Kategoriler
Bizden Haberler Formula1 Manşet

TRF1.net ve TurkiyeF1.com Güçlerini Birleştiriyor

15 Mayıs 2006 tarihinde yayın hayatına başlayan TRF1.net, 10. yaş gününde sizlere güzel bir gelişmenin haberini vermekten mutluluk duyuyor. Türkiye’nin Formula 1 ve motorsporları konusunda zirvede olan iki sitesi TRF1.net ve TurkiyeF1.com, Motorsport.com’un Türkiye versiyonu altında güçlerini birleştiriyor.

Yayın hayatına bundan 10 sene önce başlayan ve bu süreçte amansız bir şekilde sizlere en hızlı ve en fazla içeriği sunmayı hedefleyen TRF1.net, bundan sonraki yayın hayatına Motorsport.com bünyesinde profesyonel bir şekilde devam edecek.

Kurulduğu günden bu yana Türkiye’de TurkiyeF1.com ile alanında öncü sitelerden olan ve her zaman en hızlı haber sunma felsefesine sahip olan TRF1.net, imkanları el verdiği ölçüde sürekli gelişmeye ve kendisini yenilemeye çalıştı fakat şu ana kadar içimizdeki amatör ruh hiç bir zaman ölmedi.

Bugün ise Türkiye’deki F1 ve motorsporları tutkunları için yeni bir dönem başlıyor. TRF1.net ve TurkiyeF1.com’un yıllarca özverili bir şekilde sizlere hizmet veren ekipleri Motorsport.com çatısı altında güçlerini birleştirmesiyle deneyimlerini daha profesyonel ve daha güçlü bir şekilde devam ettirecek.

Bundan sonraki süreçte Formula 1 ve Motor Sporları konusunda dünyanın lideri olan Motorsport.com bünyesinde sizlere daha hızlı, daha profesyonel ve daha bol içerikli bir şekilde hizmet sağlayacağız.

Önümüzdeki günlerde geçiş süreci ile alakalı olarak tüm üyelerimizi ve ziyaretçilerimizi bilgilendireceğiz.

Bugüne kadar göstermiş olduğunuz ilgiden, bize vermiş olduğunuz destekten dolayı herkese tek tek teşekkürlerimizi sunuyoruz.

TRF1.net olarak 10. senemizde, dünyanın bu konudaki lider sitesi olan Motorsport.com sitesinin bir parçası olacağımızı duyurmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz.

Abdullah Çelik

 

Kategoriler
Bizden Haberler Manşet

Tüm Ayrıntılarıyla TRF1.net’in Geride Kalan 10 Yılı

Herkese merhaba. 15 Mayıs 2016 tarihi geldiğinde (yarın) TRF1.net olarak 10. yaş günümüzü farklı bir şekilde kutlamaya hazırlanıyoruz. Pazar günkü kutlama mesajı öncesinde geride kalan 10 senede yaşananları, kurulum sürecini, hedeflerimizi, sıkıntılarımızı sizlere en samimi haliyle anlatmak istiyorum. En baştan uyarıyorum; Samimi bir dille yazılmış, en içten duygularımın yazıya döküldüğü uzun bir yazıdır. Okumaya başlamadan önce lütfen okumak istediğinizden emin olun 🙂

Kuruluş ve Alt Yapı

O dönemde üniversite Van 100. Yıl Üniversitesi’nde İngiliz Dili ve Edebiyatı 2. sınıf öğrencisiydim. Yaşam tarzım ve çevresel koşullar nedeniyle üniversite hayatımın büyük bölümünü yurdun internet kafesinde geçiriyordum. İnternet ve bilgisayarla yeni tanıştığım o dönemde çeşitli sitelere girerek interneti keşfetmeye çalışırken aynı zamanda memleket hasretini gidermek için yerel sitelere giriyor, orada sohbetlere katılıyordum.

Siteyi kurma olayı ise o dönemde yayında olan ordu52.com sitesinin sahibi Osman abi’nin sen de bir site kursana demesiyle başladı. Ne yapacağımı bilmemenin yanında nasıl yapılacağına dair en ufak bir bilgim yoktu. Dediğim gibi bilgisayarla tam anlamıyla tanışmam yurdun internet kafesinde olmuştu ve belki de word programını dahi kullanmayı bilmiyordum… Dönemin meşhur programı msn messenger üzerinden yaptığımız sohbetler sonucunda az çok site kurma işlemlerini öğrenmeye başlamıştım. Ne yapsam ne etsem derken, ilgilendiğim alan olan Formula 1 ve motor sporları üzerine bir site açmak aklıma geldi. Yerli sitelere pek bakınmıyordum, aslında o dönemde internet üzerinden F1 takibi yapmıyordum. Sadece televizyon üzerinden takip ediyordum.

Ne sitesi kuracağıma karar verdikten sonra ilk olarak o dönemde öncelikle kopyala – yapıştır şeklinde bir şeyler yapmaya (içerik olarak değil, sistem açısından) çalışıyordum. Aynı zamanda çocukça düşüncelere de sahip olduğumu şimdi anlıyorum. Ya da aşırı hayalperest… O dönemde F1.com’un iletişim adresinden o sitenin Türkçe versiyonunu yapmak istediğime dair mesaj attığımı hatırlıyorum. İlk çalışma ücretsiz bir forum servisini kullanarak forum açmak olmuştu. Bir şekilde tek tük arkadaş edinmeye başlamıştım. O arkadaşların da desteğiyle işi daha da ciddileştirme kararı aldık ve 15 Mayıs 2006 itibariyle, daha önceden satın almış olduğum www.trf1.net ismiyle siteyi kurduk. O dönemde eski ücretsiz forumu bırakıp tamamen kontrolün bizde olacağı yeni bir forum açtık. Forum sayfasını canlandırmak daha kolay olmuştu çünkü o dönemde gerçekten bu işe gönül veren, sitenin kuruluşunda aktif olarak rol alan ve boşta olan öğrenci arkadaşlar vardı.

Ancak forum sayfasının yanında bir de ana sayfa açacaktık ve çok geçmeden onu da yaptık. Yanlış hatırlamıyorsam mayıs ayının sonuna doğru ya da haziran ayının başında artık kendi haberlerimizi yapıyorduk. Teknolojik açıdan çok gerideydik. HTML sayfası üzerinden çalışıyorduk ve çevirdiğimiz her haberi frontpage denilen editorde hazırlayıp FTP’ye yükleyerek haber girişi yapıyorduk. Her şey manueldi ve sürdürmesi gerçekten zordu.

İlk görünüm

2006

(Bu siteye ilk girildiğinde nereye geldiğinizi gösteren bir ses sizi karşılıyordu 🙂 Görmek için tıklayın)

İlk günümüzden itibaren Türkiye’de F1 haberciliğine yeni bir soluk getirmiştik. O dönemde illa ki hatalarımız falan oluyordu ancak ilk günden itibaren bir heyecanla siteye haber eklemeye devam ediyorduk. Ve bu işe giriştikten sonra o dönemde önümüzde olan bir çok site olduğunu gördük. Üzücü olan şeyse çok fazla emek vermemize rağmen henüz bilinmiyorduk. Bilinen siteler ise günde maksimum 3-4 haber giriyor ve çoğu bir önceki günden haberler oluyordu…

İlk aylar bu şekilde devam ederken yavaş yavaş fark edilmeye başlamıştık. Bizi tanıyan arkadaşlar da diğer sitelerde bizim linkimizi paylaştıkça bundan mutluluk duyuyorduk.

Kuruluşumuzdan itibaren sürekli olarak yukarı yönde bir ivme oldu ve özellikle patlamayı 2007’ye doğru yaptık. Artık çok daha ciddi sayıda kullanıcılar sitemizi ziyaret etmeye, bizi tanımaya ve tercih etmeye başlamışlardı.

Biz de işin daha kolay yollarının olduğunu öğrendik. O dönemde manuel olarak siteyi güncelleme sıkıntılarının karşısında aslında otomatik sistemlerin olduğunu öğrendik. Vivvo adı verilen bizim için mucizevi olan sistemle tanıştık.

Yanlış hatırlamıyorsam 1 Ocak 2007 itibariyle artık yeni otomatik sisteme geçiş yapmıştık. Geride kalan süreçte ise yaklaşık 1000 haber eklemiştik ve hepsi manuel sistemle çöpe gitmişti…

Ancak yeni sistem bizim için, özellikle de benim için tam anlamıyla bir rahatlama oldu. Artık haberi çeviren arkadaşlarım direkt olarak site paneli üzerinden bu işlemi yapabiliyorlardı ve artık forum dışında site ana sayfası üzerinde de ziyaretçilerimiz yorum yapabiliyordu. Bu sayede artık yeni yeni arkadaşlarla tanışmaya başladık. Forum sayfalarımızda zaten oldukça güzel muhabbetler dönüyordu ve oldukça aktifti ancak ana sayfa için aynısı söz konusu değildi. Ana sayfada da yorum sistemi geldikten sonra 3-5 derken orada da oldukça büyük bir kitle oluştu.

TRF1 Gelişim Grafiği

trf1-istatistik

Günler ilerledikçe ana sayfa ve forum şeklinde ikilikler oluşmaya başladı. Forum sayfasında başlayan sıcak ortamı ana sayfaya taşımakta zorlandık. İki tarafın kullanıcıları genel olarak iki farklı taraf oldular. Ana sayfadaki yorumlar gün geçtikçe ilerlerken forum sayfası, özellikle sosyal paylaşım sitelerinin artmasıyla birlikte ölmeye başladı. 2010 sonrasında da tamamen öldü diyebilirim. Ana sayfada ise durum daha farklı oldu. Direkt dostluktan ziyade yaşanan olaylar, tutulan taraflara göre yorumlar geliyordu. Yer yer atışma, laf sokma, sidik yarışı gibi etkinlikler olsa da ilk günden beri sizlere anlık olarak düşüncenizi ifade etme fırsatı sağlamamız büyük ölçüde takdir gördü.

Yeni otomatik sistem bizim için dönüm noktası olmuştu ve artık daha hızlı haberler girip daha fazla kişi çekiyorduk. Ve o sistemi o dönemde almak için 8-9 arkadaşın 50’şer TL verdiğini ve o sayede lisanslı kullandığımızı belirtmem lazım. Şu anda tek tek isimleri bir araya getirmekte zorlansam da hepsinden Allah razı olsun diyorum. Site ilerledikçe yeni sıkıntılar beraberinde geldi. Ziyaret sayısı arttıkça kullandığımız hostinglerde sorun yaşamaya başladık. Kullandığımız kaynaklar çok küçüktü ve en ufak bir ziyaretçi artışında site kapanıyordu… Bu işi yaptığımız sürece, özellikle ilk dönemde çok büyük sıkıntılar yaşadık. Kullandığımız hazır sistemler her zaman çok fazla kaynak tüketiyor oldu ve ziyaretçi girişinin patladığı yarış sonraları ya da önemli haberlerde bir süre sonra site kullanılmaz hale geliyor, server kilitleniyordu… Hostingden VPS’ye, zayıf VPS’den daha güçlü VPS’ye şeklinde sürekli bir yükseliş oldu. Her bir yükselişin de bir bedeli vardı tabi ki…

En sonunda direkt olarak kendimize ait server kullanmaya başladıktan sonra her şey daha rahat olmaya başladı. Özellikle son 2-3 sene kafam eskiye göre daha rahat bir şekilde çalışmaları yürütebildim çünkü artık eskisi gibi server patlamıyordu. Ciddi paralar ödüyorduk her ay ancak yine de kafamız rahatlamıştı. Sizin için de aynısının olduğunu söyleyebilirim. Tam muhabbetin ortasında artık site patlamıyordu… Son senelerde bize sundukları destekten dolayı TTNETDC ekibine özel bir teşekkür.

Vivvo sisteminin çöküşe geçmesi ve artık destek vermemesinin ardından yeni arayışlar içerisine girdik. Uzun kıyaslamalar sonucunda bizim için en mantıklı sistemin wordpress olduğuna kanaat getirdik. Kanaat getirmesine getirdik ancak bu sisteme nasıl geçiş yapacaktık? Veritabanımızda çok ciddi haber ve yorum kaydı vardı ve bunları yeni bir veritabanına taşımak için çok ciddi paralar istiyorlardı. Ve bunu kendi başına yapmak neredeyse imkansızdı… Ancak imkansız olan o şeyi, aylarca okuma ve farklı farklı kaynaklardan yaptığım derlemelerle minimum kayıpla kendi başıma taşımayı başardım. Site tarihimizdeki en önemli şeylerden birisinin kesinlikle bu taşıma işlemi olduğunu düşünüyorum. Aslında sitenin kuruluşundan beri deneme yanılma yoluyla yaptığım işlemleri burada da sürdürmüş oldum.

WordPress dönemi bizim gözümüzün açıldığı dönem oldu diyebilirim. Kod bilmeden önümüze gelen tema ve eklenti çeşitliliğini en verimli şekilde kullanmaya çalıştık. En faydalı olacağını düşündüğümüz temayı ilk günden beri minimum düzenlemelerle devam ettirerek bugüne kadar getirdik…

Neler Yaptık?

Türkiye’ye Formula 1 ve motor sporları haberleri, içeriği konusunda yeni bir vizyon kazandırdığımızı çok açık yüreklilikle dile getirebilirim. Biz bu işe başladığımızda 5-6 tane site vardı diye hatırlıyorum ancak biz başladıktan sonra yavaş yavaş bunlardan birisi hariç hepsi kayboldu gitti. Evet, hem hızlıydık ve hem de çok fazla içerik giriyorduk. Çok aktif bir ziyaretçi grubumuz vardı. Öyle olunca kendini yenilemeyi başaran TurkiyeF1 dışında diğer tüm siteler tarihe karışmış oldular. Bu sayede hem kendi yaptıklarımız, hem de dolaylı olarak diğer sitenin kendisini geliştirmesiyle kim ne tarafı takip ederse etsin bir şekilde Türkiye’deki F1 taraftarları için yeni bir dönem başlatmış olduk.

Girdiğimiz haberler dışında aynı zamanda hazırladığımız özel içerikler ve teknik analizlerle de herkese büyük katkı sağladığımıza inanıyorum. Eskiden F1 Racing dergisi çok özeldi ancak internet medyası ile aslında o dergilerde yer alan içerikleri daha kısa sürede okuyuculara ulaştırdığımızı düşünüyorum.

Sitedeki haberleri en hızlı şekilde yayınlama mücadelemizin yanında yapılan yorumların büyük çoğunluğuna anlık olarak yayınlanma fırsatı vermemiz sizlerin anlık olarak muhabbetlerinizi sürdürmenizi sağladı. Bunun dışında Sizin Köşeniz adı altında bir bölüm açarak, yazılarını sitede yayınlamak isteyen herkese kapılarımızı açmış olduk.

Habercilik dışında aslında amatör ruhumuza rağmen çok güzel şeylere de imza attık. İlk kurulduğumuz yıllarda ülkemizde yeni gelişmekte olan internette RadioF1 adında yayınlar yaparak hoş zamanlar geçirirken, TRF1 Karting Ligi adı altında iki sene düzenli bir şekilde karting yarışları düzenledik. Özellikle ilk 3-4 sene içerisinde bir çok buluşma gerçekleştirdik. Bir dönem ulusal yarışlara muhabir olarak katıldık ve TRT’nin F1 yarışlarını yayınladığı dönemde bir çok kez F1 Kulübü programına seyirci ve yorumcu olarak katıldık. F1’in ülkemizdeki son yıllarında ise yarışlara basın mensubu olarak katılmayı başardık. WRC ve ERC’nin Türkiye ayaklarına aynı şekilde girdiğimizi de unutmamak lazım…

Bunlar dışında bir de testler var… Özellikle son senelerde yaptığımız canlı anlatımlarla testlerde yaşananları en kısa sürede sizlere aktarmaya çalıştık. Okuması kolay olsa da takip edip o kadar uzun süre sizlere bu işi layıkıyla yerine getirmek bir o kadar zor oldu gerçekten…

Hedeflerimiz Neydi?

Ben siteyi kurarken bir hedefim yoktu açıkçası ancak sonrasında kendiliğinden bir hedef ortaya çıktı: Türkiye’nin En Güncel ve En Hızlı F1 sitesi olmak…

Geride kalan 10 sene içerisinde bunu başardığımıza inanıyorum. 10 senedir düzenli bir şekilde bu işi yaparken öyle tek kaynaktan alıp siteye eklemedik. Gün içerisinde en az 5-6 kaynak tarayarak bulduğumuz içeriklerin hepsini, elimizden geldiği kadar çok sayıda ve en hızlı sürede siteye eklemeye çalıştık. Belki doğru yaptık, belki yanlış ancak gerçekten bu uzun sürede çok büyük çaba sergiledik.

Özellikle son senelerde, yarış hafta sonundaki günlük haber sayımızın 50’nin üzerine çıktığı bir çok zaman oldu ancak geriye dönüp baktığımızda övünebileceğimiz en önemli nokta hızımızın yanında istikrar olmalı. İlk günden beri günde ortalama 15 içerik girme istatistiğine sahibiz. Son yıllarda ise bu rakam 20 içeriğin üstüne çıktı. Bu konuda özellikle Kemal Şengül takdiri hak ediyor.

Gurur Tablomuz:

trf1-haber-istatistik

Sitenin kurulduğu ilk günden beri yaşadığımız bazı şeylerle dönem dönem arkadaşlarıma şunu söylemişimdir: İlahi bir güç bize yardımcı oluyor. Gerçekten ben hep buna inandım. Sitenin kurulduğu günden bu yana askerlik dönemim harici % 99 hep buradaydım diyebilirim. Ancak şu ana kadar her kim siteden ayrıldıysa çok geçmeden yerine hep birisi geldi ve gidenin yeri tamamlanmış oldu. Ancak içerisinde bulunduğumuz dönemlerde 3 kişi çalışıyorsak, birisinin olmadığı dönemde bir diğeri oldu. Onun bir işi çıktığında diğeri müsait oldu. Gerçekten şu anda bunu yazıya dökmek zor olsa da kısa ya da uzun vadeli dönemlerde hep olmayanın yerine bir arkadaşım bir şekilde görevi devraldı. Çok şükür diyelim.

Sıkıntılar ve Zorluklar

🙂 Bu başlık altında yazacaklarımı az çok tahmin edebilirsiniz diye düşünüyorum. Özellikle de siteyi uzun zamandır takip eden arkadaşlarım…

Her zaman dile getirdim yine getiriyorum. Bu işi bu noktaya ben dahil elini taşın altına koyan tüm arkadaşlarımın özverisi, çabası ve kendinden bir şeylerini vermesiyle getirdik. 10 senedir bu işi yapıyorum. Şu ana kadar bana maddi olarak getirilerini yaptığım harcamalarla kıyaslarsam büyük ihtimalle alacaklı çıkarım 🙂 Hep bu işten büyük paralar kazandığımızı hayal eden, bu yüzden bizi çalışmak zorunda olarak gören kişiler oldu ancak durum ne yazık ki o kadar güllük gülistanlık değildi.

Öğrenciyken durum daha kolaydı. Doğru dürüst bir sorumluluğumuz yoktu ve daha kolay vakit ayırabiliyorduk. Ancak yaş ilerleyince ve iş hayatına atılınca durum zorlaşmaya başladı. Aslında yaptığım iş gereği siteye vakit ayırmam nispeten daha kolay ancak 10 sene boyunca düzenli bir şekilde bunu yapıp karşılığında bir şey almamak çoğu zaman bu işten vazgeçme düşüncelerine sebep oldu. Ancak bir şekilde bu 10 seneyi kazasız belasız tamamlamayı başardık çok şükür.

İş ve maddiyat dışında en büyük sıkıntı aile. Dışarıdan bakıldığında kolay görünebilir ancak gerçekten son 4-5 senedir öyle olmadı. Normal bir günde haberleri bir şekilde girmek daha rahat oluyor ancak yarış hafta sonu durum ciddi ölçüde değişiyor. Ve son yıllarda sürekli olarak takvimdeki yarış sayısının artması (Bir çok kez takvim haberleri altında hayıflandığımı görmüşsünüzdür), yaptığımız işin çok daha büyük sıkıntı haline gelmesine sebep oldu. Teknoloji çağındayız ve sizlerin haberleri takip etmesi artık çok daha kolay. Telefonunuz üzerinden nereye gitseniz haberleri okuma, hatta yarışı dahi izleme şansınız var. Bizim için ne yazık ki öyle olmuyor… Şanslıysanız, o an yardımcı olacak birisi varsa belki bir seansta kaçamak yapabiliyorsunuz ancak peki ya diğerinde? Cuma antrenmanları, cumartesi antrenman ve sıralama seansı, pazar yarış… Öncesinde hiç bir haber yapmasanız bile bu seansları takip edip sonrasında çıkan haberleri yapalım deseniz en az 3-4 saatiniz gidiyor ve gün bitiyor… Ve tüm bunlar insanın ailesiyle birlikte vakit geçirmek istediği, pikniğe, gezmeye, denize vs etkinlik yapmak istediği yaz döneme denk geliyor. Sadece yarışı izlemek isteyenler dahi o gün o saati kapatmak için sevgilisine, ailesine, arkadaşlarına bir bahane uydurmak zorunda oluyor. Biz neredeyse tüm günü evde geçirmek zorunda kalıyoruz. Hadi bu hafta sonu kaldık bir şekilde, en azından bir sonraki haftayı kendimize ayıralım diyoruz ancak hoppp…  ertesi hafta da yarış varmış… Neyse ki bu seneye kadar bir şekilde hallettik. Kendi adıma son 5 senedir hayatımda olan eşime buradan sizlerin önünde bir kez daha teşekkür ediyorum. O istemeseydi, o müsaade etmeseydi TRF1 efsanesi çoktan bitmiş olurdu…

Başarısızlıklar

Olumlu görmek istersek geriye baktığımızda çok şey söyleyebilirim ancak ne yazık ki başarısız olduğumuz şeyler de olmadı değil. Aslında bunların bir çoğu maddiyattan kaynaklansa da amatörlükten de kaynaklanan şeyler oldu.

Özellikle teknolojiyi takip anlamında gerçekten zorlandık. Bu kadar büyük bir site ve çok isteğimiz olduğu için bu süreçte belki kendimize özel bir yazılımla daha güzel şeyler başarabilirdik ancak bunu yapamadık. Mevcut hazır sistemler dahilinde bir şeyler yapmaya çalıştık.

Son senelerde mobil artık ön plana çıkmışken bu konuda gerekli atılımları bir türlü yapamadık. Evet, yapamadık çünkü gerekli finansmana sahip değildik, olamadık hiç bir zaman. Bir çok kez mobil uygulama yaptırmaya kalkıştım ancak finansal açıdan durum el vermediği için ne yazık ki bunları başaramadık.

Sosyal medya üzerine de yeteri kadar aktif olamadık. Çok kısıtlı bir ekibe sahip olduğumuz ve gönüllülük esasına dayanan bir düzenimiz olduğu için hep bir şeyler eksik kaldı. Haberleri çok hızlı ve bol şekilde yapıp sizlere sunsak da sosyal medya hesaplarımız hep siteden otomatik bir şekilde oraya giden haberler ve fotoğraflarla ilerledi. Daha özel çalışmalar yapmayı başaramadık…

Toplantılar yapamadık… Sitenin ilk yılları bu konuda altın dönemini geçirdi diyebilirim. İlk kuruluştaki kemik kadro, sürekli olarak karting organizasyonlu ya da karting olmadan bir çok toplantı gerçekleştiriyordu. Yarışlara birlikte gidiyor ve hatta aynı evde kalarak online dostluğumuzu pekiştiriyorduk. Ancak ne yazık ki o kemik kadro ilerleyen süreçte siteden tek tek kopunca, o toplantılar da sona ermiş oldu.

Site olarak 2010’dan beri bir toplantı yaptığımızı hatırlamıyorum. İlk senelerimize baktığımda bu gerçekten çok uzun bir süre. Bu tür toplantılara daha çok yöneticiler ön ayak oluyor ancak benim İstanbul’da olmamam, İstanbul’da olan arkadaşlarımızın da iş güç aileden fırsat bulamaması nedeniyle bu tür organizasyonlar ne yazık ki olmadı. Kısmet böyleymiş diyelim 🙂 Yaklaşık 6-7 sene sonra ilk defa iki hafta önce İstanbul’a geldiğimde bir kaç arkadaşla tekrar görüşüp birlikte vakit geçirince, aslında bu toplantıların ne kadar güzel olduğunu hatırlamış oldum. Tabi burada yönetici arkadaşların yanında sürekli olarak sitede olan, yorumlarla muhabbetlerini sürdüren arkadaşlar da kendilerini sorgulayabilirler. Ne yazık ki kimse elini taşın altına koymadı, koyamadı…

Pazarlama… Evet, çok güzel bir site oluşturduk ve onu büyüttük. Alanında lider sitelerden oldu ancak hiç bir zaman onu gerçek manasıyla pazarlayabildiğimizi düşünmüyorum. Hem daha fazla kişiye ulaşma, hem de yapılan işin karşılığını maddi olarak görebileceğimiz sponsorlar bulma açısından… Gönül isterdi ki büyük firmalar bize destek versin, aldıklarımızla siteyi büyütelim ve katkıda bulunan arkadaşlara bir şekilde maddi destek verelim… Ne yazık ki bunu başaramadık…

Bunun dışında sitenin yönetiminde, yorumların kontrolünde ve haberlerin çevirisinde her zaman mükemmel iş çıkaramadığımızı biliyoruz. Ancak şuna emin olun fark ettiğimiz ya da etmediğimiz hatalarımızda ya da eksiklerimizde hiç bir şey kasıtlı değildi. Her zaman herkese karşı tarafsız olmaya çalışıp en doğruyu yapmaya çalıştık ancak insanız, illa ki hatalarımız ve eksiklerimiz olmuştur.

Sitenin Benim İçin Anlamı

Her zaman hangi takımın ya da pilotun taraftarı olduğumuza dair yorumlar görüyoruz. Özellikle ilk senelerin ardından şunu anladım ki aslında ben uzun zamandan beri F1’i F1 olduğu için takip ediyorum ve artık TRF1.net taraftarı oldum.

Burası benim için sanal değil, hayatımın ta kendisi oldu. İlk günden beri ailemden, eşimden, dostumdan, arkadaşlarımdan bir şeyler fedakarlık yaparak bugünlere getirdim ve aynı şekilde katkı sağlayan arkadaşlarım da benzer durumlarda oldular.

Düşünün ki arabasına bir çizik olunca hayatı kararan insanlar var. Burası da 10 senedir benim için benzer konuma sahip. Bu 10 senelik süreçte en iyi şekilde siteyi büyütmeye çalışırken en ufak bir sıkıntısında yemeden içmeden kesildiğim bir çok zaman olmuştur. Yeri geldi server patladı, yeri geldi hacklendik, yeri geldi sistemde sorun oldu… Her bir olay benim için tam bir kabus oldu.

Buraya haber girmek için gece saat kurup kalkmak… telefondan ya da bilgisayardan sürekli takibini yapmak… Hatta laptop ile akraba olmak… Gittiğin bir çok yere, restorana ya da kafeye laptopunu yanında götürüp orada da haber girmek… Yolda yürürken mesajlaşan insanlara inat, aynı şekilde telefon üzerinden haber girmeye çalışmak… (En son örneği dünkü 2. antrenman haberi)… Okulda teneffüs aralarında girmeye çalıştığım haberler…

Sitenin kuruluş döneminde internet kafelere ödediğim binlerce lirayı da unutmamak lazım. İnsanlar ailesinden gelen harçlıkları farklı yerlerde kullanırken ben de yine buranın temellerini atmak için kullanıyordum 🙂 Okul ile yurt arası sadece 5 dakika uzaklıktaydı. (Van 100. Yıl Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi – Melikşah Yurdu) Yukarıda bir yerde bahsetmiştim hayatımın büyük bölümü internet kafede geçiyordu. 2. sınıftayken baktım çok para gidiyor… Kafeci Ferhat abi ile bir anlaşma yaptık ve günlük 5 TL veriyordum. Artık rahattım. Oturmak için sıra beklemiyordum. 5 TL verip bir masaya oturuyordum ve tüm gün o masa genelde bana ait oluyordu. Gezeceksem geziyordum, arada derse gidip geliyordum, yemeğe çıkıyordum ama döndüğümde masam hazır oluyordu. O dönemde Avustralya GP’ler gece olduğu için gece kaçak yollardan internette kaldığımı falan da belirtmem lazım 🙂 Yaz tatillerinde ise benzer internet kafe macerasını 1-2 sene memlekette yaşadığımı da belirtmem lazım. Sonrasında sağ olsun babam baktı durduramıyor, eve bilgisayar aldık. Aldık ancak bir çok kez benim aşırı kullanmam sebebiyle kavga gürültümüz eksik olmadı. Adam haklıydı… Belki bu yüzden üniversite sonrası öğretmen olarak 2 sene geç atandım. Allahtan 2009 sonunda askere gittim de 6 ay orada çalışarak döndüğümde öğretmen olarak atanabildim 🙂

Burada beni ilgilendiren bölümünü anlattım ama emin olun burada hala olan ya da olmayan her arkadaşımın, benzer hikayeleri vardır. Hepimiz büyük emeklerle, fedakarlıklarla burayı bu hale getirdik. Bizim için dönüm noktası olacak 10. sene öncesinde yaşananları tam olarak olmasa da dile getirebildiğim kadar anlatmak istedim.

Önceki Kutlama Mesajları

*********

Bu yazıyı uzun zamandır yazmak istesem de bir türlü zaman bulup da yazamadım. Bugüne nasip oldu. Bu kadar yazdım ancak eminim ki bir o kadar da yazmayı unuttum. Aslında yazmayı değil, yaşananları unuttum ya da yazarken hatırlayamadım. Dile kolay… 1 değil, 2 değil tam tamına 10 seneyi geride bırakıyoruz.

İlk günlerimizde 1 ay, 2 ay şeklinde kutlamalar yapıp mutlu oluyorduk yönetici arkadaşlar arasında… Sonrasında bir seneyi tamamladık çok büyük bir iş başardığımızı düşündük… 2,3,4,5….. derken 10 seneyi deviriyoruz.

Çocuktuk, büyüdük… Ergendik, yetiştik… Öğrenciydik, iş güç sahibi olduk… Bir çok şey değişti ancak TRF1.net kurulduğu ilk günden beri görüntü olarak değişse de 10 sene boyunca hep aynı şekilde ilerlemesini sürdürdü.

Sitenin geride kalan 10 senesinde az çok katkıda bulunan ve sitenin bugünlere gelmesini sağlayan herkese -içerik ekleyen ve kendilerinden çooooook şey katan editör arkadaşlarıma ve ailelerine, özellikle sitenin kuruluş döneminde forumdaki güzel ortamın oluşmasını sağlayan tüm arkadaşlarıma, uzun ya da kısa süredir yorumlarla buraları şenlendiren yorumcu arkadaşlarıma, yorum falan yapmasa da sürekli olarak burayı takip ettiklerinden emin olduğum binlerce ziyaretçilerimize – çok teşekkür ediyor ve saygılarımı sunuyorum. Burada isim vermek istedim ancak bir ismi dahi olur da unutursam ayıp olacağına inandığım için bu işe girişemedim. Çok çok çooook teşekkürler.

Yarın 15 Mayıs ve sitenin 10. yaş günü. Kutlama mesajını oraya saklıyorum. Sitenin geride kalan 10 senesini bu şekilde özetlemeye çalıştım. Her şeyi yazamadım belki ancak kısa özeti bu şekilde…

Geleceğine dair planlarımızı ise yarınki mesajda paylaşacağım…

Kategoriler
Günün Aracı

Brabham BT49C

Antonio Pizziona of Brazil and Jaguar Racing

Brabham tarihinde üretilen 26. arça olan BT49C, 1981 yılında  David North tarafından tasarlandı. Aracın teknik direktörü ise Gordon Murray’dı.

Yakıt ve yağ olarak Elf ve Valvoline’yi kullanan Brabham, Ford Cosworth’ün ürettiği DFV model V8 motora sahipti.

Riccardo Patrese, Nelson Piquet ve Hector Rebaque’nun kullandığı araç sezon içerisinde 14 kez yarış dışı kaldı. Bunlardan 5’i kaza, 3’ü spin, 1’i süspansiyon, 1’i distribütör, 1’i vites kutusu, 1′ debriyaj 1’i motor ve 1 tanesi ise elektirk problemiydi.

BT49C, 16 yarışlık macerasında 4 pole pozisyonu, 3 galibiyet ve 8 podyum elde etti.

Kategoriler
Günün Pilotu

Jack Brabham

1927 yılında Hurstville’de dünyaya gelen Brabham, Formula 1 macerasına 1955 yılında İngiltere’de başladı.

Formula 1’de mücadele ettiği 16 sezonda Maserati, Lotus, Gooper ve Brabham takımları adına 123 yarışa çıkan Avustralyalı pilot, 3 dünya şampiyonluğu, 1 dünya ikinciliği, 14 galibiyet, 13 pole pozisyonu, 12 en hızlı tur, 31 podyum ve 251 puan elde etti.

Kariyeri boyunca, Les Leston, Mike MacDowell, Roy Salvadori, Ian Burgess, Bruce McLaren, Masten Gregory, Giorgio Scarlatti, Chucky Daight, Ron Flockhart, Dan Gurney, Denny Hulme, Chris Irwin, Jochen Rindt, Jacky Ickx ve Tim Schenken ile çalışma fırsatı yakalayan Brabham, 1970 Meksika GP’sinin ardından Formula 1’e veda etti.

 

 

Kategoriler
Günün Videosu Video Galeri

V8 Utes: Devasa Erken Kalkış

Kategoriler
Günün Fotoğrafı

1961 İtalya GP Startı: Monza

Kategoriler
NASCAR

2016 Dover – Kenseth, Gençlere İzin Vermedi

NASCAR Sprint Cup’ta sezonun 12. ayağı, Dover Speedway’de koşulan ” AAA 400 Drive For Autism ” yarışında zafer Matt Kenseth’in oldu.

1’i kırmızı bayrağa dönen 12 güvenlik aracı periyotlu, 400 turun 65’inin sarı bayrak altında geçildiği, liderliğin 19 kez el değiştirdiği çılgın Monster Mile yarışında Kenseth, ön grubun büyük çoğunluğunu etkileyen 354. turdaki 18 aracın karıştığı kazadan sonra liderliği devraldı ve yarış sonuna kadar Larson’ın büyük baskısına boyun eğmeyerek bu sezonki ilk birinciliğini kazandı. Kenseth’in zaferiyle Joe Gibbs Racing’in 4 pilotu da zafer kazanırken 12 yarışta 9., son 7 yarışta 6. kez Joe Gibbs pilotları zafere ulaştılar.

87. Sprint Cup startında galibiyete çok yaklaşan ve sonuna kadar zorlayıp Edwards’ı duvara gönderen Kyle Larson, 4. kez 2. lik ile yetinirken ön bölümdeki kazadan sıyrılmayı başaran Chase Elliott 3. olarak en iyi sonucunu tekrarladı. Elliott, Larson’ı geçse de önde kalmayı başaramadı.

Kasey Kahne, takım arkadaşı Elliott’ın arkasında 4., Kurt Busch’ın 5. olduğu yarışta Larson ile liderlik mücadelesine girişen isimlerden Brad Keselowski, 283. turda duvara temas eden Dillon’ın aracına değince sağ ön tarafı hasar aldı. Keselowski, 5 turda 6 sıra kaybettikten sonra pist üzerindeki parçalar için giren güvenlik aracıyla pitte çamurluğu değişip, bantla kaplandı. Ön bölümdeki olaylar sayesinde 6. sıraya çıkan Penske pilotunu 96 tur aynı lastikle gidip, yeşil bayrak altında pite girmek zorunda kalan Denny Hamlin, çaylak Ryan Blaney, 3. sırada yarışa başlayacakken yavaş kalan Johnson’a çarpan Martin Truex Jr. ve Trevor Bayne ilk 10’u tamamladılar.

Annett’in patlayan motorundan kayıp ilk 20 dışına taşan, önce herkesin pistte kalmayı tercih ettiği sırada 4 lastik alıp 14 sıra kazanan, 10. güvenlik aracında ise 2 lastik ile liderliğe çıkan Johnson 354. turda büyük bir kazaya neden oldu. Dover’da 3002. liderlik turuyla bir pistteki en çok lider giden 7. isim olan Johnson’ın yanlış vitese geçmesiyle başlayan olayda kendisiyle birlikte Kyle Busch, Logano, Newman, Mcmurray, Earnhardt Jr., Hamlin, Stenhouse Jr., Truex Jr.’ında dahil olduğu 18 kişi kazaya karıştı ve pist temizleme amaçlı kırmızı bayrak kalktı. Olaydan etkilenen ve aracın arka kısmı neredeyse yok olan Kevin Harvick, 15. olmasına rağmen şampiyona liderliğini korudu.

Sadece 14 aracın aynı turda kaldığı, toplamda 27 aracın kazalara karıştığı yarışta Whitt, Edwards, Biffle, Kyle Busch, Almirola, Earnhardt Jr., Stewart, Annett, Sorenson, Smith ve DiBenedotto’dan sadece Sorenson ve Annett motor, Whitt titreşim sorunuyla yolda kaldı, diğer isimler kazalardan nasibini aldı.

Gelecek haftaki puan dışı Sprint Showdown ve Sprint Unlimited yarışlarının koşulacağı Charlotte’ta asıl yarış 29 Mayıs’ta koşulacak. ” Coca Cola 600 ” öncesi Harvick 418, Kyle Busch 397, Kurt Busch 386, Edwards 381, Johnson 370 puanda yer alıyorlar.

NASCAR, ayrıca bu yarışta, organizasyon adından da anlaşılacağı üzere sosyal sorumluluk projesine imza atarak bilet satışlarının bir ksmını otizmli çocuklara yardım için bağışlayacak. Otizm hastalığına sahip çocuklar, aileleriyle birlikte yarışı tribünlerden takip etti.

AAA 400 2016 R-1

AAA 400 2016 R-2

AAA 400 2016 R-3

AAA 400 2016 R-4

Kategoriler
Formula1

Button: Kolay Bir Yarış Olmadı

Jenson Button dokuzuncu bitirmesine rağmen İspanya GP’sinin kolay bir yarış olmadığını ve başından sonuna kadar tutunma sorunu yaşadığını söyledi.

İngiliz pilot 12. sıradan başlamıştı ve bazı iyi savaşların tadını çıkararak evine iki puanla dönmüştü. Takım arkadaşı Fernando Alonso ise güç kaybettikten sonra yarışı bırakmıştı.

“Fernando’nun kalması utanç verici, çünkü burada iyi bir savaş veriyorduk. Harika bir kalkışım oldu, oradan en iyi çıkan ben olmalıyım.”

“Ancak benim için kolay bir yarış olmadı. Hiç bir yerde tutunmam yoktu ve bir şekilde sorun yaşadık. Liderler de çok hızlı değildi ve bu da durumu yönetmemi zorlaştırdı çünkü Dany (Kvyat) Seb’in (Vettel) hemen arkasındaydı ve Ricci Bobby (Ricciardo) taze hamurlaydı.”

“Neyse ki o araçların önünde kalabilecek kadar hızlı olabildim. Burada puan kazanmanın zor olacağını biliyorduk, bu yüzden bu sonuç çok da kötü değil.”

Kategoriler
Formula1

Magnussen’e Ceza Geldi

Kevin Magnussen İspanya GP’sinde takım arkadaşı Jolyon Palmer’e çarptığı için yarış sonu zaman cezası aldı.

Magnussen yarışın sonlarına doğru yumuşak lastiklere geri dönmüşken Palmer ise sert hamurlarla bitime ilerlemeye çalışıyordu.

Magnussen Palmer’i geçmeye çalışırken son turda 13. virajda temas yaşandı.

Hakemlerin inceleme sonucu açıklaması şu şekilde:

“20 numaralı araç (Magnussen) yeni set yumuşak hamura sahipken 30 numaralı olan (Palmer) ise kullanılmış sert hamura sahipti ve 20 numaralı aracın çok daha iyi tutunması ve hızı vardı.”

“Ancak hakemler 20 numaralı aracın 13. virajı 30 numaralı araçla çarpışmadan dönemeyeceğini anlamış olması gerekiyordu ve 30 numaralı araç pistin dışına çıkmaya zorlandı.”

Palmer 13. sırada bitirmişti. Magnussen ise tam arkasında bitirmesine rağmen ceza ile birlikte 15. sıraya, Felipe Nasr’ın Sauber’inin arkasına düştü.

Kategoriler
Formula1

Sainz Verstappen’i Tebrik Etti

Carlos Sainz Jr. eski takım arkadaşı Max Verstappen’i Red Bull ile ilk yarışındaki zaferinden dolayı kutladı.

Verstappen Rusya GP’sindeki kazasından sonra Toro Rosso’ya geri gönderilen Daniil Kvyat’ın yerini almıştı.

“Zaferi için Max’i kutlamak isterim.”

“Onun için ve Red Bull ailesi için çok mutluyum, bence Red Bull’un genç yetenekleri spora getirmesi harika ve sürekli onları haklı çıkarıyoruz.”

Kategoriler
Formula1

Sainz’a Kınama Cezası Çıktı

Carlos Sainz Jr yarıştan önce pit alanı kurallarını ihlal ettiği için bir kınama cezası aldı.

Toro Rosso pilotu yarıştan önce pist açılmadan pitleri terk ettiği için inceleme altına alınmıştı, ancak çıktıktan hemen sonra durduğu için cezaya gerek görülmedi.

FIA’dan yapılan açıklamada: “Sürücü pit alanını kırmızı ışıklar yanarken terk etmiştir, ancak aracı durduğu ve avantaj kazanmadığı için kınama cezası verilmiştir.”

Açıklamada Sainz’ın pit çıkışından yerel saatle 13:29’da, yani pit çıkışının açıldığı 13:30’dan önce çıktığı da belirtildi.

Yarış hakkında konuşan Sainz: “Yarıştan dolayı çok mutlutum. Bence bundan daha fazlası mümkün olamazdı.”

“Harika bir kalkıştan sonra altıncı olmak, daha mutlu olamam.”

“Takım Ferrari’leri fazla zorlamamamı söyledi çünkü bu bizim yarışımız değildi. Tamam dedim ancak peşime geldiklerinde geçmelerine izin vermeyecektim.”

“İki kez denemede onları tutabildim sonra geçmelerine izin vermek zorunda kaldım.”

“Bence Red Bull’ların onları geçmelerine yardım ettim.”