Kategoriler
Manşet Sizin Köşeniz

Şahlana(maya)n At 3: Geçiş Dönemi

Milenyum çağının ilk yıllarına damga vuran “Muhteşem Dörtlü” döneminin yavaş yavaş sonuna geliniyordu. Tabir caizse 2006 yılının sonu ile birlikte Ferrari’de yaprak dökümü başlamıştı. Öncelikle 2006 İtalya GP’si basın toplantısında Schumacher emeklilik kararını açıkladı. Daha sonraysa Ross Brawn ve Rory Byrne’da emeklilik furyasına katılanlan isimlerin  arasına girdi. Ve eski ekipten geriye sadece Fransız patron Jean Todt kalıyordu.

Bu büyük isimlerin takımdan ayrılması ile beraber Ferrari de bir geçiş dönemine giriyordu. Geride sadece Jean Todt’un kalmasıyla beraber işler büyük anlamda Fransız’ın eline kalmıştı. Fransız patron Schumacher’den boşalan koltuğa Fin pilot Kimi Raikkonen’i oturtma kararı aldı. Böylelikle 2007 sezonu ile beraber İtalyan takımın pilot kadrosu Kimi Raikkonen ve Felipe Massa’dan oluşacaktı. Ross Brawn’dan boşalan teknik patronluk görevine ise onun öğrencisi olan Aldo Costa atandı. Rory’den boşalan koltuğa ise Nikola Tombazis getirildi. Herkes değişen bu yapı içinde Ferrari’nin ne yapacağını az çok merak ediyordu. Takım tökezleyecek mi yoksa arkadan gelen mühendisler ve teknip ekip işi kotarabilecek miydi ? İsterseniz yazının devamına göz atalım , durumu inceleyelim ve sorunun cevabını alalım . 2007 yılının kurallarına göz atarsak , 2006 yılından çok farklı olmadığını görmekteyiz . Belki de en büyük değişiklik Michelin’in spordan ayrılması ve lastik tedarikçisi olarak sadece Bridgestone’un kalmasıydı. Yıllardır Bridgestone ile ortaklık yapan Ferrari’nin bu durumdan çok da etkilenmeyeceği aşikardı. F2007 bunun akabininde selefi 248 F1 modeli baz alınarak geliştirilen bir araçtı. Kısacası F2007 248F1’in bir evrimiydi. Sağlam temelleri olan 248F1 baz alınarak geliştirilen F2007’de selefi gibi hızlı bir araç olarak ortaya çıktı.

F2007 MonacoTakımın Şampiyon Aracı F2007 – Monaco GP

2007 yılı kış testleri ile beraber gridde en hızlı 2 aracın Ferrari ve McLaren olduğu anlaşılıyordu. Geçtiğimiz 2 sezonun şampiyonu Renault ise Fernando Alonso’nun gidişi ve Bridgestone lastiklerine geçişte yaşanılan sıkıntılar ile beraber gridde bu 2 takımın arkasına düşmüştü.Bir süpriz  de sene başında geldi. Testlerde pek güçlü gözükmeyen BMW-Sauber takımı sezonun başlaması ile beraber  güç dengesinde Renault takımının bir adım önüne geçiyordu. Sezonun başlaması ile beraber açılış yarışı Avustralya GP’sinde Ferrari çok rahattı. Pole pozisyonu , en hızlı tur ve yarış galibiyeti ile kusursuz bir hafta sonu geçirmişti Ferrari. Asıl önemli olan aracın hızıydı. Araç rakiplerine oranla çok hızlıydı. Ancak bu hızın biraz da esnek tabandan kaynaklandığı bir hafta sonrasında anlaşıldı.

McLaren cephesi Ferrari aracı F2007’nin tabanının kurallara aykırı olduğunu ve tabanın esnediği iddiasını ortaya atarak durumu FİA’ya taşıdı. Bunun sonucunda FİA tüm takımları taban tasarımında revizyona gitmek zorunda bırakan kararı aldı. Tüm takımlar taban tasarımında değişikliğe gitmek zorunda kaldılar ve F2007 bu değişikliklerin ardından en zararlı çıkan araç oldu.Değişen tabanlarla birlikte çıkılan ilk yarış olan Malezya GP’si ile beraber McLaren bende burdayım demeye başladı. Ancak McLaren’in diğer takımların farkedemediği şeyi bir anda nasıl farkettiği sezonun ilerleyen bölümlerinde ortaya çıkacaktı. Ve bu olay sezon boyunca F1 gündemini meşgul edecekti.

Ferrari için sorunsuz geçen 2007 sezonu Mayıs ayının sonunda yapılan Monaco GP’si ile yavaş yavaş tersine dönmeye başlıyordu.  Takım öncelikle Monaco GP’sinde McLaren aracının oldukça gerisinde çok silik bir yarış ortaya koydu. Başlarda bu durumun Ferrari’nin uzun dingil mesafeli aracından kaynaklandığı ve sorunun tek bir yarışa mahsus olduğu düşünüldü. Ancak sıra gelen Kanada ve Amerika GP’lerinde McLaren aracının rakipsiz kalmasıyla beraber Ferrari için işlerin hiç de iyi gitmediği ortaya çıkıyordu. Ferraride yaşanan sorunlar kısa bir süre içerisinde ortaya çıkmaya başladı. Rüzgar Tüneli Sorunu! Şimdilerde çok alışık olduğumuz bir sorun olan Rüzgar Tüneli sorunu daha o zamanlar Ferraride ne büyük yaralara neden olmuş . O dönemde Teknik Direktör Aldo Costa’nın soruna bakış açısına bakmakta fayda var. İtalyan mühendis yeni bir tesise ihtiyaçları olmadığını ve tesislerinden memnun olduklarını dile getiriyordu. 2009 sonrası F1’de yaşanan teknik değişiklikler ile beraber Rüzgar Tüneli’nin etkisinin ne denli  önemli olduğu göz önüne alınırsa , Ferrari ekibinin ileri görüşlülükte ne denli sınıfta kaldığını görebiliyoruz. Yeni gelecek kuralları bir türlü doğru yorumlayamayıp , gerekli yatırımları yapmayan Ferrari, ilerleyen yıllarda bunun semeresini çokça çekecekti. Takım bu teknik sorunların dışında bir problem daha yaşıyor ve bu da Monaco GP’sinden bir ay sonra Haziran ayının sonlarına doğru ortaya çıkıyordu. Ferrari , yarış ve test teknik müdürü Nigel Stepney hakkında Modena Savcılığına suç duyurusunda bulunuyordu.

Stepney ve avukatı herhangi bir suç işlemediklerini, bir hata yapmadıklarını iddia ederken, Ferrari takımı ise eski mühendisi hakkında oldukça güçlü delillere sahip olduğunu iddia ediyordu. Ferrari’nin çalışanlarından birini dava etmesi F1 gündemine bomba gibi oturmuştu. Herkes yaşanılan olayları şaşkınlıkla izliyordu. Ferrari Monaco GP’si sonrasında yakıt tankında benzin kalıntılarının dışında beyaz bir toza rastlamıştı. Hem Massa hem de Raikkonen’in araçlarında rastlanılan bu toz aracın performansını yavaşlatmak için , yarıştan önce Nigel Stepney tarafından araçların yakıt tanklarına konulmuştu.Böylelikle, Ferrari takımının teknik sorunların dışında yönetimsel sorunlar yaşadığı da gün yüzüne çıkmış oluyordu. Taraftarlar ve F1 camiasının önde gelenleri daha bu durumu hazmedememişken 3 ve 4 Temmuz 2007 tarihlerinde gelişen olaylar ile daha büyük bir şoka uğradılar. 3 Temmuz’da Ferrari Nigel Stepney ile yollarını tamamen ayırırken , bundan bir gün sonra McLaren’in de yarış takımında önemli bir mühendisini işten çıkartması ve buna sebep olarak Nisan ayının sonlarında Kırmızı Araca ait teknik detayların yer aldığı 780 sayfalık belgelerin Nigel Stepney tarafından McLaren mühendisine gönderilmesi ve bu belgelerin İngilitere’de bir fotokopici dükkanında kopyalanmasının ortaya çıkmasıyla F1 gündemi alt üst olmuştu. Herkes yaşanılan bu casusluk olayı karşısında büyük bir şok yaşıyordu.

Gelin hep beraber F1 Dünyasının bu iki büyük takımının karıştığı “Casusluk Skandalı”nın perde arkasına bir göz atalım. Temmuz ayının başlarında McLaren’in teknoloji merkezi  Woking’in yakınlarındaki bir fotokopicide çalışan biri Ferrari takımına ait 780 sayfalık teknik bilgilerin çoğaltıldığını ihbar etti. Bu belgeleri kopyalatan kişi Mike Coughlan’ın eşi Trudyden  başkası değildi. İtalyan takımı 3 Temmuz günü İngiltere mahkemelerinde soruşturma başlattı ve Mike Coughlan’ın evine yapılan baskında F2007’ye ait teknik bilgilere ulaşıldı. McLaren takımı bu gelişmelerin üzerine baş tasarımcısı Mike Coughlan’ın görevini askıya aldı. Ferrari İtalyan Mahkemelerinde Nigel Stepney aleyhinde teknik bilgi hırsızlığı yaptığı gerekçesiyle yasal süreç başlattı.

Ferrari Test ve Yarış Teknik Müdürü Nigel StepneyFerrari Test ve Yarış Teknik Müdürü Nigel Stepney

 Bir gün sonra McLaren cephesinden yeni bir açıklama geliyordu. İngiliz takım bu açıklamasında araçlarında Ferrari’ye ait hiç bir teknik bilgiyi kullanmadıklarını ifade ederken FIA’yı da detaylı soruşturma yapması için fabrikalarına davet etti. İddialara ilişkin ilk duruşma 10 Temmuz günü Londra Yüksek Mahkemesi’nde gerçekleşti. McLaren takım patronu Ron Dennis, Uluslararası spor yasasının 151c maddesini ihlal etmekle suçlanıyordu. 26 Temmuz günü FIA Toplantısında Ron Dennis , takım içerisindeki hiç bir mekanikerin Mike Coughlan’ın elindeki bilgilerden haberdar olmadığını ve takımının yanlış bir şey yapmadığını söylüyordu. Dünya Motor Sporları Konseyi delil yetersizliğinden dolayı takıma herhangi bir yaptırım uygulanmayacağını açıkladı.Ancak McLaren takımı , araçlarında Ferrari’ye ait bir bilgiye rastlanırsa spordan ihraç edilme tehlikesiyle karşı karşıya kalacağı konusunda uyarıldı. Ferrari ise karara tepki göstererek , sene başında McLaren’in araçlarındaki bilgilerden haberdar olduğunu ve İngiliz takımın bu bilgileri kendilerine karşı delil olarak kullandığını iddia etti. Ve mücadelelerine devam edeceklerini yineledi. Burda Ferrari’nin kastettiği sezon başında gridde hiç bir takımın farkedemeyip McLaren’in hemen farkettiği esnek tabandan başka bir şey değildi. 31 Temmuz’da FİA başkanı Max Mosley Ferrari’nin davayı temyize götürme başvurusunu kabul ettiğini açıkladı. Takvim yaprakları 5 Eylül’ü gösterirken FİA yeni delillere ulaşıldığı gerekçesiyle  normalde 13 Eylülde görüşülmesi gereken temyizi iptal edip yerine Dünya Motor Sporları Konseyinin yeniden toplanacağını bildirdi. Bu da aslında işlerin çok daha karışık olduğunu gösteren ve McLaren’in belirttiğinin aksine bu bilgilerden haberdar olduğunun bir nevi kanıtı oluyordu. 13 Eylül’de yapılan toplantı da bu beklentilerin ışığında çok ağır cezalar geldi. McLaren takımı Markalar klasmanından men edilirken 100 milyon dolar cezaya çarptırılıyordu. Ayrıca takım bütün puanları silindiği için bir sonraki sezon dağıtılacak olan havuz gelirlerinden pay alamayacaktı. Duruşma neticisinde verilen kararlardan bir diğeri , İngiliz takımın sezonun geri kalanında yarış kazanması halinde podyum seromonisinde sadece pilotlar tarafından temsil edilebilecek olmasıydı. Ayrıca FİA, 2008 yılının başında McLaren aracının teknik bir incelemeden geçirilmesi ve Ferrari aracına ait herhangi bir teknik bilgiye rastlanırsa cezai yaptırım uygulanacağı konusunda İngiliz takımı uyardı. Böylelikle Casusluk Skandalı davası sonuca bağlanmış oluyordu.

Casusluk Skandalı’na kısaca bir bakış attıktan sonra Ferrari’nin 2007 sezonundaki gidişatına dönme vakti geldi. Takım yaşanılan bütün sıkıntılara rağmen Jean Todt liderliğinde tekrar topyekün şampiyonluk için savaşmaya başladı. Ve sezon sonunda McLaren’in sıkıntıları ile beraber 2 klasmanda da şampiyonluğa ulaşmayı başardı. Aslında bu başarıyı büyük oranda Jean Todt’a endekslersek hatalı sayılmayız. İsterseniz Jean Todt’un yaptıklarına bir bakalım. Takım 2007 sezonunda pilot kadrosunda da sıkıntılar yaşıyordu. Schumi yerine getirilen Kimi sezon ortasında tabir caizse vasat bir performans sergilerken Fransa GP’si ile beraber bir anda şaha kalktı. Ve bu yarıştan itibaren sezon sonuna kadar bir yarış hariç tüm yarışlarda podyuma çıkmayı başararak , şampiyonluk yarışında ipi en önde göğüslemeyi başardı. Kimi’nin podyuma çıkamadığı tek yarışta 3. sırada giderken teknik arıza ile yarış dışı kaldığını düşünürsek sezonun 2. yarısında göstermiş olduğu performansın ne kadar yüksek olduğunu görebiliriz. İşte Kimi’nin bir anda toparlanmasındaki en büyük etken Fransız patrona ait. Yıllardır McLaren’de yarışırken Ron Dennis tarafından baskıyla zaptedilmeye çalışılan Kimi bir türlü şampiyonluğa ulaşamazken Fransız patron sakin tavrı ile Fin pilotu yola getirmeyi başardı ve şampiyonluğun kazanılmasını sağladı. Takım Monaco,Kanada ve Amerika GP’lerin oluşan 3’lemede sezonun gidişatı ile alakalı hiç iyi sinyaller vermiyorken, eski yıllarda olduğu gibi bir anda toparlanıp şampiyonluğa giden yolda doğru adımları doğru zamanda atmayı başardı. Jean Todt son sezonunda da Ferrari için elinden geleni sonuna kadar sergilemiş ve “Kırmızı Kamp”a iki şampiyonluk daha getirmişti. 1993 yılında geldiği Maranello’dan 14 sene sonra ayrılan Fransız patron bu süreçte 7’si Takımlar 6’sı da pilotlar olmak üzere toplam 13 şampiyonluk kazanarak adını Ferrari tarihine altın harflerle yazdırmayı başarıyordu. Jean Todt’un 2007 yılı sonunda emeklilik kararını açıklaması ile birlikte Ferrari’de bir dönem resmen bitmiş oluyordu. Fransız patronunun yıllardır başarıyla sürdürdüğü takım patronluğu görevine ise İtalyan menajer Stefano Domenicali getiriliyordu. Böylelikle Muhteşem Dörtlü’nün son kaleside yıkılmış oluyor ve Ferrari artık yepyeni bir döneme giriyordu.

Kimi Raikkonen ve Jean Todt şampiyonluğu kutluyor - 2007 Brezilya GPKimi Raikkonen ve Jean Todt şampiyonluğu kutluyor – 2007 Brezilya GP

F2008’in tanıtılması ile beraber Ferrari yeni döneme start vermişti. Casusluk Skandalı sonucunda McLaren’e verilen cezalar neticesinde İngiliz takımın havuz gelirlerinden pay alamayacak olması ve aynı zamanda İngiliz takıma teknik kısıtlamaların getirilmesi ile beraber Ferrari yeni aracını geliştirme konusunda McLaren’e oranla çok daha rahattı. Ve Ferrari bunların da yardımı ile 2004 yılından sonraki en başarılı sezon başlangıcına imza atıyordu.Ferrari’nin ne kadar iyi bir sezon başlangıcı yaptığını anlayabilmek için Monaco GP’sine göz atmak yeterli. Takım 2007 yılında çok zayıf olduğu bu pistte sıralama turları sonucunda ilk iki sırayı kazanmayı başarmıştı. Ferrari sezona her ne kadar kuvvetli başlasa da ilerleyen yarışlarda basamak basamak üstüne koyan bir McLaren izledik. Ve sezonun ikinci yarısı ile beraber İngiliz takım Ferrari’yi yakalayıp çoğu pistte İtalyan takımdan  daha iyi performans göstermeye başlamıştı. 2007 yılında yaşanılan tüm sıkıntılara rağmen gelişim yarışında reaksiyon gösteren Ferrari 2008 sezonunda ise aracı geliştirmekte büyük güçlükler yaşadı. Takım tasarım felsefesi gereği aracın limitlerine çoktan ulaşmıştı ve araçta geliştirilecek herhangi bir nokta bulmakta oldukça zorlanıyordu. Bunun akabininde Ferrari yaşanılan sıkıntılar ile beraber pilotlar şampiyonluğunu Hamilton’a kaptırmaktan kurtulamadı.

Massa'nın sorunlu pit stopu - 2008 Singapur GPMassa’nın sorunlu pit stopu – 2008 Singapur GP

Ferrari 2008 sezonunda gelişim konusunda her ne kadar sorun yaşasa da iki klasmanda da şampiyonluğu kazanacak bir araca sahipti. Ancak takım yapılan hatalar sonucunda bu şansını yitirdi. Yapılan ilk hata Monaco GP’sinde gelmişti. Hava koşullarının çok değişken olduğu pistte, takım ilk pitte Massa’nın aracına çok fazla yakıt koydu. Ekstra yakıtın getirmiş olduğu dezavantaj ile Ferrari yarış galibiyetini resmen Hamilton’a hediye etmiş oluyordu. Dahası takım BMW’ye karşı da kaybetmişti. Yarışı kazanabilecek hıza sahip bir araç varken Ferrari ve Massa 3.lük ile yetinmek zorunda kaldı.Macaristan GP’sinde çok iyi bir yarış sergileyen Massa, Ferrari motoruna mağlup olarak 10 puandan oluyordu. Singapur GP’si ise yapılan hataların en can yaktığı yarış oluyordu. Felipe Massa yarışı kazanacak performansa sahipken, pitte yaşadığı sıkıntı ile sezon şampiyonluğunu belki de orada kaybetmiş oluyordu.

Takımın şampiyon pilotuna gelelim. Jean Todt 2007 sezonunda Kimi’yi çok iyi idare ederek şampiyonluğu takımına kazandırırken , Stefano Domenicali bir türlü Fin pilot ile anlaşmayı başaramadı. Sezonun ilk 5 yarışında çok iyi bir Fin pilot vardı ve herkes bu gidişle Kimi’nin rahat bir şekilde şampiyon olacağını düşünüyordu. Ancak aracın şasisinin değişmesi ile beraber Fin pilot bir anda gerilemeye başladı. Kanada GP’sinde pitte yaşanılan kaza sonucu yarışa veda eden Raikkonen , Fransa GP’sinde lider giderken egzos sorunu ile yarışı 2. sırada bitirebildi. İngiltere GP’sine gelindiğinde ise yapılan yanlış strateji ile yarışı kazanabilecek Fin pilot ancak 4. sırayı kazanabilmişti. Daha 1 sene önce Çin’de lastik değiştirip yarış zaferi kazanan takım , yarım sezon sonra lastikleri değiştirmeyerek pilotunun yarış galibiyeti şansını ortadan kaldırmış oluyordu. Ferrari 2008 sezonunda stratejik kararlarda resmen sınıfta kalmıştı. Arka arkaya kazanabileceği 3 yarıştan oldukça düşük puanlar ile ayrılan Kimi , araçta da rahat olamamasıyla beraber motivasyon düşüklüğü yaşıyordu. Takım Kimi’nin sorunlarına yönelip onun performansını geliştirebilseydi belki de Kimi ile çok rahat bir şampiyonluğa ulaşılacaktı. Sezon boyunca Kimi’ye uygulanan en yanlış strateji sıralama turlarına ağır depo ile çıkmaktı. Kimi sıralama turlarından daha çok yarış performansı ile kendini gösteren bir pilot. Yumuşak sürüş stilinin getirmiş olduğu etki ile beraber sıralama turlarında lastikleri bir türlü ısıtamayan Fin pilot , bunun üzerine yakıtın da getirmiş olduğu dezavantaj ile beraber gridde çok gerilerden start almak zorunda kalıyordu. Takım sezonun son 3 yarışında bunun tersi bir strateji uyguladı ve Kimi bir anda gridde daha üst sıralardan start alarak çok daha iyi performanslara imza attı. Ferrari’nin sezon boyunca bu stratejiyi uygulamayıp , son 3 yarışta bu stratejiyi uygulaması çok büyük bir hata. Fin pilot o dönemde bu kararın kendisine ait olduğunu söylüyordu. Ancak takım üstüne düşen görevi yerine getirip pilotunu uyarmalı ve daha doğru stratejiler üzerinden karar alınmalıydı. Ancak uygulanan yanlış stratejiler ile beraber Kimi’nin şampiyonluk için şansı çoktan yitip gitmişti.

Sonuç olarak uygulanan yanlış strajiler ile Ferrari pilotlar şampiyonluğunu kaybetmiş oluyordu. Rakip takım McLarende Kovalainen’in araca bir türlü alışamadığı ve çok silik bir sezon geçirdiği göz önüne alınırsa Ferrari’nin takımlar şampiyonluğunu kazanması çok da zor olmadı. Kazanılan takımlar şampiyonluğuna rağmen Ferrari’de işler çok da doğru gitmiyordu.  Takımın operasyonel olarak bir çok sorun yaşaması ilerisi için hiç de iyiye işaret değildi.

2009 sezonu Ferrari için çok daha zor geçen bir sezon oldu. Takım değişen kuralları çok yanlış yorumlamıştı. KERS’e gereğinden fazla yoğunlaşan İtalyan takım asıl önemli olan noktayı çoktan kaçırmıştı : Aerodinami ! Aerodinamik olarak çok geride kalan Ferrari , sezona Brawn GP’nin 0.8 sn gerisinde başlıyordu. Takım sezon içinde gelişmek için her ne kadar büyük paralar harcasa ve efor sarfetse de  bir türlü başarılı olamadı. Takım ayrıca Massa’nın kazası ile beraber hiç hatırlamak istemeyeceği bir sezon geçirdi. 2009 sezonunda  Ferrari için iyi sayılabilecek tek şey Kimi’nin Belçika GP’sinde gelen sürpriz galibiyeti oldu. Massa’nın kazasına kadar yine çok silik bir sezon geçiren Kimi, o noktadan sonra takımı sırtlamaya başladı ve en sevdiği pist olan SPA’da performansının zirvesine ulaşarak takımına galibiyet kazandırmayı başardı. Kimi’nin Massa’nın kazasından sonra takım içinde tek pilot olarak kalması ve sonrasında performansını bu kadar yükseltmesi aslında 2008 sezonu için ortaya attığım tezi doğru kılıyor. Takım Macaristan GP’si ile beraber geride kalan tek pilotu Kimi’ye eskisinden daha fazla ilgi gösterip , ona yoğunlaşınca Kimi bir anda performansını 2’ye katlamayı başarıyordu. Ancak Kimi gibi başarılı bir pilotun hangi şartlarda olursa olsun kendini kanıtlaması gerektiğine de ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Şampiyonluk yaşamış bir pilotun yaşadığı tüm sıkıntılara rağmen bunları çok çabuk geride bırakması gerekirken, 2008 ve 2009 yıllarında bunların çok uzağında bir Kimi Raikkonen seyrettik.

raik_ferr_spaf_2009-61Ferrari ve Raikkonen yarış zaferine ulaşıyor – 2009 Belçika GP’si

Takım sezon içi testlerinin yasaklandığı ilk yıl olan 2009 sezonunda gelişim yarışında da Red Bull ve McLaren’in açık şekilde gerisinde kalmıştı. Red Bull İngiltere GP’sine getirdiği güncellemeler ile sezonun ikinci yarısına en hızlı araç olarak girerken , en büyük atılım ise McLaren’den geliyordu. Sezona , liderden 2.5 saniye daha yavaş bir araçla başlayan McLaren, teknoloji merkezi Groove’da rüzgar tüneli ve simülatörde yaptığı başarılı çalışmaların meyvesini Macaristan GP’sinde almaya başladı ve o noktadan sonra yarış kazanabilecek noktaya geldi. Bu gelişim hızına şapka çıkarmamak elde değil.İngiliz takımın bu gelişim hızı karşısında Ferrari’nin gelişim hızı oldukça düşük seviyede kalıyordu ve bu da yeni nesil F1’de takımın ne kadar zorlanacağının belki de ilk göstergesi oluyordu. İngiliz takım aracı geliştirmeye devam ederken, Ferrari İtalya GP’sinden sonra 2010 aracına yoğunlaşıp geliştirme çalışmalarına son veriyordu. Takım böylelikle tam 16 sezon sonra sezonu 3.’lükten daha geride 4. sırada tamamlıyordu. Takım çok düşük profilli bir sezon geçirmişti.

Ferrari’nin yaşadığı geçiş dönemini kısaca özetlersek; Muhteşem Dörtlü’den gelen şampiyonluk mirasını sürdüren ancak yavaş yavaş gerileyen bir takım var karşımızda . Geri planda takım yönetiminde , starejik kararlarda ve teknik anlamda yaşanılan büyük sıkıntıları görmek çok da zor değil. Yazı serisinin sondan bir önceki yazısını biraz uzun tutmak zorunda kaldım çünkü sizlerinde okuduğunuzda göreceğiniz gibi bu dönemde Ferrari takımında oldukça önemli gelişmeler yaşanmıştı. Son olarak takımın 2007,2008 ve 2009 verilerini karşılaştırmış olduğum grafiğe bakarak takımın gerileme hızına daha kolay göz atabiliriz. Son yazıda görüşmek üzere…

Ferrari'nin 2007, 2008, 2009 Sezonu KarnesiFerrari’nin 2007, 2008 ve 2009 Sezonu Karnesi


Samet Demirel

 

Kategoriler
Formula1

"Ferrari 2007'de Kural Dışı Araçla Kazandı"

Ferrari’nin eski performans yönetim şefi markalar şampiyonluğunu kazanan F2007’nin sezonun açılış yarışında kural dışı bir taban kullandığını kabul etti.

Racecar Engineering’e konuşan Stepney 2007 casusluk skandalı hakkında da detaylara değindi.

Stepney takımın kural dışı bir arka kanatla yine kural dışı hareket eden bir taban kullandığını söyledi.

“Adil olarak kazanmak isterdim. Bunun doğru olmadığını düşündüm ve bunu tartıştım. Durdurulana kadar kazanmaya devam etmek doğru yol değildi.”

Stepney’in bunları tartıştığı eski arkadaşı Coughlan ise bunu McLaren’daki patronlarına aktarmış ve takım patronu Ron Dennis FIA’dan konu hakkında onay istemiş.

Arka kanat ek testler sonucunda yasal bulunurken taban kural dışı bulundu.

Dennis: “Ferrari’nin kural dışı bir avantaj elde ettiği açık olmasına rağmen Avustralya GP’sinin sonucunu protesto etmemeye karar verdik.”

Eğer bu protesto yapılsaydı Ferrari muhtemelen ihraç edilecekti ve bu Kimi Raikkonen için 10 puan kaybı anlamına gelecek ve şampiyonluğu Lewis Hamilton kazanmış olacaktı.

Kategoriler
Magazin

Stepney'in Otobiyografi Kitabı Çıkıyor

2007 yılındaki casusluk skandalının ardından Niel Stepney Ferrari takımından gönderilmişti. Stepney bu olaydan birkaç yıl sonra otobiyografisini yayımlamak istemiş ancak önüne bazı engeller çıkmıştı.

Ferrari’nin o sıralarda kitabın yayımlanmasına engel olduğu söyleniyor. Stepney, eski yayıncısının ismi verilmeyen kişiler tarafından baskı altına alındığını belirtiyor.

Ancak McLaren’dan Mike Coughlan’ın da karıştığı skandalla ilgili gerçekleri kendi açısından gün yüzüne çıkarmak için basına söz veren Stepney kitabı yayınlatmaya kararlı görünüyor.

Kitaptan Amazon’da yer alan açıklamasında, “Kızıl Sis” diye bahsediliyor.

Alman Speed Week dergisi kitabın Noel’de raflarda yerini alacağını yazıyor.