi ve açıkçası geçen sene Ferrari’nin durumunu hatırlarsak ayrılmak istemesi normaldi. O dönemde ben de Alonso’nun doğru olanı yaptığını düşünüyordum ancak yaşananlara ve Ferrari’nin durumuna bakarsak doğru olan bu değildi. Alonso bu sene Ferrari’de kalsa mutlu olur muydu? Takım içerisindeki yaklaşım ve yönetim farklı olduğu için bunu söylemek zor. Ancak sene içerisinde yaptığı yorumlara bakarsak Alonso da bu hamlesinden pek mutlu görünmüyor. Bizim dışarıdan bakarak Honda projesine yorum yapmamız çok zor. Alonso birinci elden projeye dair verilere sahip olarak karar verdi. Ben Honda’da hedeflerine ulaşmasının zor olacağını düşünüyorum.

Kemal: Şanssız mı desem, yanlış tercih yapmakta uzman mı desem ne desem bilemiyorum. Formula 1’de bu kadar şanssız pilot çok azdır. İnanılmaz bir yeteneğe sahip ama bir türlü hızlı bir araçta yarışamıyor. İşin kötü tarafı takımdan ne zaman ayrılsa ayrıldığı takım bir anda hızlanıyor, gittiği takım ise beklentilerin altında kalıyor. 2010 ve 2012’de inanılmaz bir efor sergiledi. Ama şampiyonluk gelmedi. 2014’deki sorunlardan sonra ben de olsam ayrılırdım. Çünkü takımda hiç umut ışığı yoktu. Alonso’ya her sene ‘gelecek yıl daha iyi olacağız’ deyip ertesi sezon daha geriye giderseniz o adamın da projeye olan inancı azalır. Geçen yıl Allison Alonso’ya ‘gelecek yıl daha iyi olacağız’ demiş. Ancak Ferrari bunu her yıl Alonso’ya söylediği için Alonso da buna inanmamıştı. Çünkü o kadar fazla umut verip, kötü performanslar sergiliyorlardı ki artık projeye olan inancını kaybetmişti. Bence ayrılarak doğrusunu yaptı ancak McLaren Honda seçimi doğru muydu bu tartışılır. Çünkü bu büyük bir bilinmeyendi. Ferrari’den daha kötü olacakları belliydi. Bunu görmemek imkânsızdı. Ancak ciddi bir maaş teklif edildi ve elindeki en iyi seçenek olarak bunu gördü. Cidden elindeki tek seçenek de bu gibiydi. Sauber veya diğerlerini saymıyorum.

Didem: 2014 Ferrari’sine bakarsak evet. 2015 McLaren’ine bakarsak hayır 😀

Hasan: James Allison’ın Alonso’yu Ferrari’de kalması yönünde ikna etmeye çalıştığını okumuştuk. Ben olsam onun sözüne inanırdım. Elbette perde arkasında olanları bilmiyoruz, Alonso verilen sözlerden sıkılmış olabilir. Spor ve bizler için heyecan yarattığı için doğru olanı yaptığını söyleyebilirim ama kendi kariyeri için ise tam tersi geçerli.

Erdim: 2012 sonunda Hamilton’da McLaren’den ayrılıp Mercedes’e gittiğinde herkes onu eleştirmişti. 2013 İspanya GP’de tur yemişlerdi hatta. Sonuç olarak 2014 – 15 dünya şampiyonu oldu. Alonso’da yapması gerekeni yaptı ve kariyerinin son dönemlerinde yeni bir takıma yöneldi.

Ozan: Gelecek sezonlar için Hamilton’ın 2013’ü çöpe atması gibi bir risk aldı. İlerisi için başarı gelirse evet doğru olanı yaptı fakat işler ters giderse bir türlü gelemeyen 3. şampiyonluk hayal olacak.

Alonso 2007 sonunda takımla kavgalı ayrılmıştı. Takımın, özellikle de Ron Dennis’in onunla tekrar bir araya gelmesine sebep olan şey neydi?

Soner: Seçeneksizlik. Tamam Honda, Alonso konusunda diretti ama Ron başka bir şampiyonun kendilerini taşıyabileceğine inanabilseydi O’nu tercih ederdi. Kaldı ki bunu yapabileceğine inandığı Alonso dışındaki tek pilotu da Mercedes’e kaptırdı. Akademiden yetiştirebildikleri başka bir Lewis de olmadığına göre… Tabi bir de Alonso yeni bir bonusla geliyor artık; böbürlenememek!

Abdullah: Çaresizlik. McLaren gibi büyük bir takım Hamilton takım ayrıldıktan beri ciddi manada bir yıldızı olmadan yarışıyordu. Evet, Button iyi bir pilot ancak “yıldız” olarak görülen bir isim değil. O açıdan McLaren sadece performans olarak değil itibar olarak da rakiplerinin gerisinde kaldı. Bizdeki “Denize düşen yılana sarılır” ata sözünde olduğu gibi mevcut şartlar altında Alonso için McLaren, McLaren için Alonso dışında bir alternatif yoktu.

Kemal: McLaren’in gerçek bir şampiyona ihtiyacı vardı. Alonso’nun da büyük bir takımda yarışmaya. McLaren-Alonso birlikteliği de istenilen şekilde bitmediği için tarafların yeniden bir araya gelme ihtiyacı hissettiğini düşünüyorum. Honda’nın da Alonso ile yarışmak istediği bilinen bir şey. Alonso’nun elindeki en iyi seçenek McLaren’di. Ron Dennis de Alonso gibi bir ismin boşta olduğunu görünce onunla anlaşmak istedi. Bunun tek bir sebebi yok kısacası. İlk ayrılığın buruk bitmesi ve tarafların yeniden birlikte çalışmak istemesi bu birlikteliğin yeniden başlamasındaki en büyük etkendi.

Didem: McLaren fanı olarak Lewis’in gidişinden dolayı takıma kaliteli bir yıldız gerekliydi hem takım için hem de sponsorları takıma çekmek için Alonso en iyi tercihti.

Hasan: Dennis ve Alonso’nun kendi kişisel çalışma yapılarını değiştirdiklerini düşünmüyorum. Honda’nın Alonso’yu istediğini çok kez duyduk. Maaşını da ödüyor olmalılar. Dennis’in şu an Alonso ile çalışmak zorunda kaldığını düşünüyorum.

Erdim: Hamilton’ın boşalttığı baskın, hırslı ve azimli koltuğu gerek yetenek gerekse sürüş olarak her tur biraz daha üstüne katan en az Hamilton kadar hırslı olan Alonso’yu takıma katmasının doğru olduğunu düşünüyorum.

Ozan: Mclaren’i eski başarılı günlerine döndürmek için Alonso’nun tecrübesine ihtiyaçları vardı.

Alonso’nun Barselona testlerindeki esrarengiz kazası hakkında ne düşünüyorsunuz? Çok garip bir olay, değil mi?

Soner: Hâlâ ne olduğunu bilmediğimiz bir kaza. Bu kadar saklanıyor olması bana “farklı olma çalışmaları”nı düşündürüyor sadece. Alonso’nun sağlık durumunun da sır olarak tutulması da cabası. O kazada dikkatler güç ünitesindeydi değil mi? Sonrasında ise McLaren Honda’nın sorun yaşadığı tek alan da güç ünitesi değil miydi? O kaza olduğu sırada her ne deniyorlardıysa işe yaramadı ve sezonun kalanında da bununla yaşamak zorunda kaldılar.

Abdullah: Garip, tuhaf, anlamsız, saçma… Gerçekten yorum yapabileceğimizi sanmıyorum. Bu kadar ciddi bir olayın hem takım, hem FIA, hem pist, hem de hastane tarafından açıklanamamış olmasına şaşkınım. Onların dahi açıklayamadığı bir olayı bizim açıklamaya çalışmamız saçma olur.

Kemal: Anlatılanlara göre Alonso aracın kontrolünü kaybederek iç taraftaki bariyerlere çarpıyor. Kimse bunun sebebini bilmiyor. FIA bilmiyor, McLaren Honda bilmiyor. Alonso hatırlamıyor. Bazı komplo teorileri var. Ancak bunlar adı üzerinde bir teori. Rüzgârdan olduğu söyleniyor. Ve bazı pilotlar bunu doğruluyor. O anda o bölümde ciddi bir rüzgâr varmış. Alonso fiziksel ve zihinsel açıdan harika bir seviyede. Bence bu kazanın olabilmesi için araçta muhakkak bir problemin yaşanmış olması gerekiyor. Telemetrilere bakılıyor ancak telemetri verilerinde de hiçbir anormal durum yok. Çok ilginç gerçekten. Yorum yapmak çok zor.

Didem: Alonso kendini rüzgara fazla kaptırdı bence 😀 şaka bir yana sırlarla dolu bir kazaydı.

Hasan: Bu konunun kapatılması için çok çalışıldı. Araçta denenen bir yapıda güvenlik ihlali olmasından veya pilotun takıma bir şey ispatlamaya çalışmasına kadar takım için utanç verici bir şeyin olma olasılığını yüksek görüyorum. Yıllar sonunda konuşan bir mühendis olmazsa, muhtemelen hiçbir zaman ne olduğunu bilemeyeceğiz.

Erdim: Ben hala o olayın McLaren gibi köklü bir takım tarafından ört pas edilmesini anlamış değilim.

Ozan: Hala garip, Rıza baba çözer belki 🙂

Sebastian Vettel kendisini kariyeri boyunca desteklemiş ve dört şampiyonluk kazandırmış Red Bull’dan ayrılıp Ferrari’ye geçti. Sizce buna sebep olan şey neydi? Doğru bir karar mıydı?

Soner: Alonso’nun McLaren’a geçişine verdiğim yanıtla benzer bir yanıt verebilirim. Büyük olasılıkla Red Bull takımının zirvede kalmaya devam edemeyeceğini “görmüştür”. Dönem dönem yavaşlasa da tekrar zirveye döneceğinden “emin olduğu” Ferrari’ye geçmesi de gayet mantıklı görünüyordu. Sonuçta 5 yıl, yavaş kalmak için yeterli bir dönem sayılabilir değil mi?

Tabi Formula 1’de hesaba katılmayan şeyler olmayacak değil. Ferrari’ye geçtiğinde Alonso’nun başına gelen de böyle bir hesap hatası olabilir elbette.

Açıkça söylemem gerekirse, kimin zirveye oynayacağının söylendiği bir öncelikliler listesinin olduğunu ve bu listenin dönemin ihtiyaçlarına göre güncellendiğini düşünüyorum.

Abdullah: Sonuçlara baktığımızda doğru bir karardı. Ferrari’nin zamanından beri Vettel ile ilgilendiği, Vettel’in de Ferrari’ye karşı bir sempatisinin olduğu açıktı. O yüzden iki taraf için de hayırlı oldu. Pilotların uzun zaman geçirdikleri takımdan ayrılmaları ilk başta tuhaf gelse de bir noktada kopmak gerekiyor. Hamilton için McLaren’den ayrılarak Mercedes’e geçmek kariyer yönetimi açısından kritik bir hamleydi. Ferrari’nin gelecek planlarına bakarsak Vettel’in de benzer bir hamlede bulunması kariyer yönetimi açısından kritik bir hamle olabilir. Red Bull – Vettel arasındaki büyünün 2014’te bozulmasıyla değişiklik her iki taraf için gerekliydi. Sonuç olarak Vettel Red Bull ile büyük başarılar elde etti. Her zaman farklı takımda da bunu başararak kanıtlaması gerektiği söyleniyordu. Bunun için, kendisine yeni bir 1 numara arayan Ferrari’den daha iyi bir yer olamazdı.

Kemal: Vettel dört kez dünya şampiyonu olduktan sonra Red Bull ile gerçekten zor bir yıl geçirdi. Ricciardo’ya mağlup oldu. Red Bull istediği düzeyde değildi. 2015 için işler pek olumlu gözükmüyor. Önünde Ferrari seçeneği vardı. Ferrari Red Bull’dan iyi durumda değildi, ama ciddi bir yapılanma sürecine girmişti. 2015’te daha hızlı olabilirdi. Vettel’in Ferrari’ye geçerek kazanabileceği bazı şeyler de vardı. Taraftar sayısı artabilirdi. Kendisini kanıtlayabilirdi, eleştirileri susturabilirdi. Ferrari ile efsane olabilirdi. Ve idolü Michael Schumacher’in yaptıklarını tekrarlayabilirdi. Sonuçta bu takım Ferrariydi. Kim Ferrari de yarışmak istemez ki? Red Bull’da kalsaydı ikinci yılında da Ricciardo’ya yenilebilirdi. Durum bu olsa yeteneği sorgulanabilirdi. Tüm bunları düşündü ve doğru olanı yaptı. Red Bull’un hali ortada. Ferrari’nin hali ortada. Ferrari tarihin en büyük takımı, en başarılı takımı. Potansiyel var, kaynak var, taraftar var. Gereken her şey var. Ancak Red Bull yeterli kaynağa sahip olsa bile yeterince taraftara ve kendi ürettiği bir motora sahip değildi. Hele ki turbo motorlar döneminde bu ayrılmak için çok büyük bir neden.

Didem: Sebebi gayet açık Ferrari aşkı !!! Tabi bu karar’da Alonso nun takımdan ayrılışı da etken oldu.

Hasan: Vettel Alonso ile aynı yoldan gitti. Red Bull’un Renault motoru ile geleceği belirsizdi. Ricciardo da sıkı rakip çıkınca artık takımda eski forsunun olmayacağını düşünmüş olmalı. Ferrari’de aradığı ilgiyi istediği kadar bulabilecekti ve fırsat da gelince değerlendirdi. Kesinlikle doğru bir karar olduğunu gördük. Red Bull bugün kendisine motor bulamazken Ferrari giderek güçleniyor.

Erdim: Yeni Formula 1 çağında Vettel çocukluktan beri içinde yaşattığı Ferrari aşkına kavuşmuş oldu. Şahsi fikrim Vettel kariyeri boyunca desteklemiş Red Bull’a verdiği arka arkaya dünya şampiyonluklarıyla borcunu ödedi. Ferrari daha köklü bir takım. Hem finansal hem de geliştirme konusunda (Her ne kadar bir ara çuvallamış olsalar bile) kaynakları daha geniş. Ayrıca Vettel mühendislik yanı da olan bir pilot ve hem takıma katkı sağladı hem de kendi sürüşünü geliştirdi. Bu yüzden kararının doğru olduğunu düşünüyorum.

Ozan: 2014’te kendisine göre tecrübesiz takım arkadaşı Ricciardo’ya mağlup olduktan sonra Vettel takımın kendi etrafında olduğunu düşünmeyerek ayrıldı. 2015 Red Bull’una bakarsak faydalı bir değişim oldu.

Kimi Raikkonen’e de değinelim. Geçen sezon Alonso karşısında oldukça kötü bir sezon geçirmişti. Bu sezon takım arkadaşı Vettel’di. Sezon içinde daha iyi göründü ancak çok da farklı olmadı gibi. Ne düşünüyorsunuz? Acaba Ferrari Raikkonen’e ikinci pilot muamelesi mi yapıyor?

Soner: Ahha… Konu buraya gelmese olmazdı.

En hızlı dönemini yüksek devirlerin çevrildiği ve bu yüzden Mercedes’in arıza şampiyonu olduğu dönemlere vermiş olan bu multi yetenekli adam hakkında tonla methiye dizebileceğim gibi elindeki “dondurmayı” alsalar “dünyanın sonu değil ya!” deyip horlamaya başlayabilecek olan sersem davranışları için tonla yumruk sallayabilirim. Kaldı ki bir dönem odamdaki dart tahtasının üzerinde O’nun fotoğrafı vardı.

Ferrari’nin tavrına gelirsek; benim izlediğim dönem boyunca (88’den günümüze) 1. ve 2. pilot uygulamasını kullanmış bir takım düzenine sahiptiler. Her sezon pilotlarından birinin “fedakâr” olması gerekiyordu. Yarış sonuçlarına bakılırsa hayli işe yarayan bir sistem. Raikkonen de neredeyse hiçbir şeyi dert etmediğine göre, evet Ferrari O’nu mutlaka 2. pilot olarak kullanıyor.

Abdullah: Ferrari belki o şekilde davranmıyor ancak yaşanan şanssızlıklara ve Kimi’de bizim gördüğümüz vurdumduymaz tavırlara bakınca sonuç olarak öyle bir görüş ortaya çıkıyor. Kimi bir zamanlar en hızlı pilotlardan birisiydi ancak her nedense artık öyle görünmüyor. Bunu yaşına, Ferrari aracına olan uyumuna, yeni motorlara, hayatındaki değişikliklere gibi bir çok şeye bağlayabiliriz. Yanındaki pilotlar bir şekilde Kimi’den daha iyi iş çıkarıyorsa, bunu tamamen takımın onu 2. pilot olarak görmesine bağlayamayız. Umarım yanılırım ancak bu sene Raikkonen’in F1’deki son senesi olacak gibi görünüyor.

Kemal: Raikkonen Lotus ile harika bir yıl geçirdikten sonra Ferrari’ye geldi. Yanında Grosjean değil, Alonso vardı. Altında Lotus değil Ferrari vardı. Her sürücünün kendi stili vardır. Araç daha çok Alonso’ya göre tasarlanmıştı desek yalan söylemiş olmayız ki bunda anormal bir durum yok. Çünkü Alonso 5 yıldır oradaydı ve tabi ki araç kendisine daha uygun olacaktı. Raikkonen geçen yıl Ferrari’ye alışmakta zorluk çekti, araçta bazı şeyler istediği gibi değildi. Lotus’daki ilk sezonunu hatırlayın benzer şeyler yaşamıştı. Sonuç olarak sorunlu bir sezonu Alonso’nun çok gerisinde tamamladı. Bunda Raikkonen’in sorunlarının yanı sıra Alonso’nun üstün performansının da etkisi var. Bu yıla iyi başladı aslında Vettel’den çok da yavaş değildi. Ama şanssızlıklar peşini bırakmadı. Fakat çoğu zaman Vettel’den yavaş kaldı dersem yalan söylemiş olmam. İstatistikler ve sonuçlar ortada. Sanki Raikkonen de bir şeyler eksik gibi. Sorun yaşamadığı yarışlarda Vettel kendisinden biraz daha hızlıydı. Bunun sebebi nedir bilmiyorum. Ancak Raikkonen artık 36 yaşında. Yaşın da bir etkisi vardır herhâlde.

Didem: Yorum yok.

Hasan: Geçen sezon araca uyum sağlayamadığı söylenmişti. Bu sezon araç kendisine uygun ancak bu kez de pit duvarı hataları, garip arızalar ve birkaç kazası onu geriye düşürdü. Ferrari’nin tek pilot stratejisi uyguladığı yıllardır bilinen bir gerçek. Ancak Raikkonen’in performansını kasıtlı olarak düşürdüklerine inanmıyorum.

Erdim: Ferrari Raikkonen’e ikinci pilot muamelesi yapsa bile Raikkonen buna izin vermez. 2008’de arka arkaya attığı yarışın hızlı turları oluyordu sıkı takip edenler bilirler. Malezya’da yaşadığı talihsizliklere rağmen dördüncülüğe kadar tırmanmayı başarmıştı. Bu yüzden saf hız anlamında Raikkonen’de üst düzey bir pilot. Raikkonen biraz daha kendi kapasitesini kullanabilir. Lotus döneminde daha başarılı olmasının sebebini hem takım arkadaşının güçsüz olmasına hem de biraz daha basın anlamında geri planda kalmasıydı. Şimdi gene Ferrari’de ve gene eleştiri alıyor. Birileri ona yapması gerekeni söylediği sürece Raikkonen bunu yapmamaya devam edecek ta ki kendisi isteyene kadar.

Ozan: Kendisine onu yakıştırmış olmalı ki araç veya takım arkadaşı değişse de onun performansı belli bir çizgiyi aşamıyor. Genç pilotlar sırada bekliyor…

mercedes-ferrari-2015

Ferrari’nin Mercedes’e yaklaştığını gördük, bir şekilde üç yarış kazandılar. Bu gelişimi bekliyor muydunuz?

Soner: Ferrari ve McLaren’in her zaman ilk sıralara oynayacağını bekleriz. Bugüne kadar izlediğimiz Formula 1 yapısı, bize bunu öğretti çünkü. Saydığım iki isim Formula 1 tarihi boyunca değişiklik göstermiş olabilir elbette. Ben kendi gözlerimin gördüğü dönem için konuşayım.

Eğer Ferrari gerilere düşmüşse eninde sonunda ilk sıraya döneceğini biliyoruz. Dahası bunu kendi gözlerimizle görebileceğimizden emin olmamız. Şimdiye dek hep böyle oldu. Ancak Formula 1 yönetimi durumdan sıkılmış olsa gerek ki, mevcut ikili sistemi çok bilinmeyenli denklemlere dönüştürmenin daha eğlenceli olacağını düşünmüş olmalılar. Bugün Ferrari ve McLaren’imize ek olarak Red Bull’umuz ve Mercedes’imiz var. Renault’dan da umutluyuz… Bu arkadaşlardan biri gerilere düştüğünde, tekrar yukarı çıkmalarını bekliyoruz.

Ferrari’den bu gelişimi bekliyor muydum? Elbette.

Abdullah: Beklemiyordum. Özellikle bazı yarışlarda lastik seçiminin de etkisiyle Mercedes’e oldukça yakın performanslar sergilediler. Gerçekten şaşırdığımı söylemeliyim. Bu galibiyetlerde şans faktörü olsa da Vettel ve Ferrari’nin performansını göz ardı edemeyiz.

Kemal: Tabi ki bekliyordum. 2014’ün ortasında 2015’e odaklanan bir takım vardı. Teknik patron James Allison ilk kez 2015 aracı üzerinde çalışmaya başlayacaktı. Ciddi bir revizyona gidilmiş ve pek çok personel ile yollar ayrılıp yerlerine yenileri atanmıştı. Motor departmanında ciddi değişiklikler olmuştu. 2014’te yaşanan sıkıntıların çoğu saptanmıştı. Bunların çözümü için 2015 beklenmişti. Fark 1.5 saniyeden 0.6’ya kadar indi. Ancak Formula 1’de asıl sorun son saniyeleri kapatmaktır. Ferrari’nin bu yıl kaydettiği gelişimde 2014’te yaşadığı sorunları çözmenin önemli payı var. Mercedes en önde ve sorun yaşamıyor. Onların tek derdi gelişmek. Ferrari 2014’te sorunlar yaşadığı için genel olarak sorunları çözmeye dayalı bir kış geçirdi. 2015’ten sonra ise performansa odaklanacaklar. Ancak Ferrari’nin gelişebileceği daha fazla alan var çünkü gerideler. Mercedes her alanın adeta suyunu çıkarttı ve gelişim açısından sorun yaşayabilir.

Didem: Gelişmelerini illaki bekliyordum sonuçta Mercedes’in motor bölümünden adam aldılar bir zahmet gelişsinler değil mi ? 🙂

Hasan: Ferrari’nin motor gelişimi yapacağını herkes tahmin ediyordu zaten. Ancak şasi gelişiminin hangi düzeye çıkacağı merak konusu.

Erdim: Gerek hava şartları gerek yarış içerisi olaylar olarak ben zaten Ferrari’den galibiyet bekliyordum. Brezilya GP’de Mercedes’lerin Ferrari takımı hariç diğer tüm araçlara tur bindirmeleri Ferrari’nin 2014’e göre Mercedes’i yakaladığını gösteriyor.

Ozan: Daha fazlası olmalıydı. 16 yarışın çoğunu domine ederek kazanan Mercedes’e karşı çoğu zaman pistte gezindiler.

Mercedes yine de yenilmezdi. Hep söyleniyor: ‘Vanayı açmak’ Mercedes’in rakiplerinin performansına göre kendi hızını ayarladığını düşünüyor musunuz?

Soner: Kesinlikle evet. Hangi türden bir yarış içerisinde olursanız olun, temponuzu arkanızdan gelenlere göre ayarlamak size büyük avantaj sağlar. Bazen onların sizi yakalayabileceklerini düşünmesini sağlayıp son güçlerini ortaya koymalarını sağlar, sonrasında da sakladığınız gücü kullanarak tek başınıza uzaklaşırsınız.

Başka bir örnek, herkesle birlikte takılırsınız ve durumu kolaçan edersiniz. Kimlerin potansiyelinin yüksek olduğunu tartarsınız. Doğru zamanı hesaplar ve tam güç verirsiniz.

Tabi senin kastettiğin Mercedes’in güç artışı sağlayan sırlarla dolu bir sisteme sahip olduğu ve istediği zaman bunu kullanabildiği yönünde bir şey ise, ona da varım. Sonuçta şampiyon olma sırasının bir süre için Mercedes’e verildiğini düşünen bir adamım.

Abdullah: Bir takım 19 yarışın 16’sını kazanıyorsa ve çoğunda duble yapıyorsa tabi ki performansını istediği gibi ayarladığını düşünebiliriz ki bazen bu düşünceye ben de katıldım. Bizimle oynandığını düşünüyorum 🙂

Kemal: Mercedes turbo motorlar üzerinde çalışmaya çok önceden başladı. Haug, Fry ve Brawn 2011 ve 2012’de bunun hep 5 yıllık bir proje olduğunu söylediler. 3. Yılda pole ve zaferler, 4. Yılda şampiyona üçüncülüğü 2014 ve 2015’te şampiyonluk. Takım adım adım ileri gitti. Ciddi bir hazırlık dönemi geçirdikleri için çok fazla sorun yaşamadılar. Honda mesela yeni motorlar üzerinde çok çalışmadığı için sıkıntılar yaşadı. Tıpkı Renault gibi. Renault 2013’te şampiyonluk için yarıştığı için son ana kadar zorladı. Mercedes ise sonraki yıl için hazırlandı. Hazırlık dönemi ciddi fark yarattı. Vana kısmına gelirsek Mercedes’in zaman zaman artan tepkiler nedeniyle vanayı biraz kıstığını düşünüyorum. Bunu düşünen bir tek ben değilimdir herhâlde. Ferrari’nin çok hızlı olduğu pistlerde vanayı açıp, Ferrari’nin biraz daha geride olduğu pistlerde tepkiyi azaltmak için biraz kısıyor olabilirler. Tabi bu bir varsayım. Kim eleştiri alıyorum diye galibiyeti riske sokar ki? Olası bir mağlubiyette bunun hesabını kim verebilir? İşin bir de bu boyutu var.

Didem: Düşünmez miyim hiç 🙂 istedikleri an istedikleri farkı yapıyorlar ellerinde daha da fazlası vardır da sırf rekabet olsun diye göstermiyorlar bence.

Hasan: Sezon başında bunu yaptıklarını düşünüyordum. Ancak Macaristan GP gibi geriye düştükleri yarışlarda o vanayı açtıklarını göremedik. Belki de o da bir oyundu, kim bilir?

Erdim: Formula 1 gibi bir platformda kimse elindeki avantajı diğerinin eline verip sen daha iyi ol demez. Mercedes motorlu takımlar diğer araçları geçerken tam güce sahip olsalar bile Mercedes takımı ile mücadelede tam güçte olduklarını sanmıyorum. Ama bir gerçek var araç bir bütünden ibarettir. Şasisel anlamda Mercedes Force India ile eş bir araç üretseydi bende ne olacağını merak ederdim.

Ozan: Hayır.

Singapur GP’de ne oldu? Mercedes mi lastikleri çalıştıramadı, Yoksa Vettel ve Ferrari mi harikaydı?

Soner: Burası GP’nin geceleri yapıldığı ve araçların üzerindeki ışık yansımalarının harika görünmesinden başka bir artısı olmayan lanet dur kalk-cadde pistiydi değil mi?

Burada yüksek hızlar yok, dahiyane aerodinami gerektiren yüksek hızlı virajlar yok, geniş yollar yok. Yani bildiğiniz gibi bu tür pistler aerodinamik performans ve motor gücü farklarının neredeyse yok olduğu pistler. En belirleyici etken mekanik yol tutuş ve lastik performansı. Şimdi hava ve asfalt sıcaklıkları gibi değerleri hatırlamıyorum ama bence Ferrari ve Vettel harika falan değildi. Her şey sorun yaşasalar bile Mercedes’in kontrolündeydi. Sezon boyunca o kadar hızlıydılar ki sırf başka biriyle mücadele etmek için özel çaba sarf etmiş olabileceklerini düşünmeden edemiyorum.

Böylesine profesyonel bir seviyede bunu mümkün olamayacağını biliyorum elbette ama bence Singapur 2015, Ferrari’nin ağzına çalınmış bir parmak bal.

Abdullah: Mercedes’te Singapur’dan itibaren araç gelişimi konusunda farklı bir yola girildiğini biliyoruz. Singapur’a kadar sıralamaların tek hakimi olarak gelen Hamilton, rekor kırabileceği yarışta bunu başaramadı ve o andan sonra özellikle sıralamalarda Hamilton, Rosberg’in art arda gerisine düştü. Ferrari tabi ki harikaydı ancak Mercedes’in gelişim yönündeki değişiklik sonucunda ilk yarışta bazı şeylerden maksimumu alamadığını düşünüyorum. Sonrasında her şey yerine oturdu ve neler olduğunu gördük.

Kemal: Lastikler ile alakalı bir sorun olduğu söylendi. Hem de olası bir diskalifiyeden kurtuldukları Monza’dan sonra. Ferrari şasi olarak harika olabilir ancak Mercedes’in de şasi olarak iyi durumda olduğunu söyleyebiliriz. 0.5 saniye öndeyken 0.5 saniye geriye gitmeleri pek normal bir şey değil. Ferrari hızlıydı ama Vettel daha hızlıydı. Harika bir hafta sonu geçirdiler. Mercedes araçta yaşanan sorunları bulamadı. Singapur’dan sonraki haftada bu sorunları çözdüler ve Japonya’da zafer geldi. Yani Ferrari Singapur’da hızlıydı ancak Mercedes’in sorunlar yaşaması Ferrari’ye zaferi getirdi.

Didem: Her ikisi de bence.

Hasan: Marina Bay çok özel bir pist, diğer pistlerde çalışan araçların burada çalışmama olasılığı çok fazla. Bir üstteki soruda kastedilen şeyi de yapmış olma olasılıkları her zaman var. Eğer bir yarışı hediye etmek için kasıtlı olarak yavaş kalmak istedilerse bunu kamufle etmek için en doğru yarış Singapur GP.

Erdim: Hem Mercedes lastiklerini çalıştıramadı hem de Vettel egzozdan beslemeli difüzör zamanındaki gibi arka tarafı iyi çalıştırdı. Zaten Ferrari buraya gelirken özellikle arka bölümde iyileştirme yapmıştı. Bu Vettel’in elini kuvvetlendirdi. Bu sayede Ferrari ve Vettel ortaklığı bir galibiyet daha kazandı.

Ozan: Mercedes lastikleri çalıştıramadı. Sadece Ferrari değil Red Bull da çok hızlıydı.

uae-bahrain-formula-1-grand-prix-action-daniel-ricciardo-red-bull_3292938

Geçen sene üç yarış kazanan Red Bull bu sezona çok kötü başladı ve Renault ile suçu sürekli birbirlerine attılar. Suçlu sizce hangisiydi? (Veya ikisi de mi suçluydu?)

Soner: Suçlu aramaya gerek yok bence. Red Bull’u ergenliğe girmiş bir genç gibi davrandığını düşünelim. Renault’un “baba olmak” konusunda bazı sıkıntılar yaşadığını düşünüyorum. Sanki hiç oturup da karşılıklı konuşmamış bir aile gibiydiler. Çocuklarınızla ilgilenmezseniz hayatı size dar edebilirler değil mi?

Basının önümüze koyduklarından anlayabildiğim kadarıyla vardığım sonuç, Red Bull’un performans veremeyen motor hakkındaki serzenişlerinde haklı olduğu ancak bunu belirtme şekli konusunda da ağzına biber sürülmesini hak ettiği şeklinde. Nerede duracaklarını bilemediler, eminim bizim göremediğimiz alanlarda hakaretler havada uçuşmuştur. Bol keseden atıp tuttuklarını ve kimle isterlerse çalışabilecekleri düşündüler. Nihayetinde 4 kez dünya şampiyonu olmuşlardı. Sonuç; Renault motoru… Yine!

Öyle sanıyorum ki artık şampiyonluklar sanıldığı kadar değerli değil!

Abdullah: Geçen seneyi 2. sırada tamamlayan Red Bull doğal olarak lider Mercedes’le aradaki farkı kapatmayı umuyordu ancak Renault’nun güç ünitesinde yaşadığı sorunlarla birlikte iki tarafın arası iyice gerildi. Her ne kadar Red Bull ulu orta yaptığı eleştirilerde haksız gibi görünse de, 2009’dan beri en kötü derecesi 2.lik olan ve çok büyük yatırımlar yapan takımın bu seneyi 4. sırada tamamlaması nedeniyle yaşadığı hayal kırıklığını da anlamak lazım. İki tarafın da yaşananlarda sorumlulukları var.

Kemal: Suçun tek bir tarafta olduğunu düşünmüyorum. Red Bull’un ‘her şeyi ben bilirim’ havasına girip Renault’nun işine burnunu sokması hoş olmadı. Agresif tasarım konusunda Renault’ya baskı yaptılar. Renault istenileni yaptı ve agresif tasarımla beraber daha geriye gitti. Sonra suçu yine Renault’ya attılar. Renault’nun suçu yok mu? Var elbette. Ancak en büyük başarılarınızı bu üreticiyle kazandınız sonuçta. 2013’te şampiyonluğu bu motor ile kazandınız. Başarıyı hemen silip atamazsınız. Ancak bence Renault turbo motorlara yeterince hazırlanamadı. Sorun da bu oldu. Ancak bazı iddialar var ki bu iddialar gerçekten utanç verici. İddiaya göre Renault elinde yeterli kaynağa sahip olmasına karşın gerekli çözümleri üretemiyormuş. Buna inanmak istemiyorum ama 12 güncelleme yapıp 0.1 saniye gelişmek ‘acaba doğru mu?’ diye sorular sormama sebep oluyor. Red Bull’u anlamaya çalışıyorum bir yandan da. Sonuçta en iyi şasiye sahipler. Kazanmaya alışmışlar. Ancak sezona onlar da kötü başladı. Sezon başını hatırlayın. Toro Rosso zaman zaman Red Bull’dan daha iyiydi. Bu şasinin yeterince iyi olmadığını gösterir. Tabi bu sorunları çözdükten sonra hızlandılar. Red Bull’un haklı olduğu yerler var ancak yaptıkları eleştiriler yapıcı değil yıkıcıydı. Sonuçta her iki taraf da bundan zarar gördü.

Didem: Renault’un illaki payı var kötü performansta ama Red Bull da hem kötü şasi çıkartıp hem de Renault’un daha iyi motor yapması için işlerine karışması, basın önünde aşağılamaları vs vs. suçun en büyüğünü Red Bull da görüyorum.

Hasan: Red Bull şasisinin geçen sezonki kadar iyi olmadığını kabul etmişti ancak sezon ortasına gelmeden gerekli gelişimlerle performansı olması gereken seviyeye getirdiler. Sezon başında yarış bile tamamlayamayan Renault motoru ise şasi kadar gelişim kaydedemedi. Basın önünde söylenenler haricinde performans olarak ikisi de suçluydu.

Erdim: Şasi olarak geride kaldıkları bir sezon başlangıcı oldu. Sonradan şasi gelişti ama bu sefer de motor anlamında Renault bekleneni veremedi. Ben suç atmalarını yanlış buluyorum. Suçlu demeyelim ama Renault geri kalan tarafta oldu.

Ozan: 2 senedir performanslı motor veremeyen Renault ve iyi günleri çabuk unutup köprüleri yıkan Red Bull da suçlu.

Sezonun son yarışlarında, özellikle Singapur GP ile birlikte Rosberg oyununu artırmış göründü ve sıralamalarda Lewis Hamilton’u geçti. Takım bir müdahalede bulunmuş olabilir mi? Yoksa Hamilton mu boşladı? Ya da?

Soner: Lewis bu sırada henüz şampiyonluğunu ilan etmemişti değil mi? Yani henüz kendini salmamıştır diye düşünüyorum. Sırf Lewis sezon sonuna 6 yarış kala şampiyonluk ilan etmesin, millet mücadele izlesin diye de risk alınacağını sanmıyorum ama, zaten heyecanını birçok yönden kaybetmiş Formula 1’in arada biraz taze kan ihtiyacı olabileceği düşüncesindeyim. Az önce demiştim ya Singapur Ferrari için bir parmak bal gibi diye… Çünkü sonrasındaki 6 yarışı da Mercedes pilotları kazandı. ilk 3 yarışı Lewis kazandı son 3’ü de Nico.

Şuna da değineyim, Pole pozisyonları pilotu şampiyon yapmıyor. Ayrıca Nico’nun temposunu taaaaaa Singapur’da arttırmış olması Lewis’in neden umurunda olsun ki…

Abdullah: Aslında tüm yaşananlar, takımın istediği pilotu öne çıkarabildiğini bizlere kanıtlamış oldu. Hamilton’un şampiyon olmasıyla çenesinin fazla düşmesi sonucunda Mercedes, Rosberg’in istediği yönde aracı geliştirerek asıl patronun kim olduğunu bir nevi göstermiş oldu. Aslında sezon başından beri bakarsak bir çok yarışta Rosberg gerçekten yakındı ve sıralamalarda saliselerle kaybederek geriye düşünce doğal olarak yarışta da dezavantajlı olmuş oldu. Son bölümdeki Rosberg atağını ve kararlılığını ise hem araçtaki gelişim yönüne hem de Hamilton’un şapka fırlatma gibi olaylarla Rosberg’in damarına basmasına bağlıyorum.

Kemal: Hamilton sezona inanılmaz başladı ve herkes sezon ortasında şampiyonluğun geleceğini düşündü. Sezon bitmeden şampiyonluk geldi zaten. Ancak Rosberg özellikle sorunlu geçen Singapur’un ardından Hamilton’un 1 adım önüne geçmiş gözüktü. Hamilton’un gereksiz açıklamaları Rosberg’i motive etmiş olabilir. Ama Hamilton gibi bir şampiyonun da aniden performans düşüşü yaşaması pek de normal değil. Araçta sorunlar yaşamış olabilir. Son güncellemeler Rosberg’e uyuyor olabilir. Hamilton şampiyon olduktan sonra zorlamadı deniliyor ama ben buna inanmıyorum. Kim altındaki en hızlı arabayla kazanmak istemez? Her galibiyet yeni bir rekor demek. Yeni bir istatistik, daha fazla para ve daha fazla taraftar demek. Bence Hamilton ‘çok zorlamadı’ değil de son güncellemeler Hamilton’dan çok Rosberg’e uydu diyebiliriz. Tabi ki buna ek olarak Rosberg’in de performansını arttırdığını söyleyebiliriz. Her şeyi yeni sezonda daha net göreceğiz.

Didem: Nico oyununu artırdı ama üzerindeki baskı kalktıktan sonra artırdı. Lewis kendi ağzıyla söyledi zaten boşladım diye ki bence de boşladı. Ha Mercedes araca müdahale etti mi? Orasını Toto bilir.

Hasan: Hamilton araçta yeni bir yönde ilerlemeye başladıklarını ve bunun kendisine uymadığını söylemişti. Belki de onun bile bilmediği değişiklikler yapılmış olabilir. Takım içerisinde huzuru sağlamakta zorlanıyorlar.

Erdim: Ben aradaki farkın FIA’nın getirdiği lastik basıncıyla alakalı olduğunu düşünüyorum. Rosberg bu kısıtlamayı iyi bir şekilde kendi açısında yorumladı. Hamilton biraz daha şikayet eder oldu araçtan.

Ozan: Hamilton magazine fazla ağırlık verdi ama Rosberg de gelişti, çok geç kalsa da…

150317154525-verstappen-profile-super-169

Max Verstappen büyük bir pazarlama operasyonu gibi görünen şekilde spora katıldı. Henüz 18 yaşında bile değildi ve kariyer tecrübesi oldukça düşüktü. Sizce bu doğru bir karar mıydı? Max kendisini ispatlayabildi mi?

Soner: Onunla ellerinde yedek bir Vettel olması için uğraşıyorlar gibi geliyor bana.

O’nu sükseli bir şekilde spora sokarız. Performanslı olmasını sağlarız ve bu sayede sponsorlardan epey para kazanırız. Takımın adı daha çok anılmaya başlanır ardında da büyük takımlar için konuşulmaya başlar. Eh bir de gerçekten iyi bir pilotsa elimizde harika bir vakâ olur.

Ancak bana sorarsanız kendisini gerçekten ispatlayabilmesi için henüz çok hevesliyken Vettel’inki gibi bir fırsata ihtiyacı var.

Vettel’in kendisini nasıl gösterdiğini hatırlayan? Hayır, yağmurlu Monza değil!

Abdullah: O zaman doğru bir karar gibi görünmese de (en azından desteklediğim bir karar değildi) sonuç olarak Verstappen’in ne kadar yetenekli bir pilot olduğunu gördük. Çenesi de iyi laf yapıyor. Geçişler konusunda dikkat çekici. Mevcut kurallar altında fazlasıyla rahat yarışabileceğini kanıtladı.

Kemal: Bu kadar genç yaşta spora girilmesine karşıyım. Verstappen kötü bir sezon geçirseydi ve ciddi kazalara karışsaydı bunun hesabını kim verebilirdi? Genç yaşta kariyeri biterdi. O daha bir çocuk sonuçta Formula 1 karting değil. Formula 3 de değil. Harika bir sezon geçirdi, harika ataklar yaptı. Harika performanslar sergiledi. Ancak ne kadar iyi performans gösterirse göstersin o daha bir çocuk. Formula 1’de yarışmak bu kadar kolay olmamalı.

Didem: Performansıyla ispatladı sayılır. Reklamını iyi yaptı babası ego manyağı herif!

Hasan: Max kendisini ispatladı. Ancak özellikle Red Bull ve babası Jos tarafından yapılan ve çoğu zaman bıktıran pazarlama çalışmalarının Max’ın yeteneğinin olduğundan çok daha fazla şişirilmesine sebep olduğunu düşünüyorum.

Erdim: Belçika ve Brezilya’da yaptığı ataklar zaten kendini ispatladığının göstergesi. Tıpkı 2007’den sonraki Hamilton gibi çok güzel ataklarda bulunuyor. Monako’da yaptığı kaza ona gereken dersi vermiştir diye düşünüyorum. Saf hız anlamında iyi bir isim umarım ileride büyük takımlarda yarışır.

Ozan: Yaptıklarına bakarsak doğruydu. Bilgisayar karşısındaki oyunlarda sürercesine korkusuz atakları sezona renk kattı. DRS olmadan atak yapan nadir isimlerdendi. Bunun dışında karıştığı kazalar ve yorumlarıyla da aynı zamanda fazla antipatikti.

Bu sezonun en önemli olayı neydi?

Soner: Hey, Marussia’lar hiç yarış dışı kalmadı değil mi?

Abdullah: Ferrari’nin atağa kalkması. Ferrari’nin önlerde olmasına daha doğrusu önlerde mücadelenin olmasına sporun ihtiyacı var. Buna umarım diğer takımlar da katılır ve bir sezon daha kopup giden Mercedes’leri görmeyiz.

Kemal: Sezonun en önemli olayı olarak McLaren Honda’nın yavaş kalması ve Ferrari’nin yeniden zirveye dönüşünü gösterebiliriz. Ancak bunlar benim için sürpriz değildi. Renault’nun F1’e geri dönüşünün yılın olayı olduğunu düşünüyorum.

Didem: Tabiki de McLaren’in sezonu 9.bitirmesi 🙁

Hasan: Honda’nın anormal derecede kötü performansı. 2014’te Renault da çok sorun yaşamıştı ancak sonunculuğa kadar düşmemişti.

Erdim: Bianchi’nin vefatı…

Ozan: Renault ve Honda motorlarının kötü performansı

Sezonun en iyi yarışı hangisiydi?

Soner: İngiltere ve Macaristan

Abdullah: Macaristan.

Kemal: Amerika’ydı. Yağmurlu yarışları hep sevmişimdir. Hafta sonu boyunca yağmur vardı. Padokta eğlenceli anlar vardı. Laptop başında tüm bu olayları takip etmek zorlu ama güzeldi. Yarış da güzeldi. Her an ne olacağı belli değildi. F1’in böyle hafta sonlarına ihtiyacı var. Kimin kazandığından daha çok eğlenceli yarışlar olmasını istiyorum. Hamilton kazanmış, Mercedes kazanmış, Vettel kazanmış, Ferrari kazanmış pek umurumda değil. Eğlenceli olsun yeter.

Didem: Lewis’in kazandığı her yarış 🙂

Hasan: Amerika GP’sini izlerken çok eğlendiğimi hatırlıyorum. Macaristan yarışı da fena değildi.

Erdim: Silverstone ve Amerika.

Ozan: Macaristan, Singapur, İngiltere

Yılın pilotu seçiminiz kimden yana?

Soner: Bilmem ki, pazarlama çalışmalarından etkilenmemeye çalışırsam, Romain diyesim var. Jenson’a da bir şeyler vermek isterim ama…

Abdullah: Ne desem bir tarafa çekilecek. Şampiyon olan Hamilton’un olduğunu söyleyebilirim ancak Singapur’dan sonra ortaya koyduğu performans ve aldığı sonuçlar bunu az da olsa lekeledi gibi. Ne kadar baba – oğul bazı açıklamalarına ve kibirlerine gıcık olsam da senenin en iyi pilotlarından birisiydi Max.

Kemal: Sezonun ilk yarısına bakarsam kesinlikle Hamilton. Ama sezon sonunda sürekli Rosberg’e yenilmesi aklımda bazı soru işaretleri yaratıyor. Vettel bu yıl takım arkadaşını mağlup etti ve Meksika dışında hiç hata yapmadı. Hep podyum savaşı verdi. Tutarlıydı. Hem de Ferrari’deki ilk yılında. Benim seçimim bu nedenle Sebastian Vettel.

Didem: Elbette ki senenin yıldızı Lewis !!! 🙂

Hasan: Hamilton ve Vettel oldukça iyiydiler. Birini seçmem gerekirse; Hamilton.

Erdim: Sezonu üçe bölersem sezon başı Hamilton, sezon ortası Mercedes üstünlüğünün arasında dolaşan Vettel ve sezon sonunda arka arkaya aldığı iki mağlubiyetin ardından gelişen Rosberg.

Ozan: Araç performansına göre bakarsak Vettel veya Kvyat

Yılın hayal kırıklığı yaşatan pilotu hangisi?

Soner: Bana hayal kırıklığı yaşatabilmesi için önce onu gerçekten sevmeli ve destekleyebilmeliyim, ki kendisi epeydir yaşamıyor… Ama bu soruya Raikkonen diyeceğim. Geri tepmesiz herif…

Abdullah: Alonso. Her ne kadar gerilerde olsa da kendisinin de dediği gibi bu sene çoğu zaman pistte olmak için oldu.

Kemal: Nico Rosberg ve Kimi Raikkonen arasında kaldım ama sezonun son bölümündeki performansı nedeniyle Rosberg’i eledim ve Raikkonen demek istiyorum. Raikkonen sorunlar yaşasa da bitirdiği yarışlar da pek de iyi performans sergilemedi. Umarım seneye daha başarılı bir yıl geçirir.

Didem: Kimi Raikkonen

Hasan: Hülkenberg ve Bottas’ın kariyerlerinin doğru yönde ilerlemesi için yarışlarda özel şeyler yapmaları ve takım arkadaşlarına göre çok daha iyi performanslar göstermeleri gerekiyordu. Raikkonen de belki bu listeye eklenebilir.

Erdim: Raikkonen.

Ozan: Raikkonen

Şasi performansı olarak en iyi olduğunu düşündüğünüz araç hangisi?

Soner: Bunu yanıtlayabilecek kadar teknik kapasiteye sahip olmamız mümkün değil ama Mercedes’leri bir kenara koyarsak McLaren ve Red Bull şasileri motorlarının verebildiğinden çok daha fazlasına sahipler bence.

Abdullah: Komple düşündüğümüzde Mercedes aracı hala zirvede ancak Red Bull aracı, sezon başına göre sezon sonunda sıkıntılarını büyük ölçüde aşmayı başarmış gibi göründü.

Kemal: Sadece şasi olarak bakarsak Red Bull ve Mercedes’in ilk sırada, Ferrari’nin hemen ikinci sıradan geldiğini düşünüyorum. Mercedes şasisi motorla beraber harika bir paket. Red Bull ise sezonun ilk bölümünde yaşadığı sorunlar dışında Singapur’da da görüldüğü üzere hala iyi bir şasiye sahip. Ferrari de iyiydi ancak bu iki ekipten hala biraz geride olduğunu düşünüyorum.

Didem: Mercedes

Hasan: Mercedes, motorunun yanında şasi olarak da oldukça güçlü. Catalunya, Suzuka,  Silverstone ve Interlagos’taki performansları bunu kanıtlıyor. Onu Ferrari takip ediyor.

Erdim: Mercedes W06.

Ozan: Red Bull RB11

Sizce en güzel görünen araç hangisi?

Soner: FW37’nin kırmızı çizgili Martini vinillerini alıp VJM08’e giydiriyoruz. İşte en güzel görünen araç!

Abdullah: Red Bull.

Kemal: Tartışmasız Force India. Aracın renk kombinasyonu harikaydı. Özellikle B versiyonu aerodinamik anlamda harika gözüktü. Araçların tamamı böyle görünse görüntü açısından pek de sıkıntı kalmaz. Örneğin Sauber gibi çözümler bana biraz çirkin geliyor.

Didem: Mercedes

Hasan: Mercedes ve Force India araçlarının burun yapısını ve Williams’ın grafik tasarımını beğeniyorum. Bir tane seçmek gerekirse sezon ortasından sonra kullanılmaya başlanan burun delikli Force India bana göre en güzel görünen araçtır.

Erdim: Ferrari SF15-T

Ozan: Force India VJM08

promo264609255

Bu sene operasyonel anlamda en iyi iş çıkaran ve en iyi yönetilen takım hangisi?

Soner: Hiçbir fikrim yok.

Abdullah: Mercedes. Geçen seneye göre daha rahat bir sezon geçirerek erkenden şampiyonluklarını ilan ettiler. Bunun dışında pilotlarını bir şekilde daha kontrol altında tutarak sıkıntıdan uzakta durdular.

Kemal: Ferrari diye düşünüyorum. Hemen hemen tüm kadro yenilenmişti. Uyum içerisinde herkes iyi bir iş çıkarttı. Ancak Mercedes de iyi bir sezon geçirdi. Yönetim açısından iyi idare edildiler. Rosberg ve Hamilton arasında çok büyük şeyler yaşanmadı. Gerektiği zaman Ferrari’ye cevap verebildiler. Ama Singapur’daki sorun nedeniyle ben Ferrari’nin bir adım daha önde olduğunu düşünüyorum.

Didem: Mercedes.

Hasan: Bu sezon Mercedes ve Ferrari’nin pit duvarında çok fazla hata yaptıklarını gördük. Sanırım Red Bull yıllardır bu konudaki üstünlüğünü henüz kimseye kaptırmış değil.

Erdim: Mercedes’te yeri geldiğinde yanlış kararlar aldı Ferrari’de. Ön planda olduğu ve aldığı galibiyetlerden dolayı Mercedes diyeceğim.

Ozan: Mercedes

Kategoriler
Sizin Köşeniz

Yeni Sezonda Bizleri Neler Bekliyor?

Herkese merhabalar. Yeni bir yazı ile tekrar birlikteyiz.

Bu yazımda geçen sezonun kısa bir özetini ve önümüzdeki sezon bizleri nelerin beklediğini kendi açımdan yorumlamaya çalışacağım.

Geçtiğimiz sezonu Mercedes hakimiyeti altında ve zaman zaman gelen Ferrari galibiyetleri ile noktalamıştık. Renault’nun beklenenin çok altında kaldığını ve McLaren-Honda işbirliğinin ilk yılındaki kâbusu da akıllarda kalanlar.

Şimdi yeni sezonda bizi neler bekliyor ona bir göz atalım.

1-Mercedes
2015 sezonunu yine baskın bir şekilde tamamlayan Mercedes fabrika takımı, şüphesiz 2016 sezonunun da en büyük favorisi. Artık gelişecek fazla alanları yok ama ellerindeki avantaj çok fazla ve bunun kıymetini biliyorlar. Yeni sezonda yine önde olacaklardır ama Ferrari tehdidini de unutmamak lazım.

2-Ferrari
2015 sezonunda kimse Ferrari’nin büyük bir gelişim yapmasını beklemiyordu. Girdikleri yeniden yapılanma ile birlikte taşlar yerine oturmaya başladı. Sezonu 3 galibiyet ve hemen her yarışta podyuma çıkarak tamamladılar. Bu durumdan yola çıkarsak 2016 sezonunda Mercedes’i zorlayabilecek tek takım Ferrari gibi görünüyor.

3-Williams
2015 sezonu sonunda da Williams takımında değişen bir şey olmadı aslında. 2014’ü de 3.sırada tamamlamışlardı. 2015’i de 3.sırada tamamladılar. Mercedes takımından aldıkları 2.sınıf motor ve ellerindeki şasi ile gayet iyi bir iş yaptıkları söylenebilir. 2016 sezonunda da ortalama bir performans göstereceklerini düşünüyorum.

4-RedBull
2014 sezonunda 3 yarış kazanan, Mercedes’e en yakın takım olan RedBull, Renault’nun motorda gelişim gösterememesi nedeni ile 2015 sezonunu galibiyetsiz kapattı. Mükemmel bir şasileri var ama motor için aynı şey söylenemez. 2016 sezonunda Tag Heuer etiketli Renault motoru ile yarışacaklar. Gelişim gösteremezlerse bu kez işler daha da kötü olabilir.

5-Force İndia
Sezona o kadar kötü başlamışlardı ki, kimse onların sezonu 5.sırada tamamlayacağını düşünmüyordu. Harika bir sezon içi gelişimi gösterdiler. Üst sıralarda olan takımların tökezlemesini de çok iyi değerlendirip, takım tarihinin en iyi sezon sonu sıralamasına ulaştılar. 2016 yılında da orta sıraların baş belası takımının Force İndia olacağının garantisini verebilirim.

6-Lotus
Felaket geçen 2014 sezonundan sonra 2015’e Mercedes motoru ile giren Lotus takımı, makul denilebilecek bir başlangıç yaptı. Ancak bitmek bilmeyen borçlar nedeni ile araçta hiç gelişim yapamadılar. Grosjean’ın pilotluk becerileri sayesinde sezonu 6.sırada tamamladılar. Yeni sezonda ise Renault fabrika takımı olarak yarışacaklar. Onlar için bir geri dönüş şansı olabilir. 2016 sezonunda Renault, ön sıralardaki takımlar için bir tehdit olabilir.

7-Toro Rosso
2015 sezonuna Renault motorunun büyük sorunları nedeniyle pek iyi giremediler. Ama RedBull’dan daha iyi oldukları aşikârdı. İki aracında da çaylakları olan takım, makul bir sezon geçirdi. Özellikle Verstappen çok iyi bir iş çıkardı. Ama takım arkadaşı Sainz Jr’ın da sorunlar yaşadığını unutmamak lazım. 2016 sezonunda da Ferrari motoru kullanacaklar. Ama 1 yıl önceki motor olacağı için ancak orta sıralarda mücadele edebileceklerini düşünüyorum.

8-Sauber
Puansız geçen 2014 sezonundan sonra 2015’e tabiri caizse fırtına gibi başlayan takım, İlk yarışlarda sağlam performanslar gösterdi. Bunun en büyük etkisi Ferrari’nin yeni motoruydu. Ama sezon ilerledikçe geri düştüler. Mali sıkıntılar Lotus gibi Sauber’i de etkiledi. 2016 sezonunda yine gerilerde kalacaklarını düşünüyorum.

9-McLaren-Honda
Sezonun en büyük hayal kırıklığı. Yeniden güçlerini birleştirdiği Honda ile birlikte şampiyonluk savaşı beklerken, bir anda kendilerini son sıralarda buldular. Sezon başı 5 saniyelik bir fark vardı. Ama sezon sonuna gelindiğinde bu fark 1.5 – 2 saniyeye kadar düştü. 2016 sezonunun en dikkat çeken takımı olacağı konusunda hiçbir şüphem yok. 2015’in acısını çıkarıp 2016’ya fırtına gibi gireceklerini düşünüyorum.

10-Manor (Marussia)
2014’ün sonunda batan takım, yeni sezona ‘’mucize’’ denilebilecek bir şekilde katılmayı başardı. Modifiye edilmiş 2014 şasisi ve 2014 Ferrari motoru ile tüm sezonu bitiren Manor takımı, 2016 sezonuna ise büyük bir gelişim hedefleyerek girecek. Williams ile teknik ortaklık yapacak ve Mercedes motoru kullanacaklar. Artık en arkadan kurtuluyorlar.

Okuyanlara teşekkür ederim.